Osman Zeki Yüksel Serdengeçti Kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Mayıs 1917 yılında Antalya’nın Akseki İlçesi’nde dünyaya gelen Osman Zeki Yüksel Serdengeçti, 1974 yılında Parkinson hastalığına yakalanmış ve 10 Kasım 1983’te Ankara’da vefat etmiştir. Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Haber Merkezi /  Asıl adı Osman Zeki Yüksel’dir. Akseki Müftüsü Hacı Ahmet Salim Efendi ile Emine Hanım’ın dört oğlundan üçüncüsü olan şair, ilkokulu Akseki’de, ortaokulu yatılı olarak Antalya’da okumuştur. Ankara Atatürk Lisesini bitiren şair 1940’ta Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümüne kaydolmuştur. Sabahattin Ali’yi tokatlaması ve 3 Mayıs 1944 olaylarına katılması hasebiyle dört ay hapis ve 66 TL para cezasına çarptırılmıştır. Bu karar Yargıtay tarafından bozulmuş ve 31 Mart 1945’te beraat etmiştir. Fakültenin son sınıfındayken Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından okuldan uzaklaştırılmıştır.

Kendi çıkardığı Bağrıyanık adlı mizahi gazetede Hasan Ali Yücel’e yazdığı “Yüksek Vekâletin Alçak Vekiline” dilekçesi yüzünden tutuklanmış ve bir sayı çıkan gazetesi kapatılmıştır. 1947-1962 yılları arasında sık sık tutuklandığı için sadece 33 sayı çıkarabildiği Serdengeçti dergisini yönetmiştir. 1956 yılında halasının kızı İsmet Hanım’la evlenmiştir. 1965 yılında Adalet Partisi’nden milletvekili seçilmiştir. Alparslan Türkeş’in Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi ve Necmettin Erbakan’ın Milli Selamet Partisi’ne girmiş ama bu partilerden de istifa etmiştir.

İslami gelenekten yetişen şair; Mevlana, Yunus Emre ve Mehmet Akif’ten çok etkilenmiştir. Mevlana ve Mehmet Akif biyografileri vardır. Çıkardığı Serdengeçti dergisi ve Bağrıyanık gazetesi iktidar aleyhine yazdığı yazılar nedeniyle kapatılmıştır. Mabetsiz Şehir ve Gülünç Hakikatler adlı düzyazıları yüzünden kovuşturmaya uğramıştır. Müslüman Türk Çocuğunun Şiir Kitabı adlı antolojisi bulunan şairin Buhran ve Kara Kitap adlı dönemin Ankara’sını anlatan basılmamış iki romanı vardır. Hem Türkçülüğü hem de İslam’ı savunan şair “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız!” diyerek fikrini ortaya sermiştir. Nükteli yanını şiirlerine de yansıtan şair için Ayasofya, içinde kanayan bir yaradır.

Bütün şiirlerini Türklüğün Perişan Hali adlı kitabında toplayan sanatçının Akdeniz Hilalindir ve Bu Duygular Benim Değil Bizimdir adlı iki şiir kitabı daha vardır. Bu Millet Neden Ağlar adlı kitabı Türklüğün Perişan Hali adlı kitabının yeni baskısıdır. Cumhuriyet Ankara’sını anlattığı Bir Nesli Nasıl Mahvettiler adlı romanı forma halinde basılan ilk romanımızdır. Bir dava adamı olarak ömrü boyunca yazıları yüzünden hapis yatan ama duruşunu hiçbir zaman bozmayan sanatçı eserleriyle özellikle Milli Şef dönemi CHP yönetimini eleştirmiştir.

Eserleri;

Mabetsiz Şehir
Bir Nesli Nasil Mahvettiler
Bu Millet Neden Aglar
Gülünç Hakikatlar
Ayasofya Davasi
Türklügün Perişan Hali
Mevlana ve Mehmet Akif
Kara Kitap
Radyo Konuşmalari
Müslüman Çocugun Şiir Kitabi

“Bu kervan böyle gitmez”

İster beni hoş görün, ister vurun öldürün,
İster bir cani gibi zindanda süründürün,
Yeter artık illallah! Şu yangını söndürün,

Amerikan dolan bu yangına kâr etmez.
Ey meclis-i mebusan bu kervan böyle gitmez!

‘l love you America’ yazılı durur duvarda,
Donanmalar taşıdı yığın yığın hovarda,
Kızlarımız dansetti, salep içtiler barda,

Kimse görmez bunları, haya etmez, ar etmez.
Ey meclis-i mebusan bu kervan böyle gitmez

Bankalar mâbed oldu, daktilo sesi dua,
Adet oldu hırsızlık, dalkavukluk ve riya,
Yapmayanlar düz yolda kalıverirler yaya,

Vallahi bilmem amma bu millet iflah etmez,
Ey meclis-i mebusan bu kervan böyle gitmez! ..

Her yerde yükselirken âvaze-i sefalet.
Yurdu cennet gösterir radyo denen kör alet,
İlâhi bu ne halet, Ya Rab bu ne dalâlet?

Zorbalık, cebr-ü şiddet kimseye gık dedirtmez
Ey meclis-i mebusan bu kervan böyle gitmez! ,

Haykırırım hakkı her sözüm ağır olsa da,
Şaklasa kamçı, sırtım onmaz yağır olsa da,
Duyulmaz mı bu feryat insan sağır olsa da,

Bu derde çâre lâzım, nutuklarla iş bitmez,
Ey meclis-i mebusan bu kervan böyle gitmez!

“Gelsen de bir gelmesen de”

Artık olan oldu bize
Gelsen de bir gelmesen de
Gelemeyiz biz yüz yüze
Gelsen de bir gelmesen de

Hep kendini çektin naza
Yok bahara yahut yaza
Bıktım gayrı yaza yaza
Gelsen de bir gelmesen de

Bir candır bu bir andır bu
Giden gelmez bir handır bu
Dağ taş değil insandır bu
Gelsen de bir gelmesen de

Göreceğim bir boş kafes
Ceset kalmış çıkmış nefes
Nerde o can nerde o ses
Gelsen de bir gelmesen de

“Yangın var!”

Yangın var, bağrım yanık, herkes şaka sanıyor,
Yanıyor avuçlarım bir kor gibi yanıyor.
Ya… Rabbim neydi bu hal, başa gelenler neydi?
Ya ben Cehennem’deyim, ya Cehennem bendeydi,
Denizlere atılsam deniz kurtarmaz beni,
Ufuklara uzansam ufuk da sarmaz beni.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir