Trabzonspor, Süper Lig’de Liderlik Koltuğuna Oturdu

Süper Lig’de 9. haftanın en önemli karşılaşmasında Trabzonspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Trabzonspor, 25. ve 87. dakikada Bakasetas ve 90. dakikada Yusuf Sarı’nın attığı gollerle sahadan 3-1 galip ayrıldı. Fenerbahçe’nin tek golünü ise 3. dakikada Diego Rossi kaydetti.

Haber Merkezi / Trabzonspor, bu galibiyetle puanını 21’e çıkararak ligde zirveye otururken, Fenerbahçe ise, 19 puanda kaldı. Fenerbahçe’de Min-jae 23. dakikada maçın hakemi Ali Şansalan tarafından kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

Goller;

3. dakikada Fenerbahçe golü buldu. Ferdi Kadıoğlu’nun pasında Mesut Özil’in içeriye çıkardığı top, Valencia ile Vitor Hugo’nun mücadelesi sonrasında Rossi’nin önüne düştü. Uruguaylı futbolcu sol çaprazdan yerden bir vuruşla meşin yuvarlağı sol direk dibinden filelerle buluşturdu: 0-1

25. dakikada Trabzonspor beraberliği sağladı. Bakasetas’ın kullandığı serbest atış, kaleci Altay Bayındır’ın müdahalesine rağmen filelerle buluştu: 1-1

83. dakikada Cornelius, ceza alanı içinde Szalai ile girdiği mücadelede kendini yerde buldu. VAR sisteminden gelen uyarı üzerine pozisyonu saha kenarında izleyen maçın hakemi Ali Şansalan, penaltı noktasını gösterdi. 87’nci dakikada Bakasetas, penaltıdan takımını 2-1 öne geçirdi.

90. dakikada Abdülkadir Ömür’ün pasında Cornelius’un şutunda top, kaleci Altay Bayındır’dan döndü. Dönen topa Yusuf Sarı vurdu. Luiz Gustavo’dan seken meşin yuvarlak, filelere gitti: 3-1.

Stat; Şenol Güneş Spor Kompleksi

Hakemler; Ali Şansalan, Kerem Ersoy, İbrahim Çağlar Uyarcan.

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Peres (Dk. 52 Dorukhan Toköz), Edgar, Vitor Hugo, Denswil (Dk. 46 Trondsen), Berat Özdemir (Dk. 68 Siopis), Abdülkadir Ömür, Bakasetas, Gervinho (Dk. 68 Cornelius), Nwakaeme (Dk. 43 Yusuf Sarı), Djaniny.

Fenerbahçe; Altay Bayındır, Filip Novak, Kim Min-jae, Attila Szalai, Bright Osayi-Samuel, Miguel Crespo (Dk. 87 Pelkas), Luiz Gustavo, Ferdi Kadıoğlu (Dk. 87 Nazım Sangare), Mesut Özil (Dk. 74 Sosa), Diego Rossi (Dk. 75 Tisserand), Enner Valencia (Dk. 61 Serdar Dursun).

Goller; Dk. 3 Diego Rossi (Fenerbahçe) Dk. 25 ve 87 (Penaltıdan) Bakasetas, Dk. 90 Yusuf Sarı (Trabzonspor)

Kırmızı kart; Dk. 23 Kim Min-Jae (Fenerbahçe)

Paylaşın

Sancar: Sorunların Çözümü Demokratik Siyasetten Geçiyor

Mardin’de partisinin düzenlediği bir etkinlikte konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Bize yönelik kuşatmayı kırmak için değil ülkenin geleceği için istiyoruz. Çünkü sorunların çözümü demokratik siyasetten geçiyor. Barış da ancak demokratik siyaset zemininde inşa edilip kalıcı hale getirilebilir” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında, “En yoğun propaganda araçlarıyla düşmanlaşma politikaları izleniyor, nefret dili yayılıyor. Halkların birbirleriyle düşmanlaşması için her şey yapılıyor ama barışı ve ortak yaşamı savunanlar vazgeçmiyor, eşit ortak yaşam demokratik gelecek ve onurlu barış yürüyüşü devam devam ediyor, sizler inandığınız için devam ediyor” diyen Sancar, etkinlikte yaptığı konuşmada şunları söyledi;

“Bütçe buluşmalarında barışın bütçesini konuşmak için Mardin’deyiz. Arkadaşlarımız son bir haftadır toplumun çeşitli kesimleri lie buluşmalar gerçekleştirip taleplerini dinledi, önerilerini aldı. Bizler halkın bütçesi için yola çıktık, halkın hizmetinde olmak için varız, halkların ortak iradesini ülkenin her alanında en güçlü şekilde temsil etmek için varız. Bütçe buluşmalarında da hedefimiz halkın bütçesini çıkarmaktır. Bunu masa başında değil meydanlarda, tarlalarda, sokaklarda buluşmalar gerçekleştirerek ancak yapabileceğimizi biliyoruz.

O nedenle sizinleyiz. Mardin’e uzun zamandır gelemiyor olmanın mahcubiyetini ve hüznünü yaşıyorum. Şartlar öyle gerçekleşti yoksa Mardin’i ve sizleri özledim. Barışı özlediğimiz gibi. Burada bulunmak bana her zaman büyük moral ve güç veriyor. Umutlarım artıyor, yolumuzun daha da kuvvetleneceğine dair inancım artıyor. Sizlere, Mardin’e bu topraklarda bana bu kadar çok şey veren bu toprakların insanlarına, hepinize bütün kültürlere emeği geçen her kesime minnetlerimi sunmak isterim. Mardin sadece doğup büyüdüğüm değil beni eğiten, değerlerimi oluşturan şehirdir. Her zaman bağlılığım ve minnetim devam edecektir.

“Savaşın bütçesini değil barışın bütçesini yapalım”

Barışın bütçesini konuşuyoruz Mardin’de. İktidarın önümüze koyduğu bütçe savaşın bütçesi. Savaşa ayrılan kaynaklara baktığımızda ülkenin bu kaynaklarla daha güzel günler yaşayabileceğini ve müreffeh bir düzen kurabileceğini görebilirsiniz. 2021 yılı için güvenlik harcamalarına ayrılan pay 240 milyar liradır, 6 yıl önce bu miktar 50 milyar liraydı. Neden? Çünkü o zaman barış arayışı vardı, çözüm süreci vardı. Silahlar susmuştu, halkın kaynaklarının halka aktarılması için yollar da açıktı. Maalesef o yılları mevcut iktidar tıkadı ve savaş politikalarına döndü. Savaş politikaları ile ülkenin kaynaklarını saraya, yandaşa tahsis edecek düzeni inşa etti. Bunun acısını Türkiye hakları da en fazla zararı da bu bölge yaşıyor. O nedenle savaş yerine barışı konuşalım. Savaşın bütçesini değil barışın bütçesini yapalım. Bu vazgeçmememiz gereken hedefimiz olmalıdır.

“Sorunların çözümü demokratik siyasetten geçiyor”

Karanlığın en koyu zamanlarında bile barışı, barış ışığını aramaktan vazgeçmeyeceğiz. Bu topraklara büyük dönüşüm ancak barış ile gelir. Barış ihsan edilmez, barış mücadele ile kazanılır. Toplumsal güçlerle birlikte inşa edilir. Bizim iktidarlardan barış lütfetmelerini bekleyecek duruşumuz yok. Barışı toplumdan, tabandan kurmak, hep birlikte inşa etmektir. Toplumun tüm kesimleri ile müzakere etmek, diyalog yollarını açmak istiyoruz. Demokratik siyasetin alanının genişlemesini istiyoruz. Bize yönelik kuşatmayı kırmak için değil ülkenin geleceği için istiyoruz. Çünkü sorunların çözümü demokratik siyasetten geçiyor. Barış da ancak demokratik siyaset zemininde inşa edilip kalıcı hale getirilebilir.

Barış talebini bu toplum kesimlerinin ortak talebi haline getirmeye kararlıyız. Çağrılarımızın yankı bulduğundan eminiz. Halkların birbirleriyle boğazlaşmaya istekli olmadığını geçmiş yıllarda kin ve nefret politikalarına rağmen bir arada yaşama taleplerinden de anlayabiliriz. En yoğun propaganda araçlarıyla düşmanlaşma politikaları izleniyor, nefret dili yayılıyor. Halkların birbirleriyle düşmanlaşması için her şey yapılıyor ama barışı ve ortak yaşamı savunanlar vazgeçmiyor, eşit ortak yaşam demokratik gelecek ve onurlu barış yürüyüşü devam devam ediyor, sizler inandığınız icin devam ediyor.

“Barış, adalet, demokrasi için ödediğimiz bedeller boşuna değil”

Acının intikam duygusuna, yıkıcı öfkeye değil kurucu inşa edici siyaset gücüne dönüşmesinin örneklerini veriyor Kürt halkı. Bütün acılara rağmen intikam peşinde değil eşit ve ortak yaşımı birlikte kurma amacına yönlendiriyor. İşte bu bizim beslendiğimiz en büyük kaynaktır. Acıyı bal eyleyeceğiz, bunu barış ile demokratik siyasetin her alanda etkili olması ile yapacağız. Bunu toplumun her kesimi ile müzakere ederek yapacağız. Barışın bütçesini bu çerçevede konuşacak ve barışı böyle inşa edeceğiz. Yolumuz uzun ve zorludur, ama bizden önce bu yolda yürüyenlerin ödediği bedellerle geldiğimiz noktanın hiç de önemsiz olmadığını mutlaka görelim. Karamsarlığa ve umutsuzluğa, kötümserliğe kapılmak için bir neden yok. Cezaevinde, sürgünde yoldaşlarımız var, barış adalet demokrasi için ödediğimiz bedeller boşuna değildir.

“Yerel demokrasiyi güçlendirerek, barışı da demokrasiyi de inşa edeceğiz”

O şarkıda söylendiği gibi boşuna ödenmiyor bedeller. Bunun ne demek olduğunu, bedellerin neden boşuna ödenmediğini hep birlikte ortaya koyacağız. Buna inancımızı kaybetmeyelim. Bu ülkeye barış, demokrasi, adaleti getirmenin çok zor olduğunu elbette biliyoruz. Yüz yıllık inkar, imha ve savaş politikarının hangi iktidar anlayışlarını ayakta tuttuğunun farkındayız,. Savaş politikalarının, savaş lordlarını beslediğinin de farkındayız. Biz o kaynakları kurutmak için de barış istiyoruz. Kürt sorununda demokratik çözümü Türkiye’nin bütünü için demokrasi hedefiyle bütünleştiriyoruz. Çünkü biliyoruz ki barış ve demokratik çözüm Türkiye’nin tamamında güçlü demokrasi inşa edilerek gerçekleştirilir. Barışı ve demokrasi inşa etmenin mekanı yerellerdir, en güçlü yöntemi yerel demokrasidir. Yerel demokrasiyi güçlendirerek, barışı da demokrasiyi de inşa edeceğiz, adaleti de getireceğiz.

“En geniş demokrasi birlikteliğini seçimlerde birlikte oluşturacağız”

Çok fazla teknik ayrıntıya girmeyeceğim. HDP ve temsil ettiği başta Kürt halkı olmak üzere halkların ortak demokratik iradesini yürüyüşünü büyüterek devam ediyor. Dün 9. yaşımızı kutladık, biz sadece yaş alarak büyümüyoruz, aynı zamanda güçlenerek büyüyoruz. HDP 9 yaşında ama arkasında asırlara uzanan demokrasi mücadelesi, onur kavgası ve adalet çabası vardır. Bunların mirasçısıyız. Bu mirası en güzel şekilde en yakın zamanda Türkiye halklarına barış, demokrasi ve adaleti vererek taçlandıracağımızdan şüphemiz yoktur. Buna gücümüz, inancımız, tecrübemiz de var. Ezinlerin, yoksulların, emekçilerin, kadınların, gençlerin en geniş demokrasi birlikteliğini seçimlerde birlikte oluşturacağız ve iradelerini bu ülkenin yönetimine ortak yapacağız mutlaka. Buna inancımız tamdır, yolumuz açıktır.

“Mezopotamya topraklarına mayın değil tohum ekilecektir”

Mezopotamya toprakları verimlidir, buralara mayın değil tohum ekilecektir, bunu biz yapacağız. Buraya kurşun değil yağmur yağmalıdır, bunu hep birlikte başaracağız. Sınır boyu uzanan araziye bakın, bu toprak neden mayınlı ve yasak bölge. Belki de dünyanın en elverişli alanı. Bunları barışla halkın kullanımına açma imkanımız var. Bu ülkede barışı inşa edersek bölgede de barışı inşa edeceğiz. Bu Kürt düşmanı iktidarın Kürtlerin her türlü kazanımlarının önünde durmaktır ön şart. En güçlü şekilde savaş karşıtı politikayı kurmaktır. Savaş naralarına karşı barış türkülerini haykırmaktır. Halkların tanklara karşı duvarlar örmesidir, halkların güçlü sesi ile savaş tamtamlarını bastırmaktır. Bunu yaparsak bölgede ve ülkede refahı, adaleti ve demokrasiyi sağlayacağımızdan şüphemiz yoktur. Bu topraklar kan değil su istiyor çünkü biliyoruz ki kandan kına yakılmaz. O nedenle barış asla vazgecmeyeceğimiz bir hedeftir. Çünkü bütün dönüşümleri büyük barış üzerine kurulabiliriz. Büyük barış büyük dönüşüm. Yolumuz açıktır. İnanıyorum ki başaracağız.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Vesayet’ Yanıtı: Hep Aynı Nakarat

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Angola, Nijerya ve Togo’yu kapsayan Afrika seyahati öncesi yaptığı açıklamada, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, memurlara yaptığı çağrıyı değerlendirdi.

Haber Merkezi / Erdoğan, açıklamasında, “Türkiye bir hukuk devletidir. Kabile devleti değildir. Bu açıklama CHP’nin vesayet zihniyeti olduğunun itirafıdır. Bu açıklama bir suçtur. Bu dil darbe dönemi dili” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla Erdoğan’ın açıklamasına yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “Milletin evlatları ‘KPSS’ diye umutlansın, Erdoğan ve şürekası vakıf süslü paralel yapılarla onların geleceğini çalsın. Sonra ‘vesayet’ falan, hep aynı nakarat. Geçiniz bunları, kimse yemiyor.” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun Muğla Marmaris’teki Yerel Medya Çalıştayı’nda yaptığı konuşmasından paylaştığı kesitte yer alan ifadelerse ise şöyle;

“Kamu görevlisi, bir ailenin veya sarayın memuru değil, onlar Türkiye Cumhuriyeti devletinin şerefli memuru olmak zorundadır. Güneydoğu’da veya Doğu Anadolu Bölgesi’nde fakir ailelerin çocuklarının en büyük umudu, devlet memuru olmaktır. ‘Devlette memur olacağım. Güvencem olacak, belli bir aylığım olacak, ailem olacak.’ Bu beklentiyi onların elinden alıp bir vakıf aracılığıyla belli kişilere verirseniz bunun savunulacak yönü var mıdır? Bunun ahlaki yönü var mıdır? Bunun adalet yönü var mıdır? Kanun dışı size ne yaptırıyorlarsa pazartesi itibariyle durun, yapmayın artık. Orada durun.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan Bürokratlara Çağrı

Sosyal medya hesabından paylaştığı bir video ile devlet memurlarına seslenen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa Pazartesi itibariyle durun” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Türkiye Devleti yeniden halkın devleti olma yoluna girmiştir. Kurumları bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler, elbette ki hesap verecektir. TÜGVA benzeri vakıfların üzerine örttükleri devletin malları hazineye iade edilecektir. Sizler hala bu pislikten kendinizi sıyırma şansına sahipsiniz. Bu şansı kullanın. Siz de şahit olun sevgili halkım” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin bürokratlarına sesleniyorum; halkımızı da şahit olmaya davet ediyorum.” notuyla paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı:

“Lağım kokusu yine her yeri sardı”

“Sevgili halkım; bugün devletimize hizmet eden memurlarımıza yani bürokratlarımıza önemli bir hususta seslenmek istiyorum, sizi de buna şahitlik etmeye davet ediyorum. Unutmayın, Türkiye Devleti’ni şahıs devletine dönüştürmüş bir kişi ve ailesi var. Bu şahsın ve ailesinin kişisel çıkarlarına hizmet etmeye zorlamış bir kısım devlet memurları var. Bazıları çok baskı altında. Bunun da elbette farkındayız. Ancak unutulmamalıdır ki devlete değil, şahsi çıkarlara hizmet etmenin sorumluluğu var. TÜGVA rezaletini hep beraber izliyoruz. Lağım kokusu yine her yeri sardı. Şahıs ve ailesi, vakıf süsü verdikleri bir paralel yapı ile devleti zapturapt altına almaya çalışmış.

Sevgili halkım; herhalde neyi çaldıklarının farkındasınız. Çalınan çocuklarınızın memuriyetidir yani geleceğidir. Bu sistemde Erdoğan ve şürekasının kurdukları vakıfların tezgahından geçmeyenlerin, memur olmalarının neredeyse imkânsız hale getirildiği görülmektedir. Daha önce memur olanların da görevde yükselmeleri, TÜGVA tezgahından geçmelerine bağlanmıştır. Böylece kamuda yapmak istedikleri ne kadar illegal iş, rant, mafyatik çıkar varsa bunları yapacak memur militanlar düzene eklemlenmiştir. Şimdi hepimizin gördüğü, bildiği bir şey daha var. İktidarın değişmesine az kaldı. İktidar değiştiğinde soruşturmalar başlayacak ve eminim ki bu bürokratların bir kısmı ‘efendim emir aldık uygulamak zorunda kaldık’ diyeceklerdir.

“Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız”

İşte bunu diyerek sıyrılırım diye düşünen, sarayın baskısına boyun eğerek kanun dışına çıkmış o devlet memurlarına buradan seslenmek istiyorum. Cenap Şahabettin’in bir sözü var, der ki: ‘En ağır angarya faydasızlığından emin olduğunu işi vazife namına ifa etmektir.’ Açıkça söylüyorum; vazife namına mafyatik düzene hizmet edemezsiniz. Kanun dışı işleri, emir olarak telakki edemezsiniz. Siz Erdoğan ailesinin değil, bu devletin şerefli memurlarısınız. Kamil akla gelmeniz için, Kılıçdaroğlu abinizin, amcanızın bu size son çağrısıdır.

18 Ekim Pazartesi itibariyle bu düzenin illegal isteklerine verdiğiniz tüm desteğin sorumluluğu size de ait olmaya başlayacaktır. ‘Emir almıştım’ diyerek bu kirli işlerden sıyrılamazsınız. Size kanun dışı her ne yaptırılıyorsa, pazartesi itibariyle durun. Bu illegal, paralel sistemlerden elinizi eteğinizi çekin. Size bunları yaptıranlara farklı bir muamele olacak elbet. Çünkü Sadi’nin dediği gibi, ‘Zalimleri bağışlamak, yoksullara cefadır.’ Söylediklerimi özetlemem gerekirse, Türkiye Devleti yeniden halkın devleti olma yoluna girmiştir. Kurumları, bir şahsın ve ailesinin ahırına dönüştürenler, elbette ki hesap verecektir.

“Sizler hala kendinizi bu pislikten sıyırma şansına sahipsiniz”

TÜGVA benzeri vakıfların üzerine çöktükleri devletin malları, hazineye iade edilecektir. Sizler hala kendinizi bu pislikten sıyırma şansına sahipsiniz. Bu şansı kullanın. Siz de şahit olun halkım. Konuşmama son vermeden önce, buradan bir selam göndermek istiyorum; memur Teoman, seni unuttuk zannetme kardeşim; aklımızdasın, gönlümüzdesin, hakkını alacaksın.”

Paylaşın

Babacan: Merkez Bankası Başkanları Mevsimlik İşçiye Döndü

Partisinin Eyyübiye ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Gece yarısı kararlarıyla yönetilen bir ülke haline geldik. Merkez Bankası başkanları mevsimlik işçiye döndü. Bir gecede yoksullaşan, bir başka gecede yine yoksullaşan ülke olduk” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / İktidar yetkilileri tarafından dillendirilen Kuzey ve Doğu Suriye’ye askeri operasyon iddialarına değinen Babacan, “Yeni bir operasyonun sesleri geliyor. Yapılacak operasyonları ekonominin bozulmasına mazeret yapmayın. Zaten ekonomi bozuk. ‘Ne yapalım ekonomik operasyon yaptık ekonomik bozuldu’ demeyin. Ekonominin bozulmasının nedeni kötü yönetim” dedi. Kürt sorununa da değinen Babacan, “Keyfi yönetim Kürt meselesini büyüttü, Kürt meselesini çözeceğiz” şeklinde konuştu.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Şanlıurfa’da partisinin Eyyübiye ilçe kongresinde konuştu. AK Parti iktidarının ilk yıllarında ortak aklın işletildiğini vurgulayan Babacan, o dönemde demokratikleşme yönünde atılan adımlara sahip çıktı. O yılları günümüzle karşılaştıran Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Ortak aklın çalıştırıldığı dönemde ilmek ilmek ördüğümüz demokratikleşme hikayesinin böyle sona ermesine izin vermeyeceğiz. Bu ülke çok büyük başarılara imza attı. Biz o başarıların yerle bir olmasına izin vermeyeceğiz. Sayın Erdoğan hiç kusura bakmasın, demokratik kazanımların eski günlere dönmesine izin vermeyeceğiz. Her fırsatta, ben ve arkadaşlarımın yönetimde olduğu dönemin başarılarıyla övünüyor. Şimdiki iktidarın yaptıklarıyla, o günlerde yapılanlar arasında dağlar kadar fark var. Herkes kendi muhasebesini yapsın. Bizim alnımız açık, başımız dik.

“Demokratik gerileme dönemini sona erdireceğiz”

Biz bu demokratik gerileme dönemini sona erdireceğiz. Demokratikleşme hikayesine kaldığımız yerden, daha da güçlü şekilde devam edeceğiz. Ülkemizin itibarını yeniden yükselteceğiz. Türkiye’yi barışın, özgürlüklerin ve zenginliğin memleketi yapacağız.

Türkiye; İstanbul Sözleşmesi’ni hazırlayan, kadın haklarının güçlendirilmesi hususunda uluslararası çapta öncü adımlar atan, demokratikleşmeyi önceliklendiren bir ülkeydi. 2013 yılında 12 bin 500 dolarlık millî gelire ulaştık. Ben ve arkadaşlarım; her zaman kural bazlı bir yönetim anlayışını savunduk. Kurumları güçlendirdik. Ehliyet ve liyakat dedik. Ülkemizin güven ve itibarını artırdık. Refah seviyesini yükselttik. O günlerde elde edilen olağanüstü başarılara katkı vermiş olmak, benim için hep bir onur kaynağı olacaktır.

Hükûmetteki ilk görevim ekonomiyi yoluna sokmaktı. Arkasından Avrupa Birliği Başmüzakerecisi oldum. Arkadaşlarımızla birlikte çok büyük emek verdik. Ülkenin tarihî dönüşüm sürecinin arkadaşlarımızla beraber başında olduk. Dışişleri Bakanlığı yaptım. İtibarlı bir ülkenin Dışişleri Bakanı olmanın onurunu yaşadım. AK Parti iktidarının ilk yılları, istişare mekanizmalarının işletildiği ve kararların ortak akla dayanarak alındığı yıllardı. Özellikle, Avrupa Birliği istikametinde attığımız adımlar, ülkemizin insan hakları ve demokratikleşme tarihine altın harflerle yazıldı.

“Merkez Bankası başkanları mevsimlik işçiye döndü”

AK Parti şu anda iktidarın büyük ortağı ama maalesef ortak akıl ortadan kayboldu. İstişare sıfırlandı. Ortak aklın yerini, tek bir kişinin keyfi yönetimi devraldı. Olağanüstü hâl sürerken yapılan bir referandumla, tüm yetki tek kişinin eline teslim edildi. Gece yarısı kararlarıyla yönetilen bir ülke haline geldik. Merkez Bankası başkanları mevsimlik işçiye döndü. Bir gecede yoksullaşan, bir başka gecede yine yoksullaşan ülke olduk. Tabii ülkede bu kadar sıkıntı, sorun, kriz var. Düğün böyle olunca, kamber eksik olur mu? O da yerini aldı. Krizlerin ortağı Bahçeli, yine her zamanki gibi şu andaki krizin de ortağı. Ne zaman iktidar ortağı olsa, kriz oluyor.

Keyfî yönetim anlayışı önce hukuku çiğnedi. O yüzden biz önce hukuku ayağa kaldıracağız. Kötü yönetim halkımızı yoksullaştırdı. Biz, yeniden zenginleştireceğiz. Keyfî yönetim anlayışı Kürt meselesini diriltti. Biz bu meseleyi çözeceğiz. Keyfî yönetim ranta, kayırmacılığa, inşaat ve betona dayalı kendi zenginini oluşturmayı hedefleyen bir büyüme modeli dayattı. Biz, yatırıma, üretime, sanayiye dayalı; hakkaniyeti esas alan, topyekûn zenginleşmeyi hedefleyen kapsayıcı bir modele geçeceğiz. Keyfî yönetim, Merkez Bankası’nı talimatla çalışan bir kurum haline getirdi. Biz, Merkez Bankası’nı tam bağımsız hale getireceğiz. Keyfî yönetim, ihaleler yoluyla çevresindeki üç-beş kişiyi daha da zenginleştirdi. Biz, kamu ihale yasasını sil baştan yeniden yazıp, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyacağız.”

Paylaşın

Meteoroloji’den Bir Çok Bölge İçin Sağanak Yağış Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında Marmara, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu, Batı Karadeniz ile Doğu Akdeniz’de bulunduğu bir çok bölge için sağanak yağış uyarısında bulundu. MGM, sağanak yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin kuzey, iç ve batı kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Marmara, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu’nun kuzeybatısı, Batı Karadeniz ile Doğu Akdeniz’in doğusunun sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Marmara’nın batısı ve Kıyı Ege’de yerel olmak üzere kuvvetli olması bekleniyor.

Hava sıcaklığı, ülkenin güney ve batı kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin edilirken, rüzgarın ise, genellikle güney ve batı yönlerden, hafif, ara sıra orta kuvvette, Batı Akdeniz’in iç kesimlerinde güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli olarak (40-60 km/saat) esmesi bekleniyor.

Kuvvetli yağış ve kuvvetli rüzgar uyarısı

Yağışların Marmara’nın batısı ve Kıyı Ege’de yerel olmak üzere kuvvetli olması beklendiğinden yaşanabilecek ani sel, su baskını, yıldırım, yerel dolu yağışı, yağış anında kuvvetli rüzgar ve hortum oluşma riski gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Rüzgarın ise Batı Akdeniz’in iç kesimlerinde güney ve güneybatı yönlerden kuvvetli olması (40-60 km/saat) esmesi beklendiğinde yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara Bölgesi

Parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; batı kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.

Ege ve Akdeniz Bölgesi

Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; kıyı kesimlerinde kuvvetli yerel olmak üzere kuvvetli olması beklenirken Akdeniz Bölgesi’nin parçalı yer yer çok bulutlu, Batı Akdeniz ile Doğu Akdeniz’in doğusunun yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu, kuzeybatı kesimlerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Batı Karadeniz’in parçalı ve az bulutlu, bölge genelinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’in ise, parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin edilirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

HDP’li Buldan’dan Parti Teşkilatlarına ‘Erken Seçim’ Talimatı

Partisinin İstanbul Esenyurt’ta düzenlediği bir etkinlikte konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Seçim 2023’te değil, çok yakın zamanda önümüze çıkacak bir durumdur. Şimdiden söylüyorum, bütün il ve ilçe teşkilatlarımız erken seçime hazır olsun” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında, “AKP’yi iktidardan göndermeye hazır olsun. Bu ülkeyi, barışı, demokrasiyi ve özgürlükleri getirmeye hazır olsun, hazırlıklı olsun. Daha da büyüyeceğiz daha da gelişeceğiz bu ülkenin halkına barışı demokrasiyi ve özgürlükleri hep birlikte armağan edeceğiz” diyen Pervin Buldan, açıklamalarına özetle şunları söyledi;

“9 yıl önce bugün HDP kurulduğu zaman belli ilkelerle kuruldu. “Türkiye’ye adaleti, barışı, özgürlükleri getireceğiz” diyerek yola çıktık ve hala aynı noktadayız ve hala aynı umudu taşıyoruz. Bu 9 yıllık süreç içerisinde bu ülkeye demokrasiyi adaleti ve barışı ama aynı zamanda özgürlükleri getirmek için büyük bir mücadele verdiğimizi ifade etmek isterim.

Biz yola çıktığımızda HDP’nin kuruluş tarihinde bu ülkeye barışı getireceğiz dediğimiz zaman “bu da nereden çıktı hayal ve rüya görüyorlar” demişlerdi. Biz “bu ülkeye demokrasiyi, özgürlükleri getireceğiz” dediğimizde “Onlar hayal kurmaya, rüya görmeye devam etsinler” dediler.

Ama biz halkımızın bu hayalini gerçekleştirmek için ödenmesi gereken bir bedel varsa ödemeye hazırız. Çünkü bu ülkenin adalete ve demokrasiye ihtiyacı var. Bu ülkenin barışa ve özgürlüklere ne kadar ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bugün bu ülkeyi yönetenlerin baskıyla, zorla, şiddetle, engellemelerle ve kumpasla bizi yolumuzdan çevirmek isteyenlere cevabımız direnmektir, mücadele etmektir.

HDP’ye bin bir türlü tuzak kurdular, HDP’nin seçilmişlerini tutuklayıp cezaevine gönderdiler. HDP’nin seçilmişlerini görevden alıp yerlerine kayyım atadılar. Sokaklarda, meydanlarda, alanlarda yolumuzu kesmeye çalıştılar. Ve bizim bir araya gelerek yaşamın neresinde olursa olsun, nerede olursa olsun, nerede bir ezilen, bir mazlum, bir yok sayılan varsa, ötekileştirilen varsa HDP onun yanında olmaya çalıştı.

AKP hükümeti her türlü baskı ve engelleme ile bunun önüne geçmeye çalıştı. Biz dinlemedik. Önümüze çıkan bütün barikatları eze eze, yıka yıka halkımızla birlikte olmaya çalıştık. Fabrikalarda, tarlalarda, alanlarda, sokaklarda, meydanlarda kim ezilmişse, kim yok sayılmışsa, kim ötekileştirilmişse, kim zulme uğramışsa, faşizme uğramışsa işte biz onun yanında olduk, onun yanında olmaya devam edeceğiz.

“Bu ülkede yok sayılan bütün kimliklerin inançların partisidir”

HDP bir Türkiye partisidir. Hem Kürtlerin hem Türklerin, Alevilerin, Çerkezlerin, Arapların bu ülkede yok sayılan bütün kimliklerin inançların partisidir. HDP aynı zamanda bir kadın partisidir. Gençlerin partisidir, çocukların partisidir. İşte bizi biz yapan bizi var eden bu gerçekler ortada durduğu sürece AKP’nin bütün baskıları, şiddet politikaları bize vız gelir tırıs gider. Her türlü barikatı da aşarız her türlü engeli de aşarız.

Sevgili kadınlar zulme uğrayan, yok sayılan şiddete ve baskıya maruz kalan, her gün öldürülen, katledilen ve tecavüze uğrayan, cinsel tacize uğrayan bütün kadınların sesi olmaya çalışan HDP aynı zamanda bir kadın partisidir. Çünkü biz biliyoruz ki HDP’yi HDP yapan kadın mücadelesi, kadınların verdiği emek, ödediği bedeldir.

Bu ülkede kadınların birlikteliği ile kadınların örgütlü mücadelesi ile HDP daha da büyüyecektir. HDP şimdiden olduğundan daha büyük ve görkemli yaş günlerini kutlayacaktır. Biz bu ülkede bütün gençlerin de geleceğe güvenle bakmasını sağlayan bir partiyiz aynı zamanda.

“HDP, halklara umut vadediyor”

Biz biliyoruz ki bu ülkede gençleri açlıkla yoksullukla işsizlikle baş başa bırakan bir AKP hükümeti var. Gençler artık geleceklerine umutla  bakmıyor, bakamıyor. Gençler artık yaşamını Türkiye’de idame etmek istemiyor. Başka yerlerde yaşam bulmaya çalışıyor.

Biz diyoruz ki HDP bir dahaki seçimlerde bu ülkeyi yönetmeye aday bir parti olarak sizlere gelecek ve umut vadediyor ve geleceğinizi umudunuzu HDP’yle birlikte var etmeye çalışacağız. Bize inanın, bize güvenin sevgili gençler, sevgili kadınlar. Biz bu ülkede AKP zulmü başta olmak üzere Kürt halkının yok sayılan bütün kimliklerin verdiği bütün mücadelelerin yanında olmaya devam edeceğiz.

Biz biliyoruz ki HDP’nin verdiği bu büyük mücadeleye Türkiye halkları büyük bir destek veriyor. Bu büyük destekle birlikte HDP daha da büyüdü gelişti. On binlerdik baskı uyguladılar, “yok edeceğiz” dediler biz daha da büyüdük yüz binler olduk. Yüzbinlerdik baskı uyguladılar, şiddet uyguladılar, “bitireceğiz, kapatacağız” dediler biz milyonlar olduk. Şimdi milyonları kapatacağız diyorlar. Kapatma davası açtılar. Bir kumpas davası açtılar. HDP kapatma davasının önüne Türkiye halklarının direngen gücüyle set öreceğiz ve HDP’nin kapatılmasına asla izin vermeyeceğiz.

“AKP’yi göndermeye, bu ülkeye barış ve demokrasi getirmeye hazır olsun”

HDP kapatılacak bir parti değil. Bugün Türkiye halklarına en büyük cesareti, en büyük umudu veren bir parti olan HDP’yi kapatmak hiç de kolay değil. Bugün bu ülkeyi yönetenlere bir kez daha sesleniyoruz. Bu kumpas davalarınızla, yalan olan davalarınızla Türkiye halklarının önünde engel olmaktan çıkın. Biz gün sayıyoruz, önümüze gelecek sandıkla birlikte AKP’yi iktidardan düşürmenin demokratik bir yönetim inşa etmenin yol ve yöntemlerini elbette arayıp bulacağız.

Bunun fırsatı yapılacak olan bir seçimdir. Seçim 2023’te değil, çok yakın zamanda önümüze çıkacak bir durumdur. Şimdiden söylüyorum, bütün il ve ilçe teşkilatlarımız erken seçime hazır olsun. AKP’yi iktidardan göndermeye hazır olsun. Bu ülkeyi, barışı, demokrasiyi ve özgürlükleri getirmeye hazır olsun, hazırlıklı olsun. Daha da büyüyeceğiz daha da gelişeceğiz bu ülkenin halkına barışı demokrasiyi ve özgürlükleri hep birlikte armağan edeceğiz.”

Paylaşın

Beşiktaş, Ligdeki İkinci Yenilgisini Başakşehir Karşısında aldı

Süper Lig’in 9. haftasında Başakşehir ile Beşiktaş, Başakşehir Fatih Terim Stadı’nda karşılaştı. Karşılaşma, Başakşehir’in 3-2’lik üstünlüğüyle sona erdi. Başakşehir, bu sonuçla puanını 9’a yükseltirken, Beşiktaş 17 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Başakşehir’e galibiyeti getiren golleri, 40 ve 83. dakikalarda Okaka ve 85. dakikada Gulbrandsen kaydederken, Beşiktaş’ın gollerini ise, 59. dakikada Alex Teixeira ve 90+1. dakikada Batshuayi attı.

Beşiktaş, Süper Lig’in 10. haftasında Galatasaray’ı evinde ağırlayacak. Başakşehir ise Antalyaspor’a konuk olcak.

Goller;

40. dakikada sol kanattan içeri kat eden Visca’nın ceza sahası dışı çapraz pozisyondan çektiği sert şut kaleci Mert’ten döndü. Boşta kalan meşin yuvarlağı önünde bulan Okaka’nın müsat pozisyondaki vuruşu ağlara gitti. 1-0

59. dakikada Epureanu’nun geri pasında kaleci Volkan Babacan’ın uzaklaştırmak için vurduğu top Teixeira’da kaldı. Teixeira’nın ceza sahası dışı sağ çaprazından boş kaleye yaptığı plase vuruş filelere gitti. 1-1

83. dakikada sağ kanatta Rıdvan ile girdiği ikili mücadeleyi kazanarak son çizgiye inen Gulbrandsen’in içeriye çevirdiği topa Okaka’nın altıpas içinde kayarak yaptığı vuruş ağlarla buluştu. 2-1

85. dakikada gelişen Başakşehir kontra atağında Berkay’ın sağdan ceza alanına yaptığı ortada Visca, penaltı noktası yakınlarında meşin yuvarlağı arkasındaki Gulbrandsen’in önüne bıraktı. Gulbrandsen, sağ köşeye yaptığı plase vuruşla farkı 2’ye çıkaran golü attı. 3-1

90+1. dakikada penaltı atışını kullanmak için beyaz noktaya gelen Batshuayi, topu filelerle buluşturdu. 3-2

Stat: Başakşehir Fatih Terim

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Tarık Ongun, Deniz Caner Özaral

Başakşehir: Volkan Babacan, Caiçara (Dk. 76 Şener Özbayraklı), Epureanu, Ndayishimiye, Lima, Mahmut Tekdemir (Dk. 89 Zulj), Berkay Özcan, Visca, Deniz Türüç (Dk. 76 Gulbrandsen), Chadli (Dk. 60 Tolga Ciğerci), Okaka

Beşiktaş: Mert Günok, Rosier, Welinton, Vida, Rıdvan Yılmaz, De Souza, Atiba (Dk. 46 Necip Uysal), Ghezzal, Oğuzhan Özyakup (Dk. 46 Alex Teixeira), Güven Yalçın (Dk. 46 Larin), Batshuayi

Goller: Dk. 40 ve 83 Okaka, Dk. 85 Gulbrandsen (Başakşehir), Dk. 59 Alex Teixeira, Dk. 90+1 Batshuayi (Beşiktaş)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Merkez Bankası’ Çağrısı

Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nu ziyaret eden CHP Lideri Kılıçdaroğlu, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın bağımsızlığının önemine dikkat çekerek, “Buradan Erdoğan’a açık ve net çağrı yapıyorum. Lütfen Merkez Bankası’nın kurumsal kimliğine saygı göster ve Merkez Bankası’nın, ‘faiz yükselir mi, faiz düşer mi’ bu konuda kararı sen değil, kararı liyakatli kişiler versinler” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Açıklamasının devamında, zam yağmuru arka arkaya geliyor. Dövizin kontrol edilememesi, Türk lirasının sürekli değer kaybetmesi bizim açımızdan da, sokaktaki vatandaş açısından da, sanayici açısından da bir sorun olarak önümüzde duruyor. Bu konudaki hassasiyetimizi büyük ölçüde ifade ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, sözlerini, “Son 45 günde Türk lirası, dolar karşısında yüzde 10 değer kaybetti. Bu rakam ciddi bir rakam. 45 günde Türk lirasının büyük değer kaybetmesi fiyat istikrarının olmadığını gösteriyor. Ve bunun yansımaları sokaktaki insana gelecek. Sokaktaki insan bunun yansımalarından büyük ölçüde etkilenecek. Esnafından tutun taşeron işçisine kadar veya işsizlere kadar mutfağı büyük ölçüde etkileyecek bu” şeklinde sürdürdü.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi. Kılıçdaroğlu’na, görüşme sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

“Sıcak siyasetin Merkez Bankası’na müdahale etmesini asla istemedik ve istemiyoruz da”

“Burası bağımsız bir kurum. Fiyat istikrarından sorumlu olan bir kurum. Kurumun bağımsızlığı sadece bizim için değil, dünya finans piyasaları için de son derece değerli ve önemli. Sıcak siyasetin Merkez Bankası’na müdahale etmesini asla istemedik ve istemiyoruz da. Bu düşüncemizi sayın başkana da ifade ettik” sözleriyle açıklamasına başlayan Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Ayrıca Merkez Bankası’nın yetkilerinin kararnamelerle alınıp, başka bir kuruma verilmesini de doğru olmadığını, özellikle fiyat istikrar komitesine vurgu yaparak da ifade ettik. Merkez Bankası’nın iyi bir kültürü var. Cumhuriyet tarihi boyunca bu kültürü adım adım oluşturmuş vaziyette. Bu kültürün yok olmamasını istedik.

İyi bir kadrosu var. Kadrosunun korunması gerektiğini istedik. Bu konuda da elimizden gelen her türlü yardımı da yapabileceğimizi de ifade ettik, Merkez Bankası’nın kimliğinin, kişiliğinin korunması açısından…

Zam yağmuru arka arkaya geliyor. Dövizin kontrol edilememesi, Türk lirasının sürekli değer kaybetmesi bizim açımızdan da, sokaktaki vatandaş açısından da, sanayici açısından da bir sorun olarak önümüzde duruyor. Bu konudaki hassasiyetimizi büyük ölçüde ifade ettik.

Son 45 günde Türk lirası, dolar karşısında yüzde 10 değer kaybetti. Bu rakam ciddi bir rakam. 45 günde Türk lirasının büyük değer kaybetmesi fiyat istikrarının olmadığını gösteriyor. Ve bunun yansımaları sokaktaki insana gelecek. Sokaktaki insan bunun yansımalarından büyük ölçüde etkilenecek. Esnafından tutun taşeron işçisine kadar veya işsizlere kadar mutfağı büyük ölçüde etkileyecek bu.

Gördüğümüz tablo şudur, bugüne kadar hep vatandaşın ağzında bir lokma vardı, lokmayı almaya çalışıyordu mevcut hükümet, şimdi mutfağındaki tencereyi de almaya çalışıyor. Dolayısıyla önümüzdeki süreç bir zam yağmuru olarak vatandaşın önüne gelecek. Bu konudaki bütün duyarlılıklarımızı, hassasiyetimizi bir şekliyle ifade ettik. Bunu da ifade etmek zorundaydık zaten.

Dövizin sürekli Türk lirası karşısında yükselmesi ya da Türk lirasının değer kaybetmesinin endişelerini de ifade ettik. Çünkü önümüzdeki kış zam yağmuru gelecek. Elektrikten, akaryakıttan, doğalgazda ‘Kara Kış’ olmayabilir ama fakirin fukaranın hakkını hukukunu korumak açısından, onların pahalı elektrik, pahalı doğalgazla karşılaşmamaları açısından en azından bütçelerine belli zaman dilimleri içerisinde katkıda bulunmak için bir fonun oluşturulması gerektiğini ifade ettim. Bu fon mutlaka olmalı, aksi halde bu kış vatandaşlar için çok kötü olacak.

“Merkez Bankası’nın kurumsal kimliğine saygı göster”

Merkez Bankası’na müdahale eden kişinin Erdoğan olduğunu ben de biliyorum, siz de biliyorsunuz, Mısır’daki sağır sultan da biliyor. ‘Faiz oranları düşsün’ ya da ‘faiz oranları şu seviyeye insin’ diye ilk bilgiyi veren kişinin veya bu konuda talimat verdiğini söyleyen kişinin Erdoğan olduğunu biliyoruz.

Buradan Erdoğan’a açık ve net çağrı yapıyorum. Lütfen Merkez Bankası’nın kurumsal kimliğine saygı göster ve Merkez Bankası’nın, ‘faiz yükselir mi, faiz düşer mi’ bu konuda kararı sen değil, kararı liyakatli kişiler versin. Eğer onlar bu kararı verebilirlerse o zaman dünyada pek çok finans kuruluşu da doğal olarak Merkez Bankası’na saygı gösterecektir.”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Zor Soru: Uçan Türkiye Masallarını Anlatabilir misin?

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, esnafı ziyaretleri kapsamında Tokat’ın Zile İlçesi’ndeydi. Akşener, burada çevresinde toplanan vatandaşlara seslendi. Daha sonra vatandaşların sorunlarını dinleyen Akşener, o anların videosunu sosyal medya hesabından paylaştı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı etiketleyen İyi Parti Lideri Akşener, “Geleceğine dair bir parça umut bırakmadığın gençlerimizin gönlündeki yaraya, gözündeki yaşa iyi bak. Gelip burada da türkü söyleyebilir misin? Uçan Türkiye masallarını Turhal’daki kardeşlerime de anlatabilir misin?” diye sordu.

“Bu Harami Düzeni Birlikte Değiştireceğiz”

Akşener, Zile’de yaptığı konuşmasına, “21 aydır, ilçe ilçe esnaf geziyorum ben. Bu dükkanların içine girdiğimde iktidar partisini yermiyorum, kendi partimi övmüyorum, propaganda yapmıyorum. Elbette oylarınıza talibiz ” cümleleriyle başlayan Akşener, “Seçim zamanı geleceğiz o dükkanlara ama, seçim dışında özne o esnafın kendisi. O esnaf dükkanlarında dinlediğim dertler, müşteri olarak bulunan işsiz gençlerin anneleri, gübre alamayan, ilaç alamayan eli nasırlı çiftçinin göz yaşları, gençlerimizin umutsuzluğu, tencere kaynatmakta zorlanan kadınların derdi, siftah yapamayan esnaflar, bütün bu dertlerle hemdert olup; bunun içine hiç siyasi çıkarı koymadan, kamuoyu gündemine getirmekle kendimizi bir görevli saydık” dedi.

Konuşmasına, “21 aydır sizden öğrendiklerimizi, Meclis gündemine getirdik. Sizlerin derdine, bizi yönetenlerin dikkatini çekmeye çalıştık. Üstüne pandemi geldi. Sizden öğrendiklerimizi öneri olarak, çözüm olarak sunduk. Bir kısmı yapıldı, bir kısmı yapılmadı. ‘Aman milletimiz feci bir duruma geçsin de biz işin başına geçelim’ diye bir dakika düşünmedik. Yeter ki milletimizin refahı, ferahı olsun; yeter ki çözümler milletimize ulaşsın, fark etmez dedik; çözüm önerileri sunduk” cümleleriyle devam eden İYİ Parti Lideri Akşener, açıklamalarını şöyle sürdürdü;

“Uzun bir zamandır, Türkiye’de ‘o’culuk, bu’culuk’ üzerinden çok rahat oy alınıyor. Gözünün üstünde kaşın var, niye var. Vatandaşın vatandaşın karşısına, komşunun komşunun karşısına dikildiği bir siyasi dili hep birlikte reddediyoruz.

Esnaf gezme nedenim, esnaf için müşteri velinimettir. Ey değerli milletim, velinimet olmaktan çıktın. Seçmen velinimettir. Seçmen, siyasiye vekalet verir; birine der ki seni iktidar ettim, yönet, hizmet et. Muhalefete der ki sen de benim avukatım ol, eksikleri gör, gündeme getir, yol göster. Günün sonunda, bir dahaki seçimde, muhalefet görevini yapmışsa, iktidar olur. İktidar, görevini iyi yapmışsa devam ettirir. Ve ama karar sizsiniz. Türkiye’de seçmen, velinimet olmaktan çıktı. Siz asılsınız, siz asilsiniz, vekil size emreder oldu. İşte buna dur demek için geziyoruz. Tam 21 aydır geziyoruz.

Hepimiz, ben de dahil bütün siyasetçiler, karşınızda hazır ola geçinceye kadar da bu gezilerin, bu beraberce seçmeni, milletimizi velinimet yapma kararlılığımız sürecek. Siyasetçinin, hizmet üzerinden rekabet yapmasını sağlayacaksınız.

“Ayıptır, günahtır, haramdır”

Senin oğlun işsizken; biraz önce hanımefendi bayıldı, üç çocuğu da üniversite mezunu, kocası çocukları üniversitede okutabilmek için kaza geçirip parmakları gitmiş. Hepsi beraber, çalışa çalışa elleri nasırlı… Sinir krizi geçirip, baygınlık geçirdi, bir anne. Ama beş maaşlı, 10 maaşlı danışmanlar var Saray’da, ayıptır ayıptır, günahtır, haramdır.

“Birlikte başaracağız”

Bu harami düzeni birlikte değiştireceğiz. Bu meydana ben geldiysem, Meclis’te grubu bulunan bir partinin genel başkanı olarak buradaysam, karşısında hazır oldaysam, bütün ağaları, bütün muhteremleri buraya getireceksiniz. Gelmeyene de oy yok, diyeceksiniz. Hepsi karşınızda hazır ola geçecek. Bunu yapmak, esnafın kalkınması için lazım. Bunu yapmak üreticinin, çiftçinin, besicinin; üretenin gözle görülmesi için lazım. Birlikte başaracağız.

Kendiliğinden oluşan bu kalabalıklar, çoğalıyor. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? Milletimiz, kararını Türkiye için, milletimizin geleceği için, çocuklarının geleceği için, haksızlıklara dur demek için şekillendirecek. Birlikte çözeceğiz, birlikte… Birlikte bu harami düzeni, sandıkta demokrasi ile yıkacağız inşallah.”

Paylaşın