Ankara: Çamlıdere Fosil Ormanı

Fosil Ormanı; Ankara’nın Çamlıdere İlçesi, Pelitçik-Yahşihan mahalleleri mevkiinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

3 hektarlık bir alanda, dünyada sayısı çok az olan ve Türkiye’de bugüne kadar bilinmeyen taşlaşmış Çam, Meşe ve Ardıç ağaçlarından oluşan 23 Milyon yıl öncesine ait olduğu anlaşılan zengin fosilleşmiş-silisleşmiş bir fosil ormanı tespit edilerek, birinci derecede sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Ankara: Akyurt, Şehitlik Anıtı

Şehitlik Anıtı; Ankara’nın Akyurt İlçesi, Beyazıt Mahallesi, Nurettin Cankurtaran Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Şehitlik Anıtı’na toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Anıt, üç basamaklı kaidenin üzerine kurulu ve 20 metre uzunluğundadır. Anıtın ayaklarının her biri Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmektedir.

Paylaşın

Ankara: Parnassos Antik Kenti

Parnassos Antik Kenti; Ankara’nın Şereflikoçhisar İlçesi, Değirmenyolu Köyü sınırı içerisinde yer almaktadır. Değirmenyolu Köyü, toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Kazı çalışması ile ortaya çıkan Erken Bizans dönemi bir kilisenin naos bölümünün zemin mozaiği üzerinde bulunan kitabeden, 469–470 yıllarında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Kitabede “Bu yapıt tanrının çok sevdiği kutsal Piskopos Eustathios tarafından inşa ettirildi.

Çok dindar kral, kilise hizmetçisi olarak, çok dindar kilisenin okuyucusu ve mali işlerinin sorumlusu Longinus yapıtı üzerine aldığında dört yüz doksan dördüncü sene ve on beşinci vergi döneminde Emmanuel” yazmaktadır. Üç bordürün çevrelediği mozaikte kitabenin yanı sıra 13 hayvan, ağaç ve çicekler ile cennet bahçesi resmedilmiştir.

Kilise, apsisi Kudüs’e doğru olup, Piskopos Eusthathios adına yaptırılmış önemli bir Ortodoks kilisesidir. Yapı M.S. 4. y.y. dan sonraki dönemde Anadolu’da Hıristiyanlığın yaygınlaşması sonucu, Anadolu’dan Kudüs’e uzanan haç yolu üzerinde inşa edilmiştir. Kazısı henüz sonuçlanmayan kilisenin 5 nefl i bazilikal planlı bir yapı olduğu düşünülmektedir.

Moloz taşı ve harç ile inşa edilen duvarlar batı nefte yaklaşık 1 m civarında, doğuda ise 20-30 cm yükseklikte bir konuma gelmiştir. Ana mekan zemininden 50 cm yüksekte olan apsis kısmının zemini de mozaik döşeme ile kaplıdır. Yüzeye yakın bu mozaik ise oldukça tahrip olmuştur.

Kilisenin narteks duvarı da ortaya çıkarılmış, ancak; henüz kazılamayan kuzeydoğu tarafta, kilisenin avlusuna ait olabileceğini düşündüren duvar kalıntıları mevcuttur. Kazı çalışmalarının apsisi çevrelediği düşünülen duvar kalıntısı için güneyde beşinci nef için batıda ve avluyu ortaya çıkarabilmek için de kuzeyde devam ettirilmesi planlanmaktadır.

Kilisenin batı nefi üzerinde daha geç dönemlere ait olduğu düşünülen başka duvar kalıntılarına da rastlanmıştır. Batı neftte mekanları bölen bu duvarların yanında tamamıyla kiliseye asimetrik gelen duvarlar da yer almaktadır. Geç dönem duvarlar moloz taşlarla örülmlüş olup, üst seviyede tuğla ile devam edilmiştir. Batı nef içinde, ayrıca; mutfak eşyalarına da rastlanmıştır.

Kilisenin genelinde ele geçen sikkeler ise Geç Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. Müze laboratuarı kazı çalışmaları devam ederken özellikle naosun zemin mozaiği üzerinde sağlamlaştırma çalışmaları yapılmıştır. Yapının bir örtü sistemi ile kapatılarak korunmasının sağlanması planlanmakta olup, daha sonra mozaiğin onarımına devam edilecektir.

Paylaşın

Ankara: Juliopolis (Kayıp Kent)

Juliopolis (Kayıp Kent); Ankara’nın Nallıhan İlçesi, Çayırhan Beldesi, Gülşehri mevkiinde yer almaktadır. Çayırhan Beldesi’ne giden toplu taşıma araçlarıyla ulaşım mümkündür.

2009 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğünce Roma dönemi Nekropol kazıları yapılmıştır. Açılan mezarlarda bulunan ve üzerinde Bithynia’nın kayıp kenti Juliopolis’in adının yazılı olduğu çok sayıda bronz sikke, bu alanın Juliopolis nekropolü olduğunu göstermektedir.

Bölge Frig döneminde iskan görmüştür. M.Ö. 27 yılında olup, Helenistik dönemde Kleon isimli bir haydut tarafından kent statüsüne kavuşturulmuştur. M.Ö. 27 yılında İmparator Augustus ile iyi ilişkiler kuran Kleon, şehrin adını Julius Ceasar’a atfen Juliopolis (Julius’un şehri) olarak değiştirir.

Juliopolis’te yapılan kazılarda bu kentte tapınılan Men, Dionysos, Asklepios, Herakles, Hermes, Zeus, Kyble, Athena, Hygieia ve Tyke ile ilgili tasvirler içeren sikkeler, mezarda yatan kişinin ağzında onu Hades’e götürecek para olarak bulunmuştur. Kentte tapınılan bu tanrıların ve sembollerinin yüzük taşı ve mücevherler üzerinde de resmedilmesi, kişinin sağlığında hangi külte bağlı olduğunu gösterir.

Tanrı Men’i simgeleyen ayyıldız ve horoz motifl i yüzük taşı, hilal sembollü altın küpe, Dionysos’u çağrıştıran Pan fi gürlü yüzük taşı ve Kybele’yi yansıtan aslan betimlemeli gümüş küpenin bulunduğu mezar sahipleri bunları taşımışlar ve ölünce de bunlarla gömülmüşlerdir. Mücevherlerin yapımında altın, gümüş, bronz gibi madenlerin yanında Ametist, Azurit, Granat, Jasper, Kamelyan, Lapis, Sadroniks ve Zümrüt gibi değerli ve yarı değerli taşlar kullanılmıştır.

Kamelyan ve Jasper taşından oyma tekniği ile yapılan mühür yüzükler, sardoniks kamelyan kolye uçları, altın kordon ve zincirler, altın ve gümüş küpeler Joliopoliste gelişmiş bir mücevherat sektörünün olduğunu gösterir. Nekropolde bulunan tavşan tasvirli yüzük taşı simgesinin Ankara’nın dünyaca tanınmış Angora Tavşanı ile olan bağlantısı araştırılmaktadır.

Paylaşın

Ankara: Külhöyük

Külhöyük; Ankara’nın Haymana İlçesi, Oyaca Kasabası sınırları içinde yer almaktadır. Kasabaya giden toplu taşıma araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Külhöyük yaklaşık 250 m uzunluğunda, 150 m eninde ve 22 m yüksekliğinde orta büyüklükte bir höyüktür. Höyükte şimdiye kadar Eski Tunç Çağı ve Hitit dönemi yerleşimleri açığa çıkarılmıştır. Güneyinde bir yeraltı geçidi, batısında bir sarnıç (batı I tüneli) açığa çıkan höyüğün kuzey bölümünde savunma sistemi ile ilgili kalıntılar bulunmuştur.

En yüksek bölümünde ise kalın duvarlarla yapılmış ızgara planlı tapınak ya da idari bina olarak kullanıldığı sanılan büyük bir yapı yer almaktadır. Kazılarda elde edilen hiyeroglif yazıtlı bir bulla, Mittani kültürüne ait bir silindir mühür ve Eski Hitit Dönemine ait bir taş damga mühür en önemli bulgulardır.

Bunların yanında, pişmiş toprak buluntular, bronz iğneler, bıçaklar, sileks ve obsidyen kesiciler, tarımsal etkinliklerin varlığını gösteren öğütme ve ezme kalıpları, madencilik yapıldığını gösteren taş kalıplar, pişmiş toprak ağırlıklar diğer buluntuları oluştururlar.

Paylaşın

Ankara: Gavur Kalesi

Gavur Kalesi; Ankara, Haymana İlçesi, Dereköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy merkezine 2 km mesafededir. Köy araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bu bölgede yer alan eski-yıkık duvarlardan dolayı Gavur Kalesi adı verilmiştir. Hitit tarihinde ve Anadolu’nun tarihi-coğrafyasında önemli bir yere sahip olan Gavur Kalesi ilk kez Atatürk’ün isteği doğrultusunda 1930 yılında Von der Osten ve ekibi tarafından kazılmıştır.

Tepenin vadiye bakan yüzeyinde kayaya işlenmiş olan büyük kabartmaların Hititlere ait olması ve Kızılırmak’ın batısında buna benzer bir Hitit anıtının bulunması Anadolu kültür tarihi için çok önemlidir. Söz konusu kayanın üzerinde silik olarak görülebilen, oturan bir tanrıça ve karşısında ayakta duran iki tanrı tasviri bulunmaktadır.

Bu tanrıların uzun kılıçlarının, başlarındaki sivri külahların, kısa eteklerinin ve uçları kıvrık ayakkabılarının Hitit üslubunda yapıldıkları görülmektedir. Düzlüğün kuzeyinde ve tam karşısında Hitit Kyklop türü duvar tekniğinde örülmüş 3×4 m boyutundaki yeraltı odası, yalancı tonozla örtülmüştür.

Hitit tanrılarının en önemlilerini canlandıran bir kült kabartması ile kral tapınması için ayrılmış bir mezar odası olduğu düşünülmektedir. Kabartmaların doğusunda yer alan ve bir bölümü günümüze kadar korunmuş olarak gelen tahkimat duvarı Hititlerin kendilerine özgü yapı tekniğini sergiler.

İkinci kültür tabakası Frig dönemine aittir. Gavurkale’nin doğusunda bütün yayla uzunluğunca beyazımsı kireç taşından yapılmış sur kalıntılarına rastlanmıştır. Yine bu dönemde kutsal alanın üzerine özel bir bina inşa edilmiştir. Roma ve Bizans dönemine ait çok az eser ele geçmiştir. Muhtemelen, bu dönemde Gavurkale küçük bir karakol olarak kullanılmıştır.

Paylaşın

Ankara: Hacıtuğrul Höyüğü

Hacıtuğrul Höyüğü; Ankara’nın Polatlı İlçesi, Hacıtuğrul Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

600x650x24 m’lik ebadı ile Türkiye’nin en büyük höyüklerinden birisidir. Gri renkli seramikler, ithal seramikler, Gordion dönemi işçiliğinden daha iyi bir işçilikle işlenmiştir.

Andezit’ten yapılmış iç ve dış sur duvarları ile Gordion sanatına paralellik gösterdiği yapılan kazılarda ele geçen buluntulardan anlaşılmaktadır. Höyük yakınlarında yer alan 5 tümülüsten en yükseği 29 m olup, çapı 180 m’dir.

Paylaşın

Ankara: Şengül Hamamı

Şengül Hamamı; Ankara’nın Altındağ İlçesi, Anafartalar Mahallesi, Denizciler Caddesi, Acıçeşme Sokak üzerinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Erkekler ve kadınlar olmak üzere çifte hamam halinde yapılmış olan hamamın bugün İstiklal Caddesi’nde yer alan erkekler kısmı evvelce kadınlara ait idi. Yan yana olan iki kısmın soyunmalıklarının inşa tekniği ve malzemesinin incelenmesinden bu binanın 19. yüzyılda yapıldığı anlaşılmaktadır.

Hamamın soğukluk, sıcaklık ve halvet bölümleri soyunmalık bölümüne göre daha eski olup, daha çok 16 – 17. yüzyıl eseri olduğu izlenimini uyandırmaktadır. 19. yüzyıldan önce tahribata uğramış olan eserin soyunmalık kısmı son yüzyılda yenilenerek ahşap tavanlı ve bağdadi kubbeli hale getirilmiştir.

Soyunmalık bölümündeki bazı antik yapıları yansıtan iç mimarisi ile sıcaklık kısmının iç mimarisinin bir tezat oluşturması da bu tür yenilenmeyi açıkça göstermektedir. Moloz taşından yapılmış olan soyunmalık kısmının duvarları da dış yapısı itibariyle sıcaklık kısmından ayrılmaktadır.

Kenarları sekili olan erkekler kısmı soyunmalık bölümünün duvarlarında sivri kemerli nişler bulunmaktadır. Oval kubbeli soğukluk kısmının sağında tuvaletler yer almaktadır. Sıcaklık merkezi kubbenin üç yanında eyvanlıdır. Köşelerde özel halvet hücreleri yer almış olup, bunlar da pandantifl i kubbelerle örtülmüştür.

Kadınlara ait soyunmalık kısmı erkekler kısmından biraz daha küçük ve L şeklindedir. Soğukluk, soyunmalık ve sıcaklık kısımları duvarları iki cephe ile kapatılmıştır. Sıcaklık kısmı büyük bir kubbenin iki köşesinde birleşen iki eyvanlı ve üç halvet hücrelidir. Külhan ve sıcak su sarnıçları hamamın doğu kısmında her iki bölüm boyunca uzanmaktadır.

Paylaşın

Ankara: Tarihi Karacabey Hamamı

Karacabey Hamamı; Ankara’nın Altındağ İlçesi, Sakarya Mahallesi, Talatpaşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Çifte hamam olarak tasarlanmış olan bu tarihi hamam 1444 tarihinde yapılmıştır. Karacabey Hamamı’nın batı kısmında birbirine bitişik soyunmalıkları, doğu kısmında ise batı kısmındaki bölümlere göre daha değişik inşa tarzını gösteren sıcaklık ve halvetleriyle birlikte, bütünü kareye yakın büyük bir dikdörtgen meydana getirmektedir.

Çok az farkla birbirinden ayrılan her iki bölümde de soyunmalıklar kare planda olup, üzerleri ortasında fenerleri bulunan ahşap çatılarla örtülmüştür. Dışarıda dört tarafa eğik basit bir çatı şeklinde olmasına karşın, iç mekanda piramit şeklinde bir tavanı bulunur. Erkekler kısmının Doğu köşesinde yer alan büyük nişli bir kapı ile soğukluk bölümüne girilmektedir.

Dikdörtgen planda üzeri kubbe ile örtülü soğukluk hücresinin kubbeye girişi üçgen yüzeylerle sağlanmaktadır. Kuzey kenarındaki bir kapıdan tuvaletlerin bulunduğu hücrelere, diğer bir kapı ile de sıcaklık bölümüne açılan dar bir koridora geçilmektedir. Tonozla örtülü bu koridorun bitiminden önce üzeri manastır tonozu ile örtülü uzunca bir dikdörtgen hücreye ve buradan da kubbeli özel yıkanma hücresine geçilir.

Dar koridorun batı kenarı büyük bir kemer ile orta sıcaklık bölümüne açılır. Pandantifl i ve mukarnaslı olan kubbenin dört kenarında dört eyvan bulunmakta ve bu eyvanlar orta mekana büyük sivri kemerlerle açılmaktadır. Batı eyvanı çok küçük bırakılmış ve arkasına tuvaletler kısmı yerleştirilmiştir. Diğer üç eyvanın tonozları, ortalarında
birer sivri kemerle takviye edilmiştir.

Doğu eyvanının iki tarafında bulunan kapılarla eyvanın iki yanındaki özel halvet hücrelerine girilir. Kuzey hücrenin tam bir kare teşkil etmesine rağmen güneydoğu hücresi dikdörtgen olup, bindirmeli bir kubbe ile örtülmüştür. Kadınlar kısmı, erkekler kısmına göre daha değişik bir plan sergiler. Kadınlar soyunmalığı, erkekler soyunmalığına göre biraz büyüktür, ancak; ısısı erkekler kısmından daha düşüktür.

Erkekler soyunmalığının biraz daha batısında bir çıkıntı oluşturan kadınlar soyunmalığı da erkekler soyunmalığı gibi moloz taş duvarlı ve kiremitle örtülü ahşap çatılı olup, çatı ortasında küçük bir feneri bulunmaktadır. Her iki soyunmalıkta da ortada fıskiyeli bir havuz bulunmakta ve kenarları saran zeminden yüksek sekiler camekanlarla
bölünmektedir.

Kadınlara ait sıcaklık bölümünün sadece kuzey ve güney yönlerinde, erkekler kısmındaki eyvanların yarısı kadar derinlikte tonozlu eyvanlar yer alır. Doğu kenarında ise iki adet kare planlı kubbeli halvet hücresi ile hamamın planı tamamlanmaktadır. Hamamın doğu kısmı külhan ve sıcak su sarnıcı ile sona erer. İki kısmın halvet hücreleri arasına kadar uzanan sarnıç bir T planı meydana getirmektedir.

Paylaşın

Ankara: Eski Hamam (Tarihi Eynebey Hamamı)

Eski Hamam (Tarihi Eynebey Hamamı); Ankara’nın Altındağ İlçesi, Sağlık Mahallesi, A. Adnan Saygun Caddesi üzerinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Hamamın mimari yapısı ve tekniği itibariyle 15. yüzyıl yapısı olduğu tahmin edilmektedir. Dikdörtgen planlı hamamın soyunmalığının dikdörtgen ve ahşap tavanlı olduğu anlaşılmaktadır. Büyük bir alan kaplayan soyunmalığın tavanı, bugün bile durumunu koruyan dört adet korint başlıklı sütunla desteklenmektedir.

Kuzeybatı köşeye yakın bir yerde soyunmalık içinde çıkıntı oluşturan soğukluk kısmının giriş kapısı bulunur. Bu girişin iki yanında iki kubbenin örttüğü kare planlı hücreler yer alır. Güney kenarına bitişik iki kubbeli küçük hücrenin tuvaletlere ait olduğu sanılmaktadır.

Sıcaklık dört eyvanlı olmasına rağmen, kuzey ve güneydeki eyvanların önleri kapatılarak iki eyvanlı hale getirilmiştir. Ortadaki merkezi kubbeli kısmın eyvanlarının dört köşesindeki kubbeli küçük halvet hücreleri ile sıcak kısmının planı kareye tamamlanmaktadır. En son kısımda hamamın Doğu cephesi boyunca beşik tonozlu sıcak su sarnıcı ve külhan yer alırlar.

Sıcaklık kısmında orta kubbenin geçişleri mukarnaslı küçük pandantifl erle sağlanmakta olup, hamamın süsleyici unsurları bunlardan ibarettir. Yakın zamanda restore edilen han günümüzde İtfaiye Meydanı semtinde Tarihi Eynebey Hamamı adıyla faaliyet göstermektedir.

Paylaşın