Gençlerin Yüzde 42’si Evlenmeyi Düşünmüyor

Yeni yayınlanan bir araştırmaya göre; Gençlerin yüzde 42’si henüz erken olduğu için evlenmeyi düşünmediğini ifade etti. Gençlerin, yüzde 26’sı ise maddi imkansızlıklar nedeniyle evlenemediğini belirtti.

Araştırma şirketi KONDA’nın Mayıs 2025 tarihli Barometre raporu, Türkiye’de evliliğe bakışın değiştiğini ve özellikle gençlerin evliliği ertelemelerinin ardında birçok toplumsal, ekonomik ve kişisel nedenin bulunduğunu ortaya koydu. 1757 katılımcıyla yapılan araştırmada, evlenmeyi düşünmeyen bireylerin en çok “henüz erken olduğunu düşündükleri” ve “maddi imkansızlıklar” nedeniyle bu kararı aldıkları görüldü.

Araştırmaya göre, evlenmeyi düşünmeyenlerin yüzde 42’si bu kararı almalarının temel gerekçesinin “henüz erken olduğunu düşünmeleri” olduğunu belirtti. Katılımcıların yüzde 34’ü iş veya okul gibi bireysel hedeflerin evlilikten daha öncelikli olduğunu ifade ederken, yüzde 31’i ise “ülke ve dünyanın geleceğinden endişe duyduğu” için evliliği gündemine almadığını söyledi.

Katılımcıların dörtte biri (%26), evlilik kararlarını ertelemelerinin başlıca nedeninin maddi imkansızlıklar olduğunu dile getirdi. Yüzde 21’lik kesim ise “evlenecek aday” bulamadığını söyledi. Bu veriler, ekonomik belirsizliklerin ve sosyal çevre faktörlerinin evliliği nasıl etkilediğine dair önemli bir tablo sunuyor.

Araştırmada daha düşük oranlarda da olsa dikkat çeken başka nedenler de yer aldı: Yüzde 3, partnerinin ya da sevgilisinin evlenmek istemediğini belirtirken, aynı oranda katılımcı ailesinin izin vermediğini söyledi. Yüzde 2 ise sağlık sorunlarını gerekçe gösterdi. Yüzde 7’lik bir kesim ise “diğer” seçeneğini işaretleyerek, farklı bireysel gerekçelerle evliliği düşünmediğini ifade etti.

Paylaşın

Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borcu 222,3 Milyar Dolar

Türkiye’nin orijinal vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borçları 222,3 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Borçların yüzde 35’ini Dolar, yüzde 27’sini Euro, yüzde 23’ünü Türk Lirası ve yüzde 15’ini diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Mayıs 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borç (KVDB) stoku, bir önceki aya göre yüzde 1,2 oranında artarak Mayıs ayı itibarıyla 170,3 milyar dolar oldu. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku 222,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 7,8 oranında azalarak 12,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 1,2 oranında azalışla 18,8 milyar dolar olmuştur. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 0,1 oranında artışla 20,4 milyar dolar olurken, TL cinsinden mevduatları yüzde 9,9 oranında artarak 22,7 milyar dolar oldu.

Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 2,0 oranında artarak 66,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari krediler yüzde 0,5 oranında artarak 62,1 milyar olurken, nakit krediler kaynaklı yükümlülükler yüzde 25,5 artarak 4,7 milyar dolar olarak kaydedildi.

Kalan vadeye göre KVDB stokunda, Mayıs ayı itibarıyla bankalar ve diğer sektörlerin kredi yükümlülükleri yaklaşık 62,0 milyar dolara gerilemişken, yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’de yerleşik bankalardaki mevduat stoku ise yaklaşık 62,0 milyar dolara yükseldi.

Paylaşın

Özgür Özel Hakkında Yeni Soruşturma

CHP Lideri Özgür Özel hakkında, “kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret” ve “tehdit” nedeniyle soruşturma başlatıldı. Özel’in Silivri’de yaptığı konuşma soruşturma gerekçesi olarak gösterildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel hakkında, Silivri’de yaptığı konuşma nedeniyle soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Savcılıktan yapılan açıklamada şu ifadeler kullandı: “CHP Genel başkanı Özgür Özel hakkında 16/07/2025 tarihinde ilimiz Silivri içerisinde yapmış olduğu basın açıklamasında Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma bürosunda görevli Cumhuriyet Savcısı Cahit Cihad Sarı’ya yönelik sözlerine nedeniyle kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret ve tehdit suçlarından re’sen soruşturma başlatılmıştır. Ayrıca adı geçen şahsın bu söylemlerinden sonra Cumhuriyet Savcımızı hedef alan sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlara yönelik ayrıca soruşturma başlatılmıştır.”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’i tehdit ettiği iddiasıyla yargılanan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na verilen cezayı değerlendirirken,  İBB operasyonlarında görevli bir savcıyla ilgili önemli iddialarda bulundu. Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde açıklamayan yapan Özel, Erdoğan’ın ‘beyaz Toros’ olaylarına değinmesine atıfta bulunarak, bir savcının İBB operasyonlarında tutuklanan kişiler üzerinde baskı uyguladığını söyledi.

Özel, ismini vermeyip “saçını toplayıp aklını başına toplamayan biri” diye bahsettiği bir savcıya sert ifadelerle yüklendi. Özel, açıklamalarından İBB operasyonlarında görevli olduğu anlaşılan savcıya ilişkin olarak,  “Beyaz Toros’u koymuş oraya, sen kimi tehdit ediyorsun! Onun malına çök, bunun malına çök! Ne diye yetiştirdiler sizi? 1 masum yanlışlıkla içeride duracağına 99 suçlu dışarıda geçsin. Tutukluluk tedbirini buna göre verin diye öğrettiler. Ne yapıyorsun sen? Ne diye herkesin anasının, babasının emeğiyle kurulmuş 60 yıllık şirketlere pat diye çöküyorsun. Kul hakkı yemiyor musun, nasıl vereceksin hesabını?” dedi.

Paylaşın

İsrail, Suriye Savunma Bakanlığı’nı Hedef Aldı

İsrail, Suriye Savunma Bakanlığı’nın girişine insansız hava aracı (İHA) ile saldırı düzenlediğini açıkladı. İsrail, Dürzilere zarar verilmesi durumunda “askeri caydırıcılığı” devreye sokacağını açıklamıştı.

Haber Merkezi / İsrail ordusu (IDF) tarafından yapılan açıklamada, “İsrail Savunma Kuvvetleri, kısa süre önce Şam’da Suriye askeri karargâhının girişine bir drone saldırısı gerçekleştirdi. Güney Suriye’de Dürzî sivillere karşı gelişmeleri izlemeye devam ediyoruz. Siyasi otoritenin direktifleri doğrultusunda bölgeye yönelik saldırılar sürecek ve farklı senaryolara karşı hazırlıklıyız” denildi.

Öte yandan Suriye’nin güneyindeki Süveyda ilinde Dürziler ve Bedevi Arap aşiretler arasında iki gündür devam eden çatışmalarda ateşkes sağlandı. Şam hükümetine bağlı güçlerin asayişi sağlamak üzere gece saatlerinden itibaren bölgeye konuşlandırılmasının ardından Suriye Savunma Bakanlığı tarafların ateşkesi kabul ettiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada “Şehrin ileri gelenleri arasında varılan uzlaşının ardından Süveyda’daki tüm gruplar ateşkes ilan etti” denildi.

Dürzi azınlığın dinî liderleri bir açıklama yaparak hükümet birliklerinin bölgeye girmesine onay vermiş ve silahlı gruplara ateşkes çağrısı yapmıştı.

Suriye İçişleri Bakanlığı, iki gündür devam eden çatışmalarda 30 kişinin öldüğünü açıklarken Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi yerel kaynak ağına dayanarak ölü sayısının 99’a yükseldiğini, 200’den fazla kişinin yaralandığını bildirdi. Çatışmalarda ikisi çocuk, ikisi kadın toplam 60 Dürzi’nin, 18 Bedevi milis, 14 asker ve askerî üniformalı kimliği bilinmeyen yedi savaşçının öldüğü kaydedildi.

Paylaşın

İmralı Heyeti’nden “Süreç” Yorumu: Hukuki Zemin Çok Önemli

16 önem taşıyor” dedi.

Görüşmeye ilişkin İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ise, “Önemli bir ziyaret oldu. Sürecin geldiği aşamaları hem siyasal anlamda, hem hukuki anlamda, hem de bundan süreç açısından gidilmesi gereken yol anlamında genel bir değerlendirme yaptık” ifadelerini kullandı.

DEM Parti İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ile Mithat Sancar, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. Pervin Buldan ve Mithat Sancar, görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Pervin Buldan, açıklamasında, “Önemli bir ziyaret oldu. Sürecin geldiği aşamaları hem siyasal anlamda, hem hukuki anlamda, hem de bundan süreç açısından gidilmesi gereken yol anlamında genel bir değerlendirme yaptık” dedi.

Buldan, şöyle devam etti: “Komisyon aşamasına girdiğimiz bu süreçte sayın Adalet Bakanı’nın da önemli bir görevi ve rolü olacağı kanaatini taşıyoruz. Bu sürecin hukuki bir zeminde yürütülmesini önemli olduğunu ifade ettik kendisine. Kendisi de her türlü desteği şimdiye kadar sunduğunu ama bundan sonra da bu süreç içerisinde sürecin ilerlemesi açısından hukuki ve yasal zeminde yürümesi için görev üstleneceğini ifade etti. Önemli bir görüşme oldu, olumlu bir görüşme oldu.”

Mithat Sancar ise açıklamasında, “Verimli bir görüşme yaptık. Sürecin geldiği bu aşamda hukuki zemin çok önem taşıyor. Sürecin sağlam ve sağlıklı ilerlemesi ve istediğimiz barışa, hukuk devletine, demokrasiye doğru ilerlemesi için Adalet Bakanlığı özel bir konumda duruyor. Çok fazla çalışma yapılacak bundan sonra elbette” diye konuştu.

“Görüşmede Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi konuşuldu mu?” sorusuna Pervin Buldan, “Her konu konuşuldu. Detay vermeyeceğiz, soru da almayacağız aslında öyle kararlaştırmıştık ama sorabileceğiniz hemen hemen bütün konular konuşuldu” yanıtını verdi.

“Silah bırakma süreciyle ilgili bir takvim var mı?” sorusuna ilişkin Buldan, “Takvim yok ama süreç belli aşamalarda ilerleyecek. Aşama aşama gidiyor zaten. Bir silah bırakma, silah teslimi töreninden sonra yeni bir aşamaya geçilecek. Bu aşama, komisyon aşaması elbette ki. Komisyon aşamasında yapılması gereken çok şey var. Bu da tamamlandıktan sonra belki başka bir aşamaya geçilecek. Biz her aşamayı kamuoyuyla paylaşıyoruz, bundan sonra da paylaşmaya devam ederiz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Türkiye’de Her Dört Kişiden Biri İcralık

2025’in ilk beş ayında 1 milyon 38 bin kişi borcunu ödeyemediği için icraya verilirken, icra dairelerinde 24 milyonun üzerinde dosya bekliyor. Başka bir ifadeyle, nüfusa oranla yaklaşık her 4 kişiden biri icralık.

Türkiye’de her geçen gün bireysel borçlu sayısı artıyor. Artık her dört kişiden birinin icralık olduğu bilgisini veren CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, mahalle muhtarlıklarının bile icra tebligatlarıyla dolup taştığını kaydetti. İktidarın “Büyüyoruz” propagandasına tepki gösteren Kış, “İktidar ‘Büyüyoruz’ diyor. Evet, büyüyor ama halkın borcu, bankanın kârı büyüyor” ifadelerini kullandı.

Gülcan Kış’ın paylaştığı veriler ekonomik tabloyu da ortaya koydu:

İcra dairelerinde 24 milyonun üzerinde dosya bekliyor.
Türkiye nüfusuna oranla yaklaşık her 4 kişiden biri icralık.
2025’in ilk beş ayında 1 milyon 38 bin kişi borcunu ödeyemediği için icraya verildi.
Toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 4,8 trilyon liraya dayandı.
Varlık yönetim şirketleri ve TOKİ dahil toplam borç neredeyse 5 trilyon liraya ulaştı.

Türkiye’de artık insanların borcunu çevirmeye çalıştığını belirten Kış, muhtarlıkların bile icra tebligatıyla dolduğu bilgisini verdi. “Sokakta artık geçim değil, icra konuşuluyor” diyen Kış, Türkiye’nin borç sarmalına sürüklenmesinin baş mimarının da iktidarın ekonomi politikaları ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olduğunu ifade etti. Kış, “Şimşek’in uyguladığı ekonomi programı halkı borçlandırıp bankalara kazandırma düzenidir. Faizi artır, kredi kartı faizlerini artır, vatandaşı icraya sürükle. Bankalar 660 milyar lira net kâr açıklıyor. Bu kâr, vatandaşın alın terinden, borcundan geliyor” dedi.

“Bu düzen bankaları yaşatıyor”

Gülcan Kış’ın paylaştığı verilere göre;

Bankaların batık kredi miktarı 432 milyar TL’ye çıktı.
Bireysel borçlar altı ayda yüzde 22 arttı.
Beş ayda 1 milyon kişi icraya verildi.
Cari açık ilk beş ayda 21 milyar doları geçti.
Yalnızca beş ayda faiz ödemesi 10,5 milyar dolara çıktı.
Son 1 yılda faiz ödemesi 24 milyar dolara dayandı.
Kur korumalı mevduat ve döviz hesaplarıyla birlikte dolarizasyon oranı yüzde 41’e ulaştı.

“Bu iktidar halkı değil, bankaları yaşatıyor” diyen Kış, emeklilerin kart faiziyle, esnafın borçla, işçinin icra tehdidiyle yaşadığını söyledi. “Ama bankalar rekor kâr açıklıyor. Bunun adı ekonomi değil, açıkça servet transferidir. Fakirin cebinden alıp faizcilere veriyorlar” diyen Kış, “Türkiye bir avuç sermaye grubunun, faiz çevrelerinin kâr düzenine teslim edilmiştir. Her dört kişiden birini icralık hale getiren bu iktidar, halktan hesap verecek. Bu düzen sandıkta değişecek. Halk borçla susturulamaz, halk bu adaletsizliğe teslim olmaz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Her Dört Gençten Biri Ne Eğitimde Ne İstihdamda!

Türkiye’de 15 – 29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 25,9’u ne bir eğitim kurumuna devam ediyor ne de bir işte çalışıyor. bu tablo, Türkiye’nin genç nüfus potansiyelini etkin şekilde değerlendiremediğini ortaya koyuyor.

Karar’dan Berfu Kargı‘nın Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 2024 yılı verilerine göre, Türkiye’de 15 – 29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 25,9’u ne bir eğitim kurumuna devam ediyor ne de bir işte çalışıyor. NEET (Not in Education, Employment or Training) olarak tanımlanan bu grup, ülkedeki genç nüfusun dörtte birini oluşturuyor.

Eurostat’ın verilerine göre Türkiye’de NEET oranı, 2015’te yüzde 27,9 seviyesindeydi. 2020 yılında pandeminin etkisiyle bu oran yüzde 32’ye çıkarak son 10 yılın zirvesine ulaştı. 2021’den itibaren hafif bir gerileme eğilimi gözlense de 2024 itibarıyla oran hâlâ yüzde 25,9 seviyesinde seyrediyor. Bu oran, Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 11’in çok üzerinde ve Türkiye’yi bu göstergede Avrupa’da ilk sıraya yerleştiriyor.

NEET oranındaki cinsiyet dağılımı, Türkiye’de toplumsal eşitsizliklerin de bir göstergesi niteliğinde. Özellikle 25 – 29 yaş grubunda genç kadınların NEET oranı, erkeklere göre belirgin şekilde daha yüksek. Eurostat, kadınların NEET grubunda erkeklerden ortalama 2 ila 3 kat fazla temsil edildiğini ortaya koyuyor. Ailevi yükümlülükler, çocuk bakımı, geleneksel cinsiyet rolleri ve eğitime erişimdeki engeller bu tabloyu besleyen başlıca etkenler arasında yer alıyor.

NEET oranları bölgesel düzeyde de dikkat çekici farklar gösteriyor. Kent merkezlerinde yaşayan gençlerde oran görece düşük seyrederken, kırsal bölgelerde bu oran artıyor. Eğitim altyapısının zayıf olduğu, istihdam olanaklarının sınırlı kaldığı taşra ve kırsal alanlar, gençlerin sistem dışına itilmesine daha yatkın bir ortam sunuyor.

Gençlerin eğitim seviyesi, NEET grubuna dahil olma riskini doğrudan etkiliyor. Eurostat’a göre ilkokul veya ortaokul düzeyinde kalan gençlerin NEET oranı yüzde 30’lara kadar çıkarken, üniversite mezunlarında bu oran yüzde 7 – 8 seviyelerine kadar iniyor. Eğitimde kalma süresi uzadıkça hem iş gücüyle bağ kuvvetleniyor hem de yeniden eğitim fırsatları çoğalıyor.

Avrupa Birliği, 2030 yılına kadar NEET oranını yüzde 9’un altına çekmeyi hedefliyor. Hollanda, İsveç, Almanya ve İrlanda gibi ülkeler bu hedefi şimdiden tutturmuş durumda. Türkiye ise hâlihazırda bu eşiğin neredeyse üç katı seviyesinde. Uzmanlara göre bu tablo, Türkiye’nin genç nüfus potansiyelini etkin şekilde değerlendiremediğini ortaya koyuyor.

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan Erdoğan’a: Üçlü İttifak Yok, Biz Devletle Görüşüyoruz

Erdoğan’ın “AKP, MHP ve DEM olarak üçlü yürümeye karar verdik” sözlerine yanıt veren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kesinlikle böyle bir ittifak yok. Biz herhangi bir parti ile değil, devletle bu yolu yürüyoruz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Halk TV’de gazeteciler Kürşad Oğuz ve İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı. Hatimoğulları, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “AKP, MHP ve DEM olarak üçlü yürümeye karar verdik” açıklamasının gündeme getirdiği yeni ittifak iddialarını net bir dille reddetti.

Tülay Hatimoğulları, Erdoğan ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bu sözlerin bir ittifakı kastetmediğine dair açıklamalarını hatırlatarak, “Kesinlikle böyle bir ittifak yok. Herhangi bir partinin çıkarı için dar anlamda bir birliktelik söz konusu olamaz. Biz bu yolu herhangi bir partiyle değil, devletle yürüyoruz” ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, sürecin yalnızca iktidarla yürütülmediğini, aynı zamanda muhalefet partileriyle de temas kurulduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Sürecin başladığı ilk günden bu yana sadece iktidar ile değil, muhalefet partileriyle de görüştük. Çünkü barış sürecinin muhalefetsiz olamayacağını başından beri ifade ediyoruz. Biz Süleymaniye’de tarihi bir ana şahitlik ettik. Bunun konuşulmasını isterdik. Ancak belli ki bir kesim bu sürecin gelişmesini istemiyor.”

“Barış süreci seçimle ilişkilendirilmemeli, bu sürece zarar verir”

Programda gündeme gelen bir diğer konu da yeni anayasa çalışmaları oldu. İsmail Saymaz’ın, DEM Parti’nin yeni anayasa sürecine destek vereceği yönündeki iddiaları sorması üzerine Tülay Hatimoğulları şu değerlendirmede bulundu:

“İktidar cephesinden bir erken seçim sinyali gelmiş değil. Ancak mevcut anayasa ile süreç yürütülemiyor. Ya erken seçim gerekecek ya da anayasa değişikliği. Barış süreci seçimle ilişkilendirilmemeli, bu sürece zarar verir. Biz mümkün mertebe bu tartışmayı gündemimize almak istemiyoruz.”

Tülay Hatimoğulları’nın açıklamaları, son günlerde kamuoyunda tartışma yaratan ittifak ve anayasa süreci iddialarına net bir yanıt niteliği taşıdı.

Paylaşın

Türkiye, Milli Gelirin Yalnızca Yüzde 6,3’ünü Eğitim Ve Sağlığa Ayırıyor

Türkiye, GSYH’nin (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla) yalnızca yüzde 3,7’sini sağlık hizmetlerine, yüzde 2,6’sını ise eğitim hizmetlerine ayırıyor. Bu, sağlık  ve eğitim hizmetlerinde yaşanan yapısal sorunlara da ışık tutuyor.

NATO üyesi ülkelerin savunma, sağlık ve eğitim harcamalarına ilişkin güncel veriler, Türkiye’nin sağlık ve eğitim hizmetlerine ayırdığı kaynağın çarpıcı bir biçimde yetersiz kaldığını gözler önüne serdi. Karar’dan Berfu Kargı‘nın aktardığı Visual Capitalist tarafından yayınlanan grafiklere göre Türkiye, NATO üyeleri arasında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranla sağlık ve eğitime en az kamu kaynağı ayıran ülke durumunda.

2022-2023 verilerine göre Türkiye, GSYH’sinin yalnızca yüzde 3,7’sini sağlık hizmetlerine, yüzde 2,6’sını ise eğitim hizmetlerine ayırıyor. Bu oranlar, NATO ortalamasının belirgin şekilde altında. Karşılaştırmak gerekirse, aynı ittifaka mensup çoğu ülke sağlığa yüzde 7 ila yüzde 12, eğitime ise yüzde 4 ila yüzde 6 aralığında pay ayırıyor. En yakın komşular arasında yer alan Yunanistan sağlığa yüzde 8,5, eğitime yüzde 4,4 oranında kaynak aktarırken; Almanya sağlığa yüzde 11,8, eğitime yüzde 4,7 harcama yapıyor.

Benzer bir durum eğitim alanında da kendini gösteriyor. Eğitime ayrılan kamu kaynağının düşüklüğü, velileri çocuklarını özel okullara yöneltmeye zorluyor. Devlet okullarında artan sınıf mevcutları, öğretmen eksiklikleri ve altyapı sorunları, eğitimde fırsat eşitsizliğini derinleştiriyor. Okulların temel temizlik hizmetlerinin bile yapılamaması durumu gözler önüne seriyor. Uluslararası öğrenci başarı sıralamalarından biri olan PISA testlerinde Türkiye’nin son yıllardaki sıralaması da bu durumu teyit ediyor. 2022 PISA sonuçlarında Türkiye, 37 OECD üyesi arasında matematikte 32’nci, fen bilimlerinde 29’uncu, okuma becerilerinde ise 30’uncu sırada yer aldı.

Paylaşın

Ahmet Özer’e “Kent Uzlaşısı” Davasında Tahliye Kararı

Ahmet Özer, “terör örgütüne üye olmak” suçundan yargılandığı davada tahliye edildi. Ancak “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla da hakkına tutukluluk kararı bulunan Özer’in cezaevinde kalacak.

Haber Merkezi / Ahmet Özer’in 23 Mayıs’taki ilk duruşması sonrasında Silivri’deki Marmara Cezaevi önünde açıklama yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ahmet Özer’in “suçunun” Kürt olmak ve Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak olduğunu söylemişti.

Cumhuriyet Halk Partili (CHP) tutuklu Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in “silahlı terör örgütü PKK/KCK üyesi olmak” suçundan 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davanın ikinci duruşması bugün görüldü.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma, salonunun yetersiz kalması nedeniyle Silivri Adliyesi’nin 1 numaralı salonunda düzenlendi. Duruşmaya, tutuklu sanık Ahmet Özer ile avukatları ve çok sayıda partili katıldı.

Özer savunmasında şunları söyledi: “Yargılamam gereksiz şekilde uzatıldı. Hakkımda uydurma iddialarla suç isnat edildi. Ben ve avukatlarım, tanıkların iddialarını çürüttük ve önceki duruşmada tahliye beklerken bugün yine ikinci kez hakim karşısındayım.

Bir tek insan acı çekiyorsa, birçok insan acı çekiyor demektir. 11 Temmuz’da barış sürecinde önemli bir adım attık; ancak benim tutukluluğumun hâlâ devam etmesi bir çelişkidir. Ahmet Özer davası, barış için bir samimiyet testidir.

Başından beri lekelenmeme hakkım ihlal edildi, suçlu ilan edildim. Benim terör örgütü üyesi olmadığımı dünya alem biliyor. Barış süreci yapılacak diye tahliye olmak istemiyorum; zaten hiçbir örgüt üyesi değilim. Sadece terörsüz bir Türkiye yetmez, demokratik bir Türkiye de gerekir.”

Mahkeme heyeti, duruşma sonunda Özer’in yurt dışına çıkış yasağı ve İstanbul sınırlarını terk etmeme şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Ancak Özer Mali Suçlar davası nedeniyle de tutuklandığı için Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde kalmaya devam edecek.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “terör” soruşturması kapsamında 4 Kasım’da tutuklanan ve ardından görevden alınan Ahmet Özer, yolsuzluk soruşturması kapsamında ise “ihale yolsuzluğu’ suçlamasıyla tekrar tutuklanmıştı.

Özer’in tutuklanması, CHP’li belediyelere yönelik başlayan ve siyasi amaçlı olduğu düşünülen operasyonların ilki olarak görülüyor.

Ahmet Özer, ilk duruşmada tutuklanmasının aslında Esenyurt’a kayyum atamakla ilgili olduğunu belirterek “Bir amacı da Esenyurt’tan İstanbul’a tünel kazmaktır. CHP’yi terör örgütüyle ilişkilendirmektir. Bugün burada tarihi bir karar vereceksiniz. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum” demişti.

23 Mayıs’ta görülen ilk duruşmadaki savunmasında PKK ile yürütülen müzakerelere de değinen Özer, “Ben hayatımı barışa, kardeşliğe adamış biriyim. Vereceğiniz karar tarihi bir karar olacak. Örgütle barış süreci yürütülüyor. Ben tahliyemi ve beraatimi barış sürecinden dolayı istiyor değilim ama bu karar sürece de katkı yapacaktır. Ben zaten terör örgütü üyesi değilim” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak mahkeme, Özer’in tahliye talebini reddetmiş tutukluluğuna devam kararı almıştı.

Özer’in 23 Mayıs’taki ilk duruşması sonrasında Silivri’deki Marmara Cezaevi önünde bir açıklama yapan CHP lideri Özgür Özel, Ahmet Özer’in “suçunun” Kürt olmak ve Esenyurt Belediyesi’ni kazanmak olduğunu söylemişti.

Cezaevinde tutuklu bulunan ve bu nedenle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ndeki başkanlık görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu da “Seçimle alamadıkları Esenyurt’u kayyımla ele geçirmeye çalışanlar, Ahmet Özer başkanımızı terörle suçlayarak aylardır bir hukuk katliamı gerçekleştiriyor” demişti.

Kent uzlaşısı eleştirisi

İktidar uzun süredir muhalefet tarafından ‘kent uzlaşısı’ operasyonları nedeniyle eleştiriliyordu. ‘Kent uzlaşısı’ kavramı, CHP ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde bazı belediyelerdeki işbirliği için kullanılmıştı. Bu resmi bir ittifak değil. Partiler bunun bir ‘taban ittifakı’ olduğunu söylüyor.

Özer de bu kapsamda Esenyurt’ta belediye başkanı seçilmişti. Ancak bu ‘işbirliği’, iktidar tarafından ‘terörle’ ilişkilendirilerek ‘suç’ sayıldı. Buna karşın iktidar temsilcileri Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile ‘Terörsüz Türkiye’ denilen bir süreci yürütüyor. Böylesine bir ortamda yasal partiler arasındaki işbirliğinin hedef alınması, muhalefet tarafından eleştirilmişti.

Ayrıca Özer, önceki ‘barış süreci’nde Meclis’te kurulan komisyonda görev almış bir isim. Özer’in ‘kent uzlaşısı’ tutukluluğu, bu açıdan da muhalefet açısından ‘absürt’ bulunuyordu. Böylelikle Özer’in bu kapsamdaki tutukluluğu, ikinci sürecin başlatıcısı olan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin yardımcısı Yıldız’ın mesajı sonrası kaldırılmış oldu.

Paylaşın