İsrail, Filistinlilerin Gazze’den Ayrılması İçin Hazırlıklara Başladı

Uluslararası toplumun muhalefetine rağmen İsrailli yetkililer, ABD Başkanı Donald Trump’ın Filistinlileri Gazze Şeridi dışına yerleştirme önerisini hayata geçirmek için somut adımlar atmaya başladı.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Bakanı İsrael Katz’ın, İsrail Savunma Kuvvetleri’ne (IDF) Gazze Şeridi’nde yaşayanların bölgeyi gönüllü olarak terk etmelerine yönelik bir plan hazırlamaları talimatı verdiği duyuruldu.

İsrael Katz, “İsrail’in Gazze’deki eylemleri konusunda yanlış ithamlarda bulunan İspanya, İrlanda, Norveç ve diğer ülkelerin yasal olarak Gazzelileri kendi topraklarına kabul etme yükümlülükleri bulunduğunu” öne sürdü.

“(Bunu) reddederlerse ikiyüzlülükleri ortaya çıkacaktır” diyen Katz, diğer yandan Kanada gibi göçmen kabul programı olan ülkelerin de daha önce Gazzelileri kabul etmeye gönüllü olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı.

Hamas’ın Gazzelileri canlı kalkan olarak kullandığı iddiasını yineleyen Katz, karadan çıkış opsiyonunun yanı sıra bölgeden ayrılanlar için deniz ve hava yolu düzenlemelerinin de olacağını söyledi. İsrael Katz, “Gazze halkı, dünyada her yerde olduğu gibi serbest dolaşım ve göç hakkına sahip olmalıdır” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmalar sona erdikten sonra Gazze’yi ABD’ye teslim edeceğini ve Gazze’deki nüfusun başka yerlere yerleştirileceğini kaydetti. Trump, bu durumun, sahada ABD askerlerine ihtiyaç duyulmayacağı anlamına geldiğini belirtti.

Trump’ın Gazze Şeridi’ni sahiplenip geliştirerek “Ortadoğu’nun Rivierası” haline getirmeyi hedeflediğini açıklamasının dünya çapında tepki görmesinden bir gün sonra İsrail’de, orduya Gazze’de yaşayanların bölgeden “gönüllü ayrılışına” izin vermeye hazırlanma emri verildi.

Daha önce ABD askerlerinin Gazze’ye konuşlandırılmasını reddetmiş olan Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı yorumlarında planlarına açıklık getirdi.

Truth Social paylaşımında Trump, “Gazze Şeridi, çatışmalar sona erdiğinde İsrail tarafından ABD’ye teslim edilecek” dedi. Filistinliler’in “bölgede yeni ve modern evleri olan çok daha güvenli ve güzel topluluklara zaten yerleştirilmiş olacaklar” şeklinde devam eden Trump, “ABD’nin hiçbir askerine ihtiyaç duyulmayacağını” belirtti.

Trump, “ABD’nin dünyanın dört bir yanından gelen büyük kalkınma ekipleriyle birlikte çalışarak, inşaatın yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacağını ve dünya üzerindeki türünün en büyük ve en görkemli gelişmelerinden biri haline geleceğini” belirtti ve “Bölgede istikrar hüküm sürecek!!!” dedi.

Gazze’deki onlarca Filistinli, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendilerini Gazze Şeridi’nden çıkarmaya yönelik “cehennem planını” protesto etti. Merkezdeki Deir al-Belah kasabasında bir çadır kampında barınan Filistinliler, Gazze’nin dışına kalıcı olarak yerleştirilme fikri karşısında dehşete düştüklerini ve bunu kabul etmeyeceklerini ifade ettiler.

Paylaşın

MHP Lideri Devlet Bahçeli “Kalp Ameliyatı” Oldu

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi’nde kalp ameliyatı olduğu bildirildi. Bahçeli’nin tıbbi durumunun son derece iyi olduğu ve dinlendiği belirtildi.

Haber Merkezi / Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Selim Yurdakul, Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin sağlık durumuna ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli planlı tetkik ve tedavileri için 4 Şubat 2025 tarihinde Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesine yatırılmıştır. Yapılan tetkik ve tıbbi değerlendirmeler sonucunda, 10 yıl önce değiştirilmiş kalp kapağındaki dejenerasyon bulguları üzerine, 6 Şubat 2025 tarihinde mevcut kapak girişimsel olarak değiştirilmiş olup, işlem komplikasyonsuz olarak çok başarılı şekilde tamamlanmıştır. Tıbbi durumu son derece iyi ve stabil olup, odasında dinlenmektedir. Kısa zaman içerisinde hastane süreci tamamlanarak günlük yaşantısına dönecektir.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Semih Yalçın, sosyal medya hesabından grup toplantısının Bahçeli’nin devam eden ‘öksürük rahatsızlığı’ nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı. Yalçın, “alınan sağlık tedbirleri” ve “sürdürülen tedaviye rağmen” Bahçeli’nin “öksürüğünün” geçmediğini, hekimlerin “daha ileri seviye tetkikler yapılması tavsiyesinde bulunduğunu” belirtmişti.

Semih Yalçın, “Söz konusu rahatsızlığın kalıcı tedavisine yönelik çok yönlü tıbbi test ve değerlendirmeler sürmektedir. Sayın Genel Başkanımızın sağlığı yerindedir” demişti.

Paylaşın

“Büyük Geometri Ustası”nın Kayıp Eserleri Keşfedildi

Bilim insanları, 1600’lerden beri Hollanda’daki Leiden Üniversitesi Kütüphaneleri’nde bulunan 11. yüzyıla ait bir Arapça el yazmasında Büyük Geometri Ustası Pergalı Apollonius’un iki kayıp kitabını buldu.

Apollonius (MÖ 262-MÖ 190), hiperbol, elips ve parabol terimlerini tanıttığı, “Apollonius’un Konikleri” (MÖ 2.00 civarı) adlı eseri ile tanınır. “Apollonius’un Konikleri” antik Yunan matematiğinin en önemli eserlerinden biriydi. Eser, bir duvara el feneri tuttuğunuzda görebileceğiniz eğriler olan elips, parabol ve hiperbol teorisini ele alır.

Bilim insanları, antik dünyanın ünlü matematikçilerinden Büyük Geometri Ustası Apollonius’a ait, daha önce kaybolmuş ve son derece önemli iki kitabı ortaya çıkardı. Bu eserler, Hollanda’daki Leiden Üniversitesi Kütüphaneleri’nde muhafaza edilen bir Arapça el yazması içinde bulundu.

Bu keşif, Leiden Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanan “Peygamberler, Şairler ve Bilginler” adlı kitabın bir parçası olarak duyuruldu. Kitap, toplam 50 bölümden oluşuyor ve İslam dönemi bilim geleneğine dair önemli bilgiler içeriyor.

MÖ 262 – 190 yılları arasında yaşamış olan Apollonius, Yunan matematik tarihinin en büyük isimlerinden biri olarak kabul edilir. Özellikle “Konikler” adlı eseri, hiperbol, elips ve parabol gibi temel geometrik kavramları tanıtmış ve bilim dünyasında büyük bir etki yaratmıştır.

Yeniden keşfedilen el yazması, Apollonius’un kayıp olan 5. ve 7. kitaplarını içeriyor. Bu bölümler, Rönesans döneminde Avrupa’daki bilim insanları tarafından kaybedilmişti.

Eser, 17. yüzyılda Hollandalı doğubilimci ve matematikçi Jacob Golius tarafından Orta Doğu’daki seyahatleri sırasında edinilmiş ve 200’den fazla Arapça el yazmasını içeren bir koleksiyonun parçası olarak Leiden Üniversitesi’ne getirilmişti.

Apollonius’un eserinin yanı sıra, Golius’un topladığı diğer Arapça el yazmaları da İslam dünyasının zengin bilimsel mirası hakkında önemli bilgiler sunuyor. Bu el yazmaları sadece derin matematiksel bilgiler içermekle kalmıyor, aynı zamanda ustalıkla yazılmış hat sanatı ve karmaşık geometrik illüstrasyonlar ile de dikkat çekiyor.

Hollandalı matematikçi ve tarihçi Jan Pieter Hogendijk, Apollonius’un Arapça el yazmasını değerlendirirken şunları söyledi:

“Bu el yazması, hem bilimsel içeriği hem de muhteşem hat sanatı ve süslemeleriyle büyüleyici. Orta Çağ’daki Müslüman bilim insanlarının ve kâtiplerin zekâsını, disiplinini ve yoğun konsantrasyonunu yansıtıyor. Bu nitelikler, günümüzün teknoloji odaklı dünyasında sıklıkla eksik olan unsurlar.”

“Peygamberler, Şairler ve Bilginler” kitabının birçok bölümü, Arap ve Müslüman bilim insanlarının çeşitli alanlardaki katkılarını ele alıyor. Bu alanlar arasında astronomi, kozmografi, zooloji, botanik ve matematik bulunuyor.

Kitapta ayrıca ünlü Müslüman kozmograf İbn Muhammed el-Kazvînî’nin “Acaibü’l-Mahlukat ve Garaibü’l-Mevcudat” (Yaratılmışların Harikaları ve Mevcudatın Gariplikleri) adlı eseri de inceleniyor. Bu ansiklopedik eser, böceklerden mitolojik yaratıklara kadar birçok farklı varlığı tanımlıyor.

Örneğin, kitabın bir bölümünde insan yüzlü, beyaz sakallı, kurbağa gövdeli ve inek kıllarına sahip gizemli bir deniz yaratığından bahsediliyor. Günümüzde bu tasvirin erken dönem bir fok betimlemesi olduğu düşünülüyor.

Sharjah Üniversitesi’nden Profesör Mostafa Zahri, Batı’daki akademik kurumların Leiden Üniversitesi, British Library ve Fransa Ulusal Kütüphanesi gibi yerlerde binlerce Arapça, Farsça ve Osmanlıca el yazmasını muhafaza ettiğini belirtti. Ancak bu el yazmalarının çoğu hâlâ yeterince incelenmiş değil. Zahri, bu eserlerin gerçek değerinin ortaya çıkarılabilmesi için Batılı ve Arap bilim insanları arasında daha fazla iş birliği, dijitalleştirme ve erişim kolaylığı sağlanması gerektiğini vurguladı.

Utrecht Üniversitesi Eğitim Koordinatörü Wilfred de Graaf, İslam el yazmalarını incelemenin önündeki en büyük engellerden birinin Arapça, Farsça ve Türkçe bilen uzman sayısının azlığı olduğunu ifade etti. Ancak, 11. ve 14. yüzyıllar arasında Avrupa bilimini şekillendiren İslam bilim geleneğine olan ilginin arttığını belirtti.

2025’in başlarında, Leiden Üniversitesi bilim insanları, Sharjah Üniversitesi’nde Arapça bilimsel metinlerde kullanılan ebced sayı sistemini öğretmek üzere bir atölye düzenledi. Bu sistemde, her Arap harfi belirli bir sayıya karşılık gelmekte (tıpkı Roma rakamları gibi). Ayrıca, bu sistemin zaman ölçümünde (saat, dakika, saniye) ve açılarda (derece, yay dakikası, yay saniyesi) hâlâ kullanılmakta olan 60 tabanlı sayı sistemiyle birlikte çalıştığı anlatıldı.

Katılımcılar ayrıca, erken dönem bir usturlap (astrolabe) üzerinde ebced sistemiyle yazılmış astronomik sayıları inceledi. Bu alet, Arap astronomlarının gökyüzünü ölçmek ve haritalamak için kullandığı gelişmiş bir bilimsel cihazdı.

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Trump, İsrail’in Gazze’yi ABD’ye Teslim Edeceği Sözlerini Tekrarladı

ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in çatışmaların sona ermesinin ardından Gazze Şeridi’ni ABD’ye devredeceğini ve orada ABD askerine ihtiyaç duyulmayacağını söyledi.

Haber Merkezi / Trump’ın önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Başkan Trump’ın Gazze nüfusunun büyük bir bölümünün dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını sağlayabilecek cesur planını memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social isimli sosyal medya platformu üzerinden Gazze Şeridi’ne yönelik yeni bir açıklama yaptı. Trump, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Gazze Şeridi, çatışmaların sona ermesiyle İsrail tarafından ABD’ye devredilecek. Filistinliler, bölgede yeni ve modern evlere sahip çok daha güvenli ve güzel topluluklara yerleştirilecek.

ABD, dünyanın dört bir yanından harika ekiplerle çalışarak, türünün dünya üzerindeki en büyük ve en muhteşem gelişmelerinden biri olacak olan şeyin inşasına yavaş ve dikkatli bir şekilde başlayacak.”

Trump’ın önerisini memnuniyetle karşıladıklarını belirten İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, “Başkan Trump’ın Gazze nüfusunun büyük bir bölümünün dünyanın çeşitli yerlerine taşınmasını sağlayabilecek cesur planını memnuniyetle karşılıyorum” dedi.

Salı günü Oval Ofis’te İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu ağırlayan Başkan Donald Trump, Filistinliler’in başka yerlere yerleştirilmesinin ardından, ABD’nin Gazze Şeridi’ni devralacağını söylemiş; Amerikan askerinin süreçte görev alması ihtimalini yok saymamıştı.

ABD Başkanı Donald Trump, açıklamasında, “ABD Gazze Şeridi’ni devralacak ve biz de orada bir iş yapacağız. Burayı sahipleneceğiz ve sahadaki tüm tehlikeli, patlamamış bombaların ve diğer silahların etkisiz hale getirilmesinden sorumlu olacağız. Yıkıntıları temizleyip bölge halkı için sınırsız sayıda iş ve konut sağlayacak bir ekonomik kalkınma yaratacağız” demişti.

Donald Trump ayrıca “Konuştuğum herkes ABD’nin bu toprak parçasına sahip olması, gerçekten muhteşem bir alanda muhteşem olacak bir yeri geliştirmesi ve binlerce istihdam yaratması fikrini çok seviyor” ifadelerini kullanmıştı. Trump, “Gerekirse bunu yaparız. O toprak parçasını devralacağız ve geliştireceğiz” demişti.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt Çarşamba günü düzenlediği basın toplantısında, Başkan Trump’ın bölgede Amerikan askerinin görev almasını taahhüt etmediğini belirtmişti.

Sözcü Leavitt, Ortadoğu sorunu konusunda senelerdir aynı kişilerin aynı çözümlerde ısrarcı olduğunu ancak Başkan Trump’ın Salı günü gündeme getirdiği teklifin kalıpların dışında bir fikir olduğunu kaydetmişti.

Başkan Trump’ın ABD’nin bölgede istikrarın sağlanması için Gazze’nin yeniden inşasında rol oynaması gerektiğine inandığını ve Gazze’nin yeniden yapılandırılması için Trump yönetiminin bölgedeki ortaklarıyla çalışacağını söyleyen Leavitt, “Bu Gazze’ye asker gönderilmesi anlamına gelmiyor” demişti.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Trump’ın Gazze Şeridi ile ilgili açıklamalarını başlangıçta desteklemişti. Trump’ın hamlesinin “düşmanca olmadığını” belirten Rubio, Çarşamba günü yaptığı açıklamada da “Bence, yeniden inşa etme ve yeniden inşa için sorumluluk alma teklifi çok cömertçeydi” diye konuşmuştu.

Trump’ın sadece “devreye girerek, molozları kaldırmayı ve yıkım alanını temizlemeyi” teklif ettiğini kaydeden ABD’li Bakan, “Bu süre zarfında bölgedeki insanlar orada yaşayamazlar” diye eklemişti. Rubio, Trump’ın evlerin ve işyerlerinin yeniden inşasını desteklemek istediğini belirterek, “Böylece insanlar daha sonra geri taşınabilecekler” diye konuşmuştu.

Paylaşın

İmamoğlu: Yargı Eliyle Siyaseti Dizayn Etmeye Çalışıyorlar

CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan davalara ilişkin yaptığı açıklamada, siyasi süreçlerin yargı eliyle şekillendirilmeye çalışıldığını ifade etti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 6 Şubat 2023’te meydana gelen Maraş merkezli depremlerde yaşamını yitiren vatandaşları anma programının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hakkında hazırlanan son iddianameye tepki gösteren İmamoğlu, Erdoğan’a seslenerek, “Hani delikanlıydın? Nerede kaldı hepimizin gururla andığı Kasımpaşalılık?” dedi.

Konuşmasında, afet yönetimi ve siyasi süreçlere dair eleştirilerde bulunan İmamoğlu, 26 yıldır Türkiye’yi yönetenlerin gerekli dersleri almadığını vurguladı: “5,5 yıldır görevdeyim. Ancak kalkıp beni suçlayan tweet atabiliyorlarsa, bu ülkede yönetim adına bir çürümenin göstergesidir. Deprem konusunda 45 kanun, 11 yönetmelik çıkarılmış, ancak bunlar rant odaklı kalkanlar olarak kullanılmıştır.”

Hakkındaki davanın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yönlendirildiğini belirten İmamoğlu, yargının siyasallaşmasına dair sert eleştirilerde bulundu: “Başsavcı da değil, vekili de değil. Davacı olan bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’dır. Onun öfkesi nedeniyle hakkımda şu ana kadar 17 yıl hapis cezası ve üç kez siyasi yasak istenmiştir. Bu dava benim şahsıma değil, milletin iradesine karşı açılmıştır.”

“Yargı ile siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar”

İmamoğlu, siyasi süreçlerin yargı eliyle şekillendirilmeye çalışıldığını belirtti ve Erdoğan’ın siyaset anlayışını eleştirdi: “Sandık yerine siyaseti adliye eliyle dizayn etmeye çalışıyorlar. İlk seçimi kazandığımızda ‘topal ördek’ demişti. Şimdi de ‘turpun büyüğü heybede’ diyerek bizi sakatlamaya çalışıyor. Mertlik ve delikanlılıkla mücadelesini sürdürebilmesi gerekir.”

İmamoğlu, Erdoğan’ın çevresindeki kadrolara da göndermede bulunarak şu ifadeleri kullandı: “Bu yolda onlara ilk darbe vuracak kişi, yerli ve milli Makyaveldir. Bugün pohpohlayıp menfaat değiştiğinde onları terk edecek. Bu tecrübeyi yakın zamanda yaşayacaklarından eminim.”

Mücadeleye kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan İmamoğlu, milletin desteğini aldıklarını belirtti: “Korkumuz yok. Umutsuzluk yok. Hak ve adalet yolunda yürümeye devam ediyoruz. Bizi kimse bu yoldan döndüremez. Gençliğimiz de heyecanımız da yüksek. İlk günkü gibi mücadeleye devam ediyoruz.”

Konuşmasının sonunda Erdoğan’ın politikalarını ve yargı süreçlerini eleştiren İmamoğlu, şu çağrıyı yaptı: “Bu tavrınızı Kasımpaşalı hemşerilerime ve milletimize şikayet ediyorum. Cesaret, inanç, güç bizde. Milletimizin vicdanına ve adalet duygusuna inanarak mücadeleye devam edeceğiz.”

Paylaşın

“6 Şubat Depremleri”nin İkinci Yıldönümü: Fotoğraflarla Hatay

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş Elbistan ve Pazarcık merkezli gerçekleşen 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler, başta Hatay olmak üzere on bir ilde büyük yıkıma neden olmuştu.

Kurtuluş Aladağ / “Asrın Felaketi” olarak tanımlanan depremlerde, resmi makamlara göre, 50 binden fazla insan hayatını kaybetmiş, yüzbinlerce insan yaralanmış ve uzuv kaybı yaşamıştır.

Ayrıca depremlerde yıkılan konut ve iş yeri sayısının da çok yüksek rakamlara ulaştığı bilinmektedir. Depremlerin ekonomiye yükünün yaklaşık 2 trilyon TL (103,6 milyar dolar) olduğu tahmin edilmektedir.

6 Şubat depreminden en çok etkilenen illerin başında Hatay gelmektedir. Resmi verilere göre ağır yıkımın yaşandığı kentte can kaybı 24 bine yakındı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şube Başkanı İnal Büyükaşık, kentte 250 bin konut ve 50 bin iş yerinin yıkıldığını söylemişti.

Hatay kent merkezinde, depremin yaraları sarılmaya devam ediyor. Kent merkezine ait son görüntülerde, yüzlerce binanın aynı anda yapıldığı ve onlarca vincin çalıştığı görülüyor.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Hakkında “Hapis Ve Siyasi Yasak” Talebi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında ‘kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret’, ‘tehdit’ ve ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek’ suçlarından iki yıl sekiz aydan yedi yıl dört aya kadar hapis cezası istendi.

Haber Merkezi / İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ‘sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır” maddesinin uygulanması istendi. Bu da siyasi yasak anlamına geliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, katıldığı bir panelde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ailesine yönelik ifadeleri nedeniyle 7 yıl 4 aya kadar hapis istemiyle iddianame düzenlendi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, Gürlek “mağdur” sıfatıyla yer aldı.

Soruşturmanın, İmamoğlu’nun söz konusu paneldeki konuşmalarında suç teşkil eden ifadelerin tespit edilmesi üzerine başlatıldığı belirtildi.

İddianamede, Akın Gürlek’in geçmişte ve halen terör suçlarıyla ilgili görevlerde bulunduğu, çeşitli terör örgütlerince hedef gösterildiği ifade edildi. Bu bağlamda İmamoğlu’nun konuşmalarının, Gürlek’i hedef haline getirerek “terörle mücadelede görev yapan kişileri hedef gösterme” suçunu oluşturduğu ileri sürüldü. Ayrıca İmamoğlu’nun ifadelerinin, Başsavcı Gürlek’i küçük düşürmeye ve tehdit etmeye yönelik olduğu, bu nedenle ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

İddianamede, İmamoğlu’nun 27 Ocak’ta yaptığı bir basın toplantısında, mahkemelerde bilirkişi olarak görev yapan bir kişiyi hedef alarak “yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs” suçunu işlediğine dair ayrı bir soruşturmanın sürdüğü bilgisi de yer aldı.

İki olay bir arada değerlendirildiğinde, İmamoğlu’nun kamu görevini kullanarak yargı organları üzerinde baskı oluşturmayı ve partisinin lehine etkilemeyi amaçladığı öne sürüldü. Bu kapsamda, İmamoğlu’nun “kamu görevlisine hakaret”, “tehdit” ve “terörle mücadelede görev yapanları hedef göstermek” suçlarından 2 yıl 8 aydan 7 yıl 4 aya kadar hapis cezası talep edildi.

İmamoğlu hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu 53’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan ”Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, ‘sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten yoksun bırakılır” maddesinin uygulanması istendi. Bu da siyasi yasak anlamına geliyor.

Hazırlanan iddianame, ağır ceza mahkemesine gönderilirken, mahkeme heyetinin incelemesi devam ediyor.

“Erdoğan, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor”

Ekrem İmamoğlu, hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle düzenlenen iddianameye tepki gösterdi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Başsavcı incindi diye hakkımda hazırlanan iddianameyi, ifademi alan savcı bey yerine incinen başsavcının yardımcısı yazmış. Daha mahkemeye ve avukatlarıma gönderilmeden iktidar medyasına dağıtılan evrak paniklerinin resmidir.

Bu davaları ‘yakından’ takip eden, içeriklerini bilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, belli ki seçimde milletin önüne mertçe çıkmak yerine, masabaşı oyunlarıyla ayakta kalacağını sanıyor. Milletimiz demokrasiye ve kendi seçme hakkına zerre itibar etmeyene artık itibar etmemektir. Bunu da heybenize yazın.”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Ekrem İmamoğlu hakkında siyasi yasak ve 7 yıl kadar hapis istemiyle düzenlenen iddianameye ilişkin açıklama yaptı. Başarır açıklamasında, şu ifadeleri kullandı: “Maalesef Türkiye siyasetini adliye koridorlarında boğmak istiyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Buna hep beraber direnç göstereceğiz.

Akın Gürlek TV seyredeceğine, bizleri 7/24 takip edeceğine işini yapsın, çetelerle uğraşsın, İstanbul’u sokak mafyalarından kurtarsın. Bizim belediye başkanımızla uğraşmaktan vazgeçsin. Bundan bir sonuç alamaz. Yargı kararları eleştirilmeyecek mi? Ben yargıyı neden etkileyeceğim, yargı zaten etkileneceği yerden etkilenmiş. Ben senin etki altında kalmaman için mücadele veriyor. İmamoğlu, yargının bağımsız olarak davranmasını istiyor.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu hakkında 7 yıl 4 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edilen iddianame hazırlanmasına tepki gösterdi.

Özgür Özel, Adıyaman’da yaptığı açıklamada “O gün söylediği kişi Cem Aydın’ın kapısına dayanmışlardı ‘Sizin evlatlarınız böyle muamale görmesin’ dedi diye ‘ailemi tehdit etti’ diye soruşturma başlatmıştı. Bakın Ahmet Özer 100 gündür iddianame bekliyor. İmamoğlu için 15 gün içinde iddianame yazılıyor. Bu neyin acelesi, madem yazabiliyorsun 100 gündür Ahmet Özer için ne bekliyorsun. Bu ne korkuymuş arkadaş” dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut da konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Bağımsız olması gereken yargı mensuplarının siyasete dahil olduğu bir rejim demokrasi değildir. Halkın iradesine yargı sopasıyla boyun eğdirmeye çalışanların karşısında bir adım geri atmayacağız! Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz!” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

İmamoğlu’na 20 Ocak Pazartesi “Ülke Politikaları Vakfı Modern Hukuk ve Yargının Siyasallaşması” adlı bir panelde konuştuğu sırada ‘tehdit ve terörle mücadelede görev olan kişileri hedef göstermekten’ soruşturma başlatılmıştı.

Burada İmamoğlu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek hakkında şu sözleri kullandı: “Bak başsavcı sana söylüyorum. Sana hiçbir faydamız olmaz senin zihnin çürümüş de… Biz var ya senin evlatlarını bile bu muamelelerden kurtarmak için seni yöneten aklı bu milletin zihninden söküp atacağız. Bunu unutma. Söküp atacağız ki senin evlatlarının kapısına birileri dayanmasın, senin evlatlarını sabahın köründe evinden kimse almasın. Senin zihniyetinin içinden geçen yol ve yöntemleri bu memleketin her ortamından söküp atacağız ki senin dahi yuvana, çocuklarının geleceğine huzuru temin edelim. Bizim derdimiz bu.”

Bu sözleri söylemesinden dakikalar sonra panel sırasında İmamoğlu’na soruşturma geldi.

27 Ocak’ta ise bir soruşturma daha açıldı. İmamoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın tutuklanması üzerine yaptığı “Turpun büyüğü heybede” açıklamalarına referansla pazartesi günü sabah saatlerinde “Turpun Büyüğü” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi ve Satılmış Büyükcanayakın isimli bir bilirkişiden söz etti.

İmamoğlu İBB, Esenyurt ve Beşiktaş belediyeleri ile kendisi hakkında yürütülen bazı soruşturmalarda bilirkişi olan Büyükcanayakın ile ilgili şunu söyledi: “Satılmış Bey’in, Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘sahte bilirkişi raporu yazmak’ iddiasıyla yargılandığı bir dava oldu mu? Satılmış Bey sevdalısı savcılar herhalde biliyordur bunu.”

Bu sözlerin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu’yla ilgili “bir kısım soruşturmalarda görevli bilirkişinin hedef gösterilmek suretiyle yargı görevi yapanın etkilemeye teşebbüs edilmesi” iddiasıyla soruşturma başlattı. Daha sonra İmamoğlu iki soruşturmayla ilgili olarak 31 Ocak’ta adliyede ifade verdi. Binlerce kişi İmamoğlu’na destek için adliye önündeydi.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’ye Yüklendi: Üçüncü Dünya Harbi Çıksa Haberleri Olmaz

Partisinin kadın kolları kongresinde konuşan Erdoğan, “Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz” dedi ve ekledi:

“Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş. Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar. Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 7. Olağan Kongresi’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Muhalefet kurultayları tasfiye aracı olarak kullanırken biz ise yenileniyor, kardeşliğimizi daha da perçinliyoruz. Hiçbir karmaşanın yaşanmadığı sandalyelerin havada uçuşmadığı işte bugün burada olduğu gibi kongrelerimizi bir şölen havasında tamamlıyoruz. Her fırsatta vurguladığım bir hususu tekrar etmek istiyorum. Bizim mücadelemiz şahsi ikbal mücadelesi değildir.

En tepeden en ücra bölümümüze kadar hepimiz ülkeye ve millete hizmet davasının neferleriyiz. Türkiye’yi yüceltmenin samimi mücadelesini veriyoruz. Dikkatinizi çekerim, biz kısa mesafe koşucusu değiliz. Biz pazara kadar yol arkadaşlığı yapan insanlardan da değiliz. Biz uzun ve yorucu bir maratonun neferleriyiz. Heyecanımızı kaybetmeden ipi göğüsleyene kadar koşacağız.

Ülkemizin bugün eriştiği seviyelerde siz kadınların çok büyük payı var. Eşsiz kazanımlarda sizlerin çok büyük katkıları var. Türkiye’nin çehresini değiştirdik. Zorlukların üstesinden beraberce geldik. Huzurumuza ve güvenliğimize kast edenleri birlikte boşa çıkardık. Tahriklere, provokasyonlara ve kışkırtmalara prim vermeden kardeşliğimizi birlikte savunduk.

Biz yola çıkarken kadınlar için siyaset değil kadınlarla siyaset dedik. Ve bu söze hamd olsun sadık kaldık. Siyasette kadınlara yönelik ön yargıların kırılmasına sizler vesile oldunuz. Birileri bilmeseler veya bilseler dahi kabul etmek istemeseler de bu ülkede kadının adı çoğu zaman yoktu.

Yasakların yükünü senelerce kadınlar çekti. Ey CHP, üniversitelerin kapısında ikna odalarını kuranlar sizdiniz siz. Üniversiteyi birincilikle bitirdiği halde mezuniyet törenine alınmayan öğrenciler bu ülkenin gerçeği. En büyük bedeli kadınlar ödemişti.

Eğitimde kız çocuklarımızın okullaşma oranını biz yükselttik. Üniversitelerde kız öğrenci sayısı yüzde 13 iken bugün yüzde 53’ün üzerine çıkmıştır. Bizden önce siyasette bir dolgu unsuru olarak bakılan kadınlar hak ettiği değeri görmeye AK Parti ile başladı. Kadınlar artık her alanda kendilerini göstermekte karar mekanizmalarında yerlerini almaktadır.

Kadına yönelik şiddetle mücadele taviz vermediğimiz bir alandır. Kadına karşı şiddeti nitelikli suç haline bizim hükümetimiz getirdi. Kadına yönelik şiddet insanlığa ihanettir.

Ayrımcı politikalar yeniden hayata geçirilmek isteniyor. Marjinal bir siyasetin muhalefet eliyle yerel yönetimler üzerinden hortlatılmaya çalışılması ülkemiz açısından endişe vericidir. Eski Türkiye’nin kötü alışkanlıkları eski Türkiye’de kaldı. Azgın azınlığın sessiz çoğunluğu susturduğu günler geride kaldı. İdeolojik bağnazlıkla insanların yaşam tarzına müdahale edilmesine asla müsaade etmeyiz.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara, tarihi kavşakta çok kritik bir ziyarette bulundu. Ahmed Şara ile birçok konuyu değerlendirdik. Geleceğe yön verecek mühim kararlar aldık. Bu akşam da Alman cumhurbaşkanı ile bir araya geleceğiz. Yarın depremin yıl dönümü vesilesi ile bölgedeyiz. Pazartesi günü iki müjdeli haber aldık. Ocak ayı ihracatımız 21 milyar 164 milyon dolar ile rekor kırdı.

“Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz”

Muhalefetin neler ile uğraştığına artık bakmak dahi istemiyoruz. Bırakın dünyayı bölgemizde olanlardan bile haberleri yok. Koltuk kavgasına, parti içi iktidar mücadelesine kendilerini öyle kaptırdılar ki 3. dünya harbi çıksa haberleri olmaz. Kırmızı kartla bir şeyler yapmayı denediler, onu da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Anladık ki kartları kendilerine gösteriyormuş.

Başkanın biri diğerine, eski genel başkan yeni genel başkana sürekli birbirlerine kart gösteriyorlar. İş yapmak, eser üretmek gibi dertleri yok. Şimdi de elinde askerin, polisin kanı olan örgütün sloganı ile kendilerini avutuyorlar. Partiyi marjinal sol örgütlerin oyuncağı haline getirdiler. 23 Nisan müsameresi gibi mecliste slogan atıyorlar.

Ortalıkta ne kadar başı boş gezen, marjinal, tembel varsa hepsini paratoner gibi kendilerine çekiyorlar. CHP’li vatandaşlarımız uzun zaman önce umutlarını kestiği için bu trajediler eskisi gibi onları etkilemiyor. Varsın onlar kırmızı ve sarı kartlar ile oyun oynamaya devam etsinler, sol terör örgütlerinin jargonu ile konuşmayı sürdürsünler.”

Paylaşın

Türkiye Kupası: Fenerbahçe Gol Oldu Yağdı

Türkiye Kupası B Grubu 2. hafta maçında Fenerbahçe ile Erzurumspor FK, Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Fenerbahçe, sahadan 5 – 0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Hakem Adnan Deniz Kayatepe’nin yönettiği karşılaşmada Fenerbahçe’nin gollerini 33. dakikada Anderson Talisca, 50 dakikada penaltıdan Cenk Tosun, 78. dakikada Mert Hakan Yandaş ve 81 ve 89. dakikalarda Youssef En-Nesyri kaydetti.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 6’ya yükseltti. Erzurumspor FK’nin ise henüz puanı bulunmuyor.

Fenerbahçe, ilk maçında konuk olduğu Kasımpaşa’yı 3 – 0 mağlup etmişti. Erzurumspor FK ise ilk maçında Göztepe’ye 1 – 0 mağlup olmuştu.

33. dakikada kaleci Ertuğrul oyunu hızlı başlatarak topu eliyle sağ taraftaki Mert Hakan’a gönderdi. Mert Hakan da savunma arkasına sarkan Talisca’ya pasını aktardı. Kaleciyle karşı karşıya kalan Talisca’nın ceza yayından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

49. dakikada sağdan topla ceza sahasına giren Cenk Tosun, Yakup Kırtay’ın müdahalesiyle yerde kalınca hakem penaltı noktasını gösterdi. 50. dakikada penaltı atışı için topun başına geçen Cenk Tosun, meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-0

78. dakikad Oğuz Aydın’ın pasında ceza yayının hemen gerisinde topu kontrol eden Mert Hakan Yandaş’ın şık şutunda top filelerle buluştu. 3-0

81. dakikada Oğuz Aydın’ın pasında ceza yayı üzerinde topu iyi kontrol ederek içeri giren En-Nesyri, kaleciden sıyrıldıktan sonra meşin yuvarlağı boş filelere bıraktı: 4-0

89. dakikada sağ taraftan İsmail’in arka direğe ortasında Oğuz kafayla pasını kale önündeki En-Nesyri’ye aktardı. En-Nesyri yaptığı dokunuşla meşin yuvarlağı boş ağlara gönderdi. 5-0

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Adnan Deniz Kayatepe, Samet Çavuş, Samet Özkul

Fenerbahçe: Ertuğrul Çetin, Milan Skriniar, Çağlar Söyüncü, Alexander Djiku (Diego Carlos dk. 55, Yusuf Akçiçek dk. 61, Filip Kostic dk. 75), İsmail Yüksek, Sofyan Amrabat, Mert Hakan Yandaş, Levent Mercan, Anderson Talisca (Oğuz Aydın dk. 61), Cengiz Ünder, Cenk Tosun (Youssef En-Nesyri dk. 55)

Erzurumspor FK: Göktuğ Bakırbaş, Orhan Ovacıklı (Guram Giorbelidze dk. 46), Mustafa Yumlu (Gökhan Akkan dk. 18), Yakup Kırtay, Salih Sarıkaya, Okechukwu Azubuike (Batuhan Artarslan dk. 73), Özgür Sert, Celal Hanalp, Eren Tozlu (Koray Kılınç dk. 60), Cheickne Sylla (Muhammed Furkan Özhan dk. 46), Streli Mamba

Goller: Anderson Talisca (dk. 33), Cenk Tosun (dk. 50 pen.), Mert Hakan Yandaş (dk. 78), Youssef En-Nesyri (dk. 81 ve 89) (Fenerbahçe)

Paylaşın

Türkiye İçin En Büyük Güvenlik Tehditleri “Ekonomik Kriz Ve Terörizm”

PANORAMATR’nin araştırmasına katılan katılımcılar, Türkiye için en büyük güvenlik tehditlerinin ekonomik kriz, terörizm, yabancı müdahaleler ve göç ve göçmenler olduğunu söyledi.

Türkiye’de güvenlik politikalarının seçmen davranışları üzerindeki etkisini ve demokratik işleyişe yönelik algıları inceleyen PANORAMATR araştırması, kamuoyunda geniş yankı uyandıracak bulgular ortaya koydu.

Karar’dan Berfu Kargı’nın aktardığına göre; Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Balta’nın katkılarıyla hazırlanan “Demokrasi ve Güvenlik” başlıklı rapor, 9-16 Ocak 2025 tarihleri arasında 2093 katılımcıyla gerçekleştirildi.

Araştırma sonuçları, Türkiye’de güvenlik kaygılarının demokrasi algısını derinden etkilediğini ve siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirdiğini gözler önüne seriyor.

Araştırma, 11 Eylül 2001 saldırılarından bu yana dünya genelinde güvenlik politikalarının güçlenmesine paralel olarak bireysel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına yönelik eğilimlerin arttığını vurguluyor.

Özellikle 2015 göç krizi ve popülist liderlerin yükselişi, küresel ölçekte olduğu gibi Türkiye’de de demokrasi ve güvenlik arasındaki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor.

Türkiye özelinde, güvenlik kaygılarının sürekli ön planda olduğu ve bu durumun demokratik hakların gelişimini sınırladığı belirtiliyor. Araştırma, 1980 askeri darbesi sonrası oluşturulan anayasanın bu durumu kurumsallaştırdığına da dikkat çekiyor.

Araştırmaya göre, katılımcıların büyük çoğunluğu demokrasiyi önemli bulurken, mevcut demokratik işleyişe yönelik değerlendirmeleri oldukça olumsuz.

Türkiye demokrasisine verilen ortalama puan 4 (0-10 ölçeğinde).

2023 yılına kıyasla, 2025 yılında en düşük puanı (0) verenlerin oranı arttı.

En yüksek puanı (10) verenlerin oranı ise düştü.

Siyasi partilere göre demokrasi algısı farklılaşıyor:

AK Parti ve MHP seçmenleri, demokrasiye daha yüksek puan verirken, CHP, İYİ Parti ve DEM Parti seçmenleri, demokrasiye daha düşük puan veriyor.

Buna rağmen katılımcıların %70’i, demokrasinin diğer yönetim biçimlerinden daha iyi olduğunu düşünüyor. Ancak ulusal güvenlik adına demokratik özgürlüklerin kısıtlanmasını destekleyenlerin oranı yüzde 44, buna karşı çıkanların oranı ise yüzde 43.

Araştırma, güvenlik algılarının seçmen tercihleri üzerinde belirleyici bir rol oynadığını gösteriyor.

Katılımcıların yüzde 53’ü, devletin güvenliğinin bireysel haklardan önce geldiğine inanıyor.

Türkiye’nin en büyük güvenlik tehditleri ekonomik kriz (yüzde 23) terörizm (yüzde 23) yabancı müdahaleler (yüzde 12) ve göç ve göçmeneler (yüzde 10) olarak görülüyor.

Türkiye’nin göç ve sınır güvenliğini kötü yönettiğini düşünenlerin oranı yüzde 51.

Seçmenlerin yüzde 66’sı, güvenlik endişelerinin oy verme davranışlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor.

Sınır ötesi operasyonların iç güvenliği olumlu etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 52, olumsuz etkilediğini düşünenlerin oranı yüzde 22.

Kararsız ve oy vermeyi düşünmeyen seçmenler arasında güvenlik kaygılarının seçim tercihleri üzerindeki etkisi daha da yüksek. Bu durum, seçim süreçlerinde güvenlik politikalarının önemli bir belirleyici faktör olduğunu ortaya koyuyor.

En büyük tehdit İsrail

Türkiye’nin dış politika yönelimi konusunda katılımcılar arasında farklı görüşler mevcut:

Yüzde 25’i Türkiye’nin Avrupa Birliği ile yakın ilişki kurması gerektiğini düşünüyor.

Yüzde 24’ü Türk Dünyası ile, yüzde 22’si ise İslam Dünyası ile yakın iş birliği yapılmasını destekliyor.

Yabancı güçlerin Türkiye siyasetine etkisine verilen ortalama puan 6.3 (0-10 ölçeğinde).

Araştırmada, Türkiye için en büyük tehdit olarak görülen ülkeler arasında ilk sırayı İsrail (yüzde 36.9) ve ABD (yüzde 31.4) alıyor.

Araştırma, Türkiye’de güvenlik kaygılarının demokrasi algısını şekillendirdiğini ve seçmen davranışlarında kritik bir faktör haline geldiğini ortaya koyuyor.

İktidar ve muhalefet seçmenleri arasındaki demokrasi algısı farkı, siyasi kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Güvenlik politikalarının siyasi kararlar üzerindeki etkisi, kamuoyunun yönelimini belirleyici bir faktör haline getiriyor.

Ekonomik kriz, göç ve terör gibi güvenlik tehditleri, toplumun genel endişe seviyesini artırarak politik tercihlere doğrudan etki ediyor.

Araştırma, Türkiye’de demokratikleşme sürecinin güçlendirilmesi ve güvenlik politikalarının toplumsal meşruiyet kazanması adına önemli bir yol haritası sunduğunu ortaya koyuyor.

Paylaşın