Adana: Büyük Saat

Büyük Saat; Adana’nın Seyhan İlçesi, Ulucami Mahallesi, Ali Münif Yeğenağa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Yapıldığı dönemde hükümet meydanında yer alan kulenin yapımımın Vali Abidin Paşa Dönemi’nde başladığı ve Belediye Başkanı Yunus Ağa Dönemi’nde tamamlandığı bilinmektedir.

1 yılda tamamlanan yapım sırasında astronomi bilgini Hacı Bekir Sırrı’nın katkısı olmuştur. Kare plazma olan kulenin yüksekliği 32 metredir ve bir o kadar da temel derinliği olduğu sanılmaktadır.

Kulenin bir bölümünün 1920’de yıkılmasından sonra 1925’te ilk saatin yerine Almanya’dan getirilen yenisi konmuştur.

Halen Adana kentinin en önemli simgelerinden birisi olan büyük saat kulesi yoğun taşıt trafiğinin tehtidi altındadır.

Paylaşın

Adana: Andıl Kalesi

Andıl Kalesi; Adana’nın Kozan İlçesi, Andıl Köyü, Andıl Dağı üzerinde yer almaktadır.

Kabayonu bosajlı taş kaplamalı moloz taş örgülüdür. Kalenin batı ve güneybatısında iki adet burcu bulunmaktadır. Güneybatıdaki burç anayapı kütlesinden kopuktur.

Anayapı dikdörtgen planlıdır.İki katlı olan yapının alt katında girişlere doğudan olan tonozlu 3 mekan üst katta ise 5 ayrı mekan yer almaktadır.

Alt katta ortada yer alan sivri tonozlu bölümün güneydoğusunda ikinci kata çıkan merdivenler bulunur ancak bu bölüm tamamen yıkılmış durumdadır. Alt katta doğuya üst katta ise doğu,kuzey ve batıya bakan pencereler bulunmaktadır.

Paylaşın

Adana: Ağca Mescit

Ağca Mescit; Adana’nın Seyhan İlçesi, Ulucami Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Adana’nın tarihi bilinen en eski Türk yapısıdır. Türkmen beylerinden Ağca tarafından 1489’da Ramazanoğlu Ahmet Şahabeeddin Bey döneminde yaptırılmıştır.

Yapı ayrıca 1770’te Hacı Hasan Ağa, 1867 (1284H.) de Hacı Ali Bey tarafından kapsamlı bir şekilde onarılmıştır. Mescidin giriş kapısında 1770 onarımına ait 60×35,5 cm boyutlarında mermer bir kitabe bulunmaktadır.

İri blok kesme taşlardan yapılmış olan mescidin beden duvarları alçak bir platform üzerinde yükseltilmiştir. Kare planlı tek kubbeli yapıda kubbeye geçiş pandantiflerle sağlanmıştır.

Kubbe aynı zamanda yere kadar inen ve her cephede yer alan 4 askı kemerine oturmaktadır. Yapı güney ve batı cephede yer alan altta ikişer üstte birer adet pencere ile aydınlatılmaktadır.

Yapının giriş kapısı bitkisel desenle roliyefle bezemeli olup mihrabı taştandır.Ahşap mimberi son yıllarda yapılmıştır. Yapı 2000’li yılların başında kapsamlı bir onarım geçirmiştir ve günümüzde oldukça iyi bir durumdadır.

Paylaşın

Kocaeli: SEKA Kağıt Müzesi

SEKA Kağıt Müzesi; Kocaeli’nin İzmit İlçesi, Kozluk Mahallesi, Mehmet Ali Kağıtçı sokak üzerinde yer almaktadır.

Yaşamımızın her anına dokunan kâğıt, dilin yayılma aracı, iletişim ve aidiyet zeminidir. Medeniyetin ve kültürün taşıyıcısıdır.

Kâğıt, ilk aşk mektubumuz, kimliğimiz, günlüğümüz, evimizin tapusu, uzaktaki yakınlarımızdan aldığımız haber, evlilik cüzdanımız, yüzdürdüğümüz gemi, uçurduğumuz uçak, sınav sorularımız, sevdiğimiz roman, abajurumuz, dünya atlasımızdır.

Son teknoloji bir uzay gemisinin yalıtımında da satın aldığımız yumurtaları muhafaza eden kapta da kâğıt kullanılır. Gündelik hayatı kolaylaştıran bir malzeme de olabilir; duyguları, düşünceleri görünür kılan bir ayna da… SEKA Kâğıt Müzesi, Türkiye’de kâğıt üretimi dendiğinde akla gelen en önemli kurum olan SEKA’ya ve tüm SEKA’lılara adandı.

Kocaeli: Sultan Orhan Camii

Bu müzede, her yönüyle kâğıdı, kâğıdın tarihini ve üretim süreçlerini keşfedecek; idealist bir adamın, Mehmed Ali Kâğıtçı’nın düşlerine, bir sosyal dönüşüm modeli ve endüstri mirası olan SEKA fabrikasının hikâyesine tanıklık edeceksiniz.

SEKA Kâğıt Müzesi, ziyaretçiyi odağına alan, Türkiye’nin en büyük endüstriyel mirasının müzeye dönüşüm projesidir. Müze, farklı yaş gruplarından oluşan ziyaretçileri için çağdaş bir sergileme yaklaşımıyla unutulmaz bir deneyim sunuyor.

Paylaşın

Türkiye’nin ilk ve tek lastik müzesi Brisa Müze

Brisa Müze; Kocaeli’nin İzmit İlçesi, Alikahya Fatih Mahallesi, Sanayi Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Türkiye lastik sektörünün lideri Brisa tarafından 2013 yılında Kocaeli’de kurulan, Türkiye’nin ilk ve tek lastik müzesi Brisa Müze, 7’den 70’e tüm ziyaretçilerini lastik dünyasında eğlenceli bir gezintiye çıkartıyor.

Sürdürülebilir tasarımıyla da dikkat çeken Brisa Müze’de, dünyayı değiştiren buluşlar arasında gösterilen tekerleğin yolculuklara kattığı değer ve Lassa’nın 42, Brisa’nın 28 yılı geride bırakan yolculuğu paylaşılıyor.

Brisa Müze, çevre dostu olarak tasarlanmış LEED sertifikalı Brisa Akademi binasının içerisinde yer alıyor. Bina, güneş enerjisinden ve yağmur sularından faydalanarak harcadığı enerjinin %20’sini kendisi üretebiliyor.

Brisa Müze, test mekanizmaları ve simülasyonlarla lastik hakkında sadece bilgi vermekle kalmıyor, demo alanlarıyla ziyaretçilerine interaktif bir deneyim de sunuyor.

Müzede ayrıca lastiğin otomobillerin performansındaki etkisi, doğru lastik seçiminin farklı mevsimler ve yol koşullarındaki önemi hakkında bilgiler de paylaşılıyor.Brisa Müze, Pazar ve Pazartesi hariç her gün 09.00-16.00 saatleri arasında açık. Önceden başvurulması halinde ücretsiz rehberli gezi imkânı da sunuluyor.

Türkiye lastik sektörünün lideri Brisa tarafından 2013 yılında Kocaeli’de kurulan, Türkiye’nin ilk ve tek lastik müzesi Brisa Müze, 7’den 70’e tüm ziyaretçilerini lastik dünyasında eğlenceli bir gezintiye çıkartıyor.

Sürdürülebilir tasarımıyla da dikkat çeken Brisa Müze’de, dünyayı değiştiren buluşlar arasında gösterilen tekerleğin yolculuklara kattığı değer ve Lassa’nın 42, Brisa’nın 28 yılı geride bırakan yolculuğu paylaşılıyor.

Brisa Müze, çevre dostu olarak tasarlanmış LEED sertifikalı Brisa Akademi binasının içerisinde yer alıyor. Bina, güneş enerjisinden ve yağmur sularından faydalanarak harcadığı enerjinin %20’sini kendisi üretebiliyor.

Brisa Müze, test mekanizmaları ve simülasyonlarla lastik hakkında sadece bilgi vermekle kalmıyor, demo alanlarıyla ziyaretçilerine interaktif bir deneyim de sunuyor.

Müzede ayrıca lastiğin otomobillerin performansındaki etkisi, doğru lastik seçiminin farklı mevsimler ve yol koşullarındaki önemi hakkında bilgiler de paylaşılıyor.Brisa Müze, Pazar ve Pazartesi hariç her gün 09.00-16.00 saatleri arasında açık. Önceden başvurulması halinde ücretsiz rehberli gezi imkânı da sunuluyor.

Paylaşın

Kocaeli: Sanat Sokağı

Sanat Sokağı; Kocaeli’nin İzmit İlçesi, Ömerağa Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

1 büyük, 2 orta ve 1 küçük stant ile hizmet veren Sanat Sokağı 1995 yılında açılmıştır. Amacı: Kültürel ve Sanatsal Faaliyetlere ev sahipliği yapabilmek, sanatçıların kendi eserlerini sergilemelerine ve satışına imkân sağlamaktır.

Ayrıca okul aile birlikleri, dernekler, kamu kurum ve kuruluşlarına kermes amaçlı tahsis edebilmek, ev hanımlarının kendi el emekleri ürünlerini satışa sunarak ev ekonomilerine katkıda bulunmalarına imkân tanıyabilmektir.

Paylaşın

İzmir: İsmet İnönü Müzesi

İzmir, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. İsmet İnönü Müzesi; İzmir’in Konak İlçesi, Sarıhafız (Türkyılmaz) Mahallesi, Mekke Yokuşu üzerinde yer alır.

Müze Evi, İsmet İnönü’nün 24 Eylül 1884’de doğduğu evdir. 1999 yılında ziyarete açılan evde İnönü’ye ait eşya ve giysiler sergilenmekte ve ziyaretçilere İnönü belgesel filmi gösterilmektedir.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın

İzmir: Tarihi Asansör

Tarihi Asansör; İzmir’in Konak İlçesi sınırları içerisinde yer alır. Tarihi Asansöre, Dario Moreno (Asansör Çıkmazı) Sokağı’nın iki yanındaki sakız evlerinin arasından geçilerek ulaşılmaktadır.

En sıcak havalarda bile gece, müzik ve İzmir’in eşsiz körfez manzarası eşliğinde yenilen yemekle tadına doyulmaz bir keyif yaşamanız mümkündür. Mithatpaşa Caddesi ile Halilrıfatpaşa semti arasındaki 50 metre yükselti farkından dolayı, iki semt arasında 155 basamakla çıkılan ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla, 1907 yılında dönemin Bayraklı Mağazası sahibi Musevi işadamı Nesim Levi Bayraktaroğlu Paris ve İtalya’dan getirttiği mühendislere bir Asansör inşa ettirmiştir.

Eski taş ocağının bulunduğu yere inşa edilen Asansör kulesi 3 kattan oluşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı sırasında asansörün alt katı kumarhane, orta katı fotoğrafhane ve üst katı da sinema olarak kullanılır. Su gücüyle çalışan ve Karataş Yahudi Hastanesinin başlıca gelir kaynaklarından birini oluşturan Asansör zaman içinde çeşitli kişilere kiraya verilir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında dönemim oldukça popüler Gençlerbirliği Cemiyeti Lokali olarak kullanılan yapının sinema bölümü küçük bir düzenleme ile tiyatro salonu olarak hizmet verir. Asansör, 1942 yılında Şerif Remzi Reyent’e satılır. 1887 yılında doğan Reyent, Türk incirini dünyaya tanıtan kişi olarak bilinen İ.T.O ve Kuru Meyve İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapmış iş adamıdır.

1960’lı yılların ortalarında İzmir Belediyesi ile Şerif Remzi Reyent arasında anlaşmazlık çıkar ve Asansör kapatılarak depo olarak kullanılır. Reyent 11 Şubat 1973 te vefat eder ve bir zaman kaderine terk edilen Asansör 1983 yılında yeğeni Ayla Ökmen tarafından İzmir Belediyesi’ne bağışlanır.

1985 yılında Tansaş tarafından restore edilen Asansör eşine az rastlanır bir yapı olarak 105 yıldan bu yana, dimdik ayakta durmakta ve bugün hem bu işlevini sürdürmekte hem de cafe, bar, restoran olarak eşsiz manzarasıyla görenleri bir kere daha bu güzel kente âşık etmektedir. Bir zamanlar ünlü sanatçı Dairo Moreno ‘nun yaşadığı ve sanatçının adıyla anılan sokak ta bu gün geçmişin anılarını sessizce korumaktadır.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın

İzmir: Karabel Kaya Anıtı

İzmir, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. Karabel Kaya Anıtı; İzmir’in Kemalpaşa İlçesi ile Torbalı İlçesi arasındaki yolun Karabel geçidinde bir tepenin güneye bakan yamacındadır.

Tarihçi Herodotos’a göre bu kabartmada betimlenen kişi Mısır kralı Sesotris’dir. Herodotos, bu kralın baş eğdirdiği ülkelerde sütunlar diktirdiğini ve bu sütunlardan Batı Anadolu kıyılarında iki tane olduğunu söyler. Bunlardan biri Fokaia ( Foça ) – Ephesos ( Efes ) yolu üzerinde, diğeri ise Sardes’ten İzmir’e giden yol üzerindedir diye ilave eder.

Bu iki yerde de iki buçuk dirsek yüksekliğinde bir heykel oyulmuştur; sağ elinde bir kargı, sol elinde yay tutar; öbür donatımları da gösterilmiştir. ; Mısır karakteri taşır, göğsünde bir omzundan öbürüne, kutsal Mısır harfleriyle bir yazı kazılmıştır ve bu yazının Herodotos’a göre anlamı : “ Sesotris’in bir omuz vuruşuyla bu ülkeyi yendiğini ve aldığını “ açıklamaktadır. Karabel’deki bu anıt bazı bilim adamlarınca Hititlerin Batı Anadolu’daki egemenliğinin bir kanıtıdır.

Nitekim Hitit kralı IV Tuthaliya’nın, Lydia’ya, ya da o zamanki adıyla Assuwa Bölgesine karşı birkaç sefer düzenlediğini biliyoruz. Bu düşüncelerle kabartmanın IV Tuthaliya olduğu da ileri sürülmüştü ve yaklaşık olarak M.Ö. 1 200 yıllarında yapılmıştır. Nitekim Ekrem Akurgal bu anıtı M.Ö. XIII yy.ın ikinci yarısına tarihler ve muhtemelen bir Hitit kralına ait olduğunu söyler.

Cevat Şakir Kabaağaçlı ise Hititlerin bölgeyi fetihleri sırasında bir Hitit savaşçısının kabartmasının yapıldığını söylemekle yetinir. Söz konusu esere gelince; geçitin batısında, düzgün bir kaya üzerine oyulmuş bir niş içerisinde sağ ayağını ileri uzatmış bir durumda, tipik Hitit giysileri içinde canlandırılmış bir erkek figürü alçak kabartma tekniğinde işlenmiştir. Sağ omzunda bir yay, sol elinde ucu yere bakan bir kılıç vardır.

Yüksekliği yaklaşık 2,5 m, eni ise 1,5 m olan kabartmada hiyeroglif yazıyla yazılmış bir yazıt varsa da, aşınmış olduğu için anlamı çözülemediğinden kabartmanın kesin olarak hangi kral tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Ancak kaya yazıtları üzerinde yalnız kralların değil, yerel krallar ve prenslerin de betimlendiğini göz önüne alırsak yukarıdaki bilgiler ışığında bir Hitit prens-kralının kabartıldığını söyleyebiliriz.

İzmir

Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir; çağdaş ve gelişmiş bir kent olmasının yanı sıra önemli bir kültür, sanat, turizm ve ticaret merkezidir. Ege Denizi, lacivertten turkuaza mavinin tüm renklerine hakim koyları ve plajlarıyla bir dantel zarafetinde ilin batı kıyısı boyunca uzanır.

“Güzel İzmir” olarak da adlandırılan İzmir; 8500 yıllık tarihi ile Anadolu yarımadasının batısında uzun ve dar bir körfezin başlangıcında yer alır. Antik Dönem’in ünlü tarihçisi Herodot, tipik Akdeniz ikliminin yaşandığı kenti binlerce yıl öncesinde; “Onlar kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü ve en güzel iklimlerinde kurdular…” ifadesiyle tanımlamıştır.

Şehrin güneyinde yer alan Efes ve kuzeyinde yer alan Bergama, Antik Çağ’ın en büyük ve en ünlü kentleri arasında yer almaktaydı. Tüm İyon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran bu kentler yoğun sanatsal, kültürel, ticari ve dini etkinliklerle de adını duyuruyordu. Günümüzde de dünyaca bilinen Efes ve Bergama Antik Kentleri tarih meraklıları için büyüleyici birer çekim merkezidir. Şairlerin ustası Homeros’un doğduğu yer olan İzmir, Anadolu’nun hızla değişen tarihi ile Ege’nin renkli tarihinin bir harmanıdır. Kent, modern Türkiye’nin batıya açılan çağdaş yüzü olarak kültür, sanat, turizm, ticaret ve sanayi alanlarındaki gelişimini hızla sürdürmektedir.

İzmir; Tepekule(Bayraklı), Symrna, Efes, Pergamon(Bergama), Teos (Sığacık), Lebedos (Ürkmez), Kyme (Aliağa), Allianoi (Yortanlı), Thyrea (Tire), Phokaia (Foça), Kolophon (Değirmendere), Erythrai (Çeşme), Klazomenai (Urla), Metropolis (Torbalı), Claros (Ahmetbeyli) ve Myrina (Aliağa) gibi tarihte hüküm sürmüş olan uygarlıkların yaşadığı topraklara ve hâlâ gün yüzüne çıkmamış pek çok uygarlık merkezinin miraslarına sahip binlerce yıllık yerleşim yeridir.

İzmir tarihin her döneminde insan sağlığına hizmet etmiş dünyaca bilinen Agamemnon, Asklepion, Allianoi, Karakoç ve Çeşme-Şifne, Ilıca vb. şifa merkezleri ile günümüzde de özellikle İskandinav ülkelerinden ve dünyanın her yerinden gelen ziyaretçilerine sağlıklı yaşam alternatiflerini sunan ve potansiyeli çok yüksek olan sağlık ve termal turizm merkezidir.

Paylaşın

Adana: İnkılap İlkokulu

Adana, gezilecek yerleri ve tarihi yapılarıyla dikkat çekiyor. İnkılap İlkokulu; Adana’nın Seyhan İlçesi, Ulucami Mahallesi, 5. Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

İnkılap İlkokulu, 2 katlı ve yarı kagir olarak,geleneksel yapım tekniğiyle inşa edilmiştir. Buna göre yığma yapım sistemi ile taşınan zemin kat üstünde kagir dolgu ahşap karkaz sistemin kullanıldığı görülür.

Yapı,”L” formlu ve bir kol üzerinde açık koridorlu plan şemasına sahiptir.1.katta cephe boyunca devam eden açık koridor,basık kemerlerle bağlanan ahşap kolonlarla taşıtılmıştır. Açık koridorun üzerindeki saçaklık da bu kolonların devamı niteliğindeki ahşap dikmelerle taşınmaktadır.

Orta bölümde 2.kat açık koridor üstü kiremit,üst örtülü çatı devam ettirilmiştir. Saçak altları ahşap lambri tarzındador. Dış duvarlar taş,iç duvarlar ise bağdadi olarak yapılmış, orta bölmeyle sağdan yanaşan bölümün pencereleri sivri kemerli çift kanatlı ahşap kasalı ve camlıdır.

Soldan yanaşan bölümün kapı ve pencereleri basık kemerli, kemer üstü süslemeleri kabartmalı kasalar ahşap ve camlıdır. Üst katlarda mekanlara girişlerin bir kısmı ahşap döşemeli, balkonlu kısımdan, bir kısmı da içerden çıkılmaktadır.

Pencere üstü süsleme detayları kemerli kapı ve pencere detayları ve plan özelliği taşınmazın en önemli unsurları olup korunması gerekmektedir. Yapı, 1998 Adana depreminde önemli hasar görmüş ve sonrasında bir süre kullanılmamıştır. 2000’lerin başlarında başlayan restorasyon uygulamasının tamamlanmasının ardından yine eğitim yapısı olarak kullanılmaya devam edilmiştir.

Adana’nın Kısa Tarihi

Adana’nın tarihi, Hititler dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 18. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun bir parçası olan Adana, daha sonra Asur, Pers ve Makedonya İmparatorluğu gibi farklı medeniyetler tarafından kontrol edildi ve MÖ 333’te Büyük İskender’in Pers İmparatorluğu’nu yenmesiyle Adana, Makedonya Krallığı’nın bir parçası oldu.

Roma ve Bizans Dönemi: MÖ 64’te Roma İmparatorluğu tarafından ele geçirilen Adana, önemli bir Roma eyaleti olan Kilikya’nın başkenti oldu. Roma döneminde Adana, önemli bir ticaret merkezi haline geldi ve zenginleşti. Ancak, 5. yüzyılda Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarını savunan şehir, Pers İmparatorluğu tarafından ele geçirildi ve 7. yüzyılda Müslümanlar tarafından fethedildi.

7. yüzyılda Arap Müslümanlar tarafından fethedilen Adana, daha sonra Abbasiler, Emeviler ve Selçuklular gibi farklı İslam devletlerinin yönetimine girdi. Selçuklular döneminde, şehir önemli bir ekonomik merkez olarak gelişti ve kültürel açıdan da zenginleşti. 12. yüzyılda ise Haçlı seferleri sırasında Adana, Haçlılar tarafından işgal edildi, ancak daha sonra tekrar Selçuklu hâkimiyetine geçti.

1517’de Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Adana, bu dönemde de önemini sürdürdü ve Osmanlılar döneminde Adana, tarım ve ticaret alanında büyük bir gelişme kaydetti. 19. yüzyılda ise şehir, modernleşme sürecine paralel olarak Avrupa etkilerini hissetmeye başladı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde ise Adana, birçok etnik ve siyasi olaya tanıklık etti.

1920’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla Adana, modern Türk devletinin bir parçası oldu. Cumhuriyet döneminde Adana, ekonomik, kültürel ve sosyal açıdan önemli gelişmeler kaydetti. 1920’lerde başlayan tarım reformlarıyla Adana, modern tarım tekniklerine geçti ve tarım sektörü önemli bir ekonomik faaliyet haline geldi. Şehirdeki sanayi, ticaret ve ulaşım da hızla gelişti. Adana, Türkiye’nin önemli bir sanayi merkezi haline geldi ve birçok fabrika ve işletme burada faaliyet göstermeye başladı.

Ayrıca, Adana’nın kültürel ve sosyal hayatı da Cumhuriyet dönemiyle birlikte ivme kazandı. Şehirde, modern eğitim kurumları, kültürel etkinlikler ve sanat faaliyetleri arttı. Adana, üniversite ve araştırma merkezleri açısından da gelişti ve birçok bilim insanı, yazar, şair ve sanatçı burada yetişti.

Günümüzde Adana, Türkiye’nin önemli şehirlerinden biridir. Ekonomik, ticari, kültürel ve sosyal açıdan canlı bir şehir olan Adana, aynı zamanda turistik potansiyeli de yüksek bir yerdir. Çeşitli tarihi ve kültürel mekanları, festivalleri, doğal güzellikleri ve gastronomik zenginlikleriyle ziyaretçileri çekmektedir.

Paylaşın