Ankara: Ahlatlıbel

Ahlatlıbel; Ankara’nın Gölbaşı İlçesi, Ahlatlıbel Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy toplu taşıma araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bu yer Atatürk’ün emriyle 1933 yılında Müzeler Müdürü Dr. Hamit Zübeyr Koşay’ın başkanlığında bir ekip tarafından kazılmıştır.

Kazı sonunda Ahlatlıbel’in Eski Tunç Çağı’na ait bir yerleşim yeri olduğu tespit edilmiştir. Buradaki yerleşme M.Ö. 3000 yıllarında başlamış, M.Ö. 2000 yıllarına doğru sona ermiştir.

Ankara’ya çok yakın olan bu Eski Tunç Çağı istasyonu Anadolu için önemli bir düz yerleşim yeridir.

Paylaşın

Ankara: Emiryaman Camii ve Türbesi

Emiryaman Camii ve Türbesi; Ankara’nın Etimesgut İlçesi, Eryaman Semti sınırları içerisinde yer almaktadır.

Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Dönemin önemli komutanlarından Emiryaman’ın mezarı tespit ederek, anıt mezar olarak yeniden inşaa edilmiştir. Camii, anıt mezar ve türbe aynı yerleşkenin içerisindedir.

 

Paylaşın

Ankara: Etimesgut, Ahi Mesut Türbesi

Ahi Mesut Türbesi; Ankara’nın Etimesgut İlçesi, Bağlıca Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır.

Türbeye, toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Ahi Mesut, Bağlıca Köyü’ne gelip burada zaviyesini kurmuş bir ahi erenidir. Hakkında fazla bir bilgi yoktur.

Paylaşın

Ankara: Şah Kalender Türbesi

Şah Kalender Türbesi; Ankara’nın Çubuk İlçesi, Sele Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.

Türbeye, köy araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şah Kalender Kimdir?

Hacı Bektâş-ı Velî soyundan olup “Kadıncık Ana’dan doğma Habib Efendi’nin torunu” olduğu rivayet edilir. Yine rivayete göre babası İskender, Hacı Bektâş-ı Velî’den sonra gelen büyük Bektaşî şeyhi Balım Sultan’ın oğludur.

Anadolu’da Safevîler’in desteğiyle çıkarılan isyanların en önemlilerinden birinin liderliğini üstlenen Kalender’in Hacı Bektaş ocağı şeyhi olması dışında hayatı hakkında bilgi mevcut değildir.

Paylaşın

Ankara: Çamlıdere Fosil Ormanı

Fosil Ormanı; Ankara’nın Çamlıdere İlçesi, Pelitçik-Yahşihan mahalleleri mevkiinde yer almaktadır. Toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

3 hektarlık bir alanda, dünyada sayısı çok az olan ve Türkiye’de bugüne kadar bilinmeyen taşlaşmış Çam, Meşe ve Ardıç ağaçlarından oluşan 23 Milyon yıl öncesine ait olduğu anlaşılan zengin fosilleşmiş-silisleşmiş bir fosil ormanı tespit edilerek, birinci derecede sit alanı olarak tescil edilmiştir.

Paylaşın

Ankara: Akyurt, Şehitlik Anıtı

Şehitlik Anıtı; Ankara’nın Akyurt İlçesi, Beyazıt Mahallesi, Nurettin Cankurtaran Caddesi üzerinde yer almaktadır.

Şehitlik Anıtı’na toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Anıt, üç basamaklı kaidenin üzerine kurulu ve 20 metre uzunluğundadır. Anıtın ayaklarının her biri Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil etmektedir.

Paylaşın

Ankara: Parnassos Antik Kenti

Parnassos Antik Kenti; Ankara’nın Şereflikoçhisar İlçesi, Değirmenyolu Köyü sınırı içerisinde yer almaktadır. Değirmenyolu Köyü, toplu taşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Kazı çalışması ile ortaya çıkan Erken Bizans dönemi bir kilisenin naos bölümünün zemin mozaiği üzerinde bulunan kitabeden, 469–470 yıllarında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Kitabede “Bu yapıt tanrının çok sevdiği kutsal Piskopos Eustathios tarafından inşa ettirildi.

Çok dindar kral, kilise hizmetçisi olarak, çok dindar kilisenin okuyucusu ve mali işlerinin sorumlusu Longinus yapıtı üzerine aldığında dört yüz doksan dördüncü sene ve on beşinci vergi döneminde Emmanuel” yazmaktadır. Üç bordürün çevrelediği mozaikte kitabenin yanı sıra 13 hayvan, ağaç ve çicekler ile cennet bahçesi resmedilmiştir.

Kilise, apsisi Kudüs’e doğru olup, Piskopos Eusthathios adına yaptırılmış önemli bir Ortodoks kilisesidir. Yapı M.S. 4. y.y. dan sonraki dönemde Anadolu’da Hıristiyanlığın yaygınlaşması sonucu, Anadolu’dan Kudüs’e uzanan haç yolu üzerinde inşa edilmiştir. Kazısı henüz sonuçlanmayan kilisenin 5 nefl i bazilikal planlı bir yapı olduğu düşünülmektedir.

Moloz taşı ve harç ile inşa edilen duvarlar batı nefte yaklaşık 1 m civarında, doğuda ise 20-30 cm yükseklikte bir konuma gelmiştir. Ana mekan zemininden 50 cm yüksekte olan apsis kısmının zemini de mozaik döşeme ile kaplıdır. Yüzeye yakın bu mozaik ise oldukça tahrip olmuştur.

Kilisenin narteks duvarı da ortaya çıkarılmış, ancak; henüz kazılamayan kuzeydoğu tarafta, kilisenin avlusuna ait olabileceğini düşündüren duvar kalıntıları mevcuttur. Kazı çalışmalarının apsisi çevrelediği düşünülen duvar kalıntısı için güneyde beşinci nef için batıda ve avluyu ortaya çıkarabilmek için de kuzeyde devam ettirilmesi planlanmaktadır.

Kilisenin batı nefi üzerinde daha geç dönemlere ait olduğu düşünülen başka duvar kalıntılarına da rastlanmıştır. Batı neftte mekanları bölen bu duvarların yanında tamamıyla kiliseye asimetrik gelen duvarlar da yer almaktadır. Geç dönem duvarlar moloz taşlarla örülmlüş olup, üst seviyede tuğla ile devam edilmiştir. Batı nef içinde, ayrıca; mutfak eşyalarına da rastlanmıştır.

Kilisenin genelinde ele geçen sikkeler ise Geç Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenmektedir. Müze laboratuarı kazı çalışmaları devam ederken özellikle naosun zemin mozaiği üzerinde sağlamlaştırma çalışmaları yapılmıştır. Yapının bir örtü sistemi ile kapatılarak korunmasının sağlanması planlanmakta olup, daha sonra mozaiğin onarımına devam edilecektir.

Paylaşın

Ankara: Juliopolis (Kayıp Kent)

Juliopolis (Kayıp Kent); Ankara’nın Nallıhan İlçesi, Çayırhan Beldesi, Gülşehri mevkiinde yer almaktadır. Çayırhan Beldesi’ne giden toplu taşıma araçlarıyla ulaşım mümkündür.

2009 yılında Anadolu Medeniyetleri Müzesi Müdürlüğünce Roma dönemi Nekropol kazıları yapılmıştır. Açılan mezarlarda bulunan ve üzerinde Bithynia’nın kayıp kenti Juliopolis’in adının yazılı olduğu çok sayıda bronz sikke, bu alanın Juliopolis nekropolü olduğunu göstermektedir.

Bölge Frig döneminde iskan görmüştür. M.Ö. 27 yılında olup, Helenistik dönemde Kleon isimli bir haydut tarafından kent statüsüne kavuşturulmuştur. M.Ö. 27 yılında İmparator Augustus ile iyi ilişkiler kuran Kleon, şehrin adını Julius Ceasar’a atfen Juliopolis (Julius’un şehri) olarak değiştirir.

Juliopolis’te yapılan kazılarda bu kentte tapınılan Men, Dionysos, Asklepios, Herakles, Hermes, Zeus, Kyble, Athena, Hygieia ve Tyke ile ilgili tasvirler içeren sikkeler, mezarda yatan kişinin ağzında onu Hades’e götürecek para olarak bulunmuştur. Kentte tapınılan bu tanrıların ve sembollerinin yüzük taşı ve mücevherler üzerinde de resmedilmesi, kişinin sağlığında hangi külte bağlı olduğunu gösterir.

Tanrı Men’i simgeleyen ayyıldız ve horoz motifl i yüzük taşı, hilal sembollü altın küpe, Dionysos’u çağrıştıran Pan fi gürlü yüzük taşı ve Kybele’yi yansıtan aslan betimlemeli gümüş küpenin bulunduğu mezar sahipleri bunları taşımışlar ve ölünce de bunlarla gömülmüşlerdir. Mücevherlerin yapımında altın, gümüş, bronz gibi madenlerin yanında Ametist, Azurit, Granat, Jasper, Kamelyan, Lapis, Sadroniks ve Zümrüt gibi değerli ve yarı değerli taşlar kullanılmıştır.

Kamelyan ve Jasper taşından oyma tekniği ile yapılan mühür yüzükler, sardoniks kamelyan kolye uçları, altın kordon ve zincirler, altın ve gümüş küpeler Joliopoliste gelişmiş bir mücevherat sektörünün olduğunu gösterir. Nekropolde bulunan tavşan tasvirli yüzük taşı simgesinin Ankara’nın dünyaca tanınmış Angora Tavşanı ile olan bağlantısı araştırılmaktadır.

Paylaşın

Ankara: Külhöyük

Külhöyük; Ankara’nın Haymana İlçesi, Oyaca Kasabası sınırları içinde yer almaktadır. Kasabaya giden toplu taşıma araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Külhöyük yaklaşık 250 m uzunluğunda, 150 m eninde ve 22 m yüksekliğinde orta büyüklükte bir höyüktür. Höyükte şimdiye kadar Eski Tunç Çağı ve Hitit dönemi yerleşimleri açığa çıkarılmıştır. Güneyinde bir yeraltı geçidi, batısında bir sarnıç (batı I tüneli) açığa çıkan höyüğün kuzey bölümünde savunma sistemi ile ilgili kalıntılar bulunmuştur.

En yüksek bölümünde ise kalın duvarlarla yapılmış ızgara planlı tapınak ya da idari bina olarak kullanıldığı sanılan büyük bir yapı yer almaktadır. Kazılarda elde edilen hiyeroglif yazıtlı bir bulla, Mittani kültürüne ait bir silindir mühür ve Eski Hitit Dönemine ait bir taş damga mühür en önemli bulgulardır.

Bunların yanında, pişmiş toprak buluntular, bronz iğneler, bıçaklar, sileks ve obsidyen kesiciler, tarımsal etkinliklerin varlığını gösteren öğütme ve ezme kalıpları, madencilik yapıldığını gösteren taş kalıplar, pişmiş toprak ağırlıklar diğer buluntuları oluştururlar.

Paylaşın

Ankara: Gavur Kalesi

Gavur Kalesi; Ankara, Haymana İlçesi, Dereköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köy merkezine 2 km mesafededir. Köy araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bu bölgede yer alan eski-yıkık duvarlardan dolayı Gavur Kalesi adı verilmiştir. Hitit tarihinde ve Anadolu’nun tarihi-coğrafyasında önemli bir yere sahip olan Gavur Kalesi ilk kez Atatürk’ün isteği doğrultusunda 1930 yılında Von der Osten ve ekibi tarafından kazılmıştır.

Tepenin vadiye bakan yüzeyinde kayaya işlenmiş olan büyük kabartmaların Hititlere ait olması ve Kızılırmak’ın batısında buna benzer bir Hitit anıtının bulunması Anadolu kültür tarihi için çok önemlidir. Söz konusu kayanın üzerinde silik olarak görülebilen, oturan bir tanrıça ve karşısında ayakta duran iki tanrı tasviri bulunmaktadır.

Bu tanrıların uzun kılıçlarının, başlarındaki sivri külahların, kısa eteklerinin ve uçları kıvrık ayakkabılarının Hitit üslubunda yapıldıkları görülmektedir. Düzlüğün kuzeyinde ve tam karşısında Hitit Kyklop türü duvar tekniğinde örülmüş 3×4 m boyutundaki yeraltı odası, yalancı tonozla örtülmüştür.

Hitit tanrılarının en önemlilerini canlandıran bir kült kabartması ile kral tapınması için ayrılmış bir mezar odası olduğu düşünülmektedir. Kabartmaların doğusunda yer alan ve bir bölümü günümüze kadar korunmuş olarak gelen tahkimat duvarı Hititlerin kendilerine özgü yapı tekniğini sergiler.

İkinci kültür tabakası Frig dönemine aittir. Gavurkale’nin doğusunda bütün yayla uzunluğunca beyazımsı kireç taşından yapılmış sur kalıntılarına rastlanmıştır. Yine bu dönemde kutsal alanın üzerine özel bir bina inşa edilmiştir. Roma ve Bizans dönemine ait çok az eser ele geçmiştir. Muhtemelen, bu dönemde Gavurkale küçük bir karakol olarak kullanılmıştır.

Paylaşın