Türkiye’de Çalışanlar Mutsuz

Türkiye’de çalışanların mutluluk skoru 10 üzerinden 6.5 olarak belirlendi. En düşük mutluluk skoruna sahip bölge, 5.9 ortalama ile Marmara Bölgesi olurken en yüksek mutluluk skoruna sahip bölge 7.2 ortalama ile Doğu Anadolu Bölgesi oldu.

İş dünyasının önde gelen kuruluşlarından Pluxee ve nörobilim temelli araştırmalar yapan The Happiness Index, “Türkiye’de Çalışanlar Ne Kadar Mutlu?” başlıklı kapsamlı bir araştırma yayımladı. Mayıs 2025’te 2.100’den fazla çalışanın katılımıyla gerçekleştirilen çalışma, Türkiye’deki çalışanların mutluluk ve bağlılık seviyelerine dair çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

T24’ün haberine göre araştırma, çalışanların mutluluk skorunu 10 üzerinden 6.5 olarak belirledi. Bu skor, 7.9 olan global ortalamanın oldukça altında. Katılımcılar, özellikle “özerklik,” “kişisel gelişim” ve “anlam ve amaç” başlıklarında yeterli desteği alamadıklarını ifade etti. Bu yetersizlik, çalışanların şirketlerine olan bağlılıklarını da etkiliyor; bağlılık skoru globalde 7.8 iken, Türkiye’de 6.4’te kalıyor.

Coğrafi bölgeler arasında da mutluluk skorunda farklılıklar gözlemlendi. En düşük mutluluk skoruna sahip bölge, 5.9 ortalama ile Marmara oldu. Marmara Bölgesi’ndeki çalışanlar, kariyerlerinde ilerleme fırsatlarının daha az olduğunu ve iş yerine duydukları güvenin düşük olduğunu belirtiyor. En mutlu çalışanların ise 7.2 skorla Doğu Anadolu Bölgesi’nde olduğu görüldü. Bu bölgeyi Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu izliyor.

Yaş grupları incelendiğinde ise çalışanların yaşı ilerledikçe mutluluk skorunun arttığı tespit edildi. 51-60 yaş grubundaki çalışanlar, “özerklik” ve “dinlenilme hissi” konularında diğer grupların önüne geçiyor.

Pluxee Türkiye Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Hekimoğlu, araştırma sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hekimoğlu, Türkiye’deki çalışanların işlerine tutkuyla bağlı olsalar da, potansiyellerini gerçekleştirecek alan ve özgürlük bulamadıklarını paylaştı.

Hekimoğlu, “Çalışanların sesine kulak vermek ve onları gerçekten desteklemek, kurum kültürünü dönüştürmenin en güçlü yolu” dedi. Araştırmanın, işverenlere yol göstererek sürdürülebilir başarıya katkı sağlamayı hedeflediğini belirtti.

Paylaşın

MHP’den “Süreç” İçin Dikkat Çeken Tanımlama: Bahçeli Modeli

Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin değerlendirmede bulunan MHP’li Feti Yıldız, sürecin adının “Bahçeli modeli” olduğunu belirterek, tamamlandığında dünya çapında örnek teşkil edeceğini söyledi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin Halk TV’ye değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, sürecin adının “Bahçeli modeli” olduğunu belirterek, tamamlandığında dünya çapında örnek teşkil edeceğini söyledi.

Süreç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te başlattığı ve PKK’nın silah bırakması ile TBMM’de kurulan Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu üzerinden yürütülen çalışmalarla devam ediyor. Komisyonda dün, benzer sorunları ile mücadele eden ülkelerdeki çözüm modelleri akademisyenler tarafından sunuldu.

Feti Yıldız, akademisyenlerin önerilerini değerlendirerek, “Kanada’dan Kolombiya’ya kadar sunulan tüm örnekler değerli; ancak bizim sürecimiz benzersiz. Bahçeli modeli, ilerleyen yıllarda çatışmalı bölgelerde barışın anahtarı olacak ve literatüre girecek” dedi.

Paylaşın

İran’da 3 Yılda 2 Bin 910 Kişi İdam Edildi

İran’da son 3 yılda  2 bin 910 kişinin idam edildiği açıklandı. İdam edilenler arasında 83 kadın, 37 siyasi tutsak, 14 gösterici ve 18 yaşının altındaki 4 çocuk bulunuyor.

İran İnsan Hakları Örgütü Başkanı Mehmud Emiri Muqedem, son 3 yılda İran’da 2 bin 910 kişinin idam edildiğini açıkladı. Veriler, Tahran’da “ahlak polisi” tarafından katledilen Jina Amini’nin katledilişinin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla paylaşıldı. Emiri’nin aktardığı bilgilere göre; 26 Eylül 2022’den bu yana idam edilenler arasında 83 kadın, 37 siyasi tutsak, 14 gösterici ve 18 yaşının altındaki 4 çocuk bulunuyor.

Aynı dönemde, 2022’deki gösterilerde 551 kişi hayatını kaybetti, bunlardan 68’i çocuktu. Çok sayıda kişinin güvenlik güçlerinin doğrudan ateş açması sonucu yaşamını yitirdiği, baskı amacıyla özellikle kadınların hedef alındığı vurgulandı. Özellikle Sistan – Belucistan eyaletine bağlı Zahedan’da düzenlenen protestolarda 104 kişi katledildi; bunların 14’ü çocuk, 4’ü kadın olarak kayda geçti.

Açıklamada, Jina Amini’nin ölümünün ardından idamların belirgin şekilde arttığına dikkat çekilerek, bu uygulamaların toplumda korku yayma ve muhalefeti bastırma amacı taşıdığı ifade edildi. İdam cezasına çarptırılanların işkence ve kötü muameleye maruz kaldıkları, adil yargılanma haklarının ihlal edildiği belirtildi.

Açıklamada, İran’daki idamların, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından bağımsız bir soruşturma ile incelenmesi gerektiği çağrısı yapıldı.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

Kırmızı Et Fiyatları Üç Yılda Yüzde 591 Arttı

Ocak 2022’den bu yana ortalama gıda fiyatlarındaki artış yüzde 327 seviyesinde kalırken, aynı dönemde dana eti fiyatları yüzde 591’lik bir artışla rekor kırdı.

Türkiye’de enflasyon tartışmaları devam ederken, gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar, mutfaktaki ekonomik sıkıntıları gözler önüne seriyor. İktisatçı İnan Mutlu’nun paylaştığı grafik, son üç yılda yaşanan çarpıcı fiyat artışlarını ortaya koydu.

Mutlu’nun analizine göre, Ocak 2022’den bu yana ortalama gıda fiyatlarındaki artış yüzde 327 seviyesinde kalırken, aynı dönemde dana eti fiyatları yüzde 591’lik bir artışla rekor kırdı. Bu durum, et fiyatlarının genel enflasyonun çok üzerinde yükseldiğini ve etin, dar gelirli aileler için lüks bir gıda maddesi haline geldiğini gösteriyor.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan İnan Mutlu, “Çok ciddi bir kırmızı ete erişememe sorunumuz var” dedi. Mutlu, bu durumun, yetersiz ve dengesiz beslenme sonucunda ortaya çıkabilecek “bodur çocuklar” sorununu gelecekte daha da büyüteceği uyarısında bulundu.

Paylaşın

2024’te Erişim Engelli Uygulanan Site Sayısı 311 Bini Aştı

2024 yılında erişim engelli uygulanan site sayısı 311 bini aştı. Bu süreçte 3 bin 317 kişi gözaltına alındı, 384 kişi tutuklandı, 879 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi, 2 bin 54 kişi ise serbest bırakıldı.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, İfade Özgürlüğü Derneği tarafından hazırlanan ve “EngelliWeb 2024 Raporu” olarak bilinen “Dijital Kafeste Kafkaesk Sansür: Yargı Eliyle Gerçeğin Susturulması” başlıklı çalışmanın ayrıntılarını köşesine taşıdı.

Hukuk profesörü Yaman Akdeniz ve araştırmacı Ozan Güven’in kaleme aldığı 260 sayfalık rapora göre, 2024 yılında 257 sulh ceza hâkimliği tarafından verilen 803 karar ile 5 bin 740 haber adresine yaptırım uygulandı.

Raporun öne çıkan bulguları şöyle:

Erişim engelleri: 2024 sonu itibarıyla toplam 1 milyon 264 bin 506 web sitesi ve alan adı, 852 farklı kurum ve hâkimlik kararıyla erişime engellendi.

Yerel seçimler öncesi: Kamu kaynaklarının kullanımı, siyasi yolsuzluk iddiaları, kamu görevlileri ve hükümete yakın şirketlerle ilgili haberlere yoğun sansür getirildi.

Cumhuriyet sansürü: Cumhuriyet gazetesinin internet sitesindeki 148 haber erişime engellendi.

Platformlar: 270 bin URL adresi, 17 bin Twitter/X hesabı, 75 bin tweet, 25 bin 500 YouTube videosu, 16 bin 700 Facebook ve 16 bin Instagram içeriği kapatıldı.

Kurumsal dağılım: 2024’te erişime kapatılan 311 bin sitenin 254 bini BTK Başkanı kararıyla engellendi. Türkiye Futbol Federasyonu 50 bin 120 alan adını, Milli Piyango İdaresi ise 2 bin 796 alan adını erişime kapattı.

2006-2024 karşılaştırması: 2006’da yalnızca 4 alan adı engellenirken, 2014’te bu sayı 38 bin 441’e çıktı. 2024’te engellenen site sayısı 311 bini aştı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre ise 2024’te 198 bin 364 sosyal medya hesabı takibe alındı. Bunların 86 bin 170’inin kullanıcısı tespit edilerek adli makamlara bildirildi.

Bu süreçte 3 bin 317 kişi gözaltına alındı, 384 kişi tutuklandı, 879 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi, 2 bin 54 kişi ise serbest bırakıldı.

Paylaşın

Demirtaş’ın Kitapları Cezaevine Alınmadı: Sakıncalı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kitaplarının “sakıncalı” görülerek mahpuslara verilmediği açıklandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Suluca 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Selahattin Demirtaş’ın “DAD” ve “Araf’ta Düet” kitaplarının mahpuslara verilmediğini açıkladı.

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre; Ali Bozan, cezaevi kurulunun gerekçesini şöyle aktardı: “Hüseyin Bağ adına gönderilen DAD ve Araf’ta Düet kitaplarının yazarı halen örgüt üyeliği suçlamasıyla cezaevinde bulunmaktadır. Bu nedenle eğer biz Hüseyin Bağ isimli mahpusa bu kitapları verirsek cezaevi güvenliğini tehlikeye düşürür.”

DEM Parti Milletvekili, sadece Demirtaş kitaplarıyla sınırlı kalmayan uygulamaya dikkat çekti: “Mehmet Uzun’un Kürtçe kitabı ‘Siya Evînê’ ise 8 ay sonrasında mahpuslara ulaştırıldı. Cezaevinde Kürtçe fiilen yasak. Toplatma veya yasaklama kararı olmamasına rağmen, kitap 8 ay boyunca kurulda Kürtçe bilen kimse olmadığı gerekçesiyle bekletildi.”

Ali Bozan, yetkililere seslenerek şunları ekledi: “Türkiye, hukuk devletidir deme bakanlığı; bu hukuksuzlukları ne zaman sonlandıracaksınız?​”

Paylaşın

AK Parti’den Boşanmaları Azaltmak İçin Yeni Adım

AK Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor.

Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Türkiye’de artan boşanma oranlarına karşı yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor. Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, parti kaynakları, birçok çiftin evlilik öncesinde psikolojik rahatsızlıklar, şiddet eğilimi, sosyoekonomik ve sosyokültürel farklılıklar gibi konuları gizleyebildiğini belirtiyor. Bu durumun, evliliğin ilerleyen dönemlerinde şiddetli geçimsizliklere ve boşanmalara yol açtığına dikkat çekiliyor. Yeni sistemle, çiftlerin birbirlerine karşı daha şeffaf olmaları ve dürüst bir ilişki kurmaları amaçlanıyor.

Planlanan danışmanlık hizmeti, sadece evlilik öncesiyle sınırlı kalmayacak. Evlilik sonrasında da devam edecek olan bu destekle, anlaşmazlık yaşayan çiftlere sorunlarını çözmeleri için rehberlik edilecek. Eğer boşanma kaçınılmaz hale gelirse, taraflara süreç boyunca doğru yönlendirmeler yapılacak.

Projenin hayata geçirilmesi için somut adımlar atılmaya başlandı. AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde, 20 Eylül’de Erzurum’da “Aile İçi Dijital Eğitim ve Psikososyal Destek Çalıştayı” düzenlenecek. Çalıştaya, Adalet, Sağlık ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarından uzman ve akademisyenler katılacak. Bu çalıştayda, güçlü aile yapısının oluşturulması için atılacak adımlar masaya yatırılacak.

Paylaşın

On Yılda 19 Milyondan Fazla Üniversiteli Okulu Bıraktı

2015 – 2025 arasında 19 milyon 49 bin 203 öğrenci üniversiteyi bıraktı. 19 milyon öğrenciden 16.9 milyonu devlet üniversitelerinden, 2.1 milyonu vakıf üniversitelerinden ve 57 bini ise vakıf meslek yüksekokullarından.

Paylaşın

Özgür Özel’den “Geri Adım Atmayacağız” Mesajı

Partisinin Ankara’da düzenlediği mitingde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “CHP kolay lokma değildir. Ne bir adım geri atarız, ne bir santim eğiliriz. Size teslim olmayacağız. Biz Türkiye ittifakıyız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yarın görülecek kurultay davası öncesi Tandoğan Meydanı’nda “Vesayete karşı, demokrasi için! Kayyıma ve darbeye karşı, halkın iradesi için!” sloganıyla “Büyük Ankara” mitingi düzenlendi.

Yoğun alkışlar eşliğinde yurttaşları selamlayan CHP Lideri Özgür Özel sözlerine, “Cumhuriyet’in kurulduğu topraklardayız. Çankaya Köşkü ile Anıtkabir’i ile Meclis ve meydanları ile Cumhuriyetimizin yaşayan müzesine hoş geldiniz” sözleriyle başladı. Tandoğan Meydanı’nın, haksızlığa direnenlerin meydanı olduğunu ifade eden Özel, “Vesayete ve darbeye hayır demek için buradayız. Bugün mitingde değil, eylemdeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin dört bir yanında düzenledikleri eylemlere de selam gönderdi. Özel, Adnan Yücel tarafından yazılan, “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şiirini okudu. Özel, zeytinliklerin talanına karşı 28 Eylül’de Muğla’da düzenlenecek mitinge çağırdı. CHP Lideri Özel, “Saray’da oturarak bu meydanı izleyerek korkanlar da var 12 metrelik hücresinden bu meydanı izleyerek coşanlar da var” diyerek tutuklu belediye başkanlarına selamlarını iletti. Özel, “Bu meydanda senden korkmayanlar, zulümden yılmayanlar var” sözleriyle ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslendi.

Konuşmasında, demokrasi ve Cumhuriyet’i savunanlarla ortak mücadele vurgusu da yapan Özel, “Hep birlikte başaracağız” sözleriyle başladığı konuşmasını, şu sözlerle sürdürdü:

“Türkiye’nin bütün demokratları, demokrasinin yanındayız. AKP zeytine saldırdığında bütün partiler birleştik, AYM’ye birlikte gideceğiz. Kayyuma karşı da sağdan sola hep birlikte direniyoruz. Tandoğan’dan ilan ediyoruz ki CHP, Türkiye’nin birinci partisidir ama ne muhalefetin patronudur ne her şeyin sahibidir. Bu mücadelede tüm kardeş partilerimizle birliktedir, omuz omuzadır, hepsine müteşekkirdir. Her zorluğu milletimizle birlikte yendik. Ancak demokrasiden sapmadık. 31 Mart 2024’te, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet şansını yakaladık. Bunun bir savaş olmadığını, yarış olduğunu ve seçim gecesini o yarışın bittiğini söyledik.

Belediye başkanlarımız halka iyi hizmet edince, karşımızdakiler bizim 47 yıl gösterdiğimiz sabrı 47 ay gösteremediler. Değil 47 ay, 47 gün hazmedemediler. Yenilgiyi kabullenemediler. Daha ilk yenilgilerinde demokrasi treninden indiler. Bir saldırıya giriştiler. Önce seçimli otoriterlik kuranlar şimdi seçimsiz bir diktatörlüğe geçme hevesi içindiler. Sandığa saldırıyorlar. Bu iktidar demokrasi istemiyor. Biliyorlar ki demokrasi olursa sandıktan çıkamayacaklar. Biliyorlar ki demokrasi olursa kendi suçlarını örtemeyecekler. Ama ant olsun ki demokrasiyi de adaleti de barışı da biz getireceğiz.

FETÖ ile ortak olarak Anayasa’yı değiştirdiler. Balyoz’u yaşattılar, kumpaslar kurdular. Şımarttıklarının darbesine maruz bıraktılar ülkeyi. Ellerini FETÖ sabunuyla yıkadılar, güya o günahtan kurtuldular. 17-25 Aralık, belgeli hırsızlıklarının üzerini örttüler. OHAL koşullarında, dünya kadar şaibe ile mühürsüz oylarla Anayasal sistemi değiştirdiler. Kendilerini vatansever, barış isteyenleri terörist ilan ettiler. İşlerine gelince müzakere ettiler, işlerine gelmeyince sivil siyaseti hedef gösterdiler. Gün geldi, akan kandan medet umdular, gün geldi kanı durduracağız diye siyasetten medet umdular.

Bu kumpasçılara karşı biz kazanacağız, bu meydan, Türkiye’nin demokratları kazanacak. Bir kişinin ve onun çevresinin varlığını sürdürmesi, servetini koruması için bir kara düzen kuruldu. Erdoğan kendi çıkarı için her şeyi yapacak durumdadır. Tam da bu nedenle millet, bu iktidardan desteğini çekmiştir. Millet, kendi dertleri ile dertlenen bir iktidar umuduna bel bağlamıştır. Millet, halkın, yoksulun, gençlerin, çocukların ve kadınların yanında olan, dezavantajlı kesimlere destek veren CHP’li belediyelerin yanında olmuştur. AKP, milletin kararına saygı duyması gerekirken en kötü yola tenezzül etmiştir. Millete umut vadedemeyen iktidar, milleti korkutarak ayakta kalmayı tercih etmiştir.

AKP, Cumhurbaşkanı adayımızı demir parmaklıklar ardına koymuştur. Buradan ilan ediyorum, bizim Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’dur. Geçirdiği iki kansere rağmen Murat Çalık, maalesef tahliye edilmemiştir. Muhittin Böcek, günde 14 ilaç içerek hapishanede yaşam mücadelesi vermektedir. Erdoğan, ‘Göreceksiniz 1 aya kalmaz, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ demişti. Şimdi, buradan milyonların içinden, Türkiye’nin gözünün içine bakarak söylüyorum. Bu dava siyasidir, arkadaşlarımız masumdur, yapılan darbedir. Direneceğiz.

Ülkenin büyük bir bölümü bu davaların siyasi olduğunu biliyor. Büyük bir özgüvenle tekrarlıyoruz. Buyurunuz, 1 Ekim’de açılacak Meclis’te yasal düzenlemeyi yapalım. TRT’nin bir kanalını bu mahkemeye tahsis edelim. İftiralar da canlı yayında atılsın, cevaplar da canlı yayında verilsin. Partimizin belediye başkanlarını sürekli tehdit edenler, AKP ve MHP’li belediye başkanlarının belgeli yolsuzluklarına karşı hiçbir şey yapmıyorlar. Bize yönelik tehditlerine direnenler olduğu gibi, topuklarını yağlayıp kaçanlar da oldu. Hasan Mutlu’ya, ‘AKP’ye katılacaksın’ dediler. Mutlu, ‘Terzi Fikri gibi belediye başkanı olmaya geldim, haysiyetsizlik yapmam’ dedi, dün gelip Mutlu’yu aldılar. AKP’ye geçen haysiyetsizleri tarih yazacak. Erdoğan, kaybettiği belediyeleri almak için her türlü oyuna, hileye yol vermiştir. Erdoğan, GOP, Beykoz, Aydın, Türkiye seni istemiyor, düş yakamızdan.

“Hodri meydan”

Erdoğan’a sesleniyorum, kendine güveniyorsan 2 Kasım’da getir sandığı, millet versin kararı. Eğer cesaretin varsa, kaptı kaçtı siyasetçi değilsen siyasi yankesicilikten medet ummayacaksan Bayrampaşa’ya gel, Aydın’a gel, gel koyalım sandığı, millet versin kararını. Seni gidi siyasi yankesici seni. Milletin vermediğini hileyle almak, milletin vermediğini zorla almak darbecilerin işidir. Türkiye’ye demokrasiyi getiren parti sana meydan okuyor, hodri meydan.

AKP’nin tek umudu, Akın Gürlek’tir. AKP’nin adliye koridorlarında çalışan yargı kolları başkanı ve onun etrafındakiler marifetiyle Türkiye’de adaletin terazisi bozulmuştur. Bugün CHP’yi yutan, yarın diğer partileri yutacaktır, herkesi hedef alacaktır. Demokrasi gittiğinde onları durduracak hiçbir güç kalmayacaktır. Bu kara düzenin çarklarından olmayan ama AKP’den medet umanlara sesleniyorum. Diyelim ki sandık gitti, biz teslim olduk, bir daha senin hatırını sorar mı? Senin sesini kim dinleyecek, senin oyuna kim sahip çıkacak? Demokrasinin tarafında olunursa ülkeler büyür. Türkiye’nin kurtuluşu demokratik, güçlü parlamenter sistemdir.

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birini buldular. Kim o? 5 yıl boyunca eşi, İBB AK Parti’deyken avukatıyken AK Parti rozeti taşırken sınava girdiler. Karı koca hakim yapıldılar! Talimatı almış ve İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atadılar

Buradan Erdoğan ve İçişleri Bakanı müsveddesine sesleniyorum, CHP’nin baba evine kimse el uzatamaz. CHP kolay lokma değildir. Ne bir adım geri atarız, ne bir santim eğiliriz. Size teslim olmayacağız. Biz Türkiye ittifakıyız.”

Özel’den Erdoğan’a: Hırsızın Partisi Olmaz

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından kameraların karşısına geçti. Ümit Özdağ, yaptığı açıklamada, “Demokrasinin ve hukuk devletinin idam sehpasına çıkartılmaya çalışıldığı bir süreçten geçiyor Türkiye ne yazık ki” dedi.

Özdağ, şunları söyledi: “CHP’nin düşman hukukuyla adeta parçalanmaya çalışıldığını, bölünmeye çalışıldığını görüyoruz. Erdoğan’a çağrımız; iktidarda kalmak için Türk halkının önüne bir gelecek vaat eden bir projeyle çıkmayı denesin. Muhalefeti hukuk dışı yöntemlerle engelleme çabalarıyla siyaset yapmanın hiç kimseye, özellikle de ülkemize hayrı yoktur.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında, “Dün Bayrampaşa Belediye Başkanımız gözaltında… Belediye Başkanımızın eşi de yanında olduğu sırada geçen hafta ‘AK Parti’ye katılırsanız operasyonu’ engelleyebiliriz teklifi aldığını, ondan önce de toplam 3 kez AK Parti’ye davet edildiğini, daveti kabul etmediği noktada da gözaltına alındığını biliyoruz. Onunla birlikte kaç meclis üyesi gözaltına alınıyor? AK Parti-MHP toplamı 15, biz 20, 2 de bağımsız var. 8 belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar” dedi.

“Manavgat’ta yolsuzluğun ortaya çıktığı anda gereğini yaptım. Dedim ki; hırsızın partisi olmaz” diyen Özel, “O baklava kutusunu önce altı oklarla servis ettiler. Baklavacı rüşvetçinin 1 ay önce gözaltın alınıp sonra mizansen yapmak üzere serbest bırakıldığını deşifre ettik. Bana diyor ki; ’32 saatlik görüntü vardı.’ Arkadaşlar, 32 saatlik görüntülerden, aslında gördüğümüz sahnenin orada başlamadığını, o kutunun oraya nasıl konulduğunu içeri giren polislerin bildiğini, baklavacının dışarıda polislerle temasını görüntülerden önce ispatladık” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları kaydetti: “Sayın Erdoğan’a söylüyorum; hodri meydan! Ben, Manavgat iddianamesiyle birlikte görüntüleri yayınlayacağım. Şimdi yayınlarsam görüntülere göre iddianame yazacaksınız. Ama sen ‘Cuma günü yayınlayacağım’ dediğin Gezi olaylarından beri ‘Kabataş İskelesinin önünde başörtülü bacıma saldırdılar’ dediğin görüntüyü, o gün seninle izleyen herkes itiraf etti öyle bir görüntü olmadığını. ‘Haysiyetin varsa yayınla’ diyorsun. Benim haysiyetim var, iddianameyle birlikte yayınlayacağım görüntüleri. Senin haysiyetin varsa, Gezi’deki görüntüleri yayınla.”

Paylaşın

Türkiye’de Kişi Başına Düşen Borç 116 Bin Lirayı Aştı

Türkiye’de kişi başına düşen ortalama borç tutarı yüzde 41 artışla 116 bin 148 liraya yükseldi. Kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu ise yüzde 48 artarak 61 bin 791 liraya ulaştı.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin yayımladığı temmuz ayı raporu, yüksek enflasyon ve faiz ortamında vatandaşların yaşadığı ekonomik zorlukları ve artan borçluluk oranını gözler önüne serdi. Rapora göre, bireysel kredi borcu olan kişi sayısı son bir yılda 1,8 milyon artarak 42,7 milyona yükselirken, kişi başına düşen ortalama borç 116 bin 148 TL’ye ulaştı. Özellikle deprem bölgesi illerindeki borçluluk artışı ise dikkat çekici boyutlarda.

TBB Risk Merkezi’nin son verileri, geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca vatandaşın kredi ve kredi kartlarına artan bağımlılığını ve bunun sonucunda derinleşen borç yükünü ortaya koydu. Yüksek enflasyonist ortam ve artan faiz oranları karşısında alım gücü düşen vatandaşlar, çözümü borçlanmada ararken, toplam nakdi kredi hacmi 21 trilyon 19 milyar TL’ye ulaştı.

Rapora göre, bireysel kredi borç bakiyesi, geçen yılın temmuz ayına kıyasla yüzde 47’lik bir artışla 4 trilyon 959 milyar TL gibi devasa bir rakama yükseldi. Nefes’in haberine göre, bireysel kredi kullanan kişi sayısı son bir yılda 1,8 milyon artarak 42,7 milyona çıktı. Bu durum, kişi başına düşen ortalama borç miktarını da yüzde 41’lik bir artışla 116 bin 148 TL’ye taşıdı.

Bireysel borçların en büyük kalemini, 2 trilyon 452 milyar TL ile kredi kartları oluşturdu. Temmuz ayı itibarıyla Türkiye’de 39,7 milyon kişi kredi kartı borçlusu konumunda. Son bir yıllık süreçte kişi başına düşen ortalama kredi kartı borcu ise yüzde 48 artarak 61 bin 791 TL’ye yükseldi.

Kredi kartlarından sonra en yüksek borç kalemi 1 trilyon 214 milyar TL ile ihtiyaç kredileri oldu. Düşük maaşlar ve nakit sıkıntısı nedeniyle başvurulan Kredili Mevduat Hesabı (KMH) kullanımında ise adeta bir patlama yaşandı. KMH bakiyesi bir önceki yıla göre yüzde 98 gibi rekor bir oranda artarak 623 milyar TL’ye ulaştı. 30,8 milyon vatandaşın kullandığı KMH’larda kişi başına düşen ortalama borç, 20 bin 195 TL’ye çıkarak asgari ücrete yaklaştı.

Nefes’te yer alan habere göre; borçluluk oranındaki artışla birlikte, ödenemeyen ve takibe düşen kredilerdeki yükseliş de endişe verici bir tablo çiziyor. Rapor, tasfiye edilecek yani tahsili gecikmiş alacaklar kaleminin bir önceki yıla göre yüzde 82 artarak 566 milyar TL’ye yaklaştığını gösterdi.

Raporda yer alan il bazındaki veriler, özellikle depremden etkilenen bölgelerdeki ekonomik sıkıntıyı çarpıcı bir şekilde ortaya koydu. Son bir yılda bireysel kredi bakiyesinin en çok arttığı il yüzde 64,9 ile Tunceli olurken, onu yüzde 56 ile Adıyaman ve yüzde 55 ile Kahramanmaraş izledi. Bireysel kredi bakiyesi en çok artan ilk 10 ilin beşini deprem bölgesi illeri (Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Malatya) oluşturdu.

Benzer şekilde, kredi kartı borçlarının en çok arttığı ilk 10 ilin altısı da yine deprem bölgesinden oldu. Adıyaman’da kredi kartı borçları son bir yılda yüzde 80 artarken, bu oran Kahramanmaraş’ta yüzde 76, Malatya’da yüzde 70, Hatay’da yüzde 68, Diyarbakır’da yüzde 64 ve Osmaniye’de yüzde 63 olarak kayıtlara geçti.

Paylaşın