Dünyanın En Tehlikeli Turistik Yerleri

Yükseklik korkunuz varsa bu yerler noktalar sizi biraz tedirgin edebilir. Bunun nedeni, bunların dünyanın en tehlikeli yapılarından bazıları olmasıdır; kayalık ve uçurum kenarına tünemiş tapınaklar, manastırlar, evler ve kaleler.

Haber Merkezi / Bunların bazılarına örnek dağcılık becerisine sahip olanlar ulaşabilecekken, bazılarına da karayolu ile ulaşılabilir. İşte en tehlikeli turizm yerlerinden bazıları;

Sant’Agata de Goti (İtalya)

Bu yerin ilk görünüşü büyülü bir izlenim bırakmaktadır. Bir ortaçağ kasabasından bekleyeceğiniz tüm cazibeye sahiptir. Bir nehir vadisinin üzerindeki sarp bir kayalığa zarif bir şekilde tünemiş bu tarihi yer, size dünyanın geri kalanından kopuk olduğunuz hissini verecektir.

Katskhi Sütunu (Gürcistan)

Gürcistan’daki 40 metre yüksekliğindeki Katskhi Sütunu’nun tepesinde yer alan ve muhtemelen dünyanın en kutsal ve izole kilisesidir. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’in yaklaşık 200 km batısında yer alan bu muhteşem simge, ulaşılması zor olmasıyla ünlüdür. 

1944’te dağcı Alexander Japaridze sütunun ilk belgelenmiş çıkışını yaptı. Şimdiye kadar, yalnızca kayayı tırmanmaya davet edilenlerin korkulan noktaya ulaşmasına izin verildi. 

Kırlangıç ​​Yuvası (Kırım)

Kırım’daki Gaspra kasabasında yer alan dekoratif bir kaledir. 1911-1912 yılları arasında 40 metre yüksekliğindeki Aurora Yamacı’nın üzerinde inşa edilmiştir. Kale, Rus mimar Leonid Sherwood tarafından Neogotik bir tarzda tasarlanmıştır.

Kale, Karadeniz kıyısındaki Ai-Todor Burnu’na bakmaktadır ve Haraks Castrumunun kalıntıları yakınında yer almaktadır. Kırlangıç Yuvası, Kırım’daki en popüler turistik mekanlardan biridir ve Kırım’ın güney kıyılarının simgesi kabul edilmektedir.

Asılı Tapınak (Çin)

Çin’in Shanxi Eyaletindeki Heng Dağı yakınlarındaki bir uçurumun kenarına inşa edilen Asma Tapınak, gerçekten bir mimari harikasıdır. 1500 yıldan daha önce inşa edilen tapınak, geçit labirentiyle birbirine bağlanan 40 odadan oluşmaktadır.

Castellfollit de la Roca (İspanya)

Bu pitoresk ortaçağ köyü, kuzey doğu İspanya’da bazalt bir kayanın üzerine inşa edilmiştir. Kasabanın bulunduğu bazalt kayalık 50 metreden yüksek ve neredeyse bir kilometre uzunluğundadır. Kayalık iki lav akışının üst üste binmesiyle oluşmuştur.

Saint-Michel d’Aiguilhe (Fransa)

En az bin yıl önce yapıldığı düşünülen Güney Fransa’daki Saint-Michel d’Aiguilhe şapeli, 85 metre yüksekliğinde bir volkanik kaya üzerinde yer almaktadır. Şapele ulaşmak için kayaya oyulmuş 268 basamak çıkmak gerekiyor. Kayalık üzerine yerleştirilmiş bu büyüleyici küçük şapel, size gökyüzüne tırmandığınız hissini verecektir.

Meteora (Yunanistan)

1995’ten beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Meteora, Yunanistan’ın kutsal yerlerindendir. Kalambaka kasabası yakınlarındaki kayalık bölgede çok sayıda Ortodoks Kilisesi ve Athos Dağı’ndan sonra Yunanistan’daki en önemli manastırlar yer almaktadır. Orijinalinde 24 tane olan manastırlardan 6 tanesi ayakta kalmıştır. Manastırlar, bölgeye hakim olan devasa doğal sütunların üzerine inşa edilmiştir.

Paylaşın

Tarihin Bitmemiş En Ünlü Altı Yapısı

Dünyanın en ünlü binalarından bazılarının inşaatının hala bitmemiş olduğunu biliyor muydunuz Finansal konulara ilişkin gerçekçi olmayan zaman çizelgeleri gibi birçok neden olsa da, bu binaların kaderi hala belirsiz. 

Haber Merkezi / Bazıları terk edilmiş durumdayken, bazıları da sadece başarısız projelerdir ve bir geçmişe sahip olmakla övünülür. İşte tarihin en ünlü bitmemiş binalarından bazıları;

Sathorn Kulesi

Bangkok’taki 49 katlı kule, halk arasında Hayalet Kule olarak biliniyor ve inşaatı yüzde 80 civarında tamamlanmış durumda. Kayıtlara göre yapımına ülke ekonomisinin canlandığı 1990’lı yıllarda başlanmış, 1997’de ise ekonomik gerileme nedeniyle durdurulmuş. Bu bina şimdi terk edilmiş durumda ve geceleri elektrik olmadığı için ürkütücü bir duygu yayıyor. Kulenin içine girmek yasak, harap yapıya izinsiz girmeye çalışanlar hakkında hukuki işlemin uygulanacağına dair işaretler bulunmakta.

San Petronio Bazilikası

132 metre uzunluğunda, 66 metre genişliğinde ve 47 metre yüksekliğindeki bu yapının inşaatına 1390 yılında başlanmış ve kayıtlara göre inşaat yüzyıllarca devam etmiştir. Ancak cephe hala tamamlanmamış durumda. Alt kısım kırmızı ve beyaz mermerle parıldarken, yapının üst kısmı fark edilmesi kolay olan eski tuğladan inşa edilmiştir.

Ryugyong Otel

Hotel of Doom olarak da bilinen bu yapı, Kuzey Kore’nin Başkenti Pyongyang’da yer almaktadır. Raporlara göre, bu otelin inşaatına 1987 yılında başlanmış ve 1992 yılında yüksekliği yaklaşık 329 metre. Ancak, ülke ekonomik krizle karşı karşıya kaldıktan sonra yapı üzerindeki çalışmalar durdurulmuştur. 2008 yılında üstündeki vinç kaldırılmış, cephesine cam paneller takılmıştır. Otel planlandığı gibi açılsaydı, beş döner restoranı ve 3000 civarında odası olacaktı.

İskoçya Ulusal Anıtı

Kayıtlara göre, İskoçya Ulusal Anıtı’nın Atina’daki Parthenon’un bir kopyası olarak inşa edilmesi planlandı. Bu yapının yapımına 1822’de Napolyon Savaşlarında hayatını kaybeden İskoçlar için bir anıt olarak başlandı; ancak, beklendiği gibi fon sağlanamadı. Kayıtlar, inşaat çalışmalarının 1829’da 12 sütun inşa edildikten sonra durduğunu gösteriyor.

Sagrada Familia

Bu ünlü yapı 1882’den beri yapım aşamasında! Antoni Gaudi’nin ünlü Roma Katolik Kilisesi, dünyanın en güzel bitmemiş mimari yapıları arasındadır. Milyonlarca turist, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan projeyi finanse etmek için hala burayı ziyaret ediyor. Kayıtlara göre, bu yapının inşaatının 2026 yılına kadar bitirilmesi planlanıyor.

Alai Minar

Bu anıt, Delhi’deki Kutub Minar ve Kuvveti-İslam Camii’ne bitişik olarak inşa edilmiştir. Kayıtlara göre, bu yapı Khalji Hanedanlığı’ndan Alauddin Khalji tarafından planlandı. 73 m’lik Kutub Minar’ın iki katı yükseklikte inşa edilmesi planlandı. Alai Minar’ın inşaatı 1316’da Khalji’nin ölümünden sonra durdurulduğu için sadece 24 m yükseklikte.

Paylaşın

Bu Kaleler Masal Kitaplarından Fırlamış

Kale denilince aklımıza Cinderella, Aurora ve Pamuk Prenses gibi ünlü Disney prensesleri geliyor! Geçmişin parlak dönemlerin hatırlatan kalelere her yerde karşılaşabiliriz. Gezegenimiz, masal kitaplarından fırlamış gibi görünen kalelerle doludur.

Haber Merkezi / Okumaya devam edelim ve dünyanın dört bir yanından en ikonik kalelerden bazılarını keşfedelim. 

Prag Kalesi (Çek Cumhuriyeti)

Prag Kalesi, güzelliği ve ihtişamıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer almakta. Bu inanılmaz kale 9. yüzyıldan beri varlığını sürdürüyor ve sanki bir masal filminden fırlamış gibi görünüyor. Kale bugün, Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın resmi evi olarak hizmet veriyor.

Windsor Kalesi (İngiltere)

Dünyanın en eski kaleleri arasında sayılan İngiltere’deki Windsor Kalesi, görülmesi gereken bir manzara! Saray, saf ihtişamı ve mimari güzelliği ile her yıl binlerce turisti cezbetmektedir. 

Osaka Kalesi (Japonya)

Japon kaleleri kendi tarzlarıyla sıra dışı ve güzel. Osaka Kalesi, Japonya’daki beş katlı bir kale saraydır. Kale, aynı zamanda ülkedeki en inanılmaz mimari harikalardan biri olarak kabul edilir.

Neuschwanstein Şatosu (Almanya)

Neuschwanstein Şatosu’nun 1950’de piyasaya sürülen Disney klasiği Cinderella’nın ardındaki ilham kaynağı olduğunu öğrenince şaşıracaksınız ! Neuschwanstein, dünyanın en ünlü kalelerinden biridir.

Edinburgh Kalesi (İskoçya)

Dünyaca ünlü Edinburgh Kalesi, 12. yüzyıla aittir. Dünya mirası alanı olan kale, İskoçya’nın ikonik bir yapısıdır.

Chateau de la Bretesche (Fransa)

Bu muhteşem 14. yüzyıl kalesi, Fransız Devrimi sırasında kuşatılıp yıkıldıktan sonra yeniden inşa edildi. Kale, bugün otel ve golf tesisi olarak hizmet vermekte.

Chateau de Chambord (Fransa)

Bu görkemli Fransız kalesi, ilk bakışta aklınızı başınızdan alacaktır! UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan kale, oldukça benzersiz olan çift sarmal benzeri merdiveniyle dikkat çekiyor. Merdivenleri çıkanın diğer taraftan inenleri göremediği sihirli merdivenler gibi.

Hohenschwangau Kalesi (Almanya)

Bu muhteşem 19. yüzyıl kalesi, Bavyera Kralı II. Ludwig’in çocukluk ikametgahı olarak hizmet vermiştir. Babası Bavyera Kralı II. Maximilian tarafından yaptırılmıştır.

Burg Eltz (Almanya)

Bir tepenin üzerinde yer alan Burg Eltz, Elzbach Nehri’ne bakan delicesine güzel bir ortaçağ kalesidir. Kale, hala 12. yüzyılda burada ikamet eden Eltz ailesinin bir koluna ait. Hiç yıkılmamış kalelerden biri, bu yüzden 100 yıl öncekiyle hemen hemen aynı görünüyor!

Alcazar (İspanya)

Alışılmadık bir kale arıyorsanız, Alcazar dileğinizi yerine getirecek! İspanya’daki en eşsiz kalelerden biridir. Günümüzde kraliyet sarayı, müze ve askeri arşiv binası olarak kullanılmaktadır.

Paylaşın

Dünyanın En Küçük 5 Ülkesine Bir Bakış

Gezegenimiz keşfedilmeyi bekleyen sürprizler ve güzel yerlerle dolu. Dünyada irili ufaklı pek çok ülke vardır. Her biri kendi yolunda harika. Ama kaçınız, yüzölçümü sadece bir kilometrekare olan ve yine de tam teşekküllü ülkeler olduğunun farkındasınız.

Haber Merkezi / Gelin hep birlikte dünyanın en küçük ülkelerinden bazılarına göz atalım…

Vatikan

Listenin başında dünyanın en küçük ülkesi Vatikan var! Sadece 110 dönüm araziye yayılan ülkenin nüfusu sadece 1000 civarındadır. Ancak ülke, dünyanın dört bir yanında yaşayan Hıristiyanlar için en kutsal şehir olarak bilinir. Vatikan, diğerlerinin yanı sıra Michelangelo ve Leonardo da Vinci de dahil olmak üzere dünyanın en büyük sanatçılarıyla tarihsel olarak bağlantılıdır.

Monako

Biri haklı olarak “İyi şeyler küçük paketlerde gelir” diyorDünyanın en küçük ikinci ülkesi olan Monako, sadece 499 dönümlük bir alanı kaplamaktadır. Ama küçük bu ülke kelimelerin ötesinde muhteşemdir. Monako’nun güzelliği karşısında hayrete düşebilirsiniz. Ayrıca Monako, Monte Carlo ve Grand Prix motor yarışları etkinliği ile dünya çapında tanınmaktadır.

Nauru

Listede üçüncü sırada, eskiden Pleasant Island olarak bilinen inanılmaz derecede çarpıcı Nauru var. Avustralya’nın doğusunda yer alan ülkenin şu anki nüfusu yaklaşık 13000 kişidir. Bu ülke, çoğu turistin radarından uzak durur, ancak tüm ilgiyi hak eder.

Tuvalu

Okyanusya’daki bu çarpıcı ülke Tuvalu, Polinezya’da dünyanın dördüncü en küçük ülkesidir. Eskiden Ellis Adaları olarak bilinen ada ülkesinin nüfusu 11000 civarındadır. Uzak konumu göz önüne alındığında, ülke turist listesinin dışında kalıyor ancak popüler bir sıra dışı destinasyondur.

San Marino

San Marino, 61,2 kilometrekarelik alanıyla listede beşinci sırada yer alıyor. Ülkenin nüfusu yaklaşık 33000 kişidir. San Marino’nun ekonomisi büyük ölçüde finans, endüstri, hizmetler ve turizme bağlıdır. Güzel ülkenin başlıca cazibe merkezleri, büyülü görünen uçurumun tepesindeki kalesidir.

Paylaşın

Alnınız, Kişiliğiniz Hakkında Ne Söylüyor?

Ne kadar saklanırsan saklan, yüzünüz kişiliğiniz hakkında çok şey ele veriyor. Buna alnınızın şekli de dahildir! Geniş veya dar, kavisli veya değil, kişilik özellikleriniz herkesin görmesi için orada. 

Haber Merkezi / İşte alnınızın şekline ve boyutuna göre kişiliğinizin ne olduğu hakkında ipuçları…

Kavisli alın

Kavisli bir alına sahip olanlar rahat ve parlak bir kişiliğe sahiptir. Çok neşeli oldukları için girdikleri ortamı aydınlatıyorlar. Sıcak kişilikleri çevrelerindeki insanları rahatlatır, bu yüzden arkadaş edinmeleri o kadar da büyük bir sorun değildir.

Eğimli alın

Eğik bir alnına sahip olanlar, istediğini alacak türden kişilerdir. Deyim yerindeyse çetin cevizdirler. Bu tür insanlara ilişki kurmak çok zordur.

Dar alın

Küçük yüzlü birçok insanın alnı dardır. Bu tür insanlar iyi kalplidirler ve kendi işlerini yapmayı severler. Duygusaldırlar, incinmekten korktukları için çok emin olana kadar derin bir ilişkiden kaçarlar.

Geniş alın

Geniş alınlı olanlar, iyi bir tavsiyeye ihtiyacınız olduğunda yaklaşmanız gereken kişilerdir. Akıllıdırlar ve işlerini çok ciddiye alırlar.

Yuvarlak alın

Yuvarlak alınlı insanlar, son derece duygusal olmanın yanı sıra sanatsal ve yaratıcıdır. Ancak bazen mantık eksikliği yaşayabilirler.

V alın

V alınlı olanlar son derece yeteneklidir. Sıfırdan inşa etme iradesine ve ayrıntılar için iyi bir göze sahipler. Ancak, öfkelerine dikkat edin.

Paylaşın

BM’de Olağanüstü Bir Tanık: Dinazor

Birleşmiş Milletler, fosil yakıtları yakmanın tehlikeleri ve küresel ısınma hakkında tanıklık etmesi için ‘olağanüstü bir tanık’ çağırdı, bu tanık bir ‘dinozor’du.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi (COP-26) öncesi sosyal medyada ilginç bir video yayınlandı. Videoda, dinozor, New York’taki ünlü BM Genel Kurul Salonu’nu bastığı ve oradaki üst düzey diplomatlara ‘yok oluşun kötü bir şey olduğunu’ söyledi.

Dinazor, konuşmasının devamında, “Bir iklim felaketine doğru gidiyorsunuz. Yine de hükümetler, fosil yakıtları sübvanse etmek için her yıl yüz milyarlarca kamu parası harcıyor. Bu milyarları her yıl dev meteorları sübvanse etmek için harcadığımızı hayal edin” dedi.

Video, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) inandırıcı olmasına dair ciddi bir mesaj taşıyor. UNDP tarafından yayınlanan bir raporda, dünya genelinde her yıl yaklaşık 423 milyar doların, fosil yakıtları sübvanse etmek için harcadığı belirtildi.

Bu rakam, fosil yakıt emisyonlarının çevreye ve insan sağlığına verdiği zarar gibi, petrol, kömür ve gaz yakmanın dolaylı maliyetlerini içermemektedir. BM Genel Sekreteri António Guterres, artan fiyatların “toplumsal huzursuzluğa” yol açabileceği nedeniyle fosil yakıt sübvansiyonlarına son verilmesi çağrısında bulundu.

Paylaşın

Everest Dağı Hakkında 7 İlginç Gerçek

Nepal’de yer alan ve dünyanın en yüksek dağı olan Everest Dağı, her dağcının hayalidir! Her yıl yüzlerce maceracı Everest’e tırmanmaya çalışır, ancak sadece birkaç şanslı kişi başarılı olur.

Haber Merkezi / Dünyanın en yüksek noktasında durmak ve güçlü Himalayaların harikalarını keşfetmek heyecan verici olsa gerek. Konumuza dönelim, Everest hakkında aklınızı başınızdan alacak en ilginç gerçeklerden bazılarını sizler için sıraladık.

Everest’in yaşı

Everest’in 60 milyon yıldan daha yaşlı olduğunu biliyor muydunuz? Uzmanlara göre, Everest, Hindistan’ın kıtasal levhasının Asya’ya çarpması sonucu oluştu. Hindistan’ın kıtasal levhası Asya’nın altına itildi ve bu da yukarıya doğru büyük bir kara kütlesinin yükselmesine neden oldu. Bu da, dünyanın en yüksek sıradağlarını doğurdu; güçlü Himalayalar.

2015 depreminden sonra yüksekliği değişmiş olabilir

Bilim insanlarına göre, 2015’teki büyük depremin ardından Everest’in yüksekliği değişmiş olabilir. Uzmanlar şu anda dağı yeniden ölçme sürecindeler.

Sir George Everest burayı Zirve 15 olarak adlandırdı

Everest, ilk olarak 1841’de Sir George Everest tarafından keşfedildi. Sir George Everest, oraya Tepe 15 adını verdi. Ancak 1865’te dağın adı Sir George Everest’in onuruna Everest olarak değiştirildi.

Everest Dağı, Nepalliler tarafından Gökyüzünün Tanrıçası anlamına gelen Sagarmatha olarak adlandırıldı. Tibetliler ise, dağı, Dağların Tanrıça Anası anlamına gelen Chomolungma olarak adlandırırlar.

Everest her yıl büyüyor

Bu dünya harikası hakkında bir başka şaşırtıcı gerçekte, Everest’in her yıl büyümesidir! Bu, Himalayaları yukarı doğru iten tektonik plakaların hala aktif olmasından kaynaklanır.

Everest’e tırmanmamın maliyeti

Everest’e tırmanmanın sadece fiziksel olarak zor bir iş olduğunu düşünüyorsanız, o zaman kesinlikle dağa tırmanmanın maliyetini biliyorsunuzdur; finansal olarak da yorucu olabilir. Dünyanın en yüksek zirvesine tırmanmanın maliyeti yaklaşık 45000 $.

Everest’in yüksekliği

Everest Dağı, 8848 m yüksekliğindedir ve bu da onu gezegendeki en yüksek dağ yapar! Bilim insanları, Everest’i ilk kez 1856’da ölçtüler, 8840 metre yüksekliğindeydi, ancak 1955’te Everest’in yüksekliğini yeniden ölçtüler, 8848 metre yüksekliğindeydi.

Kami Rita Sherpa, tırmanış rekorunu elinde tutuyor

1970 yılında Nepal, Solukhumbu’da dünyaya gelen Kami Rita Sherpa, Everest’e en çok tırmanma rekorunu elinde tutuyor. Mart 2021’e kadar Everest’e 25 kez tırmandı!

Paylaşın

Bebekler Hakkında Bilmediğiniz İlginç Gerçekler

Yeni doğmuş bir bebek kadar saf, güzel ve mutlu bir şey yoktur. Birçok kişi için neşe kaynağıdırlar. Bununla birlikte, söz konusu bebekler olduğunda, çözülecek çok şey var. Ebeveynler, bir süre, bebeklerinin neyi sevdiğini, onları neyin rahatsız ettiğini ve onları uyutan şeyin ne olduğunu anlamaya çalışırlar.

Haber Merkezi / Ama aslında, bebekleri hakkında muhtemelen bilmediğiniz pek çok ilginç şey var. İşte bebekler hakkında bilmek isteyeceğiniz birkaç ilginç gerçek.

Yeni doğmuş bir bebek gözyaşı dökemez;

Yeni doğan bebekler ağlamalarıyla bilinirler. İster uykulu ister aç olsunlar, ne olursa olsun büyük bir yaygara koparırlar ve bu konuda yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur.

Peki gözyaşları bir nehire dönüşür mü? Tabi ki de hayır! Bebekler, bir aylık olana kadar gözyaşı dökmezler. Bazı durumlarda bir bebek ilk gözyaşını dört veya beş aylıkken dökebilir.

Bebeğin ilk kakası kokmaz;

Yeni doğan bir bebeğin, ilk birkaç gün kakası güçlü bir kokuya sahip değildir. Çünkü sindirim sistemleri bakterilere sahip değildir. Bağırsak bakterileri, kakaları daha kokulu yapan şeydir.

Bebekler bazen nefes almayı bırakabilirler;

Birçok şey bir ebeveynde paniğe neden olabilir. Ama ya yeni doğan bebeğin nefes almayı bırakması, bu kesinlikle büyük bir kaosa neden olur. Bununla birlikte, düzensiz solunum, bebeklerde normal kabul edilen bir şeydir. Özellikle bir bebek uyurken 5-10 saniye nefesini kesebilir.

Genellikle sağa bakarlar;

Bebekler söz konusu olduğunda, sadece yüzde 15’i sola bakmayı sever ve geri kalanı doğal olarak başlarını sağa bakar. Bir gen ile ilişkili olduğu söylenir. Ancak bu durum sadece birkaç ay sürer.

Siyah, beyaz ve gri görürler;

Yeni doğmuş bir bebeğin görme bozukluğu olması muhtemeldir. Doğumdan sonraki ilk birkaç haftada sadece siyah, beyaz ve gri görebilirler ve yüzlerinden sadece 25 ile 35 cm. kadar uzağa odaklanabilirler. Ancak birkaç hafta sonra renkli görmeye başlayabilirler.

Erkek bebekler ereksiyon olabilirler;

Erkek bebeklere gelince, özellikle çiş yapmak üzereyken ereksiyon olabilir. Korkacak veya utanacak bir şey yok. 

Bebekler ağlayarak kendilerini korkutabilirler;

Yeni doğmuş bir bebek, yüksek bir gürültüden ve hatta kendi ağlamalarından dahi korkabilirler. Yani kendilerini korkutma potansiyeline sahiptirler. Buna Moro Refleksi denir. Bebeklerin yaptığı ve birkaç ay içinde yavaş yavaş bıraktığı bir şeydir.

Paylaşın

Dudak Şekliniz Kişiliğiniz Hakkında Ne Söylüyor?

Dudaklarınız, gözlerinizden sonra yüzünüzün en çekici özelliğidir; bir gülümseme bir çok şeyi değiştirebilir. Dudaklarınız, kişiliğiniz hakkında da çok şey ortaya koyabilir. Yüz okuma bilimine göre, vücudumuzun her özelliği kişiliğimiz hakkında bir fikir verir.

Haber Merkezi / Lipsology olarak da bilinen dudak analizi, Çin’in yüz okuma becerisiyle bağlantılıdır. Boyutundan ve şeklinden dolgunluk ve konturlara kadar dudaklarınız kişiliğinizin bazı hayati yönlerini ortaya çıkarabilir. Dudak şeklinizin kişiliğiniz hakkında neler söylediğini öğrenmek için okumaya devam edin.

Dolgun dudaklar;

Bu tür dudaklara sahip kişiler, empatiktir ve mükemmel bir ebeveynlik içgüdüsüne sahiptir. Sevecen bir kişiliğe sahiptirler ve çevrelerindeki insanlarla ilgilenirler.

Ayrıca, başkalarıyla güçlü bağlar kurmayı ve onları korumak için her türlü çabayı göstermeyi severler. İlişkilere çok değer verirler ve karmaşık bir durumda sıkışıp kaldıklarında, önce başkalarını sonra kendilerini düşünürler.

Kalın üst dudaklar;

Üst dudağı alt dudağına göre daha dolgun olan kişilerin, drama tutkunu olduğu söylenir. Kendileri hakkında tutarlıdırlar ve dikkatleri kendilerinde toplamayı severler; bunun için her şeyi yapabilirler. En iyi yanları, karizmatik olmalarıdır. Ayrıca her durumda espri yapabilen, eğlenceli kişiliklerdir.

Kalın alt dudaklar;

Alt dudağı üst dudağından daha kalın olan kişiler, genellikle mutlu ve eğlenmeyi bilen tiplerdir. 9 – 5 ofis işinden hoşlanmayan, eğlenceli ve enerjik tiplerdir. Ayrıca, macerayı severler. Meraklıdırlar, yeni olan her şeye açıktırlar.

İnce dudaklar;

İnce dudaklı kişiler, temkinli, bağımsız ve çekingendir. Bu nedenler, genellikle yalnız olarak etiketlenirler. Ancak onlar, yalnızken kendilerini çok rahat hissederler. Bu durum, uyum sağlayamadıkları anlamına gelmez, bir ortamda, hızla ortak bir tartışma konusunu bulabilir ve grubun bir parçası olabilirler. Aynı zamanda bu kişiler, yüksek başarılı ve kararlı olma eğilimindedir.

Merkezde daha dolgun dudaklar;

Dudaklar merkezde daha dolgun olan kişiler, fazla çaba harcamadan ilgi odağı olmayı bilen doğal bir sanatçıdırlar ve bu yetenekten gurur duyarlar. Yalnız kalmak yerine insanlarla çevrili olmayı severler. Aynı zamanda eğlenmeyi ve hayattan zevk almayı da bilirler.

Yay şeklindeki dudaklar;

Bir aşk tanrısının yay şeklinde dudaklarına sahip kişiler, yaratıcı düşünme yetenekleriyle bilinirler. Yeteneklerinin farkındadırlar ve istediklerini elde etmek için kullanırlar. Ayrıca etkileyici bir hafızaya ve mükemmel hatırlama yeteneklerine sahiptir. Ayrıca, hızlı fikirlidirler ve zaman zaman dürtüsel olabilirler.

Tanımsız aşk tanrısı dudaklar;

Bu tip dudaklara sahip olanlar çok güvenilir ve sorumluluk duygusu çok gelişmiştir. Bununla birlikte, zaman zaman bu nitelikler onların duygularını bulanıklaştırır. Bu süreçte genellikle ihtiyaçlarını ihmal ederler. Ayrıca, son derece yardımsever ve paylaşımcıdırlar, ve bir sorunu verilen süre içinde kesinlikle çözerler.

Paylaşın

Eşsiz Duvar Resimleriyle Ünlü “İvanovo Kaya Kiliseleri”

1979 yılında UNESCO dünya miras listesine eklenen İvanovo Kaya Kiliseleri, Bulgaristan’ın Kuzey-Doğu bölgesinde, Rusenski Lom Nehri’nin vadisinde yer alan şapeller, manastırlar ve odalardan oluşan bir komplekstir.

Haber Merkezi / Kompleksin tamamı, İkinci Bulgar Devleti (1185-1396) ile Bulgaristan’ın Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethi (14. yüzyılın sonları) arasında inşa edilmiştir.

O dönemde kilise sayısı yaklaşık 40 iken, günümüzde 300’e ulaşmıştır. Manastır kompleksi, ününü altı tapınakta korunan fresklere borçludur.

Manastır, 2. Bulgar İmparatorluğu döneminde, önemli bir manevi ve eğitim merkezi olarak yeniden kurulmuştur. Kiliselerdeki duvar yazıtları önemli tarihi olaylar hakkında bilgi vermektedir.

Manastır, 14. yüzyılda Ortodoks Hıristiyanlığında mistik bir eğilim merkezi haline gelmiştir.

Kilisedeki freskler “St. Mary” dünyaca ünlüdür. Balkan Yarımadası’ndaki Paleologus Sanatının en önemli örnekleri arasındadır.

Freskler, kiliselerin Unesco’nun küresel kültürel miras listesine dahil edilmelerinin en önemli nedenleri arasındadır.

Burayı ziyaret edenler, Leonardo Da Vinci’nin yaptığı Son Akşam Yemeği’nin 150 yıl önce boyanmış arketip görüntüsünü görebilirler.

İvanovo Kaya Kiliseleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk dönemlerinde aktifliğini korudu, ancak sonra kademeli olarak düşüşe geçti.

Tarihi komplek, Ruse şehrine 22 km uzaklıktadır, ve araba ile 30 dakika kadar sürer; park yeri vardır.

Komplekse ulaşmak için kayadan yapılmış birkaç merdiven çıkmanız gerekiyor. Ziyarete açık olan tek kiliseye ulaşmanız yaklaşık 10-15 dakikanızı alacaktır.

 

Paylaşın