Kilis: Nemika Kasteli

Nemika Kasteli; Kilis’in Merkez İlçesi, Deveciler Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Adnan Menderes Parkı köşesindeki kastel, 1911 yılında Abuş Hanım adlı bir hayırseverin, kızı Nemika Hanım için yaptırılmıştır.

Kastel sonradan yapılan onarım ve müdahalelerle özgünlüğünü yitirmiştir. Yapının bir duvarı düz olup diğer üç duvarı sağır kemerlidir. Kastelin görünümü etkileyen süslemeler, yuvarlak kemerler ile bunların oturduğu mukarnaslı konsollardır.

Yazıtı yıpranmış olan kastelin suyu halen akmakta olup, suyu Koyunoğlu yöresindeki kuyulardan gelmektedir. İlde bulunan “16” kastelden (çeşme) bir kısmı özgünlüğünü yitirmiş, bir kısmı da susuzdur.

Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilmiştir.

Paylaşın

Kilis: Kurdağa Kasteli

Kurdağa Kasteli; Kilis’in Merkez İlçesi, Bölük Mahallesi, Kurdağa Caddesi, Binbaşı Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

1635 yılında Kilis voyvodası Kurdağa tarafından yaptırılmış tek girişli bir çeşmedir.

Ön yüzü düzgün kesme taş, arka tarafı moloz taşlarla örülmüştür. Kastelin önünde sivri kemerli derin bir niş ile ayna taşının iki yanında maşrapa koymaya yarayan (maşrapalık) sivri kemerli iki niş daha vardır.

İkinci bir su deposu, hayvanların kullanımı için yapılmış ayrı bir teknesi (yalak) de olan yapıya sonradan üç yandan açık kemerli ve üzeri kubbe ile örtülü bir sundurma eklenmiştir.

Yazıtı olmayan kastelin suyu halen akmakta olup; Kalleş Dağı yöresindeki Mıh Kuyusu adı verilen kuyulardan sağlanmaktadır.

İlde bulunan “16” kastelden (çeşme) bir kısmı özgünlüğünü yitirmiş, bir kısmı da susuzdur. Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilmiştir.

Paylaşın

Kilis: Fellah Kasteli

Fellah Kasteli; Kilis’in Merkez İlçesi, Ebulula Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Arapça adının dilimizdeki karşılıklarından biri “ekinci, çiftçi, ekin eken ve biçen” sözcüğü olduğundan bu kastel daha çok bu tür insanları gereksinimi için inşaa edilmiştir.

1643 yılında yapılan bu kastel, canlı (kaynak kişi) ve yazılı kaynaklara göre yörede belediyece yapılan yol çalışmaları sırasında yeri değiştirilmiş ve özgünlüğünü yitirmiştir.

Dikdörtgen bir planı içeren yapı sundurmalı olup, tek yönlüdür. Yüzeysel bir nişe yerleştirilen musluklar yapının önünde olup, yol kotundan birkaç basamak alttadır.

1643 yılında Hasan Ağa tarafından yaptırılan kastelin biri yapım diğeri onarım olmak üzere iki tane yazıtı vardır. Halen akmakta olan suyu, Kurdağa Kasteli’nden gelmektedir.

İlde bulunan “16” kastelden (çeşme) bir kısmı özgünlüğünü yitirmiş, bir kısmı da susuzdur. Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilmiştir.

Paylaşın

Kilis: İpşir Paşa Kasteli

İpşir Paşa Kasteli; Kilis’in Merkez İlçesi, Şehit Sakıp Mahallesi, İpşir Paşa Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Dikdörtgen planlı, önü sundurmalı bir kasteldir. İki girişi sivri kemerli olup, kemerler ayaklar üzerine oturtulmuştur.

Kastelin ana girişini sağlayan sivri kemerin tepesinde çevresi zincir biçimli bir motifle süslenmiş bir delik ve bunun iki yanında bitki desenli motiflerle süslenmiş birer rozet vardır. Ana girişin solundaki kemer ise yalındır.

Ayna taşının üzerinde bulunan ve çeşitli desenleri içeren (yaprak, palmet) yapım, onarım yazıtları ile rozeti mermer olup, oldukça dikkat çekicidir.

İpşir Paşa Kasteli lülesi, yazıtları, su teknesi,sekisi, maşrapalık olarak kullanılan iki küçük nişi ve rozetiyle döneminin özelliklerini yansıtan, tipik bir Osmanlı çeşmedir.

Günümüzde suyu akmayan kasteli 1654 yılında sadrazam Mustafa Paşa (İpşir Paşa) yaptırmış ve suyunu da İlizi yöresinden getirtmiştir.

İlde bulunan “16” kastelden (çeşme) bir kısmı özgünlüğünü yitirmiş, bir kısmı da susuzdur. Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilmiştir.

Paylaşın

Kilis: Salih Ağa Kasteli

Salih Ağa Kasteli; Kilis’in Merkez İlçesi, Tabakhane Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Tabakhane Camisi yakınında olan bu kastel, 1855 yılında Salih Ağa adlı bir hayırsever tarafından yaptırılmıştır. Yol kotundan biraz aşağıda, sundurmalı bir yapı olan bu kastelin bir ana girişi, iki de yan girişi vardır.

Kasteli gösterişli kılan sivri kemerler ayaklara bindirilmiştir. Kastelin önündeki musluğun altında taştan yapılmış bir tekne; ayna taşının da iki yanında maşrapa koymağa yarara birer tane niş (maşrapalık) vardır.

Taştan yapılmış yazıtının çevresi bitki ve zincir desenli motiflerle süslenmiş, sivri kemerli bir pano içersindedir. Günümüzde suyu olmayan bu kastelin suyu, geçmişte İlezi yöresindeki beş ayrı kaynaktan sağlanırmış.

İlde bulunan “16” kastelden (çeşme) bir kısmı özgünlüğünü yitirmiş, bir kısmı da susuzdur. Yöredeki kastel, sebil ve şadırvanların suyu kent dışında (ilezi) açılan kuyulardan ve kaynak suları çevresinde yapılan kaptaşlardan sağlanıp; yerleşim birimlerine kanallar, su depoları, maskemler (savak, maslak) ile getirilmiştir.

Paylaşın

Kilis: Ravanda Kalesi

Ravanda Kalesi; Kilis’in Polateli İlçesi, Belenözü (Ravandan) Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe Merkezi’nden Belenözü Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Afrin Çayı’nın doğusunda oldukça geniş bir açısı olan kale yüksek konik bir tepe üzerine kurulmuştur. Kale, dağın sivri tepesi oyulmak suretiyle yapılmıştır. Kaleye ait yapılar zirvedeki düzlüktedir. Surlar ve birbirinden farklı uzaklıkta köşeli ve yarım yuvarlak biçimindeki burçlarının bir kısmı hala ayaktadır.

Surun büyük bölümü yıkılmış ve toprakla örtülmüş durumdadır. Kalenin iç kısmının doğu bölümünde ön  tarafında merdivenler bulunan iki büyük su sarnıcı vardır. Sarnıçlardan gizli bir yolla Afrin Çayı’na inilebildiği sanılmaktadır. Kuzey bölümünde ise, saray olduğu düşünülen bir yapı kalıntısı bulunmaktadır.

Kalenin giriş kapısı güneydedir. Kapının çeşitli tarihlerde onarım gördüğü, yapı tarzından ve kullanılan malzemenin farklılığından anlaşılmaktadır. İç kale kapısının genişliği 2.20 m., yüksekliği 3.10 metredir. Kalenin kaç kat olduğunu tespit etmek mümkün olmamıştır.

Ravanda Kalesi ve çevresinde günümüze kadar arkeolojik kazı gerçekleştirilmediğinden kalenin geçmişi hakkındaki bilgiler tahmine ve bölgede egemenlik kuran uygarlıklara dayanmaktadır. Yesemek Heykel Atölyesi’nin Ravanda Kalesi’ne olan yakınlığından ve  kalede görülen Hitit mimarisine ilişkin izlerden dolayı Hititler tarafından kullanıldığı görüşü ağır basmaktadır.

Memlukluların uzun süre egemen olduğu kale Bizans döneminin ardından Arap akınları sırasında ve Osmanlı Döneminde de kullanılmıştır. Bu dönemde kaleye yeni ilaveler yapılarak genişletilmiştir. Bugün ayakta kalan kısım iç kaledir. Dış kale duvarlarından ancak bazı yerlerde döküntüler ve temeller kalmıştır. İslami devirlerde de ilaveler yapılmış, tahkim edilmiş ve genişletilmiştir.

Kaleye ait kesin bilgiler XI. yüzyıla ve bu yıllardaki Haçlı Seferleri’ne dayanmaktadır. İslam ve Latin kaynakları kalenin varlığından ilk kez Haçlı Seferleri sırasında söz etmektedirler. İslam kaynaklarında “er-Ravendan”, Haçlı kaynaklarında “Ravendel/Ravandal/Ravenel”, Ermeni kaynaklarında “Aréventan” olarak geçen kale, tarihsel süreç içerisinde bölgeye egemen olan tüm devletlerce kullanılmıştır.

Özellikle VII. yüzyılın ortalarında bölgede yaşanan hristiyan-müslüman çatışmasında “avasım, sügur” adı verilen bölge içerisinde bulunan Ravanda Kalesi İslam Devletlerince hristiyan Bizans’a karşı verilen savaşlarda önemli bir askeri üs olmuştur. Bölge ilk islam devletlerini koruduğu için avasım şeklinde adlandırılmıştır.

Söz konusu bölge; Halep ile Antakya arasında yer almaktaydı. Yâkût el-Hamevî, Yezîd İbn-i Muaviye zamanındaki Avasım beldelerini sayarken şu isimleri yazar; Kınnassarin, Antakya, Menbic, Dülük, Raban, Korus, Tizin. Sayılan yerlerde bulunan kaleler de Avasımdan idi ki, bunlardan birisi de Ravandan’dır.

Ravanda Kalesi, 1097 yılından itibaren adından oldukça sık söz ettirmiştir. I. Haçlı Seferi’ne katılan Baudouin de Boulogne ile ön planda olmuş ve ünlenmiştir.

Paylaşın

Karabük: Eski Hamam

Eski Hamam; Karabük’ün Safranbolu İlçesi, Çeşme Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Hamamın Candaroğlu Süleyman Paşa tarafından 1322 yılından sonra yapıldığı sanılmaktadır. Eski Hamam, Osmanlı hamam mimarisinde Çifte Hamam plan düzenindedir. Kadınlar ve erkekler bölümleri simetrik olarak yapılmıştır.

Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık ve ılıklığın üzeri tromplu kubbelerle örtülüdür. Sıcaklık bölümü haçvari plandadır. Bölümlerin üzerleri tromplu kubbelerle örtülmüştür.

Yalnızca sıcaklık haçvari planda olduğundan ortasında kubbe, bunun dışında kalan haçın kolları da beşik tonozlarla örtülüdür. Köşelerde kalan bölümlerde küçük kubbeler bulunmaktadır. Günümüze iyi bir durumda gelmiştir.

Paylaşın

Karabük: Yazıköy Hamamı

Yazıköy Hamamı; Karabük’ün Safranbolu İlçesi, Yazıköy Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe Merkezi’nden Yazıköy Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Tarihi Yazıköy Hamamı, kitabesi ve vakfiyesi yıkılmış olduğundan dolayı yapım tarihi net olarak belli olmamakla birlikte, yapı üslubu göz önünde bulundurulduğunda 18. yüzyılın ortalarında yapıldığı tahmin edilmektedir.

Geleneksel hamam planı şemasının kullanıldığı Tarihi Yazıköy Hamamı’nda soyunma bölümü, ılıklık ve sıcaklık bölümleri bulunmaktadır. Moloz taş ve kesme taşın ağırlık olarak kullanıldığı Tarihi Yazıköy Hamamı’nda her bir bölüm dikdörtgen plan şemasına sahiptir.

Üzerleri basık birer kubbe ile örtülü olan bu bölümler, oldukça kullanışlı olup, geçmiş zamandan günümüze kadar sağlam bir şekilde gelmeyi başarmıştır. Günümüzde hala kullanılan bu hamam, yerli ve yabancı tüm turistlerin ilgi odağı olmaktadır.

(Görselle: doguvebatisanati.blogspot.com)

Paylaşın

Karabük: Bulak Hamamı

Bulak Hamamı; Karabük’ün Merkez İlçesi, Bulak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. İl Merkezi’nden Bulak Köyü’ne günün belirli saatlerinde toplu ulaşım araçlarıyla ulaşım sağlanmaktadır.

Haftada 5 günü sabahları bayanlar için, geri kalan zamanlarda erkekler için hizmet veren Bulak Ayan hamamı, geleneksel Türk hamamları hizmetlerinin yanı sıra, akşamları sıra gecesi konsepti de bulunduğundan dolayı oldukça ilgi görmektedir.

Bölgenin en çok ilgi gören hamamları arasında yer alan bu hamam, çevresinde yer alan tarihi dokuları da hamamın ilgi çekmesi için kullanılmıştır. Tam olarak yapım tarihi bilinmemesine rağmen 18. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilen bu hamam nesillerden bu yana aynı aile tarafından işletildiğinden dolayı işletme kalitesi açısından da beğenilmektedir.

Hamam içerisinde yer alan gösterişli aksesuarları ile de oldukça beğenilen ve rağbet gören Bulak Ayan hamamı, hamam içerisinde kullanılan suyu ön tarafta bulunan su kuyusundan sağlamakta, arka tarafta ise moloz ve kesme taş kullanılarak yapılan hamam kısmı, soyunma bölümü, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinin üzerinde basık bir kubbe yer almaktadır.

Paylaşın

Karabük: Taş Minare Camii

Taş Minare Camii; Karabük’ün Safranbolu İlçesi, Hüseyinçelebi Mahallesi, Taşminare Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım sağlanmaktadır.

Taş Minare Caminin kuzey tarafında bulunan Taş Minare Çeşmesinin kitabesine dayanılarak, caminin Zaim Osman Ağa tarafından 1763 tarihinde yaptırıldığı kabul edilmektedir. Diğer taraftan Taş Minare Caminin Candaroğulları döneminde kiliseden çevrildiği de rivayet edilmektedir.

Taş Minare Caminin tavanında bulunan H. 1218/ M.1803 tarihinin, onarım ve tamirini yapan ustalar tarafından yazıldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 1976 yılında yapılan onarım sırasında, caminin kuzeyine ortada giriş ve yanlarda iki odadan oluşan bir bölüm ilave edilmiştir.

Taş minare cami kuzey-güney doğrultusunda, 14,50 x 19,90 m boyutlarında dikdörtgen bir plana sahiptir. Caminin kuzeydoğu köşesinde; sekizgen kaideli, yivli gövdeli ve tek şerefeli taş malzemeyle inşa edilmiş bir minare bulunmaktadır.

Taş minare caminin beden (taşıyıcı) duvarlarının köşelerde kesme taş, diğer kısımlarda ise kaba yonu taş malzemeyle inşa edildiği ve hem içeriden hem de dışarıdan sıvandığı görülmektedir. Ayrıca caminin kiremit kaplı kırma çatıyla örtülü olduğu görülmektedir.

Taş minare cami ahşap tekne tavanlı camilerdendir. Caminin kuzeyinde ahşap mahfil yer almaktadır. Caminin tavan göbeği yirmi dört kollu dairesel yıldız motifi şeklidedir. Ayrıca tavanın tekne bölümünün güney kenarının orta kısmında çıta ve çivilerle ev biçiminde tasvir edilmiş bir motifin bulunduğu görülmektedir.

Diğer taraftan tavanın orta bölümü sahte bindirme tekniği kullanılarak çıtalarla diyagonal olarak yerleştirilmiş karelerden oluşmaktadır. Taş minare caminin minaresi kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Minarenin şerefe ve petek kısmı birleştirilerek yekpare olarak düzenlenmiştir.

Söz konusu caminin minaresi tek şerefeli yivli yuvarlak gövdeli ve taş malzemeden inşa edilmiştir. Ayrıca minaresinin kaidesi de taştan yapılmıştır. Diğer taraftan yivli minare tezyinat (motif) açısından dikkat çekici özelliğe sahiptir. Ancak farklı zamanlardaki onarımlarla maalesef özelliğini yitirmiştir.

Paylaşın