Yağlı Patlıcan, Malzemeleri, Hazırlanışı

Yağlı Patlıcan; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 kg. taze patlıcan
  • 4-5 adet yeşil biber
  • 3-4 adet domates
  • 8-10 diş sarımsa
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı salça
  • 1 yemek kaşığı toz kırmızı biber
  • 1-1,5 su bardağı zeytinyağı
  • 1-2 su bardağı su
  • Tuz, karabiber

Hazırlanışı;

Patlıcanlar, alaca soyulur, uzunluğuna göre iki ya da üç parça halinde kesilir, acısı çıksın diye tuzlu suda bekletilir ve sonra süzülür. Patlıcanların soyulan yüzünde, bıçağın ucuyla birer-ikişer delik açılır. Açılan deliklere, kabuğu soyulan sarımsak dişlerinden bir kısmı, iriyse ikiye kesmek suretiyle yerleştirilir. Biberler yıkanır, süzülür ve pişerken patlamasın diye sivri uçtan yukarı doğru küçük birer çentik atılır.

Tavada ısıtılan yağda önce patlıcanlar sonra biberler kızartılır. Bir tarafta kızartma yapılırken diğer tarafta da soğan ve domatesler küçük küçük doğranır. Başka bir tencerede ısıtılan bir-iki kaşık yağda önce soğan sonra salça, domates, kalan sarımsaklar ve toz kırmızı biber kavrulur. Su eklenir. Sos özleşince içine kızartılan patlıcan ve biberler atılır. 5-6 dakika sonra yağlı patlıcan veya diğer adlandırmasıyla imambayıldı yemeği hazır olur.

Üstüne karabiber serpilir. Servisi, sıcakken yapılır. Yanında bulgur pilavı ile yoğurt, ayran ya da cacık tercih edilir. Yağlı patlıcan yemeğinin aynı malzemeler kullanılarak hazırlanan ve Datça tarafında yine ‘imambayıldı’ olarak adlandırılan bir başka şekli de, sos malzemesinin, bütün olarak kızartılan ve boylamasına karnı açılan patlıcanlara doldurup tavada ya da fırında pişirilmesi ile elde edilir.

Paylaşın

Dingil Çorbası, Malzemeleri, Hazırlanışı

Dingil Çorbası; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 çay bardağı bulgur
  • Yarım kuru soğan
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2-3 yemek kaşığı toz kırmızı biber
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 litre kadar soğuk su
  • 1 yemek kaşığı höşmerim

Hazırlanışı;

Soğan doğranır, ocağa alınan bir tencerede ısıtılan zeytinyağı ve çorbaya ayrı bir lezzet katan höşmerimle kavrulur. Toz kırmızı biber ve bulgur eklenir. Bulgur kavrulduktan sonra su ilave edilir. Su, sıcak olabilir ancak çorbanın iyi özleşmesi açısından soğuk tercih edilir. Kaynayana kadar karıştırılan dingil çorbası, 15-20 dakika içinde yemeye hazır olur. Servis ederken üzerine karabiber serpilir, limon sıkılır. Söz konusu çorbanın su yerine un katarak kıvam verilen, süt ile yapılanı da vardır ki, ona “süt çorbası” denir.

Paylaşın

Muğla Köftesi, Malzemeleri, Hazırlanışı

Muğla Köftesi; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  •  500 gr dana kıyması (kıyma genelde dananın kaburga ve ön kol etinden elde edilir)
  • 150-200 gr kadar iç yağ (eskiden kuyruk yağı kullanılıyormuş)
  • 1 tatlı kaşığı kadar tuz
  • Kimyon ve karabiber

Hazırlanışı;

Kıyma kasaptan alınırken, iç yağ ile birlikte makinede iki kere çektirilir. Uygun bir kap içersinde tuz eklenerek yoğrulur. Kıymanın özelliği yağlı olması, harcın özelliği, kıymanın içine tuzdan başka bir malzeme eklenmemesidir. Yoğurma işlemi biten kıyma, 10-15 dakika dinlendirilir. Dinlendirilen kıymadan cevizden biraz daha büyük olacak ebatta parçalar koparılır.

Bu parçalar, elde yuvarlanıp yassıltmak suretiyle köfteye dönüştürülür. Köfteler çiğ olarak bekletilir, yeneceği zaman pişirilir. Köfteler kömürlü mangalda pişirilir. Köfteleri pişirmeye geçmeden önce biraz eğimli olacak şekilde mangala yerleştirilen ızgaranın üstü, altı yakılıp da ısınmaya başladığı zaman iç yağ ile yağlanır. Burada amaç köftelerin yapışmasını ve yanmasını önlemektir. Köfteler, yağlanan ve ısınan ızgaranın üstüne köfteler dizilir, hafif ateşte olmak koşulu ile alt-üst edilerek pişirilir. Servis edilirken köftelerin üzerine kimyon ve karabiber serpilir.

Yanında, köfte yağına bastırılmış ekmek, maydanoz ilaveli soğan salatası, ızgarada pişirilmiş domates ve mevsime göre kuru ya da taze sivri biber ikram edilir. Çarşı mutfağı kapsamında adı geçen bir başka köfte çeşidi ise Muğla Köftesine göre daha az yağ ve bir kg. kıyma için iki dilim olacak şekilde kıymasına bayat ekmek katılarak hazırlanan Milas Köftesidir.

Paylaşın

Ekşili Tavuk, Malzemeleri, Hazırlanışı

Ekşili Tavuk; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 adet köy tavuğu
  • 1 baş sarımsak
  • 1 yemek kaşığı tavuğun kendi yağı ya da tereyağı
  • 3-4 kepçe tavuk suyu
  • 2 adet limon
  • 2-3 yemek kaşığı haşlanmış nohut
  • Tuz

Hazırlanışı;

Tavuk haşlanır. Haşlandıktan sonra büyük parçalara ayrılır, tavada ısıtılan kendi yağında ya da tereyağında arkalı önlü kızartılır. Kızaran tavukların üzerine dövülmüş sarımsak, tavuk suyu, haşlanmış nohut eklenir, pişirmeye devam edilir. Tavuk önceden haşlanmış olduğu için iki-üç taşım kaynaması yeterlidir. Limon suyu da ilave edilip beş dakika kadar daha kaynadıktan sonra yemek servise hazır olur. İkram ederken üzerine karabiber serpilir.

Paylaşın

Sulu Kebap, Malzemeleri, Hazırlanışı

Sulu Kebap; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 3-3,5 kg. oğlak eti (İsteğe bağlı olarak kuzu ve dana etiyle de yapılabilmektedir.)
  • 500 gr. iç yağ/böbrek yağı
  • Su

Hazırlanışı;

Et ve iç yağ iri parçalar halinde doğranır. Isıya dayanıklı derin bir tepsinin tabanına önce yağ parçalarından birazı, yağın üstüne etler, etlerin üstüne de iç yağının kalanı döşenir. Tepsi bu şekilde fırına verilir, etler kızarana kadar bir-bir buçuk saat pişirilir. Etin kızarması, lezzeti açısından önemlidir. Et fırından çıkarıldıktan sonra yarım ya da bir saat dinlendirilir. Etin üstüne, aynı tepside ya da toprak bir tencereye alınarak bolca su eklenir ve tekrar fırına verilir.

Kebabın fırına verilmesi akşamüzeri, fırından çıkarılması da sabaha doğru ekmeklerin fırına atılmaya başladığı 04.00-04.30 saatleridir. Fırında yedi-sekiz saat pişen etler, hamur gibi yumuşacık olur. Servisi, sabah saat 05.30-06.00 sıralarında başlar, saat 10.00-11.00 gibi de biter. Sulu kebap, yanında karabiber, limon ve mevsime göre kuru ya da taze sivri biber ile ikram edilir.

Paylaşın

Alluciye, Malzemeleri, Hazırlanışı

Alluciye; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 kilo kemikli ve biraz yağlı kuzu veya koyun eti
  • 250 gram yeşil soğanın yeşil kısmı
  • 1 demet maydanoz
  • Yarım kilo yeşil ekşi erik, biraz tuz
  • 1 su bardağı sıvı yağ

Hazırlanışı;

Öncelikle erikleri su ile yumuşayana dek pişirin. Piştikten sonra bir süzgece dökün ve ezerek çekirdeklerini ayıklayın diğer taraftan kemikli eti sıvı yağda biraz kavurduktan sonra üzerine etin üzerini örtecek kadar sıcak su ekleyerek etler yumuşayana kadar pişirin.(düdüklü tencerede de pişirebilirsiniz.) Etler pişince içine erikleri, doğranmış yeşil soğanları ve biraz tuz atın ve yarım saat, önce hızlı daha sonra kaynamaya başlayınca da kısık ateşte 15-20 dakika pişirin. Piştikten sonra doğranmış maydanozu ekleyip servis yapın.

Paylaşın

Tava, Malzemeleri, Hazırlanışı

Tava; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 2 kg pirzola kuzu eti
  • 5 adet domates
  • 10 adet biber
  • 3 yemek kaşığı tereyağı
  • Bir tutam tuz
  • Bir tutam baharat

Hazırlanışı;

Yağ tavada eritilir. Sonra etler dizilir. Sonra domates ve biberler doğranıp etlerin üzerine bırakılır. Tava fırına verilir. Yüksek ateşte yarım saat pişirilir. Pişirimden sonra servis edilir. Sıcakken daha lezzetlidir. Tava yemeği Mardin’de daha çok Derik ilçesinde yapılmaktadır.

Paylaşın

İsfire, Malzemeleri, Hazırlanışı

İsfire; Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 4 yumurta
  • 4 tatlı kaşığı un,
  • 2 su bardağı pekmez
  • 1 çay bardağı sıvı yağ

Hazırlanışı;

1 yumurta için 1 tatlı kaşığı un hazırlanarak yumurta ile un karıştırılır ve birlikte çırpılır. Yağ tavaya dökülüp ısıtılır. Hazırlanan unlu yumurtalar tavada omlet gibi iki yüzü biden kızartılır. Sonra üstüne pekmez dökülür. Ateşten çekilir ve servis edilir.

Paylaşın

Irok (İçli Köfte), Malzemeleri, Hazırlanışı

Irok (İçli Köfte); Herkesin mutlaka tadması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir.

Malzemeleri;

  • 1 kg yağsız dana kıyma
  • ,5 adet kuru soğan
  • 300 gr çiğ köftelik et
  • 1 demet maydanoz
  • 1 tatlı kaşığı karabiber
  • 1 tatlı kaşığı yeni bahar
  • 1 tatlı kaşığı kişniş
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 yumurta
  • 1 kg ince bulgur (ismeyt)
  • 1 su bardağı sıvı yağ

Hazırlanışı; Soğanlar ince doğranıp bir tencerenin içinde pembeleşinceye kadar yağda kavrulup üzerine kayma eklenip birlikte kavrulur. ateşten alınır içine tuz, karabiber, yenibahar, ve kıyılmış maydanoz konulur. Diğer taraftan ince bulgur bir leğenin içinde iyice yoğrulur.

İçine dövülmüş et, kişniş, tuz, ve 1 yumurta eklenip yeniden yoğrulur. Mandalina büyüklüğünde top haline getirilip içi oyulur. İçi doldurulduktan sonra da elle yuvarlatıp tepsiye dizilir. Daha sonra kızgın ateşte kızartılır ve servis edilir. (Bu malzeme ile 30-40 tane ırok oluşur.)

Paylaşın

Sümbülzade Vehbi Efendi Kimdir? Hayatı, Eserleri

Doğum tarihi tam olarak bilinmeyen Sümbülzade Vehbi Efendinin ölüm tarihi 1809’dur. Babası Sümbülzade ailesinden Raşid Efendi. Maraşta doğdu. İsminin konulmasına sebeb bir rivayet şöyledir: Doğduğu zaman babası Halep’te şair Seyyid Vehbî’nin yanındadır. Doğum haberi gelmiştir. Bunun üzerine şairin teklifi ile taşıdığı mahlas yeni doğan yavruya verilmiştir. Seyyid Vehbî ise Halep’te Nâiplik yapmaktadır.

Sümbülzade önce Maraş’ta okur. İlmiyye mesleğine girer, iyi bir tahsil görür. İlmini ilerletmek için İstanbul’a gider. Burada müderris olur. Kadılık vazifesi ile Rumeliye gönderilir. Uzun müddet Eflak ve Buğdan da görev yapar, İstanbul’a döner. Sultan III. Mustafa zamanında kendisine Hâceganlık tevdi edilir. Sultan I. Abdülhamid zamanında İran’a elçi gönderilir. Dönüşte Türk-İran hadiselerinde suçlu gördüğü Bağdad valisi Ömer Paşa ile araları açılır. Ömer Paşa atik davranır. Sünbülzadeyi Padişaha şikayet eder. Uygunsuz hareketlerini duyurur. Padişah idâmını emreder. Şair idamdan kurtulur fakat işsiz kalır. Daha sonra yeniden Sadrazam Halil Hamid Paşa tarafından kadılık görevine verilir. Rodos, Silistre, Eski Zağra kadılıklarında bulunur.

III. Selim zamanı da dahil Sümbülzade kadılıklarda bulunur. Ancak hayatı boyunca kadına ve eğlenceye düşkünlüğü sebebiyle sürekli başı ağrıya girer. Sümbülzade hayatı içinde müderris, kadılık, şairlik vs gibi çok şey yapar. Payı-ı tahtta tutunmasının bir sebebi şairliğidir. Şiirdeki mahareti onun birçok devlet görevine atanmasına yol açmıştır. Hâceganlık tevcihine sebeb olmuştur. Bu sıfat onun üstünde yedi sene kalmıştır.

İyi derecede Farsça bilmesi onun İran’a elçi olarak gönderilmesine vesîle oldu. Gitti, gezdi. Buna bağlı bağdad macerası yaşadı. Hakkında idam kararı çıktı. Bağdad’tan kaçtı. İstanbulu buldu. Padişaha yazdığı “Tannane” adlı kasidesiyle afvolundu. Böyle bir sıkıntıyı işrete düşkünlüğünün şikayeti sebebiyle yaşadı. “Tuhfe-i Vehbi”yi işsizlikten kendisini kurtaran Halil Hamid Paşa’nın çocukları için yazdı. Rodos’tayken de işrete düşkünlüğü sebebiyle sıkıntıda kaldı. Fakat Gazi Giray meselesinde gösterdiği dirâyet sebebiyle yerini korudu. Hatta daha sonra Balkanlarda uzun yıllar hizmet etti. Şiirde şair Sürûri ile sürekli takıştı. O onu, o da onu hicvetti. Sümbülzadenin en saltanatlı dönemi III. Selim’in padişahlığı dönemi oldu. Divanını ona takdim etti. O da onu her zaman ihsanlara boğdu. Sürekli görevde tuttu. Onun döneminde en son Bolu kadılığı yaptı. Sonra İstanbul da inzivâya çekildi. Bir mahareti de çeşme vs gibi şeyler için şiirler yazmak, tarih düşürmekti.

Ömrünün kalan kısmını da elinden geldiği kadar zevkle geçirdi. Nikristen iki yıl muztarip yattı. 90 yaşını aşmış olduğu halde 29 Nisan 1809 tarihinde vefat etti. Mezarının yeri tam olarak belli değildir. İhtilaflıdır. Vehbi döneminin “Sultanüş şuara”sıdır. Belki bir Nâbi bir Nedim kadar büyük şair değildir ama yine de büyük şairdir. Bir dîvan şairidir. Dîvan şiirine teknik yönden birçok şey kazandırmıştır. Vehbî şiirde geçmişi aşamamakla beraber günü korumuş ve seviyeyi tutturmuştur. Bir Nedîme nazîre yapabilmiştir. Şiire bilgisini katarak boşluklarını doldurmuştur.

Vehbi şiirinde mahalli dili kullanmıştır. Kimilerine göre o bir Nâbi devamıdır, kimilerine göre de “Sâbit”ın devamıdır. Kendi ifadesine bakılırsa o bir Sâbit devamıdır. Zaten Sâbit’e de nazire yapmıştır. Vehbi şiirine işrete olan düşkünlüğünü de girdirmiştir. Velhasıl Vehbi lisana hakim, asrını doldurmuş, çok iyi nazire yapabilen, şiirin teknik yönüne vakıf büyük bir şairdir.

Eserleri:

1- Divan (1837): Başında arapça kasideleri ile farsça divançesi yer alan bu eseri gayet hacimlidir. İçinde Türkçe şiirler de vardır. III. Selim’e sunulmuştur. Mısır Bulakta basılmıştır.

2- Lutfiyye-i Vehbî (1837): Oğlu Lutfullah için hayatta nasıl hareket etmesi lâzım geldiğini göstermek için yazdığı bir kitaptır. Kitap manzumdur. İçinde ahlâkî değerler işlenmiştir. Devrin sanatları ve diğer ictimâi konular işlenmiştir. Eser Nâbi’nin “Hayriyye”sine nazire yazılmıştır. Muhtelif tab’ları vardır. Türkçe basımını Süreyya Ali Beyzâdeoğlu yapmıştır.

3- Tuhfe-i Vehbi: Manzum bir Farsça lüğattir. Ondan sonra yakın tarihe kadar kitap talebe kitabı olmuştur. Farsça kelimelerin Türkçe karşılığı ile rahat öğrenilmesi amaçlanmıştır. Otuzun üzerinde baskısı vardır, şerhi de yapılmıştır. Üstüne şerh atılmıştır.

4- Nuhbe-i Vehbi: Arapça Türkçe manzum bir lüğattir. Yine çok sayıda baskısı yapılmıştır.

5- Şevk ‘engîz (1837): Ten hazlarıyla kadın ve erkek güzelliği üzerinde bir zenperest ile bir mahbubperest arasında cereyan eden bir münâzaradır. Sonunda mahbubperest kazanır. 779 beyit olup basılmıştır.

6- Münşeat: Eser bir yangın sonu yok olmuştur. Ancak içinden bazı parçalara başka eserlerde raslanmıştır.

Paylaşın