‘Yurt Dışı Üretici Enflasyonu’ Yüzde 106’ya Yükseldi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat 2022 Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, YD-ÜFE Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,35, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 5,68, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 106,13 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 53,21 artış gösterdi.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 112,24, imalatta yüzde 106,02 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 124,67, dayanıklı tüketim malında yüzde 94,65, dayanıksız tüketim malında yüzde 86,43, enerjide yüzde 203,41, sermaye malında yüzde 88,52 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 3,99, imalatta yüzde 2,32 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 2,67, dayanıklı tüketim malında yüzde 1,70, dayanıksız tüketim malında yüzde 1,90, enerjide yüzde 11,69, sermaye malında yüzde 1,54 artış olarak gerçekleşti.

YD-ÜFE sektörlerinden giyim eşyası yüzde 70,32, basım ve kayıt hizmetleri yüzde 74,81, deri ve ilgili ürünler yüzde 80,17 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 203,41, ana metaller yüzde 148,50, metal cevherleri yüzde 129,34 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

YD-ÜFE sektörlerinden tütün ürünleri yüzde 0,02, bilgisayarlar ile elektronik ve optik ürünler yüzde 0,62, diğer ulaşım araçları yüzde 0,69 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 11,69, diğer mamul eşyalar yüzde 4,87, diğer madencilik ve taşocakçılığı ürünleri yüzde 4,19 ile endeksin en çok arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Putin’in Aklından Neler Geçiyor?

Batılı istihbarat birimleri, Rusya lideri Vladimir Putin’in kendi yarattığı bir çember içinde kapana kısıldığı görüşündeler ve bu onları endişelendiriyor. İstihbaratçılar yıllarca Putin’in planlarını anlayabilmek için onun kafasından geçenlerin peşine düştü.

Rus güçleri Ukrayna’da tıkanmış bir görüntü verirken, bu düşünceleri öğrenebilmek, Putin’in baskı altında nasıl reaksiyon vereceğini anlamak adına her zamankinden önemli bir hal almış durumda. Onun ruh halini anlayabilmek, krizin daha tehlikeli bir hal almasını önlemek adına hayati bir önem taşıyor.

Rus liderin hasta olduğuna dair spekülasyonlar yapılıyordu. Ancak birçok uzman Putin’in oldukça izole bir durumda olduğunu ve çevresinde alternatif olabilecek fikirleri dile getirecek kimse olmadığını değerlendiriyor.

Bu izole hal, uzun masalarda yalnız bir şekilde baş köşede oturduğu fotoğraflara da yansıyor. Bir Batılı istihbarat yetkilisi, Putin’in işgal planının bir KGB ajanı tarafından oluşturulmuşa benzediğini söylüyor ve planının, gizliliğe büyük önem veren “komplocu dar bir grup” tarafından oluşturduğunu değerlendiriyor.

Ancak sonuç tam bir kaos oldu. Rus komutanlar hazır değildi ve hatta bazı askerler niçin sınırı geçtiklerini dahi bilmiyordu.

Bir karar verici

Kaynakları hakkında ipucu vermeyen Batılı ajanlar, işgal planı hakkında, Rusya liderliği içindeki birçok kişiden daha fazla şey biliyordu. Ama şimdi daha zor bir görevleri var; Rusya liderinin bir sonraki adımını öngörmek.

CIA’in Rusya operasyonlarını yönetmiş bir isim olan John Sipher, “Kremlin’in bir sonraki adımını anlamaktaki zorluğun arkasında, Putin’in tek karar verici olması yatıyor” diyor.

İngiltere’nin Gizli İstihbarat Servisi’nin (MI6) eski başkanı John Sawers da benzer bir görüşü dile getiriyor ve “en yakınındaki isimler bile bilmezken” Putin’in ne düşündüğünü öngörmenin güçlüğüne vurgu yapıyor.

Psikoloji profesörü olan Adrian Furnham, Putin’in kendi propagandasının kurbanı olduğunu, görüş aldığı kişilerin çok sınırlı olması nedeniyle de dünyaya bakışının garipleştiğini görüşünde.

İstihbaratçılar, Putin’in yakın çevresinde hiçbir zaman fazla kişi bulunmadığını ancak konu Ukrayna’yı işgale geldiğinde bu çemberin iyice daraldığını söylüyorlar.

Bu çemberde yer alanların da, Putin’e tamamen inanmış, ihtiraslarını ve amaçlarını sorgulamayan kişilerden oluştuğu belirtiliyor. Bu yakın çevrenin ne kadar dar olduğu, işgal öncesi Kremlin’deki güvenlik zirvesinde ortaya serilmişti.

Onu yakından gözlemleyenler, 1990’larda Rusya’nın yaşadığı, Sovyetler sonrası kargaşa dönemini unutturma arzusu ile hareket ettiği görüşündeler.

Ayrıca, iktidarının Batı tarafından elinden alınmaya çalışıldığı ve aynı Batı’nın Rusya’nın önünü kapama kararlılığında olduğuna dair bir inançla hareket ettiğini düşünüyorlar. Putin’le tanışmış bir kişi, Kaddafi’nin 2011’de devrildikten sonra öldürülürken görüntülerini izleme takıntısını hatırlatıyor.

IA Başkanı William Burns’ten Putin’in ruh sağlığını değerlendirmesi istendiğinde şu yanıtı vermişti: “O, yıllardır kindarlık ve ihtirasla yanıcı hal alan bir motorla hareket ediyor.” Burns, Putin’in görüşlerinin yıllar içinde sertleştiğini ve alternatif görüşlere de kapandığını anlatıyor.

Rusya lideri delirdi mi?

Bu soru birçok Batı’da birçok kişi tarafından dile getiriliyor. Ve fakat az bir grup uzman bu soruyu yararlı buluyor. Bir psikolog, Ukrayna işgali kararının neden verildiğini, eğer o kararı veren kişiyi peşin hükümle deli olarak değerlendirirsek, anlayamayız diyor.

CIA bünyesindeki bir ekip, yabancı liderler hakkında, sağlık, geçmiş ve ilişkiler üzerinden “liderlik analizleri” yapıyor. Kullandıkları bir başka araç da, farklı liderlerle yapılan temaslardan elde edilen bilgiler. Örneğin, 2014 yılında Angela Merkel dönemin ABD Başkanı Obama’ya, Putin hakkında “o farklı bir dünyada yaşıyor” demişti.

Fransa lideri Macron da Putin ile son görüşmesinde, Rus lideri önceki görüşmelere göre “daha katı ve izole” gördüğünü söyledi. Peki bu arada bir şeyler mi değişti? Bazıları, fazla kanıt ortaya koymadan, Putin’in sağlığının kötüleşmiş olabileceğini ya da ilaçlara tepki veriyor olabileceğini ortaya atıyor.

Psikolojik faktörleri öne çıkaranlar da var. Putin’in Rusya’yı korumanın kaderi olduğunu düşündüğü ve yeniden süper güç statüsünü ona kazandırmak için az zamanı kaldığı düşüncesi ile hareket ediyor olabileceği görüşü dile getiriliyor. Bir taraftan da Covid’de kendini çok fazla izole etmiş olmasının yaratabileceği olası ruhsal etkilere atıf yapılıyor.

ABD yönetiminde diplomat olarak görev yapmış ve şimdi bir düşünce kuruluşunda olan Ken Dekleva, Putin’in ruh sağlığının bozuk olmadığını düşündüğünü ancak acele ile hareket etmeye başladığı görüşünü dile getiriyor.

Putin’in çemberi içine, yararlı bilgilerin ulaşmıyor olduğu endişesi de hakim. Rus istihbarat servisleri, Ukrayna’da askerlerin nasıl karşılanacağı gibi duymak istemeyeceği bilgileri işgal öncesi ondan saklamış olabilir.

Bu hafta bir Batılı yetkili, Putin’in halen birliklerinin durumu konusunda, Batılı istihbarat servisleri kadar bilgisi olmayabileceğini söyledi. Bu olası bilgi eksikliği, krizin derinleşmesi durumunda verebileceği tepki konusunda endişeler doğuruyor.

Deli adam teorisi

Putin’in kendisi çocukken bir fareyi nasıl kovaladığına ilişkin bir hikaye paylaşmıştı. Köşeye sıkışan farenin, saldırı haline geçtiği ve genç Vladimir’i kaçmaya ittiğini anlatmıştı. Batılı devlet insanları, Putin’in kendisini köşeye sıkışmış hissedip hissetmediği sorusunu dile getiriyor.

Bir Batılı yetkili, “Soru, acımasızlığın seviyesini artıracak ve krizi, kullanmaya hazır olduğunu söylediği silah sistemleri noktasına taşıyacak mı?” diyor. Putin’in taktik bir nükleer silah kullanabileceği bir süredir ifade ediliyor.

Psikoloji profesörü olan Adrian Furnham, ani bir kararla “düğmeye basın” diyebileceği endişesinin olduğunu söylüyor. Putin’in deli adam teorisi olarak adlandırılan bir taktiğe oynuyor olabileceği de dile getiriliyor.

Buna göre Rus liderin, düşmanlarını geri çekilmeye zorlamak için, nükleer silah kullanımı dahil, her şeyi yapabilecek bir deli adam olarak göstermek isteyebileceği de değerlendiriliyor.

Batılı ajanlar ve siyaset yapıcılar için Putin’in niyetlerini anlamak her zamankinden daha önemli. Onu, tehlikeli bir tepki verecek hale getirmeden nereye kadar zorlayabileceklerini tahmin edebilmeleri büyük önem taşıyor.

“Putin’in kendine bakışında, hataya ve zayıflığa yer yok. Hatta bunlara karşı nefret besliyor.” diyen Ken Dekleva devam ediyor: “Köşeye sıkışmış bir Putin, daha tehlikeli bir Putin’dir. Bazen ayının kafes dışına çıkış ormana geri dönmesine izin vermek daha hayırlıdır”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan Ve Bahçeli’ye: Seçim Meydanda Kazanılır

Partisinin İzmir il kongresine yaptığı konuşmada, iktidarın seçim kanunu değişikliği girişimlerini eleştiren DEVA Lideri Babacan, “Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli masa başı formüllerle jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar. İkisinin de jübilesi olacak.” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan ve Sayın Bahçeli’ye seslenen Babacan, “Sizin entrikalarınız bize vız gelir. Seçim meydanda kazanılır. Hodri meydan. Çıkın meydana. Sizin gücünüz; Türkiye’nin köklü demokrasisini yok etmeye yetmeyecek. Türkiye’yi daha fazla aşağı çekmenize izin vermeyeceğiz. İlk seçimden hemen sonra Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i inşa edeceğiz. Ülkemizi özgürlükle, adaletle ve zenginlikle buluşturacağız. Engelleyemeye gücünüz yetmeyecek.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İzmir il kongresinde konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli masa başı formüllerle jübile seçimlerine nasıl gireceklerini konuşmuşlar. İkisinin de jübilesi olacak. Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli’ye sesleniyorum: Sizin entrikalarınız bize vız gelir. Seçim meydanda kazanılır. Hodri meydan. Çıkın meydana. Sizin gücünüz; Türkiye’nin köklü demokrasisini yok etmeye yetmeyecek. Türkiye’yi daha fazla aşağı çekmenize izin vermeyeceğiz. İlk seçimden hemen sonra Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’i inşa edeceğiz. Ülkemizi özgürlükle, adaletle ve zenginlikle buluşturacağız. Engelleyemeye gücünüz yetmeyecek.

Zannediyorlar ki önümüzdeki seçim sonuçları 2018 sonuçları gibi olacak. Bana soruyorlar, ‘Hükûmet sizi mi hedef aldı?’ diyorlar. Cumhurbaşkanı’nın konuşmalarını dinlersek öyle görünüyor ama bizi hedef almak kolay değil. Çünkü biz yerinde duran bir hedef değiliz. Hızla ileriye koşan, hareketli bir hedefiz. Bugün adım atıyorlar, seneye işliyor. Bir sene sonra DEVA Partisi’nin nereye geleceğini hesaplayamıyorlar.

“Bu millet 90’lı yılların yıkımlarını unutmadı”

Ekonomik kriz veya faili meçhul cinayetler dönemi denilince ilk akla gelen bazı isimlerden medet umar hale gelmişler. Enerjinize yazık. Bu millet, 90’lı yılların siyasi yıkımlarını unutmadı, unutmayacak. 90’lı yılların karanlığında, ülkenin doğusunda kol gezen Beyaz Torosları, ülkenin batısında katledilen aydınları ve gazetecileri, Manisa’da gençler için kurulan işkencehaneleri unutmayacak.

Devletin içinde, hukuka aykırı faaliyet yürüten şebekeler bir gün mutlaka temizlenecek. Cirit atıyorlar şimdi. Mafyalar, çeteler sardı etrafı. Ülkeyi yönetenler iç içe çalışıyorlar. Hiçbir masum vatandaşımız, boğazında düğümlenen acısıyla yaşamayacak bu ülkede. Bundan birkaç ay önce, bir mafya liderinin, çete benzeri yapılanmalarla ilgili anlatılarını hep beraber izledik. Kararlı bir siyasi irade iş başına geçtiğinde, böylesine hukuk dışı faaliyetlere asla geçit verilmeyecek.

Devletin resmî belgelerinde dahi kayda geçen Gladyo ve benzeri çetelerden mutlaka hesap sorulacak. Bu hesabı, ‘bağımsız ve tarafsız yargı’ soracak. Devlet her türlü hukuksuzluğa karşı, hukuk içinde kalarak mücadele verir. Karşınızda çete de olsa, mafya da olsa, terör örgütü de olsa, devlet bunlara karşı mücadelesini, devlete yakışır şekilde hukuk içerisinde verir. ‘Bağımsız ve tarafsız yargı’nın altını özellikle çiziyorum. Hukuka aykırı işler yapanlar; demokrasimize kast eden, hukuk sistemimizi felç eden FETÖ’nün bulandırdığı suda temizlenemezler. Biz, öncelikle yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını tesis edeceğiz. Kurunun yanında yaşı yakmadan, masum tek bir vatandaşımızın haksız yere ceza çekmesine razı gelmeden adaleti tesis edeceğiz.

“Ya el ele verip özgürleşeceğiz ya da otokrat rejim perçinleşecek”

Ülkemiz şu anda, son derece önemli bir yol ayrımında. Ya 84 milyon el ele verip özgürleşeceğiz ya da bu otokrat rejim memleketimize iyice perçinleşecek. Ya Türkiye’yi hep beraber bir hukuk devleti yapacağız ya da iktidardaki otoriter ortaklığın ülkemizi sefalete sürüklemesine seyirci kalacağız. Ya Türkiye’yi tam demokrasi rotasına sokacağız ya da demokrasimizden eser kalmayacak.

Sayın Erdoğan ve Sayın Bahçeli; gençler, buldukları ilk fırsatta, kendilerine başka bir ülkede hayat kurmayı istiyorlar. Var mı bir cevabınız? Gençler, ‘Harçlıklarımızla sokağa çıkmak, bir kafede oturmak, sinemaya gitmek mümkün değil artık’ diyor. ‘Sosyal medyada düşüncemi açıkladığımda kapıma polis dayanmasından, ileride iş bulamamaktan korkuyorum’ diyor. ‘Emeğim mülakatlarda çöp oluyor, torpil yoksa iş yok’ diyor. Var mı bir cevabınız?

Avrupa’nın kapıları Türkiye’ye ne zaman açılır? Kendi anayasasını çiğneyen, hukukun üstünlüğünü yerle bir eden bu zihniyeti iktidardan gönderdiğimizde, Avrupa Birliği’nin kapıları tekrar açılır. Kadrolarımıza güveniyoruz. Türkiye’yi, Avrupa Birliği sürecine yeniden sokacak siyasi aklın DEVA Partisi’nde olduğunu biliyoruz.”

Paylaşın

Osman Kavala’ya İnsan Hakları Ödülü

Düsseldorf Senfoni Orkestrası’nın Şefi Adam Fischer tarafından 2016 yılından bu yana verilen Tonhalle İnsan Hakları Ödülü’ne, bu yıl Osman Kavala layık görüldü. Cumartesi akşamı gerçekleştirilen törenin açılış konuşmasını Düsseldorf Belediye Başkanı Stephan Keller yaptı.

DW Türkçe’den Banu Güven’in haberine göre; Ödülün mimarı şef Adam Fischer de konuşmasında, Osman Kavala’nın bin 600 gündür tutuklu olduğuna dikkat çekti ve kendisini yakında bu konser salonunda ağırlama umudunu dile getirdi. Osman Kavala adına, Adam Fischer’in elinden ödülü alan Almanya Tarım ve Gıda Bakanı Cem Özdemir, salonu dolduran yaklaşık bin kişiye Kavala’nın mesajını okudu.

Kavala mesajında, “Düsseldorf Tonhalle’in İnsan Hakları Ödülü bana büyük onur verdi. Bu ödülün mimarı Adam Fischer’in, bana ve Anadolu Kültür’de birlikte çalıştığımız arkadaşlara kılavuzluk eden hümanizm ve demokrasi değerlerini en iyi biçimde yansıtan müziğiyle vicdanının sesini harmonize eden istisnai bir sanatçı olması, bu ödülü benim için çok değerli bir hale getiriyor.

Maalesef birkaç yıldır ülkemde ve yurt dışında bulunan sanat-kültür insanlarıyla birlikte projeler gerçekleştirmenin verdiği mutluluktan mahrum kaldım. Ancak eminim çok yakında demokrasinin ve hukukun temel ilkelerine riayet edilen, insan hayatına, insan haklarına ve özgürlüklere, farklılıklara değer verilen bir ülkeye kavuşmamız mümkün olacak. Bu akşamki etkinlik ve konserin şahsıma verdiği onur yanında, insanlık için de bir çağrı olacağına inanıyorum” dedi.

Ödül töreninin ardından Düsseldorf Senfoni Orkestrası, Şef Adam Fischer’in yönetiminde Städtischer Musikverein Korosu ve solistler Marisol Montalvo, Sarah Ferede, Uwe Stickert, Miklos Sebestyen ile birlikte Beethoven’ın 9. Senfonisi’ni seslendirdi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Hak Yiyene Yuh Olsun

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’da, Aşık Veysel’in ölüm, Hz. Ali’nin doğum yıl dönümü ve ‘Nevruz Bayramı’ dolayısıyla Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa katıldı.

İnsanların bölünmesinin enerjinin, iyiliğin ve güzelliğin boşa gitmesi anlamına geldiğini belirten Akşener, ortaya çıkan enerjiden fayda sağlanamamasının tüm insanların zararına olduğunu söyledi.

Herkesin birbirinin farklılıklarına saygı duyması gerektiğini vurgulayan Akşener, “Ben hoşgörü sözünü sevmiyorum. Hoşgörü kavramının içerisinde biraz kibir, biraz buyurganlık var. Biz birbirimize saygı duymak zorundayız. Ben kimim ki buradaki hanımefendileri hoşgörüyle karşılayacağım.

Başkası kim ki bizleri hoşgörüyle karşılayacak. Biz birbirimize saygı duymak zorundayız. Farklılıklarımızın enerjiye çevrilmesinin, birlikteliklerimizin de ön plana çıkartılmasının bu saygı kavramından geçtiğine inanıyorum” diye konuştu.

‘Nevruzun Türk milletinin yeniden tarih sahnesine çıktığı gün’ olduğunu belirten Akşener, herkesin Nevruz Bayramı’nı kutladı. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” hadisini anımsatan Akşener, hak ve hakikat yolunda Allah’ın Hz. Ali’nin cesaretini kendilerine nasip etmesi dileğinde bulundu.

Aşık Veysel’in “Kuran’a bak İncil’e bak. Dört kitabın dördü de Hak. Hakir görüp, ırk ayırmak, hakikatte yüz karası.” dizelerini okuyan Akşener, Aşık Veysel’e “Allah’tan rahmet” diledi.

“Hak yiyene yuh olsun”

Akşener, konuşmasını şöyle tamamladı: “Ne mutlu bize ki aklımızı, gönlümüzü ve ruhumuzu besleyen, hakkı, hakikati ve adaleti öğütleyen büyüklerimiz var. Baharı müjdeleyen bayramımız var.

‘Allah seni hür yarattı, tamah seni kul etmesin’ diyerek alnı açık başı dik olmayı öğütleyen rehberimiz var. Toprağı sadık yar belleyen gönül zenginlerimiz var. Bunca kıymeti bilmeyene yuh olsun. Bunca zenginlik varken yanlışa sapanlara yuh olsun. Hakkı ve hakikati sancak bilmek varken hak yiyene yuh olsun.”

Paylaşın

Fenerbahçe, İkinciliğe Odaklandı

Fenerbahçe, Süper Lig’in 30. haftasında Konyaspor’u konuk etti. 5 maçtır kaybetmeyen Fenerbahçe, Konyaspor’u 2-1 mağlup etmeyi bildi. Bu sonuçla Fenerbahçe puanını 53 yaparken, Konyaspor ise 55 puanda kaldı. 

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri 66. dakikada Kim Min-jae ve 88. dakikada Pelkas atarken, Konyaspor’un tek golünü ise 35. dakikada Bytyqi kaydetti.

Karşılaşmadan dakikalar;

3. dakikada ceza sahası içi sağ tarafından İrfan Can Kahveci’nin arka direğe ortasında burada bulunan Serdar Dursun’un kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Sehic’te kaldı. 16. dakikada Zajc’ın ara pasında sağ taraftan ceza sahası içine sarkan Bright Osayi-Samuel’in uzak köşe vuruşunda kaleci Sehic meşin yuvarlağı çeldi. 29. dakikada Serdar Dursun’un ceza sahası dışından sağ tarafından çektiği şutta meşin yuvarlak kaleci Sehic’te kaldı.

35. dakikada Skubic’in taç atışında ceza sahası içi sağ tarafında topla buluşan Cikalleshi, son çizgiye inerek pasını penaltı noktası üzerindeki Endri Çekiçi’ye aktardı. Çekiçi’nin kayarak vuruşunda kaleci Altay Bayındır’dan seken topu Bytqi tamamladı ve ağlara gönderdi (0-1)

60. dakikada İrfan Can Kahveci ceza sahası içinde önce savunmanın ardından da kaleci Sehic’in müdahalesiyle yerde kaldı, Fenerbahçeliler penaltı bekledi. Ancak hakem Halil Umut Meler, VAR’ı dinledi ve oyunu devam ettirdi.

65. dakikada İrfan Can Kahveci sağ çaprazdan frikiği kullandı, Sehic solundan topu zorlukla çıkardı ancak direkten seken topu çizgide Kim-Min Jae tamamladı. Güney Koreli futbolcu skoru 1-1’e getiriyor. 68. dakikada Fenerbahçe baskılarını artırdı, ceza sahasında yaşanan pozisyonda top Rossi’nin önünde kaldı, Uruguaylı futbolcu gelişine vurdu, savunmadan sekti, bir kez daha denedi şansını kaleci Sehic gole izin vermedi.

87. dakikada Fenerbahçe ataklarını sıklaştırdı, Serdar Aziz destek verdiği atakta ceza sahası içinde tekte topu Samuel’in önüne bıraktı. Samuel döndü vurdu ancak şutu etkisiz. 88. dakikada Crespo ceza sahası yayındaki Pelkas’a ayağının dışıyla harika bir top gönderdi, Pelkas kontrol edip aynı şıklıkla sağ köşeye vurdu ve Fenerbahçe’yi 2-1 öne geçirdi.

Stat: Ülker

Hakemler: Halil Umut Meler, Mustafa Emre Eyisoy, İbrahim Çağlar Uyarcan

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Bright Osayi-Samuel, Serdar Aziz, Kim Min-jae, Szalai (Novak dk. 61), Crespo, Zajc (Berisha dk. 90+1), İrfan Can Kahveci (Arda Güler dk. 76), Mesut Özil (Pelkas dk. 46), Rossi, Serdar Dursun (Ozan Tufan dk. 90+1)

Konyaspor: Sehic, Skubic, Adil Demirbağ, Musa Çağıran, Guilherme, Hadziahmetovic (Mpoku dk. 89 ?), Soner Dikmen (Oğulcan Ülgen dk. 75), Endri Çekiçi, Amilton, Bytyqi (Ahmed Hassan dk. 75), Cikalleshi

Goller: Kim Min-jae (dk. 66), Pelkas (dk. 88) (Fenerbahçe), Bytyqi (dk. 35) (Konyaspor)

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: 85 Can Kaybı

Kovid 19’da son 24 saatte 13 bin 081 yeni vaka tespit edilirken, 85 kişi hayatını kaybetti. 18 yaş ve üstü nüfusta ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 85,27 birinci doz aşı yapılanların oranı yüzde 93,04 olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 262 bin 116 test yapılırken, 13 bin 081 yeni vaka tespit edildi. 85 kişi hayatını kaybederken, 14 bin 263 kişi sağlığına kavuştu.

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tabloda, 2 doz aşılama verilerine de yer verildi. En az 2 doz aşı olmuş 18 yaş üzeri nüfusu kapsayan verilere göre Türkiye’de 2. doz aşılama ortalama yüzde 85,27 oldu. 1. doz ortalaması yüzde 93,04 olurken, 1., 2. ve 3. doz aşısını olan vatandaşların sayısı toplamda 146 milyon 446 bin 575’e yükseldi.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Osmaniye’yi, Ordu, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Manisa takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Bingöl, Muş, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Bakanlığın 19Mart verilerine göre, dün 395 bin 4 test yapılmıştı. Dün, 17 bin 328 vaka tespit edilirken, 105 kişi hayatını kaybetmiş ve 18 bin 269 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Mutlaka Başaracağız

İstanbul Yenikapı’daki Newroz kutlamasında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Biz bu ateşi söndürmemek için her türlü emeği veren, bedeli ödeyen binlerce on binlerce yoldaşımızın, kardeşimizin mirasını devraldık. O onurlu mirası taşımak ve başarıya ulaştırmak için yola devam ediyoruz. Söz veriyoruz. Mutlaka başaracağız. Hep birlikte söylüyoruz. Mutlaka kazanacağız.” dedi.

Haber Merkezi / Sancar, konuşmasının devamında, “Söz mü? Duyun ey savaş baronları, kandan, talandan, yalandan, sömürüden medet uman muktedirler, duyun bu sesi: Biz geliyoruz, halkların gücü geliyor, mücadelenin kararlılığı geliyor. Bu ülkeye baharı getirmeye söz vermiş milyonlar birleşerek geliyor. ” ifadelerini kullandı.

Mithat Sancar, “Newroz yıllardır demokratik çözüm ve büyük barış için bir sembol olmuştur. Biz 2013 Newroz’unda okunan o barış deklarasyonunun arkasındayız. Biz Dolmabahçe’de açıklanan demokrasi programının arkasındayız. Biz eylül ayında açıkladığımız deklarasyonla demokrasiye, Kürt sorununa demokratik çözüme, bütün halklarla büyük barışa giden yolda yürümeye kararlıyız. Sözümüzde duruyoruz. Baskılar bizi durduramıyor, baskılar bizi engelleyemiyor” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, İstanbul Yenikapı’daki Newroz kutlamalara katıldı. Burada yaptığı konuşmasına halkı Kürtçe selamlayarak başlayan Sancar, konuşmasının devamında özetle şu ifadeleri kullandı;

“İşte çözümün sesi, işte çözümün gücü. Birleştikçe büyüyoruz, birleştikçe bu ülkeye barışın, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin yolunu açıyoruz.

Bu yol zor bir yoldur; engellerle, zulümle, baskılarla doludur ama hiçbir güç bizi yürüyüşümüzden alıkoymadı, koyamayacak. Zulme, zorbalığa, soyguna, sömürüye, talana ve ranta karşı bütün ezilenleri, yoksulları, ötekileştirilen hakları, emekçileri birleştirme mücadelemiz büyüyerek devam ediyor.

“Başarıya yürüyoruz”

Başarıya yürüyoruz. Zulüm, zorbalık iktidarını mutlaka ama mutlaka bu güç değiştirecektir. Sadece iktidarı değiştirmekle kalmayacak biz bu ülkeye yeni bir başlangıcı da yaşatacağız. Newroz yeni başlangıcın habercisidir, bu ülkeye getireceğimiz baharların müjdesidir.

2022 Newroz’u başarının en önemli dönemecidir. İşte o nedenle bütün zorluklara, bu soğuğa, kara kışa rağmen, bu umutla, kararlılıkla, cesaretle meydanları dolduran sizleri kucaklıyorum, selamlıyorum.

Kazanacağımıza dair şüpheniz var mı? Bizi yolumuzdan alıkoyacak tek bir güç var mı? Neden? Demirci Kawa’nın binlerce yıl önce yaktığı ateş, özgürlük ateşi büyüyerek yolumuzu aydınlatıyor. Bir kibrit çöpüyle yakılan ateş bu ülkenin Ortadoğu’nun her yerinde gürül gürül yanıyor. Bu ateş, Newroz ateşi özgürlüğün yolunu aydınlatıyor.

“Milyonlar birleşerek geliyor”

İşte biz bu ateşi söndürmemek için her türlü emeği veren, bedeli ödeyen binlerce on binlerce yoldaşımızın, kardeşimizin mirasını devraldık. O onurlu mirası taşımak ve başarıya ulaştırmak için yola devam ediyoruz. Söz veriyoruz. Mutlaka başaracağız. Hep birlikte söylüyoruz. Mutlaka kazanacağız.

Söz mü? Duyun ey savaş baronları, kandan, talandan, yalandan, sömürüden medet uman muktedirler, duyun bu sesi: Biz geliyoruz, halkların gücü geliyor, mücadelenin kararlılığı geliyor. Bu ülkeye baharı getirmeye söz vermiş milyonlar birleşerek geliyor.

“2013 barış deklarasyonunun arkasındayız”

Newroz yıllardır demokratik çözüm ve büyük barış için bir sembol olmuştur. Biz 2013 Newroz’unda okunan o barış deklarasyonunun arkasındayız. Biz Dolmabahçe’de açıklanan demokrasi programının arkasındayız. Biz eylül ayında açıkladığımız deklarasyonla demokrasiye, Kürt sorununa demokratik çözüme, bütün halklarla büyük barışa giden yolda yürümeye kararlıyız. Sözümüzde duruyoruz. Baskılar bizi durduramıyor, baskılar bizi engelleyemiyor.

“Tecrit, savaşın en büyük sembolüdür”

Yoldaşlarımızı siyasi rehine olarak tutuyorlar. Barışın yolunu açmak için 2013 Newroz’unda İmralı’dan gelen sesi kısmak için tecridi ağırlaştırıyorlar. Bilelim ki tecrit, savaş politikalarında ısrarın en büyük sembolüdür.

O nedenle barış mücadelesi İmralı tecridini kırma mücadelesinin de mutlaka bütünleştirici parçasıdır. Barış için mücadele, savaşa karşı mücadele aynı zamanda tecridi kırmak için mücadeleyi içermek zorundadır. Bugün burada bu meydanda toplananlar, bu ülkeye, Ortadoğu’ya büyük barışı getirmeyi azmetmiş ortak iradenin temsilcileri, sesi ve neferidir.

“Bu yıl final yılı”

2022’de Newroz kazanmanın dönemecidir. Bu yıl final yılıdır. Bunu unutmayın, bu iktidar hangi oyunları oynarsa oynasın, hangi mühendisliklere başvurursa başvursun, boşunadır, nafiledir.  Yok seçim kanunlarında değişiklikler yapıyorlar. Ne yapacaklar kendilerine avantaj sağlayacaklar. Barajı yüzde 7’ye düşürüyorlar.

“O yüzde 7’yi de yıkacağız”

Barajı düşürmelerinin amacı küçük ortakları var ya MHP, onu güvence altına almak içindir. Ama olsun. Bu barajı kim yıktı. On yıllardır mücadele eden bizler yıktık. Yüzde 10 barajını bize karşı getirdiler ama mücadelemizle, inancımızla, kararlılığımızla yıktık. Şimdi yüzde 7’ye indirip MHP’ye hediye ediyorlar. Ama olsun bunun temelinde sizlerin mücadelesi var. O yüzde 7’yi de yıkacağız.

Biz barajsız seçim istiyoruz. Herkesin iradesiyle, gücüyle parlamentoya girmesini istiyoruz. Bu ülkede çoğulcu eşit özgürlük adil yaşam istiyoruz.

Bu inançla Newroz ateşinin etrafında kenetleniyoruz. Ülkeye demokrasi, barış, adalet ve özgürlük getirmek için Newroz ateşini büyütüyoruz. Şimdi kazanma zamanıdır. Dem dema serkeftinê ye. Newroz pîroz be. Şimdi kazanma zamanıdır. Riya we vekirî be.”

Paylaşın

Galatasaray, Üç Puan Daha Bıraktı

Süper Lig’de 30. hafta maçında Gaziantep FK ile Galatasaray karşılaştı. Galatasaray deplasmanda Gaziantep FK’ye 1-0 öne geçtiği maçta 3-1 mağlup oldu. Bu sonucun ardından Gaziantep FK 40 puana yükselirken Galatasaray 38 puanda kaldı.

Haber Merkezi / Gaziantep FK’ye galibiyeti getiren golleri 45 + 3’te Dijibodji, 71’de Maxim (P), ve 81. dakikada Figueiredo kaydederken, Galatasaray’ın 34. dakikada Bafetimbi Gomis attı.

Karşılaşmadan dakikalar

2. dakikada orta alandan gelişen Gaziantep FK atağında Muhammet Demir ceza sahası çizgisi üzerinde topla buluştu. Muhammet’in vuruşu kaleci Muslera’da kaldı. 18. dakikada sağ kanattan gelişen Galatasaray atağında Semih Kaya’nın ceza alanı içerisine gönderdiği ortaya müsait pozisyondaki Gomis’in kontrol ederek vuruşu auta çıktı.

23. dakikada sağ kanattan gelişen Gaziantep FK atağında Maxim’in ara pasında topla buluşan Kitsiou kaleci ile karşı karşıya kaldı. Kitsiou’nun vuruşunu kaleci Muslera kurtardı.

34. dakikada Galatasaray golü buldu. Galatsaray’ın sol kanattan gelişen atağında Kerem Aktürkoğlu, meşin yuvarlığı ceza sahası önündeki Morutan’a gönderdi. Morutan’ın penaltı noktasına yakın noktada vuruşunda defanstaki Sagal’dan dönen topu önünde bulan Gomis’in vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Günay Güvenç’in sağından ağlarla buluştu (0-1).

44. dakika ceza sahası dışından Berkan şutunu çekti. Kaleci Günay kornere çeldi. 45. dakika Galatasaray bir kez daha köşe vuruşu kullandı. Ceza sahası dışında Morutan’ın önünde kalan topa Rumen oyuncu harika vurdu. Top az farkla dışarıya gitti. 45+4’üncü dakikada Gaziantep FK serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Maxim’in ceza alanı içerisine yaptığı ortaya Djilobodji’nin bekletmeden vuruşu ağlara gitti (1-1).

51. dakikada ev sahibi takımın sağ kanattan gelişen atağında Maxim’in ortasında topla kale dibinden buluşan Figueiredo’nun vuruşunda top az üstten dışarı çıktı. 65. dakikada Galatasaray’ın sol kanattan gelişen atağından Kerem Aktürkoğlu topu ceza sahasındaki Gomis’e attı. Bu futbolcunun topu ceza sahasında önüne bıraktığı Emre Kılınç’ın çektiği sert şutu kaleci Günay Güvenç kornere çeldi.

70. dakikada Gaziantep ceza sahasında Berkan İsmail Kurtu’nun topa yükseldiği sırada Figueiredo’ya yaptığı müdahalenin ardından hakem Arda Kardeşler penaltı noktasını gösterdi. 71. dakikada topun başına geçen Maxim meşin yuvarlağı ağlara gönderdi (2-1).

74. dakikada orta alandan gelişen Galatasaray atağında topu taşıyan Kerem Aktürkoğlu Gomis ile oynadı. Müsait pozisyondaki Gomis’in vuruşunda topu kaleci Günay çıkardı. 81. dakikada sol kanattan gelişen ev sahibi takımın atağında Maxim rakibinden sıyrılıp Figueiredo’ya pas verdi. Topu göğsü ile kontrol eden Figueiredo’nun şutu ağlara gitti (3-1).

Stat: Gaziantep Kalyon

Hakemler: Arda Kardeşler, Ali Ögel, Yusuf Bozdağan

Gaziantep FK: Günay Güvenç, Kitsiou, Djilobodji, Caulker, Tosca, Sagal, Doğan Erdoğan, Recep Niyaz (Ahmed El Messauidi dk. 87), Maxim, Figueiredo (Mirza Cihan dk. 90), Muhammet Demir (Furkan Soyalp dk. 82)

Galatasaray: Muslera, Semih Kaya, Nelsson, Marcao, Van Aanholt, Taylan Antalyalı, Berkan Kutlu, Morutan (Ryan Babel dk. 68), Emre Kılınç (Barış Alper Yılmaz dk. 77), Kerem Aktürkoğlu, Bafetimbi Gomis

Goller: Djilobodji (dk. 45+3), Maxim (dk. 71 pen.) Figueiredo (dk. 81) (Gaziantep FK), Gomis (dk. 34) (Galatasaray)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Cumhuriyetimizi Demokrasi İle Taçlandırmak İstiyoruz

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Güç Sende, Senin Elinde” Gençlik Çalışması Lansmanı’nda yaptığı konuşmada, “Bu yüzyılda artık cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyoruz. Bunu yapacak olanlar gençler. Sizler değiştireceksiniz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Kemal Kılıçdaroğlu, “Birileri sizin gücünüzden korkuyor. Korktuğu için şunu söylüyor: ‘Giderlerse gitsinler.’ Ama sizin şunu söylemeniz gerekiyor: ‘Hayır; biz gitmeyeceğiz, seni göndereceğiz’ demeniz gerekiyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Güç Sende, Senin Elinde” Gençlik Çalışması Lansmanı’nda konuştu. Kılıçdaroğlu’nun satırbaşlarından öne çıkanlar:

“Uzun yıllardır ilk kez CHP toplumun bütün sorunlarına eğildi ve sağlıklı çözümler üretti. Gençler için 6 vaadimiz saydı arkadaşlarımız.

Yüzyıl içinde bu ülkede başbakanlar, bakanlar, fidan gibi gençler asıldı. Bu yüzyılda artık cumhuriyetimizi demokrasi ile taçlandırmak istiyoruz. Bunu yapacak olanlar gençler. Sizler değiştireceksiniz.

Birileri sizin gücünüzden korkuyor. Korktuğu için şunu söylüyor: ‘Giderlerse gitsinler.’ Ama sizin şunu söylemeniz gerekiyor: ‘Hayır; biz gitmeyeceğiz, seni göndereceğiz’ demeniz gerekiyor.’

Ekonomiyi yönetemediklerini de önceden gördük. Sorumlu bir muhalefet yaptık. Önceden gördük ve uyardık. Nasıl çözüleceğini de anlattık. Ama onlar yapmadılar. ‘Hayır, siz bilmiyorsunuz’ dediler. Geldiğimiz tabloda Türkiye’nin tüm sorunlarını bildiğimizi ve çözümler ürettiğimizi de artık tüm dünya biliyor.

“Eleştiri, hatayı tekrar etmeme açısından son derece önemlidir”

Şunu unutmayın, her biriniz politik arenanın içindeyseniz eleştiriden korkmayacaksınız. Bir politikacının alkıştan çok eleştiriye ihtiyacı vardır. Benim görmediğimi başkası görebilir, benim duymadığımı başkası duyabilir. Eleştiri, hatayı tekrar etmeme açısından son derece önemlidir.

Siz alanda çalışırken CHP’ye ilişkin eleştiriler de gelecektir. Hemen itiraz etmeyin. Bizim katılmayacağımız bir şey olsa da ‘haklısın’ demeniz lazım. Eksiğimiz var mı? Evet var. Vatandaş bizi eleştiriyorsa ve bizim inanmadığımız bir eleştiri geliyorsa kabahat bizde. Biz ona kendimizi anlatmadık.”

Paylaşın