Göz Yorgunluğu Nedir Ve Nasıl Giderilir?

Yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını, yalnızca biz çalışanlar için değil, çocuklar için de ekran başında geçirilen sürenin artmasına neden oldu. Uzun süre yoğun bir şekilde ekrana odaklanmak, uzun süre araba kullanmak, uzun süre yazı yazmak, okumak gibi detaylı çalışmalar göz yorgunluğuna neden olabilir.

Haber Merkezi / Yoğun odak, sık sık göz kırpmadığınız anlamına gelir. Dijital ekranlar göz kırpmanızı azaltabilir ve göz bebeklerinizi kuru ve tahriş edebilir. Bu, herhangi bir şeye çok uzun süre odaklandığınızda gözlerinizin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğu anlamına gelir.

Göz yorgunluğunun belirtileri;

Gözlerinizin ne zaman yorulduğunu anlamak kolay değildir. Gözleriniz sulanabilir, görüş bulanıklaşabilir, gözleriniz yanabilir veya kaşınabilir veya ışığa karşı ekstra hassasiyet hissedebilirsiniz. Tüm bu belirtiler, gözlerinizin biraz dinlenmeye ihtiyacı olduğunu gösterebilir.

Göz yorgunluğu nasıl önlenir?

– Bilgisayarınızda ve telefonlarınızda yazı  boyutunu artırın. Ekrandaki parlama ve yansıma gözleri daha fazla zorlayabilir. Yazı tipini artırmak yardımcı olabilir.

– Ekranı, gözleriniz biraz aşağı bakacak şekilde ayarlayın.

– Ekranın parlaklığını azaltın ve arada göz kırpmayı unutmayın. Göz kırpmanızı hatırlatmak için telefona bir alarm veya ekranınızın yanına bir not koyabilirsiniz.

– 20-20-20 kuralına uyun. Her 20 dakikada bir, 20 metre uzaktaki bir cisme en az 20 saniye bakın. Bu, gözlerinize çok gerekli olan molayı verecektir.

Göz yorgunluğunu gidermenin yolları;

– Kendinizi daha iyi hissetmeye başlayana kadar herhangi bir ekrana bakmayı bırakın.

– Yılda bir kez göz muayenenizi yaptırın.

– Göz yorgunluğu, miyopi gibi altta yatan göz problemlerinden dolayı kötüleşebilir.

 

Paylaşın

A Milli Futbol Takımı, Norveç’e Takıldı

A Milli Futbol Takımı, 2022 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri G Grubu yedinci maçında Norveç’i ağırladı. 6. dakikada Kerem Aktürkoğlu’nun golüyle 1-0 öne geçen AMilli Futbol Takımı, 41’de Thorstvedt’in golüne engel olamadı ve sahadan 1 puanla ayrıldı.

Haber Merkezi / A Milli Futbol Takımı, bu beraberliğinin ardından 12 puana ulaştı ve 7. maçların sonunda grupta üçüncü sırada yer aldı. Norveç ise, 13 puana ulaştı ve grupta 2. sıradaki yerini korudu. Grubun diğer maçlarında Hollanda deplasmanda Letonya’yı 1-0 mağlup ederken, Karadağ ise Cebelitarık’ı yine deplasmanda 3-0 yendi.

Karşılaşmadan Dakikalar:

6. dakikada milli takım öne geçti. Ön alanda baskı Cengiz Ünder, Hanche-Olsen’den topu kaptı. Ceza sahasına giren Cengiz, altı pas önünde boş pozisyondaki Kerem’e pasını gönderdi. Kerem de düzgün bir vuruşla fileleri havalandırdı: 1-0.

21. dakikada Norveç’in gelişen atağında Elyounoussi sol kanatta topla buluştu. Ceza sahası ön çizgisi üzerine yaklaşan ve açısını düzelten Elyounoussi şutunu attı, meşin yuvarlak kaleci Uğurcan’ın kucağında kaldı.

23. dakikada konuk ekip beraberlik golüne yaklaştı. Norveç’in paslarla ceza sahasına girdiği atakta, Berat’ın ters vuruşunda kaleye yönelen top, yan direkten döndü. Ardından savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.

36. dakikada ay-yıldızlı ekip ikinci gol şansını değerlendiremedi. Caner Erkin’in pasıyla rakip ceza sahasında topla buluşan Kerem, son çizgiye doğru inerken vuruşunu yaptı, kale çizgisine paralel giden meşin yuvarlak auta gitti.

41. dakikada Norveç beraberliği yakaladı. Sol kanattan paslaşılarak kullanılan kornerde Hague’nin ortasında Hanche-Olsen’in kafa ile arka direğe indirdiği topu Thorstvedt önünde buldu ve düzgün bir vuruşla ağlara yolladı: 1-1.

50. dakikada milli takımın hızlı gelişen atağında Hakan Çalhanoğlu, savunma arkasına hareketlenen Burak Yılmaz’a pasını atı. Rakip ceza sahasında topu göğsüyle önüne alan Burak Yılmaz’ın şutunda, meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı.

90+6. dakikada Norveç’te Odegaard sağ kanatta topla buluştu, arka direğe yaptığı ortaya Elyounoussi kafayı vurdu, top az farkla ters direk dibinden auta gitti.

Stat; Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu

Hakemler; Felix Brych, Mark Borsch, Stefan Lupp (Almanya)

Türkiye; Uğurcan Çakır, Zeki Çelik, Serdar Aziz (Dk. 70 Kaan Ayhan), Merih Demiral, Caner Erkin, Ozan Tufan (Dk. 58 Berkan Kutlu), Berat Özdemir (Dk. 70 Taylan Antalyalı), Cengiz Ünder (Dk. 70 Yusuf Yazıcı), Hakan Çalhanoğlu, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 84 Kenan Karaman), Burak Yılmaz

Norveç; Nyland, Pedersen (Dk. 84 Ryerson), Strandberg, Hanche-Olsen, Meling, Odegaard, Berg (Dk. 75 Aursnes), Thorsby, Hauge (Dk. 75 Daehli), Elyounoussi, Thorstvedt (Dk. 75 Berisha)

Goller; Dk. 6 Kerem Aktürkoğlu (Türkiye), Dk. 41 Thorstvedt (Norveç)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: İktidar Kimsenin Tekelinde Değildir

Erdoğan’ın “Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını da hatırlatmak istiyoruz” açıklamasını değerlendiren Kılıçdaroğlu, “İktidar kimsenin tekelinde değildir. Orada oturuyorsa halkın sayesinde oturuyor, milletin sayesinde oturuyor” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da düzenlenen Kültür-Sanat Çalıştayı’nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Ülkenin yönetimine talip olduklarını söylemekten vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını da hatırlatmak istiyoruz” sözlerine “İktidar kimsenin tekelinde değildir. Orada oturuyorsa halkın sayesinde oturuyor, milletin sayesinde oturuyor. Elbette ki, her siyasi partinin kuruluş nedeni iktidara talip olmaktır. Eğer demokrasi kültürü bu kadar geriye gitmişse bir kişinin zaten o kişinin Türkiye’yi yönetemeyeceği de açıktır. Nitekim de yönetilmiyor, Türkiye savruluyor maalesef” şeklinde cevap verdi.

3600 ek gösterge

Son dönemin başlıkları arasında yer alan 3600 ek göstergeye ilişkin de açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu,

“Saraydakilerin; bir yerden, üç yerden, beş yerden aylık alanların hepsinin durumu iyi, onlar memnunlar. Çünkü Erdoğan sadece onları görüyor. Erdoğan pazarda alışveriş yapan memuru da görmüyor, işçiyi de görmüyor, emekliyi de görmüyor, ev kadınını da görmüyor. Onun gördüğü sadece saray. Dolayısıyla sarayı gördüğü için bakıyor saraydakilerin hiçbirisinin sorunu yok, o zaman diyor Türkiye’de herhalde hiç kimsenin sorunu yoktur. Ama Türkiye farklı bir Türkiye. Saray ayrı Türkiye ayrı. Bu ayrımı Erdoğan’ın çok net görmesi lazım.

3600 ek göstergeyle ilgili söylediniz. 3600 ek göstergeyi ilk dillendiren benim. Erdoğan hazırladığı seçim bildirgesinde onlar da 3600 ek gösterge vereceklerini ifade ettiler. Yıl ne zaman? 2018. Hangi yıldayız? 2021. Hala getirmiyor. Kaç yıl oldu getirmiyor, neden getirmiyor? Ben söyledim, getireceğini söylüyor. Ben söke söke 3600 ek göstergeyi getirteceğim. Erdoğan getirmeye mecbur olacak, getirmezse biz getireceğiz, bu kadar açık, bu kadar net” dedi.

Enerji krizi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın enerjinin dünyada ve Avrupa’da genel bir sorun olduğuna işaret eden açıklamasını da değerlendiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı;

“Erdoğan Türkiye’yi yönetemiyor. Buradan bütün vatandaşlarıma açık ve net olarak ifade etmek isterim, Erdoğan Türkiye’yi yönetemiyor. Şimdi kara kışa gireceğiz, kara kış; kara kış ekonomisini yaşayacak bu ülkenin insanları, elektrik parasını, doğalgaz parasını, su parasını ödeyemeyecek duruma gelecek. Şimdi Erdoğan çıkmış milletin karşısına, il başkanlarını almış tozpembe tabloyu bir tarafa bırakarak çünkü gerçeği görmeye başladı. Efendim dünyada her şey çok kötüye gidiyor dolayısıyla bizde de kötüye gidecek.

Şimdi bunun altyapısını oluşturmaya çalışıyor. Hiçbir ülke, gitsinler Almanya’ya baksınlar, AB’ye baksınlar, Kanada’ya baksınlar, Japonya’ya baksınlar, Güney Kore’ye, Papua Yeni Gine’ye, Yeni Zelanda’ya baksınlar, bizim halkımızın çektiği zulüm kadar hiç kimse bu zulmü çekmemiştir. Dolayısıyla Erdoğan bir altlık oluşturuyor şimdiden. Efendim dünya kötüye gidiyor, bak biz de kötüye gidebiliriz, vatandaş buna hazırlıklı olsun diye. Saray kötüye gitmiyor, vatandaş kötüye gidiyor, ekonomi kötüye gidiyor. Dolayısıyla az önce ifade ettiğim gibi pek çok sorun var ama bu sorunları biz hatırlatmaya devam edeceğiz.

Şunun da altını özenle çizmek isterim. Değerli gazeteci arkadaşlarım eğer bunu da iletirlerse halkımıza. Şu gerçek, kötü yönetiliyoruz evet, ama hiç kimsenin umutsuz olmasını istemiyorum. Hiç kimse umutsuz olmasın. Herkes şunu kafasının bir yerinde tutsun, gerçekten de tutsun, Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yok. Bütün sorunları kararlılıkla, inançla, halktan yana ve halktan güç alarak çözeceğiz, bunu herkesin bilmesini isterim.”

Paylaşın

Babacan’dan “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” Açıklaması

Güçlendirilmiş parlamenter sistem tartışmalarına ilişkin değerlendireme yapan DEVA Lideri Babacan, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, ülkemizin tek bir kişinin keyfine göre yönetilmesine son vermek demektir. Temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması; ifade, basın ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması demektir” dedi.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Bursa’da partisinin Osmangazi İlçe Kongresi’nde konuştu. Babacan’ın gündeminde yeni anayasa tartışmaları ve güçlendirilmiş parlamenter sistem vardı. Babacan, kongrede yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı;

“Sayın Erdoğan, siz önce Anayasa’ya, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uyun. Mevcut anayasayı, mevcut hukuku, uluslararası sözleşmeleri uygulayın. Siz Anayasa’daki yemin ettiğiniz tarafsızlık hükmüne uymayın, ‘Anayasa Mahkemesi’nin kararlarına uymuyorum, saygı duymuyorum’ deyin, alt mahkeme sizin verdiğiniz cesaretle kararı uygulamadığında ‘Uygulamayabilir’ deyin, ondan sonra yeni anayasan bahsedin.

Sizin için anayasa önemli bir metin mi? Kendinizi bağlı hissettiğiniz bir hukuk metni mi? Mevcut Anayasa’ya uyun ki yeni anayasadan bahsetmeniz ciddiye alınacak bir iddia olsun. Yazana zaten uymuyorsanız, eski anayasadan size ne, yeni anayasadan size ne? Kendini hukukla, anayasayla bağlı hissedenlerin yeni anayasan bahsetmesi lazım.

Bunların yeni anayasa dedikleri bu ucube, taraflı cumhurbaşkanlığı sistemini iyice derinleştirmek. Keyfî yönetim sisteminin memleketimize iyice yapışmasını sağlamak. Anayasanın ilgili maddelerini acilen değiştirerek Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçmemiz gerekiyor.

Eğer seçim öncesi iyi bir hazırlık yapılırsa hem siyasi hem de toplumsal mutabakat zemini sağlanırsa seçimlerden sonra bu sisteme geçmek en fazla altı aydır. Bizim kültürümüzde hayırlı işte acele etmek vardır. Meclis süreci olur. Ciddi bir iş yapıyoruz. Tek imzayla gece yarısı kararnamelerine benzemez bu. Seçim öncesi tam bir mutabakat şartıyla altı ayda rahatlıkla yapılacağına inanıyoruz. ‘’Bekleyelim, seçimden sonra düşünürüz’ dersek seçim gelir geçer ama bu iş vakit alabilir.

“Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin yükünü sırtımızdan atmamız gerekiyor”

Altı partinin temsilcileri geçen salı üçüncü kez bir araya geldiler. Bundan sonra artık her hafta bir araya gelerek hızlı bir şekilde ilerleyecekler. Umudumuz, vatandaşlarımızın karşısına çıkarken siyasi mutabakat zemini kuvvetlenmiş tek bir parlamenter sistem önerisiyle çıkabilmek.

Günü geldiğinde toplumsal mutabakat sağlanır, ortam oluşur ve sivil bir dönemde sıfırdan yazılmış yeni anayasayı da konuşabiliriz. Biz de o gün geldiğinde özgürlükçü, demokrat ve barışçıl ilkelerimizi masaya koyarız. Ancak bunun için önce şu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin yükünü sırtımızdan atmamız gerekiyor.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, ülkemizin tek bir kişinin keyfine göre yönetilmesine son vermek demektir. Temel hak ve özgürlüklerin garanti altına alınması; ifade, basın ve örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engellerin kaldırılması demektir.

“Bizim gündemimizin peşinden koşmaya çalışıyorlar”

Medyadaki tekelleşmenin sona ermesi demektir Tüm halkımızın ödediği vergiyle finanse edilen Anadolu Ajansı ve TRT gibi kurumların tek ses haline gelmesine son vermek demektir. Güçlendirilmiş parlamenter sistem; yürütmenin, yasama ve yargı üzerindeki vesayetine nokta koymak demektir. Güçlendirilmiş parlamenter sistem; güçlü meclis, güçlü hükümet ve güçlü yargı demektir.

Bu kadar devlet gücünü kullanma imkânı, devletin basın yayın organlarını tek bir parti lehine kullanmanın verdiği avantaj, sopayla ya da havuçlu istedikleri haberi-yorumu yaptırdıkları bu kadar medya mekanizması, sınırsız para gücü… Ama ne oldu? Artık ülkenin gündemini oluşturma imkânları kalmadı. Artık gündemi DEVA Partisi oluşturuyor. Bizim gündemimizin peşinden koşmaya çalışıyorlar.

34 yıllık iki-üç haneli enflasyonu tek hane indirdik, paradan altı sıfırı attık. Korkarım ki paramıza gene sıfırlar eklenmeye başlayacak. 200 liranın satın alma gücü belli, 20 küsur dolarlarda. Bu yetmeyecek ‘500, 1000 çıkartacağız’ diyecekler. Korkarım ki bunların eklediği o sıfırları gelip atmak bize düşecek.”

Paylaşın

HDP’li Günay: Bizim Çözüm Talebimiz Milyonların Talebidir

HDP’li Günay, partisinin çözüm için var olduğunu ve çözüm için de projeler ürettiğini belirterek, “Bu konuda yalnız da değiliz, sadece Türkiye’de değil bütün coğrafyada milyonlarca inanmış insanla birlikte hareket ediyoruz. Bizim çözüm talebimiz milyonların talebidir, ölümden, yoksulluktan, ezilmekten kurtulmak isteyenlerin talebidir” dedi.

Haber Merkezi / Günay, iktidarı derinleşen ekonomik kriz üzerinden de eleştirerek, “Halkın ve toplumun gerçeğini görmeyen anlayışla bütçe hazırlayacaklar. Kendilerine ve yandaşlarına daha fazla rant, müteahhitlere, savaşa, yandaşa kaynak, emekçilere yani bu ülkenin yüzde 90’ınına yoksulluk ve sefalet bütçesi hazırlayacaklar.” ifadelerini kullandı.

HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. HDP’li Günay’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle;

“Biz Kürt sorunu da dâhil bütün toplumsal sorunların demokratik, müzakere ve diyalogla çözümünden yanayız; bunun için bedelleri ağır olsa da çok büyük bir mücadele yürütmeye devam ediyoruz. Biz çözüm için varız, çözüm için çaba gösteriyoruz, bunun için projeler üretiyoruz.

Bu konuda derin bir birikime, yol-yöntem zenginliğine, şimdiye kadar uygulanmış ve sorunu derinleştirmiş yöntemlerin dışında önerilere sahibiz. Bu konuda yalnız da değiliz, sadece Türkiye’de değil bütün coğrafyada milyonlarca inanmış insanla birlikte hareket ediyoruz. Bizim çözüm talebimiz milyonların talebidir, ölümden, yoksulluktan, ezilmekten kurtulmak isteyenlerin talebidir.

İşte deklarasyonumuzu bu ruhla ve bu bilinçle hazırladık. Bu belgeyi partimiz açıklamış olsa da Türkiye sorunlarının çözüm deklarasyonudur. Türkiye halklarının deklarasyonudur. Bütün dezenformasyonlara, karalama kampanyalarına, yalan siyasetine rağmen geçmişte yürütülen çözüm sürecine toplumun yüzde 70’ine yakını destek verdi. Eğer o süreç devam etmiş olsaydı inanıyoruz ki bu destek yüzde yüze çıkacaktı. Dolayısıyla bugün aklı başında kim ortaya koyduğumuz bu 11 maddeye karşı çıkabilir?

Kim ben demokrasiye karşıyım diyebilir?

Kim “hayır ben çözüm istemiyorum, barış istemiyorum, demokrasiye karşıyım’ diyebilir. Kim ‘halkların ortak yaşamını savaş gerekçesi sayıyorum, ekonomide eşitlik bana göre değil, kadınlara karşı şiddeti savunuyorum” diyebilir? Normal koşullarda buna karşı hiç kimse çıkmaz, çıkmamalı. Ama iktidarını, bütün bu sorun alanlarının devamında görenler elbette ortaya koyduğumuz bu önerilere saldırıyor.

Yeniden “Vatan, Millet, Beka” söylemlerinin arkasına saklanarak kirliliklerini gizleyip, çözüm talebimiz karşısında çözümsüzlük dayatmasında bulunmaya başladılar. Bakın bu iktidar bütün ortaklarıyla Kürt sorununu inkar etme yarışına girdi. Küçük ortak ‘öyle bir sorun yok’ diyor, büyük ortak ise ‘biz çözdük diyor’.

Çözüm arayanları karalamaya, hedef göstermeye, tehdit etmeye başladılar. Bu iktidar kendisine itaat etmeyen herkesi terörist olmakla suçluyor. Geçmişte patates soğanı, hak arayan öğrenciyi, ölmek istemiyorum diyen kadını, eşit yurttaşlık talebini dile getiren Alevi’yi, emeğimin hakkını alamıyorum diyen çiftçiyi, batıyorum diyen esnafı, açım diyen köylüyü, eziliyorum diyen memuru, doğasına sahip çıkan Karadeniz ve Ege ahalisini terörist ilan etmişlerdi, şimdi de sıra kebapçılara geldi.

Toplumu bölmek, düşmanlaştırmak, birbirine düşürmek dışında ellerinde bir sermayeleri kalmadı, kaos ve gözyaşından medet ummak dışında bir yol bilmiyorlar. Küçük ortağın düzeysizliğinin, gözü dönmüş bir şekilde çaresizce sağa sola saldırmasının, iktidarın ittifakının toplam korkusudur. Bahçeli’nin büyük ortak adına racon kesmesi yaşadıkları siyasi sefaletin göstergesidir.

Partimizin meşruiyetini tartışmak haddinize mi?

Aczinizi ciddiye almazdık ama söyleyecek bir kaç sözümüz var. Partimizin meşruiyetini tartışmak haddinize mi? Barajın altında kalan, halk desteğini yitirmiş, bütün dünyada şiddetle yan yana gelen ve terörizm tartışmalarıyla anılan ocakçılar; siz kim oluyorsunuz da 6 milyon oy almış, 20 milyon insanı temsil eden bir partinin meşru olup olmadığını tartışıyorsunuz? Siz kendinizi efendi, toplumun geri kalanlarını tebaa olarak mı görüyorsunuz? İçinizde hortlayan iktidar kibriniz, görgüsüz efendiyi, egemenlik zehrini dizginleyin; zira geçti o dönemler, bu topluma parmak sallayamazsınız, hadsizlik yapamazsınız.

Çıkmışlar utanmadan sıkılmadan “Meclis her meselenin çözüm adresidir ama ihanetin çözüm kaynağı olmaz” diye buyuruyorlar! İhanet sizin bu topluma dayattığınız savaş siyasetidir, kutuplaştırmadır, düşmanlık zihniyetidir, saraylarınızda keyif çatarken insanları bir kuru ekmeğe muhtaç hale getiren politikalarınızdır. İhanet “Vatan Vatan” diyerek ülkenin canına okumanızdır, ülkeyi talan etmenizdir. İhanet bu ülkenin gencecik evlatlarını ölüme gönderirken ülkenin kaynaklarını ensesi kalın yandaşlarınıza peşkeş çekmenizdir.

İhanet sizin ayrımcı diliniz, faşist anlayışınızdır. Sizin varlığınız, zihniyetiniz bu ülkeye bu ülke insanına en büyük ihanettir. Tekraren ifade ediyorum. Geçti o dönemler, siz isteseniz de istemezseniz de bu ülke bütün sorunlarını çözecek, hayal ettiği aydınlık günlere kavuşacak. Bu toplum gerçek yüzünüzü gördü, çözümsüzlük politikalarına asla prim vermiyor, çıldırmanız bu yüzdendir, saldırganlığınız bu yüzdendir. Bir de insani bir uyarıda bulunalım, bu kadar hiddet, bu şiddet bünyenize zarar.

Deklarasyonumuz aydınlık yarınların müjdecisidir

Aslında bunların ciddiye alınacak, büyütülecek bir karşılıkları da yok. Biz elbette bunların yarattığı ve toplumsal bedeli ağır olan çözümsüzlükleri biliyoruz, bu çözümsüzlükle ciddiyetle kararlılıkla mücadele ediyoruz. Biz kendimize, mücadelemize, çözüm isteyen milyonların iradesine güveniyoruz. Zaten bizi mutlu eden bütün bu hezeyanlara rağmen toplumun büyük kesiminin çözümden, barış ve kardeşlikten yana tavrıdır.

Demokrasi, Adalet ve Barışa Çağrı Deklarasyonumuzun hak ettiği yankıyı bulmasından memnunuz, bu toplumun çözüm talebi ve iradesinin somut göstergesidir. Bu aynı zamanda aydınlık yarınların müjdecisidir. Türkiye bu gidişattan kurtulmak istiyorsa çözüm ve barış yolunda kararlı adımlarla ilerlemek zorundadır. Bu hepimizin ortak ve en büyük sorumluluğudur. En başta muhalefete, demokrasi isteyen bütün demokratik güçlere büyük görevler düşüyor. İnanıyoruz ki herkes sorumluluğunu yerine getirecek ve hep birlikte Türkiye’yi bu karanlık girdaptan kurtaracağız. Herkes bilsin ki Türkiye bu korkunç yönetimi hak etmiyor, bu ülke bu rezalete mahkûm değil.

Sadece Kürt sorununu değil emekçilerin sorunlarını da inkar ediyorlar

Kuşkusuz bunlar sadece Kürt sorununu inkar etmiyorlar. Bu iktidar, yoksulluğu, yolsuzluğu, talanı, rantı, barınma sorununu, kadınların, gençlerin, Alevilerin, ezilenlerin, emekçilerin sorunlarını da inkar ediyor. Çünkü bu sorunların müsebbibi bu iktidardır. Dünyada herhalde 20 yıl iktidarda kalıp hiçbir şeyin sorumluluğunu almayan başka bir iktidar örneği yok. Önce sorunu inkâr ediyorlar, sorunu kabullenmek zorunda kaldıkları noktada sorumluluğu bir başkasına yüklüyorlar. Artık gülünç duruma düşüyorlar.

Erdoğan sorunların çözümünde muhatap gösterdiğimiz Meclis açılışında Kürt sorununu inkar ettikten hemen sonra Türkiye halklarının yaşadığı derin yoksulluğu, hayat pahalılığını inkar etmek için Yeşilçam filmlerini aratmayacak bir mizansen sergiledi. Peşine taktığı basın ordusuyla alışveriş yaptı, görüntüleri servis ettirdi. Marketten çıktığında “fiyatlar gayet uygun” diyerek “geçinemiyoruz” diyen halkın feryatlarıyla alay etti. Her şeyi inkar edelim derken kendileri artık gülünç duruma düşüyorlar.

Bu zihniyet halktan kopmuş, çarşı pazar nedir bilmiyor. Temel gıda maddelerinin ne olduğundan, bunların fiyatlarından bihaberler. Sürdürdükleri saray ve saltanat hayatı, içine gömüldükleri lüks ve şatafat gözlerinin önündeki gerçeği görmelerini bile engelliyor. Bu gerçeği görmek işlerine gelmiyor. Zaten çok geçmeden o mizansen gösterisinde ne aldıkları ne kadara alışveriş yaptıkları da ortaya çıktı. Erdoğan aldığı 3-5 atıştırmalığa bin lira ödedi. Yani bir asgari ücretlinin yarım aylık maaşı.

Muhtemelen onları da kalitesini beğenmediği için tüketmeyecek. O mizansen için markete bin lira ödedi ama gösterinin hepimize maliyeti çok daha yüksek. Koruma ordusuyla, lüks araç filosuyla, çekim ekipmanlarıyla o gösterinin binlerce liraya mal oldu ve o da ekmek bulamayan halkın cebinden çıkacak. Çünkü halkı aslında yoksul olmadıklarına inandırmaya çalışıyorlar! Yazık gerçekten yazık, toplumun bunlara inanacağını bekliyorlarsa daha çok beklerler. Halkımız onların gösterilerine değil cebindeki hakikate bakıyor, sofrasındaki yoksulluğa bakıyor.

“Yoksulluk ve sefalet bütçesi hazırlayacaklar”

İşte bu inkarcı, halkın ve toplumun gerçeğini görmeyen anlayışla bütçe hazırlayacaklar. Kendilerine ve yandaşlarına daha fazla rant, müteahhitlere, savaşa, yandaşa kaynak, emekçilere yani bu ülkenin yüzde 90’ınına yoksulluk ve sefalet bütçesi hazırlayacaklar. Sonra da bu tür gösterilerle çıkıp “nankör tebaa halinize şükredin, aldığınız asgari ücret neyinize” yetmiyor diyerek halkı ve toplumu da küçümseyecekler.

Biz elbette bu vicdansızlığa halkımızı mecbur etmeyeceğiz. Ekonomi komisyonumuz yarın Türkiye’nin en yoksul ili olan Ağrı’da bütçeye ilişkin ekonomi programımızı açıklayacak. Nasıl ki “HDP’liyiz Her Yerdeyiz” diyerek Türkiye’nin dört bir tarafını gezdik, nasıl ki Kadın Yoksulluğuyla mücadele için tarlaları, işyerlerini, fabrikaları, atölyeleri gezerek kadınlarla omuz omuza yoksulluğa karşı mücadele ettiysek, bu bütçe sürecinde de il il, sokak sokak halkımızla birlikte halkın bütçesi için mücadeleyi yükselteceğiz.

Paylaşın

2021 Nobel Barış Ödülü: Maria Ressa Ve Dmitry Muratov’a Verildi

Nobel Komitesi, 2021 Nobel Barış Ödülü’nü “demokrasinin ve kalıcı barışın ön koşulu olan ifade özgürlüğünü koruma çabalarından dolayı” Filipinler’den Maria Ressa ve Rusya’dan Dmitry Muratov’a vermeye karar verdi.

Haber Merkezi / Ödülü açıklayan Nobel komitesi başkanı Berit Reiss-Andersen, “Özgür, bağımsız ve gerçeklere dayalı gazetecilik, gücün kötüye kullanılmasına, yalanlara ve savaş propagandalarına karşı koyar. Zamanımızda ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü olmadan, uluslar arası kardeşliği, silahsızlanmayı ve daha iyi bir dünya düzenini başarılı bir şekilde inşaa etmek zor olacaktır” ifadelerini kullandı.

Rus gazeteci Dmitry Muratov, “bugün Rusya’da ulusal etkiye sahip tek gerçek eleştirel gazete” olarak tanımlanan Novaya Gazeta gazetesinin genel yayın yönetmenidir. Muratov, saldırılar, tehditler ve hapis cezasına karşı basın özgürlüğünü savunmadaki cesareti nedeniyle 2007 yılında CPJ uluslararası basın özgürlüğü ödülünü kazanmıştı.

Filipinler kökenli Amerikalı gazeteci ve yazar Maria Ressa, Rappler’ın kurucu ortağı ve CEO’su olup, yaklaşık yirmi yılını Güneydoğu Asya’da CNN için araştırmacı muhabir olarak çalışmıştır.

1901-2020 yılları arasında 101 Nobel Barış Ödülü verildi. Bu ödüllerden 25’i kuruluşlara verildi. 2 barış ödülü üç kişi arasında paylaştırıldı. 101 Nobel Barış Ödülü’nden 17si kadınlara verildi. Bu güne kadar bu ödülü reddeden tek kişi Le Duc Tho’dur.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a: Bu Ülkenin Evlatlarını Rahat Bırak

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, “Erdoğan, TikTok’ta taklidini yapan gencecik öğrencilere soruşturma başlatmış şürekan. Dün de sen, Boğaziçi öğrencilerine “terörist” dedin. Bu ülkenin evlatlarını rahat bırak. Kimse senin saldırgan tavırlarını, racon keser havalarını çekmek zorunda değil.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sınıf başkanı seçilince arkadaşlarına çay atan lise öğrencisinin videosundaki öğrenciler hakkında “Cumhurbaşkanı’nı alaylı bir tavırla taklit ettikleri” gerekçesiyle tutanak tutulmasına tepki gösterdi.

Boğaziçi öğrencilerine “terörist” dediğini hatırlatarak Erdoğan’a seslenen Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin evlatlarını rahat bırak. Kimse senin saldırgan tavırlarını, racon keser havalarını çekmek zorunda değil” ifadesini kullandı.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı.

“Erdoğan, TikTok’ta taklidini yapan gencecik öğrencilere soruşturma başlatmış şürekan. Dün de sen, Boğaziçi öğrencilerine “terörist” dedin. Bu ülkenin evlatlarını rahat bırak. Kimse senin saldırgan tavırlarını, racon keser havalarını çekmek zorunda değil. Sen vicdanını yitirmiş olabilirsin ama dokundurtmayız bu ülkenin evlatlarına. İşsiz bırak, terörist de! Yurtsuz bırak, terörist de! Kayyum ata başlarına, terörist de! Espri yapana soruşturma başlat! Sahi bu gençlerin hayatını kim terörize ediyor?”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a Sert Yanıt: Abuk Sabuk Konuşuyorsun

Erdoğan’ın “Ülke yönetimine talip olmaktan vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz” açıklamasına yanıt veren Akşener, “Çıkıp böyle abuk sabuk konuşuyorsun, sonra da ciddiye almayınca alınıyorsun. Seni acilen ciddiyete davet ediyorum” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşmada, muhalefeti hedef alarak, “Ülke yönetimine talip olmaktan vazgeçmelerinin kendileri için daha iyi olacağını hatırlatmak istiyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yanıt İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den geldi. TELE1’in konuyla ilgili haberini alıntılayan Akşener, şu ifadeleri kullandı:

“Yok artık Sayın @RTErdogan ‘Böyle bir şey dememiştir.’ dedim, ama maalesef bunu da demişsin. Çıkıp böyle abuk sabuk konuşuyorsun, sonra da ciddiye almayınca alınıyorsun. Seni acilen ciddiyete davet ediyorum.”

Paylaşın

10 Ayda Elektriğe Yüzde 22, Doğalgaza Yüzde 45 Zam Yapıldı

2021 yılının başından bu yana sanayiye elektrikte yüzde 22, doğalgazda ise yüzde 45 oranında zam yapıldığını açıklayan CHP’li Akın, eşel mobil sistemi kapsamında akaryakıt ürünlerinde de ÖTV payının da bitmek üzere olduğuna dikkat çekti.

Haber Merkezi / İktidarın yaklaşan kış ayları öncesi, zamların önüne geçecek gerçek önlemler alması gerektiğini belirten Ahmet Akın, “Vatandaşlarımız bu zamların faturalarını doğrudan ödemese de, market kasalarında aldıkları temel gıda ürünleriyle ödemek zorunda kalacak. Kış aylarında zaten ısınma ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan vatandaşlarımızın artık ne tahammülü ne de gücü kaldı” ifadelerini kullandı.

“İki yıldır enerji faturalarının düşmesi için verdiğimiz yasa teklifi iktidar tarafından reddediliyor” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın yaptığı yazılı açıklaması şöyle:

“Sanayi doğalgaz tarifesi 2021 yılı içerisinde Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yüzde 1’er oranında artarken; Temmuz ayında yüzde 20 ve son olarak 1 Ekim’de de yüzde 15 oranında zamlandı. Sanayi doğalgaz tarifesi böylece 2021 yılı içerisinde yüzde 45 oranında zamlanmış oldu. Aynı dönemde sanayi elektrik tarifesi de yüzde 22 oranında arttı.

Elektrik santrallerinin doğalgaz tarifesi ise 2021 yılı içerisinde Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarında yüzde 1’er oranında; mayıs ayında yüzde 12; Haziran ayında yüzde 5; Temmuz ayında yüzde 20 ve son olarak 1 Ekim’de de yüzde 15 oranında zamlandı. Buna göre elektrik santrallerinin doğalgaz tarifesi 2021 yılı içerisinde yüzde 69 oranında arttı.

“Enerji faturalarındaki KDV payı düşürülmeli, TRT fonu kaldırılmalı”

2021 yılı içerisinde sanayide doğalgaz ve elektrik tarifesine yapılan zamların etkisini kış aylarında göreceğiz. Vatandaşlarımız bu zamların faturalarını doğrudan ödemese de, market kasalarında aldıkları temel gıda ürünleriyle ödemek zorunda kalacak.

Kış aylarında zaten ısınma ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanan vatandaşlarımızın artık ne tahammülü ne de gücü kaldı. İktidar yaklaşan kış ayları öncesi, zamların önüne geçecek gerçek önlemler almalı. İki yıldır enerji faturalarının düşmesi için verdiğimiz yasa teklifi iktidar tarafından reddediliyor. Enerji faturalarındaki KDV payı düşürülmeli, TRT fonu kaldırılmalı.

Kış ayları öncesi LPG’ye yapılan her zam pompa fiyatına yansıyacak. Motorin ve benzinde ise 10 ile 50 kuruş gibi çok az bir pay kaldı. Bu nedenle iktidar ya yeni bir ÖTV zammını gündeme getirecek ya da her zam pompa fiyatlarına yansımaya başlayacak. Zamların pompa fiyatlarına yansıması durumunda temel gıda ürünlerindeki artış devam edecek.”

Paylaşın

Eylülde 26 Kadın Ve 4 Çocuk Erkekler Tarafından Katledildi

Eylül ayında en az 26 kadın ve 4 çocuk erkekler tarafından katledilirken, en az 65 kadın şiddete maruz kaldı. En az 13 çocuk istismara maruz kalırken, yine en az 10 kadın tacize, en az beş kadın tecavüze maruz kaldı. Ayrıca 78 kadın seks işçiliğine zorlandı.

Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediğine göre, Eylül’de 2021‘de en az 17 kadının ölümü (Urfa (1), Samsun (2), Antalya (1), İzmir (1), İstanbul (1), Siirt (2), Dersim (1), Bursa (1), Mersin (1), Tekirdağ (1), Aydın (1), Sakarya (1), Ankara (1), Tokat (2)) basına şüpheli olarak yansıdı. Diyarbakır’da bir çocuğun ölümü basına şüpheli yansıdı. Konya’da bir kadın öldürülmeye çalışıldı.

18 kadını evli olduğu erkek, sevgilisi, boşandığı erkek öldürdü. Bir kadını ev sahibi, üç kadını oğlu, iki kadını akrabası öldürdü. İki kadını öldüren erkeğin yakınlık derecesi basına yansımadı.

Çocuk cinayetleri

Eylül’de bir çocuğu erken yaşta zorla evlendirildiği erkek ve üç çocuğu da babası katletti. Kayseri, Antep, İzmir ve Karabük’te beş çocuk şiddete maruz kaldı.

2021’in ilk dokuz ayında erkekler, 234 kadını öldürdü, 116 kadını taciz etti, 111 çocuğu istismar etti, 78 kadına tecavüz etti. Erkekler, en az 507 kadını seks işçiliğine zorladı, en az 617 kadına da şiddet uyguladı, yaraladı. 2021’in ilk dokuz ayında 170 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansırken, erkekler, en az 25 çocuğu öldürdü.

Erkekler, 2020’nin ilk dokuz ayında en az 206 kadını öldürdü, 115 kadını taciz etti, 201 çocuğu istismar etti, 72 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 666 kadını seks işçiliğine zorladı, en az 590 kadına şiddet uyguladı.

Eylül’de 26 kadın cinayeti, 19 şüpheli kadın ölümü

2010 yılından itibaren kadın cinayetleri verilerini kamuoyuna açıklayan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’da 2021 Eylül ayı raporunu paylaştı.

Rapora göre geçtiğimiz ay öldürülen 26 kadının 14’ü evli olduğu erkek tarafından öldürüldü. Ayrıca kadınların en çok evlerinde ve en çok ateşli silahlarla öldürüldüğü belirtildi.

2010 yılından itibaren kadın cinayeti verilerini kamuoyuna açıkladıklarını belirten platform, “İçişleri Bakanlığı ise kaç kadının, neden, nasıl, kim tarafından öldürüldüğünü açıklamak yerine, kadın cinayeti verilerinin yanlış hazırlandığını söyleyerek gerçekleri çarpıtıyor. Kadın cinayeti ve şüpheli kadın ölümleri gerçekliğini açıklamakla birlikte, kadın cinayetlerini durdurmak için somut çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi de devletin görevidir. Bu görevin yerine getirilmesi için de ilgili tüm bakanlıkların, tüm mekanizmaların harekete geçirilmesi için mücadeleye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

Platformun raporuna göre bu ay 26 kadın cinayeti işlendi, 19 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Öldürülen 26 kadından 16’sının hangi bahaneyle öldürüldüğü tespit edilemedi, 10’u da boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek gibi kendi hayatına dair karar almak istemesi bahanesi ile öldürüldü.

“Önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet devam ediyor”

16 kadının hangi bahaneyle öldürüldüğünün tespit edilememesinin, kadına yönelik şiddetin ve kadın cinayetlerinin görünmez kılınmasının bir sonucu olduğu vurgulandı.

Raporda, “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor” denildi.

Paylaşın