Mustafa Ocak Kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Ağustos 1972 yılında Bulgaristan’ın Filibe şehrinde dünyaya gelen Mustafa Ocak 1978 yılında ailesiyle birlikte Bursa’ya göç etti. İlk ve orta öğrenimini burada tamamladı.

Haber Merkezi / Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kimya Bölümünü kazandı. Yaklaşık bir yıl bu bölüme devam ettikten sonra Uludağ Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümüne geçti. Buradan mezun olduktan sonra Bursa’da makine mühendisliği yapmaya başladı. Halen Bursa’da yaşamakta, şiir, deneme ve politik eleştirel yazılar yazmaktadır.

1994 yılında Yeni Biçem dergisinde yayımlanan “Güz Getirisi” başlıklı ilk şiiri ile okuyucu karşısına çıkmıştır. Daha sonra kaleme aldığı şiirlerini; İzlek, Poetik’us, Yine Hişt, Başka, Dize ve Mozaik dergilerinde okuyucusuyla buluşturmuştur. Kaleme aldığı şiirler yarışmalarda övgüye değer bulunmuştur. 1999 yılında şiirlerini Geçmiş Zaman Siluetleri adıyla kitaplaştırmıştır. Eksik Sayıklama adlı ikinci şiir kitabı da 2005’te yayımlanmıştır.

Eserleri;

Şiir:

Geçmiş Zaman Siluetleri (Hera şiir-1999)
Eksik Sayıklama (Yom Yayınları-2005)

Deneme:

Yarın Diye Bir Şey Vardır

“Tutsak”

haftaların ayların tutsaklığını büyütüyor
çaresizliğin aklını yırttığında
çıplak bir gülü öpüyorsun
yarını ertesi güne yamayarak
yeni bir sabahın peşine düşüyorsun
yüzünü yerden toplayarak

hüznünü biriktir kendisiyle çarp her gün
sana özel türkü indirimi tarifesinde
dokundukça dağılan bir mozaik çünkü yüzün
derinliğini çizgilerine katarak

gündelik hayatın imzalanmış biçemi
her nefesinde artan bir öfke
umudun azalan doğurganlığında
geçmişle hesaplaşmak sofralar boyu
ve paketlerce ciğerini karartarak

batarken güneşin teninde
akşamlarının anason gizlediği
o göçebe tutkular ülkesinde
tüket kör benini aç bahtını yeniden
düşlerin gerçeğe eğildiği

ırasız renklerin kararttığı resimden
sil mizansenini elemler zincirinin
uzak denizlerin vurduğu sahilden
büyüterek içindeki adsız denizi

“Özlemek seni”

seni nerde bıraksam
parmak izlerim teninde
dudaklarımda ağzının kokusu

seni nerde hatırlasam
gözlerin gönlümde miraç
omzumda gözyaşların

kalem kıran avuçlarım
az zaman önce
okşamıştı göğüslerini

az zaman önce
öpüşmüştük bir daha
hiç öpüşemeyecekmişiz gibi

oysa başımı koymak
boşluğun yastığına
artık ezberden bir fiil sanki

ve ısmarlama anılar
gelir-geçmez bir özlem
tadıma zehir katan

gül kokulu şarkılar
deli dizgin köpüren bira
bardaklarca dostlaşan

nedir bu diye yansam
aşkla dert arasından
zamana tarih olan

ah gurur ilgeçleri
şimdi böyle çoğalan
hep ama hep özlemek seni

Paylaşın

Mustafa Muharrem Kimdir? Hayatı, Eserleri

1968 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mustafa Muharrem’in asıl adı Mustafa Muharrem Tüfekçi’dir. İlk ve orta öğrenim yılları Bursa´da geçti. 1990’da Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Ankara/Altındağ Özel Muradiye Erkek Lisesi, Mardin/Derik Lisesi, Bursa/Keles İmam-Hatip Lisesi, Bursa Anadolu İmam-Hatip Lisesi, Bursa Erkek Lisesi ile Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde öğretmen ve eğitim yöneticisi olarak çalıştı. 5302 sayılı Yasa ile yenilenen Bursa İl Özel İdaresi’nde 16.08.2006-17.07.2012 tarihleri arası Kültür Daire Başkanlığı, 30.03.2014’e kadar da İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı görevlerini yürüttü. Evli ve iki çocuk babası olan Mustafa Muharrem Tüfekçi 16 Haziran 2014 tarihinden bu yana Nilüfer İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevini sürdürmektedir.

Edebiyat dünyasında “Mustafa Muharrem” imzasını kullanan şair, Mavera, Aylık Dergi, Dolunay, Dergah, İpek Dili, Vivo, İlkyaz, Mim, Şiirden, Hece, İtibar ve Türk Dili gibi dergilerde, şiirlerini ve poetik denemelerini paylaşmıştır. Şehir, uygarlık, modernizm, toplumsal değişim, kültürel yapıların felsefi kodları, Osmanlı deneyiminin estetik arka planı konularında çok sayıda yayımlanmış makalesi olan sanatçı, 1996-97 yıllarında bir süre Bursa Kent Gazetesi ile gasteBursa’da köşe yazarlığı yapmıştır. İlk şiir kitabı kitabı İsa’dan Önce Gül (1999)’de kahraman etrafında gelişen olayların dile getirildiği şiirler yer almaktadır. Olaylar, adları verilen Çırak Hasan, Zehra, Şeyhmus ya da İsa dışında dramatik öğe genellikle şiirsel özneler etrafında gelişmektedir.

Şair, ontolojik endişe kökenli bir sinemasallık ve imge disiplini içinde geleneği yenileyerek yansıtmaya çabalayan şiirleriyle ayrıksı bir tutumu benimsemiştir. Mustafa Muharrem’in şiirini “Münacar şiir” olarak nitelendiren ve şiirde, çocukluğun saflığına sonsuz inanarak garipliğe istek duyduğuna dikkat çeken Dursun, onun şiirini şu cümlelerle değerlendirmiştir: “Onun şiirleri öznel dünyanın sesidir. Taraftır şiirleri. Şiirinin vazgeçilmez yönüdür müzik. Müzikalite bakımından volümü yüksektir şiirinin. Doğal şiirdir söylemi. Bireyin insan, toplum, Yaratan, kurallar, kanunlar karşısındaki tavır alışını irdeler. Duyarlı ve inceliklerle örülü bir şiir anlatısı vardır. Onun için şiirinin sözlerine hemen edepsizce girmek mümkün değildir. Onun şiiri ellerine beyaz eldiven takan adamın şiiridir. Seçkincidir. “.

Dil, anlam ve varoluş arası ilişkilerin temelini başlangıçtaki saflığımızın hayata el koymasında gören şairin poetik yazılarının toplamı olan Şiirin Fiilleri Hakkında 2002’de kitaplaşmıştır. Yazılarının yanı sıra şiirlerinde de şiire ilişkin poetik fikirlerini de ele alan Mustafa Muharrem’in Dikkat Köpük (2013) adlı şiir kitabı bu bağlamda belirgin özellikler göstermektedir. Nesne ile imge arasındaki ilişkinin çoğu zaman uygulamada sorunlu olduğuna dikkat çeken şair, şiirde de bir arındırma işlevine girişmektedir.

Mustafa Muharrem’in şiirinin deneysel yönüyle birlikte dilin tarihsel gelişimi içinde anlam ve değer ilişkisini bir yapıbozum ilkesiyle birlikte ele aldığına vurgu yapan Orhanoğlu “Mustafa Muharrem, tabiata sıkı sıksıya sarılmakla bilincine ait arayışların yönünü tayin etmek ister gibi şiirde biçimsel denemelere ve farklılaştırmalara girişmekteyse de gerçeklikle olan ilişkisini baştan beri lirik kodlarla sürdürmekten yana ısrarcı. (…) Kahramanlarının değerlerden oluşan özneler oluşu da bunu destekleyen bir başka unsurdur. Retorik, bir yanılsama yahut en çok bir abartıdır çünkü bu şiirlerde.” değerlendirmesini yapmıştır. Şairin hayata çöreklenmiş zamanın maskelerini yırtarken okuru da kendisiyle baş başa kalmaya çağıran yazılardan oluşan Korkudan Yontulmuş Bastonlar adlı deneme kitabı 2018’de yayımlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mustafa Köz Kimdir? Hayatı, Eserleri

1959 yılında Niğde’de dünyaya gelen Mustafa Köz, Atatürk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü’nü bitirdi. İşletme, gazetecilik, hukuk öğrenimi gördü.“Mavi Yaka”, “Edebiyatta Seçki” ve “Atika” dergilerinin yazı kurullarında bulundu.

Haber Merkezi / “Şiir Oku” dergisini çıkardı (1996-2002). Şiirlerinden seçmeler, Fransızcaya, İngilizceye, Rumenceye, Katalancaya, Almancaya, İspanyolcaya, Makedoncaya, Gürcücüye, Çinceye çevrildi. Seçme şiirleri, Kürtçeye çevrilerek Denizin Söylediği, Rumenceye çevrilerek Rüzgâr Beklerken adıyla bir kitaplaştırıldı.

Makedonya’da Genç Struga Şiir Şenliği’nin ve Atzo Karamanov Şiir Festivali’nin, İspanya Mallorca’da Akdenizli Şairler Buluşması’nın, Bulgaristan’da Ardino Şiir Günleri’nin konuk şairlerinden oldu. Türkiye’de de Bursa Nilüfer Şiir Kütüphanesi ve Buyaz Derneği, şairi 2018 Dünya Şiir Günü Onur Konukluğu’na değer gördü. Şair, ayrıca Nisan 2018’de İstanbul’da 2. Uluslararası Çevrimdışı Şiir Festivali’nin onur konuğuydu.

Şairin şiirleri ve şiir üzerine yazıları, 1989’dan bu yana çeşitli ulusal ve uluslararası edebiyat dergilerinde yayımlanıyor. Aynı zamanda Evrensel gazetesi köşe yazarıdır. 2011’den bugüne Türkiye Yazarlar Sendikası’nın genel başkanlığını sürdürüyor.

Yazı dilinin unutulmaya yüz tutmuş arkaik sözcüklerini şiir diline kazandırmaya çalışan şairin ilk iki kitabında, Türkiye yarımadasının siyasal görüntüsü vardır. Sonraki şiirlerinde de yine insana ilişkin bu gerçeklikten kopmadan kendi toplumundan evrensele uzanan bir çizgi görülür. Bu şiirlerinde dil, bir araç olduğu kadar varoluşa ilişkin bir eylem biçimidir de. Nesneleri her günkü yer-zaman ilişkilerinden uzaklaştırarak yalnızca şiir için kullanılabilir bir yapıya büründürmek de şairin poetikasının omurgasını oluşturur.

Paylaşın

Mustafa Ruhi Şirin Kimdir? Hayatı, Eserleri

2 Ocak 1955 yılında Trabzon’un Of İlçesi Uğurlu Köyünde dünyaya gelen Mustafa Ruhi Şirin, köyünde başladığı ilköğrenimini Maçka ve Ahlat’ta, ortaöğrenimini Of’ta tamamladı. AİTİA Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulunda Radyo-Televizyon Program Uzmanlığı yükseköğrenimi gördü (1974-78). TUSAŞ’ta memurluk yaptı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin Sanat Tarihi Eğitimi Programına devam etti.

Haber Merkezi / TRT’nin açtığı prodüktörlük sınavını kazanarak İstanbul Radyosuna atandı (1981). Radyolar için eğitim ve kültür programları hazırladı. 1984’te İstanbul Radyosu Çocuk Yayınları Şef Prodüktörlüğüne atanarak çocuk yayınlarını yönetti. Eğitim Kültür Yayınlarında müdür yardımcılığı (1985-93); denetim ve redaksiyon müdürlüğü (1993-97) görevlerinde bulundu. İstanbul Üniversitesi Radyo-Televizyon Yayıncılığı Yüksek Okulunda metin yazarlığı dersleri (1986-91) verdi.

Şirin; Kültür Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı, Başbakanlık İnsan Hakları Eğitim Programı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve üniversitelerde seçici kurul üyeliği, danışma kurulu üyeliği ve müzakereci görevlerinde bulundu.  Habitat II’nin Türkiye toplantısı sürecinde sivil toplum kuruluşlarının sözcülüğünü yaptı. Çocuğa yönelik kent ve ülke ölçekli hizmet, eğitim ve araştırma projeleri yönetti.

Dünyada UNICEF’in koordinatörlüğünde 2001 yılında gerçekleştirilen “Çocuklar İçin Evet Deyin” kampanyası Türkiye Çalışma Grubuna sözcülük etti. İstanbul Valiliği’nce 26-27 Haziran 2000 tarihlerinde yapılan I. İstanbul Çocuk Kurultayı’nın projesini hazırladı, genel koordinatörlüğünü üstlenerek Türkiye’de ilk defa kent ölçekli sosyal politika metni olan “İstanbul Çocuk Acil Eylem Planı”nın yazımını (Ağustos 2000) üstlendi. 2001 yılında Türkiye Çocuk Hakları Koalisyonunun kurucuları arasında yer aldı ve sözcülüğünü yaptı. 1990 yılında kurduğu Çocuk Vakfı ve Yayınlarını yönetti.

Mustafa Ruhi Şirin’in ilk şiiri 1976’da Pınar dergisinde yayımlanmıştı. Sonraki yıllarda şiir ve yazıları Pınar (1976), Nesil, Gerçek, Küçük Dergi, Kültür ve Sanat, Hisar, Türk Edebiyatı, Yönelişler, Argos, Mavera, Yedi İklim, Diriliş, Kaşgar, Dergâh dergilerinde yer aldı. Kitle haberleşme araçları ve kültür değişmesi konularında araştırmalar yaptı. 1979 yılından sonra çocuk edebiyatına yöneldi. 1987 yılında başlayarak  üç yıl Çocuk Edebiyatı Yıllığı’nı yayımladı.

TMKV’nin Hicret Şiirleri Yarışması Teşvik Ödülünü (1979), KASD Çocuk Edebiyatı Ödülünü (1983), Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülünü (1984), Dünden Bugüne Çocuk Edebiyatımız adlı dizi programı ile TMKV ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Radyo Programı Ödüllerini (1986), Gülücük adlı TV çocuk programı ile TMKV’nin 1989 Ödülünü (Ekrem Oymak ile), Kuş Ağacı kitabıyla UNESCO Asya Kültür Merkezi Resimli Çocuk Kitapları 1992 Yarışması Ödülünü (Dr. Nazan Erkmen ile) kazandı. Bazı kitapları Romence ve Makedoncaya çevrildi. Şiirleri çocuk şarkısı olarak bestelendi. Çocuk Vakfı (başkan), Türkiye Yazarlar Birliği ve İLESAM üyesidir.

“Afrika’da açlık, Bosna’da ve Çeçenistan’da acımasız savaş binlerce çocuğun ölümüne sebep olurken köşe dönmek ne kelime? Bırakın Afrika’yı, Bosna’yı, Çeçenistan’ı, Türkiye’deki kimsesiz çocuklar bile, kalbinde biraz merhamet kırıntısı kalmış bir insanın uykularını kaçırmaya yeter de artar bile. Mustafa kalbi merhametle, gözpınarları yaşla dolu nadir bulunur adamlardan biridir. Hani Sezai Karakoç bir şiirinde “ir insan al onu çöz çöz çocuk olsun” der ya, Mustafa o insanlardandır, çünkü içindeki çocuğu öldürmemiş, aksine sürekli çoğaltmış, ve.. inanır mısınız, 1977’den beri, biri hariç bütün seçimlerde oy pusulasına Çocuk Partisi diye yazıp imzalamıştır.”

“M. Ruhi Şirin çocuk kalbinin kıyısında masal ırmaklarının nasıl aktığını yaşatır. Masal dünyasının çocuk rüyası olduğunu sezdirir. O, masalları öylesine güzel anlatır ki, her bir masal kendi güzelliği ile yarışa çıkar sanki.”

Eserleri;

Masal: Masal Mektuplar (1983), Altın Kiremitli Saray (1983), Leyleğin Aklı (1983), Bilgi Ağacı (1983), Yüzük Taşı (1983), Kar Altında Bir Kelebek (1988), Guguklu Saatin Kumrusu (1989), Kuş Ağacı (1992), Keloğlan’ın Oyunu (1992), Bülbül ile Leylek (1992), Aslankuş (1998), Her Çocuğun Bir Yıldızı Var, Mavi Rüyalar Gören Çocuk, Aşk Olsun Çocuğum Aşk Olsun, Geceleri Mızıka Çalan Kedi, Dünyaya Gülen Adam, Bir Şemsiyem Olsa Kuşlardan.

Çocuk şiiri: Gökyüzü Çiçekleri (1983), Bebeğin Duası (1985), Çocuk Kalbimdeki Kuş (1991), Yıldız Sayan Ağaç (2002).

Çocuk öyküsü: Her Çocuğun Bir Yıldızı Var (1993).

Deneme: Çocuk Yüzlü Yazılar (1998).

Şiir: Rüya Saati (1998).

Araştırma: Gösteri Çağı Çocukları (1989),Yayıncılık Televizyon Çocuk ve Aile (1998), Çocukluğun Kozası (1998), Masal Atlası (1998), Kuşatılmış Çocukluğun Öyküsü (1999), Çocuk Edebiyatı (2002).

Konuşma: Çocuğa Adanmış Konuşmalar (1998).

Antoloji / yıllık: Masal Çocuk (1984), Çocuk Edebiyatı Yıllığı (1987, 1988, 1989), Kaf Dağındaki Uçurtma (1990), Ninni Bebeğim Ninni (Ninni ve ninni şiirleri antolojisi (1996), Bir Varmış Bir Yokmuş (1998).

Günlük: Hayat Gibi

(Kaynak: biyografya.com)

Paylaşın

Mustafa İlhan Geçer Kimdir? Hayatı, Eserleri

1917 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mustafa İlhan Geçer, 20 Ocak 2004 tarihinde İstanbul’da hayatını kaybetti. Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdi. İki yıl kadar İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’ne devam etti.

Haber Merkezi / Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde ve Ankara Radyosu’nda çalıştı. İşçi Sigortaları Müdürlüğü’ne geçti, İhtiyarlık Sigortası şefi oldu. Munis Faik Ozansoy, Mehmet Çınarlı, Gültekin Sâmanoğlu, Mustafa Necati Karaer ile birlikte ‘Hisar’ dergisini kurdu. Otuz yıla yakın bir süre bu derginin yazı işleri müdürlüğünü yaptı.

İlk şiiri Vakit gazetesinde yayımlandı. Romantik şair olarak, aşk şiirleri ve ulusal duyguları yansıtan şiirleriyle tanındı. Yedigün dergisinde yayımladığı şiirleri eski şiir anlayışı ve zevkinin etkisini taşır. Zaman zaman yeni şiir tarzlarını denese de hep şiir anlayışının etkisinde bir duygu şairi olarak kaldı.

Şiirlerinin çoğu bestelendi ve sevilen şarkılar olarak halkın diline yerleşti. Şiir ve eleştirilerini daha çok Hisar dergisinde yayımlayan Geçer; Anadolu, Çağrı, Çınaraltı, Dergâh, Hisar, İstanbul, Millet, Milli Kültür, Sanat ve Kültür, Size, Son Havadis, Tercüman, Türk Dili, Türk Edebiyatı, Vakit, Varlık, Yarımay, Yedigün, Yücel gibi dergi ve gazetelerde de yazılar ve şiirler yayımladı.

Yapıtları;

Büyüyen Eller (1954)
Belki (1960)
Bir Bulut Geçti (1973)
Yeşil Çağ (1975)
Hüzzam Beste (1986)
Özlem Rıhtımı (1986)
Cahit Sıtkı Tarancı (1974)
Ömer Bedrettin Uşaklı (1989)
Cumhuriyet Döneminde Türk Şiiri (1988)

Ödülleri;

1948 Ankara Halkevi Şiir Yarışması Üçüncülük Ödülü
1971 Son Havadis Şiir Yarışması Birincilik Ödülü
1986 Eskişehir Yunus Emre Derneği Yunus Emre Şiir Yarışması İkincilik Ödülü

Paylaşın

Mustafa İbakorkmaz Kimdir? Hayatı, Eserleri

1968 yılında Kayseri’de dünyaya gelen Mustafa İbakorkmaz, ilköğretimi Şükrü Malaz İlköğretim Okulu, ortaokulu Kadıburhanettin Ortaokulu ve Kayseri Lisesi’nde başladığı liseyi Endüstri Meslek Lisesi’ne geçiş yaparak tamamladı.

Haber Merkezi / Uzun yıllar sporla ve müzikle ilgilendi. 1990’da matbaada müşteri temsilcisi olarak çalışmaya başladı, dizgi bürosunda dizgi operatörü olarak çalıştı. Yediharf ve İmlasız dergilerinin oluşumunda yer aldı. Muhtelif gazetelerde yerel gazetecilik deneyimleri oldu. Yirmi yılı aşkın süre grafik tasarımcı olarak hayatını kazandı. 1996-97 arasında Maruf Şinik aracılığıyla fotoğraf sanatı ile tanıştı. Çalıştığı bazı firmaların endüstriyel fotoğraf çekimlerini gerçekleştirdi Kayseri’de yaşıyor.

İlk şiiri 1990’da Susku dergisinde yayımlandı. Şiir, yazı ve söyleşileri Ay Vakti, Bireylikler, Değişim, Dergâh, Düş Çınarı, Düşünen Şehir, Esrar, Eşik, Harman, Hayâl, Hece, İkindi Yazıları, İmgelem Çocukları, İmlasız, Kavram Karmaşa, Kayseri Deniz Postası, Medrese, Sonsuzluk ve Birgün, Susku, Sühan, Şiiri Özlüyorum, Yazgı, Yediharf, Yedi İklim, Yeniyazı gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı.

Eserleri;

Şiir:

İlayda
Beyt-ül Ahzan
Yağmur Divanı

Roman:

Risale-i Dürr’iye

Deneme, İnceleme:

Okuma Notları
Geride Kalanlar Kitabı
Yazarlık Üzerine Notlar

(Kaynak: sukrukirkagac.blogspot.com)

Paylaşın

Mustafa Irgat Kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Ocak 1950 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mustafa Irgat, Saint-Joseph Lisesi’nde öğrenim gördü. Yapı Kredi Yayınları’nda editör olarak çalıştı. Kanser tedavisi gördüğü esnada Cerrahpaşa Hastanesi’nde hayata gözlerini yumdu. Zincirlikuyu Mezarlığı’nda yatmaktadır.

Haber Merkezi / Annesi Mina Urgan tarafından “Bütün bu söylediklerin hakikat (olsa da), sen kimseye bir şey anlatmazsın ki!”, denen Irgat Türkçe şiirde uç kimliklerden birini temsil etmektedir. İlk şiiri 1971 yılında Yeni Dergi’de çıkan şairin tek kitabı Ait’siz Kimlik’tir. Bu kitaptaki şiirler Irgat’ın yaşam, ölüm, cinsellik gibi konulardaki görüşlerini yansıtması bakımından önemli örneklerdir.

Radikal biçimde negatif bir üslupla yazılan bu şiirlerde yeni bir söylem inşası göze çarpar. Söz konusu söylem bu şiiri Türkçenin en zor poetikalarından biri yapmakla kalmaz; kendisinden sonrakiler için de bir mit yaratır. Dolayısıyla Irgat’ın oldukça avangard bir dil kullandığı ve yoğun bir imgelem örüntüsüne sahip olduğu söylenebilir.

Bu açıdan Türkçede Ece Ayhan’ın öncüsü olduğu asimetrik şiirsel düzenin Irgat’ta da kabul gördüğü; hatta daha da ileriye taşındığı vurgulanabilir. Irgat’ın şiirleri Sokak ve Beyaz gibi öncü dergilerde de yayımlanmıştır. Şairin sinema üzerine yazdığı yazıları ölümünden sonra Duhuldeki Deney isimli kitapta toplanmıştır. Irgat’ın sinema ilgisi oyunculuk düzeyine varmış ve 1985 tarihli Tekerleme isimli filmde şair İzzet Yasar’la birlikte rol almıştır.

Eserleri;

Ait’siz Kimlik
Duhuldaki Deney

Ödülleri:

1995 Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü / Ait’siz Kimlik ile

Paylaşın

Mustafa Seyit Sutüven Kimdir? Hayatı, Eserleri

1908 yılında Balıkesir’in Edremit İlçesinde dünyaya gelen Mustafa Seyit Sutüven, 14 Ekim 1969’da İzmir’de öldü, cenazesi İstanbul’a getirilerek Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Edremit Numune İptidaisini bitirdikten (1921) sonra dışardan sınavlara girerek Balıkesir Lisesi’nden mezun oldu. Ticaret hayatına atıldı. 1929’dan itibaren uzun yıllar doğduğu şehirde bir kırtasiye dükkânı işletti; Edremit Zeytinyağı Satış Kooperatifi’nde müdür (1943-44), İzmir Zeytinyağı Kooperatifi’nde yönetim kurulu başkanı (1952-55) olarak çalıştı. 

Haber Merkezi / Mustafa Seyit Sutüven, 1938’de Mehmet Behçet Yazar’a yazdığı mektupta kendisinde edebiyat zevkinin oluşmasında aynı zamanda hocalığını yapan Ruhi Naci Sağdıç’ın büyük etkisinin olduğunu belirtir (Yazar 1938: 296). Hayatı boyunca büyük şehirlerdeki edebiyat muhitlerine dâhil olmayı isteyen Mustafa Seyit Sutüven, bu sebeple zaman zaman Ankara ve İstanbul’a seyahatler yaparak dönemin önemli şairleriyle tanışma imkânı bulur.

Bir taraftan aruz vezniyle kaleme aldığı gazel ve mesnevilerinde eski şiir geleneğini sürdüren şair, diğer taraftan halkın sorunlarıyla dertlenip mutluluklarıyla saadet bulan bir duyarlılıkla hicivler yazar. Serbest vezne, özellikle de bu vezinle yazdığı şiirleriyle adını duyuran Nâzım Hikmet’e hayran olan Mustafa Seyit, Nev-Yunanîlik ve Akdeniz Havzası Edebiyatı cereyanının etkisinde kalır.

Şair, bu minvalde aruz ölçüsüyle kaleme aldığı ve kendisini ünlendiren “Sutüven” adlı şiirini yazar. Sutüven, şairin doğum yeri olan Edremit’te bir şelalenin adıdır. 1934’te Atatürk’ün İzmir’den Edremit’e geleceği öğrenilince zamanın Edremit Kaymakamı Mithat Kemal Bey, Edremit bölgesinde şairliğiyle tanınmış Mustafa Seyit’ten bölgenin güzelliğini anlatan bir şiir yazmasını ister. Mustafa Seyit, Ocak ve Şubat aylarının soğuk günlerinde Sutüven şelalesine bakarak tarihsel ve zihinsel bir yolculuğa çıkmış, çıktığı bu yolculuk sonucunda da “Sutüven” şiirini yazmıştır.

Şair, bu şiirinde başta Yunan medeniyeti olmak üzere Moğol, Mısır, Med, Roma ve Türk medeniyetlerinden bahsederek duyarlılığını oldukça geniş bir medeniyet ve kültür coğrafyasından kotarmayı başarır. Mustafa Seyit, “Sutüven” şiirinde büyük bir kültür birikimine yaslanır ve şiirinin varlığını derin bir medenî yapıdan besler.

Zahir Güvemli, şairin Şiirler kitabına yazdığı önsözde bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Mustafa Seyit içinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran bir halk çocuğu. Öyle bir halk çocuğu ki, yaşadığı topraklara Halikarnas Balıkçısı’nın gözüyle bakıyor ve o topraklardaki medeniyet bütünlüğünü, kültür bütünlüğünü görebiliyor. Bu sebepledir ki şiirlerinde çeşitli anlatım imkânlarına başvurabiliyor. Onun ilk zamanlarında, birtakım amatörler Vergilius ya da Ovidius’u taklit ederek yalnız mitologya konulu şiirler yazarlardı.

Eski Yunan Tanrıları arasında dünya edebiyatınca sakız edilmiş hikâyeleri, isimleri, mısralarına doldurdular mı kendilerini ‘Yunanî şair’ ya da Şiirimizin Homeros’u diye ilan ettirirlerdi. Oysa Mustafa Seyit, gerçeği görmüş, Yunan ve Latin şairlerini, hatta Yunan mitologyasını hangi toprakların nasıl Kazdağı’nın, Edremit’in ne zaman yetiştirdiğini anlamış bir insan olarak kendi yaşadığı memleket açısından o isimleri bütünleştiren coğrafyayı öne almıştı”. Sutüven, ilerleyen yıllarda da Nev-Yunanî tarzda şiirler kaleme almayı sürdürmüştür. “Akdeniz”, “Kutup Yollarında”, “Orşilim Kızları”, “Şıpşıp I-II” şiirleri bu bağlamda örnek verilebilecek metinlerdir.

“Sutüven şiiri, gerek şekil, gerek muhteva bakımından zengin bir şiirdir. Ona bu zenginliği veren âmil, çeşitli unsurların dil musikisinin, tarih ve efsanenin, kendini ve milletini yüceltme duygusunun ve son parçalarda hissolunan esrarlı havanın bir araya gelmesidir. Şiirde teferruat ile bütün, dış ile iç arasındaki sıkı bir münasebet vardır.”

Mustafa Seyit Sutüven; Yücel, Servetifünun (Uyanış), Yeni Ses ve İnsan dergilerindeki şiirlerinden sonra bir suskunluk dönemine girmiş; daha sonra Yurt ve Dünya, Türk Dili, Varlık, Yeditepe, Yeni İnsan dergilerinde görünmüştür. 1960’tan sonra şiirden tamamen kopmuştur. Cemal Süreya bu kopuşu “şairin ‘Sutüven’ şiirinden sonra bir daha aynı başarıyı gösteremediği, hep bu şiirin gölgesinde kaldığı ve ilk şiirine yenilmiş bir şair olduğu” şeklinde değerlendirmiştir.

Sutüven, içinde yaşadığı toplumun bütün acılarını, sevinçlerini duyan, duyuran, halk söyleyişine bağlı bir şairdir. Şiirlerine bakıldığında, mitolojik unsurlarla bir ufuk genişliği yaratmak istediği, halk öykü ve efsanelerine yaslandığı, Köroğlu destanından esinlendiği, Il. Dünya Savaşı yıkımlarına başkaldırdığı ve çağının sorunlarını işlediği görülür. Şiirlerinde çeşitli anlatım imkânlarına başvurmuş; biçim yapısı bakımından her türü denemiştir. Sağlığında kitaplaştırmadığı seksen kadar şiiri, 1976 yılında Zahir Güvemli ve Behçet Necatigil’in önsözleri ile yayımlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Mustafa Fırat (Çelikbaş) Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ocak 1978 yılında İzmir’de dünyaya gelen Mustafa Fırat (Çelikbaş), ilkokulu İzmir’de, liseyi Özel Antalya Lisesinde okudu. İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu.

Haber Merkezi / Şair, yazar ve öğretmen Mustafa Fırat, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı İstanbul’daki bir lisede edebiyat öğretmeni olarak görev yapmaktadır.

Mustafa Fırat, şiir kitaplarında da aşk, hasret, yalnızlık vb. temaların yanı sıra zaman zaman sosyal konuları da işler. Şiirleri Varlık, Mühür, Budala vd. dergilerde yayımlanmıştır. Yalın dili, imgeye önem veren bir üslubu vardır. Çıkardığı Mühür dergisi ve kurduğu Mühür Yayınları, son dönem edebiyatımıza ciddi katkılar sunmuştur.

Bu dergide 80’leri ve günümüzün önde geklen şairleriyle ilgili dosyalar yayımlamıştır. Dersaadette Sabah Cesetleri (2016) romanında; işgal altında bir kent, yorgun, umutsuz bir halk, fırsattan istifade etmeye çalışan çeteler, hainlerin çoğaldığı İstanbul’da özel bir emniyet görevlisinin etrafında gelişen serüvenler anlatılır.

“Yeşil gözler çiçeği”

üç gece üç gündüz gibi geçti ömrümden üç sene
çivi di kasrın kurnalarında yüzdürdüğüm bronz gemilerim
çıktılar aşkın o derin yeşil gözler seferine;
ve yeniden doğdu şiirin yüzünde o hükümsüz kimliğım…

Ye yeniden şekillendi şerbetini susamışçasına içtiğimiz yaşam!
en savruk en heder yanımla yanındayım
hicazkar günlerin ardından,
haber saldım türküler söylemesi için ağustos böceğine;
tut ki sevinç içre bir avuç ağlasam!

-ey can ne gelır elden?
nâçar düşmüş kalbimle paylaş kalbini
sonsuz bir şehir olmak istiyorsa bir kasaba!

“Hasret”

kucağımda harmanlar ve ateş böcekleri
gibi uçtu üzerimden bütün ayrılıklar
elimdeki kalemim vurduğum dizelere sırdaştır
geçti ve yazıldı göğe o eski zamanlar

hangi merhem en iyi ilaçtı
bir kanayan bir duran bu tarifsiz yarama
göğsüm ki kuşların konakladığı
bir kadavradan bihaber boyandı kızıla

yerim de yurdum da unutulandır artık
bakışlarım yalnızca dilek taşı
kesilsin ve altında kalsın şair bırak
dinmesin dilime dolanan bu hasret şarkısı

-bu yollar ve yolculuklar götürsün beni ötelere
dokudum en sırça köşklere o kavuşmayı
dahası dokundum

Paylaşın

Mustafa Ergin Kılıç Kimdir? Hayatı, Eserleri

29 Ekim 1977 yılında Ankara’da dünyaya gelen Mustafa Ergin Kılıç, ilkokul ve ortaokuldan sonra Ankara Aydınlıkevler Lisesinden mezun oldu. Yüksek öğrenimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümünde 2001 yılında tamamladı.

Haber Merkezi / 2001-2010 yılları arasında, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Uzakdoğu ve Avrupa coğrafyaları başta olmak üzere, dünyanın 40’tan fazla ülkesini ziyaret etti. 2005-2009 yılları arasında Patika edebiyat dergisinin editörlüğünü ve yayın kurulu üyeliğini yürüttü. 2009 yılında Modern Elit Dinamik Şiir Bildirgesi’ni, Şiir Özlüyorum dergisinin Ocak-Şubat 2009 sayısında yayımladı.

4. Uluslararası Çukurova Edebiyat Günleri kapsamında, şiir bildirgesini sundu. Modern Elit Şiir Bildirgesi, Papirüs dergisinin, Mayıs-Haziran 2011, 4.sayı’sında mercek altına alındı ve dosya konusu yapıldı. Cemal Süreya’nın ilk sayısını Haziran 1966 yılında (yalnızca dört sayı, Haziran 1966-Mayıs 1970 arası 47 sayı, 1980-1981 arasında iki sayı) çıkardığı Papirüs’ü güncel olarak yepyeni bir yüz ve vizyonla, Kasım-Aralık 2010 tarihinden itibaren (Özgür Özmeral ile birlikte) yayıma hazırlamaktadır.

Mustafa Ergin Kılıç, şiir yazmaya 1994 yılında başladı. İlk şiirleri 2000 yılından sonra Kuzey Yıldızı, Budala, Yom Sanat gibi dergilerde yayımlandı. Sonraki yıllarda şiirleri, şiir üstüne inceleme yazıları, söyleşileri, soruşturma dosyaları; Edebiyat ve Eleştiri, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Yasakmeyve, Yeni Yazı, Edebiyat Ortamı, Özgür Edebiyat, Dize, Mühür, Şiiri Özlüyorum, Deliler Teknesi, Patika, Hayal, Eliz gibi dergilerde yer aldı. Gam Kuşağı kitabıyla, kendi şiir çezgisini oluşturduğu görülür.

Kılıç’ın aşk merceğinden insana ve insanın “hâllerine” odaklandığı Gam Kuşağı, adından da anlaşıldığı gibi, izlek olarak günümüzün ruh hâlini de yansıtır. Mustafa Ergin Kılıç’ın aldığı ödüller şunlardır: Homeros Ödülleri 2010 / Kemal Özer Şiir Ödülü (3.lük), 2008 Yılmaz Güney Şiir Ödülü, Homeros Ödülleri 2007 / Attilâ İlhan Şiir Ödülü (Mansiyon), 7. Safranbolu Uluslararası 2006 Film Festivali Şiir Ödülü (2.lik), 2006 Hasan Bayrı Şiir Ödülü (3.lük), 2. Eskişehir 2006 Yunus Emre Şiir Ödülü (Özendirme), Kocaeli Üniversitesi 2006 Gençlik Şiir Ödülü (Seçici Kurul Özel Ödülü). (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın