Malatya: Orduzu, Çınar Ağacı

Çınar Ağacı; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Orduzu Beldesi, Çarşıbaşı Mahallesi, Çınarçeşme Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Ağacın gövde kalınlığı 7.20 metre olarak ölçülmüştür. Boyu yaklaşık 15 m olan yaşlı ağacın gerçek yaşı kesin olarak bilinmemekle birlikte, zamanla içi boşalan ağacın ana gövdeden iki dala ayrıldığı görülmüştür.

Dalların gövde sürgününden büyümüş 8–10 metre boyunda yan dalları mevcuttur. Ağacın gövdesi iç kısımdan çürümüş ve büyük kovuklar oluşmuştur. Ağacın kök kısmı taş bir duvar örülerek sağlamlaştırılmıştır.

Ağacın etrafında gözeler halinde su akmaktadır. Battalgazi Çınarı’nın bulunduğu alan çınar ağacı ve yanındaki pınardan oluşan bir ziyaret yeridir.

Rivayete göre 8.yüzyılda yaşadığına inanılan Battalgazi, hayvanlarını buraya sulamaya getirmiş; suladıktan sonra elindeki çınar çubuğunu suyun kenarına dikmiş ve o çubuktan da bugünkü çınar ağacı yetişmiştir.

 

 

Paylaşın

Malatya: Arapgir, Ulu Camii

Ulu Camii; Malatya’nın Arapgir İlçesi, Osman Paşa Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Camiye şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Plan açısından değişik bir görünümü olan bu yapı yöre halkı tarafından Ulu Camii olarak tanımlanıyorsa da aslında cami olmayıp ve bağlantılı bulunduğu Hanikâh ile yapılmış bir dergâh (okul) külliyesidir. Yapı 216 m2 alan üzerindedir. Camiye kuzey duvarında yer alan çok süslü bir portaldan girilir.

Portal kuzey duvarının tam ortasında olmayıp doğuya kaymış durumdadır. Tamamı taş kabartma olan portalde geometrik şekillerle bitkisel motifler zengin bir tarzda işlenmiştir. Dışarı taşkın olan portalin sivri kemeri köşe sütunçeleri üzerine oturur. Sütun başlığı vazo şeklinde olup üzeri damarlı palmet ve kıvrık dal motifleri ile tezyin edilmiştir.

Ayrıca bu kemeri üç sıra bordür çevreler. Bordürlerde dıştan birinci üzerinde damarlı rumi, palmet lotus ve kıvrık dallar ile tezyin edilmiştir. Portalin her iki yanında karşılıklı olarak birer niş vardır. Bu nişleri sivri kemerler tamamlar. Dış yüzü düzgün yontulmuş kesme taş olan yapının duvar iç dolguları moloz taştandır. Yapının doğu duvarı üzerinde iki penceresi vardır.

Pencere söveleri üzerinde her biri ayrı tezyinata sahip kabaralar görülmektedir. Camiye batıdan bakılınca yalnızca toprak üstünde kalmış arka arkaya iki kubbe görülür. Çıkış kapısı ekseni üzerinde arka arkaya iki kubbeli bölüm ve tam karşıda ise mihrap yer alır. Bu kubbeli mekânlar ağır paye ve kamerlerle taşınan ve her birinin üzeri ayrı yönde beşik tonoz ile örtülü olan yan mekânlardan ayrılır.

Kubbeye geçiş pandantifler ile sağlanmıştır. Portalin tam karşısına düşen duvarda taş kabartmalı mihrap bulunur. Mihrap aşırı büyüklükte yapılmış olup mihrap nişi beş sıra bordür ile çevrilmiştir. İçte kalan üç sıra bordür boş bırakılmış, dışta yer alan birinci bordürde üst üste sıralanmış 8 köşeli yıldız geçmeler ve içteki yıldızların köşelerinde palmetler görülür.

Bu yıldız sıralarını tam ortada düğüm şeklinde olan kabaralar birleştirir. Kabaralar geometrik geçme tezyinatlıdır. Mihrabın iç kısmı palmet, rumi, lotus ve kıvrık dal tezyinatı ile dekore edilmiştir. Mihrap hücresi mukarnas dolgudur.

Paylaşın

Malatya: Hekimhan, Taşhan

Taşhan; Malatya’nın Hekimhan İlçesi, Fatih mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Taşhan’a şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Taşhan, iki bölüm halinde inşa ettirilmiştir. Birinci bölümde, yapılan kısmın giriş kapısı üzerinde sol yanı Ermeni, orta kısmı Selçuk, sağ tarafı Süryani dilinde yazılmış olan kitabesi vardır. Selçuklu sülüsü ile yazılan kitabede Arapça yazılmış olan tarih H. 615 (M. 1218)’dir.

Kitabede adı geçen Selçuklu Sultanı I. İzzettin Keykâvus’dur (1210 – 1219). II. Kılıçaslan’ın torunu, I. Gıyasettin Keyhüsrev’in oğlu olup tahta çıkmadan evvel Malatya valisi olarak görev yapmıştır. Hana ismini veren ve hanı yaptıran, Ebusalim Bin Ebu-l Hasan Ela – Şamas El Hekim, El Malati, devrinin meşhur doktorlarındandır.

Hanın ikinci kısmının inşa kitabesi üzerinde Alaaddin Keykubat (1219 – 1237) devrinde yapılan avlulu kısmın inşa kitabesidir. Üçüncü kitabe Osmanlı Devrindeki tamir kitabesidir. H. 1071 (M. 1661) senesinin eylül ayına ve IV. Avcı Sultan Mehmet’in saltanat yıllarına rastlar.

Hekimhan Taşhan planı; önde kare bir avlu, etrafında sıralanan odalar, avlunun arka tarafında dikdörtgen şeklinde ve kendi içinde üç bölüme ayrılan kapalı hol kısmı gelir. Giriş kapısının sağındaki ve solundaki köşe odaları kare planlı ve kendi içinde bölümlere ayrılmış olup her odada ocak vardır.

Yan odaların üzeri kaburgalı beşik tonozludur. Hanın ikinci bölümündeki yanı kapalı hol, üç nef’e ayrılmıştır. Kapalı kısmın batı duvarını destekleyen payandalar vardır. Kapalı holün yan duvarlarında çörtenler mevcuttur. Handa herhangi bir süsleme yoktur. Han 2006-2009 yılları arasında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilmiştir.

Paylaşın

Malatya: Kanlı Kümbet Türbesi

Kanlı Kümbet Türbesi; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Meydanbaşı Mahallesi, eski mezarlığın içinde yer alır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Yanlışlıkla cellathane olarak tanınan bu yapı aslında kripta odası bulunan bir anıt mezardır. Kare bir plan üzerine inşa edilen yapıt iki kısımdan meydan gelmiştir.

Birinci kısımda cenazenin gömülü olduğu yer yani kripta görülür. Kripta girişi lentosu kısmen meyilli konmuştur. Kripta yapının temelini oluşturduğundan tamamen taş örülerek inşa edilmiştir.

İkinci kısım ise türbe denilen halkın bir zamanlar ziyaret ettiği üst kısımdır. Bu kısımdaki duvar örgüsünde ağırlığı tuğla malzemesi oluşturur. Yapının üst kısmını hafif sivrilik gösteren bir kubbe örtmektedir.

Yapı 789 m2 alan üzerindedir. Alt katın kıble duvarı üzerinde yar alan kitabe boya ile sıva üzerine yazıldığından okunması çok güç durumdadır. 25.06.2004 tarih ve 5763 sayılı Koruma Kurulu kararına istinaden 2007 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restorasyonu gerçekleştirilmiştir.

Paylaşın

Malatya: Arslantepe Höyüğü

Arslantepe Höyüğü; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Orduzu Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Malatya’nın en önemli arkeolojik alanı olarak kabul edilen ve 1932 yılından beri kazı çalışmaları yürütülen Arslantepe, 2011 yılında açık hava müzesine dönüştürülüp ziyarete açılmıştır.

Müze girişine 1900-1932’li yıllarda bulunup Ankara’ya götürülmüş Malatya Kralı Tarhunza ile iki aslan heykeli ve duvar kabartmalarının aynı malzemeden yapılmış birebir kopyaları yerleştirilmiştir.

Ziyaretçiler kazı alanındaki kerpiç saray ile duvar bezemeleri ve diğer kalıntıları görebilmektedir. Arslantepe’de koruma ve sergileme olanağı bulunmayan buluntular Malatya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Malatya: Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Atatürk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir.

Atatürk Evi Müzesi kesme taştan yapılmış bir 19. yüzyıl Osmanlı yapısıdır. Atatürk, 1931 ve 1937 yıllarında Malatya’ya geldiğinde bu binayı kullanmıştır.

Önceleri halkevi ve halk eğitim merkezi olarak kullanılan bina, yapılan düzenlemelerle müzeye dönüştürülmüştür.

Bir salon ve altı ayrı oda halinde düzenlenen müzede konferans salonu, Atatürk’ün Malatya’ya geldiği zaman kullandığı eşyaların sergilendiği bir oda, Atatürk kitaplığı ve Cumhuriyet dönemi fotoğrafları yer almaktadır.

Paylaşın

Malatya: Arkeoloji Müzesi

Arkeoloji Müzesi; Malatya’nın Battalgazi İlçesi, Kernek Mahallesi, Şehit Hamit Fendoğlu Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Malatya ve çevresinde yapılan bilimsel kazılar ve çalışmalar sonucu ortaya çıkan Neolitik, Kalkolitik, Tunç Çağı, Hitit, Asur, Urartu, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin sergilendiği arkeoloji müzesi Kernek semtinde bulunmaktadır.

Arslantepe Höyük, Cafer Höyük, İmamoğlu Höyük, Pirat Höyük, Köşkerbaba Höyük’te yapılan kazılardan çıkan eserler ve müze müdürlüğü tarafından yapılan kurtarma kazılarından çıkan eserler üç teşhir salonunda bulunan 32 vitrinde kronolojik ve tematik olarak sergilenmektedir.

Müzede sergilenen eserlerin büyük çoğunluğunu Arslantepe buluntuları oluşturur. Bugüne kadar bulunmuş dünyanın eski kılıçları ile mızrak uçları, mühür baskılar, çanak-çömlekler, Geç Hitit saray duvarını süsleyen taş kabartmalar ve diğer eserler Arslantepe vitrinlerini süsler.

Karakaya Baraj gölü suları basmadan yapılan kurtarma kazılarında elde edilen eserler Cafer, Değirmentepe, İmamoğlu, Köşgerbaba ve Pirot höyük vitrinlerinde yer almaktadır.

Ayrıca Yenice/Maşattepe tümülüsünden elde edilen cam eserler, altın ağız bandı, küpe, yüzük, ayna, süs iğnesi, içerisinde tortulaşmış zeytinden oluşmuş zeytinyağının olduğu bir kap, Urartulara ait kemer, bilezik, halhal gibi takılar, mühürler, tıp aletleri ile İzolli Kaya Anıtı’nın kopyası; Grek, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, beylikler ve Osmanlı döneminden kalan sikkeler görülebilmektedir.

Doğanşehir Günedoğru köyünde çıkarılıp müzeye getirilmiş Otlayan Karaca Taban Mozaiği ve bahçede teşhir edilen farklı dönemlere ait mezar anıtları da ziyarete açıktır.

Paylaşın

Kütahya: Berçin Gözetleme Kulesi

Berçin Gözetleme Kulesi; Kütahya’nın Domaniç İlçesi, Berçin Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Domaniç-Tavşanlı karayolunun 4. kilometresindeki yer alan Berçin Gözetleme Kulesi, telgraf haberleşmesine geçilinceye kadar işlevini yerine getiren haberleşme ve gözetleme kulesidir.

Eskişehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından acilen restore edilmesi tavsiyesinde bulunulan, İzmir Röleve Anıtlar Müdürlüğü’nden de onay alan Berçin Köyündeki Tarihi Gözetleme Kulesi, 2002 yılında çıkan bu kararların uygulanacağı günü bekliyor.

Paylaşın

Kütahya: Selim Dede Türbesi

Selim Dede Türbesi; Kütahya’nın Domaniç İlçesi, Çukurca-Muratlı (Bulamur) Köyü arasındaki ormanlık mevkiide yer almaktadır.

Selim Ata, Yesevi tarikatının Karaca Ahmet koluna mensup bir Horasan erenidir. Karaca Ahmet, önceleri Kütahya-Manisa-Aydın-Afyon havalisinde bulunmuş, daha sonra İstanbul-Üsküdar’a yerleşmiştir.

Tasavvufi çizgide ömrünü idame ettirmiş ve 1335’ lerde vefat etmiş bir Hak dostudur. Büyük mana insanı, hakikat eri olan Selim Ata, bir rivayete göre Karaca Ahmet hazretlerinin dergahında bulunmuştur.

Selim Ata, Domaniç’ i dinin aydınlatıcı tayfı ile tenvir etmiş, insanların hak ve hakikate yönelmeleri için mücadele vermiş kutsi bir insandır. Selim Ata’ nın taştan yapılmış olan türbesi, yerli ve yabancı birçok ziyaretçiler ile dolup taşmaktadır.

Hastalıktan şifa bulmak, çocuksuz kadınların çocuk sahibi olmaları, ev ve araç sahibi olmak, kazançlı iş sahibi olmak niyetinde olanların ziyaretgahı olmuştur.

Paylaşın

Kütahya: Ebe Ana Sultan Türbesi

Ebe Ana Sultan Türbesi; Kütahya’nın Domaniç İlçesi, Saruhanlar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Bizans döneminde Saruhanlar Köyü’nün yukarısında kalan Orinas  Kalesi’nden  gelen  bir  grup  atlı, tekfurun  akrabalarından  bir  kadının  doğum  sancılarının  başladığını, Ebe  Ana’nın  doğuma  gelmesini  söyler.

Babası Nalbant Hüseyin Dede kızına hazırlanmasını söyledi. Bizans askerlerinin eşliğiyle kaleye çıkan Ebe Ana,  tekfurun eşine doğumu yaptırır.

Güneş batmış, akşamın alaca karanlığı gökyüzünü kaplamıştı. Ebe Ana, evine  gitmek üzere kalktı. Oba karşı tepedeydi. Yanına bir grup atlı verdiler.

Kaleden dereye doğru inmeye başlarken  atlıların kalbine kötülük düştü. Atlarından indiler. Ebe Ana ne olduğuna anlam veremedi. Aşağıya doğru kaçmaya  başladı.

Ebe Ana kaçarken karşısına kocaman bir kaya çıkar. Kayanın yarılmasıyla Ebe Ana kayanın içine girer ve kaya tekrar kapanır.

Kaya kapanırken Ebe Ana’nın bir göğsü dışarıda kalır. Belirli dönemlerde göğsünden süt gibi bir sıvının aktığı  söylenir. Saruhanlar Köyü’nde yılda iki kez Ebe Ana Sultan’ı anma törenleri düzenlenir.

Paylaşın