Türkiye’de Günde Ortalama 7 Saat İnternette Geçiyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 77,3 milyon internet kullanıcısı bulunduğuna işaret ederek, internette geçirilen sürenin günlük ortalama 7 saatte ulaştığını belirtti.

Haber Merkezi / Uraloğlu ayrıca Türkiye’deki web trafiğinin ise yüzde 73,1’inin cep telefonlarının oluşturduğunu belirterek en yakın takipçisi dizüstü ve masaüstü bilgisayarların payının yüzde 25,5 olduğunu da bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye raporunda yer alan mobil kullanım verilerini değerlendirdi.

Bakan Uraloğlu, 2025 yılı itibarıyla Türkiye nüfusunun 87,6 milyona ulaştığını belirterek, “Nüfusumuzun yüzde 92,1’ine denk gelen 80,7 milyon kişi cep telefonu kullanıyor” dedi.

İnternet kullanan kişi sayısının nüfusun yüzde 88,3’ünü oluşturduğunu ifade eden Uraloğlu, “Ülkemizde 77,3 milyon internet kullanıcısı var. Söz konusu rapora göre 16 yaş ve üzeri internet kullanıcılarının yüzde 97,6’sı cep telefonuna; yüzde 62,8’i ise masaüstü veya dizüstü bilgisayara sahip” ifadelerini kullandı.

Abdulkadir Uraloğlu ayrıca, 16 yaş ve üzeri internet kullanıcılarının yüzde 96,9’unun internete erişim için herhangi bir cep telefonu kullandığını belirterek bunu yüzde 95,2 ile akıllı telefonların takip ettiğini de ifade etti.

İnternette geçirilen sürenin yüzde 56,3’ü mobil

İnternette geçirilen sürenin ise günlük ortalama 7 saat 13 dakikaya ulaştığını anlatan Uraloğlu, “Bu sürede mobilin payı yüzde 56.3. Yani günlük ortalama 4 saat 4 dakikayı cep telefonlarımız aracılığıyla internette geçiriyoruz. Bilgisayarlarda ve tabletlerde geçirilen günlük süre ise 3 saat 9 dakika” dedi.

Abdulkadir Uraloğlu ayrıca Türkiye’deki web trafiğinin ise yüzde 73,1’inin cep telefonlarının oluşturduğunu belirterek en yakın takipçisi dizüstü ve masaüstü bilgisayarların payının yüzde 25,5 olduğunu da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Samanyolu Ve Andromeda Ne Zaman Çarpışacak?

Onlarca yıldır en yakın büyük galaktik komşumuz olan Andromeda Galaksisi’nin (M31 ya da Messier 31 olarak da bilinir) saniyede yaklaşık 120 km hızla Samanyolu’na doğru ilerlediğini biliyoruz.

Haber Merkezi / Sorun şu ki, M31’in yaklaşma hızını ölçmek oldukça kolay, ancak tam yönünü ölçmek çok zor. En iyi tahmin, M31’in yaklaşık 4 milyar yıl içinde Samanyolu’yla neredeyse doğrudan çarpışacağını öne sürüyor.

Ancak, yakın zamanda yapılan araştırmalar çarpışmanın çoktan başlamış olabileceğini iddia ediyor. Bunun nedeni, her iki galaksinin de görünür yıldızların çok ötesine uzanan ve muhtemelen kütlelerinin yüzde 70’ine kadarını oluşturan gaz haleleriyle çevrili olmasıdır.

Bu durumda M31’in halesi ile Samanyolu’nun etkileşimi zaten başlamış oluyor.

Bu çarpışma, aslında bir “birleşme” olarak da tanımlanabilir, çünkü galaksilerdeki yıldızlar arasındaki mesafeler o kadar büyük ki, bireysel yıldız çarpışmaları pek olası değil.

Bunun yerine, iki galaksi birleşerek yeni bir eliptik galaksi oluşturacak. Bu süreçte, Güneş Sistemi’nin de Samanyolu içindeki konumu değişebilir, ancak doğrudan yok olması beklenmiyor.

Andromeda Galaksisi, Samanyolu’na en yakın büyük sarmal galaksidir ve Yerel Grup adı verilen galaksi kümesinin bir üyesidir.

Andromeda, Dünya’dan yaklaşık 2,5 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunur ve Andromeda Takımyıldızı yönünde yer alır. Çıplak gözle bile hafif bulanık bir leke olarak görülebilir, bu da onu Dünya’dan gözlemlenebilen en uzak nesnelerden biri yapar.

Andromeda, Samanyolu’ndan daha büyük bir galaksidir. Çapı yaklaşık 220.000 ışık yılı civarındadır (Samanyolu’nun çapı ise yaklaşık 100.000 ışık yılıdır). Sarmal kolları, yıldızlar, gaz ve toz bulutlarıyla dolu bir disk içerir. Merkezinde ise süper kütleli bir kara delik olduğu tahmin ediliyor.

Andromeda’nın kütlesi yaklaşık 1,5 trilyon Güneş kütlesi olarak hesaplanıyor ve içinde tahminen 1 trilyon yıldız barındırıyor. Bu, Samanyolu’ndaki yıldız sayısının (yaklaşık 200-400 milyar) oldukça üzerinde.

Paylaşın

Borsa’da Kayıplar Durdurulamıyor; Türkiye’nin Risk Primi Zirvede

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS / Credit Default Swap) puanı 372 seviyesine yükseldi. Böylelikle Türkiye’nin risk primi son 1,5 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Haber Merkezi / Borsa İstanbul 100 endeksi ise, yeni haftaya yüzde 2,80’lik bir düşüşle 9.117 puandan başladı.

Türkiye’nin 5 yıllık kredi risk primi (CDS / Credit Default Swap) puanı 372 baz puanı görerek Kasım 2023’ten bu yana en yüksek seviyeye çıktı.

19 Mart’ta yurt içinde siyasi gündemdeki olaylarla Türkiye’nin risk priminde yukarı yönlü bir hareket görülerek 300 baz puanın üzerine çıkmıştı. Trump’ın gümrük vergilerini açıklaması sonrasında risk priminde hareketlilik sürdü. Bloomberg verilerine göre, 18 Mart’ta 255 baz puan olan Türkiye’nin 5 yıllık CDS’i 7 Nisan’da 373 puana yaklaştı.

Borsa İstanbul 100 endeksi, yeni haftaya yüzde 2,80’lik bir düşüşle 9.117 puandan başladı. Günün ilerleyen saatlerinde endeks kayıplarını daha da artırarak yüzde 3,50 civarında geriledi.

Bankacılık endeksi yüzde 3,61, holding endeksi ise yüzde 2,80 değer kaybetti. Analistler, 9.100 ve 9.000 seviyelerinin destek, 9.200 ve 9.300 seviyelerinin direnç noktaları olarak dikkat çektiğini belirtiyor.

“Ekonomideki son çalkantı kalıcı değil”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Tarım ve Orman Şurası’nda yaptığı konuşmada ekonomik politikalara ve küresel gelişmelere dair önemli mesajlar verdi.

Son dönemde döviz kurundaki hareketliliğe de değinen Şimşek, Türk Lirası’ndaki yüzde 3 ila 3,5 seviyesindeki değer kaybının kısa vadede bazı etkiler yaratabileceğini, ancak bu etkinin kalıcı olmayacağını belirtti.

Şimşek, “Lirada nisan ayına özgü sınırlı etkiler olabilir. Ancak orta ve uzun vadede bu oynaklığın kalıcı bir baskı yaratmasını beklemiyoruz. Aksine, dezenflasyon sürecine katkı sağlayacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Fenerbahçe, Trabzonspor’u Rahat Geçti: Zirvede Puan Farkı Üçe İndi

Süper Lig’in 30. hafta maçında Fenerbahçe ile Trabzonspor, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Hake Mehmet Türkmen’in yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 4-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’nin gollerini 51 pen., 64 ve 77. dakikalarda Anderson Talisca ve 60 dakikada Milan Skriniar, Trabzonspor’un tek golünü ise 45+4. dakikada Denis Draguş kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 68’e çıkardı ve lider Galatasaray ile aradaki puan farkını 3’e indirdi. Trabzonspor ise 36 puanda kaldı.

45+4. dakikada svunmada Djiku’dan sıyrılan Zubkov, Banza’yı gördü. Ceza sahasına giren Banza’nın pasıyla sol çaprazda kaleciyle karşı karşıya kalan Draguş’un şutunda top filelere gitti. 0-1

51. dakikada Osayi-Samuel, Mustafa Eskihellaç’ın müdahalesiyle ceza sahası çizgisi üzerinde yerde kalınca, VAR odasından yapılan uyarı üzerine hakem Mehmet Türkmen penaltı kararı verdi. Kazanılan penaltı atışında topun başına geçen Talisca, meşin yuvarlağı ve kaleciyi farklı köşelere gönderdi. 1-1

60. dakikada Fenerbahçe atağında ceza sahası içine doldurulan topu Tadic, Skriniar’a aktardı. Skriniar’ın vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-1

77. dakikada Szymanski’nin sağ taraftan ortasında Trabzonspor savunması topu uzaklaştırmaya çalıştı. Talisca’nın ceza sahası dışı sol çaprazdan gelişine vuruşunda meşin yuvarlak uzak köşeden ağlara gitti. 4-1

Fenerbahçe Teknik Direktör Jose Mourinho, karşılaşma sonrası yaptığı açıklamada, “Neden çok net penaltımızda VAR hakeminin orta hakemi çağırmadığını anlamıyorum. Net bir penaltımız vardı, maçın hikayesini çok net değiştirebilirdi” dedi. Mourinho, kadrodaki değişikliklerin sürpriz olmadığını belirtti.

Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, takımın başına geldiğinden beri en iyi oyunlarını oynadıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Geldiğimizden bu yana oyun olarak en iyi oyun diyebilirim. Özellikle ilk yarı baskılarımızın çoğu bölümde iyi olduğu bir maç. Bulduğumuz gol, kaçırdığımız fırsatlar… Soyunma odasında oyuncularıma ilk 15 dakika çok önemli demiştim. Baskıya da çalışmıştık fakat bire birde penaltı pozisyonu var.

Sonra 15 dakikada arka arkaya yediğimiz 2 gol var kabul edilemez bir şekilde. Oyun olarak herkes elinden gelenin en iyisini yaptı. Top kazanmakta etkisiz kaldık, ikinci yarıda gücümüz yetmedi. Pozitif bakmak lazım, daha iyi olabiliriz. Bundan sonra önümüzde değerli maçlar var. Bir fırsat maçıydı ve bunu kaçırdık.”

Paylaşın

EPDK Açıkladı: Elektriğe Yüzde 25 Zam

EPDK, elektrik perakende satış fiyatlarında mesken abone grubu için yüzde 25, tarımsal faaliyetler abone grubu için yüzde 12,4 oranında artış yapıldığını duyurdu.

5 Nisan 2025 tarihinden itibaren geçerli olacak zamla birlikte 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesi için ödenecek tutar 259,04 lira oldu.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (EPDK) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Elektrik üretim ve dağıtım maliyetlerinde yaşanan artış nedeniyle nihai elektrik perakende satış fiyatlarında mesken abone grubu için %25, kamu ve özel hizmetler sektörü abone grubu için %15, sanayi abone grubu için %10 ve tarımsal faaliyetler abone grubu için %12,4 oranında artış yapılmıştır.

Bu artışla beraber 100 kWh elektrik tüketimi olan bir mesken abonesi için ödenecek tutar 259,04 TL olmuştur.

Ayrıca BOTAŞ’ın internet sitesinde ilan ettiği BOTAŞ doğal gaz toptan satış fiyatları ışığında: Nihai doğal gaz satış fiyatlarında sanayi tüketicileri için ortalama %20, elektrik üretim santralleri için ise ortalama %24,2 oranında artış söz konusudur. Tarifeler 5 Nisan 2025 tarihi itibariyle geçerli olacaktır.”

Paylaşın

Bakırhan’dan İktidara “Demokrasiden Korkmayın” Çağrısı

İktidara “demokrasiden korkmayın” çağrısında bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti, ortak kader ve tarihe sahip olduğumuz Ortadoğu halklarına güçlü bir nefes vermek anlamına gelecektir” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de bireylerin hak ve özgürlükleri, kati güçler ayrımını, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlığı temel alan özgürlükçü laikliği, farklılıkları tanıyarak üniterliği tesis etmek demokratik siyasi düzenin formülüdür. Bu düzenin filizlenmesi için herkesin ön yargılarını aşması, sorumluluk alması, demokratik siyasi bir kararlılık göstermesi kritik önemdedir”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun çözümü ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına ilişkin Yeni Yaşam Gazetesi’nde bir yazı yazdı. Bakırhan’ın yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Küresel ve bölgesel gelişmeler açısından Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biri Türkiye, en örgütlü halklarından biri ise Kürt halkıdır. Küresel düzen ve bölgesel dinamikler büyük bir kasırga altında değişirken, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü ve demokratik dönüşüm muazzam sonuçlar üretecektir. Bu sürecin doğru yönetilmesi, sadece Türkiye için değil tüm bölge için de köklü ve demokratik değişimlerinin önünü açabilir. Bu yeni dönemde daha güçlü bir pozisyon almak için barışa ve demokratik dönüşüme hizmet edecek kapsayıcı ve cesur bir perspektife ihtiyacımız var.

Türkiye’nin yüz yıllık devlet politikasının özü inkar, isyan ve bastırma ekseninde şekillendi. Tüm ülkeye kaybettiren bu yanlış politika, toplumsal barış ve demokratik dönüşüm talebini ertelemekten öteye geçmemiş, aksine büyüterek bugüne taşımıştır. Bugün artık demokratikleşme olmadan kalıcı bir barışın inşa edilemeyeceği açıktır.

Tarihsel fay hatlarını revizyonlarla ayakta tutmaya çalışmak, konjonktürel gerilimleri geçici hamlelerle gidermek mümkün değildir. Türkiye’nin toplumsal, kültürel, etnik ve inanç temelli fay hatları, mevcut gerilim siyasetiyle sürdürülemez hale gelmiştir. Bu politikalarda ısrar sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına alarak tehlikeye atmaktadır.

Türkiye kritik bir kavşaktadır. Önümüzde iki yol var: Biri, sorunları halının altına süpürüp geçici çözümlerle günü kurtarmak ama sorunları daha fazla derinleştirmektir. Diğeri ise sorunlarımızla cesaretle yüzleşip kalıcı bir çözüm üretmektir. İlk yol, yıllardır kanayan yarayı daha da derinleştirir, kaosu büyütür ve sonunda hepimize zarar verir.

Bölgesel kaosun etrafa saçtığı tehlikeler, bu yüz yıllık yarayı daha da enfekte ederek tüm bünyeyi sarsabilir. İkinci yol ise, bu yarayı gerçekten sahici yöntemlerle iyileştirerek hep birlikte güçlenmemizi sağlar. Artık geçici bir pansuman değil, köklü bir tedavi gerekiyor. Çözüm de çok açık: Demokratik toplum ve barış.

Mezarlık etrafında ıslık çalarak korkuyu bastırmak yerine, o korkunun kaynağıyla yüzleşip çözüm üretecek bir akla ihtiyaç var. Sorunları görmezden gelerek değil, cesaretle üzerine giderek çözebiliriz. Artık topu taca atma zamanı değil, köklü ve sahici çözümler üretme zamanı.

Demokratik uzlaşma temel yöntemdir

Küresel ve bölgesel dinamikler, toplumsal ve siyasi destek göz önüne alındığında, barış ve demokratik dönüşüm maksimum potansiyele ulaşmıştır. Bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek maalesef sadece iyi dilek ve temennilerle olmuyor. Barış ve demokratik dönüşüm potansiyeline yönelik en büyük zararı diyalog sürecinin etrafında dolaşmak, seçime endeksli kısa vadeli dar çıkarları esas alan siyasi manevralar verecektir.

Gerçekler, zaman ve mekandan bağımsız olarak hep gerçek olarak kalır. Bugün artık on yılların neden elden kayıp gittiğini çok gerçekçi ve cesur şekilde tartışmalıyız. Toplumsal barışın güçlenmesi, ülkenin çok boyutlu meselelerini sahici bir diyalog zemininde ele almayı zorunlu kılar. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan tarafından yapılan Asrın Çağrısı’nda belirtildiği üzere ‘Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.’

Demokratik uzlaşma temel alınarak demokratik reformların bir sureti barışa, diğer sureti ise demokratik dönüşüme bakmalıdır. Milyonların buluştuğu Newroz meydanları devlete demokratik uzlaşı yöntemini önermiştir. Demokratik toplum ve barış çağrısına imzasını Sayın Öcalan, mührünü ise Newroz meydanındaki milyonlar vurmuştur.

Barış ve demokratikleşme için güçlü bir toplumsal irade açığa çıktı. Şimdi buna denk bir siyasi iradenin tecelli ve tecessüm etme zamanıdır. Ancak güçlü bir siyasi irade, demokratik meşruluk, toplumsal destek geleceğin istikrarlı inşasını sağlayabilir. Bu inşanın temel ilkeleri demokratik uzlaşı, toplumsal ortaklaşma ve anayasal eşit yurttaşlıktır.

Türkiye halklarının barışa ve demokratik dönüşüme dayanan gerçek potansiyelini açığa çıkarmak için demokratik katılım ve eşit yurttaşlık ilkelerine dayanan bir toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır. Yeni, demokratik bir anayasanın önemi burada ortaya çıkmaktadır. Bu mutabakat sadece hukuki normları belirlemekle kalmayacak; aynı zamanda Türkiye toplumunun çoğulcu, özgürlükçü ve adalet temelli ortak yaşam ilkelerini de güvence altına alacaktır.

Küresel düzen ve bölgesel dinamiklerde çatırdamalar yaşanırken Türkiye’de yükselen barış umudu, sadece bir etnik kimlik veya teritoryanın meselesi değildir. Barış ve demokrasinin ayrılamaz birlikteliğiyle, demokratikleşmenin derinleşmesi ülkenin her köşesine ve siyasi, toplumsal, iktisadi alanlara olumlu yansıyacak gelişmelerin temel anahtarıdır.

Bu anahtarla barışın kapısı açıldığında demokratik bir yeniden inşa süreci kaçınılmaz olacaktır. Bu yönüyle demokrasinin ve barışın inşası eşzamanlı ilerleme yöntemini esas alarak yürütülmelidir. Bu kapsamda TBMM sürecin asli rollerinden birini oynayarak ‘Güven ve Demokrasi Paketi’yle Nisan ayına girebilir.

Eşyanın tabiatının gereği olarak güven arttırıcı adımlar atılmalı ve iktidarın meşruiyetini sorgulatacak, demokratik gerilemeyi arttıracak politika ve uygulamalardan uzak durulmalıdır. Bir yandan yerel yönetimlere ve seçilmişlere müdahale ederek demokratik gerilemeye ivme kazandırmak diğer yandan ise barışla ilgili iyi dileklerde bulunmak uzlaşmaz bir ikilem oluşturmaktadır.

Kuşkusuz ki, yerel demokrasi, demokrasinin kök hücresidir. Halkın iradesine en doğrudan şekilde sahip olmasıdır. Bu kapsamda, ifade özgürlüğünün, seçimle gelen iradeye saygının ve çoğulcu katılımın tıkanması, kutuplaşmayı derinleştirdiği gibi barışçıl çözüm önerilerini de zayıflatır. Demokratik, barışçıl ve adil bir geleceğin inşasında kararlı olanlar için önemli olan, kendi politik çıkarlarını öncelemek değil, ortak aklın yaratacağı enerjiyi açığa çıkarmaktır.

Barış ve demokratik çözüm iradesi gösteremeyenler, tarihe de topluma da verecek bir tarihi hesapla karşı karşıya kalacaklardır. Siyasal aktörlerin, geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkararak somut ve kalıcı bir çözüm yolunu açmaları zaruridir.

Demokratik dönüşüm ancak kapsayıcı bir politika, kişilerin değil 85 milyonun faydasını esas alan bir etik çerçeve ve herkesin kendini içinde bulabileceği ortak bir gelecek tasavvuru ile mümkün olabilir. Demokratik dönüşümü zemin haline getiren bir barış, herkesin hayrına olacaktır!

Barışa hazırız, demokrasiden korkmayın!

Barışa ve Demokratik Dönüşüme Çağrımız, onurlu barışa hazır olduğumuzun kanıtı, iktidara yönelik ‘demokrasiden korkmayın’ çağrısıdır.

DEM Parti olarak, halkların ortak yaşamı ve demokratik çözüm perspektifimizi en yalın haliyle ifade etmek isteriz. Bizim için barış, tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğu, özgürce yaşayabildiği, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği Demokratik Türkiye Cumhuriyeti demektir. Demokratik Türkiye Cumhuriyeti, ortak kader ve tarihe sahip olduğumuz Ortadoğu halklarına güçlü bir nefes vermek anlamına gelecektir.

Türkiye’de bireylerin hak ve özgürlükleri, kati güçler ayrımını, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlığı temel alan özgürlükçü laikliği, farklılıkları tanıyarak üniterliği tesis etmek demokratik siyasi düzenin formülüdür.

Bu düzenin filizlenmesi için herkesin ön yargılarını aşması, sorumluluk alması, demokratik siyasi bir kararlılık göstermesi kritik önemdedir. Hem ülkemizin hem de gelecek nesillerimizin hak ettiği barış, demokrasi ve refah düzeyine ulaşmak mümkündür. Barış, demokrasi ve refahı gerçekleştirmek ise tarihsel sorumluluğumuzdur! Biz barışa hazırız. Kimse demokrasiden, eşitlikten ve özgürlükten korkmamalıdır!”

Paylaşın

Gıda Enflasyonu: Türkiye Dünyayı Beşe Katladı

Mart ayında küresel gıda fiyatlarında yıllık enflasyon yüzde 6,9 olurken, aynı dönemde Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 37,12 olarak kayıtlara geçti. Böylelikle Türkiye’de gıda enflasyonu küresel enflasyonu beşe katlamış oldu.

BloomberHT’nin haberine göre; Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından derlenen, tahıllar, yağlı tohumlar, süt ürünleri, et ve şeker fiyatlarındaki aylık değişimleri izleyen dünya gıda fiyatları endeksi Şubat ayındaki revize edilmiş 126.8 seviyesinden Mart ayında 127.1’e çıktı. Endeks, geçen yılın Mart ayına göre yüzde 6,9 arttı.

Aynı dönemde Türkiye’de gıda fiyatları yıllık bazda yüzde 37,12 arttı. Böylelikle Türkiye ile dünya arasındaki gıda enflasyonu makası 30 puana yükseldi.

Endeksin detaylarına baktığımızda ise dünya tahıl ve şeker fiyatlarındaki düşüşlerin, bitkisel yağ fiyatlarındaki kayda değer artışla dengelendiği göze çarpıyor.

FAO Tahıl Fiyat Endeksi Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2.6, yıllık bazda ise yüzde 1,1 geriledi. Küresel buğday fiyatlarındaki düşüş başlıca Kuzey Yarımküre ihracatçı ülkelerdeki üretim koşullarına ilişkin endişelerin hafiflemesiyle ilişkilendirilirken, döviz hareketleri fiyatların daha da gerilemesini sınırladı. Mısır, arpa ve sorgum fiyatları da Şubat ayına göre düşüş gösterdi. FAO Tüm Pirinç Fiyat Endeksi ise zayıf ithalat talebi ve bol miktarda ihracat arzı nedeniyle yüzde 1.7 azaldı.

Buna karşılık FAO Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Şubat ayına göre yüzde 3.7 artarak bir önceki yıla göre ortalama yüzde 23.9 yükseldi. Palm, soya, kolza ve ayçiçeği yağı fiyatları, güçlü küresel ithalat talebine bağlı olarak arttı.

FAO Et Fiyat Endeksi ise özellikle Almanya’nın ayak-ağız hastalığından ari statüsünü yeniden kazanmasının ardından Avrupa’da domuz eti fiyatlarının yükselmesi ve Euro’nun ABD doları karşısında güçlenmesi nedeniyle aylık yüzde 0.9 ve yıllık bazda ise yüzde 2.7 artış gösterdi. Dünya kanatlı eti fiyatları, bazı büyük üretici ülkelerdeki yaygın kuş gribi salgınlarının yarattığı zorlukların devam etmesine rağmen Mart ayında büyük ölçüde sabit kaldı.

FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, uluslararası peynir fiyatlarındaki düşüşün tereyağı ve süt tozu fiyatlarındaki artışla dengelenmesiyle Şubat ayına göre değişmedi.

FAO Şeker Fiyat Endeksi ise Mart ayında küresel talebin zayıfladığına dair işaretlerin etkisiyle yüzde 1.4 düştü. Brezilya’nın güneyindeki önemli şeker kamışı yetiştirme alanlarında son zamanlarda görülen yağışlar bu düşüşte etkili olurken, Hindistan’daki üretim beklentilerinin zayıflaması ve Brezilya’daki genel üretim koşullarına dair süregelen belirsizlikler ise fiyatlardaki düşüşü sınırladı.

Paylaşın

Türkiye Kupası: Göztepe Yarı Finalde

Türkiye Kupası çeyrek finalinde Beşiktaş ile Göztepe, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 3 – 1 galip ayrılan Göztepe, adını yarı finale yazdırdı.

Haber Merkezi / Hakem Atilla Karaoğlan’nın yönettiği karşılaşmada Beşiktaş’ın golünü 30. dakikada Ernest Muçi, Göztepe’nin gollerini ise 38, 79 ve 81. dakikalarda Romulo Cardoso kaydetti.

Göztepe, Trabzonspor ile yarı finalde karşılaşacak.

Beşiktaş’tan Tayyip Talha Sanuç 36. dakikada kırmızı kart gördü.

30. dakikada Rafa Silva’nın ara pasında sol kanatta topla buluşan Ernest Muçi’nin ceza sahası içine girip çaprazdan uzak köşeye vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

38. dakikada Romulo Cardoso’nun ceza yayının içinden kullandığı serbest vuruşta direkt kaleye giden meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-1

77. dakikada sol taraftan kullanılan kornerde Koray Günter’in kafayla kaleye gönderdiği top Masuaku’ya çarptı. Hakem Atilla Karaoğlan, Masuaku’nun meşin yuvarlağa elle dokunduğunu işaret ederek beyaz noktayı gösterdi. 79. dakikada penaltıda topun başına geçen Romulo, meşin yuvarlak ile kaleciyi ayrı köşelere gönderdi. 1-2

81. dakikada İzmir ekibi farkı ikiye çıkardı. Savunmadan atılan uzun topta bir an duraksayan Beşiktaş defansının hatasını değerlendirerek ceza sahası içine giren Romulo, kaleci Ersin Destanoğlu’nun üzerinden aşırttığı meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-3

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü: Suriye’deki Mezhepsel Katliamlar Savaş Suçu

Uluslararası Af Örgütü, Suriye hükümetine, geçen ay ülkenin kıyı bölgelerinde yaşayan Alevi sivilleri hedef alan “mezhepsel katliamlar” konusunda hesap verme çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / Birleşik Krallık merkezli Af Örgütü, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Suriye hükümetinin, “hiçbir kişi veya grubun mezhebi nedeniyle hedef alınmamasını sağlamak için derhal adımlar atması” gerektiğini belirtti.

Gerçeği ortaya çıkarmanın ve adaleti sağlamanın “vahşet döngülerini sona erdirmek için hayati önem taşıdığı” vurgulanan açıklamada, “Katliamların savaş suçu olarak soruşturulması gerekiyor” ifadelerine yer verildi.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard, hükümete bağlı “milislerin” Alevi sivilleri kasten hedef aldığını ve “soğukkanlılıkla yakın mesafeden kişileri vurarak korkunç saldırılar gerçekleştirdiğini” söyledi.

Çatışmalar, 6 Mart’ta patlak verdi ve Hayat Tahrir el-Şam’a (HTS) bağlı gruplar Alevilerin çoğunlukta olduğu kıyı bölgelerini hedef aldı.

Birleşmiş Milletler’e göre 21.000’den fazla insan Lübnan’a kaçmaya zorlandı, binlercesi ise Rusya’nın Hmeimim Hava Üssü’ne sığındı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi, “faillerin evlere baskın düzenleyerek sakinlere Alevi mi yoksa Sünni mi olduklarını sorduklarını, ardından onları öldürdüklerini veya bağışladıklarını” açıkladı.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriye güvenlik güçleri ve müttefiklerinin “saha infazları” gerçekleştirdiğini, yaklaşık 1.700 sivili öldürdüğünü, ölümlerin çoğunun 7 ve 8 Mart’ta gerçekleştiğini bildirdi.

Buna karşılık, Suriye’nin geçici Devlet Başkanı Ahmed El-Şara, “sivil katliama” karışan herkesin hesap vereceğine söz verdi ve olayları araştırmak üzere bağımsız bir komite kurdu; ancak bulguları henüz yayınlanmadı.

Paylaşın

CHP’de Olağanüstü Kurultay: Kılıçdaroğlu’ndan “Aday Değilim” Açıklaması

CHP’de olağanüstü kurultay için geri sayım devam ederken, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partiye kayyım atanacağı iddialarının önünü kesmek için 6 Nisan’da olağanüstü kurultay ilan etmesinin ardından parti kulisleri hareketli.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yeniden aday olacağı kurultayda, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ya da işaret edeceği bir ismin aday olup olmayacağına ilişkin tartışmalar sürüyor.

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Kılıçdaroğlu ise, “Aday mısınız?” sorusuna, “Hayır efendim. Ben aday değilim…” yanıtını verdi.

“Kurultaya gidecek misiniz?” şeklindeki soruya da cevap veren Kılıçdaroğlu, “Biliyorsunuz bir süredir Bayram dolayısıyla tatildeyim. Eğer davetiye geldiyse giderim. Ofiste olmadığım için davetiyenin gelip gelmediği hakkında da bilgim yok. Bir iki güne döneceğim, eğer davetiye gelmişse giderim” ifadelerini kullandı.

“Aday olmanız için imza toplayanlara kaç imza topladığınızı sorduğunuz, 400 civarında kaldığını öğrendiğinizde de 600’ü bulmaları halinde adaylığı düşüneceğinizi söylediğiniz ileri sürülüyor” şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, esprili bir dille yanıt verdi: “Az söylemişler. Madem istemişim niye az olsun, şöyle 750-800 olsaydı bari… Az demişler, 800’ü geçseydi…”

Kimsenin açıp kendisine sormadan hakkında yorumda bulunduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, olağanüstü kurultayla ilgili çok büyük bir beklentiye girilmemesi gerektiğini söyledi.

Olağanüstü kurultay kararının “kayyum” ihtimaline karşı alındığını anımsatan Bulut, “Burası baba ocağı, yüzde 5 imzayı bulan herkes aday olabilir” dedi.

Bulut, “Sosyal medya üzerinden doğru olmayan bilgilerin aktarılmasını da aday olmak isteyenlere de ‘vay niye aday oluyorsun’ denmesini de doğru bulmam. Biz her iki duruma göre de hazırlığımızı yapıyoruz” dedi.

Özel dışındaki bir ismin adaylığının CHP’nin birlik ve bütünlüğünü bozmayacağını vurgulayan Bulut, “Ama sosyal medya üzerinden parti içinde kavga varmış gibi göstermek, iktidarın ekmeğine yağ sürer” görüşünü dile getirdi.

Paylaşın