Çorum: Muradi Rabi Ulu Camii

Muradi Rabi Ulu Camii; Çorum’un Merkez İlçesi, Çöplü Mahallesi, Osmancık Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Muradi Rabi Ulu Cami’sinin Selçuklu Sultanı III. Alaaddin Keykubat zamanında, onun azatlı kölesi Hayrettin tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Cami, bugünkü halini geçirdiği büyük onarımlar sonucu almıştır. II. Beyazıt zamanında 1446 tarihinde meydana gelen büyük depremde harap olmuş, Mimar Sinan tarafından onarılmıştır.

Bu onarım Mimar Sinan’ın Teskiret-i Enbiye isimli kitabında da geçmekte olup, kitapta “Çorum’da Alaaddin Camii’ni müceddeden tamir ve inşaa ettiği” yazılıdır. III. Murat zamanında cami “Sultan Muradi Salis Cami “ diye anılmaya başlamıştır. IV. Murat, Erivan Seferine giderken Çorum – Boğacık Köyünde konaklamış, cami bu dönemde tekrar tamir ettirilerek etrafına medreseler ve akarat yaptırılmıştır.

Cami bu zamanda Sultan Muradi Rabi CamiSultan Muradi Salis Cami olarak adlandırılarak Evkaf Dairesi kayıt ve sicillerine bu adla geçmiştir. 1790 yılındaki depremde tekrar harap olan cami, Çapanoğlu oğlu Abdülfettah Bey tarafından 1810 yılında ahşap, tek kubbeli olarak tamir edilmiş, bugünkü görünümünü almıştır.

Caminin son cemaat yeri ve üst katı II. Meşrutiyetin ilanından sonra yapılmış, doğu tarafa minare ilave edilmiştir. Ulu Caminin abanoz ağacından yapılan minberi, kitabelerine göre 1306 tarihinde Davutoğlu Ahmed’in emri ile Ankara’lı sanatçılar Abdullah oğlu Davut ve Ebubekir oğlu Muhammed tarafından yapılmıştır. Bazı onarımlar görmüş olan minber orjinalliğini büyük ölçüde korumuştur.

Paylaşın

Çorum: Alacahöyük Müzesi ve Ören Yeri

Alacahöyük Müzesi ve Ören Yeri; Çorum’un Alaca İlçesi, Alacahöyük Beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. Hititler’in önemli bir kültür ve sanat merkezi olan ve 1935 yılında başlayan kazılarda 4 uygarlık açığa çıkarılmıştır. 

Alacahöyük 1. uygarlık katı; Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu-Osmanlı dönemleri ile temsil edilmektedir. 1. kültür katta, Geç Frig çağında höyüğün her yanı iskân edilmiştir. Bu katta küçük evlerden oluşan yerleşimler bulunmuştur.

Alacahöyük 2. uygarlık katı; mabed, büyük yapılar, özel-blok evler, sokaklar, büyük küçük su kanalları, şehir suru, biri kabartmalı ortastadlarla süslü sfenkslerden oluşmaktadır. Kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmiş olan Sfenksli Kapı’nın genişliği 10 metredir ve büyük mabedin anıtsal geçididir.

Alacahöyük 3. uygarlık katı; Eski Tunç Çağı’dır. (MÖ 2500-2000) Hitit kültürüne kaynaklık eden kültürlerin önde geleni olan yerli Hatti Uygarlığı’nın aydınlanmasında çok katkıları olan Alacahöyük Eski Tunç Çağı hanedan mezarları, bu çağın en önemli buluntularıdır. İntramural mezarlar özel olarak ayrılmış bir alanda toplanmıştır. Dört yanı taşla örülmüş dikdörtgen mezarlar ahşap hatıllarla (kiriş) kapatılmış, damları üzerine kurban edilmiş sığır başları, bacakları yerleştirilmiştir. Altın, gümüş, elektrum, bakır, tunç, demir ve değerli taşlardan oluşan zengin ölü hediyeleri onların hanedana ait olduklarını göstermektedir. Çoğu altın, gümüş kapların dövme, dökme, kakma teknikleri, altın mücevheratın ince süsleri uzun bir gelişmenin ürünleridir.

Alacahöyük 4. uygarlık katı;  Geç Kalkolitik Çağ’ı yani ana toprak üzerine kurulmuş ilk uygarlığı yansıtmaktadır.

Alacahöyük Kral Mezarları

Alacahöyük ziyaretçilerini binlerce yıllık konukseverlikle karşılayan anıtsal sfenksler, kalker temel üzerine andezit bloklarla inşa edilmişlerdir. Sfenksli Kapı’nın iki yanındaki söve blokları sfenks görünümünde yontulmuştur. Sfenkslerin yer aldığı bu iki kulenin iç ve dış yüzleri kabartmalı orthostatlarla süslenmiştir. Batıdaki kuledeki kabartmalarda görülen boğa figürü, “Göklerin Fırtına Tanrısı”nı sembolize etmektedir. Yerleşime ait temelleri ve diğer buluntularıyla Hitit mimarlığına ve sanatına ışık tutan Alacahöyük’ün en önemli buluntuları kraliyet mezarlarıdır. Kenarları taşla örülmüş mezarlar, ahşap hatıllarla kapatılmış, damları üzerine kurban edilen sığırların başları ve bacakları yerleştirilmiştir. Prens ve prenseslere ait olduğu düşünülen ve Eski Tunç Çağı’na tarihlenen bu 13 mezarda, süs eşyaları, güneş kursları, geyik ve boğa heykelleri, kama, kılıç, balta gibi savaş aletleri ile pişmiş toprak, taş, altın, gümüş, tunç, bakır ve elektrondan yapılmış eserler ve süs eşyaları bulunmuştur.

Alacahöyük Müzesi

Alacahöyük’te ilk yerel müze, 1940 yılında açılmıştır. 1982 yılında örenyeri içerisindeki binasına taşınan müze 2011 yılında yeniden düzenlenmiştir. 1935 yılında başlayan Alacahöyük kazılarında açığa çıkartılan eserler, kazı başkanlarının adlarının verildiği salonlarda sergilenmektedir. Hamit Zübeyr KOŞAY salonundaki duvar panolarında Alacahöyük kazılarının Türk arkeolojisindeki yeri ve önemi anlatılmaktadır. Kazı tarihçesinin anlatıldığı vitrinde ise kazı malzemeleri ve Alacahöyük kazısına ait bilimsel yayınların bir kısmı teşhir edilmektedir. Alacahöyük kazısında elde edilen Kalkolitik, Eski Tunç Çağı ve Hitit dönemine ait eserler Remzi Oğuz ARIK salonunda, Hitit ve Frig dönemine ait eserler ise Mahmut AKOK salonunda sergilenmektedir.

Atatürk’ün emriyle Türk Tarih Kurumu adına 1935 yılında R.O. Arık yönetiminde başlamıştır. Alacahöyük kazısı, Türkiye’nin ilk ulusal kazılarındandır.

Paylaşın

Çankırı: Taş Mektep

Taş Mektep; Çankırı’nın Merkez İlçesi, Cumhuriyet Mahallesi, Vali Ayhan Çevik Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Taş Mektep ya da ilk adıyla İdadi Mektep, 1893 yılında açılan okulun yapımına 1886 yılında başlanmıştır. Bina iki katlı olup, kesme taştan yapılmıştır.

Lise, Ortaokul ve Güzel Sanatlar Lisesi olarak hizmet veren binanın bir diğer özelliği ise Atatürk’ün Şapka Devrimi nedeniyle çıktığı yurt gezisi sırasında bu binadaki bir dershanede konuk edilmesidir.

Günün imkânları doğrultusunda tefriş edilip, Atatürk’ün 31 Ağustos 1925 gecesi konakladığı dershane günümüzde “Atatürk Odasına” dönüştürülmüştür.

Paylaşın

Çankırı: Saat Kulesi

Saat Kulesi; Çankırı’nın Merkez İlçesi, Alibey Mahallesi, Güdük Minare Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

II. Abdülhamit Döneminde yaygınlaşan saat kulesi uygulamalarından birisi de şehrimizde yer almaktadır. Yalın bir yapı olan eser için İsviçre’de yapılan saat 1866 yılında İnebolu yolu üzerinden Çankırı’ya getirilmiştir.

Kare planlı ve dikdörtgen gövdeli olan kule bir platform üzerine oturtulmuştur. Şehre hakim bir noktada bulunan saat kulesinin yüksekliği 15 metredir. Üst kısmında balkon ve dört yönünde saat kadranları bulunmaktadır.

Paylaşın

Çankırı: Buğday Pazarı Medresesi

Buğday Pazarı Medresesi; Çankırı’nın Merkez İlçesi, İncili Çeşme Mahallesi, Buğday Pazarı Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Buğday Pazarı Camii avlusunda bulunan Buğday Pazarı Medresesi 18. yy ‘da inşa edilmiştir.

Taş subasman üzerine ahşaptan iki katlı olarak inşa edilen yapı, kuzey güney yönünde sıralanmış tek sıra hücrelerden oluşmaktadır.

El Sanatları Merkezi olarak düzenlenen eserde Çankırı yöresine ait giyim, kuşam, mutfak eşyaları ile el sanatlarına yönelik malzemeler sergilenmektedir.

Paylaşın

Çankırı: Çivitcioğlu Medresesi

Çivitcioğlu Medresesi; Çankırı’nın Merkez İlçesi, Mimar Sinan Mahallesi, Çivitçioğlu Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Büyük Caminin doğu cephesinde yer alan ve 17. yy ‘dan günümüze ulaşan eser avlu içerisinde, iki katlı, doğu batı yönünde sıralanmış tek sıra hücrelerden oluşmaktadır.

Hücrelerin önünde her iki katta da ahşap revak sırası bulunmaktadır. Eser günümüzde geleneksel Türk süsleme sanatlarının üretildiği ve sergilendiği bir kültür ve sanat merkezi olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Çankırı: Bayramören Köprüsü

Bayramören Köprüsü; Çankırı’nın Bayramören İlçesi, Köprülü Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Melan Çayı üzerinde inşaa edilmiştir.

Bayramören Köprüsü İlçenin dışında Melan Çayı üzerinde kuruludur. İki gözlü, ayakları kesme taştan, diğer kısımları ahşaptandır. Üzerinden yayalar geçebilecek genişlikte inşa edilmiştir.

Kesme taş ayaklar üzerine kalasların bindirilmesi suretiyle farklı bir mimari tarzı vardır. Köprü, alaturka kiremit kaplı çatı ile örtülerek korunmuştur. Yapılış tarihi bilinmemekle birlikte 100-150 yıllık olabileceği tahmin edilmektedir.

Paylaşın

Çankırı: Sakaeli Kaya Mezarları – Peri Bacaları

Sakaeli Kaya Mezarları ve Peri Bacaları; Çankırı’nın Orta İlçesine bağlı Sakaeli Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Çankırı’ya 72 km, Orta’ya ise 7 km. mesafededir.

Orta İlçesi Merkezi’nden hareket eden Sakaeli Köyü ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Genel olarak Roma ve Bizans Dönemlerine ait olduğu tahmin edilen Sakaeli Kaya Mezarları, köyün sırtını yasladığı tepenin güneyde dik inen yamaçlarında yer almaktadır.  Çakıl taşlı tortul kaya özelliği taşıyan tepenin yüzeyindeki oyukların yere yakın olanları köy halkı tarafından önü kapatılmak suretiyle değişik maksatlarla kullanılmaktadır.

Çeşitli yükseklik ve genişlikteki oyuklar; tek, birbirine geçişli, basamakla inilen iki odalı bölmeli, aydınlatma pencereli  özellikler göstermektedir. Kare, dikdörtgen planlı, düz kubbe ve semerdam tavanlıdırlar. Duvarlara  açılmış küçüklü büyüklü nişler mezar odası ve ikamet  amaçlı  olarak kullanılmıştır. Bir  kısmının girişleri kemerli ve içlerinde ölü sedirleri mevcuttur.

1.5 x 1.5 ile 10.0 x 10.0 m arasında değişen taban ölçüleri, 2-3.5 m arasında değişen tavan yüksekliklerine sahiptirler.  Oyuklar arasında 27 basamakla inilen bir sulu in bulunmaktadır Devrez Çayının akıntısı istikametinde köye 2 km mesafedeki Gelin Kayası mevkiinde peri bacası oluşumları ve aralarındaki kaya mezarları ilginç görünümler oluşturmaktadır.

Paylaşın

Çankırı: Hüyük Yeraltı Şehri

Hüyük Yeraltı Şehri; Çankırı’nın Orta İlçesine bağlı Hüyük Köyü’ne yaklaşık 200 metre mesafede bulunan Höyük Tepesi’nde yer almaktadır.

Hüyük Yeraltı Şehri’ne Orta İlçesi Merkezi’nden hareket eden Höyük Köyü ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

MS 3 – 5. yüzyıllarda yapıldığı ve kullanıldığı tahmin edilen yer altı şehri 2005 yılında tespit ve tescil edilmiştir. 2006 ve 2008 yıllarında Müze Müdürlüğünce gerçekleştirilen temizlik çalışmalarıyla; küçük kilisesi, keşiş odaları, sarnıcı ve diğer hayat alanlarıyla komplike bir yapı arz eden çok katlı  kültür varlığı tamamen açığa çıkartılmıştır.

Paylaşın

Çankırı: Taş Mescit

Taş Mescit; Çankırı’nın Merkez İlçesi, Yeni Mahalle, Taş Mescit Caddesi, Meslek Yüksekokulu Yanında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Taş Mescit Çankırı’da Selçuklular Dönemi’nden kalma en önemli yapıdır. Cemaleddin Ferruh Şifahanesi ve Darülhadisi olarak birbirine bitişik inşaa edilen bu iki yapı, mimarlık tarihi bakımından olduğu gibi plastik sanatlar açısından da ilgi odağı niteliğindedir.

Günümüze kadar ulaşan kitabelerinden anlaşıldığına göre Şifahane, Keyhüsrev Oğlu l.Alaeddin Keykubat zamanında Atabey Cemaleddin Ferruh tarafından 1235 yılında yaptırılmıştır. Bundan yedi yıl sonra 1242-1243 yılında Şifahanenin önüne bir Darülhadis ekleten Cemaleddin Ferruh, bu yapılarıyla Çankırı’da ilginç sağlık kurumlarından birisinin kurucusu olmuştur.

Bu iki yapıdan, halk arasında Taş Mescit olarak tanınan Mescit ve Cemaleddin Ferruh’un Türbesi bulunan Darülhadis kısmı, bütünüyle günümüze  ulaşmıştır. Şifahane kısmı ise tamamen yok olmuş durumdadır. Tekkelerin kapatılması kararına kadar bir süre Mevlevihane olarak ta görev yapan Şifaha­nenin yıkılmasına, moloz taştan yapılmış olması ve arazinin durumunun sebep olduğu sanılmaktadır.

Buna karşılık olarak ön tarafa yedi yıl sonra yapılan Darülhadis,  iki katlı olarak kesme taştan yapılmış, dışardan iki duvar ve bir köşe kulesiyle desteklenmiştir. Bu yapıların bir diğer önemi de yapı üzerinde yer alan iki adet figürlü parçadan gelmek­tedir. Bunlardan biri sürekli yayınlara konu olmuş, devamlı olarak üzerinde durulmuştur. Boyutları1 x 0.25  m olan bu kabartmanın özelliği,  gövdeleri birbirine dolanan iki ejder (yılan) motifidir.

Ejderlerin başları karşılıklı gelecek şekilde biçimlendirilmiştir. Günümüzde “Tıp Sembolü” olarak kullanılmaktadır. Halk arasında su içen yılan olarak da adlandırılan ikinci par­ça ise, diğeri gibi alçak kabartma olarak biçimlendirilmemiş olup başlı başına bir heykel görünümü verilmiştir.

Darülhadis’te kullanılan gözenekli taştan yapılmış olan parça, kupa şeklinde olup gövdesine bir yılan sarılmakta ve üst kısımda uzantı yaparak sonuçlanmaktadır. Bu motif de günümüzde “Eczacılık Sembolü” olarak kullanılmaktadır. Eser yakın döneme kadar Mevlevihane olarak da kullanılmıştır.

Paylaşın