Erken Seçim İsteyenlerin Oranı Yüzde 56,4

Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin anketinde Türkiye’nin en büyük sorununun ekonomik kriz olduğunu söyleyen seçmenin çoğunluğu, Türkiye’nin yönetilemediğini ve iktidarın değişmesi gerektiğini belirtiyor.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden vazgeçilip, parlamenter sisteme dönülmesini isteyen seçmen yüzde 61,4 ile büyük çoğunluğu oluşturuyor. Yöneylem Sosyal Araştırmalar Merkezi, 26 istatistiki bölgeye bağlı 21 ilde 2 bin panelistle yaptığı anketin sonuçlarını paylaştı.

Ankette kararsızlar dağıtılmadan AKP’nin oy oranının yüzde 26,9’a kadar gerilediği sonucu çıktı. CHP ise yüzde 26 oyla ikinci sırada yer aldı. İyi Parti’nin oy oranı yüzde 10,5, MHP’nin yüzde 3,9 olarak ölçüldü.

Saadet Partisi ise 0,6 oy aldı. Millet İttifakı’nın toplam oy oranının Cumhur İttifakı’nı geçtiği görüldü. Ankete katılan seçmenler “Hangi ittifaka oy verirsiniz?” sorusunu da yanıtladı. Yüzde 40 oranında Millet İttifakı birinci çıkarken, Cumhur İttifakı yüzde 32,4’te kaldı.

Kararsızlar parti gibi

Yeni kurulan partilerden DEVA Partisi oylarını yüzde 1,9’a yükseltti. Gelecek Partisi’nin oy oranı 0,6, Memleket Partisi’nin ise 0,5 oldu. HDP’ye oy verenlerin sayısı yüzde 7,9 olarak ölçüldü.

HDP’nin çağrısıyla bir arayan gelen, içinde Türkiye İşçi Partisi’nin de bulunduğu ittifakın toplam oy oranının yüzde 10’a dayandığı görüldü. Öte yandan yüzde 10,3’lük kararsız ve yüzde 8’lik oy kullanmayacakların oranı dikkat çekiyor.

Ankette kararsızlar dağıtıldıktan sonra ise AKP’nin oy oranının yüzde 32,9’la ilk sırada, CHP yüzde 31,8 ile ikinci sırada yer aldı.

İyi Parti’nin oy oranı yüzde 12,8,  HDP’nin yüzde 9,7, MHP’nin yüzde 4,8, DEVA’nın yüzde 2,3, Saadet’in 0,7, Gelecek Partisi’nin 0,7, Türkiye İşçi Partisi’nin yüzde 1,1, Yeniden Refah Partisi’nin yüzde 1,5, Memleket Partisi’nin yüzde 0,6, diğer partilerin oy oranı ise yüzde 1,1 olarak olarak ölçüldü.

“Kendi oy verme davranışınız bir yana sizce önümüzdeki pazar milletvekilliği seçimleri yapılacak olsa Meclis’te çoğunluğu Cumhur İttifakı mı, muhalefet partileri mi kazanır?” sorusuna yüzde 58,9 oranında muhalefet kazanır derken, iktidarın kazanacağını düşünenlerin oranı yüzde 41,1’de kaldı.

Seçmenin yüzde 62,8’lik büyük bir kesimi de Türkiye’nin kötü yönetildiğini ifade etti. AKP’li seçmenin yüzde 10,4, MHP’li seçmenin yüzde 38’lik kısmının da ‘Türkiye kötü yönetiliyor’ demesi dikkat çekti.

Parlamenter sisteme dönmek isteyenler ağır basıyor

Güçlendirilmiş parlamenter sistem görüşmeleri adı altında 6 siyasi partinin genel başkanı bir araya gelirken, bu konuda seçmenin büyük çoğunluğu da parlamenter sistemi destekliyor.

Yöneylem’in araştırmasında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni onaylayanların oranı yüzde 29,5’e kadar gerilerken, parlamenter sisteme dönmek isteyenlerin oranı yüzde 61,4 oldu.

‘Türkiye’nin sorunlarını hangi parti çözer?’ sorusuna yüzde 31,6’lık bir kesimin ‘Hiçbiri’ demesi dikkat çeken detaylardan birisi oldu.

Türkiye’nin sorunlarını AKP’nin çözebileceğini düşünen seçmen oranı yüzde 27,5 iken CHP’nin ise yüzde 21.

Seçmenin çoğunluğu cumhurbaşkanlığı seçiminde ise Erdoğan ve muhalefet adayı arasında bir seçim yapması gerekirse muhalefet adayını tercih edeceğini belirtti.

İmamoğlu yarışırsa Erdoğan’ı ciddi farkla geçiyor

Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili ankette isimler üstünde de dikkat çeken sonuçlar ortaya çıktı. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun yarışması durumunda Erdoğan’a oy verenler yüzde 37, Kılıçdaroğlu’na oy verenler yüzde 39,6 oldu.

Ancak Erdoğan ile İmamoğlu’nun yarışması durumunda aradaki farkın açıldığı gözlendi. ‘İmamoğlu’na oy veririm’ diyenler yüzde 51,2 iken Erdoğan’a oy veririm’ diyenler yüzde 35,9 olarak ölçüldü. Seçmen, Türkiye’nin acilen çözülmesi gereken sorunların başında ekonomik kriz, hayat pahalılığı, işsizliğin yer aldığını söyledi.

 

Paylaşın

DP Lideri Uysal: İktidar Muhalefeti HDP Üzerinden Kriminalize Etmek İstiyor

Demokrat Parti Lideri Gültekin Uysal, “Millet İttifakı’nın HDP’yi yok saydığı” eleştirileriyle ilgili, “HDP’nin açıklamaları ortada. Kendileri üçüncü ittifakı kuracaktır. HDP zaten özünde bir koalisyon. O açıdan onlarla ilgili bu veriler ortadayken değerlendirme yapmanın çok da anlamı yok” dedi. İktidarı Öcalan’la iş birliği yapıp, muhalefeti HDP üzerinden kriminalize etme stratejisi yürütmekle suçlayan Uysal, “Bu kara propaganda bilinmesine rağmen işletiliyor. Türkiye’de PKK ile iş birliği yapma imtiyazı da Sayın Erdoğan’dadır” ifadesini kullandı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, altı muhalefet partisi liderinin bir araya geldiği çalışma yemeğinin ardından DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün sorularını yanıtladı. Milletin endişelerini giderecek bir iradeyi kademe kademe büyütmek istediklerini belirten Uysal, Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceğinden Cumhurbaşkanlığı adaylığına kadar birçok soruya yanıt verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumartesi günü düzenlenen çalışma yemeğinde bir araya gelmişti. Toplantının ana gündemi ise Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin hazırlanan ortak metnin kamuoyuna sunulması için izlenecek yol haritasıydı. Söz konusu toplantıya ilişkin en çok merak edilen konuların başında da, Millet İttifakı’nın genişlemesine karşılık “koalisyon protokolü” istedikleri dile getirilen DEVA ve Gelecek partisi genel başkanlarının bu talebi masaya getirip getirmediğiydi.

“DEVA ve Gelecek partileri kendi değerlendirmelerini yapacaklardır”

Uysal, “Toplantıda ittifakla ilgili genişleme konusu gündeme geldi mi?” sorusunu, “Bu toplantının merkezi, parlamenter demokrasiyle ilgili 6 partinin hazırladığı çalışmanın kamuoyuna sunumuna ilişkindi” sözleriyle yanıtladı. İttifakla ilgili olarak dört siyasi partinin Millet İttifakı içerisinde geçmişten bugüne gelen bir siyasi iradesi olduğunu ifade eden Uysal, “DEVA ve Gelecek partileri de önümüzdeki süreçte kendi değerlendirmelerini yapacaklardır. Her siyasi parti, ittifak içerisinde başarı için mücadele edecektir” dedi.

“Kademe kademe büyüterek ilerleyeceğiz”

Bu zamana kadar partiler arasındaki görüşmelerin, hem niyet beyanı hem de ülkenin içinde bulunduğu durum değerlendirmesi olarak gerçekleştiğini ifade eden Uysal, şöyle devam etti: “Son üç ayda fakirleşme başta olmak üzere pek çok sorunla baş başa bırakılan milletin önünde yarını ile ilgili endişelerini giderecek bir varlığı, bir iradeyi kademe kademe büyüterek milletin önüne koymak niyetindeyiz. Bu süreç, yarınki Türkiye’yi yaratacak siyasi aklı, siyasi kadroyu ete kemiğe büründürme sürecidir. Daha fazla genel başkanlar düzeyinde ortak paydada yakalanacak birliktelikle bu sürecin yürüyeceğini düşünüyorum.”

“Seçim yasası, iktidar lehine bir şey yazmaz”

Uysal, yakın zamanda TBMM’ye gelmesi beklenen Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nın Millet İttifakı’nı etkileyip etkilemeyeceğiyle ilgili olarak ta, “Cin şişeden çıktı. İktidar, Siyasi Partiler ve Seçim yasası yoluyla, iktidar blokunun lehine yönelik düzenlemeler yapma gayreti içerisinde olabilir. Ancak, ben bu düzenlemelerin iktidar lehine bir şey yazacağı kanaatinde değilim” dedi.

Uysal, iktidarın, yüzde 10 barajını kalkan olarak kullandığını ve kitleleri inandığı siyasi partilere değil de karşıtlık üzerinden başka başka alanlara yönlendirdiğini öne sürdü. 2018 seçiminden sonra da yüzde 10 barajının anlamını yitirdiğini kaydeden Uysal, “Bu saatten sonra da partilerin iş birliğini engellemek için adımlar da atsalar, yüzde 50+1 dolayısıyla iş birliklerini hem seçim dönemlerinde hem de onun ötesinde ortak paydalarla mücadeleyi içselleştiren ittifaklar yoluna devam edecektir” diye konuştu.

“İktidar muhalefeti HDP üzerinden kriminalize etmek istiyor”

Uysal, “Millet İttifakı’nın HDP’yi yok saydığı” eleştirileri ile ilgili de, “HDP’nin açıklamaları ortada. Kendileri üçüncü ittifakı kuracaktır. HDP zaten özünde bir koalisyon. O açıdan onlarla ilgili bu veriler ortadayken değerlendirme yapmanın çok da anlamı yok” dedi. İktidarı Öcalan’la iş birliği yapıp, muhalefeti HDP üzerinden kriminalize etme stratejisi yürütmekle suçlayan Uysal, “Bu kara propaganda bilinmesine rağmen işletiliyor. Türkiye’de PKK ile iş birliği yapma imtiyazı da Sayın Erdoğan’dadır” ifadesini kullandı.

“Takvimlemede 28 Şubat’a denk geldi”

Uysal, ortak metnin açıklanacağı tarih olarak, 28 Şubat’ın seçilmesiyle ilgili ise, “Çok özel bir vurgulaması yok” dedi. Türkiye’nin yüksek gerilim hattında bir gündemi olduğuna dikkat çeken Uysal, şöyle devam etti: “Bir saat sonrası bile farklılaşabiliyor. Sadece biz Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem önerisini bir an evvel kamuoyuyla paylaşmak istedik. Salı ve Çarşamba partilerin Meclis’te grupları var. O yüzden hafta başı pazartesi olsun istedik. Önümüzdeki takvimlemede de o güne denk geldi.”

“Önümüzdeki seçimler bir referandum niteliğindedir”

Millet İttifakı’nın genişlemesi aşamasında ilkeler ve esasların belirleneceğine yönelik beklentilerle ilgili de, “Önümüzdeki seçimler bir referandum niteliğindedir” ifadesini kullanan Uysal, “Erdoğan’ın şahsında somutlaşan keyfi rejim devam mı etsin, yoksa demokratik bir ülke mi olalım? Bunun tercihini yapacağız” söyleminde bulundu. Bu süreçte ortaya bazı prensipler koyduklarını anlatan Uysal, “Hem 2018’de kamuoyuna açıklanmış ittifak protokolü hem de Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemle ilgili ortaya koyduğumuz çalışma aslında arka fonda inandığımız prensipleri içeriyor. Dolayısıyla ilkelerimiz ve prensiplerimiz iç içedir” diye konuştu.

“Adaylık için iki ölçü var”

Uysal, “Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu yemekte gündeme geldi mi? sorusu üzerine de, yemekte bu konunun gündeme gelmediğini belirtti. “Demokrat Parti olarak aday belirlemedeki tutumunuz ne olacak?” sorusunu da Uysal, “Demokrat Parti olarak biz, birinci turu hedefleyen bir ortak aday çıkartılmasından yanayız. Burada da iki ölçü var. Birincisi seçilebilirlik, ikincisi de seçimin ardından siyasal süreci yönetebilecek, kurucu aklı ortaya koyacak şekilde bir liderlik vasfı” sözleriyle yanıtladı. İsimlendirmenin zamanı geldiğinde yapılacağını dile getiren Uysal, “Şu anda da iktidar istiyor diye kimse isim telaffuz etmez” dedi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: İşsizlik Dördüncü Çeyrekte Yüzde 11,2 Oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen yılın son çeyreğine dair işgücü verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 11,2 oldu.

Ekim-Aralık ayları arasındaki dördüncü çeyrek TÜİK verilerine göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik bir önceki çeyreğe göre 78 bin kişi azalarak 3 milyon 780 bin kişi oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı ise bir önceki çeyreğe göre 740 bin kişi artarak 29 milyon 927 bin kişiye yükseldi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 1,3 artış ile yüzde 46,7 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 1,4 azalışla yüzde 21,4’e düştü.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,3 artışla yüzde 33,7 seviyesine ulaştı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış istihdamın yüzde 55,5’i hizmet, yüzde 16,9’u tarım, yüzde 21,6’sı sanayi, yüzde 6,1’i inşaat sektöründe sağlandı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış istihdam edilen kişilerin haftalık ortalama çalışma süresi 44,8 saat olarak kaydedildi. TÜİK, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranını ise yüzde 22,5 olarak aktardı.

Uzun süreli işsiz sayısı 1 milyon

Uzun süreli işsiz olarak tanımlanan, bir yıl ve daha fazla süreli işsizlerin sayısı bu çeyrekte 1 milyon 49 bin kişi olarak açıklandı. İşsiz sayısının yüzde 28,5’inin uzun süreli işsizlerin oluşturduğu belirtildi.

TÜİK’in bu çeyreğin işgücü verilerini açıklamasının ardından, Genç İşsizler Platformu, “TÜİK’in açıkladığı dar tanımlı genç işsizlik % 21,0. İş bulma ümidini yitirenler ve önceki başvurularında yanıt bekleyip yeni iş başvuru yapmayanların dahil edildiği geniş tanımlı genç işsizlik ise % 31,1. Yani yaklaşık her 3 gençten 1’i resmen işsiz.” yorumunu paylaştı.

İktisatçı Dr. Murat Kubilay Twitter üzerinden buna cevaben, “İktisadi buhranın genç istihdamındaki asıl etkileri: uzayan işsizlik süresi, sigortasız ve güvencesiz çalışma koşulları, mesleki alanının dışında çalıştırılma, üniversiteli işsizliği, düşük ücretler ve tüm bunların ortak sonucu olarak ümitsizliğe düşüp yurt dışına gitme talebi” yazdı.

Paylaşın

Elektrik Şirketlerinden Ortak Açıklama: Fiyatları Biz Belirlemiyoruz

Yüksek elektrik faturalarına karşı sorumluluklarının olmadığını açıklayan elektrik dağıtım şirketleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) işaret etti. Elektrik dağıtım şirketleri, ayrıca yüksek faturalar için dövize endeksli doğalgaz ve kömür fiyatlarını suçladı.

Türkiye’de ekonomik krizin yansımalarından biri olarak elektrik faturaları cep yakmaya devam ederken tepkilerin hedefindeki elektrik dağıtım şirketlerinden bir açıklama geldi.

Türkiye’deki 21 dağıtım bölgesindeki şirketinin tamamını temsil eden çatı kuruluş Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER), hedef gösterilmeyi anlayışla karşıladıklarını ancak durumun halkın sandığı gibi olmadığını, faturaları yükseltenlerin dağıtım şirketleri olmadığını söyledi.

Elektrik dağıtım şirketinin tüm faaliyetlerinin, gider ve gelirlerinin denetlendiğini belirten ELDER, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nu (EPDK) işaret etti.

“Elektrik dağıtım şirketlerinin gelirleri, elektrik tarifelerinden bağımsız bir şekilde, Düzenleyici Kurum EPDK tarafından, rasyonel maliyetleri hesaplanarak ve tüketici faydası gözetilerek şeffaf bir şekilde beş yıllık dönemler için belirlenmektedir. Özetle; elektrik tarifeleri ile ilgili elektrik dağıtım şirketlerinin hiçbir belirleyici rolü yoktur” dedi.

ELDER faturalardaki artışla ilgili açıklamasının devamında şunları kaydetti:

“Ocak’ta maliyetlerin artmasındaki en büyük etken elektrik üretim maliyetlerinin ciddi şekilde yükselmiş olmasıdır.

“Geçtiğimiz dönemde ülkemizde yaşanan kuraklık sebebiyle, elektrik üretimi içerisinde en yüksek paya sahip olan hidroelektrik santrallerinden sağlanan elektrik miktarı düşmüştür. Bu durum, elektrik üretiminde, ithal kaynaklar olan doğalgaz ve kömürün payını artırmıştır.

“Enerji maliyetlerindeki yükselişin en büyük sebebi ithal edilen, uluslararası fiyatlara ve dövize endeksli doğal gaz ve kömür alım maliyetlerindeki ciddi artışlardır. Son 1 yıl içerisinde doğal gaz fiyatları 10 kata kadar, ithal kömür fiyatları ise 5 kata kadar döviz bazında artış göstermiştir. Elektrik üretim kaynaklarındaki bu maliyet artışı, fatura bedellerinin de yükselmesine neden olmuştur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz günlerde, ‘yapılabilecek tüm indirimleri yaptıklarını’ açıklamıştı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İzmir’den İktidara Yüklendi

İzmir’de Buca Metrosu’nun temel atma törenine katılan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, “Karamsarlığa asla kapılmayın. İnançla, kararlılıkla adımlarımızı atacağız ve hedefe ulaşacağız. Hedef iktidar. Halkın iktidarı. Milletin iktidarı” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Hiç endişe etmeyin sevgili gençler. Gerçekten de güzel günler göreceğiz ve gerçekten de sizler motorları maviliklere süreceksiniz, bunun bütün alt yapısını oluşturacağım. Bu ülkenin gençleri umutsuzluğa kapılmayın. Geleceğinizi yurt dışında aramayın. Bu ülkenin güzel gençleri, size yaşanabilir bir Türkiye’yi bırakacağız. Yaşanacak bir Türkiye, huzurlu bir Türkiye’yi beraber Millet İttifakı ile birlikte yapacağız ve ayağa kaldıracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir’de Buca Metrosu’nun temel atma törenine katıldı. Kılıçdaroğlu, törende yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Hiç endişe etmeyin sevgili gençler. Gerçekten de güzel günler göreceğiz ve gerçekten de sizler motorları maviliklere süreceksiniz, bunun bütün alt yapısını oluşturacağım. Bu ülkenin gençleri, sakın umutsuzluğa kapılmayın. Bu ülkenin güzel gençleri, sakın geleceğinizi yurt dışında aramayın. Bu ülkenin güzel gençleri, size yaşanabilir bir Türkiye’yi bırakacağız. Yaşanacak bir Türkiye, huzurlu bir Türkiye’yi beraber Millet İttifakı ile birlikte yapacağız ve ayağa kaldıracağız.

İzmir için tarihi bir gün. Belediye Başkanımız gayet güzel bütün ayrıntıları anlattı, en büyük yatırımlardan birisi. Bütün baskılara rağmen, bütün ekonomik açıdan var olması gereken avantajların kısıtlanmasına rağmen, belediye başkanlarımız ellerinden gelen bütün çabayı gösteriyorlar. Tunç Başkanımız da diğer belediye başkanlarımız da bütün baskıları aşarak görevlerini sürdürüyorlar.

Ankara’ya mesaj gönderdiler. Buradan ben de göndereyim bir mesaj: Yakında toplayacaksın Bakanlar Kurulu’nu. Elektrik zamlarını geri al. Bir daha ifade ediyorum, elektrik zamlarını geri al. Yüzde 127 zam. Yüzde 127 zam yakışmıyor, bize yakışmıyor, Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmıyor. Sarayında oturacaksın, her şey bedava olacak, elektriğin bedava, kira ödemeyeceksin, yol parası ödemeyeceksin, yemek parası ödemeyeceksin, hiçbir şey ödemeyeceksin; vatandaşa gelince yüzde 127 zam. Söylüyorum; geri almasını istiyorum. Birlikte söylemeliyiz.

(‘Hükümet istifa’ sloganı atılması üzerine) Arkadaşlar, ortada hükümet yok ki istifa etsin. Bir kişi var. Yok öyle hükümet falan yok, eskiden vardı hükümet.

Şundan emin olmanızı isterim: Siz gerçekten de her beraber siz güzel bir Türkiye’de yaşayacaksınız. Bakın; özgürlüğü tadacaksınız yeniden, yeniden güzelliği göreceksiniz. Bu ülkenin her tarafında, bu ülkenin her ilinde herkes huzur içinde gezecek. Barışı getireceğiz, özgürlüğü getireceğiz, birlikte yaşamayı getireceğiz. Hiç kimseyi kimliği dolayısıyla, inancı dolayısıyla, yaşam tarzı dolayısıyla eleştirmeyeceğiz, ötekileştirmeyeceğiz. 84 milyonun kucaklaştığı güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.

Gerçekten de bu ülkeye adaleti getireceğiz. Gerçekten de huzuru getireceğiz. Bu ülkede adaletin olmadığını biliyorum. Bu ülkede binlerce çocuğun yatağa aç girdiğini biliyorum. Bu ülkede büyük kaynakların ‘beşli çete’lere tahsis edildiğini biliyorum. Bu ülkede milyonlarca gencimizin işsiz olduğunu biliyorum. Bu ülkede evlerde huzurun olmadığını, büyük ölçüde evlerde huzurun olmadığını biliyorum. Bu ülkede geçinmenin de çok zor olduğunu biliyorum. Ama bütün bunlar rağmen diyorum ki; moralinizi bozmayın, sandık gelecek ve göndereceğiz onları, demokrasi içinde göndereceğiz.

Bu güzel bir slogan, ‘birleşe birleşe kazanacağız…’ Ve güzel bir Türkiye’yi beraber inşa edeceğiz. Kavga etmeden, beraber düşünerek, sorunları masaya yatırarak ve sorunlara akılcı çözümler getirerek beraber Türkiye’yi inşa edeceğiz. Güzel bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Huzurlu bir Türkiye’yi inşa edeceğiz.

Sevgili gençler; sizler Tweet attığınızda korkmayın. Millet İttifakı’nın iktidarında korkmayacaksınız. Sabahın köründe polis gelip evinizi basmayacak. Bundan emin olacaksınız. Milletin iktidarında yani Millet İttifakı’nın iktidarında, hep beraber iktidar olduğumuzda, halk için çalışacağız. Gençlerimiz için çalışacağız. Kadınlar için çalışacağız. Hiç kimse aç ve açıkta kalmayacak. Ve bir şeyi daha getireceğiz. Halktan topladığımız her kuruşun hesabını halka vereceğiz. Halkına hesap vermeyen siyasi anlayışı reddediyoruz, reddedeceğiz beraber. Beraber; kadın erkek, yaşlı genç beraber güzel Türkiye’yi inşa etmek zorundasınız.

Ayrıca şunu da ifade edeyim. İzmir Milletvekili olmaktan da gurur duyduğumu ifade etmeliyim. Sizlere hizmet etmek, İzmirlilere hizmet etmek, İzmirliler için çalışmak benim için ayrı bir gurur vesilesi.

Türkiye’nin bütün sorunlarını üç aşağı beş yukarı bilmiyoruz yaşıyoruz ama buna karşın umutsuz değiliz, buna karşın umutluyuz. Beraber güzel Türkiye’yi inşa edeceğiz. Bu konuda emin olmanızı isterim. Bir kez daha vurguluyorum, Bir kez daha vurguluyorum; karamsarlığa asla kapılmayın, ‘efendim bunlar gelirse şöyle olur, bunlar gelirse böyle olur…’ Ne derlerse desinler; inançla, karalılıkla adımlarımızı atacağız ve hedefe ulaşacağız. Hedef iktidar, halkın iktidarı, halkın; milletin iktidarı! Bir avuç tefecinin değil, bir avuç azınlığın değil, ‘beşli çete’lerin değil halkın iktidarını kuracağız ve halkla birlikte yöneteceğiz. Her kuruşun hesabını vererek.

Bakın Belediye başkanlarımız bütün aksaklıklara, bütün engellemelere rağmen görev yapıyorlar. Burada İzmir’de tarihinin en büyük metro yatırımı. İstanbul’da 10 ayrı metro inşaatı, aynı anda sürdürülüyor. Gidin Antalya’ya, Mersin’e, Adana’ya, Aydın’a, Eskişehir’e göreceksiniz Belediye Başkanlarımız mükemmel çalışıyorlar, Belediye Başkanlarımız halkın nabzını tutuyorlar. Belediye Başkanlarımız halk için çalışıyorlar ve halka hesap veriyorlar. Şunu söyledim Belediye Başkanı arkadaşlarıma; “Yaptığınız her yatırımın kaça mal olduğunu millete söyleyeceksiniz. Milletimiz bilecek paranın nereye harcandığını, ne kadar harcandığını bilecek.” Saydam bir devlet yönetimini getireceğiz arkasından. Her kuruşun hesabını veren bir devlet yönetimi bizim idealimizdir ve bunu getireceğiz.

İzmir’in dağlarında çiçekler çok açtı ve açmaya da devam edecek hiç endişe etmeyin. Efendim kısaca; bu yatırımı gerçekleştiren işçisinden, mühendisinden, Belediye Başkanına kadar hepsine yürekten teşekkür ediyorum.  Birazdan temelleri atacağız ve bitince temelini attığımız metronun açılışını da yapacağız inşallah.

Hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Hiç endişe etmeyin, sabırla bekleyin, sabırla. Sandığı getirecekler, derslerini vereceğiz. Demokratik yollarla bunları göndereceğiz. Bir daha gelmemek üzere göndereceğiz bunları.”

 

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a BAE Eleştirisi: Tam Bir U Dönüşü Yaptı

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ziyareti öncesinde, ‘BAE ile ilişkilerimizde yeni bir dönem başlattık’ sözlerini ağır eleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “bir karar vermeye” çağıran DEVA Lideri Babacan, “Yakın tarihimizin en kanlı gecesinin arkasında BAE varsa, nasıl bu kadar kolay yanaşıyor? Bu hususta milletimizi yanılttıysa, özür dileyecek mi? Eğer mesele paraysa, onu da çıksın açıklasın” açıklamalarında bulundu.

Sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında Ali Babacan şunları kaydetti:

“Bu ülkeyi açık açık 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü destelemekle suçluyorlar. Ağır bir suç değil mi? Suçladıkları ülke hangi ülke? Birleşik Arap Emirlikleri. Öyle affedilebilecek bir şey değil yani. 15 Temmuz darbe teşebbüsünde bizzat yer alan, rol alan insanlara verilen cezayı biliyoruz. 50 defa, 100 defa ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları söz konusu şu anda. İtham ne? ‘Bu ülke darbecilere destek verdi’ diye itham ediyorlar. Ve bu suçlamayı, bakın tarihleri özellikle koydum, tam beş yıl boyunca sürdürüyorlar.

Darbe teşebbüsü ne zaman? 2016. En son video 2021. Beş sene boyunca diyorlar ki ‘Bu ülke 15 Temmuz’un destekçisi, bu ülke düşman’. Ancak daha sonra bir baktık sayın Erdoğan, tam bir U dönüşü yaptı. Evet, önemli özellikleri U dönüşü yapmak, zikzak yapmak, yalpa yapmak, en önemli özellikleri bu. Ne diyor bir de ‘çatlasanız da patlasanız da’ diyor. İlişkiyi bozan sizsiniz, onları itham eden sizsiniz, beş yıl boyunca ’15 Temmuz’un bu ülke destekçisi’ diyen sizsiniz”.

“Birleşik Arap Emirlikleri ile ilgili sözlerinizden hangisi doğru?”

“Kim çatlıyor da patlıyor tekrar ilişki düzeltiyorsunuz diye? Acaba şunu mu demek istiyor; ‘yani 6 ay önceki Erdoğan çatlasa da patlasa da bugünkü Erdoğan, ben bu işi düzelteceğim’ mi demek istiyor? Ne demek istiyor anlamıyorum. Burada çok büyük bir vahamet var arkadaşlar, buna bir cevap vermek zorundalar. Birleşik Arap Emirlikleri ile ilgili sözlerinizden hangisi doğru? Eğer bu ülke, yakın tarihimizin en kanlı gecesinin, 251 insanın şehit olmasıyla, binlerce insanımızın gazi olmasıyla sonuçlanan darbe teşebbüsünün arkasında olan bir ülkeyse siz hangi hakla bu ülkeyi resmi törenle karşılıyorsunuz? Yok eğer değilse o zaman da bunu çıkın bir açıklayın. Açık açık deyin ki ‘Biz doğruyu söylemedik ya da yanılmışız.

Bu ülkenin, Birleşik Arap Emirlikleri’nin 15 Temmuz’da hiçbir dahli yokmuş. Hem itham ettiğimiz o ülkeden hem de yanılttığımız milletimizden özür dileriz’ deyin. Yok eğer mesele paraysa onu da çıkın, açıklayın. Eğer bu kadar ucuzsa darbe teşebbüsünü destekleyen bir ülkeden 3-5 milyar, 10 milyar dolar para gelecek diye o ülkeyle birden ilişkileri sıfırlayıp hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorsanız onu da çıkın, söyleyin. Deyin ki ‘Öyle bir çaresiz duruma düştük ki denize düşen yılana sarılır. Bu ülkeden gelecek paralara o kadar çok ihtiyacımız var ki 15 Temmuz falan ona sünger çekiyoruz ve devam ediyoruz yolumuza’. Bir şey deyin.”

Paylaşın

Beşiktaş, Uzatmalarda Bir Puana Razı Oldu

Süper Lig’in 25. haftasında Adana Demirspor ile Beşiktaş Yeni Adana Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşma karşılıklı atılan gollerle  mücadele 1-1 sona erdi. Beşiktaş’ı öne geçiren golü 31. dakikada Alex Teixeira atarken, Adana Demirspor, beraberlik golünü 90+2. dakikada Samet Akaydın attı.

Haber Merkezi / Beşiktaş, bu sonuçla puanını 38’e yükseltirken, evindeki yenilmezlik serisini 7 maça çıkaran Adana Demirspor 41 puana yükseldi. Beşiktaş, gelecek hafta Altay’ı konuk edecek. Adana Demirspor ise Gaziantep FK’ye konuk olacak.

Karşılaşmadan dakikalar; 

6. dakikada Bjarnason sağ kanattan ortasında ceza sahasında Balotelli’yi geçen topu defans kafayla kornere attı. 8. dakikada Kerem Kalafat’ın sağ kanatta taç çizgisinden ortasında Batshuayi’nin kale alanı içinde vuruşunda top az farkla dışarı çıktı.

11. dakikada Larin’in son çizgiden ceza alanı dışına doğru çıkardığı topu Ghezzal kontrol etti. Ghezzal aldığı topu Rıdvan’a gönderdi. Rıdvan’ın şutunda top az farkla auta çıktı.

15. dakikada Ghezzal sağ taç çizgisi önünden topu penaltı noktasına doğru gönderdi. Adana Demirspor’da Samet topu uzaklaştırmak istedi. Ancak top kaleci Muric’e uzak düşünce Teixeira meşin yuvarlakla buluştu.Teixeira’nın kötü vuruşunda kaleci Muric topu kontrole etti.

19. dakikada Yunus Akgün’ün sağ kanattan attığı topu Bjarnoson, Balotelli’ye iletti. Ceza alanı dışında Balotelli’nin şutunda kaleciyi geçen top kale direğinin hemen yanından dışarı çıktı.

26. dakikada Kerem Kalafat’ın sağ kanattan ortasında Larin’in kale sahası içine kafa vuruşunda kaleci Muric yükselerek topa hakim oldu.

31. dakikada sağ kanattan Kerem’in ceza sahasına açtığı ortada Alex Teixeira’nın yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 0-1

37. dakikada orta alanda topla buluşan Balotelli’nin pasında Yunus, sağ çaprazda kaleciyle kaldı. Yunus’un yaptığı vuruşta meşin yuvarlak kaleci Ersin’de kaldı.

42. dakikada sol kanattan Vargas’ın taşıdığı topu Balotelli aldı. Topla içeri sokulan Balotelli’nin şutunda top ağlarla buluştu. Ancak VAR’dan gelen uyarı üzerine önceki pozisyonda Vargas’ın Ghezzal’a faul yaptığı gerekçesiyle hakem Ali Şansalan golü iptal etti.

49. dakikada sol kanattan ceza alanına giren Rıdvan Yılmaz’ın kale sahası içine ortasında savunma topu uzaklaştırdı. 52. dakikada savunmayı az adamla yakalayan Beşiktaş atağında Larin’in sol kanattan ceza alanına girdiğinde vuruşunda defans araya girerek topu kornere attı.

53. dakikada Yunus Akgün’ün sol kanttan ceza sahasına gönderdiği topu hücumdaki oyuncular beklemediği için hareketlenemeyince savunma topu uzaklaştırdı. 55. dakikada savunmadan dönen topu önünde bulan Larin’in ceza alanı dışından vuruşunda top kaleci Muric’te kaldı.

57. dakikada Balotelli’nin pasında topla buluşan Yunus’un ceza sahasının sağından vuruşunda top az farkla dışarı çıktı. 71. dakikada Svensson sağ kanattan ceza sahasına kesti. Top, Ersin’de kaldı. 72. dakikada Muric’in önde olduğunu gören Emirhan orta sahaya yakın noktadan kaleyi düşündü. Top üstten dışarı çıktı.

77. dakikada Svensson’un sağ kanattan ortasında ceza sahasında Balotelli’nin vuruşunda top yandan dışarı çıktı. 80. dakikada Vargas’ın ceza sahasının solunda ortasında Balotelli kale önünde vuruşunu yaptı. Top yandan dışarı çıktı. 85. dakikada penaltı noktası yakınlarında Balotelli’nin vuruşunda top Atiba’dan kornere çıktı.

86. dakikada Gökhan İnler’in derinlemesine pasında ceza alanı içinde topla buluşan Balotelli topa istediği gibi hakim olamayınca savunma topu uzaklaştırdı. 90+2. dakikada Adana Demirspor beraberliği yakaladı. Köşe vuruşunda kale sahası içinde Talha Sanuç’un kafayla indirdiği topa Samet Akaydın’ın kafa vuruşunda top ağlarla buluştu: 1-1

Stat: Yeni Adana

Hakemler: Ali Şansalan, Abdullah Bora Özkara, Mehmet Kısal

Adana Demirspor: Muric, Svensson, Tayyip Talha Sanuç, Samet Akaydın, Kaan Kanak (Alper Uludağ), Gökhan İnler, Stambouli (Djokovic), Yunus Akgün, Bjarnason (Belhanda), Vargas (Assombalonga), Balotelli

​​​​​​​Beşiktaş: Ersin Destanoğlu, Kerem Kalafat (Mehmet Topal), Welinton, Vida, Rıdvan Yılmaz (Umut Meraş), Atiba, Necip Uysal, Ghezzal (Güven Yalçın), Alex Teixeira (Emirhan İlkhan), Larin, Batshuayi

Goller: Dk. 31 Teixeira (Beşiktaş), Dk. 90+2 Samet Akaydın (Adana Demirspor)

Paylaşın

CHP’den Dikkat Çeken ‘Helalleşme’ Videosu

CHP, “Kutuplaştırıcı bütün söylemleri tarihe gömüp kucaklaşmak, birlik ve beraberlik bayrağını şanlı bayrağımız gibi dalgalandırıp, birbirimizle helalleşebileceğimiz bir gün olsun istiyoruz. Bugün ülkemiz ve milletimiz için bir milat olsun istiyoruz.” notuyla dikkat çeken bir video yayınladı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) resmi sosyal medya hesabından ‘Helalleşme yolculuğu başladı’ etiketiyle bir video yayınladı.

“Kutuplaştırıcı bütün söylemleri tarihe gömüp kucaklaşmak, birlik ve beraberlik bayrağını şanlı bayrağımız gibi dalgalandırıp, birbirimizle helalleşebileceğimiz bir gün olsun istiyoruz. Bugün ülkemiz ve milletimiz için bir milat olsun istiyoruz. ” notunun düşüldüğü videoda şu ifadeler yer aldı:

Sevgili halkım, iktidarlar hep değişti ama bu ülkenin makus talihi hiç değişmedi. İşte bu yüzden iktidara gelmekten çok daha önemli bir vizyonum var. Bu ülkenin makus talihini değiştirmek istiyorum. Ülkemiz, yaralı insanların ülkesi. O kadar ağır yaralarımız var ki, o kadar incinmişiz ki hiçbirimiz geleceğe bakamıyoruz.

Evet, Kemal Kılıçdaroğlu olarak bana sadece iktidarı devralmak yetmiyor. Ben ülkeme bir miras bırakmak istiyorum. Bu ülkenin artık huzura kavuşmasını ve önüne bakabilmesini istiyorum.

Ben bu yaraların kapanması için helalleşme yolculuğuna çıkıyorum. Geçmişte kırdığımız, korkuttuğumuz topluluklarla, bireylerle artık helalleşme zamanı. Ne pahasına olursa olsun yaralarımızı iyileştirmek için geçmişte yapılan hataların sorumluluğunu almayı ve bunlar için birbirimizden helallik istemeyi bilmeliyiz.

Düşündüğümüzden daha güçlüyüz biz. Düşündüğümüzden çok daha cesuruz biz. Hep birlikte umuda, barışa ve sevince yürüyebilmek, ancak birbirimizin yaralarını sararak mümkün olacak.

Dünle birlikte gitti cancağızım, ne varsa düne ait. Şimdi, yeni şeyler söylemek lazım.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Tedbir Çağrısı

Kovid 19’da son 24 saatte 76 bin 632 yeni vaka tespit edilirken, 266 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Süreçten hepimiz etkilendik ama büyük kısmımız kendini korumayı başardı. Bu başarıyı bu dönemin sonuna dek götürmeye çalışın. Nasılsa bulaşacak demek yanlış! Doğrusu tedbir.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 438 bin 553 test yapılırken, 76 bin 632 yeni vaka tespit edildi. 266 kişi hayatını kaybederken, 74 bin 936 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; Salgın boyunca tespit edilmiş vaka sayımız yaklaşık 14 Milyon. Yetişkin nüfusumuz ise 62 Milyon civarında. Süreçten hepimiz etkilendik ama büyük kısmımız kendini korumayı başardı. Bu başarıyı bu dönemin sonuna dek götürmeye çalışın. Nasılsa bulaşacak demek yanlış! Doğrusu tedbir.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 13 Şubat verilerine göre, dün 419 bin 556 test yapılmıştı. Dün, 73 bin 787 vaka tespit edilirken, 276 kişi hayatını kaybetmiş ve 70 bin 169 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

Altı Parti İttifak İçin ‘Önce İlkeler’ Dedi

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçişte yol haritasını belirleyecek ortak metin için bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal Millet İttifakı’nın geleceğini masaya yatırdı.

Edinilen bilgiye göre altı muhalefet liderinin toplantısında ittifakın genişleyip genişlemeyeceği kararının Siyasi Partiler Seçim Yasası sonrasına bırakılması yönünde görüş birliğine varıldı.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; Ancak bu süreçte de ittifakın yol haritasının belirlenmesi için ilkelerin ortaya konulması ve bunun için de bir komisyon aracılığıyla çalışma yapılması konusunda karara varıldı. Muhalefet partilerinin temsilcileri de, yaptıkları değerlendirmelerde ittifak ilkelerinin belirlenmesinin önemine dikkat çekti.

“İttifak konusunda tam bir mutabakat gerekiyor”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Yeneroğlu, Millet İttifakı’nın genişleyip genişlemeyeceği sorusu ile ilgili “Önce neyin ittifakı olduğu konusunda mutabakata varılması gerekir, Şimdiden ittifak diye bir başlık koyup da altını dolduramamak gerçekçi değil” ifadesini kullandı. Yeneroğlu, şunları söyledi:

“Altı parti arasında çok ciddi farklılıklar olan hususlar var. Millet İttifakı, bir seçim ittifakıydı. Biz her şeyden önce neyin ittifakını yapacağız, bunları belirlememiz gerekiyor. Seçim ittifakı mı yapacağız? Ortak adayda mı ittifak olacağız? Yoksa seçim sonrası ülkeyi yönetmek için mi ittifak yapacağız? Bunların detayına inilmesi gerekiyor. Seçim olduktan sonra ülke nasıl yönetilecek, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçiş süreci ne kadar uzayacak, bu zaman zarfında ülke nasıl yönetilecek? Bu konuda tam bir mutabakata varılması gerekiyor.”

“Liderler, kararları tam bir mutabakat içerisinde aldılar”

Toplantı sonrasında yapılan açıklamada da vurgulandığı gibi, sürecin yol haritasını belirleme gayretinde olduklarını ifade eden Yeneroğlu, Siyasi Partiler Yasası’nın da gündemdeki konulardan biri olduğunu belirterek, “Yasayı görmek gerekiyor ama bunun öncesinde de yol haritasında anlaşmak gerekiyor. Yol haritasının çalışılması konusunda da liderlerin ortak bir tutumu var” dedi.

Yeneroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in masadan mutsuz kalktığı iddiaları ile ilgili de şunları söyledi: “Gözlemlediğimiz kadarıyla masadan mutsuz kalkma gibi bir durum olmadı. Katılımcıların ana gündemi, Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi olduğu ve ötesinde de ikinci madde olan yol haritası ile ilgili partilerin birlikte çalışmasına yönelik mutabakat söz konusu olduğu için herhangi bir partinin beklenenin dışında bir durum olduğuna dair bir kanaat olması mümkün değil. Liderler tam bir kararlılık ve tam bir mutabakat içerisinde bu kararları aldılar.”

“28 Şubat çok doğru bir tarih olmuştur”

İYİ Parti TBMM Grup Başkanı İsmail Tatlıoğlu da ortak metnin açıklanacağı 28 Şubat tarihine dikkat çekti. 28 Şubat’ın bir vesayet süreci olduğunu belirten Tatlıoğlu, “Bugün, 28 Şubat’ı çok daha aşmış bir vesayet sürecini yaşıyoruz. Atanmış bürokrat durumundaki bakanların TBMM’de seçilmişlere hakaretler yağdırdığı bir vesayet döneminde bunun 28 Şubat’ta açıklanacak olması milli iradeyi meclise taşıma anlamında çok önemli bir tarihtir” dedi.

Bu nedenle 28 Şubat tarihini çok kıymetli bulduklarını ifade eden Tatlıoğlu, liderlerin buluşması ile ilgili de şunları söyledi: “Toplantının merkezi parlamenter sisteme geçişle ilgili bir odak oluşturmak. 2017’deki referandumun ardından ortaya çıkan ve daha sonra da devleti savrulmaya iten başkanlık sistemi, Türkiye’nin ayağına bir pranga gibi yapışmıştır. Öncelikle buradan çıkmak gerekiyor. Bu mutabakat da bunun ortak irade beyanıdır. Hukukun üstünlüğünü tesis etmemiz gerekiyor. Dolayısıyla söz konusu mutabakat, Türkiye’yi 21’nci yüzyıla taşımanın giriş kapısıdır.”

“Özenli bir diplomasi dili gerekiyor”

2017’deki referandum sürecinde Meral Akşener’in yürüttüğü “Hayır” kampanyasını hatırlatan Tatlıoğlu, şöyle devam etti: “Bu süreç, İYİ Parti’nin kurulmasında ve kurumsallaşmasında önemli rol oynamıştır. Bu sürecin şimdi tekrar bütün bir ana yapıda odak noktada olması gerçekten son derece memnuniyet vericidir. Şu anda bu süreç, Gelecek ve DEVA partilerinin de katıldığı bir çalışmadır. Henüz ittifak etrafında bir tanımlama yapmak mümkün değildir ama bir ittifak içerisine girme sürecidir. Önümüzdeki seçimlerde birinci önceliğimiz, ortak bir cumhurbaşkanı adayı. Bu zaman zarfında süreci çok dikkatli yürütmeliyiz ve özellikle burada özenli bir diplomasi dili de kullanmalıyız.”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kaya da, partiler arasındaki iş birliğinin önemli olduğunu vurguladı. Kaya, “Bu toplantı, ağırlıklı olarak Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi’nin nihayete erdirilmesi ile ilgili çalışmaydı. Olumlu şekilde sonuçlandığı bu iş birliğinin değişik alanlara genişletilmesi konusunda bir iyi niyet beyanında bulunuldu” dedi.

Birlikte çalışmanın hangi alanlarda olacağına yönelik önümüzdeki günlerde tekrar bir araya geleceklerini ifade eden Kaya, 28 Şubat’taki toplantıya yönelik de bir hazırlık komisyonu kurulduğunu belirtti. Kaya, toplantıda ayrıca ilkeler üzerinde çalışılması ve geçiş sürecini konuşmak üzere de bir araya gelinmesi konusunda kararlar alındığını ifade etti. Kaya, ittifak tartışmaları ile ilgili de, “İttifakın genişlemesinden ziyade Türkiye’nin sorunları ile ilgili birlikte nasıl hareket edilebileceği, bunun ilkelerinin neler olacağını değerlendireceğiz” dedi.

“HDP’yi yok sayan bir çalışma değil”

Kaya, “HDP’nin yok sayıldığı” iddiaları ile ilgili de, “Altılı çalışma ne Cumhur İttifakı’na karşı, ne de HPD ile başka partileri yok sayan bir çalışma. Bu çalışmadan sonra hem Cumhur İttifakı ile hem de HDP ile de ilişki kurulabilir” dedi. Kaya, cumhurbaşkanı adaylığının ise ilkeler belirlendikten sonra en son süreçte masaya geleceğini belirterek, “Belki de en kolay olacak iş adaylık. Çünkü, yol taşları döşendiği zaman adayın kendisi ortaya çıkmış olur” dedi.

Siyaset Bilimci Nezih Onur Kuru da, kamuoyunda oluşan beklentinin aksine bir süreç geliştiğini belirtti. Kuru, “DEVA ile Gelecek partilerinin beklentileri ve Millet İttifakı’na dahil olma süreçleri aslında İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden farklılaşıyor. Çünkü, 2017 referandumunda 2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde dahi bu partiler muhalefette değildi henüz. Sanki iktidar partisinin içinden kopmuş yapılar gibi düşünebiliriz” dedi.

“Her an seçim ilan edilebilir”

Kuru, gelinen durumda muhalefetin hep birlikte ortak aday konusunda hareket etmesi gerekliliği ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle devam etti: “Ancak bu doğrudan Millet İttifakı’nda yer almalarını gerektirmiyor. Ali Babacan da bunu ifade etti. Nasıl ki 7 Haziran seçimlerinden sonra AK Parti ve CHP, Kılıçdaroğlu ve Davutoğlu’nun önderliğinde bir büyük koalisyon kurmak için toplanmıştı. Şu anki görüşmeleri de bu şekilde görüyorlar aslında. Fiili olarak biz bir koalisyon kuralım. Doğrudan ittifak için daha geniş görüşelim. Yani anlaşılmayan bir konu kalmasın istiyorlar.” Kuru, bu talebi anormal karşılamadığını belirterek, “Ancak maksimalist bir talep olarak görülebilir. Çünkü Türkiye’de her an seçim ilan edilebilir” dedi.

Paylaşın