Tokat: Meydan (Hatuniye) Camii

Meydan (Hatuniye) Camii; Tokat’ın Merkez İlçesi, Meydan Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Sultan II. Beyazıt’ın annesi Gülbahar Hatun adına yaptırdığı camii kayıtlarda “Hatuniye Camii” olarak geçmektedir.

Meydan Mahallesi’nde adını aldığı geniş bir alan üzerinde 1485 yılında yaptırılmıştır. Tokat’ta yapılmış en güzel Osmanlı eserlerinden birisidir.

Kesme taştan inşa edilmiş, ana mekan üzerinde tek minaresi ve 6 sütundan oluşan 5 kubbeli son cemaat yeri vardır.

Meydan Camii’nin Selçuklu tarzı skalaktitlerle işlenmiş mermer portalı ve künde kari tekniğinde yapılmış ahşap kapı kanatları birer sanat şaheseridir.

Paylaşın

Tokat: Esentimur Türbesi (Sivri Tekke)

Esentimur Türbesi (Sivri Tekke); Tokat’ın Merkez İlçesi, Yeşilırmak Mahallesi, Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yakın tarihte geçirdiği onarımla yapının bilhassa tuğla kısımları yenilenmiş ve içi sıvayla kaplanmıştır. Yapının hacet penceresi üzerinde bulunan iki satırlık mermer kitabesinden, 713 (1314) yılında vefat eden Moğol emîrlerinden Nûreddin b. Sentimur için yapıldığı anlaşılmaktadır.

Türbe, kare bir gövde üzerine oturtulan sekizgen bir kasnakla bunun üzerinde yükselen içten kubbe, dıştan yıldız külahlıdır. Oldukça geniş tutulan külaha geçiş Türk üçgenleriyle sağlanmaktadır.

Yapının gövdesinde kesme taş kullanılırken kasnak ve külah tuğla ile örülmüştür. Türbe bu özelliğiyle Anadolu’daki aynı döneme ait diğer yapılardan ayrılmaktadır. Bunun yanı sıra üst örtüyü oluşturan yıldız külah Anadolu’da yaygın uygulama alanı bulamamıştır.

Mütevazi bir ölçekte inşa edilen türbeye güneydeki basık kemerli oldukça sade bir açıklıkla giriş sağlanmıştır. Giriş açıklığının hemen üstündeki tek satırlık mermer kitabede, “Her nefis ölümü tadacaktır” meâlindeki âyet (Âl-i İmrân 3/185) yazılmıştır.

Yapının içi oldukça sade olup doğu-batı doğrultusunda Selçuklu tarzında bir sanduka yerleştirilmiştir. Kademeli şekilde oluşturulan ve yaklaşık 1 m. yüksekliğindeki bir kaideye sahip olan sandukanın üzerinde yer alan “Vefât-ı Sitti Nefîse bint Derviş Mehmed” ibaresinden sandukanın Nûreddin b. Sentimur’a ait olmadığı anlaşılmaktadır.

 

Paylaşın

Tokat: Takyeciler Camii

Takyeciler Camii; Tokat’ın Merkez İlçesi, Camii Kebir Mahallesi, Sulu Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Caminin banisi veya kesin inşa tarihine ilişkin bir kitabesi yoktur. Kesin bir tarihlendirme yapılamamakla birlikte, çok kubbeli 15.yy Osmanlı camileriyle plan benzerliği ve minare kaidesinde görülen malzeme, teknik ve biçim özellikleri 15.yy yapısı olduğuna işaret etmektedir. Cami H.1288 (M.1871-72) tarihinde ve I.Dünya Savaşı yıllarında onarım görmüştür.

I. Dünya Savaşı yılları onarımında kubbeleri kaplamak için kurşun bulunamadığından kırma çatı ile kapatılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 1964-65 yılı onarımında ana şema değiştirilmeden duvarlar, destekler ve örtü yenilenmiştir. Caminin batısına bitişik şadırvan da üzerindeki kitabeye göre H.1312 (M.1894-95) tarihinde yenilenmiştir.

Eğimli bir arazide kurulmuş yapı; kareye yakın dikdörtgen planlı, çok kubbeli bir Osmanlı camisidir. Batı ve kuzey cephedeki kapılarla girilen harim; ortadaki bağımsız dört paye ve sekiz adet duvar payesi üzerine atılmış sivri kemerlerle dokuz birime ayrılmış ve her birimin üzeri pandantif geçişli kubbeyle örtülmüştür. Kubbeler sekizgen kasnak üzerine oturmaktadır. Mihrap ekseni üzerindeki kubbelerin kasnakları diğerlerinden daha yüksektir.

Batı cephedeki girişin önüne son cemaat yeri gibi düşünülen bir mekan eklenmiştir. Az sayıdaki pencereler çok küçük tutulmuştur. Batı cephede iki, kuzey cephesi ve bedestenle bitişik doğu cephesinde üst seviyede üçüz pencereler ve güney cephede çift sıra pencere düzenlemesi görülür. Güneybatı köşeye bitişik kare kaideli, silindirik gövdeli ve tek şerefeli minarenin kaideden yukarısı yenilenmiştir.

Caminin beden duvarları ve kubbe kasnakları moloz taş ile yenilenmiştir. Kubbeleri taşıyan payeler ve kemerler kesme taştan inşa edilmiş, pencere kemer ve çerçeveleriyle kubbelerde tuğla malzeme kullanılmıştır. Mihrap ve minberin malzemesi de taştır. Yapının hiç dokunulmamış görünen kısmı olan minare kaidesinde moloz taş ve tuğla ile düzensiz almaşık teknik uygulanmıştır. Harimde ortadaki serbest payeler üzerindeki kemer yüzeylerinde kalemişi süsleme izleri görülmektedir

Paylaşın

Tokat: Ulu Camii

Ulu Camii; Tokat’ın Merkez İlçesi, Camii Kebir Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

İlk olarak Danişmendliler Döneminde XIII. yüzyılda yapılmış, 1679 yılında Avcı Mehmed zamanında tamamen yenilenmiştir. Dikdörtgen planlı olarak inşa edilmiştir. Doğu ve batı yönünde iki adet son cemaat yeri bulunmaktadır.

Bu özelliği ile Anadolu’da tektir. Her iki tarafta da devşirme sütun ve sütun başlıkları kullanılmıştır. Güneydoğu köşesindeki taşa oyulmuş, kuş evi Anadolu’da nadir olarak görülür. Caminin harimi ahşap tavan ile örtülmüştür.

Tavana kırmızı ve yeşil renklerin hakim olduğu fonlar arasında yalancı kündekari tekniğiyle yapılmış kare tavan göbeğinin üzeri altın yaldız ve kalem işi bitkisel bezemelerle süslenmiştir. Ahşap tavanı taşıyan ayak ve kemerlerin üzeri dönemin süsleme özelliklerine uygun olarak Rumi motifli kalem işleriyle süslenmiştir.

Paylaşın

Tokat: Atatürk Evi

Atatürk Evi; Tokat’ın Merkez İlçesi, Devegörmez Mahallesi, Devegörmez Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mustafa Kemal Atatürk, Milli Mücadele yıllarında ve Cumhuriyet Döneminde altı kez Tokat’ı ziyaret etmiş, ziyaretlerinden üç tanesinde Mustafa Vasfi Süsoy’a ait bu evde konaklamıştır.

Mustafa Vasfi Süsoy (1876-1934); Atatürk’ün Çanakkale ve Kurtuluş Savaşı sırasında Kurmay Subaylığını yapmış bir asker, Bandırma Vapuru’nda yanında bulunan silah arkadaşı ve Cumhuriyetle birlikte dört dönem Tokat Milletvekilliği yapmış, her zaman Atatürk’ün yakınında bulunmuş, çalışmalarını ve fikirlerini desteklemiş yakın çalışma arkadaşıdır.

Atatürk’ün Tokat’ı ziyaretlerinde, her zaman kendi evinde evinde misafir etmiştir.Atatürk’ün Tokat’ı ilk ziyareti 26 Haziran 1919 tarihinde, Milli Mücadele yıllarında olmuştur. Silah arkadaşı Mustafa Vasfi Süsoy’a ait bu evde bir gece kalmıştır.İkinci ziyaretleri 25 Eylül 1924 Perşembe günü, Latife Hanımla birlikte olmuştur.

Atatürk ve Latife Hanım bu evde iki gece konaklamışlardır. Atatürk’ün Tokat’ı bir diğer ziyareti olan 19 Eylül 1928 Çarşamba günü, Tokat Hükümet Konağı Vilayet Meclis-i Umumi Salonunda memurlara ve halka yeni alfabe dersi verip, öğle yemeğini Mustafa Vasfi Süsoy’a ait bu evde yedikten sonra Sivas’a hareket etmiştir.

Paylaşın

Tokat: Maşat Höyük

Maşat Höyük; Tokat’ın Zile İlçesi, Yalınyazı Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Maşat Höyük Örenyeri’nde 1973–1984 yılları arasında yapılan kazılar sonucunda Tokat tarihine ışık tutabilecek çok önemli eserler ortaya çıkarılmıştır. Bu eserlerin en önemlisi de Hitit çivi yazısı ile yazılmış tabletlerdir.

Kazılar sonucu ortaya çıkarılan bu eserler Tokat Müzesi’nde teşhir edilmektedir. Maşat Höyük’de M.Ö. 3000’de eski Tunç Çağı, M.Ö. 2000’de Hitit Çağı, M.Ö. 1000’de Frig (Demir) Çağı yaşanan üç dönem mevcuttur.

Maşat Höyük’te Boğazköy Hattuşaş Hitit İmparatorluğu’na bağlı bir uç beyinin sarayı da bulunmuştur. Ayrıca şehrin taşla döşenmiş oldukça geniş caddeleri ortaya çıkartılmıştır.

Bunun yanında Türkiye’nin hiçbir yerinde şimdiye kadar rastlanmamış olan, sarayların ısıtılması için kullanılan pişmiş topraktan yapılmış bir maltız da burada ortaya çıkartılmıştır.

Kazılar sonucu ortaya çıkartılan en önemli eserler bu sarayda kullanılan malzemelerdir. Pişmiş topraktan yapılan kaplar, ritonlar (dini kaplar) ve çeşitli mühürler bulunmaktadır.

Paylaşın

Tokat: Mahperi Hatun Kervansarayı

Mahperi Hatun Kervansarayı; Tokat’ın Pazar İlçesi, Esentepe Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Mahperi Hatun Kervansarayı, meyilli bir araziye inşa edilmiştir. Avlu ve kapalı kısım portallerindeki dörder satırlık sülüs hatlı kitabelerine göre, 1238 yılında Alaeddin Keykubad’ın zevcesi ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in validesi Mahperi Hatun tarafından yaptırılmıştır.

Her iki kitabe de metinleri bakımından çok az farklılık göstermekle birlikte, aynı bani ve yapım yılını kaydeder.

Kısmen harap vaziyetteki eser, planı bakımından asli karakterini büyük ölçüde korumakla beraber insan eliyle gerçekleşen tahribatlardan nasibini alarak, bazı örtü ve taşıyıcı sistem yapı elemanlarından yoksun bir halde günümüze ulaşabilmiş, 1999 yılında yapılan restorasyon çalışmaları ile tekrar ihya edilmiştir.

Paylaşın

Tokat: Komana Antik Kenti

Komana Antik Kenti; Tokat’ın Merkez İlçesi, Gümenek Mevkii’nde yer almaktadır. İl Merkezine 7 km. mesafedeki Antik Kent’e şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde günümüz Tokat sınırları içerisinde, Hellenistik Dönem’de faaliyet gösteren iki tane tapınak devleti bulunmaktaydı. Bunlardan daha büyük olanı Komana, Ana Tanrıça Ma’ya ithafen yapılmış, Kapadokya tipi bir mabetti. Komana Tapınak Devleti aynı zamanda polis statüsünde bulunmakta ve yıl boyunca çevreden gelen ziyaretçiler tarafından bir ticaret merkezi olarak da kullanılmakta idi.

Pontus Krallığı çöktükten ve VI. Mitradates kaçtıktan sonra Komana Tapınak Devleti bir prenslik haline gelmiş ve Pompey tarafından M.Ö. 1. yüzyılın ortalarında Archelaus’a devredilmiştir. Archelaus’u M.Ö. 47 yılında Caesar tarafından görevden alındıktan sonra oğlu izlemiştir. Kapadokya kökenli Bitinyalı Lykomedes Archelaus’un oğlundan prensliği devralmış, Augustus tarafından göreve getirilen Medeius, Cleon, Dyteutus sırayla Komana’da görev yapmıştır.

Dyteutus’un ölümü ile Komana Pontus Galaticus Bölgesi’ne dahil edilmiştir. Bu zamana kadar rahipler önemli ölçüde güçlerini yitirmiş ancak tapınak işlevine devam etmiştir. Maurice Tiberius döneminde (M.S. 582-602) kent imparatorluk alanına katılmıştır. Bölge Pontus Kralları Dönemi ve İmparator Maurice idaresini kapsayan dönem arasında, bir süre de ager publicus statüsünde bulunmuştur.

Pontus Kralları yönetiminde ve Roma İmparatorluk Dönemleri boyunca Komana’nın toprakları genişlemiştir. Romalı Pompey, kenti prenslik yaptığında topraklarına 2 schoeni veya 60 stades eklemiştir. Böylelikle kent alanının çapı yaklaşık 4 kilometreye ulaşmıştır. Roma İmparatorlarından Caesar veya Antony, Komana rahiplerine 4 schoeni değerinde toprak daha vermiştir.

Bu yeni topraklar büyük olasılıkla kentin doğu, güney ve batı taraflarına eklenmiş olmalıdır. Bu alanlar Zelitis ve Megalopolitis olarak bilinir. Kuzey tarafının ise, Magnopolis ve Neocaesareia kentlerinin çok yakında bulunması sebebi ile sınırlı kalmış olduğu varsayılabilir. Augustus döneminde kentin alanının daha da genişleyerek bölgedeki civitateslerin büyüklüğüne ulaştığı bilinmektedir. Komana M.S. 34-35 yıllarında Pontus Galaticus Bölgesine eklendiğinde ise Magnopolitis Kenti de büyük olasılıkla Komana Pontika’ya dahil edilmiştir. Kent Titus dönemine kadar hem Hierocaesareia hem de Komana olarak anılmıştır.

Tapınağın çöküşünü Hristiyanlığın yayılması hızlandırmıştır. Çevresindeki topraklar çok daha küçük ama merkezi bir yerleşim olan Daximon’a dahil edilmiştir. Tapınak devletinin ana tanrıçası Ma’nın resmi İmparator Caligula devrinden itibaren sikkeler üzerinde yer almıştır. Tapınağın mimari görüntüsüne ait eldeki tek veri Caracalla, Septimius Severus ve daha sonra Trajan sikkeleridir. Bu sikkelerin üzerinde tetrastil bir tapınak tasvir edilmektedir.

Tokat il merkezindeki Ali Paşa Camii’nin inşasında kullanılmış 8 adet gri sütunun tapınağa ait olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca yine Tokat kent merkezinde bulunan Ulu Camii ve Garipler Cami’lerinde kullanılmış olan sütun ve sütun başlıklarının da Komana Antik Kenti’nden getirilmiş olması olasılıklıdır. Komana, Tokat’ın 9 km kuzeydoğusunda, Gümenek Mevkii’nde bir tepe üzerinde bulunmaktadır.

Kentin bölgedeki verimli ovaya hakim bu geniş tepede bulunduğu, tepede görülen duvar kalıntılarından tahmin edilmektedir. Bu ufak ve biçimsiz taşlardan meydana gelen duvarların tapınağın temenos duvarının temelinin iç dolgusunu meydana getirmiş olabileceği düşünülmektedir. Tapınağın, Yeşilırmak’ın diğer tarafına günümüzde kaybolmuş bir köprü ile bağlı olduğu düşünülmüş, köprünün ayağına su regülatörünün içerisinde 2004 yılı araştırmaları sırasında rastlanmıştır. Tepe etrafındaki verimli topraklar tapınak devletinin ekonomik yapısında önemli rol oynamıştır.

Paylaşın

Tokat: Gök Medrese

Gök Medrese; Tokat’ın Merkez İlçesi, Semerkant Mahallesi, Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Uzun yıllar müze olarak kullanılmış olan bu tarihi anıt Selçuklu eserlerinden biridir. Kitabesi konulmayan yapı, XIII. yüzyılda (1277) Müineddin Pervane Süleyman tarafından yaptırılmıştır.

Anadolu Selçuklu mimari ve sanatının en belirgin özelliklerini taşımaktadır. Gökmedrese 2 katlı 2 eyvanlı, ortası açık avlulu ve revaklı plan tipinde olup taş, çini ve alçı süslemeler bulundurmaktadır.

İki renkli taş kullanılarak inşa edilmiş taç kapıda geometrik ve bitkisel bezemeli bordürlerden oluşan bir süsleme programı uygulanmıştır. Çini süsleme, avlu cephesinde yer almaktadır.

Ana eyvan duvarları ve üst kat revaklarının kemer içleri patlıcan moru, lacivert ve firuze renkli çinilerle geometrik ve bitkisel bezemelerle süslenmiştir. Ana eyvan ayrıca, zemini kıvrık dallardan oluşan çini Ayet’el Kürsi bordürü ile çevrilidir.

Osmanlılar zamanında XVIII. yüzyıla kadar medrese, bimarhane ve bir odası türbe olarak kullanılan yapı, daha sonraları şifahane ve göçmen barınağı olarak kullanılmıştır. Halk arasında “Gökmedrese”, “Pervane Medresesi”, “Kırk Kızlar Medresesi”, “Darüşşifa”, “Bimarhane Tekkesi” olarak da adlandırılmıştır.

Paylaşın

Tokat: Arastalı Bedesten

Arastalı Bedesten; Tokat’ın Merkez İlçesi, Camii Kebir Mahallesi, Sulu Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Cumhuriyet Dönemi müzelerinden olan Tokat Müzesi müzecilik faaliyetlerine 1926 yılında Anadolu Selçuklu Dönemi’ne ait bir tıp medresesi olan Gökmedrese binasında başlamıştır. Yıllar içinde eser sayısının artmasıyla depolar yetersiz kalmaya başlamıştır.

Depolarda biriken eserlerin daha sağlıklı şartlarda korunması, müzeye kazandırılan yeni eserlerin çağdaş müzecilik anlayışı çerçevesinde sergilenmesi gerekliliği ve mevcut binanın restorasyona ihtiyacı olması nedeniyle Tokat Müzesi, şehir merkezindeki tarihi Sulusokak’ta bulunan ve bir Osmanlı yapısı olan Arastalı Bedesten’e 3 Mart 2012 tarihinde taşınmıştır.

Arastalı Bedesten’in ne zaman ve kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Günümüze gelebilen kalıntılardan ve tarihi kaynaklardan XV.-XVI. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Bedesten kesme taştan yapılmış cephesi tuğla dizileri ile bölümlere ayrılarak hareketlendirilmiştir. Kuzey-güney yönünde, kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kuzey ve güneyde dışarıya dikdörtgen çıkıntılı, yuvarlak kemerli birer kapısı bulunmaktadır.

İçerisi üç sıra halinde üçer paye ile bölümlere ayrılmıştır ve bunların üzeri de yuvarlak dokuz kubbe ile örtülmüştür. Bedesten kuzey ve güneyinde alt sırada birer, üst sırada da üçer küçük pencere ile aydınlatılmıştır. Bedestenin iki yanında ince uzun dikdörtgen planlı iki de arastası bulunmaktadır. Bu arastaların da kuzeyi ve güneyinde dikdörtgen söveli üzerinde birer dikdörtgen pencere bulunan kapıları vardır. Dükkanları oluşturan bu bölümün orta noktasına da birer küçük kubbe yerleştirilmiştir.

Bedesten; kıymetli kumaşlar, mücevherler ve buna benzer eşyaların satımına mahsus üstü kapalı, mahfuz çarşıların bütününe verilen isimdir. İnşa edildikleri dönemde önemli birer iktisadi kuruluş olmakla birlikte, günümüzdeki banka ve borsaların görevini de görmekteydi. 18 Eylül 2012 tarihinde açılışı yapılan Tokat Müzesi’nde arkeolojik eserler yapının bedesten olarak adlandırılan kısmında teşhir edilmektedir.

1976 yılında Tokat Müze Müdürlüğünce kazıları yapılan ve Tokat tarihi kronolojisinin Geç Kalkolitik Dönem’e (M.Ö.4000-3000) kadar indiğini kanıtlayan Turhal Ulutepe buluntuları ile kronoloji başlamaktadır. Teşhirin büyük bir kısmını oluşturan Zile İlçesi sınırları içerisinde bulunan ve 1973-1984 yılları arasında Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından kazısı yapılan Hititler’e ait idari ve askeri işlerin görüldüğü saraya ait kalıntıların açığa çıkarıldığı Maşathöyük buluntularıyla devam etmektedir.

Roma Dönemi’ne ait figürlerin sergilendiği vitrinde yer alan Zile İlçesi Ağılcık Köyü’nde bulunan bronz heykel grubu ünik eserler olarak görülmektedir. Teşhirde Roma Dönemi’ne ait takı ve süs eşyaları,ölü gömme geleneğinin göstergesi urneler, pişmiş toprak testiler, ayrıca bir tapınağa ait olabileceği düşünülen pişmiş toprak aplikler, kandiller, cam eserler ve Doğu Roma Dönemi’ne ait haçlar, mühürlerin sergilendiği vitrinler yer almaktadır.

Aynı salonda Klasik Dönem’den başlayarak, Zela (Zile), Komana Pontika (Tokat), Cabeira (Niksar) antik kentlerine ait Helenistik, Sebastopolis (Sulusaray), Neocaiser (Niksar), Zela (Zile) antik kentlerinde basılmış Roma Şehir, Roma İmparatorluk,Bizans ve İslami dönemlere ait sikkelerin sergilendiği sikke teşhiri yer almaktadır.

Yapının batı cephesinde yer alan arasta kısmında halkın hayat tarzını, kültürünü temsil eden bakırcılık, yazmacılık, dokuma, tekstil, halı, kilim, giyim-kuşam,erkek ve kadın takıları, aydınlatma araç-gereçleri, kapı tokmakları, silahlar, barutluklar, hamam ve mutfak eşyalarıyla Osmanlı Dönemi’ne ait tarikat eşyaları, el yazması kitaplar, yazı takımları, Hristiyanlık Dönemi’ne ait eserler ve Anadolu’nun ilk Türk Beyliklerinden Danişmentliler Dönemi’ne ait bilinen en eski Kuran’ı Kerim’in sergilendiği Etnografya Salonu bulunmaktadır.

Tek kattan ibaret olan müzenin giriş kısmında yer alan ön bahçenin sağ tarafında Roma Dönemi’ne ait taş eserler sol tarafında ise Doğu Roma ve İslami Dönem mezar taşları sergilenmektedir.

Paylaşın