“Donald Trump, Türkiye’yi F-35 Programına Geri Almayı Planlıyor” İddiası

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi. Türkiye, Rusya yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından programından çıkarılmıştı.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini öne sürülmüştü.

ABD Başkanı Donald Trump, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) yaptırımlarını kaldırılmayı ve Türkiye’yi F-35 programına geri almayı düşündüğü iddia edildi.

Fox News tarafından aktarılan bilgiye göre, Trump’ın F-16 uçaklarının Türkiye’ye satışına olumlu yaklaştığı belirtildi. Türkiye’nin S-400 sistemini çalışamayacak bir duruma getirmesi halinde F-35 savaş uçaklarını satma fikrine açık olduğunu da belirtti.

Aynı zamanda Trump’ın ekibinden ‘Türkiye’nin CAATSA yaptırımlarından nasıl kaçınabileceğine’ ilişkin bir çalışma yapmasını istediği belirtildi. İki taraf arasında yapılacak anlaşma, savunma sistemlerinin sökülmesi veya Türkiye’de ABD’de kontrolündeki bir üsse taşınmasını da kapsayacak.

ABD Kongresi, geçen yıl Türkiye’ye 40 F-16 ve mevcut filosundaki 79 uçak için modernizasyon kitlerinin 23 milyar dolarlık satışını onayladı. Türkiye ile uçağı üreten Lockheed Martin arasında görüşmeler ise devam ediyor.

Türkiye’ye CAATSA yaptırımları, Ankara’nın Rus yapımı S-400 füze savunma sistemlerini satın alması ardından uygulanmaya başlanmıştı. Türkiye aynı sebeple, Türk savunma şirketlerinin pek çok parçasının üretiminde pay sahibi olduğu yeni nesil savaş F-35 savaş uçakları programından da çıkarılmıştı.

Programdan çıkarılışının ardından Türkiye, modernize edilmiş 40 adet F-16 ve mevcut 79 adet F-16’nın modernizasyonu için ABD’ye başvurmuştu.

Erdoğan’ın, Trump’la 16 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde ‘iş birliğini geliştirmek için CAATSA yaptırımlarının sonlandırılması gerektiğini’ söylediği aktarılmıştı. Bloomberg, Erdoğan’ın Nisan ayında ABD’yi ziyaret ederek, Trump ile görüşmek istediğini aktarmıştı.

Türkiye – ABD ilişkileri

Son yıllarda Türkiye ve ABD arasındaki ilişkiler, Doğu Akdeniz, Suriye ve Gazze’deki politika farklılıklarından, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini satın almasına kadar çeşitli konular yüzünden gerildi. Bu durum, ABD yaptırımlarına ve Türkiye’nin 2019’da F-35 savaş uçağı programından çıkarılmasına yol açtı.

Daha sonra Ankara, Washington’dan 40 adet Block-70 F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kiti temin etmek istedi. Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından bu anlaşma onaylandı ve bu gelişmelerle birlikte ilişkilerde yumuşama oldu.

Erdoğan ayrıca, Türkiye’nin tedarik zincirleri açısından avantajlı olduğunu belirterek, Ukrayna-Rusya savaşında önemli bir mühimmat olan 155 mm’lik mühimmatın üretimi ve tedariki konusundaki iş birliğini örnek olarak gösterdi. Washington, Rusya’ya karşı yaptırımları ihlal eden bazı Türk bireyler ve şirketlere de yaptırımlar uyguladı.

ABD’nin CAATSA kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ve dönemin Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in de aralarında olduğu dört kurum yetkilisine “Rusya ile ilişkiler” nedeniyle yaptırımları 2021 yılında yürürlüğe girdi. Türkiye, Ukrayna’yı destekliyor ancak Moskova’ya yönelik yaptırımlara karşı çıkıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Piyasalar Altüst: Merkez Bankası 3 Günde 26 Milyar Dolar Sattı

Merkez Bankası (TCMB), Türk Lirası’ndaki yaklaşık yüzde 12’lik değer kaybını durdurmak için çarşamba günü yaklaşık 12 milyar dolarlık, perşembe ve cuma günleri de toplamda 14 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 106 kişi hakkında gözaltı kararı verilmesinin ardından piyasalarda yaşanan sert dalgalanma, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nı (TCMB) şimdiye kadarki en büyük müdahalesine zorladı.

Financial Times’ın aktardığına göre, Türk Lirası’ndaki yaklaşık yüzde 12’lik değer kaybını durdurmak için TCMB çarşamba günü yaklaşık 12 milyar dolarlık döviz satışı gerçekleştirdi.

Gün içerisinde yapılan yaklaşık 12 milyar dolarlık döviz satışıyla kur, yeniden 38 liranın altına çekildi. Müdahale sadece çarşamba günüyle sınırlı kalmadı. Ekonomistlerin ve piyasaların hesaplamalarına göre, Merkez Bankası perşembe ve cuma günleri toplamda 14 milyar dolarlık ek satış gerçekleştirdi. Böylece sadece üç gün içinde piyasaya verilen toplam döviz desteği 26 milyar doları buldu.

19 Mart Çarşamba günü, İstanbul’daki büyükşehir ve ilçe belediyelerine yönelik “terör” ve “yolsuzluk” soruşturması kapsamında gözaltı kararları kamuoyuna yansıdı. Gelişmenin ardından döviz piyasalarında hızlı bir yükseliş yaşandı. Dolar/TL kuru 41,53 ile tarihi zirvesine ulaşırken, avro 45 liranın üzerine çıktı. Ancak TCMB’nin müdahalesiyle kurlar gün sonunda düşüşe geçti; dolar yeniden 38 TL’nin altına geriledi.

Financial Times’a konuşan bir Türk bankacı, çarşamba sabahı piyasalarda “kontrolün kaybedildiğini” ve bunun yatırımcı güvenine zarar verdiğini belirtti. JP Morgan da aynı gün yayınladığı notta, “yüksek sermaye çıkışları nedeniyle lira likiditesinde bozulma yaşandığını” ifade etti.

Merkez Bankası, yaşanan gelişmelerin ardından 21 Mart Perşembe günü Para Politikası Kurulu’nu olağanüstü topladı. Gecelik borç verme faiz oranı yüzde 44’ten yüzde 46’ya yükseltildi. Yapılan açıklamada, “piyasadaki oynaklığı sınırlamak üzere TL ve döviz likiditesine yönelik tedbirler alındığı” belirtildi.

Açıklamanın devamında, “Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır” ifadelerine yer verildi.

Finans çevreleri, 12 milyar dolarlık döviz satışının TCMB kayıtlarına geçmiş en büyük müdahale olduğunu belirtiyor. Bu tutarın, önceki müdahalelerin neredeyse dört katına ulaştığına dikkat çekiliyor. Uzmanlar, bankanın muhtemelen perşembe ve cuma günleri de piyasaya müdahaleyi sürdürdüğünü tahmin ediyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Ön Seçim” Çağrısı: Tüm Vatandaşlarımızı Davet Ediyorum

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “23 Mart Pazar günü yarın, tüm Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhurbaşkanı adayları olarak benim için oy kullanacaklar. Bütün partili yol arkadaşlarımı, eksiksiz sandığa davet ediyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ayrıca Türkiye’nin her yerinde parti üyelerimizin sandıklarının yanı sıra tüm vatandaşlarımız için de sandık kurulacaktır. Tüm vatandaşlarımızı, bu büyük coşkunun bir parçası olmaya davet ediyorum.”

19 Mart’tan beri gözaltında tutulan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından yeni mesajlar yayınladı. Ekrem İmamoğlu, mesajlarında şu ifadeleri kullandı:

“Çok kıymetli vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz; Sizlere minnet duyuyorum. Milletimiz kendisine ait olan her şeye yürekten sahip çıkıyor. Sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Cumhuriyetimize, demokrasiye, adil Türkiye’nin geleceğine, milletimizin iradesine sahip çıkıyorsunuz; onur duyuyorum, gururlanıyorum.

Milletimizin sorumluluk alma hali bütün dünyaya ilham olmaya devam ediyor. Bugünler sorumluluk alma zamanı. Yarınlarda ise milletimizin tüm haklarını alacağı, demokrasinin en üst seviyeye ulaştığı, hukukun üstünlüğünü doya doya yaşayacağı, 86 milyon insanını eşitleyen 21. Yüzyıl Türkiye’sini hep birlikte yaşayacağımız günlere ulaşacağız.

Bu sorumluluk dolu günlerde biliyorum, bu akşam da Saraçhane’de olacaksınız. Ve baharı müjdeleyen şarkılar, türküler söyleyeceksiniz. 23 Mart Pazar günü yarın, tüm Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhurbaşkanı adayları olarak benim için oy kullanacaklar. Bütün partili yol arkadaşlarımı, eksiksiz sandığa davet ediyorum.

Ayrıca Türkiye’nin her yerinde parti üyelerimizin sandıklarının yanı sıra tüm vatandaşlarımız için de sandık kurulacaktır. Tüm vatandaşlarımızı, bu büyük coşkunun bir parçası olmaya davet ediyorum.

Son olarak; Çocuklar ve gençler, sizlerin oy kullanma hakkınız olmasa da yaratıcı duygularınızı, sözlerinizi, sloganlarınızı aynı yerde bana ulaşmak üzere bekliyorum. Millet büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir. Bu zor ve meşakkatli süreç milletimize emanettir.

“Ekonomik krizi de çileyi de biz bitireceğiz!”

Çok üzülüyorum, olan yine milletimize oluyor. Bizim üzerimizden milletin iradesine vurdukları bu darbe, yıllardır harap hale getirdikleri ekonomimizi ve Türkiye’nin geleceğini daha büyük bir tehlikeye sokuyor. Bu siyasi darbe yüzünden üç gündür ülkemizin ekonomisi daha da eriyor.

Kendi bozdukları ekonomiyi millete çile çektirerek düzeltmeye çalışanlar, yine milletimizin sırtına kaldırması güç bir yük yüklüyorlar. Allah şahittir, biz milletimize çektirdikleri çile azalsın diye çalıştık. Milletimiz biraz da olsa nefes alsın diye çalıştık. İnsanımız bu ekonomik krizde kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin diye canla başla çalıştık. Milletimiz bunu gördüğü için bizden desteğini hiç esirgemedi.

Bu samimi destek yüzünden bizi hapse, insanımızı da yokluğa mahkum etmek istiyorlar. Milletimize sesleniyorum: Sizin desteğinizle önce bu darbeyi yeneceğiz, sonra da bize bunu yaşatanlar göndereceğiz. Bu fedakar ve çalışkan millete yaşattıkları ekonomik krizi de çileyi de biz bitireceğiz!”

81 ilde 973 ilçede 5 bin 600 sandık kuracak

CHP, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tek aday olduğu cumhurbaşkanlığı ön seçimini yarın gerçekleştirecek. 81 ilde ve 973 ilçede 5 bin 600 sandık kurulacak. Üyeler için oy verme işlemi sabah saat 08.00’da başlayacak ve 17.00’da bitecek.

Üye olmayan vatandaşlar ise ön seçim sandığının yanına konulacak “Dayanışma Sandığı”nda oy kullanabilecek. Vatandaşlar oy kullanacakları yere onsecim.chp.org.tr adresinden de ulaşabilecek.

Bu kapsamda Ankara’da 25 ilçede, İstanbul’da 39 ilçede ve İzmir’de 30 ilçede ilçe başkanlıklarının yanı sıra belediyelere ait sosyal tesisler, pazar yerleri, kahvehane, düğün salonu ve spor salonları gibi halkın rahat erişebileceği yerlere sandıklar kurulacak.

Paylaşın

2024 Göçmenler İçin En Ölümcül Yıl Oldu

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM), geçen yıl yaklaşık 9 bin kişinin sınırları geçmeye çalışırken hayatını kaybettiğini duyurdu. 2024 yılında en az 8 bin 938 göçmen hayatını kaybetmişti.

Haber Merkezi / Asya, 2 bin 788 göçmen ölümüyle en çok ölüm bildirilen bölge olurken, onu 2 bin 452 ile Akdeniz ve 2 bin 242 ile Afrika izledi. Uluslararası Göç Örgütü ayrıca Karayipler’de “341 can kaybı”, Avrupa’da 233 ve Kolombiya ile Panama arasındaki Darien geçişinde 174 can kaybı olduğunu duyurdu.

IOM, toplam göçmen ölümlerinin en az yüzde 10’unun şiddet sonucu gerçekleştiğini, bu kategoriye silahlı saldırı, bıçaklama ve dayak gibi olayların yanı sıra devletin izin verdiği göçmen cinayetlerinin de dahil olduğunu belirtti.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ugochi Daniels yaptığı açıklamada, “Dünyanın birçok bölgesinde ölümlerdeki artış, daha fazla trajik can kaybını önleyebilecek uluslararası, bütüncül bir müdahaleye neden ihtiyaç duyduğumuzu gösteriyor” dedi.

Ugochi Daniels, bu tür şiddet içeren ölümlerin en çok yaşandığı ülkelerin İran, Myanmar, Bangladeş ve Meksika olduğunu söyledi ancak her bir vakada cinayetlerden kimin sorumlu olduğunu belirtmedi. Daniels, sahil güvenlik güçleri tarafından denizde zorla geri itilen göçmenlerin boğulma vakalarının şiddet içeren ölümlere ilişkin verilerde yer almadığını da sözlerine ekledi.

Birçok göçmen, deniz yoluyla göç ederken boğuluyor, hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor ya da ölümcül şiddet vakalarına kurban gidiyor.

Paylaşın

CHP, Kayyım Tehdidine Karşı 6 Nisan’da Seçimli Olağanüstü Kurultaya Gidiyor

Saraçhane’deki İBB binası önünde açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, partiye “kayyım atanması” ihtimalini ortadan kaldırmak için 6 Nisan’da Olağanüstü Kurultay kararı aldığını açıkladı.

Özel, “23 Mart günü yapacağımız Cumhurbaşkanı ön seçimine engel olmaya çalışan kötücül akla ‘Haydi işinize’ diyerek yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu. Özel, cumhurbaşkanı adaylarının her koşulda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu olacağını da yineledi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı geçen ay, 2023 yılındaki CHP kurultayında “para karşılığı oy kullandırıldığı” iddiasıyla yapılan ihbar üzerine Ocak 2024’te soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası üç gündür bulunduğu Saraçhane’de, partinin Olağanüstü Kurultay’a gideceğini duyurdu.

Özel, “Bu hafta içinde biz başvurumuzu yapmasaydık bugün mesai bitimine doğru bir kayyım ataması yaparak ön seçim sandığımızı elimizden almaya çalışacaklardı. Tüzüğümüzün bana verdiği yetkiye dayanarak 15 gün sonrasına, 6 Nisan’da olağanüstü kurultay kararı aldığımızı, partiyi olağanüstü kurultaya götürmek suretiyle kayyım girişimlerinin önünü kestiğimizi tüm Türkiye’ye ilan ederiz” diye açıklama yaptı:

Özel şunları söyledi: “Türkiye’de anayasal güvencelerin, hukuk güvencelerinin tamamını askıya almayı göze almış bir iktidarla karşı karşıyayız. Günlerdir de bize, bizlere neler yaptıklarını görüyorsunuz.

CHP’yi karıştırmaya ve Cumhurbaşkanı adayı belirleme iradesini engellemeye yönelik olarak Başsavcılık İstanbul’da bir gizli soruşturma yürütüyor. En nihayetinde her şeye tenezzül edenler ön seçimi engellemek için her şeyi yaptılar. En son 23 Mart’a dört gün kala, gittiler Sayın İmamoğlu’nu gözaltına aldılar. Amaç; kampanyayı kesmek ve bu seçimi yaptırmamak.

Adayımız belirlememek için bugün bir tenezzül, yeni bir tasarruf, yeni bir girişim. CHP’ye kayyım atayarak, pazar günkü seçime engel olmaya çalışanları, hazırlıklarını gördük. Buna karşı bugün içinde aldığımız bir kararı, yaptığımız resmi kayıtlara girmiş olan bir başvuruyu size açıklamak isterim.

Tüzüğümüzün Genel Başkan sıfatıyla bana verdiği yetkiye dayanarak, 15 gün sonrasına Olağanüstü Kurultay kararı aldığımızı, partiyi Olağanüstü Kurultay’a götürmek suretiyle kayyım girişimlerinin önünü kestiğimiz tüm Türkiye’ye ilan ederiz.

Bundan sonraki süreçte 15 gün sonra, 6 Nisan günü CHP’nin delegeleri Olağanüstü Kurultay sandığının başına geçip iradelerini tazeleyecekler.

CHP’nin Genel Başkanı olarak partiyi Olağanüstü Kurultay’a götürüyorum. Ve bunu 23 Mart günü yapacağımız Cumhurbaşkanı ön seçimine engel olmaya çalışan kötücül akla ‘Haydi işinize’ diyerek yolumuza devam ediyoruz.”

Özel gazetecilerin, “Ön seçim takviminde bir değişiklik var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Hiçbir değişiklik yok. Zaten bu Pazar günkü takvimin teminatıdır. Pazar günü yönetimde eğer bir kayyım atsalardı, atadıkları kayyıma Pazar günkü seçimi yaptırmayıp Ekrem İmamoğlu‘nun adaylığının önünü kesmeye, daha doğrusu Ekrem İmamoğlu‘na yönelik bu büyük sahiplenişi sakatlamaya çalışacaklardı.

Pazar günü bütün Türkiye’yi, CHP’lileri AKP‘ye, MHP’ye oy vermiş, bu yapılanlara ‘Olmaz kardeşim. Bize yapıldığında karşı çıkıyorduk. Tayyip Bey yıllar önce Saraçhane‘den hapishaneye giderken yanlış buluyorduk. Biz demokrasinin arkasındayız’ diyen herkesi dayanışma sandığında demokrasiye sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

Olağanüstü kurultay, kayyumu engeller mi?

CHP’li hukukçular, kurultay iptaline ilişkin soruşturmanın, 38. Olağan Kurultay’da delegelere “para karşılığı oy kullandırıldığı”, usulsüzlük yapıldığı iddialarıyla başlatıldığına dikkat çekerek, kurultay yenileme kararıyla soruşturmanın, hukuken “konusuz” kaldığı için düşeceğine işaret ediyorlar.

Kurultay yargı eliyle iptal edilse de mevcut delegelerle parti yönetimi seçiminin yenileneceğine işaret ediyorlar. Partinin kendi iradesiyle kurultay kararı alındığı için 38. Olağanüstü kurultayın iptali ve kayyum atanması olasılığının ortadan kaldırıldığını belirtiyorlar.

CHP tüzüğüne göre olağanüstü kurultay kararı alınması halinde 45 gün içinde büyük kurultayın yapılması gerekiyor. Ancak Özel, kurultay tarihini de açıkladığı için bu süre beklenmeyecek.

Olağanüstü Kurultay, genel başkanın belirlediği gündemle toplanabilecek ve başka bir konu görüşülemeyecek. Özel, seçimli kurultay çağrısı yaptığı için Genel Başkan, Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliği seçimi yapılacak.

Paylaşın

İstanbul Barosu Yönetimi Görevden Alındı: Bir Ay İçinde Seçim Yapılacak

İstanbul Barosu yönetimine açılan davada mahkeme “görevden alma” kararı verdi. “Basın ve yayın yolu ile terör örgütü propagandası yapmak” ve baronun kendilerine verilen yetkiyi “amaç dışı” kullandığı iddiasıyla dava açılmıştı.

Haber Merkezi / İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Ö. Kaboğlu ve baro yönetim kurulunun “amaç dışı faaliyet yürüttüğü” iddiasıyla açılan ve yönetimin görevden alınması istenen davanın ikinci duruşması bugün yapıldı.

İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davada, İstanbul Barosu yönetiminin görevden alınmasına karar verildi. Baronun mevcut yönetimi kararı istinafa taşıma kararı aldı.

Mahkeme ayrıca, en geç bir ay içerisinde yeni yönetim kurulu seçilmesine karar verdi. Tedbir kararı da alınmadığı için baro yönetimi şimdilik görevinin başında kalacak.

Haklarında dava açılan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeleri arasında şu isimler yer alıyor: Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Suriye’de öldürülen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin ile bu ölümleri protesto ederken gözaltına alınan gazeteciler için yaptıkları açıklama nedeniyle İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ile yönetim kurulu üyeleri hakkında dava açmıştı.

Baroya “Terör örgütü propagandası yapmak” ve “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamaları yöneltilmişti.

Paylaşın

Diyarbakır Newrozu’nda Konuşan Bakırhan’dan “Üçüncü Yol” Vurgusu

Diyarbakır Newrozu’nda konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, “Biz siyasette ne onun ne bunun yanındayız. Demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerinin yanındayız. Bizim yolumuz yanlış rotalara değil, demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan Üçüncü Yol’dur” dedi.

Haber Merkezi / Bu yıl “Özgürlük İçin Demokratik Toplum” şiarıyla startı verilen Newroz Bayramı kutlamalarının finali Diyarbakır’da yapıldı. Newroz Parkı’nda düzenlenen kutlamaya yüz binlerce kişi katıldı. Renkli flamalarla kaplı olan Newroz alanına, yağmura ve çamura rağmen insanlar fistan ve yöresel kıyafetler giyerek geldi.

Coşkulu kutlamaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, DBP Eş Genel Başkanları, DTK ve HDK Eşsözcüleri ile çok sayıda yerli ve yabancı delegasyon katıldı. Tuncer Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli arkadaşlar, çok kıymetli misafirlerimiz, Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun dört bir yanında Amed Newrozuna katılarak bizi onurlandıran değerli misafirlerimiz hoş geldiniz. Hepinizin Newroz Bayramını kutluyorum.

Ortadoğu’nun nabzı bugün Amed Newrozunda atıyor. Bugün sadece Ortadoğu’da değil, dünyanın her tarafında gözler Amed meydanındadır, Newroz meydanındadır. Çünkü Amed Newrozdur, Newroz Amed’dir. Siz Newrozsunuz. Kürt halkını Newroz halkı haline getiren Sayın Öcalan’ın Newroz Bayramını kutluyoruz. Newroza te pîroz be Birêz Ocalan. Newroz Pîroz Be!

Değerli halklarımız; Sayın Öcalan, 1993’te başladığı demokratik çözüm yürüyüşünde en tarihi adımı 27 Şubat’taki Asrın Çağrısıyla attı. Bu çağrı yüzyıllardır direnen, on yıllardır demokratik çözüm mücadelesi veren bir halk gerçekliğinin dile gelişidir. Bu çağrı, Mezopotamya ve Anadolu’da düğümleri çözüp tarihi yeniden başlatma çağrısıdır; Mezopotamya ve Anadolu halklarının birlikte yaşam manifestosudur. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının özü demokratik uzlaşmadır.

Bu çağrı bir milattır ve bu çağrının sahibi de Amed Meydanındaki siz onurlu halkımızsınız. Sizler, nice büyük bedeller ödeyerek bizi muhteşem bir zaferin eşiğine getirdiniz. Tarihsel bir sorundan, tarihsel bir barışa ve çözüme doğru yol alıyoruz. Tarih boyunca Türkler ve Kürtler, birlikte yaşamın kapılarını birbirine açtı, kaderlerini ortak kıldı. Ancak son yüzyılda bu kardeşlik duvarlarla ve ayrımcılıkla sınanmaya çalışıldı. Bin yıl önce Anadolu’nun kapılarını açan halk, 100 yıldır kapının berisine konuldu. Artık bu ayrıştırıcı tarihe son vermenin zamanı geldi.

Sayın Öcalan’ın 27 Şubat Çağrısı bu topraklarda hiçbir halkın dışlanmadığı, herkesin eşit ve özgür olduğu bir Türkiye içindir. Barışı gerçekleştirmek için elini uzatana elimizi, omzunu yaslayana omzumuzu verdik, vermeye de devam edeceğiz. Türk-Kürt ilişkilerinin tarihsel birikimi ve ortak aklı hepimize daha demokratik bir geleceğin yolunu gösterebilir. Çözümü dışarıda değil, Türkler ile Kürtlerin ortak geçmişinde ve geleceği birlikte inşa etme kararlılığında arıyoruz.

Geçmişin yaralarını birlikte sararak geleceği el birliğiyle inşa edebiliriz. Gelin, bu yolu birlikte yürüyelim. Bizim kararımız, tutumumuz, tavrımız nettir. Biz milyonlar olarak barış istiyoruz, eşitlik istiyoruz, demokratik bir toplum istiyoruz. Bakın, Amed Newroz Meydanında milyonlar barışı ve demokratik çözümü istiyor. Herkes Newroz meydanlarının mesajını iyi okusun. Newroz meydanları yüzyılın barış mutabakatına davettir.

Milyonların huzurunda ifade ediyorum: Türkiye’nin sınırları dışındaki Kürtler, Araplar ve Türkmenler sadece komşularımız değil, soydaşlarımızdır, akrabalarımızdır. Bu halklarla kuracağımız sağlam ilişkiler sadece Türkiye’nin barışı için değil, tüm Ortadoğu’nun huzuru için de hayati öneme sahiptir. Türkiye, sınırları dışında yaşayan Kürtlerle hasımlık değil hısımlık yapmalıdır. Karşıtlık Türkiye’ye kazandırmaz.

Kardeşlik ve diyalog ise Türkiye için büyük kazanımlar sağlar. Özellikle Suriye’deki siyasal denklemin yeniden şekilleneceği bir dönemde, Kürtlerle diyalog kurmak Türkiye’ye uzun vadede büyük faydalar sağlar. Unutmayalım; Türkiye’nin sınırları dışındaki Kürtler bir tehdit değildir, bir barış fırsatıdır. Bu fırsatı doğru değerlendirmek de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sorumluluğudur.

Değerli Türkiye halkları, demokrasi, hukuk ve barış bir şart değildir; birlikte yaşamanın zorunlu çıkış yoludur. Nefes almak ne anlama geliyorsa, siyasi ve hukuki zeminin oluşması da bu süreç için hayati önemdedir. Adımlar karşılıklı atılırsa toplum sürece güven duyar. Güven birlikte yaşamanın mayasıdır. Bu sürecin başarısı, Kürt-Türk ilişkilerinin 100 yıl sonra bu defa eşitlikçi ve demokratik temelde güncellenmesiyle olacaktır.

Biz süreçle ilgili ısrarla bardağın dolu tarafına bakıyoruz, iktidar ve devleti de bardağın boş tarafını doldurmaya davet ediyoruz. Barış bir yenme-yenilme meselesi değildir. Barış herkesin kazandığı en güzel bahardır. Newroz Meydanındaki gibi, gelin bu baharın bir daha kışa dönmesine izin vermeyelim, Barış ve Demokratik Toplum Çağrısına 85 milyon olarak sahip çıkalım.

Ortadoğu sert bir türbülansa girdi, fırtına herkesi etkiliyor. Bizim derdimiz, bu türbülanstan nasıl sağ salim çıkacağımızdır. Ama iktidar, hepimizin içinde olduğu uçağı kayyımlarla ve baskılarla, muhalefeti susturarak daha şiddetli türbülanslara sürüklüyor. 27 Şubat rotasından çıkaracak adımlar atılıyor. Bu yanlıştan iktidarı vazgeçmeye çağırıyoruz. Barış ve demokratik toplum, halkları ayrıştırarak olmaz. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını gözaltına alarak, Kent Uzlaşısını kriminalize ederek, kayyım atayarak, Rojava’ya saldırarak barışı ve demokratik toplumu oluşturamayız.

Değerli Türkiye halkları, Kürt sorununda inkar, tekçi ve anti-demokratik yaklaşım Türkiye’nin 100 yılına mal oldu; Türkiye halklarına yoksulluk ve açlık getirdi. Ama Asrın Çağrısıyla birlikte biz artık yüzümüzü geleceğe, saatlerimizi barışa kurmak istiyoruz. Barışın kapısını açacak kilit artık Kürt sorununda çözümdür, demokratik bir Türkiye’dir. Kürt sorununda çözümün rotası da ruhu da 27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın yapmış olduğu Asrın Çağrısındadır.

Bu sorunun çözümü artık ertelenemez, kulak ardı edilemez; çözümün entübe olmasına izin verilemez. Çünkü bölgede bir kıyamet senaryosunun içerisindeyiz. Bu kıyametten kurtulmanın yolu tarihi Kürt-Türk ittifakını demokratik ve eşitlikçi temelde kurmaktan geçer. Bundan ötürü altını çizerek ifade ediyoruz: Suyun akışına karşı yüzülmez, yanlış siyaset doğru yere götürmez.

“Bizim yolumuz demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan Üçüncü Yol’dur”

Nereye gideceğini bilene bütün yollar açıktır. Biz yolumuzu biliyoruz. Bizim yolumuzu, değerlerimiz ve barış sevdamız belirledi. Bizim yolumuzun rotası Demokratik Cumhuriyete çıkar. Bizim yolumuzun özü de biçimi de 27 Şubat Çağrısıyla kendisini ifade etmiştir. Biz siyasette ne onun ne bunun yanındayız. Demokrasi, adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerinin yanındayız.

Bizim yolumuz yanlış rotalara değil, demokratik, eşit, özgür bir yaşama çıkan Üçüncü Yol’dur. Biz Üçüncü Yol’da yürümeye devam edeceğiz. Newrozun ruhuyla, Kawa’nın inancıyla, Mazlum’un cesaretiyle yürüyeceğiz. Bu yolun sonu barıştır, bu yolun sonu demokrasi ve özgürlüktür. 100 yıldır bu topraklar barışa hasret kaldı. Şimdi, o barışın sesini duymanın, daha güçlü duyurmanın tam zamanıdır. Ufukta beliren barışı bu topraklara indirme zamanıdır. Newroz Pîroz Be!”

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: 19 Mart Açık Bir Siyasi Darbe

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ile başlayan sürece ilişkin konuşan CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, “Çoktan tükenmiş olan siyasi ömrünü uzatmak için tüm ülkeye zarar vermeyi göze alan bir iktidar ile karşı karşıyayız. 19 Mart, bir darbedir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması sonrası başlayan sürece ve 23 Mart’ta gerçekleştirilecek ön seçim hakkında açıklamalarda bulundu.

Ekrem İmamoğlu’nun, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayının belirleneceği 23 Mart’taki ön seçimden önce gözaltına alınmasının bilinçli ve planlı olduğu ifade eden Böke, şunları söyledi:

“Koşullar ağır. Saldırı büyük. Ama bir çaresizlik, bir yılgınlık yok. Umut var, burada umut var. Burada kararlılık var. Burada yarının aydınlığına inanan milyonlar var. Bu ülkenin vatandaşlarına endişe, kaygı, korku hissettirmek isteyenlere rağmen umut, heyecan ve cesaretle bir aradayız, bir arada olmaya devam edeceğiz. Kararlıyız, tüm vatandaşlarımızın gözünde bu kararlılığı görüyoruz. Hukuksuzlukların bittiği, adaletin kurulduğu, otoriterliğin bittiği, demokrasinin kurulduğu günlerin sözünü milyonlar birlikte veriyor, biz de veriyoruz. Biz herkese o günleri birlikte göreceğimizin sözünü bir kez daha veriyoruz.

19 Mart darbesinin 23 Mart tarihinin hemen öncesinde yapılmasının bilinçli ve planlı olduğunun farkındayız. Neden mi? Çünkü 23 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı ön seçiminde Türkiye’nin gelecek cumhurbaşkanını belirleyeceğiz. 23 Mart’ta Türkiye’de tarihin akışını değiştirecek bir demokrasi adımını atacağız. Bugüne haftalardır hazırlanıyoruz.”

“1 milyon 750 binlik CHP üyelerine milyonlar eşlik etmeye hazır”

Böke, partisinin üye sayısının 200 bin yeni kişiyle birlikte 19 Mart itibarıyla 1 milyon 750 bini aştığını bildirerek, şöyle konuştu: “19 Mart darbesinden sonraysa şu an itibariyle günlük 20 binin üstünde üye başvurusu alıyoruz. Sadece son iki günde partimize üye olmak için başvuran vatandaşlarımızın sayısı 40 bine ulaştı. Bu ekranlardan CHP’ye, bu milletin baba ocağına katılan herkese bir kez daha hoş geldiniz diyorum. Baba ocağının kapısı herkese açık olmaya devam ediyor. Üye olmayı beklemeden dayanışma duygularını göstermek isteyen milyonların sesi de bize ulaştı.

Bu kapsamda her bir ön seçim sandığımızın yanı başına üye olmayan tüm yurttaşlarımızın da dayanışmasını gösterebileceği, oy kullanabileceği dayanışma sandıklarını kurma kararı aldık. 81 ilde, 973 ilçede, il ve ilçe başkanlıkları, ilçelerin mahallelerinde, ilçelerin kahvehanelerinde, kültür merkezlerinde, yani evlerinizin yanı başında, Türkiye’nin her bir tarafında kurulacak ön seçim sandıkları ve dayanışma sandıklarımız tüm vatandaşlarımız cumhurbaşkanlığı ön seçiminde oy kullanması için hazır.

Biliyor ve görüyoruz ki, 1 milyon 750 binlik CHP üyelerine milyonlar eşlik etmeye hazır. Milyonlar milli iradenin, Ekrem Başkanın yanında olduğunu gösterecek. Ön seçim adayımız Ekrem İmamoğlu geçtiğimiz haftalarda yaptığı bölge gezilerinde ‘Bu salonlardaki herkes Ekrem İmamoğlu’dur’ demişti. İşte, 23 Mart’ta o sandık başına gidecek herkes Ekrem İmamoğlu’dur. 23 Mart’ta hepimiz birbirimize eşlik edeceğiz. O sandıkta demokrasiye can suyu vereceğiz.”

Böke, 23 Mart Pazar Türkiye genelinde yaklaşık 5 bin 600 sandık kuracaklarını, sandıkların başındaki üçer görevlinin oy kullanacaklara yardımcı olacağını anlattı. Sürecin sağlıklı bir şekilde işlemesi için partisinin büyük emek verdiğini ifade eden Böke, buna katkı veren herkese CHP ve demokrasi adına teşekkür etti.

“Pazar günü yapılacak seçim bir varış noktası değil, bir başlangıç noktası olacak”

Böke, “Nerede oy kullanabiliriz?” sorusunu sıkça duyduklarını belirterek, şunları söyledi: “Partimize üye olsun olmasın tüm yurttaşlarımızın oy kullanacağı sandıkları dün itibariyle en güncel haliyle onsecim.chp.org.tr adresinden ve partimizin web sayfasından görebilirsiniz. Bu sayfaya girdiğinizde üye olanlar için ayrı, olmayanlar için ayrı iki sekme bulunuyor.

Üyelerimiz kendi bilgileriyle, üye olmayan vatandaşlarımız ise bulundukları mahalleye göre oy kullanabilecekleri en yakın ön seçim sandığına bu adresten erişebilecek. Ancak bir kez daha altını çizmek isterim; tüm il ve ilçe binalarımızda sandıklarda örgütümüz sizleri bekliyor olacak. 23 Mart hepimizin, kadınların ve gençlerin, ‘Bu iş böyle gitmez’ diyenlerin, değişim irademizi, mücadele azmimizi, kararlılığımızı, birlikteliğimizi, umudumuzu gösterdiğimiz bir demokrasi şöleni olacak.

Unutmayalım ki iktidar yolculuğumuz daha yeni başlıyor. Pazar günü yapılacak seçim bir varış noktası değil, bir başlangıç noktası olacak. Sandıkta buluşan milyonlar olarak birlikte yola çıkacağız. Tarihe geçeceğiz, tarih yazacağız. Sözlerimi tamamlarken, bir kez daha hatırlatalım; milletimiz büyüktür. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. 23 Mart’ta sandıklarda buluşmak dileğiyle hepinizi saygıyla dayanışmayla selamlıyorum.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’na “Kreş Soruşturması”

Çarşamba sabahı gözaltına alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabından hakkında “kreş soruşturması” başlatıldığını açıkladı: “Geleceğimiz olan evlatlarımızın kreşlerini de milletimize emanet ediyorum.”

19 Mart sabahı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “yolsuzluk” ve “terör” suçlarından başlattığı iki ayrı soruşturma kapsamında gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yeni bir soruşturma daha açıldı.

İmamoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda belediye tarafından açılan kreşlerle ilgili hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu. İmamoğlu, “Kreş açtığım için hakkımda soruşturma açılmış. İfade vermek isterdim ama şu an gözaltındayım, yoksa seve seve bu şehrin çocukları için yaptığımız kreşleri tüm gücümle savunurdum. Kreş açma suçunu işlemeye devam edeceğiz. Geleceğimiz olan evlatlarımızın kreşlerini de milletimize emanet ediyorum” dedi.

Savcılıktan yapılan açıklamada, kamuoyunda “CHP’de para sayma görüntüleri” olarak bilinen video konusunda başlatılan soruşturma sonucunda “suç örgütü lideri” olduğu iddia edilen İmamoğlu ile “örgüt yöneticisi konumunda” bulunduğu belirtilen Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş ve Ertan Yıldız ile birlikte toplam 100 kişi hakkında “Suç Örgütü Yöneticisi Olmak, Suç Örgütüne Üye Olmak, İrtikap, Rüşvet, Nitelikli Dolandırıcılık, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Ele Geçirme, İhaleye Fesat Karıştırmak Suçlarından” gözaltı kararı verildiği belirtilmişti.

Savcılıktan yapılan diğer açıklamada da İBB başkanı ile birlikte yedi kişi hakkında, “PKK/KCK terör örgütüne yardım etmek” suçundan gözaltı kararı verildiği kaydedilmişti. Bu çerçevede 31 Mart yerel seçimlerinde uygulandığı belirtilen “kent uzlaşısı” çalışmaları gerekçe gösterilerek İmamoğlu’nun yanı sıra Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Reform Enstitüsü Başkanı Mehmet Ali Çalışkan, Şişli Belediye Başkan Yardımcısı Ebru Özdemir ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat’ın da aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında gözaltı kararı verilmişti.

İmamoğlu hakkında şu anda farklı gerekçelerle açılan çeşitli davalar bulunuyor ve bunlarda istenen toplam ceza yaklaşık 23 yıl hapis cezasını buluyor.

Peki İmamoğlu hakkında şimdiye kadar hangi dava ve soruşturmalar açıldı?

‘Ahmak’ davası: Kamuoyunda “ahmak davası” olarak bilinen dava, İmamoğlu’nun siyasi kariyeri açısından en kritik süreçlerden biri. Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerinde İBB Başkanı seçildi. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini iptal etmesinin ardından 23 Haziran 2019’da yinelenen seçimi İmamoğlu bu kez 806 bin oy farkla kazandı.

İmamoğlu, aynı yıl Ekim ayında Fransa’nın Strasbourg kentinde seçimlerin iptal edilmesini eleştiren sözleri sonrası dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile polemiğe girdi. İmamoğlu hakkında “YSK üyelerine hakaret ettiği” iddiasıyla iki yıl sonra 28 Mayıs 2021’de dava açıldı.

İmamoğlu, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada 14 Aralık 2022’de 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı ve kendisine Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 53’üncü maddesi uyarınca hakkında “siyasi yasak” hükmü uygulandı.

Karar istinafa taşındı. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nde bekleyen dosyada henüz bir karar verilmedi. Bölge Adliye Mahkemesi’nin itirazı reddetmesi durumunda dosya Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek. Burada da karar onaylanırsa İmamoğlu’nun belediye başkanlığının düşmesi ve siyasi yasaklı hale gelmesi söz konusu olacak.

Beylikdüzü’ndeki ihale: 2023 yılında İmamoğlu hakkında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yaptığı 2015 yılında düzenlenen bir ihale ile ilgili de dava açıldı. İmamoğlu 2014-1019 yılları arasında Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yapmıştı. İçişleri Bakanlığı’nın başlattığı inceleme sonucu 2023’te İmamoğlu hakkında “ihaleye fesat karıştırma” suçlamasıyla dava açıldı.

Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde süren davada İmamoğlu’nun üç yıldan yedi yıla kadar hapisle cezalandırılması ve hakkında siyasi yasak getirilmesi isteniyor. Bu davanın bir sonraki duruşması 11 Nisan 2025’te görülecek.

‘Şadi Yazıcı’ya hakaret’ davası: İmamoğlu hakkında bir diğer dava 25 Ekim 2022 tarihinde yaptığı konuşmada Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı hakkındaki sözleri nedeniyle açıldı. İmamoğlu’nun “işini yapmayan engelleyen bir belediye başkanı” sözleri sebebiyle Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı İmamoğlu hakkında “Kamu görevlisine alanen hakaret” suçlamasıyla dava açtı.

2023’te açılan dava Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Hakkında iki yıl dört aya kadar hapis cezası istenen İmamoğlu bu davada beraat etti. Şadi Yazıcı’nın avukatları karara itiraz etti. Dava 15 Aralık 2023’te tekrar görüldü. İmamoğlu aynı dosyadan yeniden beraat etti.

Usulsüz harcamalar: İmamoğlu ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde yapılan harcamalar sebebiyle “görevi kötüye kullanma” suçlaması ile de bir soruşturma açıldı. Kasım 2024’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB tarafından düzenlenen bazı etkinliklerde kamu kaynaklarının usulsüz kullanıldığı iddiasıyla soruşturma başlattı, İmamoğlu’na “görevi kötüye kullanma” suçlaması yöneltti.

Soruşturma henüz davaya dönüşmedi. İBB’ye soruşturma açılmasının ardından Beykoz Belediyesi hakkında da inceleme başlatılmıştı.

Akın Gürlek Davası: Belediyelere yönelik soruşturmaların hızlandığı tarihlerde İmamoğlu’nun İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında söylediği sözler de dava konusu oldu. İmamoğlu, geçmişte Adalet Bakanı Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Gürlek’in bu sebeple tarafsız olamayacağını söyleyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın CHP’li belediyelere yönelik soruşturmalarının siyasi nitelikte olduğunu iddia etmişti.

İmamoğlu’nun bu yorumları nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma 20 Ocak 2025’te kabul edildi. “Tehdit ve terörle mücadelede görev alan kişileri hedef göstermek” suçlamalarıyla yargılanacak olan İmamoğlu’nun 7 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması, kamu görevinden menedilmesi, seçme ve seçilme ehliyetinden yoksun bırakılması talep ediliyor. Dava 11 Nisan’da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.

Bilirkişi Davası: Akın Gürlek ile ilgili soruşturmanın hemen akabinde İmamoğlu 27 Ocak’ta bir basın toplantısı düzenledi ve CHP’li belediyeler ve kendisi hakkında yürütülen soruşturmaların çoğunda bilirkişi olarak aynı ismin görevlendirildiğini, bu ismin siyasi saiklerle hareket ettiğini iddia etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB Başkanı hakkında bu açıklama sebebiyle “yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla soruşturma başlattı. İmamoğlu 31 Ocak’ta “bilirkişi” ve “Akın Gürlek” soruşturmaları nedeniyle ifade verdi. İmamoğlu’nun 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını ve hakkında siyasi yasak getirilmesini talep eden iddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 26 Şubat’ta kabul edildi.

‘Sahte lisans diploması’ soruşturması. İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden süreçte açılan soruşturma 1990 yılında Kuzey Kıbrıs’taki Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yaptığı yatay geçişin usulsüz olduğu ve üniversite diplomasının geçersiz olduğu iddialarıyla 22 Şubat’ta açıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında “resmi belgede sahtecilikle” suçlanan İmamoğlu, 5 Mart’ta Çağlayan Adliyesi’nde ifade verdi.

4 Mart’ta İmamoğlu’nun avukatları, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hazırlanan ve soruşturmanın dayanağını oluşturan raporda imzası bulunan 5 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul Üniversitesi 18 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasını iptal etti. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesi halinde süreç dava aşamasına geçecek.

Tazminat davaları: Bu davaların yanı sıra İmamoğlu hakkında açılmış tazminat davaları da bulunuyor. İBB Başkanı hakkında 2019 yılında dönemin Ordu Valisi Seddar Yavuz’a hakaret ettiği iddiasıyla tazminat davası açılmıştı. Ordu 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada mahkeme İmamoğlu’na adli para cezası vermişti.

Bunun yanı sıra İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde Akın Gürlek’in İmamoğlu’na karşı açtığı bir tazminat davası da bulunuyor. Gürlek, İmamoğlu’nun hakkındaki sözleri sebebiyle 150 bin TL’lik tazminat davası açmıştı. Eylül ayında görülecek bir başka dava da 51. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülecek olan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İmamoğlu hakkında açtığı tazminat davası olacak.

Paylaşın

İstanbul, Ankara Ve İzmir’de “Eylem” Yasağı

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili olarak İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir’de de eylem yasağı kararı alındı. Ankara ve İzmir valilikleri, eylem yasağının beş gün süreyle alındığını bildirdi.

Haber Merkezi / İstanbul Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla ilgili olarak İstanbul’un ardından Ankara ve İzmir’de de eylem yasağı kararı alındı.

İzmir Valiliği de, 21-25 Mart tarihleri arasından kentte yapılacak her türlü protesto ve toplantının yasaklandığını duyurdu. Valilikten yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “İl genelinde 21-25 Mart tarihleri arasında her türlü toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması yasaklanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

İzmir’deki yasak kararının kamuoyuna yansımasından kısa bir süre sonra, Ankara’dan da bir yasak haberi geldi. Ankara Valiliği de, kentte 5 gün süreyle eylem yasağı kararı alındığı açıkladı.

Valilikten yapılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmalar çerçevesinde yapılan işlemleri protesto amacıyla bazı sosyal medya ve benzeri platformlar üzerinden yapılan provokatif paylaşımlardan ve edinilen diğer bilgilerden halkı provoke etmek suretiyle kanunsuz toplantı ve gösteri yürüyüşleri, akabinde şiddet eylemleri yapılacağı istihbar olunmuştur.

Bu kapsamda İlimiz genelinde; huzur ve güvenliğin, kişi dokunulmazlığının tasarrufa müteallik emniyetin, kamu esenliğinin sağlanması, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla önleyici kolluk tedbirleri kapsamında konusu suç teşkil eden eylemlerin önlenmesi ile genel asayişin tesis edilmesi amacıyla (önceden izin verilenler hariç) kapalı ve açık yer toplantıları ile gösteri yürüyüşleri, basın açıklaması, çadır kurma, stant açma, oturma eylemi, imza kampanyası ve benzeri türdeki eylem ve etkinlikler ile el ilanı dağıtılması, pankart/afiş asılması 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. maddeleri ile 5442 sayılı İller İdaresi Kanunu’nun 11. maddesinin (A) ve (C) fıkraları gereğince 21 Mart 2025 Cuma günü saat 14.00’dan, 25 Mart 2025 Salı günü 23.59’a kadar yasaklanmıştır.

Yukarıda belirtilen emir ve yasaklara uymayanlar hakkında ilgili mevzuat çerçevesinde gerekli adli ve idari işlemler yapılacaktır.”

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından İstanbul Valiliği kentte dört günlük yasak ilan etmişti. Ancak yasak kararına karşın İstanbul’da başlayan eylemler ülke geneline yayıldı. İstanbul’un dışında en büyük eylemler ise Ankara ve İzmir’de gerçekleştirilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) bugün tüm şehirlerde eylem çağrısı yapmıştı.

Paylaşın