Giresun: Gedikkaya

Gedikkaya; Giresun’un Merkez İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gedikkaya, kartal gagasını andıran görünümü ile hemen dikkati çeker.

Giresun Kalesi’ni doğudan sınırlayan küçük vadilerle Boğacık Vadisi arasında yükselen bu tepe manzara bakımından kente egemen bir konumdadır.

Yükseltisi 200 metrenin üzerinde olan Gedikkaya genel yapı bakımından Giresun Kalesi’ne benzemektedir.

Kuzey yönüne çok dik,doğu ve batı yönüne %20-50 eğim gösteren yamaçlarla açılan bu tepeden Giresun’u ve çevreyi seyretmek, fotoğraf çekimi yapmak için oldukça kullanılan bir alandır.

Paylaşın

Giresun: Ticaret Lisesi

Ticaret Lisesi; Giresun’un Merkez İlçesi, Çınarlar Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yapı, geniş bir bahçe içerisinde yer alır. Rum Ortodoks Cemaati tarafından 1906 yılında Zükur Mektebi (erkek okulu) olarak inşa edilmiştir.

Yapının tamamlanabilmesi için Sarıbayraktarzade Ahmet Efendi’nin 500 altın destek verdiği yönünde bilgiler vardır.

1922-1940 yılları arasında Jandarma Er Okulu, 1947 yılına kadar Topçu Taburu, 1947’den günümüze kadar ise lise olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Giresun: Millet Bahçesi Kapısı

Millet Bahçesi Kapısı; Giresun’un Merkez İlçesi, Sultan Selim Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Millet Bahçesi, yazılı kaynaklara göre, 1902 yılında Kaymakam Mir Ziya, Belediye Reisi Kapudan Yorgi Paşa ve Giresun halkının yardımı ile inşa edilmiştir.

Eğimli arazi üzerinde konumlanan bahçenin içerisinde anıt ağaçlar bulunmaktadır. Bahçenin kuzey cephesinde sur kalıntıları bulunmaktadır. Yapının giriş kapısının iki yanında iki adet çeşme yer almaktadır.

Yığma yapım sistemiyle inşa edilen yapıda kesme taş malzeme kullanılmıştır. Giriş açıklığının iki yanında Korinth sütun başlıklı sütunlar bulunmaktadır. Yuvarlak kemerli kapı açıklığının kapı kanatları metal malzemenden yapılmıştır.

Mermer üzerine yazılmış kitabesi bulunmaktadır. Kapının iki yanında bulunan çeşmeler birbirinin aynısıdır. Üzerinde yer alan kitabelere göre doğudaki çeşme eski valilerden Kadir Bey, batıdaki çeşme ise eski valilerden Sırrı Paşa adına inşa edilmiştir. Çeşmeler günümüzde işlevini devam ettirmemektedir.

Paylaşın

Giresun: Kaya Kilise

Kaya Kilise; Giresun’un Kale Mahallesi, eski Lonca yolu üzerindedir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Önceden sadece küçük bir mağara olan bu yapının genişletilerek M.S 4. Veya 5. Yüzyılda kiliseye dönüştürüldüğü tahmin edilmektedir. Bazı eski kaynaklarda yapının eskiden “Panaia” ya da “Surp Serkis” adı ile anıldığı, üç katlı olduğu ve Meryem Ana adına izafe edilen kutsal suyun şifa dağıttığı ifade edilir.

Kilise olarak kullanılan bu mağaraya Osmanlı Dönemi’nde yapılmış tek gözlü küçük bir taş kemer köprü ile ulaşılmaktadır. Yapının çevresi bir atriumla çevrelenmiştir. Kilisenin avluya bakan tarafında denizcilerin su aldığı ve kiliseye gelenlerin kullandığı kutsal sayılan ayazma niteliğinde bir çeşme yer almaktadır.

Yapı tek nefli, dikdörtgen formlu küçük bir kilisedir. Genel olarak basit malzemelerle yapılan kilisede yer yer düzgün kesme taşlar da kullanılmış, taşların araları beyaz harçla sıvanmıştır. Yapıya kuzey batı köşesine sonradan eklenmiş küçük bir açıklıktan girilmektedir.

Kilisenin üzeri mağara içinden beşik tonozla örtülmüş, doğu cephesine yarım yuvarlak bir apsis eklenmiştir. Kilise içerisinde birçok niş mevcut olup bazıları kırılmış vaziyettedir. Kilisenin apsis kısmından ileriye doğru devam eden mağaradan gelen su, kilise altındaki beşik tonozlu bir kanaldan geçirilerek sarnıca taşınmış, buradan da çeşmeye bağlanmıştır.

Paylaşın

Gaziantep: Karkamış Kalesi

Karkamış Kalesi; Gaziantep’in Karkamış İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İlçe merkezine 1 Km. uzaklıkta bulunan Karkamış kalesi, tarih öncesi kalıntılar yanında Erken ve Geç Neo Hitit dönemlerine ait iki ana yerleşim alanı bulunmuştur. Yapılan kazılarda büyük boyutlarda kerpiç duvarlı,basamaklı,iki katlı bir yapı topluluğu ortaya çıkmıştır.

Kent duvarları, yapılar artostatlı taş temeller, tapınak kalıntıları önemli buluntulardır. Kale kapıları İmparatorluk döneminde olduğu gibi üç geçitlidir.

Kentin duvarlarında ise,daha geç dönemlerinde yapıldığını gösteren izler vardır. Burada da çift duvarlı surlar ve düzensiz yerleştirilmiş burçların olduğu ve buluntular Neo Hitit dönemi, Hitit-Asur uslübunda konut ve dinsel mimariye ilişkin bilgileri artmıştır.

Karkamış’ta Yunan Meporonların Hitit yapılarında karşılığı olan Hilani türünün geliştirilmiş örnekleri ortaya çıkmıştır. Artostat kabartılarında Hitit-Asur üslubundadır.

Karkamış’ta bugün iç ve dış şehir surları, tapınak ve hilani tipi evlerin kalıntıları halen göze çarpmaktadır. Buradan elde edilen eserler günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

Paylaşın

Gaziantep: Nurdağı Kalesi

Nurdağı Kalesi; Gaziantep’in Nurdağı İlçesi, Kurudere Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kim tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında bilgi bulunmamaktadır. Kale duvarlarının yüksekliği 30 metredir. 30.000 m2’lik kayalık alanı kapsamaktadır. Muhteşem doğası ve manzarası ile kale alanı, kent sakinleri ve misafirlerine temiz havada piknik ve dinlenme imkanı sunmaktadır.

2005 yılında inşasına başlanan kale içerisinde; çocuk oyun grubu, park bahçe düzenlemesi, peyzaj çalışmaları, kamelyalar, kafeterya, piknik alanı, hayvan figürleri ve yöre kültürünü canlandırmak, yaşatmak amacıyla kıl çadırdan yapılmış, içerisi tamamen ahşap işçiliği ile donatılmış otantik bir düğün salonu bulunmaktadır.

Paylaşın

Gaziantep: Barşavma Manastırı

Barşavma Manastırı; Gaziantep’in Yavuzeli İlçesi, Kasaba Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Rumkale içinde kuzeyde yer alır. 13. yüzyılda Yakubi azizi Barşavma kendi adına inşa ettirmiştir. Birbirine bitişik iki yapıdan bazı bölümler ayakta kalmıştır.

Yakınında bir de kuyu mevcuttur. Kuzey cephesini kaya kütlesi oluşturur. Kare planlı olan yapı haç tonozlarla örtülmüştür.

Duvarlarda büyük taş bloklar halinde kesme taşlar, payelerde ve batı mekanın kapısında düzgün kesme taşlar, kemerlerde ve örtü sisteminde ise tuğla görünümü verilmiş kesme taşlar burada da kullanılmıştır.

Paylaşın

Gaziantep: Şair Aziz Nerses Kilisesi

Şair Aziz Nerses Kilisesi; Gaziantep’in Yavuzeli İlçesi, Kasaba Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Rumkalenin güneyinde yer alan hükümranlık kilisesini 1173’te Şair Aziz Nerses yaptırmıştır. 18. Yüzyılda Rumkale’yi ziyaret eden Richard Peacock bu yapıdan ”Gotik” tarzda küçük ama güzel bir kilise olarak bahsetmiştir.

Doğu-batı doğrultusundaki kilise dikdörtgen planlı, üç nefli ve üç apsislidir. Batısında narteks yer alır. Sadece absisin doğu cephesinin bir bölümü toprak üstündedir. Doğu cephesinin ortasında silmeli çerçevenin iki yanında birbirine benzer kabartmalı levha bulunur.

Sol levhada haç ve rumi süslemenin olduğu kabartmanın altında başlarını geriye çevirmiş karşılıklı duran iki aslan, sağ levhada ise iki palmet arasında başını sağa çevirmiş, kanatlarını açmış bir kartal kabartması vardır. Bu kilise İslami dönemde cami olarak kullanılmıştır.

Paylaşın

Gaziantep: İslahiye, Zincirli Höyüğü

Zincirli Höyüğü; Gaziantep’in İslahiye İlçesi, Zincirli Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Hitit imparatorluğunun M.Ö. XII. yüzyıl başlarında yıkılmasından sonra kurulan Geç Hitit Krallıklarını birinin merkezi olan kent M.Ö. 920’de aramilerin egemenliği altına girdi. Daha sonra Sam’al M.Ö. 743’de asur’a bağımlı bir devlet haline geldi. M.Ö. 725’de bu imparatorluğun topraklarına katıldı.

Zincirli Höyükteki kazılar,1883’de Osman Hamdi bey’in çok sayıda kabartmalı taş levha bulmasıyla başlamıştır. 1888-1902 arasında, alman araştırmacılar Karl Humman, Robert Koldewey ve Felix Von Luschan tarafından kazılar yapılmıştır. Bu kazılar sonucu Zincirli(sam’al)kentinin sarayları, önemli yapıların yer aldığı akropolisi ve dış surları ortaya  çıkarılmıştır. Kentin ilk kez M.Ö. 1300 yıllarında surlarla  çevrildiği anlaşıldı. Kent alanının merkezinde yer alan bir yükseltinin üzerinde bir kale kurulmuştur; kalenin içinde bir saray inşa edilmiştir. Daha sonra M.Ö. 10.-9. yüzyıllar arasında iki yeni saray daha yapıldı.

Kentin etrafında yer alan çember biçimindeki sur M.Ö. 7.yüzyılda ilkine koşut ikinci bir duvarla belirtildi.  Savunma sisteminde Sam’al surları, çapı 7.2 m olan bir alanı çevirir. Savunmanın güçlü olmasını sağlamak amacıyla surlar,  iç içe  iki çember halinde,7.30 m aralıklı çift kale bedeni olarak yapılmıştır. Her iki çember, birbirinden eşit aralıklarla bulunan kuleler- le sağlamlaştırılmıştır.

Kentin yapısı akropolis’teki yapıların en büyük özelliği “Hilanı” yapısı adı verilen bir plana uygun olmalıdır. İmparatorluk Dönemi tapınak mimarlığında kullanılan ve Hilamar adındaki sütunlu avlu girişiyle ad ve tasarım yönünden benzerlik gösterdiği anlaşılan bu  tür, uzun kenarına açılmış sütunlu bir girişi olan dikdörtgen bir  ana salon ve arkasındaki birkaç ikincil odadan oluşmaktaydı. Özel- likle Kuzey Suriye’de bu dönem yapılarını sıklıkla uygulanan bu plan genişletilmeye uygun olmadığından, Sam’al kentindeki örnekler- de de görüldüğü gibi,bir avlu çevresine birkaç Hilanı yapılarak da- ha fazla mekanlı  yapı kompleksleri elde edilmiştir.

Sam’al kentinde, yaklaşık M.Ö. 900-700 yılları arasında egemen olan krallar arasında Kilamuwa ve Bar-Rakip’in kentte geniş çaplı bayındırlık eyleminde bulundukları anlaşılmaktadır. Kentin, bütün  tarihi boyunca Asur yanlısı ya da bağlaşığı (müttefiki) bir politika  izlediği ve ancak böylelikle varlığını sürdürebildiği yazıt- lardan anlaşılmaktadır.  Zincirli-Sam’al da M.Ö. 9. yüzyılın ikinci yarısından itibaren  saray yapılarında Arami sanatının egemen olduğu izlenmektedir. Bu eserlerin en iyi örnekleri, kral Kilamuwaya (M.Ö. 832-810) ait hükümdarın  rölyefi ve Arami yazıtlı bazalt ortostat ve aynı kralın  oğlu veya bir saraylı ile betimleyen küçük boyda bazalttan steldir.

Sanat tarihi açısından son derece önemli olan bu iki özgün eser  Almanya’daki  Berlin müzesinde sergilenmektedir. Kral başlıkları daha çok stilize bitkisel motiflerle  bezemeli sütunları yer aldığı görünmektedir. Barrakab çağına tanık olan ortostatlar, Kuzey Direkli Yapı’nın doğu kanadında ortaya çıkarılmıştır. ve bunlardan bazıları in-situ olarak bulunmuştur. bunların içindeki birbirini tamamlayan iki ortostat İstanbul Eski Şark Eserleri Müzesi’nde, Barrakab’ın  egemen olduğu yıllarda iç kalenin saray yapılarında heykel, kabartma ve kaideleri ile geri kalanlar ise Berlin Müzesinde sergilenmektedir.

Kazı çalışmaları sırasında bir çok heykelin yanı sıra özellikle kabartmalarda çok sayıda süslü stel ve ortostat ortaya çıkarıldı. Bu eserler M.Ö. 9.-7. yüzyıllar arasında Geç Hitit sanatının en  güzel örneklerini oluşturmaktadır. Yapıldıkları döneme göre üslupsal  değişiklikler gösteren bu kabartmalarda, saray ve din çevreleri  üzerine zengin bilgiler veren çeşitli sahneler canlandırılmıştır: Masa başına oturan bir kadın tahtında oturan Kral Barrakab ile bir yazıcı, bir savaş arabasına binmiş savaşçılar, elinde mızrak ve kalkan  tutan savaş tanrısı, savaşçıların ve çalgıcıların yer aldığı bir geçit töreni,bir ziyafet sahnesi, bir atlı, bir boğa, düşsel hayvanlar, aslan gövdeli ve iki başlı, biri aslan, öbürü insan başı karma yaratıklardır. Bunların içinde en ilgi çekici eser M.Ö. 800 yılına ait olduğu ve  kralın halkına güven beratı verdiği görünmektedir. Bu eserde duvara yaslanmış ve antik Finike dilinde ‘Ben kralın barış ve huzur bırakı- yorum, zenginle fakir arasındaki uçurumu kaldırdım’ diye yazmaktadır.

Bugün Zincirli (Sam’al)’de bu eski kazıların izleri dışında görülebilen bir kalıntı yoktur. Zincirli Hüyük’ün önemli bir bölümünün üzerinde bugün modern Zincirli köyü yerleşmesi bulunmaktadır. Kamulaştırma çalışması yapılarak köyün Höyük alanı dışında başka  bir yere taşınması planlanmaktadır. Bu çalışmalar şu anda sürmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ABD’deki Chicago Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. David Schloen Başkanlığında yapılan kazılar devam etmektedir.

Paylaşın

Gaziantep: İslahiye, Cıncıklı Ören Yeri

Cıncıklı Ören Yeri; Gaziantep’in İslahiye İlçesi, Boğaziçi Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Buraya yüzeyde çok miktarda mozaik taşı görüldüğünden yöre halkı tarafından “Cıncıklı” adı verilmiştir. Cıncıklı ören yerinin çevresinde bazalt taşlardan yapılmış bir çok yapı kalıntısı mevcut olmasına rağmen bunların ne tür yapılar olduğu tam olarak anlaşılamamıştır.

Bu yapıların içerisinde boyut olarak en büyüğü, duvarları yaklaşık 0.50-0.70 ml. yükseklikte kalabilmiş olan kilisedir. Uzunluğu 28 m. genişliği ise 15 m. olan kilisenin apsisi uzun tarafta olup, nef ayrımı bulunmamaktadır, ayrıca yanlardan iki girişi bulunmaktadır.

Ortadaki yarım elips biçimli, bozulmuş harçlı taban ise Bema’nın bulunduğu yerdir. Apsis, salondan bir basamak yüksek olup, iki yanında Diakonikon ve Martyrion bölümleri yer almaktadır. Tüm bu alanlardaki döşeme mozaikli olup, salon kısmındaki tabana zürafa, fil, ayı, kaplan gibi bölgeye yabancı hayvanlar ile kuş ve bitki motifleri serpiştirilmiştir.

Apsisin içinde, geometrik şekiller arasına yerleştirilmiş dinsel anlamlar taşıyan hayvan figürleri yer almaktadır. Diakonikon ve Martyrion ile muhtelif yerlerde, panolar içinde Grekçe ve Süryanice yazıtlar görülmekte, bunlar bazen tek dilli bazen çift dilli olarak izlenmektedir. Özellikle Süryanice yazıtlar Gaziantep yöresinde ünik örnekler olması açısından çok önem taşımaktadırlar.

Cıncıklı kilisesi mozaiklerindeki figürler, bölgede tanınmayan bir sanat biçeminin eseridir. Olasılıkla, daha güneydeki sanat akımlarından kopya edilmiş olsa gerekir. Çünkü kilisenin bulunduğu coğrafyaya uygun olmayan fil gibi hayvanlar ile bunların işleniş tarzı, bu yöreye yabancı sanat özellikleri içermektedir.

Gerek panolar içindeki ve gerekse serbest yazıtlar, kiliseye varlıklı ruhban sınıfından kimselerin zaman zaman adak ya da hayır için bağışta bulunduklarına işaret eden ithaf yazıtlardır. Yazıtlı mozaikler, ilk paleografik saptamalara göre en erken M.S. 7- 8. yüzyıllara tarihlenmektedir.

Günümüzde koruma amaçlı üzeri toprakla kapalı olarak tutulan Cıncıklı ören yerinde, önümüzdeki yıllarda yapılacak olan kazı çalışmaları ve çevre düzenlemesi ile bölge turizmi açısından önemli ziyaret yerlerinden birisi haline gelecektir.

Paylaşın