Pınar Kür Kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Nisan 1943 yılında Bursa’da dünyaya gelen Pınar Kür’ün tam adı Havva Pınar Kür’dür. Babası matematik öğretmeni Behram Kür, annesi öğretmen ve aynı zamanda yazar olan İsmet Kür’dür. Pınar Kür’ün teyzesi, şair ve yazar olan Halide Nusret Zorlutuna, kuzeni de romancı Emine Işınsu’dur.

Pınar Kür’ün doğduğu dönemde Bilecik’te bulunan aile bir süre sonra Zonguldak’a yerleşmiş ve Pınar ilköğrenimine burada başlamıştır. 1949’da Ankara’ya taşınmış ve burada Pınar Kür’ün kız kardeşi Işılar Kür doğmuştur. Yazar, ikinci sınıfa Kurtuluş İlkokulu’nda devam ederken annesi İsmet Kür iki çocuğunu da alarak İngiltere’ye gitmiş ve çocuklarını yatılı bir okul olan Raymonds School’da okutmuştur. Uyum sürecinde birtakım sorunlar yaşayan aile bir yıl sonra Türkiye’ye dönmüş, iyi düzeyde İngilizce öğrenmiş olan Pınar Kür de Ankara Kolej’e yazılmıştır.

Üç yıl sonra babasının UNESCO‘da görev alması neticesinde aile Amerika‘ya gitmiş, Pınar Kür, New York‘ta Forest Hills High School’a devam etmiştir. Bu yıllarda on dört yaşında genç bir kız olan Pınar Kür, iki yıl kadar çevre edinememiş ve yalnızlık çekmiş, son sınıfta ise okulun tiyatro kulübüne girmiş ve yine bu dönemde İngilizce “anlaşılmayan genç kız romanları” yazmaya başlamıştır. Tiyatroya ilgisi ilk gençlik yıllarında başlayan yazar, on yedi yaşında iken ilk piyesi Cowards All’ı yazmıştır.

Lise öğrenimini New York’ta tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönmüş, Robert Kolej’in Yüksek Bölümü’nü bitirmiştir. Üniversiteden sonra Paris’e gitmiş, tiyatro çalışmalarına devam etmiş, Sorbonne Üniversitesi’nde Yirminci Yüzyıl Tiyatrosunda Gerçekçilik ve Yanılsama: Pirandello, O’Neill ve Etkileri başlıklı tezle doktora öğrenimini tamamlamıştır (1964-1969). Pınar Kür ilk evliliğini 1964 yılında iki yıl önce tanıştığı tiyatro oyuncusu Can Kolukısa ile yapmış, beş yıl süren bu evliliğinden Emrah adında bir oğlu olmuştur. Yazar Can Kolukısa’dan ayrıldıktan sonra tanınmış bir avukat olan Mehmetcan Köksal ile beraberlik yaşamış fakat evlenmemiştir.

1969 yılında doktorasını tamamlayıp Türkiye’ye dönen Pınar Kür tiyatro yazarlığı ve oyunculuk yapmak istemiş ve bu doğrultuda Asılacak Kadın adlı romanının ilk versiyonunu tiyatro olarak yazmıştır. Yazar, oğlunun doğumundan sonra bir yılı aşkın bir süre Eros Cinsel Bilimler Ansiklopedisi’nin yazar kadrosunda görev yapmıştır. Bu aynı zamanda Pınar Kür’ün kısa öyküler yazmaya başladığı dönemdir. 1971-1973 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda dramaturg olarak görev yapmış, aynı süreçte öykülerini Dost Yayınevi’ne gönderirken çeviri yapmaya da başlamıştır.

İlk çevirisi olan Daniel Defoe’nun Mool Flanders adlı eseri bu sürecin ürünüdür. Devlet Tiyatroları işinden ayrıldıktan sonra çalıştığı yıllarda yazmaya başladığı Yarın… Yarın… romanını tamamlamış (1974) ve roman edebiyat çevrelerinde büyük yankı uyandırmıştır. Daha sonra İstanbul’a yerleşmiş ve bir yandan çevirmenlik yaparken bir yandan da İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda öğretim üyeliği yapmıştır (1979-1996). 1984-1985 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde tiyatro eleştirmenliği yapmaya başlamış fakat daha ilk yazısında büyük tepkiler alınca gazetecilik yaşamını röportaj yaparak sürdürmüştür.

Cumhuriyet dışında Milliyet, Sabah, Kadın gibi gazete ve dergilerde de bir süre gazetecilik yapmıştır. 1998 yılından itibaren İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya İletişim Bölümü’nde öğretim üyeliği yapmakta olan yazar, 2007-2009 arasında NTV’de yayınlanan “Haydi Gel Benimle Ol” adlı programda yorumcu olarak yer almıştır. Akışı Olmayan Sular adlı eseriyle 1984 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı almış olan Pınar Kür, hâlen İstanbul’da yaşamaktadır.

Pınar Kür’ün eserleri: Şaklaban (Morris West) (1975 Çeviri), Tiyatro Tarihi (Robert Pignarre) (1975 Çeviri), Yarın… Yarın… (1976 Roman), Küçük Oyuncu (1977 Roman), Doğmamış Çocuğa Mektup (Oriana Fallaci) (1977 Çeviri), Asılacak Kadın (1979 Roman), Himmler’in Oyunu (Julian Semenov) (1979 Çeviri), Bir Deli Ağaç  (1981 Hikaye), Ademden Önce (J. London) (1981 Çeviri), Geniş Geniş Bir Deniz (Jean Rhys) (1982 Çeviri),

Akışı Olmayan Sular (1983 Hikaye), Dörtlü (Jean Rhys) (1985 Çeviri), Theo’ya Mektuplar (Van Gogh) (1985 Çeviri), Bitmeyen Aşk (1986 Roman), Karanlıkta Yolculuk (Jean Rhys) (1989 Çeviri), Aç Sınıfın Laneti (Sam Shepard)  (1990 Çeviri), Dalda Duran Kuşlar (Jean Ryhs)  (1991 Çeviri), Sonuncu Sonbahar (1992 Roman), Neon Işıklı İncil (John Kennedy Tool) (1992 Çeviri), Roger Ackroyd Cinayeti (Agatha Christie) (1992 Çeviri),

Yabancı Kucak (Ian McEwan) (1992 Çeviri), Karanlıkta Kahkaha (Vladimir Nabokov) (1993 Çeviri), Çeşm-i Bülbülün İçimdeki Cin (A. S. Byatt) (1994 Çeviri), Durulmayan Bir Kafa (K. R. Jamison) (1996 Çeviri), Hannah Arendt-Martin Heidegger: Bir Aşkın Anatomisi (E. Ettinger) (1996 Çeviri), Tutku (J. Winterson) 1997 Çeviri), Beşpeşe (M.Mungan, C. Oker, F. Ulay, E. Şafak ile) (2004 Roman), Hayalet Hikâyeleri (2004 Hikaye), Cinayet Fakültesi  (2006 Roman).

Paylaşın

Pınar Çekirge Kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Ekim 1960 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Pınar Çekirge, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünden mezun olan Pınar Çekirge, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Bilimler Bölümü yüksek lisans programını tamamladı. 1987 yılında Pamukbank’ta eğitim uzmanı olarak çalışmaya başladı.

Aynı zamanda Pamukbank’ın çıkardığı Koza dergisinin yayın yönetmenliğini de yaptı. 1985-1993 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde söyleşi, araştırma türünde yazıları yayımlandı. 1999 yılında Güle Güle adlı senaryosunun filmi aynı adla Zeki Ökten tarafından çekildi. 6 yaşından beri büyük bir Filiz Akın hayranı olan Pınar Çekirge, Filiz Akın’la ilgili uzun süredir biriktirdiği materyallerle zengin bir koleksiyon da oluşturdu.

Pınar Çekirge, edebiyat dünyasına 1991 yılında eşcinsel erkeklerin kişilik yapılarını anlattığı Yalnızlık Adasının Erkekleri adlı eseriyle girmiştir. Pınar Çekirge’nin eserlerine de yansıyan en çarpıcı özelliği bir Yeşilçam tutkunu, özellikle de Filiz Akın hayranı olmasıdır. 2007 yılında Epsilon Yayınevi’nden çıkan Başrolde Filiz Akın adlı eseri, yazarın ünlü Yeşilçam oyuncusuna duyduğu hayranlığın en net göstergesidir.

Çekirge Filiz Akın’a ve Yeşilçam’a beslediği hayranlığın ve Yeşilçam geleneğini yaşatma isteğinin sebebini şu şekilde açıklar: “Benim için gerçek ölüm unutulmaktır… Unutulmaktan çok korkuyorum ama unutulmaktan korktuğum için unutturmamaya çalışıyorum. Hayatımda hiç karşılaşmadığım ama eserlerinden aynı duyguları hissettiğimi düşündüğüm, benim için çok önemli sanatçılar oldu. (…) Oysa, o insanların tümüne asla ödeyemeyeceğimiz gönül borçlarımız var…

Yeşilçam’ın önemli şahsiyetlerini, Kerime Nadir’i, Muazzez Tahsin’i, Güzide Sabri’yi, hatta Reşat Nuri’yi, Hüseyin Rahmi’yi unuttuk… Mehtap romantizmini yitirdik onlarla birlikte. O romanlardaki, o filmlerdeki iyiliği, saf duyguları, koşulsuz sevgileri yitirdik. Onlar çok abartılı, saçma, romantik ilan edilerek yok edildiler. Ama yerlerine daha iyisi asla konulamadı…”.

Yazar, Üvey Anneler adlı eserinde anlatmak istedikleriyle ilgili pek çok örneği saydığı bu isimlerin eserlerinde bulduğunu, özellikle Hüseyin Rahmi Gürpınar ve Reşat Nuri Güntekin’in eserlerinde üvey anne-çocuk ilişkilerine dair pek çok ipucu yakaladığını söyler. Yaptığının tarihe tanıklık ederek onu aktarmak olduğunu belirten Çekirge, kendini bir aktarıcı olarak tanımlar. Pınar Çekirge, edebiyatta, sinemada, tiyatroda romantizmin en önemli savunucularındandır.

Pınar Çekirge’nin eserleri: 

Yalnızlık Adasının Erkekleri (1991 İnceleme), Marjinal Kadınlar (1992 Deneme), Marazi Aşklar Lila Rengi Hüzünler (1992 Hikâye), Niçin İntihar? (1996 Deneme), İntiharıma İki Saat Kala (1993 Hatıra), Aykırı Hayatlar Aykırı Duygular (1994 Hatıra), Fotoğraftaki Kadın Fotoğraftaki Sır (1994 Hikâye), Cehennemde Bir First Lady – Cehennem Güzel Bir Yerdir (1994 Hikâye), Öteki Kadın (1997 İnceleme), Profili Olmayan Kadın – Bir Süperstarın Yaşamından (1998 Biyografi), Benim Stand Up’ım (1999 Mektup),

Nokta (2001 Otobiyografi), Üvey Anne Efsanesi (2002 Araştırma), Sahne Tozu (2002 Röportaj), Adı Diğer Kadın (2003 Deneme), Benim Annem Üvey Annem (2003 İnceleme), Gizli Defter Size Geçmişim Diyebilir Miyim? (2004 Günlük), Başrolde Filiz Akın (2007 Biyografi), Gölgedeki Adam (2012 Roman), Üvey Anne Hikayeleri (2013 İnceleme), Paralel Sorgu Tiyatroya Adanmış Hayatlar (2014 Röportaj), Dionysos’un Çocukları (2016 Sohbet).

Paylaşın

Peride Celal Kimdir? Hayatı, Eserleri

Bazı kaynaklarda 1915 bazı kaynaklarda ise 1916 yılında İstanbul’da dünyaya geldiği belirtilen Peride Celal, 15 Haziran 2013 yılında yine İstanbul’da vefat etmiştir. Peride Celal’in kabri Zincirlikuyu Mezarlığı’nda yer almaktadır.

Peride Celal, batı kültürüyle yetiştirilmiştir. Annesi ve babası ile birlikte Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bulunmuş, ailesinin çok gezmesi sebebiyle ilköğrenimini tamamlayamamıştır. Bir süre İstanbul’da Saint Pulchérie Fransız Kız Lisesi’ne gittikten sonra ailesiyle tekrar Anadolu’ya dönmek zorunda kalmıştır.

Uzun yıllar Anadolu’da bulunduktan sonra 1944-1947 yılları arasında İsviçre’de kalan Peride Celal, bu süre zarfında kendini iyi bir şekilde yetiştirip geliştirmiştir. 1947 yılında Türkiye’ye döndükten sonra avukat Atıf Yönsel ile evlenmiş ve otuz bir yıl bu evliliği sürdürmüştür. 1978 yılında eşi vefat etmiştir.

Peride Celal’in eserleri: Sönen Alev (1938 roman), Yaz Yağmuru (1940 roman), Ana-Kız (1941 roman), Kızıl Vazo (1941 roman), Ben Vurmadım (1941 roman), Atmaca (1944 roman), Aşkın Doğuşu (1944 roman), Yıldıztepe (1945 roman), Beyaz Ölüm (1948 roman), Dar Yol (1949 roman), Sahildeki Ceset (1949 roman),

Karanlık Oda (1950 roman), Rüyalar Evi (1951 roman), Üç Kadının Romanı (1954 roman), Dişi (1955 roman), Kırkıncı Oda (1958 roman), Gecenin Ucundaki Işık (1963 roman), Güz Şarkısı (1966 roman), Evli Bir Kadının Günlüğünden (1971 roman), Üç Yirmidört Saat (1971 roman),

Jaguar (1978 hikaye), Bir Hanımefendinin Ölümü (1981 hikaye), Pay Kavgası (1985 hikaye), Üç Kadın (1987 roman), Kurtlar (1991 roman), Mektup (1994 hikaye), Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı (1999 hikaye), Deli Aşk (2002 roman).

Paylaşın

Pelin Aslan Ayar Kimdir? Hayatı, Eserleri

1980 yılında dünyaya gelen Pelin Aslan Ayar, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde lisansını ve yine aynı üniversitede yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı.

Pelin Aslan Ayar’ın Türkçe edebiyatta modernleşme, fantastik, anlatıbilim, toplumsal cinsiyet gibi konuları içeren maka- leleri çeşitli dergilerde yayımlandı.

2003-2007 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi, 2007-2012 yılları arasında Bahçeşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2013 yılından beri Kocaeli Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesidir.

Pelin Aslan Ayar’ın eserleri: Fantastik Roman (1876-1960)

Edebi bir tür olarak fantastik roman Türkçede ne zaman ortaya çıkmıştır? Hayal ve hakikat arasında gezinen, ‘olağanüstü’nün ansızın olağan hayata dahil oluverdiği metinler Türkçede kendisine nasıl bir yer bulmuştur?

Pelin Aslan Ayar, Fantastik Roman’da bu soruları ele alıyor. Toplumsal çalkantılarla fantastik türün örneklerindeki tarihsel izleklerin kesişip kesişmediği meselesine eğiliyor.

Ahmet Mithat, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Peyami Safa, Peride Celal, Refik Halit Karay, Kerime Nadir, Ahmet Hamdi Tanpınar tarafından yazılan fantastik roman örneklerini hayal-hakikat, mistisizm-pozitivizm eksenlerine mesafeleriyle ve bazen de niye eksen dışında kaldıklarını ele alarak araştırıyor.

19. yüzyıldan 1960’lara –ve sonrasına dair genel bir değerlendirmeyi de ekleyerek– fantastik romanın Türkçedeki olağanüstü macerasını anlatıyor…

Paylaşın

Pelin Buzluk Kimdir? Hayatı, Eserleri

1984 yılında Ankara’da dünyaya gelen Pelin Buzluk, Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra ODTÜ (Orta Doğu Teknik Üniversitesi) Çevre Mühendisliği Bölümü’ne girmiş ve 2008 yılında lisans eğitimini tamamlamıştır.

Öykü ve yazıları 2002’den bu yana çeşitli dergi ve seçkilerde yayımlandı. Deli Bal (2010) adlı ilk öykü kitabı Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne, ikinci öykü kitabı Kanatları Ölü Açıklığında (2012) Selçuk Baran Öykü Ödülü’ne, üçüncü öykü kitabı En Eski Yüz (2016) ise Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’na layık görüldü.

Öykülerinden bazıları İtalyanca ve İngilizceye çevrilerek çeşitli dergilerde yayınlandı. İlk üç kitabından bir öykü seçkisi Almancaya çevrildi, Wahnsinnige, Schwingen, Visagen (2023) (Deliler, Kanatlar, Yüzler) başlığıyla yayımlandı.

Blu TV için Bozkır dizisinin 2. sezonunda hikâye ve senaryo yazım süreçlerinde yer aldı. “Öykülerle Türkiye Tarihi”, “Öykülerde Ev Tema’sı”, “Öykülerde Toplumsal Cinsiyetin İzinin Sürülmesi” gibi atölyeleri yürüttü.

“Paydos Vakti” başlıklı, işçi sanatçılarla söyleşilerden oluşan 8 bölümlük bir podcast serisi hazırladı. Belli aralıklarla “Öykü Üzerine 5 Hafta” başlıklı semineri yürütüyor. 2019’dan beri Ankara Öykü Günleri’ni düzenleyen ekipte yer alıyor. Senarist, serbest editör ve sera gazı uzmanı olarak çalışıyor.

Pelin Buzluk’un eserleri: Deli Bal (Öykü 2010), Kanatları Ölü Açıklığında (Öykü 2012), En Eski Yüz (Öykü 2016).

Pelin Buzluk’un ödülleri: 2010 – Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü, 2014 – Selçuk Baran Öykü Ödülü, 2017 – Sait Faik Hikâye Armağanı.

Paylaşın

Özge Sarıoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Eylül 1979 yılında Ankara’da dünyaya gelen Özge Sarıoğlu, TED Ankara Kolejini bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümüden mezun oldu. İstanbul’da yaşamakta ve öykülerini zaman zaman altzine.net ile kişisel blogu www.diger-yarim.blogspot.com’da yayınlamayı sürdürmektedir.

Özge Sarıoğlu, distopik romanı Yangın (2014) ile adını duyurmuştur. Roman yakın gelecekte, baskıcı, giderek birbirine benzeyen toplumlardan oluşan bir dünyada geçmektedir. Tüm dünyayı fetheden yangını, sayıları giderek azalan bir grup insanın başka türlü bir yaşam alanı açmaya çalışmasını anlatmaktadır.

Yazar, romanın çıkış noktasını şöyle dile getirmiştir: “Beni tetikleyen gerçek dünyanın bende yarattığı tüm sıkışmışlık hissi idi, dolayısıyla gerçek dünyaya dair başladım ama onu olduğu gibi değil de içimde yarattığı bu sıkışmışlığı dökmek için, bende yarattığı gerçek dışı duygular ve benzetmelerle yazmaya başladım.”

Yangın metaforunun ve distopyanın bir araya geldiği roman, Fahrenheit 451’i çağrıştırmaktadır.

Romanda göç ve göçmenlik kavramlarının önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekilerek, “Yangın, alegorik bir roman. Baştan sona ‘yangın’ imgesiyle örülmüş. Bütün alegorik yapıtlarda olduğu gibi simgeler gerçek yaşama tekabül ediyor. Yangın’ı etkileyici kılan da bu. Romanı şu sözler özetliyor: ‘Renkler yok olmuş… Bunca zamanda böyle hızlı bir çöküş… Toprak kurumaktan taşlaşmış, ağaçların tutamadığı rüzgârlar toprağa çarptıkça delikler açmış dağlarda irili ufaklı. Kum her yer kum…’ Bu yüzden, yok oluşun ve yok oluşa karşı çıkışın romanı da denebilir Yangın’a.” değerlendirmesi yapılmıştır.

Özge Sarıoğlu’nun eserleri: Yangın (2014 roman)

Paylaşın

Özge Samancı Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Temmuz 1975 yılında İzmir’de dünyaya gelen Özge Samancı, İzmir’de geçen ilk ve orta öğretiminden sonra İstanbul Atatürk Fen Lisesi’ni kazandı ve bu okuldan mezun oldu.

Haber Merkezi / Özge Samancı, Boğaziçi Üniversitesi Matematik bölümünü okurken İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema ve Televizyon bölümünde yüksek lisans ile öğrenimine devam ederek görsel sanatlar alanındaki ilk eğitimini aldı.

Özge Samancı’nın hayatının bu dönemi, 1980 askeri darbesi sonrasında Türkiye’de değişen politik iklim ve boğucu eğitim sisteminin içinde büyüyen küçük bir kızın hayatını anlatan ve 2015’te ABD’de yayınlanarak çok sayıda ödül kazanan “Dare to Disappoint” (Türkiye’de Bırak Üzülsünler adıyla yayınlandı) albümünün de arka fonunu oluşturmaktadır.

Leman, Milliyet Sanat gibi yayınlarda çizimlerine yer verilen sanatçı, 2000’li yılların başından itibaren Türk üniversitelerinde bir akademisyen olarak çalıştı. Sanatçı, 2011 yılından bu yana Northwestern Üniversitesi’nde öğretim görevlisi.

Özge Samancı’nın eserleri: Animasyonun Önlenemez Yükselişi (2004), Dare To Disappoint (Farrar, Straus and Giroux 2015), Bırak Üzülsünler (İletişim Yayınları 2017)

Özge Samancı’nın ödülleri: Dare to Disappoint “A Junior Library Guild Selection” (2015), Clarence Simon Award for Teaching and Mentoring (2015), Dare to Disappoint, 30. New York Book Show (2016), Dare to Disappoint, Middle East Book Award (2016).

Paylaşın

Oya Baydar Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Temmuz 1940 yılında İstanbul’un Kadıköy İlçesi’nde dünyaya gelen Oya Baydar, babasının görevi nedeniyle çocukluğunun ilk dönemi Anadolu’nun çeşitli şehirlerinde geçti. Eskişehir’de başladığı ilköğretim hayatını Sarıyer İlkokulu’nda tamamladı (1949).

Ortaokul ve liseyi Notre Dame de Sion Kız Lisesi’nde okudu, 1955 yılında mezun oldu. Lisedeyken babasını kaybetti ve annesiyle birlikte geçim sıkıntısı çektikleri için Fransızca dersleri vermeye başladı.

Lise yıllarında yazdığı ve Hürriyet gazetesinde tefrika edilen romanından aldığı telif ücretiyle Paris’e gitti, orada sosyalist çevrelerle iletişime geçti. Paris’te kurduğu iletişimin etkisiyle sosyoloji okumaya kadar verdi (Andaç 2001: 57). İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi (1964).

1969’a kadar bölümde asistan olarak çalıştı; 1968’de “Türkiye İşçi Sınıfının Doğuşu” konulu doktora tezi kabul edilmediği için görevinden istifa etmesi öğrenci olaylarına neden oldu. 1966’da Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) üye oldu. Bir süre, ABD’de Columbia Üniversitesi’nde, sosyal bilimlerde istatistik yöntemleri konusunda çalıştı. 1969-70 arası Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde asistanlık yaptı. 1964-71 arasında yayımladığı bilimsel yayınlarında Oya Sencer adını kullandı.

Sosyalist Parti İçin Teori ve Pratik (1970-71) dergisinin kurucuları arasında yer aldı. 1971’deki askeri müdahaleden sonra tutuklanarak bir süre askeri cezaevinde yattı. Yeni Ortam ve Politika gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı (1972-79). 1974’te İlke dergisini çıkaranlar arasında yer aldı ve Türkiye Sosyalist İşçi Partisi’nin (TSİP) kuruluşuna katıldı. Yazılarıyla ilgili olarak hakkında Ceza Kanunu’nun 312, 142 ve 159. maddelerinden otuz civarında dava açıldı; 1980 askeri darbesinin ardından yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.

Almanya’daki Türklere sosyal danışmanlık hizmeti verdi (1984-92). 1992’de Türkiye’ye döndü. Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı’nda Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi’nde redaktör, Türkiye Sendikacılık Ansiklopedisi’nde yayın yönetmeni, Cumhuriyet’in 75. yılıyla ilgili Bilanço 98 dizisinde koordinatör olarak çalıştı.

Oya Baydar, Elveda Alyoşa ile 1992 Sait Faik Hikâye Armağanını, Kedi Mektupları adlı kitabıyla 1993 Yunus Nadi Roman Ödülünü, Sıcak Külleri Kaldı romanıyla 2001 Orhan Kemal Roman Armağanını, Erguvan Kapısı’yla 2004 Cevdet Kudret Edebiyat Ödülünü, Çöplüğün Generali romanıyla TÜYAP Kitap Fuarı’nda 2009 yılı Dünya gazetesi yılın telif kitabı ödülünü kazanmıştır. 2001’de Türkiye Barış Girişimi’nin kurucusu ve sözcüsü olan yazar, aynı zamanda PEN Yazarlar Birliği üyesidir.

Oya Baydar’ın eserleri: Allah Çocukları Unuttu (1960 roman), Savaş Çağı Umut Çağı (1962 roman), Elveda Alyoşa (1991 hikaye), Kedi Mektupları (1992 roman), Hiçbiryer’e Dönüş (1998 roman), Cumhuriyet’in Aile Albümleri (1998 diğer), 75 Yılda Köylerden Şehirlere (1999 diğer), 75 Yılda Çarklardan Chip’lere (1999 diğer), 75 Yılda Çarkları Döndürenler (1999 diğer),

75 Yılda Değişen Yaşam, Değişen İnsan Cumhuriyet Modaları (1999 diğer), Sıcak Külleri Kaldı (2000 roman), Erguvan Kapısı (2004 roman), Kayıp Söz (2007 roman), Çöplüğün Generali (2009 roman), Bir Dönem İki Kadın (2011 hatıra), O Muhteşem Hayatınız (2012 roman), Yetim Kalacak Küçük Şeyler (2014 diğer), Surönü Diyalogları (2016 gezi yazısı), Yolun Sonundaki Ev (2018 roman).

Paylaşın

Nursel Duruel Kimdir? Hayatı, Eserleri

3 Mart 1941 yılında Isparta’nın Şarkikaraağaç ilçesinde dünyaya gelen Nursel Duruel, ilk ve ortaokulu Kütahya’da, liseyi İstanbul Kız Lisesi’nde okudu. İÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nü bitirdi.

TRT İstanbul Radyosu’nda yapımcı (1965-1985) olarak görev yaptı. TRT2’deki Okudukça programında öykü değerlendirmeleri yaptı. Ansiklopedilerde çalıştı ve reklam metni yazarlığı yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Radyo Televizyonu’nda yönetici olarak çalıştı (1992).

TRT İstanbul Rad­yo­su’nda Ya­yın Dün­ya­sı adlı ki­tap tanıtım programı hazırladı. Reklam metinleri ve ansiklopedi maddeleri yazdı, Cemal Süreya üzerine çeşitli yayınlar hazırladı.

Ge­yik­ler, Annem ve Almanya (1982) ile 1981 Akademi Ki­­­tabevi Öy­kü Ödülü’nü ve 1983 Sait Faik Hikâye Ar­ma­ğa­nı’nı; Yazılı Ka­ya’da yer alan (1992) “Burgaç” adlı öy­kü­süyle de 1990 Yu­nus Na­di Yayımlanmamış Öykü Ödülü’nü aldı. “Ge­yik­ler, Annem ve Almanya” öyküsü TRT tarafından filme çekildi (1987).

Sait Faik Hikâye Armağanı, Yunus Nadi Ödülleri, Haldun Taner Öykü Ödülü ve Sedat Simavi Edebiyat Ödülleri seçici kurullarında jüri üyelikleri yapmaktadır. PEN ve ÇEKÜL üyesidir.

Nursel Duruel, 1980 kuşağı öykücülerindendir. Klasik kurguda ve olay öykücülüğünde görülen serim-düğüm-çözüm bölümleri yazarın öykülerinde yerini durum öyküsünün ve deneysel öykünün imkânlarına bırakmıştır.(Dönmez 2013: 219). Duruel’in öyküleri somutla soyut, kronoloji ile zaman üstü, psikolojik durumlarla toplumsallık, bireyle insanlık, Anadolu’yla büyükşehir, gelenekselle modern, yerelle evrensel arasında salınım halindedir (Kahraman 2015:255).

1970 ve 1980’li yıllardaki toplumsal değişim ve dönüşüm, göç olgusu, kadının dünyası onun öykülerinin temel meselesidir. Yazarın, öykülerindeki gerçekçi anlatımlar genellikle sosyal hayatın problemlerinden ruh çözümlemelerine kadar geniş bir yelpazede yer alı.

Göçün aile üzerindeki etkisi ve bireyin kimlik arayışı ile var olma problemi öykülerinin dikkat çekici tarafıdır. Onu edebiyat dünyasına tanıtan 1979’da Türk Dili’nde çıkan “Geyikler, Annem ve Almanya” adlı öyküsüdür. Duruel’in öykülerinin merkezinde insan sevgisi vardır.

Nursel Duruel’in eserleri: Geyikler, Annem ve Almanya (1984 hikaye), Yazılı Kaya (1997 hikaye), A’dan Z’ye Cemal Süreya (2003 biyografi), Bilime Adanmış Bir Ömür / Muzaffer Aksoy (2005 inceleme), İnsanlar İçinde Bir İnsan Sait Faik Hikâye Armağanı Antolojisi (1955-2007) (2007 antoloji), Cemal Süreya / Şairin Hayatı Şiire Dahil (2008 biyografi), Genç Olmak / 80 Yazardan 80 Öykü (2009 antoloji), Güvercin Curnatası / Cemal Süreya ile Konuşmalar (2015 derleme).

Paylaşın

Nuriye Akman Kimdir? Hayatı, Eserleri

1957 yılında Samsun’un Ladik ilçesinde dünyaya gelen Nuriye Akman’ın asıl adı Nuriye Ural olup yazıları ile görsel yayınlarda Nuriye Akman adını kullandı. Ankara Kurtuluş İlkokulu, Namık Kemal Ortaokulu, Çankaya Lisesi, Gazi Üniversitesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu’nu bitirdi. Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi (Gazi Üniversitesi İdari ve İktisadi Bilimler Fakültesi) Kamu Yönetimi Bölümü’nde yüksek lisans yaptı.

Tüm öğrenim yaşamını Ankara’da geçiren Akman, Sümerbank Genel Müdürlüğü’nde halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışmaya başladı ve üç yıl burada çalıştıktan sonra 1982 yılında Milliyet’te gazeteciliğe başladı. 1985-93 yılları arasında Hürriyet, 1993-2002 yılları arasında Sabah gazetelerinde çalıştı. 2004 yılında Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde “Röportaj Teknikleri” adlı dersi vermeye başladı. TRT Televizyonu’nda “İnci Avcısı”, SkyTürk Televizyonu’nda “Empati” adlı programları hazırlayıp sundu.

Bu arada “Nefes” ve “Örtü” adlı iki de roman yazan Akman, söyleşilerinin bir bölümünü de kitap olarak yayımladı. Üsküdar Fıstık Ağacı’nda açtığı Nuriye Akman İletişim Atölyesi’nde “Soru Sorma Teknikleri” adlı dersi verdi, Zaman gazetesinde köşe yazarlığı. TRT Haber’de her Perşembe günü yayınlanan “Akılda Kalan” adlı yapımın da sunuculuğunu yaptı.

Çalıştığı gazetelerin önce arşiv ve reklâm bölümlerinde görev aldı. Bir süre de kültür-sanat, bürokrasi ve parlamento muhabirliği yaptıktan sonra röportaj yazarlığına yöneldi. Röportajlarıyla adından söz ettiren Akman, 1988 yılında Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin Başarı Ödülünü aldı. Hürriyet gazetesinde çalıştığı yıllarda Kanal 6’da yayımlanan “Panorama” programında röportajlar, Sabah gazetesinde çalışırken bir süre ATV Sabah programında ve Mehmet Barlas’ın ATV ‘deki yorum programı içinde röportajlar yaptı. Röportajlarından bir bölümünü; “Üzümünü Ye Bağını Sor”, “Mebus Burcu”, “Kalabalıklar”, “Yüzleşme”, “İnci Avcısı”, “Elli Kelime”, “Mayın Tarlası”, “Başka Sorum Yok”, “Gurbette Fethullah Gülen” adlı kitaplarda topladı.

Nuriye Akman 1998 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) röportaj dalı başarı ödülünü, 2007 yılında Türkiye Yazarlar Birliği’nin roman ödülünü aldı.

Nuriye Akman’ın eserleri: Roman: Nefes (2004), Örtü (2006), Kim (2011), Geceden Doğan (2012), Büyülü Sofra (2021)

Röportaj: Üzümünü Ye Bağını Sor (1997), Mebus Borcu (1998), Yüzleşme  2001), İnci Avcısı (2001), Elli Kelime / Adnan Menderes’ten Berin Menderes’e Yassıada Mektupları (2001), Yüzleşme / Açlık Grevinde 205 Gün (2001),Kalabalıklar (2001), Mayın Tarlası (2002), Başka Sorum Yok (2004),Gurbette Fethullah Gülen (2004).

Deneme: Yaşlı Şarkılar (2021),

Paylaşın