Samsun: Havza, Atatürk Evi Müzesi

Atatürk Evi Müzesi; Samsun’un Havza İlçesi, Medrese Mahallesi, Atatürk Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün 25 Mayıs–13 Haziran 1919 tarihleri arasında işgale karşı bağımsızlık özleminin ilk meşalesini yaktığı Milli mücadelenin ilk karargahı olarak kullandığı, yapıldığı dönemin Mesudiye oteli, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulunun 12.07.1980 tarih ve A- 2371 sayılı kararıyla taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Osmanlı tapu kayıtlarından anlaşıldığı kadar binayı Otel haline getirerek işletmeye açan ilk kişi Havza eşrafından Hurdazlı İsa Efendi isimli bir şahıstır.

Mesudiye otelini bir süre kendisi çalıştıran İsa Efendi 1917 yılında oteli, o yıllarda aynı zamanda Maarif hamamının da müsteciri olan Ali Baba’ya devreder. Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basışından 6 gün sonra karargâhını Havza’ya taşıyacağı haberi üzerine dönemin Kaymakamı Fahri Bey, o yıllarda Havzanın en seçkin konaklama merkezi durumunda olan Ali Baba’nın Mesudiye oteli’ni bir aylığına kiralamış, Paşa’ya ve Karargâhında bulunan askeri ve sivil memurların istirahatine tahsis etmiştir.

Cadde üzerinde bulunan kâgir bina zemin kat üzeri iki katlıdır. Birinci katta 4, ikinci katta 5 oda bulunmaktadır. Tavan ve tabanı ahşap olan bina kırma çatı ile örtülüdür. Otelin birinci katında Kuzey – Batı ve Kuzey – Doğu yönünde bulunan karşılıklı iki oda biri “Çalışma odası” diğeri “Yatak odası” olarak paşa için hazırlanmış, maiyetindeki askeri ve sivil memurların bir bölümü otelin üst katında bulunan odalara yerleştirilirken bir bölümü de Havza’nın ileri gelenlerine ait konaklarda ağırlanmışlardır.

Çalışma Odası: Atatürk’ün Havzada bulunduğu 25 Mayıs – 13 Haziran 1919 tarihleri arasında çalışma odası olarak kullandığı bölümdür. Havzada bulunduğu süre içerisinde kendisini ziyarete gelen birçok heyeti burada kabul etmiştir. Bu odada sergilenen Telgraf maniplesi; Mustafa Kemal Paşa’nın başta Havza Genelgeleri olmak üzere Havzada yaptığı yazışmaları arkadaşlarına, Ordu Komutanlarına, Valilere ve ilgili diğer kimselere ilettiği ilk haberleşme aygıtıdır. Türkiye Cumhuriyeti için yaptırılmış olan ilk Cumhurbaşkanlığı forsu da çalışma odasında sergilenen eserler arasındadır.

Yatak Odası: Atatürk Havza’da bulunduğu süre içinde bu odada istirahat etmiştir. Odada yer alan karyola, yatak, yatak örtüsü ve diğer yatak odası takımının tamamı Atatürk’ün Havzaya geldiği yıllara ait orijinal eşyalardan seçilmiştir.

Havza Odası: Birinci kattadır. Bu odadaki en önemli eser Atatürk’ün el yazısı (Osmanlıca) ve imzası bulunan bir belgedir. Mustafa Kemal Paşa’nın Havzaya geldiğinde Mesudiye oteline iner inmez (Bir iddiaya göre de Havzaya gelmeden bir gün önce) Havza hakkında bilgi sahibi olmak için hazırladığı Havza Kaymakamı Fahri Bey’ e verdiği 12 maddelik soru listesidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Havza konulu küçük bir fotoğraf sergisi, Milli Mücadele yıllarında Rum Çetelerinin düzenlediği saldırı ve katliamları belgeleyen bazı fotoğraflar, Atatürk’le birlikte Havzaya gelen subaylara ve sivil memurlara ait fotoğraflar ve Atatürk’ün Havzada yayınladığı Milli Mücadelemizin “İlk Genelgesi” ile burada yapmış olduğu yazışmalara ve Kurtuluş savaşımızın başlatılmasına dair belgelere ait örnekler Havza odasında sergilenmektedir.

Diğer Oda ve Salonlar: Salon bölümlerinde Atatürk’ün Havzaya geldiği yıllara özgü eşyalar, Mili Mücadelede kullanılan bazı silahlar ve Milli Mücadele yıllarını anlatan çeşitli kitaplar sergilenmektedir. Aralarında Atatürk’ün kullandığı yemek takımının da bulunduğu bu eşyalar arasında 19. yy. sonları ile 20. yy.’ın başlarında Havza yöresinde kullanılan kadın giysileri, mutfak eşyaları, çıkrıklar ve üst kat salon bölümünde bulunan eski Türk evlerine özgü oturma odası takımı ziyaretçilerin yoğun ilgisini toplamaktadır.

Atatürk’ün Milli Mücadele süresinde gittiği / bulunduğu, kongreler düzenlediği ve çalışmalarının merkezi haline getirdiği kentlerin adına ithaf edilerek düzenlenen başta Havza, Amasya, Erzurum, Sivas ve Ankara odalarında, Atatürk’ün bu kentlerde yapmış olduğu bu görüşmelerle ilgili fotoğraflar, buralarda yapmış olduğu yazışmalarla ilgili belgeler ve bu kentlerimizin tarihi ile ilgili bazı bilgiler yer almaktadır.

Paylaşın

Samsun: Şeyh Habil Camii

Şeyh Habil Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Yaycılar Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Köye kadar araçla, köyden sonra yürüyüşle ulaşılabilmektedir.

Cami günümüze ulaşan ender ahşap mimari eserlerdendir. Caminin yakınındaki mezarlık içinde camiye ismini veren Şeyh Habil’in mezarı bulunmaktadır. Yapının yapım tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber Göğceli Cami ile yaklaşık aynı tarihlerde yapıldığı tahmin edilmektedir.

Yabancı bilim adamlarına göre yapı 1211 yılında yaptırılmıştır. Cuma cami olarak uzun yıllar kullanılan yapı kısmen terk edilmiş durumdadır. Dikdörtgen planlı caminin beden duvarları meşe ve karaağaç cinsi boydan boya geçme ahşap malzemeden yapılmıştır.

Yığma tekniği kullanılan camide ahşap perdeler köşelerde Göğceli’de olduğu gibi kurtboğazı geçme yöntemiyle birbirine bağlanmıştır. Yapı taşlar üzerine oturtulmuş büyük kütükler yardımıyla yerden yaklaşık 70-80 cm kadar kaldırılmıştır.

Caminin giriş kapısı üzerinde sonradan yazıldığı düşünülen hicri 1115, 1228, 1240, 1267 tarihleri okunmuştur. Bu tarihler miladi 1619, 1812, 1824, 1851 yıllarına denk gelmekte ise de bu tarihlerin onarım  tarihleri olduğu düşünülmektedir.

Paylaşın

Samsun: Çarşamba Bedestan Çarşısı

Tarihi Bedestan Çarşısı; Samsun’un Çarşamba İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Bugün bedesten adıyla bilinmesine karşın, yapının mimari düzeni klasik bedesten yapılarından ziyade, arasta tanımına uygun düşmektedir. Yapının inşa kitabesi yoktur. Doğu kapısının üstünde Latin harfleriyle yazılan yeni mermer kitabede, yapılış tarihi olarak 1826 yılı kayıtlıdır.

Yöresel bir yayında bedestenin bu tarihte, Bedükyan adında zengin bir Rum tarafından yaptırıldığı bildirilmektedir. Çevre sakinleri arasında söylenegelen aynı rivayete, biz de şahit olduk. Yapının mimari görünüşü ve basit bezeme unsurları, belirtilen tarihe uygun düştüğünden bu tarihi inşa tarihi olarak kabul edebiliriz.

Doğu-batı doğrultusunda uzanan; 20.10 x 38.50 m. boyutlarında, dikine dikdörtgen plânlı yapı, iki başında kapı açılan, üstü sivri beşik tonozla örtülü bir hol (arasta sokağı) ile bunun iki yanında sağlı sollu dizilen dükkânlardan oluşmaktadır.

Güney kanatta dükkânlar, arasında orta eksende, bir başka hol bulunmaktadır. Bu holün bir ucu yapı dışına, diğeri arasta sokağına açılmaktadır. Arasta sokağı, dükkânlardan hayli yüksek tutulan, alaturka kiremitle kaplı bir kırma çatıyla kaplıdır. Arastanın ana girişleri sokak genişliğine yakın ölçülerdedir.

Paylaşın

Samsun: Tarihi Çarşamba Köprüsü

Çarşamba Köprüsü; Samsun’un Çarşamba İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930 yılındaki Samsun gezisinde Çarşamba’ya modern bir köprünün kazandırılması için talimat verdikten sonra, 1931 yılında yapımı tamamlanan Çarşamba Köprüsü, o dönem Türkiye’nin en uzun köprüsü unvanına da sahip olmuştur.

10 gözlü, 12 ayaklı ve 270 metre uzunluğundaki köprü, 252 bin 963 liraya mal oluyor. Tarihi köprü, sanatsal bir değeri olmamasına karşın, Cumhuriyet’in 10. yılında teknoloji yönünden övgüye değer bir eser olarak kabul ediliyor.

Çarşamba Köprüsü geçen zamana rağmen önemini her zaman korudu. 1934-1970 yılları arasında Çarşamba’nın bütün araç trafiğini karşıladı. Ancak köprünün araçlardan kurtulup sadece yayalara açılması 2007 yılını buldu.

Yine de Çarşamba Köprüsü’ndeki gelişmeler bununla sınırlı kalmadı. Estetik değer kazanması için köprüde bazı restorasyon çalışmaları yapıldı.

Günümüzde Çarşamba Köprüsü Çarşamba’nın sembolleri arasında ve Çarşamba Belediyesi’nin ambleminde de kendine yer bulmuş durumda. Çarşamba’da yaşayan herkesin anılarının olduğu tarihi köprü, gelecekte de önemini koruyacak gibi gözüküyor.

Paylaşın

Samsun: Orduköy Kalesi

Orduköy Kalesi; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Ordu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kale, Yeşilırmak Nehri’ne bakan, çevreye hakim bir tepe özelliği göstermektedir. Üzerindeki ağaçlar ve bitki örtüsü nedeniyle kalıntılar pek gözükmemektedir. Bugünkü haliyle yer yer düzleşmiş  ekili bir arazi konumundadır.

Kaleye ait en önemli kalıntı, nehir tarafına doğru doğru uzanan ve “L” şeklinde olan büyük bir duvardır. Bu duvarın başlangıcında ağaçlar ve bitki örtüsüyle kaplı kısımda giriş kapısına ait olduğu düşünülen karşılıklı iki duvar kalıntısı yer almaktadır.

Yine bu sur duvarının devamında arka duvarları bitişik ve cepheleri nehre açık sıralı odalar şeklinde duvar kalıntılarının olduğu ve bunların önceki yıllarda yıkıldığı öğrenilmiştir. Kalenin ortasında bir sarnıç bulunduğu ve bunun içinin toprakla doldurularak yerinin belirsiz hale getirildiği öğrenilmiştir.

Paylaşın

Samsun: Ordu Köyü, Tarihi Ahşap Camii

Tarihi Ahşap Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Ordu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Camiye ait ahşap bir kitabe bulunmamaktadır. Çarşamba ve havarisinin 14. yy. sonlarında yörede hakim olan Taceddinoğulları’nın elinde bulunduğuna ve Taceddinoğlu Hasan Bey’in 1423-1424 tarihinde Ordu Köyü’nü başkent edinip burada bir mescit yaptırdığı şeklindeki kayıtlara bakarak, yapının Taceddinoğlu Beyliği tarafından 1420’li yıllarda yaptırıldığı tahmin edilmektedir.

Ahşap malzemeyle yığma tekniğinden inşa edilmiş olan yapının üzeri dıştan revakı da kaplayacak şekilde kırma çatı ile örülmüştür. Temeli yüksek taşlar üzerine oturtulan caminin üç tarafı ahşap direklerle çevrili olup avlu kenarında da yine ahşap korkuluklarla çevrilmiştir.

Son cemaat yerine korkuluklarda açılan kapıyla girilmektedir. Girişte avluyu taşıyan ahşap direklerde ve caminin asıl giriş kapısında fazla özelliği olmayan süslemeler bulunmaktadır. Giriş kapısı üzerine mermerden H. 1302 (1900) tarihini gösteren bir levha sonradan konulmuştur.

Paylaşın

Samsun: Tarihi Göğceli Camii

Tarihi Göğceli Camii; Samsun’un Çarşamba İlçesi, Çay Mahallesi, Göğceli Mezarlığı içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye sınırları içinde ayakta kalabilen  en eski ahşap cami olarak kabul edilen Göğceli Cami, ahşaptan yığma tekniğiyle inşa edilmiş mimarinin en güzel örneklerinden birisidir.İnşa kitabesi bulunmayan caminin kayıtlı bir vakfiyesine de rastlanılmamıştır.

Yurtdışından gelen bilim adamlarının binadan aldığı ahşap numuneler üzerinde yaptığı testler sonucundan caminin 1206 yılında inşa edildiği, önündeki revakın 1335 yılında eklendiği veya onarıldığı anlaşılmıştır. Cami ahşaptan yığma tekniğinde, köşeleri kurtboğazı geçmelerle duvar boyunca tek parça olarak uzatılan ahşap perdelerle inşa edilmiştir. Yapıda çivi kullanılmamıştır.

Yapıda dövme demir çivi yalnız direk başlarının kirişlere bağlantısında ve harim kısmında revak bölümlerine doğru uzanan merteklere yapılan eklerde kullanılmıştır. Duvarlarda direklerde, direk başlarında, kirişlerde, merteklerde, mahya ışığı gibi yapının birçok yerinde karaağaç, dışbudak, kestane gibi ağaçlar kullanılmıştır. Duvarlarda tek parça olarak kullanılan kalaslar yaklaşık 15-18 cm kalınlığında, 50-70 cm  eninde ve yaklaşık 12-20m. uzunluğundadır.

Ahşap cami taşınabilir özelliktedir. Yapının tabanı büyük taşlar üzerine yerleştirilmiş kütükler yardımıyla yerden 60-70 cm yükseltilmiştir. Alttaki derinlik yapının hava almasını, nemi ve çürümeyi önlemek için açılmıştır. Yapının iç tavan süslemeleri yer yer solmuş ve dökülmüştür. Kuzey kısmı hafif dönel olan çatısı üç omuzlu kırma çatıdır ve alaturka kiremitle örülüdür.

Yapı 2007 yılında kapsamlı bir restorasyon geçirmiştir. Harimde aşık, mertek ve direklerde aşı, çatı tahtalarında kök boyalarıyla yapılmış kalemiçi nakışlar görülmektedir. Camideki klasik motif ve kompozisyon düzeni nakışların erken Osmanlı Dönemi’nde başlayıp klasik devir sonundaki bir dönemde yapılmış olabileceği düşünülmektedir.

Paylaşın

Samsun: Bandırma Vapuru Müzesi

Bandırma Vapuru Müzesi; Samsun’un Canik İlçesi, Belediye Evleri Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda önemli bir rolü olan bu gemi, 1878 yılında Glasgov’da yapılan gemi Kymi adıyla uzun yıllar yük taşımıştır. 12 Aralık 1891 yılında batan gemi aynı yıl içinde yeniden yüzdürülmüş. 1894 yılında o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen İdare-i Mahsusa’ya nakledilen gemi bu tarihten itibaren “Panderma” adıyla Osmanlı denizlerinde yük ve yolcu taşımaya başlamıştır.

28 Ekim 1910 tarihinde İdare-i Mahsusa adı “Osmanlı Seyrüsefain İdaresi” (Osmanlı Denizcilik İşletmesi) olunca geminin adı “Bandırma” olarak değiştirilmiş ve posta vapuru haline getirilmiştir. 19 Mayıs 1919’da Ulu Önder Atatürk ve silah arkadaşlarını Samsun’a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam etmiş ve 1924 yılında “Türkiye Seyrüsefain İdaresi” tarafından hizmet dışı bırakılmıştır.

1925 yılında İlhami Söke’ye satılan gemi aynı şahıs tarafından 4 ay içinde Haliç’te sökülmüştür. 07 Şubat 2005 tarihinde Bandırma Vapuru’nun kullanım hakkı ve işletmesini devralan Samsun Büyükşehir belediyesi tarafından müze haline dönüştürülerek 19 Mayıs 2006 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Gemi içindeki kamarada Mustafa Kemal Paşa ve dört silah arkadaşının balmumu heykelleri bulunmaktadır. 1878 yılında imal edilmiş duvar saati, telefon, harita ölçüm malzemeleri, yangın tüpü, masa ve sandalyeler, burada sergilenen diğer eserlerdir.

35.000 metre kare alana kurulmuş olan Milli Mücadele Parkı ve Açık Hava Müzesi bünyesinde; Çanakkale Savaşı’ndan düşmanın İzmir’de denize dökülüşüne kadar süren zorlu mücadeleyi simgeleyen seramik rölyefler, Samsun ve ilçelerinden İstiklal Savaşı’nda kaybettiğimiz 1.200 şehidimizin adlarının yer aldığı şehitler yazıtı, Milli Mücadele’yi anlatan 10 adet bronz rölyef,yedi figürlü Milli Kurtuluş Anıtı ve İstiklal Mücadelesi’nde kahraman Mehmetçik tarafından kullanılan top, tüfek, torpido, denizaltı mayınları ve uçaksavar gibi savaş malzemeleri bulunmaktadır.

Paylaşın

Samsun: Oyuncak Müzesi

Oyuncak Müzesi; Samsun’un Canik İlçesi, Belediye Evleri Mahallesi, Girne Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mevlana Eğitim, Kültür ve Yaşam Kampüsü içerisindeki Oyuncak Müzesi, Karadeniz’deki ilk ve şu anlık tek Oyuncak Müzesi’dir. Müze kapsamında bir de oyuncak üretim atölyesi bulunmaktadır.

Geleneksel’, ‘fabrikasyon’, ‘yabancı’, ‘antik’ ve ‘yerli’ kategorilerinde 1000’e yakın oyuncağın yer aldığı Türkiye’nin en büyük oyuncak müzesinde çocuklar, hayal dünyalarını genişletirken, oyuncakların tarihi serüvenini de öğrenme imkanı buluyor.

Müzede sergilenen eserlerden en eskisi 18. yüzyıla ait bir figür ve en yenisi ise 1982 yılına ait bir barbie bebektir.

Paylaşın

Samsun: Hayat Kayası Mağarası

Hayat Kayası Mağarası; Samsun’un Bafra İlçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Pleostosen Dönemlerde (MÖ.600.000-15.000) kullanıldığı düşünülen Hayat Kaya Mağarası il sınırlarındaki en büyük doğal mağara olma özelliğine sahiptir.

İnsanların en erken yaşam çağlarında tamamen tüketici olduğu dönemlerde korunma için stratejik bir sığınak oluşturan ve tatlı su bulunması nedeniyle güvenli bölge konumundaki mağaranın girişinin daha sonraki dönemlerde düzeltmek suretiyle şekillendirildiği anlaşılmakta.

Yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki mağaranın içinde bir kısmı yer altında olan dere ve sonlarına doğru bir küçük şelale yer alıyor. Yer yer likit-sarkıt oluşumu mevcut olan mağaranın 2012 yılında tespit edildi ve sit alanı ilan çalışmaları devam etmekte.

Paylaşın