“Kobani Davası”nda Gerekçeli Karar Açıklandı: 32 Bin Sayfa

16 Mayıs 2024’te karara bağlanan Kobani Davası’nda gerekçeli karar açıklandı. Karar metni 32 bin sayfayı aşarken, avukatlar, AİHM ve AYM içtihatları doğrultusunda itirazlarını hazırlamaya başladı.

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere çok sayıda siyasetçinin mahkum edildiği Kobani Davası’nda gerekçeli karar, kararın açıklanmasından bir yıl sonra tamamlandı.

Kısa Dalga’nın haberine göre, kararın açıklanmasıyla, bir üst mahkeme olan istinaf makamına başvuru süreci resmen başlamış oldu. Sanık avukatları, kararı bekledikleri bu süreçte, dosyayı üst mahkemeye taşıyarak mahkumiyetlerin bozulması ve müvekkillerinin tahliyesi için itirazda bulunabilecek.

Gerekçeli kararın hacmi dikkat çekiyor: Karar metni 32 bin sayfayı aşıyor. Avukatlar, bu kapsamlı metni inceleyip AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatları doğrultusunda itirazlarını hazırlamaya başladı.

Kobani Davası kapsamında siyasetçilere verilen cezalar şöyle:

Selahattin Demirtaş: 42 yıl
Figen Yüksekdağ: 32 yıl 9 ay
Gültan Kışanak, Sebahat Tuncel, Emine Ayna: 12 yıl
Ahmet Türk: 10 yıl
Ali Ürküt: 13 yıl 4 ay
Alp Altınörs: 18 yıl
Ayla Akat Ata, Aynur Aşan: 9 yıl 9 ay
Mesut Bağcık, Nezir Çakar, Ayşe Yağcı, Meryem Adıbelli: 9 yıl
Bülent Parmaksız: 23 yıl
Günay Kubilay, İsmail Şengül: 20 yıl 6 ay
Nazmi Gür, Pervin Oduncu, Zeki Çelik, Zeynep Karaman: 22 yıl 6 ay
Cihan Erdal, Dilek Yağlı: 16 yıl

Özellikle son infaz düzenlemeleri ve çözüm sürecine dair tartışmalar, dosyada yeni gelişmelere kapı aralayabilir. Bazı kaynaklar, mahkumlara “yatarı kadar ceza” verilerek tahliye ihtimalinin değerlendirildiğini aktarıyor.

Gerekçeli kararın tamamlanmasından sadece bir gün önce Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un DEM Parti heyeti ile görüşme yapması da dikkat çekti. Görüşmede cezaevi sorunlarının ele alındığı açıklanırken kulislerde Kobani Davası’nın gerekçeli kararının yazılması konusunun da gündeme geldiği belirtiliyor.

Paylaşın

Türkiye’de İflaslar Yüzde 23 Arttı

Türkiye’de şirket iflasları, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında yükseldi. Uzmanlar, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de CRIF Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dun & Bradstreet,  “2024 Küresel İflas Raporu”nu yayınladı. Karar’ın aktardığına göre; Rapor, pandemi sonrası dönemde sona eren devlet destekleri, yüksek faiz oranları ve küresel ekonomik yavaşlamanın şirketler üzerinde baskı yarattığını gösterdi. 2024 yılı boyunca tedarik zincirindeki aksaklıklar, jeopolitik belirsizlikler ve borçlanma maliyetlerinin artması da küresel ölçekte iflasların tırmanmasında etkili oldu.

Rapora göre, savaşın gölgesindeki Ukrayna, şirket iflaslarında yüzde 126’lık oranla başı çekerken, Singapur yüzde 40, Belarus ise yüzde 39 ile takip etti. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinde de ciddi artışlar kaydedildi; Almanya’da yüzde 22, İtalya’da yüzde 20, İspanya’da yüzde 26 oranında artış yaşandı. ABD’de 2023’te yüzde 79 olan iflas artışı, 2024’te yüzde 6’ya gerilese de ivmenin sürdüğü görüldü.

Türkiye’de ise Ticaret Sicil Gazetesi ve resmi sicil verileri üzerinden CRIF İzleme Servisi tarafından yapılan analizde, 2024 yılı boyunca iflas eden şirket sayısının 465 olduğu belirtildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 23’lük bir artışa işaret ediyor.

Dun & Bradstreet’in değerlendirmesine göre, incelenen 47 ülkeden sadece 12’sinde şirket iflaslarında azalma yaşandı. Küresel çapta ticari faaliyetin baskılandığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bu ülkelerin çoğunda da düşüş oranları oldukça sınırlı kaldı.

Uzmanlar, küresel ölçekte sıkı para politikalarının devam etmesi ve makroekonomik kırılganlıkların sürmesi halinde, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor. Raporda, özellikle KOBİ’lerin ekonomik dalgalanmalara karşı daha kırılgan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

Dervişoğlu: Türkiye’de Hukuk Devletinin İki Eksiği Var; Biri Hukuk Diğeri Devlet

Partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuşan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye’de hukuk devletinin iki eksiği var; biri hukuk diğeri devlet” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuştu. Dervişoğlu’nun konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“TBMM’de 18 Haziran’da söz alan DEM Partili bir milletvekili, milletimizi ve şanlı tarihimizi hedef alan bir konuşma yapmış, Türkiye’yi soykırımcılıkla Talat Paşa’yı da katillikle itham etmiştir. İYİ Parti olarak TBMM Başkanlığı’na yaptığımız müracatla söz konusu konuşmanın Meclis tutanaklarından çıkarılmasını, iftira nitekli beyanların sahininin Meclis içtüzüğüne göre cezalandırılmasını talep ettik. Ayrıca Meclis başkanı ile birlikte Meclis’te grubu bulunan partilere ziyaretlerde bulunarak konu ile ilgili hassasiyetlerimizi kendilerine ilettik.

Torbacı iktidarımız dur durak bilmiyor. Geçtiğimiz hafta koalisyondan geçirdikleri torba kanun teklifiyle, AK Parti iktidarının semirttiği holdinglerin menfaatlerine göre yasa yapılmaya çalışılıyor. Nerede devlet aklı, nerede kamu yararı, nerede temel hakların korunması? Yalanla ve talanla yarattığınız tek adam rejiminizi de devleti şirkete, milleti ırgata çevirdiniz.

Çıkarılmak istenen yeni yasayla birlikte vatanı yağma etmekte yeni bir aşamaya geçmek isteyen iktidardan bahsediyorum. Türk milletine çağrıda bulunuyorum. Tarlanıza çökecekler. Birkaç damla mavi mürekkeple atacakları imzayla çökecekler. Türkiye tarihi boyunca üreterek yaşamak zorunda olan bir millet olmuştur. Bu topraklar bereketlidir ancak bunların yağmasına hiçbir toprak parçası yetmez.

Zeytin sadece kendi sofralarına gelmesi gereken bir nimete dönüşüyor. Zeytin ağaçlarını taşıyacaklarmış. Nereye taşıyacaksınız? Beştepe’deki sarayın bahçesine mi? Anadolu toprağı, sizin offshore hesabınızdaki para mıdır ki taşıyacaksınız. Ne Anadolu’muz ne de Cumhuriyet tarihimiz böylesini görmemiştir.

İsrail lobisi İran’ı on yıllarca ABD’de tartıştırmıştır. İsrail lobisi bu son saldırısıyla da amacına ulaşmıştır. Aynı lobinin kimi unsurları son yıllarda özellikle Suriye üzerinden dillerini Türkiye’ye dolamaya başlamıştır. İsrail’in bir sonraki hedefinin Türkiye olduğu yönündeki söylemler, bu tehlikeli kampanyaya odun taşımaktır.

Sağlık politikaları iflasın eşiğine gelmişken, milletimiz MR sırası için bir yıl sonraya gün alabiliyorken, devlet hastanelerinde ameliyat olmak için aylarca beklemek gerekiyorken, özel hastaneler uyguladıkları fiyatlarla erişimi imkansız hale gelmişken; Sağlık Bakanı’nın aklına ne hikmetse Şam gelmiştir. Şam’da 300 yataklı kalp damar hastanesi açacaklarını söylemiştir. El insaf. Gerçekten el insaf.

Türkiye’de hukuk devletinin iki eksiği var; biri hukuk diğeri devlet. Son günlerde yaşadığımız bu durumun ikinci örneği hukuksuz tutuklamalardır. Onun da son temsilcisi Gazeteci Fatih Altaylı olmuştur.”

“Polemiğe girmek istemiyorum…”

İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun ‘bütünleşik muhalefet’ çağrılarına ilişkin olarak ise Dervişoğlu, şunları söyledi: “Sizin aklınıza geliyor mu bütünleşik muhalefet kavramını ilk benim söylediğim? Demek ki ortaya koymuş olduğumuz ifadeler ve temeliyle dikkat çekiyor. Polemiğe girmek istemiyorum, doğru bir yerde buluşmanın önemine işaret ediyoruz.”

 

Paylaşın

İstanbul’da Kiralar 30 Bin Liraya Dayandı: Asgari Ücret 22 Bin Lira

25

Veriler, ağustos ayı itibarıyla İstanbul’da ortalama kiraların 32 bin 500 liraya yükseleceğini öngörüyor.

İstanbul’da yaşam maliyetleri artmaya devam ederken, barınma krizi de büyüyor. İstanbul Gayrimenkul Değerleme tarafından açıklanan son verilere göre, kent genelinde ortalama kira bedeli haziran ayı itibarıyla 30 bin TL’ye ulaştı.

Bu rakam, 22 bin TL olan asgari ücretin yaklaşık yüzde 36 fazlasına denk geliyor. Veriler, ağustos ayı itibarıyla ortalama kiraların 32 bin 500 TL’ye yükseleceğini öngörüyor.

İstanbul’da kira bedelleri ilçeden ilçeye büyük farklılık gösteriyor. Şehrin merkezi ve sahil kesimindeki ilçelerinde kira rakamları adeta uçuşa geçti. Kadıköy, Beşiktaş ve Sarıyer gibi ilçelerde ortalama kira 50 ila 55 bin TL’ye ulaşırken; Eyüpsultan, Üsküdar ve Bakırköy gibi ilçelerde de 40 bin TL’nin üzerinde seyrediyor.

İstanbul’da ortalama kiraların bazı ilçelerdeki dağılımı şöyle:

Kadıköy: 55.000 TL
Beşiktaş: 50.000 TL
Sarıyer: 55.000 TL
Üsküdar: 36.000 TL
Maltepe / Ataşehir / Şile / Beykoz / Başakşehir: 35.000 TL
Şişli: 31.000 TL
Beyoğlu: 32.000 TL

Bu ilçelerde bir asgari ücretli, maaşının iki hatta üç katı kadar kira ödemek zorunda kalırken, birçok kişi için bu bölgelerde yaşamak artık erişilmez hale geldi.

Asgari ücretle geçinmeye çalışanlar için tek seçenek, İstanbul’un daha düşük kira ortalamasına sahip bölgelerinde ev aramak oldu. Ancak bu bölgelerde dahi kiralar, maaşın tamamına yaklaştığı için faturalar, ulaşım ve temel ihtiyaçlara bütçe ayırmak neredeyse imkânsız hale geliyor.

Göreceli olarak daha uygun kira bedellerine sahip ilçeler şöyle:

Esenyurt: 17.000 TL
Bağcılar: 19.000 TL
Sultangazi / Arnavutköy: 20.000 TL
Fatih / Silivri / Sultanbeyli: 22.000 TL

Bu ilçelerde dahi ortalama kira asgari ücretin tamamını tüketiyor. Yani bir işçi, maaşının tamamını kiraya verse bile fatura, gıda ve ulaşım gibi zaruri ihtiyaçlarını karşılayamıyor.

Paylaşın

Türkiye’de 18,6 Milyon Kişi Yoksulluk Sınırı Altında Yaşıyor

Eurostat’ın verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk riski altında bulunan nüfusun oranı yüzde 22,6. Bu oran, yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında ya da altında yaşadığını ortaya koyuyor.

Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat), 2024 yılına ilişkin Avrupa Birliği (AB) Gelir ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ni yayımladı. AB üyesi ve kapsam dahilindeki toplam 29 ülkenin yer aldığı çalışmada, ülkelerde yoksulluk riski altında yaşayan nüfus oranları karşılaştırıldı. Türkiye, açıklanan verilere göre en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülkeler arasında ilk sırada yer aldı.

Eurostat’ın verilerine göre, Türkiye’de yoksulluk riski altında bulunan nüfusun oranı yüzde 22,6 olarak hesaplandı. Bu oran, yaklaşık 18 milyon 675 bin kişinin yoksulluk sınırında ya da altında yaşadığını ortaya koyuyor. Türkiye, bu oranla Avrupa ülkeleri arasında en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülke konumuna geldi.

Eurostat verileri, AB genelinde yoksulluk riski altında bulunan nüfus oranının ortalama yüzde 16,2 olduğunu gösterirken, Euro Bölgesi özelinde bu oran yüzde 16,6 olarak açıklandı. Türkiye’nin ardından en yüksek yoksulluk riski taşıyan ülkeler sırasıyla Bulgaristan (%21,7) ve Letonya (%21,6) oldu.

Öte yandan en düşük yoksulluk oranlarına sahip ülkeler arasında ilk sırayı yüzde 9,5 ile Çekya aldı. Onu, Belçika (%11,5) ve Danimarka (%11,6) takip etti. Bu ülkelerde sosyal refah politikalarının güçlü olması ve gelir dağılımının daha dengeli olması, yoksulluk riskinin düşük olmasında etkili faktörler olarak öne çıkıyor.

Eurostat’ın verileri, Türkiye’de yoksulluk riski altındaki milyonlarca kişinin durumunu gözler önüne sererken, Türk-İş’in Mayıs 2025 tarihli “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması” da yoksulluğun derinliğini bir kez daha ortaya koydu.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 25 bin 92 TL olurken, yoksulluk sınırı 81 bin 733 TL’ye ulaştı. Bu veriler, Türkiye’de yalnızca temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için bile bir ailenin aylık 25 bin TL’ye ihtiyaç duyduğunu, insanca yaşamak içinse 80 bin TL’nin üzerinde bir gelir gerektiğini ortaya koyuyor.

Eurostat verilerine göre Türkiye’de 15-24 yaş arası gençlerin yüzde 21,2’si yoksulluk riski altında bulunuyor. Bu oran, AB ortalaması olan yüzde 21,4 ve Euro Bölgesi ortalaması olan yüzde 21,7’nin biraz altında kalsa da dikkat çekici. Türkiye’de yoksulluk riski altındaki genç nüfus sayısı 2 milyon 870 bin olarak açıklanırken, bu grup toplam yoksul nüfusun yüzde 15,4’ünü oluşturuyor.

Paylaşın

Özel, Anket Sonucunu Paylaştı: CHP, AK Parti’nin 5,5 Puan Önünde

Marmara Cezaevi önünde basın mensuplarına konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “12 Haziran’da sahadan dönen ilk haziran ayının anketi gelmiştir. Kararsızlar dağıtılmadan CHP, AK Parti’nin 5,5 puan önündedir” dedi ve ekledi:

“İlk kez kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 40’ın üzerinde bir oranla CHP, tarihte diyeceğim, 1977’de 41,4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40’ı görüyoruz. AK Parti ile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz kararsızlar dağıtıldıktan sonra.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Silivri’deki Marmara Cezaevi’ne tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret etti. Özel, ziyaretin ardından basın mensuplarına konuştu.

Özel, “Ekrem Başkanımızın özellikle kendisiyle ilgili değil ama çocuklarından ayrı annelerle ilgili, rehin alınan evlatlarla ilgili çok ciddi bir rahatsızlığı var. Diyor ki, ‘Ben bütün yükü tek başıma sırtıma almaya razıyım. Beni birkaç ay sonra bırakacaklarına hemen anneleri, evlatları bıraksınlar. Biz yatarız, masumiyetimiz ispatlanınca çıkarız’ dedi. Ama bu kadar haksızlığın, hukuksuzluğun yapılmasına ciddi itirazı var” ifadelerini kullandı.

Haziran ayı anket sonucunu paylaşan Özel, şunları söyledi: “12 Haziran’da sahadan dönen ilk haziran ayının anketi gelmiştir. Kararsızlar dağıtılmadan CHP, AK Parti’nin 5,5 puan önündedir. İlk kez kararsızlar dağıtıldıktan sonra yüzde 40’ın üzerinde bir oranla CHP, tarihte diyeceğim, 1977’de 41,4 var ama o zaman anket yok. Tarihte ilk kez ankette yüzde 40’ı görüyoruz. AK Parti ile 6 puan, 6,5 puan farkı görüyoruz kararsızlar dağıtıldıktan sonra.”

Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına tepki

Gazeteci Fatih Altaylı’nın tutuklanmasına tepki gösteren Özel, “Sadece siyaset yorumlayan, beni eleştiren, partimi eleştiren, herkesi eleştiren, çok izlenen birisi, anketlerde AK Parti’nin düştüğü durum sorulunca ‘bu ülkenin tarihinde var bu, ne padişahları indirdiler’ lafı… Bugün için mi diyor, bugün için indirmiş zaten. Ankette indirmiş, onu söylüyor. Efendim ‘cumhurbaşkanına fiili saldırı’dan içeride gazeteci tutuyorlar” diye konuştu.

Paylaşın

A Milli Kadın Basketbol Takımı İtalya Engelini Aşamadı

Avrupa Şampiyonası çeyrek final maçında A Milli Kadın Basketbol Takımı ile İtalya, karşı karşıya geldi. A Milli Kadın Basket Takımı, sahadan 76 – 74 mağlup ayrıldı.

Haber Merkezi / A Milli Kadın Basketbol Takımı karşılaşmaya; Olcay Çakır Turgut, Alperi Onar, Sevgi Uzun, Tilbe Şenyürek ve Teaira McCovan beşiyle başladı. A Milli Kadın Basketbol Takımı, İtalya karşısında ilk yarıyı 35 – 31 önde tamamladı.

A Milli Kadın Basketbol Takımı’nda Sevgi Uzun 20 sayı – 5 ribaund – 5 asist – 2 top çalma, Teaira McCovan 16 sayı – 8 ribaund ile oynadı. İtalya’da ise Lorela Cubaj 16 sayı kaydetti.

A Milli Kadın Basketbol Takımı, FIBA 2026 Kadınlar Basketbol Dünya Kupası bileti için ilk sıralama mücadelesinde Belçika – Almanya maçının kaybedeni ile 27 Haziran Cuma günü karşı karşıya gelecek.

A Milli Kadın Basketbol Takımı’nın başantrenörü Ekrem Memnun, karşılaşma boyunca en iyi oyunlarını ortaya koyamadıklarını söyledi.

Paylaşın

2025’in İlk Çeyreğinde Türkiye’de 25 Gazeteci Tutuklandı

2025’in ilk çeyreğinde Türkiye’de toplam 157 gazeteci, 90 farklı davada yargılandı. Bu dönemde 25 gazeteci tutuklandı, 50 gazeteci gözaltına alındı. Mahkemeler, 19 davada toplam 28 gazeteciye 41 yıl 1 ay 12 gün hapis ve 8.850 lira para cezası verdi.

İfade özgürlüğü alanındaki hak ihlallerini izleyen Expression Interrupted, 2025 yılının ilk çeyreğine ilişkin “İfade ve Basın Özgürlüğü Gündemi” raporunu yayımladı. Ocak-Mart dönemini kapsayan 13. rapor, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından yılın ilk aylarının ağır bir tabloya sahne olduğunu ortaya koydu.

Karar’ın aktardığı rapora göre, 2025’in ilk çeyreğinde Türkiye’de toplam 157 gazeteci, 90 farklı davada yargılandı. Bu dönemde 25 gazeteci tutuklandı, 50 gazeteci gözaltına alındı. Mahkemeler, 19 davada toplam 28 gazeteciye 41 yıl 1 ay 12 gün hapis ve 8.850 TL para cezası verdi.

En çok başvurulan suçlamalar arasında, “örgüt üyeliği” (TCK 314/2) ve “örgüt propagandası” (TMK 7/2) ilk sırada yer aldı. Bu maddeler sırasıyla 27 ve 21 farklı davada kullanıldı. Diğer sık başvurulan suçlamalar ise “kamu görevlisine hakaret”, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “devlet kurumlarını aşağılama” oldu. Son olarak “dezenformasyon yasası” olarak bilinen TCK 217/A, yedi davada gazetecilere yöneltildi.

Rapora göre, protestoları takip eden gazeteciler de hedefteydi. Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması ve Van’a kayyum atanmasına dair protestolar sırasında görev yapan gazeteciler gözaltına alındı. Gözaltına alınan 50 gazeteciden 22’si bu eylemleri izlediği için hedef alındı. Tutuklanan gazetecilerin yedisi de bu protestoları takip eden isimlerdi.

Yılın başında cezaevinde olan gazeteci sayısı 33 iken, mart sonunda bu sayı 34’e yükseldi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), ilk üç ayda muhalif televizyonlara toplamda 25 milyon 344 bin TL para cezası kesti. Cezaların büyük kısmı, İmamoğlu’nun tutuklanmasına dair yayınlar nedeniyle verildi. RTÜK ayrıca SZC TV’ye 10 gün ekran karartma cezası uyguladı ve YouTube’daki bazı muhalif kanallara lisans alma zorunluluğu getirdi.

Raporda, 19 Mart’ta yürürlüğe giren Siber Güvenlik Kanunu da eleştirildi. Özellikle “veri sızıntısı varmış gibi gösterenlere 2 ila 5 yıl hapis” öngören 16. madde ve savcılara hâkim kararı olmaksızın dijital materyallere el koyma yetkisi veren 8. madde, gazetecilik örgütleri tarafından sansür tehlikesi olarak değerlendirildi.

Anayasa Mahkemesi, bu dönemde “örgüte üye olmadan yardım etme” suçlamasını ikinci kez iptal etti. Ayrıca en az iki gazeteci başvurusunda adil yargılanma ve basın özgürlüğü ihlalleri tespit etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ise 2024’e ait verilerde Türkiye’nin, bireysel başvurular ve ihlal oranlarında yine Avrupa lideri olduğunu duyurdu.

Expression Interrupted raporunda, bu baskı ortamının yalnızca gazetecileri değil, halkın haber alma hakkını da hedef aldığını vurguladı.

Paylaşın

Yatırımlar Durma Noktasında!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yüksek faiz oranları, kur istikrarsızlığı, yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve enflasyon nedeniyle sanayi yatırımlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti.

Hükümetin, üretim yerine rant odaklı politikaları benimsediğini öne süren Karabat, bu tercihin krizi daha da derinleştirdiğini kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’nin ekonomik yapısının üretimden uzaklaştırılarak rant ve tüketime dayalı bir modele dönüştürüldüğünü belirterek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelik sert eleştirilerde bulundu. Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sıcak paraya bağımlı hale geldiğini ve sanayisizleşme sürecine girdiğini ifade etti.

Karabat, imalat sanayisinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yüzde 16’ya kadar gerilediğini, hizmet sektörünün payının ise yüzde 55’e çıktığını belirtti. Bu değişimin tesadüfi olmadığını dile getiren Karabat, yatırımcıların hukuki güvenceden yoksun ortam nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşıdığını söyledi. “Sanayi üretimi yerine hizmet ve inşaat sektörünün teşvik edilmesi, ülkeyi yapısal kırılganlıklara açık hale getiriyor” dedi.

Gelişmekte olan ülkelerde hizmet sektörünün bu denli hızlı büyümesinin istikrarı tehdit ettiğini vurgulayan Karabat, Mehmet Şimşek’in bu tabloyu başarı gibi sunmasının gerçekleri yansıtmadığını savundu. Ekonomide inşaat ve tüketime dayalı politikaların ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Karabat, yüksek faiz oranları, kur istikrarsızlığı, yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve enflasyon nedeniyle sanayi yatırımlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti. Hükümetin, üretim yerine rant odaklı politikaları benimsediğini öne süren Karabat, bu tercihin krizi daha da derinleştirdiğini kaydetti.

Otomotiv sektöründeki son duruma da değinen Karabat, mayıs ayı itibarıyla ithal araçların pazar payının yüzde 71’i aştığını aktardı. Hükümetin bu tabloya ÖTV zammı ile yanıt verdiğini belirten Karabat, bu artışların ithalatı kısmaktan çok vergi gelirlerini artırmaya yönelik olduğunu iddia etti.

Karabat, yerli üretimin yeterince desteklenmediğini ve ekonomi yönetiminin ithalat lobilerinin çıkarlarını gözettiğini öne sürdü. ÖTV zamlarının halka yeni bir mali yük getirdiğini vurguladı.

Rant ekonomisi halkı zorluyor

Plansız büyüyen hizmet sektörünün özellikle kira ve lokasyon rantlarını artırdığını belirten Karabat, AVM’ler, turizm bölgeleri ve kent merkezlerindeki fiyat artışlarının geniş halk kesimlerini olumsuz etkilediğini söyledi. “Bir avuç kesim zenginleşirken, halkın büyük bölümü geçim sıkıntısı yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Karabat, Bakan Şimşek’in uyguladığı ekonomik politikaların sıcak para girişiyle servet transferini öncelediğini ileri sürdü. Kapanan fabrikalar, yurt dışına taşınan işletmeler ve iflas eden firmaların dikkate alınmadığını belirtti. Şimşek’in sık kullandığı “En kötüsü geride kaldı” ifadesine de atıfta bulunan Karabat, “Asıl en kötüsü, siz ve mevcut yönetim anlayışınız iktidardan gittiğinde geride kalacak” diyerek açıklamasını tamamladı.

Paylaşın

Aziz Yıldırım’dan Fenerbahçe Camiasına Birlik Çağrısı

Fenerbahçe’nin genç kongre üyeleriyle bir araya gelen Aziz Yıldırım, camianın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Yıldırım, seçim süreci üzerinden adının gündeme gelmesine de tepki gösterdi.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün eski başkanı Aziz Yıldırım, Fenerbahçe’nin genç kongre üyeleriyle bir araya geldiği toplantıda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kulübün geleceğini merkeze alan buluşmada yaklaşık 400 genç üye söz alırken, Yıldırım da hem mevcut tabloya hem de seçim sürecine dair net mesajlar verdi.

Karar’ın aktardığına göre; Konuşmasına camianın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulayarak başlayan Yıldırım, şu ifadeleri kullandı: “Biz hepimiz bugün buraya Fenerbahçe’nin geleceği için neler yapmalıyız, bunu konuşmaya geldik. Lütfen benim üzerimden seçim sürecini yorumlamayın. İki senelik geçiş süreci bambaşka bir konu. Asıl mesele Fenerbahçe’nin tekrar eski günlerine ulaşmak için yapılması gerekenleri konuşmak.

Anadolu’da futbol tarihimizde yer alan ancak bugün artık var olmayan bir çok spor kulübü var. Lütfen Fenerbahçe’ye sahip çıkın. Herkes kendine gelsin. Herkes Fenerbahçe’ye sahip çıksın, bana değil. Bakın beni böyle zorlarsanız, hiçbir Fenerbahçe platformuna katılmam. Ben Fenerbahçe için hepinizin taşın altına elinizi sokmanızı istiyorum.”

Aziz Yıldırım, son olarak “Beni bırakın. Benimle oynarsanız, bir gün çıkar tüm kamuoyu önünde, ‘Yokum’ derim, bütün umutlarınız kaybolur. Benim üzerimden, Fenerbahçe başkanlığı veya seçimi yürütmeyin. İstemiyorum ve lütfen rica ediyorum siz Fenerbahçe’ye sahip çıkın” dedi.

Paylaşın