Ankara: Etnografya Müzesi

Etnografya Müzesi; Ankara’nın Ulus İlçesi, Hacettepe Mahallesi, Türk Ocağı Sokak üzerinde yer almaktadır. Toplu ulaşım araçlarıyla ulaşım gerçekleştirilmektedir.

Etnografya Müzesi, Ankara’nın Namazgâh adı ile anılan semtinde Müslüman mezarlığı olan tepede kurulmuştur. Yapının mimarı Cumhuriyet Dönemi’nin önemli mimarlarından Arif Hikmet Koyunoğlu’dur. Türkiye’de müze binası olarak yapılan ilk yapıdır. Müzenin önünde bulunan bronzdan yapılmış at üzerinde Atatürk heykeli 1927 yılında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından yapılmıştır. Halktan toplanan eserlerle 18 Temmuz 1930 tarihinde halkın ziyaretine açılmıştır.

1938 yılında Atatürk’ün vefatından sonra, müzenin iç avlusu 15 yıl süreyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun geçici istirahatgahı olmuştur. Müzenin iç kısmında bulunan mermer yazıtta “Burası 10.11.1938 tarihinde sonsuzluğa ulaşan Atatürk’ün 21.11.1938 tarihinden 10.11.1953 tarihine kadar yattığı yerdir.” yazısı yer almaktadır.

Etnografya Müzesi Anadolu’nun Türk-İslam Dönemine ait eserlerinin sergilendiği bir müzedir. Salonlarında sırasıyla, giyim-kuşam, işleme, takı, kına gecesi konulu sergi, damat tıraşı konulu sergi ile hamam kültürü konulu sergiler bulunur.

Anadolu’nun çeşitli yörelerine ait dokuma örnekleri (halı-kilim), maden sanatı örnekleri ve bakırcılığa ait araç ve gereçler, kahve kültürü konulu sergi, kaşıklar, Türk odası ve sünneti töreni konulu sergiler ile Türk çini, seramik, cam, silah, yazma eserler, levhalar ve Selçuklu ve Osmanlı Dönemlerine ait seçkin ahşap eserler yer almaktadır. Ayrıca Besim Atalay koleksiyonuna ait eserlerden oluşan bir teşhir salonu bulunmaktadır.

Paylaşın

Ankara: Resim Ve Heykel Müzesi

Resim Ve Heykel Müzesi; Ankara’nın Ulus İlçesi, Talatpaşa Bulvarı, Türk Ocağı Sokak üzerinde yer almaktadır. Toplu ulaşım araçlarıyla ulaşım gerçekleştirilmektedir.

Türk Ocakları Merkez Binası olarak, Yüksek Mimar ve Mühendis Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından 1927 yılında projelendirilerek temeli atılan ve 1930 yılında tamamlanan Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Ankara’nın Namazgâh Tepesi olarak bilinen alanına inşa edilmiştir. “I. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin en güzel örneklerinden olan yapı Selçuklu, Osmanlı ve Çağdaş Türk Mimarisinin sentezini oluşturmaktadır.

1931 yılında Cumhuriyet Halk Fırkası (Partisi)’na devredilen bina 1932 yılında Türk halkının eğitim ve kültürel yönden kalkınmasını sağlamak, Cumhuriyet yönetiminin erdemlerini, Atatürkçülük ilkelerini halka yaymak amacıyla Halkevleri’ne dönüştürülmüştür. Ankara Halkevi başkentin kültürel yaşamına hareket getirmiştir. Önemli toplantılar, törenler, konserler, tiyatro-opera-bale temsilleri bu yapının görkemli salonunda gerçekleştirilmiştir. Atatürk sık sık söz konusu etkinlikleri Cumhurbaşkanlığı locasından izlemiştir.

Cumhuriyet dönemi I. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin en güzel örneklerinden biri olan bu görkemli yapı, Kültür Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün girişimi ve Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün yakın ilgisiyle Resim ve Heykel Müzesi yapılmak üzere Kültür Bakanlığı’na tahsis edilmiştir. Ankara Resim ve Heykel Müzesi Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk tarafından 2 Nisan 1980 tarihinde törenle hizmete açılmıştır.

Ankara Resim ve Heykel Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nün merkez örgütüne bağlı bir müdürlük olarak örgütlenmiştir. Müze bünyesinde; bir restorasyon atölyesi, Müze eserleri için gerektiğinde kullanılmak üzere bir çerçeve atölyesi, 10 teşhir salonu, Türk Odası, Opera Sahnesi, yönetim bölümü ve depolar bulunmaktadır.

Müze koleksiyonu; resim, heykel, seramik, özgün baskı, fotoğraf, Türk süsleme sanatları ve etnografik eserlerden oluşmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’ndan teslim alınan, Osman Hamdi Bey’in “Silah Taciri”, V.Vereshchagin’in “Timur’un Mezarı Başında”, Zonaro’nun “Genç Kız Portresi”, Emel Cimcöz (Korutürk)’ün “Gazi’ye Şükran” tabloları koleksiyonun ilk eserleridir. Milli Kütüphane’nin kurucusu Adnan Ötüken’in başlattığı tablo alımları sonucunda Milli Kütüphane’de oluşan değerli koleksiyondan bir grup eser müze koleksiyonuna eklenmiştir.

Ayrıca Devletin çeşitli kurumlarında zaman içinde birikmiş olan değerli eserlerden bir seçki oluşturularak Müzeye kazandırılmış; 1939 yılından itibaren yapılmaya başlanan “Devlet Resim ve Heykel Yarışmaları”nda ödül alan eserlerin yanı sıra satın alma yoluyla edinilen ve müzeye bağışlanan eserler Müzenin koleksiyonunu oluşturmuştur.

Müzeyi ziyaretiniz sırasında güvenlik önlemleri için çanta ve valizlerinizi kilitli dolaplara bırakabilirsiniz. Tüm ziyaretçiler güvenlik kontrollerine uymak zorundadır. Hareket engeli bulunan ziyaretçiler için merdivenlerden çıkabilmek üzere tasarlanmış bir adet elektrikli paletli sandalye bulunmaktadır.

Paylaşın

Ankara: Duatepe Anıtı

Duatepe Anıtı; Ankara’nın Polatlı İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Anıta, toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Duatepe Anıtı Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktası sayılan Sakarya Meydan Savaşı’nın yapıldığı son savunma hattı üzerindeki Gazi Tepe, Türbe Tepe ve Mangal Dağı’nın ağaçlandırılmasıyla yapılmıştır. Duatepe’de Ekim 1999 tarihinde çalışmalar başlamış ve 20.000 ağaç dikilmiş ve anıt tamamlanarak 12 Eylül 2000 tarihinde açılmıştır.

Polatlı, Duatepe Anıtı otopark, bağlantı yolu, yürüme yolu, tören alanı ve anıt olmak üzere beş kısımdan oluşur. Anıt duvarlarında Duaepe’deki 81 şehidin pirinç harflerle yazılmış bilgileri yer alır. Anıtın ve heykellerin yaratıcısı Devlet Sanatçısı heykeltıraş Metin Yurdanur’dur.

Duatepe’nin önemi;

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün 10 Eylül 1921 tarihinde başlattığı taarruzla düşmandan geri alınan ilk tepedir. Duatepe düşmanın Ege Deniz’ine dökülünceye kadar kovalandığı, sonu aydınlık bir sürecin başlangıç noktasıdır.

Anıt simgesel olarak Anadolu halkının Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde coşkun bir ırmak gibi zafere ve uygarlığa koşma öyküsünü anlatır. Mustafa Kemal’in şahlanan atının üzerindeki figürü Türk Milletinin önderi olmaktan duyduğu gurur ve mutluluğu ifade eder.

Geri planda yer alan Atatürk, İnönü ve Mareşal Fevzi Çakmak’ın heykelleri emir komuta birliğini, Halide Edip Adıvar’ın heykeli ise Türk kadınının Kurtuluş Savaşı’na katkısını anlatır. Atatürk ve yaverinin dürbünle ovayı izledikleri sahne ise biraz sonra kazanılacak olan zaferi ve ardından gelecek bağımsızlığı umutla bekleyen Türk Ulusunu ifade eder.

Duatepe, Mustafa Kemal Paşa’nın Gazi Tepe’den attan düşmesi sonucu kaburga kemiklerinin kırılmasına rağmen görevini ısrarla sürdürdüğü ve bu nedenle Türk’ün azim ve kararlılığının simgesi olmuştur. Anıtta bulunan iki bayraktan biri 38. Alay’ın sancağını, diğeri ise Türk Bayrağı’nı ifade eder. Ayrıca Mustafa Kemal’in şahlanan atının üzerindeki figürü, bir çoğun en çok sevdiği oyuncağı ile oynarken yaşadığı mutluluğu ve heyecanı ifade eder.

Paylaşın

Kaşık Atması, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kaşık Atması; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 2 bardak un
  • 1,5 su bardağı su
  • 1 adet yumurta
  • Tereyağ
  • Tuz

Hazırlanışı;

Tuz, un, su, yumurta çırpılır, kulak memesinden daha yumuşak bir hamur elde edilir. Bir tencerede su kaynatılıp, kaynayan suyun içine bir kaşık yardımıyla lokmalar halinde atılır. Arada bir karıştırılır, 2 taşım kaynadıktan sonra ocaktan alınır. Servis tabağına alındıktan sonra üzerine keş serpiştirilir ve kızdırılmış tereyağ gezdirilir.

Paylaşın

Amasya: İğneci Baba Türbesi

İğneci Baba Türbesi; Amasya’nın Merkez İlçesi, Dere Mahallesi, Kocacık Çarşısı, Çıtak İşhanı karşısında yer alır. 

Türbe binası ve mezarlar 1983 yılında özel bir şahıs tarafından onarılmıştır. Girişin alt kısmında çiçek bezemeli fayanslar ile kaplı abdest alma yerleri vardır.

Kuzey güney istikametinde uzanan dikdörtgen planlı yapının içerisinde, kuzey doğu tarafında İğneci Baba ve oğluna ait yanyana iki adet sanduka bulunmaktadır.

Güney cephesinde yivli bir minber ve çeşitli renk ve desende bezemeli çinilerle kaplı mihrabı bulunmaktadır. Duvarların alt kısımları, süpürgeliklerden itibaren 1 metre çinilerle kaplanmıştır.

Paylaşın

Amasya: Magdinus ve Helkıs Köprüleri

Magdinus ve Helkıs Köprüleri; Amasya’nın Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadırlar.

Halkın, Maydonoz ya da Madenüs diye isimlendirdiği köprü Sultan Bayezid Camisi önündedir. İlk hali ahşaptır ve bir çok kez sel sularıyla boğuşup zarar gören köprü 1968 yılındaki taşkında yıkılmıştır.

Beton ayaklı ve demir gövdeli köprü, 2011 yılında yeniden restorasyonu yapılmıştır. Sadece yayalara hizmet vermektedir. Bugün ‘Hükümet Köprüsü’ olarak adlandırılan, kuzey ucunda saat kulesinin yer aldığı köprü ise yine Roma Dönemi’nde yapılmış ahşap bir köprüydü.

İç Kale’nin Helkıs Kapısı civarında yer aldığı için bu isimle anılan köprü, Osmanlılar zamanında birkaç kez onarılarak kullanılmıştır. 1938 yılında yıktırılan ahşap köprü 1940 yılında yeniden, bu kez betondan yapılmıştır.

Paylaşın

Amasya: Çelebi Mehmet Medresesi

Çelebi Mehmet Medresesi; Amasya’nın Merzifon İlçesi, Cami Cedit Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çelebi Sultan Mehmet tarafından 1414 yılında Ebubekir Mehmet Bin Hamza’ya yaptırılmıştır. Selçuklu medreseleri planındadır. Kare planlı, dört eyvanlı, açık avlulu medreseye doğusundaki anıtsal kapıdan girilir. Üzerinde tek satır ve üç bölümden oluşan kitabenin bulunduğu giriş renkli kesme taş ve mermer kullanılarak süslenmiştir.

Kırmızı ve beyaz renkte kesme taş dizileriyle bezenmiş eyvan biçimli taç kapı, yapının en göz alıcı yerlerinden biridir. Eyvanın her iki yanında sivri kemerli geniş bölmeler bulunur. Tavan, sekiz köşeli yıldızlarla bezenmiştir. Oyma tekniği ile yapılan ve türünün en güzel örneklerinden biri olan ahşap kapının orijinali halen Ankara Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.

Moloz taş ve tuğla malzemeyle inşa edilmiş medresenin geniş avlusunun üç tarafında dershaneler bulunur. Eyvanlı ana dershanelerin üzeri kubbeyle örtülüdür. Eyvanların her iki yanında üzerleri tonoz örtülü birer revak yer alır. Tümünün kemerleri kırmızıbeyaz taşla yapılmıştır. Medrese girişinin üzerinde tuğladan yapılmış silindirik gövdeli bir saat kulesi bulunur.

Bu kule medreseye 1865 yılında Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından ilave ettirilmiştir. Minareye benzeyen kulenin silindirik kısmında üç çember görülür. Bunların üzerinde şerefeye benzer bir gezmelik vardır. Kulenin bundan sonraki kısmı köşelidir. Gezmeliğin hemen üzerindeyse dört yöne bakan saat kadranları bulunur. Kadranların üzerindeki ikinci katta saatin çanı yer alır. Çanın sesinin daha rahat duyulabilmesi için bu kısmın dört yanına yuvarlak kemerli küçük pencereler açılmıştır. Kulenin üstü kubbeyle örtülüdür.

Paylaşın

Amasya: Gök Medrese

Gök Medrese; Amasya’nın Merkez İlçesi Gök Medrese Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Cami, medrese ve türbeden oluşan kapalı bir külliye şeklindedir. Amasya Valisi Seyfeddin Torumtay tarafından 1267’de yaptırılmıştır. Sekizgen biçimli türbe kasnağındaki mavi sırlı tuğlalardan dolayı Gök Medrese adını aldığı kabul edilir.

Hem cami hem medrese olarak kullanılan dikdörtgen planlı yapının kalın duvarları kesme taştan örülmüştür. Caminin büyük, beşik tonozlu, eyvanlı bir girişi vardır. Çevresi geometrik motiflerle süslü ana kapının iki yanındaki pencereler Selçuklu taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Yukarı doğru zengin mukarnaslarla daralan pencerelerin etrafı dikdörtgen bordürlerle çevrilidir.

Ağaç işçiliğinin güzel bir örneği olan kapısı ise günümüzde Amasya Müzesi’nde sergilenmektedir. İç mekan, dörderli iki sıradan sekiz kalın sütunun mihraba dik üç bölüme ayrılmasıyla toplam on beş bölümden oluşmaktadır. Bölümler sivri kemerler üzerine oturan kubbe ve tonozlarla örtülüdür.

Yarım silindirik biçimli mihrap basit bir görünümdedir. Mimarisi ve süslemeleriyle Selçuklu sanatının güzel örneklerinden biri olan türbe kare plan üzerine sekizgen biçimlidir ve yüksek kasnaklı, yıldız piramidal, tuğla bir külahla örtülüdür.

Paylaşın

Amasya: Kapı Ağası Medresesi

Kapı Ağası Medresesi (Büyük Ağa Medresesi); Amasya’nın Merkez İlçesi, Bahçeleriçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sultan II. Bayezid’in Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1488 yılında yaptırılmıştır. Planı klasik Osmanlı medrese formundan farklılık gösterir. Özellikle Selçuklu mezar anıtlarında görülen sekizgen plan şeması ilk kez bu medresede uygulanmıştır.

Medreseye kuzey-batı kenarında bulunan büyük yay kemerli kapıdan girilir. Giriş kapısının hemen ardında her iki yanında dikdörtgen nişlerin yer aldığı küçük bir dehliz bulunur. Medresenin ortasında bulunan sekizgen avlunun etrafı her kenarda bulunan dörder sütun ve bu sütunlar üzerine oturan sivri kemerli revaklarla çevrelenmiştir.

Bursa kemeri olarak adlandırılan tarzda yapılmış bu kemer yapısı iç mimariyi daha da güzelleştirmiştir. Üzerleri tonozlu bu revaklardan öğrenci hücrelerine geçilir. Dikdörtgen mermer çerçeveli birer pencere ile dışarıya açılan hücrelerin üzerleri sekizgen kasnaklı kubbelerle örtülüdür.

Medresenin güney kenarında öğrenci odalarından daha büyük ve daha yüksek bir kubbeyle örtülü, aynı zamanda mescit olarak da kullanılan dershane bulunur. Medresenin duvar örgüsünde moloz taş ve tuğla birlikte kullanılmıştır. Yatay şeritler halinde üçer sıra tuğla örgülerin arası moloz taş malzemeyle doldurulmuştur.

Medrese Amasya’da yüksek derecede eğitim öğretimin yapıldığı yer olmuştur. Altmışlı Medreseler grubundan olan bu medresede, en bilineni Taşköprülüzade Mustafa Müslihiddin Efendi olmak üzere birçok ilim adamı müderrislik yapmıştır. 19’uncu yüzyıl sonlarında eski canlılığını yitiren medrese, yaşanan depremler sonrası kullanılamaz durumda iken, 1978 yılında restore edilerek bugünkü haline kavuşmuştur.

Paylaşın

Amasya: Gözlek Kaplıcası

Gözlek Kaplıcası; Amasya’nın Merkez İlçesine bağlı Gözlek Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Amasya-Çorum karayolunun 13. km’sinde yer alan Gözlek Kaplıcası 38-40 °C arasında değişen su sıcaklığıyla romatizmal rahatsızlıklar, bel ve eklem ağrıları, yumuşak doku hastalıkları, ameliyat sonrası hareketsizlik, genel stres bozuklukları, spor yaralanmaları ve daha birçok rahatsızlığın tedavisinde tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılabilir niteliktedir.

Gözlek’in bu şifalı suyundan yararlanmak isteyen misafirler, Amasya Belediyesi’ne ait olup özel şahıslarca işletilen tesislerde kalabilmektedir. Normal oda, apart ve suit apartlarden oluşan tesis, tamamında termal suyun kullanılabildiği 27 oda ve 70 yatak kapasitelidir.

Paylaşın