A Milli Futbol Takımı, Letonya Engelini Uzatmalarda Geçti

A Milli Futbol Takımı, 2022 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri G Grubu sekizinci maçında Letonya’yı Daugava Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada 2-1 mağlup etti. A Millî Futbol Takımı Letonya karşısında 97 yıl sonra kazandı.

Haber Merkezi / A Milli Futbol Takımı’nın gollerini 76. dakikada Serdar Dursun ve 90+9. dakikada VAR incelemesi sonrasında kazandığımız penaltıyı gole çeviren Burak Yılmaz attı. Letonya’nın sayısı ise 70. dakikada Merih Demiral’ın kendi kalesine attığı golle geldi.

Bu galibiyetle puanını 15’e yükselten ve 8. maçlar sonunda 3. sırada yer alan Milliler, grupta 13 Kasım’da Cebelitarık’ı evinde ağırlayacak, 16 Kasım’da ise Karadağ deplasmanına çıkacak. Grupta günün diğer maçlarında lider Hollanda evinde oynadığı maçta Cebelitarık’ı 6-0 yendi. İkinci durumdaki Norveç de yine kendi sahasında Karadağ’ı 2-0 mağlup etti.

Letonya karşısında 97 yıl sonra galibiyet

A Milli Futbol Takımı Letonya karşısında 97 yıl sonra kazandı. Rakibi karşısındaki ilk ve tek galibiyetini 22 Haziran 1924’te Riga’da 3-1’lik sonuçla alan ay-yıldızlı ekip, uzun süren şanssızlığını kırdı. Milli takım 1924’ten sonra Letonya ile oynanan 6 maçta 1 yenilgi ve 5 beraberlik almıştı.

Karşılaşmadan dakikalar;

7. dakikada Letonya gole yaklaştı. Sol kanattan Savalnieks’in kullandığı kornerde, altıpas önünde Cernomordijs topa kafayı vurdu, Merih Demiral çizgi üzerinde yaptığı müdahaleyle meşin yuvarlağı uzaklaştırdı. 25. dakikada milli takımın gelişen atağında, Kerem Aktürkoğlu rakip yarı sahanın ortalarında topla buluştu. Hızla ceza sahasına ilerleyen Kerem yaklaşık 25 metreden şutunu attı, köşeye giden ve yerde de seken meşin yuvarlağı kaleci Ozols iki hamlede kontrol etti.

29. dakikada Türkiye gole yaklaştı. Sağ kanatta topla buluşan Cengiz Ünder, açışını düzeltip ceza sahasına girmeden sert vurdu. Kaleci Ozols köşeye giden meşin yuvarlağı son anda kornere çeldi. 35. dakikada milli takım, Letonya ceza sahasının önünden, kaleyi sol çaprazdan gören bölgeden serbest vuruş kazandı. Burak Yılmaz’ın kullandığı atışta top üst ağlarda kaldı.

51. dakikada Letonya ceza sahasının önünden, kaleyi sol çaprazdan gören bölgeden Hakan Çalhanoğlu’nun kullandığı serbest vuruşta, top yan ağlarda kaldı. 70. dakikada Letonya öne geçti. Sağ kanattan gelişen atakta Savalnieks’in altıpas içine sert gönderdiği topu Merih Demiral ters bir vuruşla kendi ağlarına gönderdi: 1-0.

72. dakikada Hakan Çalhanoğlu ile paslaşan Burak Yılmaz ceza sahası ön çizgisi üzerinde topla buluştu. Burak’ın sert şutunda kaleciden seken top az farkla yandan dışarıya çıktı. 76. dakikada ay-yıldızlı ekip beraberliği yakaladı. Cengiz Ünder’in sağ kanattan yaptığı ortada Serdar Dursun altıpas önünde kafayı vurdu ve meşin yuvarlağı kalecinin sağından ağlara yolladı: 1-1.

86. dakikada Türkiye ikinci golüne çok yaklaştı. Hızlı gelişen atakta Burak Yılmaz sağ kanattan ceza sahasına girdi. Burak’ın son çizgiye inmeden altıpas önüne yerden çevirdiği topa, Cengiz Ünder gelişene vurdu. Kaleci Ozols son anda meşin yuvarlağı kornere çeldi. 90. dakikada milli takımın sağ kanattan gelişen atağında Zeki ceza sahasına ortasını yaptı. Kaleciden seken topa Cengiz ceza sahası önünde gelişine vurdu, altıpas içinde Burak Yılmaz’ın kafasıyla dokunduğu meşin yuvarlak üstten auta gitti.

90+4. dakikada Burak Yılmaz, Letonya ceza sahasında rakibiyle girdiği mücadele sonrasında yerde kaldı. Hakem VAR’dan gelen uyarı sonrasında pozisyonu inceledi ve penaltı kararını verdi. 90+9. dakikada penaltı atışını kullanan Burak, kaleci Ozols’un sağından topu filelere yolladı: 1-2.

Stat: Daugava

Hakemler: Andreas Ekberg, Fredrik Klyver, Stefan Hallberg (İsveç)

Letonya: Ozols, Savalnieks, Cernomordijs, Dubra, Jurkovskis, Zjuzins (Dk. 60 Tarasovs), Emsis, Jaunzems (Dk. 73 Ontuzans), Uldrikis (Dk. 60 Kigurs), Ciganiks, Gutkovskis (Dk. 81 Krollis)

Türkiye: Uğurcan Çakır, Zeki Çelik, Merih Demiral, Çağlar Söyüncü, Caner Erkin (Dk. 65 Rıdvan Yılmaz), Berat Özdemir, Orkun Kökçü (Dk. 65 Serdar Dursun), Cengiz Ünder, Hakan Çalhanoğlu, Kerem Aktürkoğlu (Dk. 74 Halil Dervişoğlu), Burak Yılmaz

Goller: Dk. 70 Merih Demiral (Kendi kalesine) (Letonya), Dk. 76 Serdar Dursun, Dk. 90+9 Burak Yılmaz (Penaltıdan) (Türkiye)

Paylaşın

Akşener’den Dikkat Çeken Videolu Paylaşım

Sosyal medya hesabından videolu bir paylaşımda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, paylaşımına, “Ülkemiz sayın Erdoğan ve arkadaşlarının elinde psikiyatrik bir iktidar anlayışıyla yönetiliyor” notunu düştü.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, sosyal medya hesabından videolu bir paylaşımda bulundu.

Paylaşımında, ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ni sert sözlerle eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Ülkemiz sayın Erdoğan ve arkadaşlarının elinde psikiyatrik bir iktidar anlayışıyla yönetiliyor. Âdeta Guguk Kuşu filmini yaşıyoruz. Sayın Erdoğan Hemşire Ratched, Bakanları zorba hasta bakıcılar, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi de milletimize giydirilen deli gömleği…” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi”

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, 16 Nisan 2017 referandumuyla kabul edilen ve 9 Temmuz 2018 tarihi itibarıyla uygulanmaya başlanan başkanlık tipi hükûmet sistemidir. Bu sisteme geçişle beraber TBMM’nin yetkileri kısıtlanmış, cumhurbaşkanının yetkileri artırılarak yürütme organının başı olmuştur.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Genç İşsizlik Yüzde 22.7

Ağustos 2021 dönemine ait işgücü rakamlarını açıklayan TÜİK’e göre, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 22,7 22,7, istihdam oranı ise, 0,4 puanlık artışla yüzde 32,6 oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos 2021 dönemine ait işgücü rakamlarını açıkladı. Açıklanan verilere göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2021 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 11 bin kişi artarak 3 milyon 965 bin kişi oldu. İşsizlik oranı önceki aya göre yüzde 0,1 artarak yüzde 12,1 seviyesinde gerçekleşti.

Genç işsizlik yüzde 22.7

İstihdam edilenlerin sayısı 2021 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 14 bin kişi azalarak 28 milyon 706 bin kişi oldu. İstihdam oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 45,0 oldu. 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 22,7, istihdam oranı 0,4 puanlık artışla yüzde 32,6 oldu. Bu yaş grubunda işgücüne katılma oranı ise bir önceki aya göre 0,5 puan artarak yüzde 42,2 seviyesinde gerçekleşti.

Ağustos ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre tarım sektöründe 26 bin kişi, sanayi sektöründe 217 bin kişi, inşaat sektöründe 83 bin kişi artarken, hizmet sektöründe 341 bin kişi azaldı. İstihdam edilenlerin yüzde 17,2’si tarım, yüzde 21,5’i sanayi, yüzde 6,3’ü inşaat, yüzde 55’i ise hizmet sektöründe yer aldı.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2021 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre 1,7 puan azalarak yüzde 22,0 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,3 iken, potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,2 olarak gerçekleşti.

İşsizlik oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 1,0 puan azalarak yüzde 12,0 oldu. İşsiz sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre 75 bin kişi azalarak 4 milyon 19 bin kişi olarak gerçekleşti. İstihdam oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 2,4 puan artarak yüzde 46,2 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 1 milyon 975 bin kişi artarak 29 milyon 481 bin kişi oldu.

İşgücüne katılma oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 2,1 puan artarak yüzde 52,5 oldu. İşgücüne katılan sayısı 1 milyon 900 bin kişi artarak 33 milyon 500 bin kişi olarak gerçekleşti.

Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 18,7 oldu

Ağustos ayında sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı ayına göre 2,1 puan azalarak yüzde 31,4 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı ayına göre 1,9 puan azalarak yüzde 18,7 oldu.

Paylaşın

Akşener’den Özgürlük Çağrısı: Yeter Ki Vazgeçmeyelim

’11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’ nedeniyle sosyal medya hesabından bir mesaj yayınlayan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, paylaştığı mesajda ifade özgürlüğüne vurgu yaptı. 

Haber Merkezi / İyi Parti Lideri Akşener’in “Yeter ki vazgeçmeyelim” notunu düştüğü paylaşımı şöyle;

“Torunum Ayda ve tüm kız çocuklarının hayallerini gerçekleştirebildiği, özgürce düşünüp cesurca konuşabildiği bir Türkiye mümkün.

Yeter ki vazgeçmeyelim.

#DünyaKızÇocuklarıGünü kutlu olsun.”

Dünya Kız Çocukları Günü, Türkiye, Kanada ve Peru tarafından yapılan girişimler sonucunda, kız çocuklarına karşı ayrımcılığın önlenmesi ve onların insan haklarından tam ve etkili bir şekilde yararlanmalarını sağlamak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2012 yılında 11 Ekim tarihi olarak ilan edilmiştir.

2012’de Birleşmiş Milletler tarafından alınan bir kararla, kız çocuklarının cinsiyetlerinden ötürü maruz kaldığı eşitsizlik konusundaki farkındalığın artırılması amacıyla kutlanmaya başlamıştır. Eğitim hakkı, beslenme, yasal haklar, kadına yönelik şiddet ve zorla evlilik konuları da Dünya Kız Çocukları Günü kapsamında gündeme taşınmaktadır

 

Paylaşın

Meteoroloji’den Çok Sayıda İl İçin Sağanak Yağış Uyarısı!

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında, İstanbul, Kırklareli, Tekirdağ, Balıkesir, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Karabük ve Samsun’un da aralarında bulunduğu bir çok kent için sağanak yağış uyarısında bulundu. MGM, açıklamasında, vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemizin kuzey kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Batı Karadeniz kıyıları ile İstanbul, Kırklareli, Tekirdağ, Balıkesir’in kuzey, Çanakkale’nin iç kesimleri, Kocaeli, Sakarya, Yalova, Karabük ve Samsun çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olmayacağı, genellikle mevsim normalleri civarında, güney kesimlerde mevsim normalleri üzerinde seyredeceği, rüzgarın ise genellikle kuzey ve kuzeydoğu, Akdeniz kıyılarında batı ve güneybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi, parçalı ve çok bulutlu, İstanbul, Kırklareli, Tekirdağ, Balıkesir’in kuzey, Çanakkale’nin iç kesimleri, Kocaeli, Sakarya ve Yalova çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Ege Bölgesi ise, parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi, az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. İç Anadolu Bölgesi, az bulutlu, kuzey kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz, parçalı ve yer yer çok bulutlu, kıyı kesimleri ile Karabük çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Orta ve Doğu Karadeniz, parçalı ve az bulutlu, kıyılarının yer yer çok bulutlu, zamanla Samsun çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi, az bulutlu, kuzeydoğu kesimlerinin yer yer parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Güneydoğu Anadolu Bölgesi, az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

Delta Varyantı Kovid 19 Semptomlarını Değiştirdi Mi?

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), delta varyantını ‘endişe verici bir varyant’ olarak sınıflandırdı. Bununla birlikte, delta varyantını bu kadar endişe verici ve tehlikeli yapan şeyin ne olduğu sorusu hala devam ediyor?

Haber Merkezi / Delta varyantı önceki varyantlardan 2 kat daha fazla bulaşıcıdır. Bazı veriler, delta varyantının aşılanmamış insanlarda önceki varyantlardan daha ciddi hastalığa neden olabileceğini ortaya koymaktadır.

Virüsler değişmeye ve mutasyona uğramaya programlanmıştır. Koronavirüs de mutasyona uğrar ve bu nedenle Alfa, Beta, Gama ve en ölümcüü olanl Delta’ya kadar çok çeşitli varyantlar vardır.

WHO’ya göre, bir virüs kendini kopyalar veya çoğaltır. Bu değişiklik veya değişikliklere tanım gereği “mutasyon” denir. Bir veya daha fazla yeni mutasyonu olan bir virüs, orijinal virüsün bir “varyantı” olarak adlandırılır.

Koronavirüs söz konusu olduğunda, B.1.617.2 olarak da bilinen delta varyantı, bugüne kadarki en baskın tür olarak kabul ediliyor.

Kovid 19 mutasyonları, genomik dizilemede, kendilerini sağlıklı hücrelere daha derinden bağlamalarına veya onları aşmalarına izin verebilecek bir farklılığa sahip olabilir. Delta varyantı, E484Q ve L452R mutasyonları arasında bir çapraz olarak kabul edilir ve bu da onu orijinal türe kıyasla daha bulaşıcı hale getirir.

Delta varyantının ortaya çıkmasıyla birlikte Kovid semptomları değişti mi?

Şu an itibariyle, Kovid 19’un en klasik semptomları ateş, öksürük, yorgunluk, koku ve tat alma kaybı ve hatta bazılarında gastrointestinal problemler olmaya devam ediyor.

Delta varyantının başlamasıyla uzmanlar, başta virüse daha az duyarlı olduğu söylenen genç insanlar olmak üzere insanların daha hızlı hastalandığını bildirdi.

Bununla birlikte, delta varyantı olan hastalarda klasik semptomlar aynı kalırken, burun akıntısı, baş ağrısı, hapşırma gibi semptomların daha yaygın hale geldiği tespit edildi.

Aşılar yeni Kovid varyantlarına karşı etkili mi?

Birçok belirsizlik olmasına rağmen, araştırmalar belirli Kovid aşılarının delta varyantına karşı etkili olabileceğini iddia ediliyor. Tam aşılı kişilerin hala virüse yakalanması ve semptomlar geliştirmesi, birçok kişinin kafasını karıştırmış ve aşı tereddütüne yol açmış durumda.

Nasıl korunmalı?

Aşı, Kovid 19 ve türevlerine karşı en iyi kalkan olmaya devam ediyor. Uzmanlar, tam bağışıklığı garanti etmese de, aşıların ciddi hastalık ve hastaneye yatış riskini kesinlikle sınırlandırdığını söylüyor. Ayrıca, maske takmanız, sosyal mesafeyi korumanız ve uygun el hijyenine uymanız çok önemli.

Paylaşın

Babacan: Ekonomiyi Ancak Rüyanızda Düzeltirsiniz

Partisinin Küçükçekmece ilçe kongresinde konuşan DEVA Partisi Babacan, “Ekonomiyi düzeltmenin yolu güvendir. Güveni oluşturmanın en önemli ve ilk adımı hukuktur. Eğer hukuk zeminini yok ettiyseniz, ülkede adaleti ayaklar altına aldıysanız, insan hakları, özgürlükler ve demokrasi konusunda ülkeyi sürekli geriye götürürseniz siz bu ülkenin ekonomisini ancak rüyanızda düzeltirsiniz. Ancak uydurulmuş gerçeklikle vatandaşlarımızı aldatmaya çalışırsınız ama artık kimse yutmuyor.” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasının devamında, “Ne sayın Erdoğan ne de Bahçeli eskisi gibi sokağa çıkmıyorlar” diyen Babacan, ziyaretleri sırasında vatandaşların kendisine nasıl dert yandığını kürsüden gösterdi. Babacan, “Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli sokağa çıksınlar ve ‘Hayatımdan memnunum’ diyen vatandaşı bulsunlar. Neredeymiş onlar, biz de merak ediyoruz” diyen Babacan sözlerini şöyle sürdürdü;

“Temmuz 2018’den Eylül 2021’e kadarki 3 yıl 3 aylık süre içinde; en düşük emekli maaşı toplam %52 artmış, en düşük memur maaşı toplam %56 artmış. Aynı dönemde TÜFE’deki artış %59, gıda enflasyonundaki artış ise %73. Partili cumhurbaşkanının göreve gelmesinden bugüne gerçek tablo bu. TÜİK’in kendi açıkladığı rakamlara göre dahi hem memurun hem de işçinin reel anlamda geliri düşmüş.

2002’den önce 34 yıl boyunca enflasyon iki, üç haneli seyretti. Ben ve arkadaşlarımın görevde olduğu dönemde, sadece iki senede tek haneye düşürdük. Bizler ayrıldıktan sonra ipin ucu kaçtı. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine bakın; resmî rakamlara göre bile enflasyon artık hep çift hanelerde. Tek hane artık bir hayal. Enflasyon sürekli yukarı doğru gidiyor. Üretici fiyat enflasyonu ise 2002 krizindeki seviyenin bile üstünde.

Merkez Bankası faizi yüzde 19’dan yüzde 18’e indirdi. Bu, Merkez Bankası’nın gecelik ya da haftalık piyasaya borç verip aldığı faiz. Fakat bu karar zamansız olduğu için, henüz vakti gelmediği için neye sebep oldu? Dolar kurunun ta 9’lara kadar artmasına sebep oldu. İlave olarak da Hazine’nin borçlanma faizlerinin tam 1,5 puan artmasına sebep oldu. Bir taşla iki kuş vurdu. Yanlış faiz kararını dayattı. Bir doları bir de Hazine’nin borçlanma faizini fırlattı.

“Faizi itikadî bir mesele olarak istemiyorsa sıfıra indirip yok etsin”

Faiz sebep, enflasyon sonuçsa sebebi indir aşağıya, enflasyon da düşsün. Yok eğer ‘Yanılmışım, doğru değilmiş’ diyorsa bu millete bir özür borcu var. Sayın Erdoğan’ın iddiası doğruysa, o zaman Merkez Bankası’nın bir puan faiz indirmesi yetmez; indirsin yüzde 5’e, yüzde 3’e. Bunu eğer itikadî bir mesele olarak istemiyorsa, o zaman sıfıra indirip yok etsin. Kötü bir şeyin azı çoğu yok. Kötüyse 19 da kötü, 15 de kötü, 10 da kötü… İndirsin sıfıra, kurtulalım şundan.

Eğer ülkenin cumhurbaşkanı çıkıp da ‘Benim vatandaşım hayatından memnun, enflasyon yüzde 20’nin altında’ diyorsa, artık o cumhurbaşkanının bu ülkenin sorunlarını çözme kapasitesi bitmiş demektir. Çünkü sorunu inkâr ediyor. Yok dediği sorunu çözmesi için gayret etmesini bekleyebilir misiniz? İş başında olduğu sürece bu ülkenin hiçbir sorunu çözülmeyecek.

Çok kısa zamanda ülkemizde ‘DEVA Ekonomisi’ni yürürlüğe sokacağız. DEVA ekonomisi; her bir vatandaşımızın insan onuruna yaraşır iş, gelir ve refah içinde olması demektir. Bu ülkenin insanlarının yatağa aç gitmediği, yarınlarından endişe etmediği bir refaha ulaşmasıdır. Esnafın kepenk kapatmadığı, faturalarını ödeyebildiği, emeklilerin saygın bir gelir elde ettiği bir ülkenin anahtarıdır. Bu milletin daha fazla fakirleşmesine müsaade etmeyeceğiz. Döviz kurlarında ve faizlerde istikrarı elde edeceğiz. Hayat pahalılığını önleyeceğiz. Vatandaşımızın satın alım gücünü yükselteceğiz.

“Kaynakları rant projesine değil, binaları güçlendirmeye ayırın”

Projenin adına Kanal İstanbul değil, Rant İstanbul diyoruz. Mevcut iktidarın görev süresinde asla tamamlanamayacak bir projeden bahsediyoruz. Artık bir kere bunlar rant gözlüğünü takınca Allah korusun. Durdurmak zor, durdurana aşk olsun. İstanbul’un şu anda rant projesine ihtiyacı yok. Bütün etki analizleri bağımsız ve tarafsız bir şekilde yapılır; bilim insanları ‘Bu proje gerçekten gerekli, mahsurları çözeriz’ diye raporları koyarsa o zaman bakılır. İktidara çağrı yapıyorum. Milyarlarca dolar kaynağı bu rant projesine aktaracağınıza, bu kaynağı binaları güçlendirmeye ve İstanbul’u bir sonraki depreme hazırlamaya ayırın. İnsanların güvenli konutlarda yaşamasını sağlayın. Kentsel yenilenmeyi yerinde uygulayın. Yeter artık. İstanbul’a ihanet etmeyi bırakın. Devletin görevi, rant lobisi oluşturup az sayıda kişinin paylaşacağı zenginlik üretmek değildir. İnsanların, onurlu, haysiyetli ve güvenli bir şekilde yaşamasını sağlamaktır.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Kağıt Toplayıcılarını Rahat Bırakın

Sosyal medya hesabından videolu bir paylaşım yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, paylaşımında, “Hırsız arsız arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz. Kağıt toplayıcılarını rahat bırakın” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile kağıt toplama işçilerine yönelik gözaltılara dair yorumda bulundu. Kılıçdaroğlu, videolu paylaşımda, “Ey Saray İktidarı! Hırsız arsız arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz. Kağıt toplayıcılarını rahat bırakın. Emeğe biraz saygınız olsun. Hiç vicdanınız yok mu sizin demeyeceğim; çünkü yok!” dedi.

Kılıçdaroğlu, kağıt toplayıcıları ziyaret etmişti

Kılıçdaroğlu, İstanbul’daki temasları sırasında beraberindeki CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile Ümraniye’de atık kağıt toplayarak geçimini sağlayan geri dönüşüm işçilerini ziyaret etmişti. İşçilerin sorunlarını dinleyen Kılıçdaroğlu, “Kemal kardeşiniz her şeyden önce garibanların yanındadır, alın teri dökenlerin yanındadır.” ifadesini kullanmıştı.

İşçilerin, Valiliğin katı atık toplama ile ilgili bir yönergesi olduğunu belirtmesi üzerine Kılıçdaroğlu, Valilik makamının tek başına böyle bir karar alamayacağını, mutlaka bir talimat olması gerektiğini belirtti. Yevmiye ile çalışan işçilerden vergi alınamayacağını belirten Kılıçdaroğlu, konuyu araştıracaklarını ve işçilere bilgi vereceklerini dile getirmişti.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Vefat Sayısı Kritik Seviyede

Kovid 19’da son 24 saatte  28 bin 645 yeni vaka tespit edilirken, 206 kişi de hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Covid’siz günlerin özlemini en çok duyansa sizlersiniz. Aşınızla, günlük hayatınızla bize örnek olsanız… Şu tablo çook değişir!” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte 348 bin 856 test yapılırken, 28 bin 645 yeni vaka tespit edildi. 206 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 217 kişi de sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verileri sosyal medya hesabından değerlendiren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Gençler, bize salgından çıkış yolunu gösterin! Yeni vakalarda en yüksek oranı sizler oluşturuyorsunuz. Hastalığı fark etmeden bulaştırmanız çok kolay! Covid’siz günlerin özlemini en çok duyansa sizlersiniz. Aşınızla, günlük hayatınızla bize örnek olsanız… Şu tablo çook değişir!” dedi.

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre yüzde 80.1 ile Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Kırklareli’yi Muğla, Ordu, Çanakkale, Amasya, Eskişehir, Edirne, Osmaniye, Balıkesir ve Burdur takip etti. Bakanlığın tablosuna göre yüzde 48,6 ile Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Diyarbakır, Batman, Muş, Mardin, Bitlis, Siirt, Bingöl ve Ağrı takip etti.

Güncel verilere göre, birinci doz Türkiye ortalaması yüzde 87.75, ikinci doz ortalaması yüzde 74.36, birinci, ikinci ve üçüncü doz toplamı ise 112 milyon 225 bin 352 oldu.

Paylaşın

Demirtaş: Her Şey Seçime Kadar, Türkiye Umudunu Kaybetmesin

HDP Eski Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla hakkında açılan davanın duruşmasındaki savunmasında, “Her şey seçime kadar. Ben istiyorum ki, Türkiye umudunu kaybetmesin. Yargıda hala soluk ve nefes var. Türkiye Cumhuriyeti devletinde yürütmeden korkmayan hakimler ve mahkemeler var. Önümüzde kaldı bir buçuk yıl, Türkiye’nin seçimi. Seçime doğru giderken yürütme bir kez daha medya ve toplum üzerinde baskı kurmamalıdır. Herkes, fikrini özgürce ifade etmelidir” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan  HDP Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2014 ile 2016 yılları arasında Ankara, Diyarbakır, Mardin ve Mersin’de yaptığı konuşmalar gerekçesiyle “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla hakkında açılan davanın duruşması Mersin 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Demirtaş, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı. Demirtaş’ın 5 ilde farklı tarihlerde yaptığı konuşmalar nedeniyle hazırlanmış olan 5 dosyanın birleştirildiği duruşmada yaptığı savunmanın önemli bölümleri şöyle:

“Çok önemsediğim ve üzerinde durduğum ve aslında yargının da böylesi bir dönemde ciddiye almasını gerektirecek bir durum olarak gördüğüm somut norm denetimini bu aşamada ileri sürmek istiyorum. Nedir o? TCK’nin 299’uncu maddesi. Hem hukukçu hem de siyasetçi kimliğimizle TCK’nin 299’uncu maddesinin ifade özgürlüğünü kısıtladığını söylüyoruz, eski haliyle de yani cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmeden önceki haliyle de eleştiriyorduk. Fakat, 2014 yılından cumhurbaşkanlığı seçiminden bu yana fiili olarak da resmi olarak da tarafsız cumhurbaşkanı bu ülkede yoktur.

O dönemlerde partimin eş genel başkanıydım ve milletvekiliydim. Mağdur müşteki de bir partinin genel başkanı ve aynı zamanda da cumhurbaşkanıdır. Yani iki partinin genel başkanının karşılıklı olarak birbirine kullandığı siyasi söylemlerden dolayı ben “Cumhurbaşkanına hakaretten” yargılanıyor olacağım. 299’uncu madde cumhurbaşkanını koruyan bir maddeydi. 2018’deki cumhurbaşkanlığı seçimiyle birlikte yeni yönetim sistemi ve rejime kanunların uyarlanması amacıyla çok sayıda yasal değişiklik yapıldı.

Aslında yasal değişikliklerden biri de 299’uncu madde de yapılmalıydı. Madem ki yeni sistemde bir parti genel başkanı cumhurbaşkanı olabiliyorsa, o halde 299’uncu madde yeni sisteme uygulanmış olarak yeniden düzenlenmeliydi. Ancak parlamento, yasa koyucu iradesiyle bunu yapmadı. Dolayısıyla ortada bir çelişki var. Peki, bunu başka ne şekilde giderebiliriz? Anayasa Mahkemesi, mevcut 299’uncu maddenin hali hazırda yürürlükte olan anayasaya aykırılığını denetleme yetkisine sahip.

138 bin soruşturma, 30 binden fazla mahkumiyet verildi

Cumhuriyet tarihinde, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla açılan soruşturmaların rekor dönemini yaşıyoruz. 138 bin soruşturma açılmış Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına. 30 bin küsur kadar mahkumiyet kararı var. Yurttaşlar, seçilmiş cumhurbaşkanına eleştiri yöneltme konusunda son derece baskılanmıştır. Öyle ki daha birkaç gün önce Kocaeli’de bir lisedeki öğrenci, çocuklara poşet çay fırlattı diye Cumhurbaşkanını taklit etmekten idari soruşturmaya maruz tutuldu. Sizin, bugün somut norm denetimi talebini ciddiye almanız hukukun üstünlüğü, bir toplumun yürütmeyi denetleme hakkı ve aynı zamanda yargının yurttaşlar üzerinde baskı aracı olarak kullanılmasını önüne geçilmesi açısından çok önemlidir.

Şimdi Recep Tayyip Erdoğan gün aşırı konuşuyor, bazen günde 3 defa konuşuyor. Hangi konuşmayı, hangi sıfatla ve kimlikle yaptığını bilmiyoruz. Hangi konuşmasına biz cevap verirsek “Cumhurbaşkanına hakaret”, hangisi kamu görevlisine hakaret veya genel hakaret suçunu oluşturur bilmiyoruz. Yürüttüğü faaliyet itibariyle cumhurbaşkanlığı faaliyeti ile parti başkanlığı faaliyeti karışırsa, ki karışıyor da, biz eleştiri yöneltirken tam olarak hangi maddeyi nasıl ihlal ettiğimizi nasıl anlayacağız? Dolayısıyla kanun maddesinde bir öngörülemezlik var.

Eleştirilerimin tamamı yürütmenin başına yönelik eleştirilerdir

Yaptığım konuşmalar 2014 sonrasıdır. 2014’ten itibaren partisinin grup toplantılarına, il başkanlarının toplantılarına, MYK toplantılarına katılıp konuşmalar yapmıştır ve bu durum 2018 yılında da resmileşmiştir. O nedenle eğer ben yargılanacaksam muhalefet partilerinin liderinden biri olarak, 125’inci maddedeki kamu görevlisine hakaretten mi yargılanayım, yoksa Cumhurbaşkanına yönelik hakaret içeriyor da o zaman 299 maddedir. Bunun tespitinin yapılması gerekir.

Çünkü, ben cumhurbaşkanı sıfatıyla yürütülen bir görevden dolayı Recep Tayyip Erdoğan hakkında tek bir cümle kurmuş değilim. Tamamı, yürütme erkinin başı olan Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili söylediğim şeylerdir. AKP Genel Başkanı olarak yaptığı faaliyetlerden dolayı söylediğim şeylerdir. Vakti zamanında Abdullah Gül’ü eleştirdik, Ahmet Necdet Sezer eleştirildi. Fakat, eleştirdiğimiz vakit kimin ne olduğu belliydi, cumhurbaşkanıydılar. Yürütmenin başı değildiler. Partileriyle herhangi bir bağları yoktu. Ama şimdi cumhurbaşkanı fiili olarak yürütmeyi elinde tutuyor. Yani devletin erkinden biri olan yasama, yürütme ve yargının bir erkin tek başına kontrol ediyor.

Bu sistemde denetim nasıl yapılacak?

Şu anda yapılan yargılama, devletin üç erkinden biri olan yasamanın üyesi olarak yaptığım konuşmalar hakkındadır. Yürütmenin bir yöneticisini eleştirdiğim için yani devletin diğer erkini eleştirdiğim için 3’üncü bir erk tarafından yani yargı tarafından yargılanıyorum. İşte bu demokrasilerde olmaz. Demokratik ülkelerde devletin 3 erki hem birbirlerinden bağımsızdır hem de birbirini denetler. Özellikle, yargı yürütmenin faaliyetlerinin tamamını denetler. İdare hukukuna göre de yargının hiçbir eylemi, işlemi yargı denetimi dışında olamaz.

Peki, yürütmenin denetlendiği başka yol var mı? Tabii ki de vardır. Birincisi yargı ise ikincisi de parlamentodur. Parlamentonun iç tüzüğüne ve Anayasaya göre Meclis’in iki görevi vardır. Bir yasama, iki denetleme faaliyetidir. Yasama faaliyetinin nasıl icra edildiğini biliyoruz. Peki, denetim nasıl yapılır? Eski ve yeni sistemi karıştırarak söylüyorum. Yazılı soru, gensoru, genel kurul, basın toplantısı, miting ve yürüyüşler. Bakın parlamento dışında yürütülen faaliyetler de parlamento denetimine tabidir.

Parlamentonun bana verdiği yetkiyi, seçilmiş bir parlamenter olarak elde ettiğim yetkiyi kullandığım için yani hükümetin faaliyetlerini denetlediğim için yargı beni nasıl yargılayabilir? İdare mahkemesi olarak, yürütmenin bir kararını denetime tabi tuttuğunuzda sırf bunun için kimse sizi yargılayabilir mi? Hayır, bu sizin yetkiniz ve göreviniz. İdarenin tüm işlerini denetlemek sizin göreviniz.

Peki, ben yasama üyesi olarak denetim yetkimi kullandığımda neden yargılanıyorum? Beni yargılanırsan 138 bin Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı, ülkenin yürütmesinin başını eleştirdiği için yargılanırsa yürütme organı denetimden çıkar. Denetlenemez, hale gelir. Ne olur sonra? Pandora belgelerinde çok sayıda iş insanının Türkiye’deki mal varlığını dışarıya kaçırdığın öğreniriz, demek ki denetleyememişiz.

Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’ndan bir farkı yok

Somut norm denetiminin yapılması için davayı Anayasa Mahkemesi’ne taşımanızı talep ediyorum. 299’uncu maddeyle hiçbir yurttaş yargılanamaz. Ben Kemal Kılıçdaroğlu’na herhangi bir hakarette bulunursam beni 299’dan değil 125’ten yargılanırsanız. Tayyip Erdoğan’ın hukuk karşısında Kemal Kılıçdaroğlu’ndan hiçbir farkı yoktur. Çünkü, bir partinin genel başkanıdır. Recep Tayyip Erdoğan, cumhurbaşkanlığının kendisine verdiği dokunulmazlık zırhına ve 299’uncu maddeye dayanarak kamuoyunu susturma ve bastırmaya çalışıyor. Yargının bunun engellemesi ve durdurması lazımdır. Bir pankarttan, slogandan cezalandırılan yurttaşlar var. ODTÜ’de, İTÜ’de, Boğaziçi’nde açtığı pankarttan kaynaklı “Cumhurbaşkanına hakaretten” yargılananlar var. Oysa cumhurbaşkanı yürütmenin başı ve partinin genel başkanıdır. Biz AKP için şimdi ne desek cumhurbaşkanlığına hakarete girebilir.

Her şey seçime kadar. Türkiye umudunu kaybetmesin

AİHM’de kanunilik ilkesi şarttır. Bir yargılamanın sürdürülebilmesi için öncelikle o cezanın veya suçun düzenlendiği maddenin öngörülebilir olması lazım ve kanunilik ilkesinin olması lazım. Ben, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hukukun üstünlüğüne inanan, Türkiye’de yargının bağımsız olması gerektiğine inanan çok sayıda savcı ve hakimin olduğunu biliyorum. İnanıyorum demiyorum, biliyorum. 22 yıllık hukukçuyum, 12 yıl parlamentoda görev yaptım. Cumhurbaşkanlığına hakaretten verilecek ceza ve cezalardan korkmuyorum, baştan söyleyeyim. Cezadan korkmuyorum. 37 ağırlaştırılmış müebbet, 15 bin yıl ağır hapisle yargılanıyorum.

Hali hazırda yerel mahkemelerde verilmiş 3 buçuk yıl Cumhurbaşkanına hakaret cezası, 4 yıl 8 ay propaganda cezası, 2 buçuk yıl Ankara Başsavcılığı’na cezalar var. 3-5 yıl da siz verirsiniz, sorun değil. Her şey seçime kadar. Ben istiyorum ki, Türkiye umudunu kaybetmesin. Yargıda hala soluk ve nefes var. Türkiye Cumhuriyeti devletinde yürütmeden korkmayan hakimler ve mahkemeler var. Önümüzde kaldı bir buçuk yıl, Türkiye’nin seçimi. Seçime doğru giderken yürütme bir kez daha medya ve toplum üzerinde baskı kurmamalıdır. Herkes, fikrini özgürce ifade etmelidir.

Paylaşın