Anadolu’da İlk Şirket 4 Bin Yıl Önce Kuruldu

Kayseri şehir merkezinden 18 kilometre uzaklıkta yer alan Kültepe’de yapılan kazılarda bulunan 4 bin yıllık bir tablet, Anadolu’da ilk şirketin 12 kişi tarafından 15 kilo altınla kurulduğunu ortaya koydu.

Kültepe’de 75 yıldır devam eden kazılarda, dönemin ticari hayatına da dair zengin bilgiler sunan 20 binin üzerinde çivi yazılı tablet ortaya çıkarıldı. Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, bu tabletlerin dönemin ekonomik ve sosyal dinamiklerinin anlaşılmasında önemli olduğunu vurguladı.

Asurluların Anadolu’da kurduğu on Karum’un yönetim merkezi olan Kültepe Karum’da yapılan kazılarda bulunan 4 bin yıllık bir tablet, Anadolu’da ilk şirketin 12 kişi tarafından 15 kilo altınla kurulduğunu ortaya koydu.

Kayseri kent merkezine 18 kilometre uzaklıktaki Kültepe’de kazılar 75 yıldır devam ederken, şu ana kadar 20 binden fazla çivi yazılı tablet bulundu. Bu tabletler dönemin ticari faaliyetlerini ayrıntılı olarak ortaya koymakta.

Anadolu Arkeolojisi’nde yer alan habere göre; Kültepe Kazı Başkanı Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu, Kültepe’deki tabletlerin çoğunun ticari amaçlı olduğunu ve her türlü mali işlemin kayıt altına alındığını söyledi.

Fikri Kulakoğlu, kervan harcamalarından borç ve kredi ilişkilerine kadar pek çok ayrıntının bu tabletlerde yer aldığını, bu da Kültepe’nin o dönemde çok hareketli ve büyük bir ticaret merkezi olduğunu gösterdiğini belirtti.

Anadolu’da ilk şirketin Kültepe’de kurulması, yalnızca Asur ticaret kolonilerinin ulaştığı ileri düzey ekonomik örgütlenmeyi vurgulamakla kalmıyor, aynı zamanda Kültepe’nin bir ticaret merkezi olarak stratejik önemini de vurguluyor.

Eski Anadolu toplumunun ekonomik uygulamalarına ve yasal çerçevelerine dair nadir bir bakış açısı sağlayan tabletler, dönemin ekonomik faaliyetlerini belgelemekle kalmıyor, aynı zamanda antik ticaret uygulamalarının temelini oluşturan organizasyon ve yasal yapıları da ortaya koyuyor.

Paylaşın

Aragon Kalesi’ndeki Ölüm Sandalyeleri: Çürüyen Cesetlerle Günlük Dualar

Aragon Kalesi, İtalya’nın Napoli Körfezi’nin kuzey tarafında yer alan Ischia adasında bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Kalenin tarihi M.Ö. 5. yüzyılda kadar uzanmaktadır.

Haber Merkezi / Aragon Kalesi, 1575 ile 1810 yılları arasında Saint Clare Tarikatı’na (Fakir Clares olarak da bilinir) mensup rahibelerin kaldığı ‘Convento delle Clarisse’ olarak adlandırılan bir manastıra ev sahipliği yapmıştır.

Saint Clare Tarikatı oldukça alışılmadık bir cenaze töreni uygulaması yapıyordu: Ölüm Sandalyeleri. Ölüm Sandalyeleri, ölen rahibelerin cesetlerinin çürümek üzere yerleştirildiği taş sandalyelerdi.

Bir rahibe öldüğünde, cesedi ‘Cimitero delle Monache Clarisse’ mezarlığına götürülür ve çürümek üzere bir ‘Ölüm Sandalyesi’ üzerine oturur pozisyonda yerleştirilirdi.

Manastırdaki diğer rahibeler, ölen ve ‘Ölüm Sandalyesi’ üzerine yerleştirilmiş rahibeleri her gün ziyaret ederek, onlar için dualar okurlardı.

Her ‘ölüm sandalyesinin’ oturma yerinin altında, özel bir kabın yerleştirildiği bir delik vardır. Bu delik, çürüme süreci sırasında ortaya çıkan sıvıları topluyordu. Ceset tamamen çürüdükten sonra geri kalan kemikler toplanıyor ve bir kemik sandığa yerleştiriliyordu.

Manastır artık rahibelere ev sahipliği yapmasa da, ‘ölüm sandalyeleri’ Aragon Kalesi’ndeki varlığını devam ettirmektedir.

Paylaşın

Kiros Silindiri: Kadim İnsan Hakları Bildirisi

Fransız Devrimi’nin İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi’nden 2 bin yıl önce, en eski insan hakları bildirgesi olarak kabul edilen bir bildiri yayınlandı: Kiros Silindiri.

Haber Merkezi / Günümüzde Londra’daki Britanya Müzesi’nde sergilenmekte olan Kiros Silindiri, 1879 yılında Asur bilgini Hormuzd Rassam tarafından Babil’deki Marduk Tapınağı’nda bulundu.

Silindirin üzerinde, dönemin en büyük imparatorluğunu kuran Ahameniş İmparatorluğu’nun kurucusu Pers kralı Büyük Kiros’un MÖ 539 yılında Babil’i fethini ve Babil’in son kralı Nabonidus’un ele geçirilmesini anlatan bir metin yer alıyor.

Silindirdeki metinde Aynı zamanda, Kiros’un dini, ırksal ve dilsel özgürlüğü desteklediğinden ve Babilliler tarafından yurtlarından edilenlerin anavatanlarına dönmelerine izin verdiğinden söz ediyor.

Kiros Silindiri’nde yer alan metnin bazı bölümleri şöyle: 

“İmparatorluğumdaki ulusların gelenek, görenek ve dinlerine saygı duyacağımı ve ben hayatta olduğum sürece hiçbir valimin ve astımın onları küçümsemesine veya aşağılamasına asla izin vermeyeceğimi duyuruyorum.

Bundan sonra… kimsenin kimseye zulmetmesine izin vermeyeceğim, böyle bir şey olursa onun hakkını geri alacağım ve zalimin cezasını vereceğim.

Kimsenin zorla veya tazminatsız olarak başkalarının taşınır ve taşınmaz mallarına el koymasına asla izin vermeyeceğim. Hayattayken ücretsiz, zorla çalıştırmayı yasaklıyorum.

Bugün herkesin din seçmekte özgür olduğunu duyuruyorum. İnsanlar başkalarının haklarını ihlal etmemek koşuluyla her bölgede yaşamakta ve çalışmakta özgürdürler.”

Kiros’un bildirisi, temel olarak Babilli kölelerin serbest ve özgür olması gerektiğinden bahsettiği için, “ilk insan hakları bildirgesi” olarak da kabul edilmektedir.

Kölelik, Pers toplumunun ayrılmaz parçası olarak kalmaya devam eden bir kurum olmasına rağmen, eski Mezopotamya geleneklerini derinden etkilemiştir. Öyle ki, hükümdarlar tahta geçiş törenlerinde, reform bildirgeleri yayımlamıştır.

Paylaşın

Eski Mısır Mitolojisinde Samanyolu’nun Gizli Rolü

Eski Mısırlılar Güneş, Ay ve gezegenler hakkındaki astronomi bilgileri ile biliniyorlardı, ancak Samanyolu Galaksisi’nin Mısır dininde ve kültüründe nasıl bir rol oynadığı şu ana kadar belirsizdi.

Haber Merkezi / Portsmouth Üniversitesi’nden bir astrofizikçinin yaptığı yeni bir araştırma, Samanyolu Galaksisi ile Mısır’ın gök tanrısı Nut arasındaki ilişkiye ışık tutuyor.

Kış aylarında Samanyolu’nun Nut’un uzanmış kollarını, yaz aylarında ise omurgasını takip ettiğini öne sürüyor.

Mısır sanat eserlerini araştırdığınızda, başka bir kişinin üzerine eğilmiş, çevresi yıldızlarla dolu bir kadın tasviri göreceksiniz. Gökyüzü tanrıçası Nut’u, diğer figür ise kardeşi yer tanrısı Geb’i temsil etmektedir. Nut’un çok özel bir görevi vardı; Dünya’yı boşluğun suları altında kalmaktan koruma!

Portsmouth Üniversitesi’nden astrofizik alanında Doçent Doktor Or Graur, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Galaksiler üzerine bir kitap yazarken ve Samanyolu mitolojisini araştırırken tesadüfen gök tanrıçası Nut’a rastladım. Kızlarımı bir müzeye götürdüm ve onlar bu görüntüden büyülendiler ve onunla ilgili hikayeler duymak istediler” dedi ve ekledi:

“Bu ilgimi çekti ve gök tanrıçası Nut’un gerçekten Samanyolu Galaksisi ile bağlantılı olup olamayacağının ikili analizini (astronomik ve kültürler arası) yapmak için hem astronomi hem de Mısır bilimini birleştirmeye karar verdim.”

Dr. Or Graur, aralarında Piramit Metinleri, Tabut Metinleri ve Nut Kitabı’nın da bulunduğu zengin bir antik kaynak koleksiyonundan yararlandığını ve bunları Mısır gece gökyüzünün karmaşık simülasyonlarıyla karşılaştırdığını söyledi.

Samanyolu’nun Nut’un ilahi varlığını vurguladığına dair ikna edici kanıtlar bulduğunu ifade eden Graur, ayrıca Mısır inançlarını diğer kültürlerin inançlarıyla ilişkilendirerek, farklı toplumların Samanyolu’nu nasıl yorumladığına dair benzerlikleri ortaya koydu.

Paylaşın

Oscar Ödülleri Sahiplerini Buldu: Gazze’de Ateşkes Çağrısı

Bu yıl 96’ncısı düzenlenen Oscar Ödülleri ABD’nin Los Angeles kentinde bulunan Dolby Theatre’da yapılan törenle sahiplerini buldu. Geceye 13 dalda aday olan ve bunlardan yedisini kazanan Oppenheimer filmi damgasını vurdu.

Filmin yönetmeni Christopher Nolan en iyi yönetmen ödülünü alırken, başroldeki Cillian Murphy de en iyi aktör ödülünü kazandı.

En iyi kadın aktris ödülünü ise Poor Things’deki performansıyla Emma Stone aldı. Film en iyi makyaj ve saç tarzı, en iyi kostüm ve en iyi prodüksiyon tasarımı ödülünü de aldı.

En iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü Oppenheimer’daki rolüyle Robert Downey Jr., en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülünü ise The Holdovers’taki rolüyle Da’Vine Joy Randolph kazandı.

Geçen yıl gişede büyük başarı elde eden Barbie filmi ise geceden sadece bir ödülle ayrıldı. Film en iyi orijinal müzik Oscar ödülünü kazandı.

“Bu gece burada bulunmaktan gurur duyan bir İrlandalıyım” diyen Murphy şöyle konuştu: “İyi ya da kötü, Oppenheimer’ın dünyasında yaşıyoruz. Bunu dışarıdaki tüm barış yanlılarına ithaf etmek istiyorum.” ifadelerini kullandı.

Nolan, daha önce Dunkirk ile aday gösterildiği En İyi Yönetmen Oscar’ını Martin Scorsese ve Jonathan Glazer’ı geride bırakarak aldı.

Nolan, gecede yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Bu inanılmaz yolculuğun bundan sonra nereye gideceğini bilmiyoruz ama bunun anlamlı bir parçası olduğumu düşündüğünüzü bilmek benim için dünyalara bedel.”

Ödüller:

En İyi Film: Oppenheimer
En İyi Yönetmen: Chistopher Nolan – Oppenheimer
En İyi Kadın Oyuncu: Emma Stone – Poor Things
En İyi Erkek Oyuncu: Cillian Murphy – Oppenheimer
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Da’Vine Joy Randolph – The Holdovers
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Downey Jr. – Oppenheimer

En İyi Özgün Şarkı: What Was I Made For? – Barbie
En İyi Film Müziği: Oppenheimer
En İyi Sinematografi: Oppenheimer
En İyi Görsel Efekt: Godzilla Minus One
En İyi Belgesel : Mariupol’de 20 Gün

“Çocukları öldürmeyi bırakın”

Ödül töreninden önce Dolby Theatre önünde toplanan Filistin destekçisi göstericiler Gazze’de acil ateşkes için gösteri yaptı ve yolu kapadı.

Gazze’ye destek gösterisi nedeniyle ödül töreni bir süre geç başlarken, Gazze’de acil ateşkes talebinde bulunan Hollywood oyuncuları da kırmızı halıda yakalarında “ateşkesi” sembolize eden broşlarla poz verdi.

Aralarında Ramy Youssef, Mark Ruffalo ve Billie Eilish gibi Hollywood yıldızlarının bulunduğu birçok oyuncunun salona “Gazze’de ateşkes” talebini sembolize eden kırmızı broşlarla geldi.

Oyuncu Ramy Youssef ödül töreni öncesinde medyaya yaptığı açıklamada, “Gazze’de acil ve kalıcı ateşkes çağrısında bulunuyoruz. Filistin halkı için barış ve kalıcı adalet için çağrıda bulunuyoruz. Bu aslında evrensel bir mesaj: Çocukları öldürmeyi bırakın” dedi.

“Yabancı Dilde En İyi Film” dalında Holokost’u anlatan “Zone of Interest” filmiyle ödül kazanan Jonathan Glazer, ödülünü kabul ederken yaptığı konuşmada Gazze’deki işgale tepki gösterdi:

“Şu an burada (Gazze’deki) bir işgal ile gasp edilen Holokost’u ve Yahudiliklerini reddeden kişiler olarak karşınızda duruyoruz. Bu işgal pek çok masum insan için çatışma getirdi, ister İsrail’deki 7 Ekim kurbanları olsun, isterse halen Gazze’de devam eden saldırılar olsun, hepsi bu insanlıktan çıkarma eylemlerinin kurbanları.”

Paylaşın

74. Uluslararası Berlin Film Festivali’nde Ödüller Sahiplerini Buldu

Dünyanın en prestijli film festivallerinden biri olarak anılan Berlin Film Festivali’nin (Berlinale) en büyük ödülü olan Altın Ayı’yı, Mati Diop’un “Dahomey” adlı belgesel yapımı kazandı. Berlinale’de geçen yıl da büyük ödül bir belgesel filme layık görülmüştü.

Film, günümüzde Benin adını alan eski Dahomey Krallığı’na ait 26 tarihi eserin Fransa’dan Benin’e iade sürecini anlatıyor. Söz konusu tarihi eserler, 1892 yılında Fransız Koloni Birlikleri tarafından çalınarak, Paris’e götürülmüştü.

Diop törende yaptığı konuşmada, çalınan tarihi eserlerin iadesini “adaletin sağlanması” olarak değerlendirdi. Herkesin geçmişi bir yük olarak üzerinden atma veya sorumluluğu üstlenme arasında bir seçim yapabileceğini belirten Diop, “Biz unutmak istemeyenler arasında yer alıyoruz” şeklinde konuştu.

Dünyanın en prestijli film festivallerinden biri olarak Venedik ve Cannes’la birlikte “Üç Büyük” arasında sayılan Uluslararası Berlin Film Festivali’nde ödüller dün akşam düzenlenen törenle sahiplerini buldu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Berlinale olarak bilinen festivalde, En İyi Film dalında Altın Ayı’yı, yönetmenliğini Fransa doğumlu Senegal kökenli Mati Diop’un yaptığı belgesel “Dahomey” kazandı.

Film, günümüzde Benin adını alan eski Dahomey Krallığı’na ait 26 tarihi eserin Fransa’dan Benin’e iade sürecini anlatıyor. Söz konusu tarihi eserler, 1892 yılında Fransız Koloni Birlikleri tarafından çalınarak, Paris’e götürülmüştü.

Diop törende yaptığı konuşmada, çalınan tarihi eserlerin iadesini “adaletin sağlanması” olarak değerlendirdi. Herkesin geçmişi bir yük olarak üzerinden atma veya sorumluluğu üstlenme arasında bir seçim yapabileceğini belirten Diop, “Biz unutmak istemeyenler arasında yer alıyoruz” şeklinde konuştu.

Berlinale’de geçen yıl da büyük ödül bir belgesel filme layık görülmüş, Nicolas Philibert imzalı “Sur l’Adamant” En İyi Film dalında Altın Ayı’nın sahibi olmuştu.

Jüri Büyük Ödülü dalında Gümüş Ayı’ya Güney Koreli Hong Sang-soo imzalı “A Traveler’s Needs” adlı film layık görüldü. Isabelle Huppert’in başrolünde oynadığı film, Güney Kore’de yaşayan bir Fransızca öğretmeninin hikayesini ele alıyor.

Jüri Ödülü dalında Gümüş Ayı Fransız Bruno Dumont’un yönetmenlik koltuğunda oturduğu bilim kurgu filmi “L’Empire”ın oldu. Film, Normandiya kıyılarındaki bir balıkçı köyünde, uzaylıların köylülerin bedenlerini ele geçirmesini konu ediyor.

Kenyalı aktris Lupita Nyong’o’nun başkanlığını yaptığı jüri, En İyi Yönetmen dalında Gümüş Ayı ödünü “Pepe”nin yönetmeni Nelson Carlo de los Santos Arias’ın oldu. Dominik Cumhuriyeti doğumlu yönetmen filmde, Kolombiyalı ölmüş bir su aygırının hikayesini anlatıyor.

Berlinale’de, Başroldeki En İyi Oyunculuk Performansı dalında Gümüş Ayı ABD yapımı “A Different Man”deki rolü ile Sebastian Stan’in oldu.

En İyi Yardımcı Oyunculuk Performansı dalında ise Gümüş Ayı’yı İngiliz kadın oyuncu Emily Watson kazandı. Emily Watson, festivalin açılış filmi olan, yönetmenliğini Tim Mielant’ın yaptığı “Small Things Like These”de Cillian Murphy ile birlikte rol alıyor.

Alman yönetmen ve senarist Matthias Glasner’in imzasını taşıyan “Sterben” ise En İyi Senaryo dalında Gümüş Ayı’ya layık görüldü. Mükemmel Sanatsal Performans dalında Gümüş Ayı’nın sahibi Veronika Franz ile Severin Fiala’nın yönetmenliğini yaptığı “Des Teufels Bad” adlı filmin kameramanı Martin Gschlacht oldu.

15-25 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Berlinale’de bu yıl 20 film Altın ve Gümüş Ayı için yarışmıştı.

Berlinale’de resmi jürinin dışında çok sayıda bağımsız kuruluş tarafından da ödül verildi. Aslı Özge imzalı “Faruk” Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonunun (FIPRESCI) ödüle layık gördüğü yapımlar arasında yer aldı.

Dünya sinemasından örneklerin yer aldığı Panorama bölümünde gösterilen “Faruk” kentsel dönüşümde evini kaybetmek istemeyen bir baba ile kızının hikayesini anlatıyor. İstanbul doğumlu, Berlin’de yaşayan yönetmen Aslı Özge, daha önce de festivale konuk olmuştu.

FIPRESCI, “Yaşlanma ve değişim gibi küresel konuların kişisel hikayelerle derinlemesine, özgün bir şekilde anlatarak, sanatsal mükemmeliyet ve toplumsal iç görü elde etmeyi” başaran filmin övgüyü hak ettiğini ifade etti.

Cannes ve Venedik ile birlikte dünyanın üç önemli film festivali arasında sayılan Berlinale’ye bu yıl yine siyaset de damgasını vurdu. Festivalin açılış töreninde birçok davetli aşırı sağa karşı mesajlar verirken, İsrail ile Hamas arasında Gazze’de yaşanan savaş da gündemdeydi. Ödül töreninde de sahneye çıkanlar “ateşkes şimdi” yazılı notlarla Gazze’de ateşkes çağrısı yaptı.

74’üncü Berlinale, Mariette Rissenbeek ve Carlo Chatrian’ın yönetiminde düzenlenen beşinci ve son festival oldu. Festivalin yönetimini Nisan ayından itibaren Tricia Tuttle üstlenecek.

Paylaşın

Her Gün 20 Dakika Kitap Okumanın 5 Avantajı

Okumak harika bir zaman geçirme etkinliği veya kişisel gelişim için harika bir araç olabilir. İster eğlence amaçlı okuyor olun, ister yeni bir beceri edinmek veya belirli bir konu hakkında bilgi toplamak için…

Haber Merkezi / Daha fazla kitap okumakla ilgileniyorsanız ama biraz motivasyona ihtiyacınız varsa, bu içerik tam size göre.

Beyni uyarır: Düzenli kitap okumak beyni uyarır ve aktif kalmasını sağlar. İster büyüleyici bir romana dalıyor olun, ister kurgu olmayan, düşündürücü bir kitabı keşfediyor olun, ister bir kişisel gelişim rehberinin sayfalarını karıştırıyor olun, okumak beyni yeni fikirlere, bakış açılarına ve bilgilere maruz bırakır.

Stres azaltır: Bir kitabın sayfalarının arasına karışmak, günlük yaşamın stresinden hoş bir soluklanma sağlayabilir. Okumanın stresle ilişkili hormon olan kortizol düzeyini düşürdüğü, böylece rahatlamayı sağladığı ve gerginliği azalttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Kelime haznesini arttırma: Düzenli olarak okumak, yeni kelime ve ifadelerle tanışmanızı sağlar ve bu da kelime dağarcığınızın gelişmesine katkıda bulunur. İster edebi kurguda alışılmadık terimlerle, ister kurgu dışı eserlerde teknik jargonla, ister akademik metinlerde özel terminolojiyle karşılaşın, her yeni kelime dil dağarcığınızı zenginleştirir.

Geniş bir kelime dağarcığı yalnızca iletişim becerilerini geliştirmekle kalmaz, aynı zamanda kendinizi hem yazılı hem de sözlü olarak etkili bir şekilde ifade etme konusunda katkıda bulunur.

Odaklanma ve konsantrasyon: Dikkat dağıtıcı unsurların bol olduğu günümüzün dijital çağında, odaklanma her zamankinden daha önemli. Okumak, sürekli dikkat ve konsantrasyon gerektirir. Her gün 20 dakika okuma, beyninizi, dikkatinizi daha uzun süre koruyacak şekilde eğitebilir.

Kişisel gelişme: Kitapların hayatları dönüştürme gücü vardır. Okumak sizi farklı bakış açıları, deneyimler ve içgörülerle tanıştırarak dünyaya ve kendinize dair anlayışınızı genişletir. Her okuma deneyimi kişisel gelişmeyi tetikleme potansiyeline sahiptir.

Paylaşın

77. Kez Dağıtılan BAFTA Ödülleri Sahiplerini Buldu

İngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) Ödülleri, Londra’daki Royal Albert Hall’de David Tennant’ın sunduğu törenle sahiplerini buldu. Oppenheimer filmi geceye damgasını vurdu.

13 adaylığı olan Oppenheimer filmi gecede “En İyi Film” dahil 7 dalda ödül kazandı. Filmin yönetmeni Christopher Nolan en iyi yönetmen, başrol oyuncusu Cillian Murphy en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldü. Yine filmin yıldız isimlerinden Robert Downey Jr. da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülüne layık görüldü.

11 dalda aday gösterilen Poor Things de 5 ödül kazandı. En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ise “Poor Things” filmindeki beğenilen performansıyla Emma Stone’a gitti.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazi komutan Rudolf Höss’ün Auschwitz toplama kampının yanındaki eve yerleşmesini konu edinen The Zone Of Interest filmi ise En İyi Yabancı Dilde Film ve En İyi Britanya Yapımı Film kategorilerinde ödül aldı.

Uzun süre Rus kuşatmasında kalan Ukrayna’nın Mariupol kentini konu alan “Mariupol’de 20 Gün” ise en iyi belgesel dalında ödül kazandı.

En İyi Film: Oppenheimer
En İyi Yönetmen: Christopher Nolan, Oppenheimer
En İyi Özgün Senaryo: Anatomy of a Fall
En İyi Uyarlama Senaryo: American Fiction
En İyi İngiliz Filmi: The Zone of Interest

En İyi Kadın Oyuncu: Emma Stone, Poor Things
En İyi Erkek Oyuncu: Cillian Murphy, Oppenheimer
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Da’Vine Joy Randolph, The Holdovers
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Downey Jr., Oppenheimer

İngiliz Yazar, Yönetmen veya Yapımcıdan En İyi İlk Film: Earth Mama
Yabancı Dilde En İyi Film: The Zone of Interest
En İyi Belgesel: 20 Days In Mariupol
En İyi Animasyon Filmi: Çocuk ve Balıkçıl (The Boy and the Heron)

En İyi Oyuncu Kadrosu: The Holdovers
En İyi Sinematografi: Oppenheimer
En İyi Kostüm Tasarımı: Poor Things
En İyi Kurgu: Oppenheimer
En İyi Saç ve Makyaj: Poor Things

En İyi Orijinal Müzik: Oppenheimer
En İyi Prodüksiyon Tasarımı: Poor Things
En İyi Görsel Efekt: Poor Things
En İyi Ses: The Zone of Interest

Paylaşın

75. Emmy Ödülleri Sahipleriyle Buluştu

ABD televizyon endüstrisinin en prestijli ödüllerinden Emmy Ödülleri, grevler nedeniyle yaşanan gecikmenin ardından 75. kez sahipleriyle buluştu. Ödül törenine Succession dizisi damga vurdu.

Eylül ayında yapılması planlanırken Hollywood’daki grev nedeniyle ertelenen 75. Emmy Ödül Töreni, Los Angeles’taki Peacock Tiyatrosu’nda gerçekleşti.

Medya patronun bir ailenin hikayesini konu alan Succession dizisi geceye damga vurdu. Succession, Beef ve The Bear en iyi yapımlar olarak öne çıktı.

Succession’ın başrolleri Sarah Snook, Kieran Culkin ve Matthew Macfadyen büyük ödülleri kazanırken, dizi de En İyi Drama Dizisi Ödülü’nü aldı.

Ödülleri kazananların listesi şöyle:

Drama

En İyi Dizi: Succession
En İyi Erkek Oyuncu: Kieran Culkin, Succession
En İyi Kadın Oyuncu: Sarah Snook, Sucession
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Matthew Macfadyen, Succession
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Jennifer Coolidge, The White Lotus
En İyi Yönetmen: Mark Mylod – Succession, “Connor’s Wedding”
En İyi Senaryo: Succession, “Connor’s Wedding” – Jesse Armstrong

Komedi

En İyi Dizi: The Bear
En İyi Erkek Oyuncu: Jeremy Allen White, The Bear
En İyi Kadın Oyuncu: Quinta Brunson, Abbott Elementary
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Ebon Moss-Bachrach, The Bear
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Ayo Edebiri, The Bear
En İyi Yönetmen: Christopher Storer – The Bear, “Review”
En İyi Senaryo: The Bear, “System” – Christopher Storer

Mini dizi / TV filmi

En İyi Mini Dizi: Beef
En İyi TV Filmi: Weird: The Al Yankovic Story
En İyi Erkek Oyuncu: Steven Yeun, Beef
En İyi Kadın Oyuncu: Ali Wong, Beef
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Paul Walter Hauser, Black Bird
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Niecy Nash-Betts, Dahmer – Monster: The Jeffrey Dahmer Story
En İyi Yönetmen: Lee Sung Jin – Beef, “Figures of Light”
En İyi Senaryo: Beef, “The Birds Don’t Sing, They Screech In Pain” – Lee Sung Jin

Paylaşın

Altın Küre Ödülleri Sahiplerini Buldu: Oppenheimer Ve Succession

Senarist ve oyuncular grevi nedeniyle geçen yıl ertelenen ve “Oscarların habercisi” olarak nitelendirilen Altın Küre ödülleri Los Angeles’ta düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Ödül töreninin sunucusu komedyen ve aktör Jo Koy’du.

Televizyon dalında “Succession”, geceden En İyi Drama dizisi dahil, dört ödülle ayrılırken, “The Bear” ve “Beef” üçer ödül aldı. Sinema dalında ise “Oppenheimer”, En İyi Film dahil beş ödüle değer görüldü.

Oppenheimer, yönetmen koltuğundaki Christopher Nolan’a “en iyi yönetmen” ödülünü getirirken, fizikçi Julius Robert Oppenheimer’e hayat veren başrol oyuncusu Cillian Murphy “en iyi erkek oyuncu” dalında ödüle layık görüldü. Robert Downey Jr, aynı filmdeki rolüyle “en iyi yardımcı erkek oyuncu” ödülünü alırken “en iyi özgün film müziği ödülü” de Oppenheimer’e gitti.

“En iyi kadın oyuncu” dalındaki ödülün sahibi Poor Things’teki rolüyle Emma Stone olurken, “en iyi yabancı film” ve “en iyi senaryo” ödüllerine ise Fransa yapımı Anatomy of a Fall’a layık görüldü. The Boy and the Heron ise “en iyi animasyon” ödülünü kazandı.

2023’te Oppenheimer ile birlikte kitleleri sinema salonlarına çeken ve gecenin favorileri arasında olan Barbie geceden iki ödülle ayrıldı. Dokuz dalda aday gösterilen film, “en iyi özgün şarkı” (Billie Eilish O’Connell & Finneas O’Connell  – “What was I made for?”) ve yeni bir kategori olan “sinema ve gişe başarısı” dalında ödüle layık görüldü.

Televizyon dünyasının bu yılki yıldızı ise son sezonuyla rekor dalda aday gösterilen Succession oldu. ABD’de medya imparatorluğu sahini bir ailenin içindeki iktidar mücadelesini anlatan dizi, drama dalında “en iyi dizi” ödülünün sahibi oldu. Succession’un yıldızları Kieran Culkin, Sarah Snook ve Matthew Macfadyen de geceden ödülle ayrıldı.

Komedi kategorisinin kazananı ise The Bear oldu. Dizi, “en iyi komedi dizisi” dalında ödüllendirilirken; dizinin başrol oyuncuları Jeremy Allen White ve Ayo Edebiri de geceden bu kategoride en iyi erkek ve en iyi kadın oyuncu dallarında ödülle ayrıldılar.

Mini dizi dalında ise Netflix yapımı Beef, Altın Küre’nin sahibi oldu. Dizi, başrol oyuncuları Ali Wong ve Steven Yeun’a da bu dalda en iyi kadın oyuncu ve en iyi erkek oyuncu ödüllerini kazandırdı.

Sinema ödülleri:

En İyi Film (Drama): Oppenheimer
En İyi Film (Komedi/Müzikal): Poor Things
En İyi Yönetmen: Christopher Nolan – Oppenheimer
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Cillian Murphy – Oppenheimer

En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Lily Gladstone – Killers of the Flower Moon
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi/Müzikal): Paul Giamatti – The Holdovers
En İyi Kadın Oyuncu (Komedi/Müzikal): Emma Stone – Poor Things
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Da’Vine Joy Randolph – The Holdovers
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Robert Downey Jr. – Oppenheimer

En İyi Senaryo: Justine Triet & Arthur Harari – Anatomy of a Fall
En İyi Özgün Müzik: Oppenheimer
En İyi Özgün Şarkı: “What Was I Made For?” Billie Eilish O’Connell & Finneas O’Connell – Barbie
En İyi Yabancı Film: Anatomy of a Fall
En İyi Animasyon Film: The Boy and the Heron

Televizyon ödülleri:

En İyi Dizi (Drama): Succession
En İyi Dizi (Komedi): The Bear
En İyi Mini Dizi / TV Filmi: Beef
En İyi Erkek Oyuncu (Drama): Kieran Culkin – Succession
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Sarah Snook – Succession
En İyi Erkek Oyuncu (Komedi): Ayo Edebiri – The Bear

En İyi Kadın Oyuncu (Komedi): Jeremy Allen White – The Bear
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Drama/Komedi): Matthew Macfadyen – Succession
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (Drama/Komedi): Elizabeth Debicki – The Crown
En İyi Erkek Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi): Steven Yeun – Beef
En İyi Kadın Oyuncu (Mini Dizi/TV Filmi): Ali Wong – Beef

Paylaşın