Öcalan’ın Açıklamalarına MHP’den “Pozitif Bir Yaklaşım” Yorumu

DEM Parti heyetinin Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeyi ve görüşmenin ardından yapılan açıklamayı değerlendiren MHP’li Mevlüt Karakaya, “Bu çağrıya pozitif bir yaklaşım içerisinde olduklarını kendileri ifade ediyorlar. Sayın Genel Başkan’ımızın değerlendirmesini beklememiz en doğrusu olacaktır” dedi.

DEM Parti milletvekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’in İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmesinin ardından yaptıkları açıklama ile ilgili ilk açıklama MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mevlüt Karakaya’dan geldi.

Kanal 7 yayınında yaptığı açıklamayı sosyal medya hesabından paylaşan Karakaya şunları söyledi: “Sayın Genel Başkan’ımızın Meclis’in açılış günündeki DEM Partililerle olan teması ve arkasından yapılan grup toplantılarında yaptığı çağrılar bu süreci hızlandırdı. Kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılması mümkün oldu.

Bu çağrının bir devlet politikası şeklinde devam etmesi bu süreci bugünkü aşamaya getirdi. Sabah açıklama yapıldı. Konu çok taze. Bu konu ile ilgili süreçte önemli bir rolü olan Sn. Genel Başkan’ımızın bir değerlendirmesi olacaktır. Bu çağrıya pozitif bir yaklaşım içerisinde olduklarını kendileri ifade ediyorlar. Sayın Genel Başkan’ımızın değerlendirmesini beklememiz en doğrusu olacaktır.”

Ne olmuştu?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 22 Ekim’de partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, “Teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM DEM Parti Grup Toplantısı’nda konuşsun, terörün tamamen bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykırsın. Bu dirayet ve kararlılığı gösterirse, ‘umut hakkı’nın kullanımıyla ilgili yasal düzenlemenin yapılması ve bundan yararlanmasının önü de ardına kadar açılsın” ifadelerine yer vermişti.

Bahçeli, bu açıklamasından kısa bir süre sonra ise DEM Parti heyetine İmralı’ya gitmesi için izin verilmesi çağrısı yapmıştı. Çağrının ardından gözler Adalet Bakanlığı’na çevrilmişti.

Adalet Bakanı Yılmaz  Tunç, geçen günlerde DEM Parti’den İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan’ın, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret etmelerine izin verildiğini belirtti.

28 Aralık’ta gerçekleşen görüşmenin ardından yapılan DEM Parti’nin açıklamasına göre Öcalan şunları söyledi: “Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim. Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım.”

Paylaşın

Ekonomi Politikaları Başarısız Bulanların Oranı Yüzde 74.4

Area Araştırma’nın 2 bin 24 kişiyle gerçekleştirdiği ankete göre; Hükümetin ekonomi politikasını başarılı bulanların oranı yüzde 22.7’deyken başarısız bulanlar yüzde 74.4.

2024 yılı biterken, yılın son anketi ‘Türkiye siyasi gündem araştırması’ başlığıyla Area Araştırma’dan geldi. Asgari ücretin 22 bin 104 lira olarak açıklandığı 24 Aralık’tan sonra yapılan araştırma 26 ilde ve 87 ilçede toplam 2 bin 24 kişiyle CATI (Bilgisayar destekli telefonla görüşme) yöntemiyle gerçekleştirildi.

Araştırmada, katılımcılara “Bugün bir seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?”, “Hükümetin ekonomi politikasını başarılı buluyor musunuz?” ve “2025 yılının aile ekonomisi beklentisi 2024’e göre nasıl?” soruları yöneltildi. Öte yandan yurttaşların en çok sıcak baktığı siyasetçiler de sıralandı.

“Bugün bir seçim olsa kararsızlar dağıtılmadan önceki durum” şöyle:

AK Parti: Yüzde 23.8
CHP: Yüzde 21
MHP: Yüzde 8
DEM Parti: Yüzde 6.8
İYİ Parti: Yüzde 5.6
Zafer Partisi: Yüzde 3.6
YRP: Yüzde 3
TİP: 1.7
Anahtar Parti: Yüzde 1.7
DEVA Partisi: Yüzde 1.4
Diğer: Yüzde 2.3
Kararsız: Yüzde 20.7

AK Parti’nin yüzde 30 ile ilk sırada yer aldığı, ardından CHP’nin yüzde 27.1 ile ikinci ve MHP’nin yüzde 10.1 ile üçüncü parti olduğu görülüyor. DEM Parti yüzde 8.6 ve İYİ Parti yüzde 7.1 ile yüzde 7 seçim barajını geçiyor.

Area’nın kasım ayı araştırmasında CHP 30 puan ile ilk sırada yer almıştı. AK Parti’nin oy oranı ise 29.5 olmuştu.

“Cumhurbaşkanlığı seçiminde aşağıdaki isimlerin aday olmaları durumunda oy verme davranışınız nasıl olur?” sorusuna yanıtta Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ı geçti.

Mansur Yavaş yüzde 52,9, Erdoğan yüzde 32,4 iken; Ekrem İmamoğlu yüzde 46,1, Erdoğan ise yüzde 38,2 oran ile ikinci oluyor.

Hükümetin ekonomi politikasını başarılı bulanların oranı yüzde 22.7’deyken başarısız bulanlar yüzde 74.4. Bu yanıtı verenler, “Ailenizin gelir düzeyi” sorusuna şu yanıtı verdi: “Gelirimiz giderimizden az yüzde 43.9, gelirimiz giderimize denk yüzde 36.1, gelirimiz giderimizden çok yüzde 20.”

Paylaşın

Abdullah Öcalan’dan “Barış” Mesajı

DEM Parti tarafından paylaşılan Abdullah Öcalan’ın açıklamasında, “Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamada, “Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır” denildi.

“Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” ifadeleri kullanılan açıklamada, “Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım” denildi.

İmralı Adası’nda tutuklu bulunan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere Cumartesi günü adaya giden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) vekilleri Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan iki kişilik heyet Pazar sabah saatlerinde bir açıklama yayınladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile 28 Aralık 2024 tarihinde kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdik. Kendisinin sağlığı iyi, morali oldukça yüksekti. Kürt sorununa kalıcı çözüm bulmaya yönelik yaptığı değerlendirmeler hayati önemdeydi.

Ortadoğu ve Türkiye’de yaşanan son gelişmelerin değerlendirildiği görüşmede Sayın Öcalan, dayatılan karanlık gelecek senaryolarına karşı pozitif çözüm önerilerini sunmuştur.

Düşünceleri ve yaklaşımının genel çerçevesi aşağıdaki gibidir: Türk-Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirmek tarihi bir sorumluluk olduğu kadar tüm halklar için de kader belirleyici bir önem ve aciliyet kazanmıştır.

Sürecin başarısı için Türkiye’deki tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplara takılmadan inisiyatif alması, yapıcı davranması ve pozitif katkı sunması elzemdir. Bu katkıların en önemli zeminlerinden biri de şüphesiz TBMM olacaktır.

Gazze ve Suriye’de yaşanan hadiseler göstermiştir ki, dışarıdan müdahalelerle kangrenleştirilmeye çalışılan bu sorunun çözümü artık ertelenemez bir hal almıştır. Bunun ciddiyetiyle doğru orantılı bir çalışmayı başarıya ulaştırmak için muhalefetin de katkı ve önerileri değerlidir.

Sayın Bahçeli’nin ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya, ben de pozitif anlamda gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim. Heyet bu yaklaşımımı gerek devletle gerekse siyasi çevrelerle paylaşacaktır. Bunlar ışığında gereken pozitif adımı atmaya ve çağrıyı yapmaya hazırım.

Bütün bu çabalarımız, ülkeyi hak ettiği düzeye taşıyacak ve aynı zamanda demokratik bir dönüşüm için de çok kıymetli bir kılavuz olacaktır. Devir Türkiye ve bölge için barış, demokrasi ve kardeşlik devridir.”

Paylaşın

Güney Kore’de Meydana Gelen Uçak Kazasında En Az 167 Kişi Öldü

Güney Kore’nin Muan Uluslararası Havalimanı’nda Jeju Havayolları’na ait bir uçağın gövde üstü iniş yaptığı sırada pistten çıkması ve duvara çarparak alev topuna dönmesi sonucu en az 167 kişi hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Güney Kore Ulaştırma Bakanlığı, kazanın yerel saatle sabah 9:03’de meydana geldiğini açıkladı. Bakanlık, uçağın Tayland’ın başkenti Bangkok’tan 175 yolcu ve altı mürettebatla geldiğini bildirdi.

Güney Kore basınına yansıyan görüntülerde iniş takımı açılmaksızın pistte kayarak ilerleyen uçağın bir duvara çarptığı ve alevler içinde kaldığı görüldü.

Yonhap, görgü tanıklarının türbinlerden birinden alevler çıktığını gördüğünü ve birkaç patlama sesi duyduğunu bildirdi. Ajansın haberinde pilotların önce iniş yapmaya çalıştıkları ancak daha sonra bu girişimden vazgeçerek acil inişi denedikleri aktarıldı.

Ajansa konuşan bir itfaiye görevlisi, “Uçak neredeyse tamamen yok olmuş durumda ve hayatını kaybedenleri tespit etmek zor” ifadelerini kullandı. Kalıntıları toplama sürecinde olduklarını belirten görevli bunun zaman alacağını ifade etti.

Yonhap haber ajansı, yetkililerin kazaya neden olan iniş takımındaki arızanın kuş çarpması nedeniyle olma ihtimalini araştırdığını aktardı.

Tayland Başbakanı Paetongtarn Shinawatra, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı mesajda, kazada hayatını kaybedenlerin ailelelerine başsağlığı diledi, Dışişleri Bakanlığı’na derhal yardım ulaştırma talimatı verdiğini bildirdi.

Jeju Havayolları da bir açıklama yayınlayarak, kazadan dolayı “derin özürlerini” ifade etti ve “kaza sonrası sürecin idaresi konusunda ellerinden geleni yapacaklarını” belirtti.

Kaza, Güney Kore’nin havacılık tarihindeki en ölümcül felaketlerden biri oldu. Güney Kore en son 1997 yılında büyük çaplı bir hava felaketi yaşamış ve Kore Havayollarına ait bir uçağın Guam’da düşmesi sonucu 228 kişi ölmüştü.

2013 yılında da Asiana Havayolları’na ait bir uçak San Francisco’da düşmüştü, olayda üç kişi hayatını kaybetmiş ve yaklaşık 200 kişi yaralanmıştı.

Uçuş takip sitesi Flightradar, iki gün önce uçağın Jeju’dan Pekin’e giderken 7700 (Acil) sinyali verdiğini ve Seul’e yönlendirildiğini paylaştı. Uçağın o zamandan beri programı yakalamaya çalıştığı ve gecikmelerle uçtuğu belirtiliyor.

Öte yandan, pilotların söz konusu uçuşta neden acil sinyali verdiği bilinmiyor. Dolayısıyla bu olayın kazayla ilgisi olup olmadığı da belirsiz.

Paylaşın

BMGK’dan Taliban’a “Kadın Hakları” Uyarısı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Taliban’a kadınlara yönelik kısıtlamalardan hızla vazgeçme çağırısında bulundu.

Haber Merkezi / Açıklamada, BMGK’nın 2681 (2023) sayılı kararını hatırlatarak, ülkenin geleceği ve uzun vadeli kalkınması için Afganistan’daki kadınların tam, eşit, anlamlı ve güvenli katılımının sağlanması gerekliliği vurguladı.

Taliban, Afganistan’ı ele geçirmesinden bu yana kadınların haklarına karşı kapsamlı bir saldırı yürütüyor ve kadınların hayatlarının hemen her alanını düzenliyor.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

DEM Parti Heyeti İmralı’da Abdullah Öcalan İle Görüştü

Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’dan oluşan DEM Parti heyeti, İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile yaklaşık 5 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Buldan ve Önder’in bir açıklama yapacağı ifade ediliyor.

Haber Merkezi / DEM Parti’den konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Pervin Buldan ve Sırrı Süreyya Önder’den oluşan heyetimiz bugün İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşme sona ermiş ve heyetimiz geri dönmüştür. Bu görüşmenin içeriği hakkındaki bilgileri ve değerlendirmeleri heyetimiz ilerleyen saatlerde basın ve kamuoyuyla paylaşacaktır” denildi.

DEM Parti’den görüşmenin detayları ile ilgili yeni bir açıklama geldi. Açıklamada “İmralı’ya giden heyetimizin açıklaması yarına kaldı, açıklamanın yazılı olmasını bekliyoruz” ifadesi kullanıldı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 26 Kasım’daki grup toplantısındaki konuşmasının hemen ardından DEM Parti’nin Abdullah Öcalan ile görüşmek için yaptığı başvuruya, 31 gün sonra yanıt verilmişti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, görüşme sürecine ilişkin önceki gün yaptığı açıklamada, hava şartlarının uygun olması durumunda görüşmenin 28 Aralık veya pazar günü gerçekleştirileceğini ifade etmişti. Tunç, “DEM Parti’nin talebine olumlu yanıt verdik. Görüşmeye Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan katılacak” açıklamasını yapmıştı.

DEM Parti heyetinin İmralı’ya gitmesiyle Kürt siyasi hareketi yaklaşık 9 yıl sonra Abdullah Öcalan’ı parti olarak ilk kez ziyaret etmiş oldu. Nisan 2015’ten sonra siyasetçilerin adaya gitmesine izin verilmemişti.

Abdullah Öcalan, 43 ayın ardından yeğeni ve DEM Parti Urfa Milletvekili Ömer Öcalan ile görüşmüştü.

Paylaşın

Erdoğan’dan “İkinci Nas Dönemi” Mesajı: Faiz İnecek Ki Enflasyon Da İnsin

Partisinin Bursa İl Kongresi’nde konuşan Erdoğan, “Para politikasının yanı sıra uhdemizdeki diğer araçları da devreye alarak inşallah enflasyonu olması gereken seviyeye indireceğiz. Faizi kesinlikle indirmeye başlayacağız. 2025 bunun işaret yılı olacaktır. Faiz inecek ki enflasyon da insin. Bu, bizim olmazsa olmazımız” dedi ve ekledi:

“(Asgari ücret) İşveren daha fala vermek istiyorsa versin. Biz tabanı belirliyoruz. Elini tutan yok. Şayet enflasyon oranında çok ciddi bir sapma olursa tabii ki biz de buna kayıtsız kalmaz, gerekli değerlendirmeleri yaparız. İstihdamda bir kayıp gerileme yaşanmasını arzu etmiyoruz.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Bölgemizde ve dünyada olağanüstü bir gelişme olmazsa 2025 enflasyon hedefini tutturacağımızdan hiç şüphe duymuyoruz. Enflasyonu düşürerek milletimizin tamamını rahatlatacak şekilde alım gücünü artırmayı, refah seviyesini, fiyatları stabil tutarak yükseltmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa 8. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bursa Anadolu coğrafyası gibi gönlü geniş bir şehirdir. Bursa’da Balkan, Kafkas şehirlerinden kardeşlerimiz var. Bursa’da kardeşlerimiz huzur içinde güven içinde yaşıyor. Bursa Halep’in, Humus’un da kardeşidir. Şam’ın da kardeşidir. Rabbim Bursa’yı ve Bursalı kardeşlerimizi korusun.

Gençler maşallah bugün çok coşkulu. Ben de sizlerle gurur duyuyorum. Şehre geldiğimiz andan itibaren bizleri bağrına basan Bursalılara şükranlarımı sunuyorum. İl kongremizin hayırlar getirmesini diliyorum. AK Parti kuruluşundan itibaren sadece bi erdemliler hareketi olarak değil bir vefa çınarı olarak da temayüz etmiştir.

Görev alsın veya almasın bu çatı altında beraber yol yürüdüğümüz tüm kardeşlerimizi yol ve dava arkadaşlarımız olarak gördük. Önümüzdeki dönemde de çizgimizi koruyacağız.

Yeni isimlerle kadrolarımızı güçlendirirken, yokluk zamanda partimiz için ayakkabısı çamurlanmış, varını yoğunu seferber edenleri hiçbir zaman ihmal etmeyeceğiz. Bu partiyi bugünlere taşıyanlar o fedakarlık abideleridir. Küsenin kapısını biz gidip çalacağız. Partimizi Bursa’da her alanda hak ettiği yere tekrar taşımak için ne gerekiyorsa tekrar biz yapacağız. Roman kardeşlerimiz; evde oturan ölür, diyor. Bizim de yapmamı gereken işte budur. Evde veya il ilçe binasında oturmayacağız, sürekli sahada olacağı. Gayretleriniz için, samimi çabalarınız için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum.

Bursa doğal güzellikleriyle herkesi kendine meftun eden bir şehirdir. Bursa’mızın iş çevreleriyle bir araya geleceğiz. Bursa sanayisi yurt dışında da göğsümüzü kabartıyor. Bursa’yı her alanda geliştirdik, destekledik.

Rusya-Ukrayna savaşıyla birlikte belirsizlikler daha da arttı. Hayat pahalılığı Bursa’mızı da etkilemiştir. Sabit gelirli vatandaşlarımız bu sıkıntılarla daha çok karşılaştılar. Hiçbir insanımızın serzenişine kulaklarımızı tıkamıyoruz. Yaşanan her sıkıntının, zorluğun farkındayız. Bizim siyasetimiz hizmet ve eser siyasetidir. Millete karşı dürüst olma, şeffaf olma siyasetidir.

Sırf günü kurtarmak için verilen sonra unutulan sözler siyasete zarar verdi. Hesap kitap yapmadan bol keseden vaat verenler arkalarında hasar bıraktılar. Kendimiz bedel ödesek dahil ülkeye bedel ödettirmeyeceğiz dedik. Siyaset kurumuna güveni yeniden biz tesis ettik.

Ulaştırmada, konutta, enerjide, tarımda, savunma sanayinde Türkiye tarihinin en büyük şahlanışını bizimle yaşadı. Artık dünyada itibarı artan bir Türkiye var. Tüm bu söylediklerimi ve çok daha fazlasını yere sağlam basarak yaptık. Şahsi çıkarlarımız değil, 85 milyon vatandaşıyla tüm Türkiye’nin menfaatini düşünüyoruz.

Ekonomi programımızın temel gayesi milletimizin kur ve enflasyon dengesizliği sebebiyle maruz kaldığı refah kaybını en kısa sürede telafi etmektir. Uyguladığımız programın önceliği enflasyonu düşürmektir. Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de enflasyon tüm kötülüklerin anası konumundadır. Fahiş fiyatlı ürünleri boykot edin. Satılmayan, alıcısı olmayan ürünün kıymeti olmaz.

“Faiz inecek ki enflasyon da insin”

Para politikasının yanı sıra uhdemizdeki diğer araçları da devreye alarak inşallah enflasyonu olması gereken seviyeye indireceğiz. Faizi kesinlikle indirmeye başlayacağız. 2025 bunun işaret yılı olacaktır. Faiz inecek ki enflasyon da insin. Bu, bizim olmazsa olmazımız.

(Asgari ücret) İşveren daha fala vermek istiyorsa versin. Biz tabanı belirliyoruz. Elini tutan yok. Şayet enflasyon oranında çok ciddi bir sapma olursa tabii ki biz de buna kayıtsız kalmaz, gerekli değerlendirmeleri yaparız. İstihdamda bir kayıp gerileme yaşanmasını arzu etmiyoruz.

Bölgemizde ve dünyada olağanüstü bir gelişme olmazsa 2025 enflasyon hedefini tutturacağımızdan hiç şüphe duymuyoruz. Enflasyonu düşürerek milletimizin tamamını rahatlatacak şekilde alım gücünü artırmayı, refah seviyesini, fiyatları stabil tutarak yükseltmek istiyoruz.”

Paylaşın

RTÜK, 2024 Yılında Muhalif Yayıncıları “Silkeledi”

RTÜK üyesi İlhan Taşcı, “Cumhurbaşkanının CHP’li belediyelere yönelik bakanlara verdiği ‘silkeleyin’ talimatından vazife çıkaran RTÜK Başkanı da 2024 yılında muhalif yayıncıları resmen ekonomik olarak silkeledi” dedi.

İlhan Taşcı, ”RTÜK Başkanı yetkisini kötüye kullanarak, tamamen iktidarın bakış açısı ve çıkarı doğrultusunda hareket ederek kurul gündemini belirliyor. Arkasına aldığı iktidar gücüyle arenaya çıkmış bir gladyatör gibi elindeki kılıcı, beğenmediği yayıncıların soluğunu kesmek için sallayıp duruyor. 2024 yılındaki tablo gösteriyor ki, eleştirel yayınları karartma, kapatma, program durdurma, para cezasıyla yıldırma baskısı maalesef gelecek yıl da sürecek” ifadelerini kullandı.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi İlhan Taşcı, RTÜK’ün 2024 yılı ”karnesini” paylaştı. Taşcı’nın hazırladığı rapora göre, RTÜK 1 Ocak – 31 Aralık 2024 tarihleri arasında iktidarı eleştiren yayınlara yer veren kanallara, iktidara yakın yayınlara oranla 10 kat ceza verdi. Taşcı, “Basın özgürlüğünün önündeki en büyük engele dönüşen RTÜK, eleştirel yayıncıların nefesini kesmekle yetinmeyip; muhalif kanallara yandaşlara göre tam 10 kat ceza keserek, eleştirel yayıncıları ekonomik olarak resmen silkeledi” değerlendirmesini yaptı.

Raporunda, RTÜK’ün uyguladığı ceza oranlarına da yer veren Taşcı, RTÜK bir yıl içerisinde iktidara yakınlığıyla bilinen kanallara yalnızca 4 idari para cezası uyguladığını söyledi. Cezaların kanallara dağılımının Beyaz TV’ye 1, TGRT Haber’e 1, Akit TV’ye 1 ve ATV’ye 1 olmak üzere toplam 4 yaptırım şeklinde olduğunu söyleyen Taşcı, verilen kararlar uyarınca bu yayıncıların ödemesi gereken tutarın 18 milyon 450 bin lira olduğunu, bu tutarın en büyük bölümü olan 18 milyon lirayı ATV’nin ödeyeceğini belirtti.

Buna karşın, Now (eski adı Fox) TV’ye 10, TELE 1’e 9, Flash Haber’e 9, Sözcü TV’ye 6, Halk TV’ye 5, Açık Radyo’ya 3 yaptırım olmak üzere toplam 42 ceza kesildi. RTÜK’ün verdiği bu kararlar karşılığında yayıncıların ödemesi gereken ceza tutarı ise 63 milyon 50 bin liraya ulaştı. Eleştirel yayıncılara, iktidara yakın olanlara göre, 10 kat yaptırım uygulanırken, ödenecek ceza tutarı da 3,5 kat olarak gerçekleşti.

CHP kontenjanından RTÜK üyeliğine seçilen İlhan Taşcı, ”Bu sonuçlar gösteriyor ki, ‘Cumhurbaşkanının talimatını emir telaki ederim’ diyen RTÜK Başkanı, kendince 2024 yılında görevini yerine getirdi. Gören de kendisinin bu göreve yayıncıların sesini kısmak, ekranlarını karartmak, radyoların yayın hayatına son vermek için seçildiğini sanır” değerlendirmesini yaptı.

“RTÜK Başkanı 2024 yılında muhalif yayıncıları resmen ekonomik olarak silkeledi”

”Eleştirel yayıncılarla, yandaşlar arasındaki 10 katlık ceza farkının RTÜK Yasası ya da yayın ilkeleriyle değerlendirilemeyeceğini” vurgulayan Taşcı, şunları söyledi: ”Aradaki bu 10 katlık fark iktidarın eleştirel yayıncılara bakışı, seslerini kısmaya yönelik adımları, basın özgürlüğüne karşı nasıl bir bakış geliştirdikleri biçiminde okumak gerekir. Cumhurbaşkanının CHP’li belediyelere yönelik bakanlara verdiği ‘silkeleyin’ talimatından vazife çıkaran RTÜK Başkanı da 2024 yılında muhalif yayıncıları resmen ekonomik olarak silkeledi.”

Taşcı’nın raporunda yer verdiği bilgilere göre, RTÜK 2024 yılında 6 uyarı, 4 katalogdan çıkarma, 5 program durdurma, 5 geçici yayın durdurma kararı verildi. Aynı dönemde 7 lisans iptal edildi. Rapora göre, RTÜK 2024 yılında internet ortamında 78 içeriğin çıkarılması ve/veya erişiminin engellenmesine karar verdi.

Açık Radyo’nun teknik bir aksaklık ve bilgi eksikliği nedeniyle ortaya çıkan durumu RTÜK Başkanı’nın kendisi açısından bir fırsat olarak değerlendirip 30 yıllık radyonun yayın hayatına son verdiğini hatırlatan Taşcı, şu değerlendirmeyi yaptı:

”RTÜK’ün yasal varlık nedeni sektörde rekabet koşullarını sağlamak, ifade özgürlüğünün önüne açmakken, uygulamada basın özgürlüğünün önündeki en büyük takoz olarak karşımıza RTÜK çıkıyor. Düşünce ve ifadenin yayılmasını, duyulmasını engelleyen bir yapı. Bu yapının ivedilikle revize edilmesi, çağın koşullarına uygun olarak yasasının nesnel hale getirilmesi, eğilip bükülmesine izin verilmemesi bir zorunluluktur. İktidarın ve RTÜK Başkanının hayali, çok kanallı ama tek sesli bir Türkiye.”

Üst Kurul gündemini belirleme yetkisinin yasayla RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’e ait olduğuna işaret eden İlhan Taşcı, ”RTÜK Başkanı yetkisini kötüye kullanarak, tamamen iktidarın bakış açısı ve çıkarı doğrultusunda hareket ederek kurul gündemini belirliyor. Arkasına aldığı iktidar gücüyle arenaya çıkmış bir gladyatör gibi elindeki kılıcı, beğenmediği yayıncıların soluğunu kesmek için sallayıp duruyor. 2024 yılındaki tablo gösteriyor ki, eleştirel yayınları karartma, kapatma, program durdurma, para cezasıyla yıldırma baskısı maalesef gelecek yıl da sürecek” diye konuştu.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Bakırhan: Katliamlar Ve Faili Meçhullerle Kürt Sorununu Çözemezsiniz

“Roboski Katliamı” anma etkinliğinde konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “100 yıldır, başta Kürtler olmak üzere Türkiye’de birçok toplumsal kesime katliamlar yaptınız. Suruç’ta, Maraş’ta, 10 Ekim’de, Çorum’da, Sivas’ta oldu. Roboksi’de oldu. Katliamlar ve faili meçhullerle bu sorunları çözemezsiniz, çözemediniz” dedi.

Haber Merkezi / DEM Partili Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan’ın İmralı’da Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeye ilişkin de konuşan Tuncer Bakırhan, “Biz burada şu anda konuşurken; heyetimiz şu anda İmralı adasında Sayın Abdullah Öcalan ile görüşüyor. Önemsiyoruz, önemlidir. Sayın Öcalan ile görüşülmelidir. İmralı’nın kapısındaki kilit açılmalıdır.  Ama biraz samimi, biraz dürüst olun. İmralı görüşmeleri umarım yeni yılda yeni bir dönem açar” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Roboski Katliamı’ nın 13. yılında düzenlenen anma etkinliğinde konuştu. Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

Serê dayikên me sax be serê gelê me sax be. Em Roboski ji bîr nakin. Nadin ji birbîkin. Heya suçdar ceza bistînin emê vê dozê bişopîn in. Değerli kurum ve siyasi parti temsilcileri, hepiniz hoş geldiniz. Roboski yüreğimizde kanayan yaradır. Failleri bellidir. Failleri yargılanıncaya kadar da bu kanayan yara devam edecek. Bu yarayı unutturamayacaklar. Roboski’yi Ankara’nın karanlık dehlizlerinde yok sayanları ve görmeyenleri, Roboski’nin gereğini yapmayanları buradan uyarıyoruz: 100 yıldır, başta Kürtler olmak üzere Türkiye’de birçok toplumsal kesime katliamlar yaptınız. Suruç’ta, Maraş’ta, 10 Ekim’de, Çorum’da, Sivas’ta oldu. Roboksi’de oldu. Katliamlar ve faili meçhullerle bu sorunları çözemezsiniz, çözemediniz.

Bu kalekollarla Kürt meselesini çözemediniz, çözemezsiniz. Kürtler bu topraklarda bin yıllardır yaşıyorlar. İnsanca yaşamak istiyorlar; kendi kimlikleri, dilleri ve inançlarıyla eşit yurttaş olarak yaşamak istiyorlar. Bu gerçeği artık görün. Katliamlarla Kürtleri davasından, inancından, dilinden vazgeçiremezsiniz. Annelerimiz 13 yıldır dinmeyen bir öfkeyle, bitmeyen bir acıyla çocuklarını ve kardeşlerini burada anıyor, davalarını takip ediyor. Siz yok sayınca Roboski bitmiyor. Siz, Ankara’nın karanlık dehlizlerinde bir cinayet ve katliam olmadığını söylüyorsunuz ama burada bunlar geçersiz.

Bu katliam var. Bu katliamın failleri bellidir. Failler bir an önce yargılanmalı, yargı karşısına çıkarılmalıdır. Roboski, Kürt sorunudur; Roboski çözülmeden, failler yargılanmadan Kürt meselesi çözülmez. Biz burada konuşurken, heyetimiz şu anda İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile görüşüyor. Önemsiyoruz, önemlidir. Sayın Öcalan ile görüşülmelidir. İmralı’nın kapısındaki kilit açılmalıdır. Ama biraz samimi olun, dürüst olun. İmralı görüşmeleri, umarım ki yeni yılda yeni bir dönem açar. Başta Roboski olmak üzere tüm bu katliamlarla yüzleşileceği bir yıl olur. Umarım ki İmralı’daki tartışmalar, Kürt meselesinin demokratik yollarla demokratik bir zeminde çözülmesini sağlar.

Umarım ki Roboskili annelerin hak ve adalet arayışları yeni yılda karşılığını bulur. 40 yıldır bu meseleyi diyalog ve müzakereyle çözün diyoruz. Roboski’de gençlerimizi katlederek çözemezsiniz dedik. Eğer yeni bir dönem olacaksa, başta Roboski olmak üzere bu katliamların faillerinin açığa çıkarılması, bu katliamlarla yüzleşilmesi, bu katliamları işleyenlerin yargı karşısında gereken cezayı alması gerekiyor. Aski halde bu kaos, bu kriz; Kürt’ü yok sayan ama Kürt’ün “Varım” dediği bitmeyen bu mücadele devam edecektir.

Sınırın ötesinde Kürt kardeşlerimiz oturuyor. Rojava’da Kürtler var. Oraya attığınız her bomba Roboski annelerinin yüreğini paramparça ediyor, yüreklerinde çocuklarının bıraktığı acının aynısını yaratıyor. Türkiye’de Kürt meselesinin, Suriye’de, Rojava’da Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüldüğü; Türkiye’nin Kürtlerin statüsüne müdahale etmediği, Kürtleri kardeş ve eşit gördüğü bir süreci umarım birlikte yaşarız.

“Mücadelemizi devam ettireceğiz”

Değerli anneler, size söz veriyoruz: Onlar çeşitli prosedürleri gerekçe gösterip bu davayı yok saysa da biz bu davanın takipçisi olacağız. Bakın, burada siyasi parti temsilcileri, Meclis Başkanvekili Levent Bey, bu meseleyi yazıp takip eden demokratik kamuoyu, emek-meslek örgütleri, sendikalar var. Yalnız değilsiniz. Türkler, Kürtler, Araplar, Aleviler, demokratik kamuoyu sizinle birliktedir.

Hak yerini buluncaya kadar, failler cezalandırılıncaya kadar, bu katliamlarla bu devlet yüzleşinceye kadar mücadele edeceğiz, yanınızda duracağız. Birlikte Türkiye’yi demokratik ve aydınlık, Kürtlerin eşit yurttaş olduğu bir zemine taşımak için mücadelemizi devam ettireceğiz. Sizinleyiz, acınızı paylaşıyoruz. Bu mesele çözülünceye kadar da bu acıyı yüreğimizde taşıyacağız. Tekrar annelerimize, Roboski ailelerine başsağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.”

Paylaşın

Şimşek’ten “Asgari Ücret” Açıklaması: Enflasyonun Üzerinde Artıyor

Asgari ücret zammına ilişkin açıklamalarda bulunan Mehmet Şimşek, asgari ücrete zammın gerçekleşen değil hedeflenen enflasyon üzerinden verildiğini belirterek, “Asgari ücret enflasyonun üzerinde artıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “2023 yılında enflasyon yüzde 64,8, asgari ücret artışı yüzde 107,3 gerçekleşti. 2024 yılı enflasyon gerçekleşme beklentisi yaklaşık yüzde 45 seviyesindeyken asgari ücret yüzde 49,1 arttı.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden, asgari ücrete ilişkin açıklamada bulundu. Mehmet Şimşek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Çalışanlarımızın alım gücünün ve refahının kalıcı olarak artması için fiyat istikrarı ön koşuldur.

Uyguladığımız programın nihai hedefi sürdürülebilir yüksek büyüme ve daha adil gelir dağılımıdır. Hükümetlerimiz döneminde daima çalışanlarımızın yanında olduk.

2005-2024 döneminde istihdamı 13,7 milyon kişi artırdık, yani yıllık ortalama 680 binin üzerinde ilave istihdam sağladık. Programımızı uygulamaya başladığımız 2023 yılı Haziran ayından bugüne kadar istihdam artışı 1,4 milyona ulaştı.

Asgari ücret enflasyonun üzerinde artıyor. 2023 yılında enflasyon yüzde 64,8, asgari ücret artışı yüzde 107,3 gerçekleşti. 2024 yılı enflasyon gerçekleşme beklentisi yaklaşık yüzde 45 seviyesindeyken asgari ücret yüzde 49,1 arttı.

2003-2024 döneminde yıllık ortalama büyüme yüzde 5,3 iken asgari ücrette reel artış yüzde 5,6 gerçekleşti.

İşgücü ödemelerinin gayrisafi katma değerdeki payı 2024 yılı üçüncü çeyreğinde serinin açıklandığı 1998’den beri en yüksek değeri olan yüzde 37,6’ya ulaştı. Son bir yıldaki artış ise 6,1 puan oldu.

2002’de 112 dolar olan asgari ücretin ABD enflasyonuna göre bugünkü karşılığı 196 dolardır. 2025 yılı için asgari ücret güncel kurla 620 doların üzerindedir. Asgari ücretin dolar karşılığı 2002 yılı seviyesinin 5,6 katına, ABD enflasyonuna göre düzeltilmiş olarak ise 3,2 katına yükseldi.

Mevcut asgari ücret seviyemiz Romanya, Bulgaristan, Meksika, Çin, Brezilya, Güney Afrika, Endonezya, Rusya, Mısır ve Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelere göre daha yüksektir.”

Paylaşın