Kayseri: Emir Sultan Türbesi

Emir Sultan Türbesi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Tennuri Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Yapının kitabesi bulunmamakla birlikte, yapının giriş eyvanı gibi teknik öğelerinden 14. yüzyılın ilk yarısında yapılmış olduğu kabul edilmektedir.

Türbenin yanındaki mescide de adını vermiş olan Emir Sultan, Hoca İzzettin Efendi adıyla da bilinmektedir ve 16. yüzyıla tarihlenen kayıtlarda yapının bulunduğu yer Emir Sultan Mahallesi olarak adlandırılmaktadır.

Türbeye giriş, kuzey cephe ortasında bulunan bir taç kapıdan sağlanmaktadır.

Türbe, adıyla anıldığı Emir Sultan Mescidi’nin batı duvarına bitişik olarak inşa edilmiştir. Kare planlı ve giriş eyvanlı türbenin üst örtüsü içten kubbe, dıştan piramidal külahtır.

Paylaşın

Kütahya: Seyitömer Höyüğü

Seyitömer Höyüğü; Kütahya’nın Merkez İlçesi’nin 26. kilometre kuzeybatısında yer alan Seyitömer Höyüğü 150×140 m. çapında 23.5 m. yüksekliğinde eski bir yerleşim yeridir.

Höyük mavi yeşil renkli marn adı verilen killi kayalık tabakanın üzerinde oturmakta ve bu tabakanın altında da Linyit kömürü tabakası bulunmaktadır.

Seyitömer Höyüğü’nün altında bulunan 12 milyon ton kömür rezervinin kullanılabilir duruma getirilmesi için 1989 yılında Eskişehir Müze Müdürlüğünce başlatılan kazı çalışmalarına 1990 yılında Afyon Müze Müdürlüğünce devam edilmiştir.

1989-1995 yılları arasında yapılan çalışmalarda höyüğün ancak 1/10’luk kısmı kazılmıştır. Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) ve Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TKİ) arasında 5 yıllık bir protokol imzalanarak 2006 yılında Seyitömer Höyüğü kazılarına yeniden başlanmıştır.

Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü tarafından kazı çalışmaları halen devam etmektedir. 2006 yılından günümüze yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, höyüğün 5000 yıllık bir geçmişe sahip olduğu; Tunç (Orta ve Erken Tunç), Akhaemenid, Hellenistik, Roma, dönemlerinde yoğun olarak iskân edildiği saptanmıştır.

I. Tabaka (Roma Dönemi).
II. Tabaka (Hellenistik Dönem: M.Ö. 334-30)
II-A: Geç Evre.
II-B: Erken Evre.
III. Tabaka (Akhaemenid Dönem: M.Ö. 500-334)
III-A: M.Ö. 4. yüzyıl (400-334)
III-B: M.Ö. 5. yüzyıl.
IV. Tabaka (Orta Tunç Çağ)
IV-A: Geç Evre: (M.Ö. 1750-1700)
IV-B: Orta Evre: (M.Ö. 1790-1750)
IV-C: Erke Evre: (M.Ö. 20. yüzyıl-19. yüzyıl)
V. Tabaka (Erken Tunç Çağ: M.Ö. 3000-2000)
V-A: Erken Tunç Çağ III

Paylaşın

Kütahya: Saray Camii

Saray Cami; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Saray Mahallesi’nde tarihi hükümet konağının arka kapısındadır.

Kütahya’ da Saray Camii olarak bilinir. Asıl adı Hisar Bey’ i oğlu Mustafa camiidir. Kitabeye göre camiyi yaptıran, II.Yakup Bey’in Subaşısı Hisar Bey’i Oğlu Mustafa Bey’ dir.

Duvarları bir kat kesme taş, bir kat 3 sıra tuğla ile örülmüştür. Tek kubbeli kare planlıdır. Orijinal mermer bir mihrabı, yine orijinal taş kesme ve çinilerle kaplı minberi vardır.

Kütahya’daki en zengin çinili anıt eserlerden biridir. Osmanlı Döneminde Kütahya’nın üç Cuma camisinden biri olarak görev yapmıştır. Sonuncusu 1957′ de olmak üzere bir çok kez tamir görmüştür.

Paylaşın

Kütahya: Saadettin Camii

Saadettin Camii; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Pirler Mahallesi, Germiyan Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Kütahya’da Büyük Bedesten’in karşısında bulunan bu cami, 1700 yılında yanmış ve 1824’te Derviş Mehmet tarafından yaptırılmışsa da 1866 yılında yeniden yanmıştır.

Bugünkü cami İşkodralızade Hasan Hakkı Bey’in önderliğinde halktan toplanan paralarla yaptırılmıştır. Günümüze değişik zamanlarda yapılan onarımlar ve küçük çaptaki değişikliklerle gelebilmiştir. Orijinal yapısının ne şekilde olduğu bilinmemektedir.

Caminin düzensi bir planı bulunmaktadır. Bu durum arazi konumundan kaynaklanmış, kesme taş duvarlı fevkâni bir yapıdır. Güney cephesinde yuvarlak basık kemerli bir tonoz ile ulaşılan Sakahanesi bulunmaktadır. Sokak seviyesinde, batısında iki, güneyinde üç dükkân camiye eklenmiştir.

Bunların arasından camiye çıkılan iki kapı vardır. Bu kapılardan batıdaki kitabelidir. Diğeri de güneydoğusundadır. Caminin batı ve güney cepheleri kesme taştan, kuzey yönü moloz taştan yapılmıştır. Dış görünümünde batı ve güney cephelerinde saçak hizasının altını kademeli silmeli bir korniş dolanmaktadır. Kuzey cephesinde ise yedi kademeli bir tuğla saçak bulunmaktadır.

Caminin güney duvarının ortasına mihrap yerleştirilmiştir. Batıdaki giriş kapısı çift kanatlı bir kapı olup, iki yanında kabartmalar bulunmaktadır. Bunun üzerinde mermer 1870-1871 tarihli kitabesi yer almaktadır. Güneydoğu kapısı kitabesizdir.

Fevkâni cami yüksek görünümde olup, düzensiz planı olduğundan içerisi ağaç direklerle üç bölüme ayrılmıştır. Bunlardan orta bölümü örten bağdadi tavan, beşik tonoza benzemekte olup, üzeri kalem işi ve nakışlarla bezenmiştir. Bunun yanındaki bölümler yine kare tavanlıdır. Üst örtüyü taşıyan ağaç direkler Bursa tipine benzer kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır ve üzerleri nakışlıdır.

Yuvarlak kemerli mihrap nişinin etrafı çerçeve içerisine alınmıştır. Bu mihrap nişine yer yer kare çiniler yerleştirilmiştir. Mihrap kitabesinin altında 1899-1900 tarihi okunmaktadır. Ayrıca burada Mehmet Hilmi Kütahyalı’nın imzası bulunmaktadır. Minber ahşap olup, çakma tekniğinde yapılmıştır. Her bölüm çiçeklerle bezelidir.

Minare kesme taştan olup, şerefe altında altı sıra kirpi kuşak görülmektedir. Külahın altında da çini bir kuşak dikkati çekmektedir. Caminin bodrumundaki Sakahane’de yalaklı bir çeşme kitabesi bulunmaktadır.

Paylaşın

Kütahya: Lala Hüseyin Paşa Camii

Lala Hüseyin Paşa Cami; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Lala Hüseyin Paşa Mahallesi, Camii Sokak üzerinde yer almaktadır. 

Lala Hüseyin Paşa Vakfı Adına kayıtlıdır. Lala Hüseyin Paşa, II.Selim’in Lalası olup, onun Padişahlığı ile 1566 da Kütahya Valisi, daha sonra aynı yerde 1566-1568 arasında Anadolu Beylerbeyi olmuştur.

Karşısında hamamı ile, geniş bir avlu içinde, ağaçlar arasındadır. Tek kubbeli, beş bölümlü son cemaat yerine sahip, avlusunda iki şadırvanı, haziresi, tuğla minaresi vardır. Malzeme Kesme taştır.

Minarenin gövde ve pabucunda tuğla kullanılmıştır. Pabuç sıvalıdır. Gövdede rozet, çarkıfelek detayları, kaydırmalı kuşakları, şerefe altının balık sırtı ve mukarnasları dikkati çeken minber de taştır.

Yivi sütunlara oturtulmuş, süpürgelik kemeri ve ajurlu kaidesi ile klasik ölçüleri aksettirir.

Pandantiflerde kubbe eteğinde, göbekte ve kuzey duvarının iç tarafında madalyon istifli yazı kompozisyonları ve Sureler yer almaktadır.

Minberin yanında ki pencere üstünde ”Eshabı kehf” gemisi istifi ile saraçlı – keçeli kapı örtüsü dikkat çekicidir. Mimar Sinan’a maledilen yapı XVI. yy. Osmanlı Mimarisinin klasik özelliklerini taşımaktadır.

Bahçede Talip Paşa’nın mezarının bulunduğu yerde, sonradan yıkılan sübyan mektebinin bulunduğu bilinmektedir. 2005 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğünce restore edilmiştir.

 

Paylaşın

Kütahya: Karagöz Ahmet Paşa Camii

Karagöz Ahmet Paşa Cami; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Alipaşa Mahallesi, Karagöz Paşa Sokak üzerinde yer almaktadır.

Cami Medrese, Sıbyan mektebi ve İmaretten ibaret bulunan bu külliye 1505’ten 1511 senesine kadar Anadolu Eyaiet valisi olarak Kütahyada bulunan Karagöz Ahmet Paşa tarafından 1509’da yaptırılmasına başlanmış ve paşanın Şahkulu tarafından Kütahya ovasındaki savaşta yakalanarak 1511’de şehid edilmesi üzerine ve vasiyeti mucibince yapılmakta olan Cami, Medrese ve sıbyan mektebi, hanımı İstanbullu (Şahıdevran bintü Abdullah) tarafından tamamlanmış ise de imaret yaptırılamamıştır.

Kitabelerde gördüğümüz (915-1509) tarihi caminin bitimini değil başlamasını anlatmaktadır. Nitekim ilerde göreceğimiz vakfiyenin hazırlanması da külliyenin inşa tarihihine rastlamakta, tahriri ve meriyete girmesi ise 1511 dedir. Şu halde külliyenin ikmal tarihi kesin olarak bilinmemektedir.

Kârgir ve taştan yapılmış olan bu cami, Mimar Sinan’dan önceki Osmanlı mimari tarzının tipik örneklerinden biri ve en güzelidir. Oniki köşeli üç kasnak üzerine oturtulmuş şahane ve Kütahya camileri kubbelerinin en büyüğü olan bir kubbesi vardır. Kiremitle örtülüdür.

Paylaşın

Kayseri: Melik Mehmed Gazi Türbesi

Melik Mehmed Gazi Türbesi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Camikebir Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Danişmentli hükümdarı Melik Mehmed Gazi’nin 6 Ocak 1143 tarihinde öldüğü ve kendi yaptırdığı külliyesindeki türbesine gömüldüğü bilinmektedir.

12. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen türbenin ortasında bulunan sivri kemerli giriş kapısı cepheye girintili bir şekilde yerleştirilmiştir.

Yapı, yine Melik Mehmet Gazi’nin inşa ettirdiği Ulu Cami’nin güney cephe ortasına bitişik olarak yapılmıştır.

Kot seviyesinin altında kalan türbenin avlusuna merdivenlerle inilmektedir. Melik Mehmed Gazi Türbesi, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir.

Paylaşın

Kütahya: Kaditler Camii

Kaditler Camii; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Cemalettin Mahallesi, Tahil Pazarı Sokak üzerinde yer almaktadır.

1835/36 yılında yapımına tek katlı olarak başlanan eserin üst katı 1847/48 yılında tamamlanmıştır. İnşa sırasında bulunan üç kafatasından dolayı “Kaditler” olarak anılmaktadır.

Kargir ve ahşap tavanlı olan yapının caddeye açılan batı cephesinin üst katı kesme taşdan, diğer cepheler tuğla hatıllı iri moloz taşdan yapılmıştır.

Çift meyilli çatının yan cephelerinde üç sıra tuğla kirpi saçak batı cephesinde ise taş saçak hattı vardır. Ezan balkonu, yarım daire planlı ve demir şebekeli taş bir konsol biçiminde çıkıntı yapar.

Taş minare 1953’lerde eklenmiştir. İkimermer sütuna oturtulmuş üçgen alınlıklı kapısı, içerdeki çini süslemeleriyle dikkati çeker. 2008 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiştir.

 

 

 

Paylaşın

Kayseri: Seyyid Burhaneddin Türbesi

Seyyid Burhaneddin Türbesi; Kayseri’nin Melikgazi İlçesi, Gültepe Parkı Karşısı, Seyit Burhanettin Mezarlığı içinde yer alır.

Ömrünün son yıllarını Kayseri’de geçiren Mevlana Celaleddin Rumi’nin hocası Seyyid Burhaneddin hazretlerinin türbesi bugün Kayseri’de en çok ziyaret edilen türbelerin başında gelmektedir. Seyyid Burhaneddin Türbesi; Ahmet Eflaki’nin “Ariflerin Menkıbeleri” isimli eserinde asıl isminin Hüseyin olup, 1165 yılında Özbekistan’ın Tirmiz kentinde doğduğu ifade edilmektedir. Mevlana Celalleddin Rumi’nin hocasıdır.

9 yıl boyunca Konya’da Mevlana’nın hocalığını yapmış ve Konya’ya geçmeden önce 2 ay Kayseri’de kalmıştır. Seyyid Burhaneddin Mevlana’nın eğitiminden sonra Kayseri’ye dönmüş ve ölümüne kadar 9 yıl burada yaşamıştır. Ölümüne yakın Kayseri Moğollar tarafından işgal edilip, yağmalanmıştır. Kayseri’nin Moğol ordusu tarafından işgal ve talanı esnasında Mevlana’nın hocası Seyyid Burhaneddin tüm olayların tanığı olmuştur.

Seyyid Burhaneddin 1244 yılında vefat etmiştir. Ahmet Eflaki’ye göre ölüm hadisesi şöyle gerçekleşmiştir: “Seyyid hazretlerinin ömrü sona erip de öteki dünyaya hareketi yaklaşınca hizmetçisine bir testi sıcak su hazırlamasını emretti. Hizmetçi biraz sonra gelip, ‘Suyu ısıttım’ deyince Seyyid, ‘O halde git kapıyı sıkıca kapat ve dışarıda, Garip Seyyid dünyadan göçtü diye sala ver dedi.

Hizmetçi, ‘Ben de ne yapacak, diye başımı ibadethanenin kapısına koyup, gözetledim. Seyyid kalktı, abdest aldı, gusletti, elbisesini giydi, ecel kadehini içerek evin bir köşesine kıvrıldı ve ‘Gökler temizdir, feleklerde olanların hepsi temizdirler. Temiz ruhlar hazırlamışlar, Ey bana bir emanet veren hazır ve nazır Allah lütfedip gel. Bu emaneti benden al. İnşallah beni sabredicilerden bulursun’ diye bağırdı ve ruhunu Allah’a teslim etti.”

Seyyid’in ölüm haberi üzerine matem törenleri tertip edilir. Ölüm kırkı geçtikten sonra bu hususta Kayseri Valisi Sahib Şemseddin, Mevlâna’ya mektup gönderir, Mevlâna saygı göstererek ulu arkadaşlarıyla birlikte Kayseri’ye gelir, Seyyid’in kabrini ziyaretten sonra yeniden matem töreni tertip ederler. Sahib Şemseddin, Seyyid’in bütün kitaplarını ve cüzlerini onlara arzeder, onlar kitapların içinden kendi istediklerini alır, yadigâr olmak üzere birkaç risaleyi de Sahib Şemseddin’e bağışlayıp tekrar Konya’ya hareket ederler.

Seyyid Burhaneddin’in türbesi Talas Caddesi üzerinde kendi adıyla anılan büyük mezarlığın içinde bulunmaktadır. Seyyid Burhaneddin’in türbesi, Ankara Valisi Abidin Paşa’nın yardımı ile Kayseri Mutasarrıfı Mehmet Nazım Paşa tarafından 1892 yılında yaptırılmıştır.

Türbe kare planlı olup, kesme taştan yapılmış, üzeri kubbe ile örtülmüştür. Bu kubbe giriş kapısı dışındaki bölümler tonozlarla kubbeyi desteklemiştir. Türbenin güneyinde ve bitişiğinde de Emir Erdoğmuş’un türbesi bulunmaktadır. Seyyid Burhaneddin türbesi 19. yüzyılın sonunda yapılmış olmasına karşılık Selçuklu üslubundadır. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Kitabesinde şu ifadeler yer almaktadır:

“Fard-ı âdab ile zair muhlis ki budur
Merkad-ı muhterem-i Hazret-i Burhaneddin
Çeşm-i irfanına kuhi istersen olmalısın
Cephe say-ı kadem-i Hazreti-i Burhaneddin.”

Günümüz Türkçesi ile:

“Ey ihlas sahibi ziyaretçi! Burası,
Hazretı Burhâneddin’in hürmete layık türbesidir.
Eğer irfanının gözüne sürme çekmek istiyorsan,
Burhâneddin Hazretleri’nın ayağına, alnını sürmelisin.”

Seyyid Burhaneddin türbesi içerisinde, kubbe altında yarım silindir şeklinde Seyyid Burhaneddin’in sandukası bulunmaktadır. Sandukanın başında Mevlevi şeyhlerinden Kayserili Ahmed Remzi Dede’nin Seyyid hakkında yazmış olduğu (Ayine-i Seyyid-i Sırdan) başlıklı manzum eseri bulunmaktadır. Türbenin içerisinde Hz.Peygamber’in torunlarından 1414 yılında Kayseri’de ölen Seyyid Zeynelabidin’in mezarı da bulunmaktadır.

Türbe girişinin solunda Mevlevi mezar taşları bulunmaktadır. Bunların arasında Kayseri Mevlevi Şeyhi Süleyman Turâbi (1835), şeyhin oğlu Hacı Remzi Efendi (1865), Ahmet Remzi Efendi’nin oğlu Süleyman Ataullah’ın (1904) ve Ahmet Remzi Dede’nin (1944) mezarı bulunmaktadır. Türbenin etrafında sonraki dönemlerde yapılan türbedar odaları vardır. Türbenin yönetimi 1981 yılından itibaren Kayseri Müze Müdürlüğü’ne devredilmiştir.

Paylaşın

Kütahya: Hükümet Konağı

Hükümet Konağı; Kütahya’nın Merkez İlçesi, Servi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. 1907 tarihinde Kütahya Mutasarrıfı olan Giritli Ahmed Fuad Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Restore edilerek Adalet Sarayı olarak kullanılmaktadır. Konak daha önce bu alanda bulunan Germiyanoğulları Beyliği Sarayı’nın yerine yapılmıştır. Hükümet Konağı uzun bir müddet boş kaldıktan sonra 26.04.1986 tarihinde Adliye Sarayı olarak tahsis edilmiştir.

Avlunun binaya giriş kısmının ortasında Atatürk heykeli ve doğudaki çıkış merdiveni yanında da Giritli Ahmed Fuad Paşa’nın büstü yer almaktadır. Binanın birinci katı dışardan turkuvaz mavi ile boyalı olup ikinci katı çini ile kaplıdır. Çiniler ilk yapılış tarihinden kalmadır. İkinci katın kubbesinde ortada aydınlatma feneri denilen eski adı Cihannüma olan özel bir yapı vardır.

Hükümet Konağı’nın talik hatla yazılmış yedi beyitlik kitabesinde, “Bani- i bünyan şevket hami-i din-i mübin Hazret-i Abdülhamid Han Emir-el mü minin Kainat oldukça arayiş nümün-i intizam Taht-ı ali baht-ı Osmanide olsun Kambin Sayesinde sü besü fushat seray-ı mülkünün Her yeri olmaktadır. Mağbut-ı Firdevs berin İnitaf-ı nür-ı feyzinden o şah-ı akdesin Bu bina-yı nev dahi kesb etti bir şekl-i behin Kulları Ahmed Fuad Paşa bu tarz-ı dil, keşin Hüsn-i tanziminde gösterdi nice sa’y-i güzin Celb-i da’vat-ı Şehinşah-ı Cihandır. Maksadı Mazhar-ı tevfik eder elbette Rabb-ül alemin Hame-i zerrin ile nazım eyledim tarihini Barek – Allah dilferib oldu bu dar-ı dil, nişin 1323 H. 1907 M.” yazmaktadır.

Paylaşın