Bankaların Net Karı Beş Kattan Fazla Arttı

Bankacılık sektörü yılın ilk 7 ayında 207,8 milyar TL net kâr elde etti. Sektör, geçen yıl aynı dönem 40,2 milyar TL net kâr sağlamıştı. Sektörün net kârı Temmuz’da yıllık yüzde 505 artışla 38,7 milyar TL’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Bankacılık toplam aktifleri temmuz itibarıyla 12,3 trilyon TL oldu. 2021 aynı dönemde bu rakam 6,71 trilyon liraydı. Toplam krediler temmuz itibarıyla 6,51 trilyon liraya yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 3,88 trilyon liraydı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Temmuz Ayı Türk Bankacılık Sektörü verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Temmuz ayında sektörün aktif büyüklüğü 12 trilyon 304 milyar 480 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.

Sektörün aktif toplamı 2021 sonuna göre 3 trilyon 89 milyar 18 milyon lira artış kaydederken, bunun oransal karşılığı yüzde 33,5 oldu. Sektörün net karı Temmuz’da yıllık bazda yüzde 505 artışla 38,7 milyar TL’ye yükseldi. Sektör, geçen yıl aynı dönem 40,2 milyar TL net kar elde etmişti.

Temmuz’da 2021 sonuna kıyasla, sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 32,9 artarak 6 trilyon 511 milyar 631 milyon liraya, menkul değerler toplamı yüzde 38,0 yükselerek 2 trilyon 37 milyar 307 milyon liraya çıktı. Bu dönemde, kredilerin takibe dönüşüm oranı da yüzde 2,42 seviyesinde gerçekleşti.

Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat, Temmuz’da 2021 sonuna göre yüzde 40,6 artarak 7 trilyon 457 milyar 718 milyon liraya yükseldi.

Aynı dönemde öz kaynak toplamı yüzde 46,8 artışla 1 trilyon 48 milyar 288 milyon liraya ulaştı. Sektörün Temmuz sonu itibarıyla dönem net karı 207 milyar 860 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 18,02 seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

80 Milyon Nüfuslu Türkiye’de Banka Kartı Sayısı 316 Milyon

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), temmuz ayı kartlı ödeme verilerini açıkladı. BKM’ye göre, temmuz ayı sonu itibariyle Türkiye’de 92,1 milyon adet kredi kartı, 158,6 milyon adet banka kartı ve 65,4 milyon adet ön ödemeli kart kullanılıyor.

2021 yılının temmuz ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 15’lik, banka kartı adedinde yüzde 11’lik, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 28’lik artış oldu. Toplam kart sayısı ise 316,1 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış gösterdi.

Kredi kartına yüklenildi

BKM verilerine bakıldığında, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile temmuz ayında yapılan toplam ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 109 artarak 316,9 milyar TL oldu. Bu ödemelerin 248,7 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 62,3 milyar TL’sinde banka kartları, 5,9 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Buna göre, kredi kartı ile ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 103, banka kartı ile ödemelerde yüzde 132 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 164 olarak gerçekleşti.

Ortalama işlem tutarı 915 lira

Öte yandan MTV’nin ikinci taksitinin ödendiği temmuz ayında, bu ödemeleri de kapsayan ‘kamu-vergi ödemeleri’ alanında, 1 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında kartlarla 13,9 milyar TL’lik ödeme yapıldı. AA’nın haberine göre, geçen yılın aynı dönemine oranla büyüme yüzde 82, ortalama işlem tutarı 915 TL oldu. Kartlarla yapılan kamu-vergi ödeme tutarının yüzde 66’sında internetten ödeme tercih edildi, yani her 3 TL kartlı kamu-vergi ödemesinin 2 TL’si internetten yapıldı.

Temmuz ayında yabancı kartlarla toplam 44 milyar TL ödeme yapıldı. İşlem başına yapılan kartlı ödeme tutarının ise 965 TL’den 1.628 TL’ye çıktığı görüldü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervi Eksi 51,6 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 19 Ağustos itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 1 milyar 72 milyon dolar azalışla 71 milyar 488 milyon dolara indi. 

Haber Merkezi / Brüt döviz rezervleri, 12 Ağustos’ta 72 milyar 560 milyon dolar seviyesindeydi. Net rezervlerde de gerileme görüldü. TCMB net rezervleri 19 Ağustos haftasında 13,9 milyar dolar oldu. Bir önceki hafta net rezervler 15,7 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Söz konusu dönemde altın rezervleri de 416 milyon dolar azalarak 41 milyar 177 milyon dolardan 40 milyar 762 milyon dolara indi.

Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 19 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 1 milyar 488 milyon dolar düşüşle 113 milyar 738 milyon dolardan 112 milyar 250 milyon dolara geriledi. Swap hariç net rezervler ise aynı dönemde eksi 51,6 milyar dolar oldu.

Öte yandan bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 19 Ağustos haftasında 25,8 milyar lira artarak 8 trilyon 55,7 milyar liraya yükseldi.

Aynı dönemde bankalardaki TL cinsi mevduat yüzde 3,29 artışla 3 trilyon 522 milyar 388 milyon 916 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat ise yüzde 1,22 azalışla 4 trilyon 195 milyar 792 milyon 892 bin lira oldu.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Türkiye’nin Risk Primi 800 Baz Puanın Üzerini Test Etti

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) kredi düzenlemesinin ardından Türkiye’nin risk primi ilk işlem gününde 800 baz puanın üzerini test etti. Bu rakam 29 Temmuz’dan bu yana görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi.

TCMB, daha önce sinyalini verdiği gibi bazı ticari kredi faizlerini düşürmeyi aynı zamanda ise bu kredilerin büyümesini sınırlandıracak adımları cuma günü açıklamıştı.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, geçen haftaki faiz indirimi kararının ardından 18.15’i test eden Dolar/TL, haftaya 18 üzerinde baskı altında kalarak başladı. Dolar/TL, bugün 18.12 civarında işlem görüyor. Euro/TL ise 18.13’ten alıcı buluyor.

Bu seviyeye göre TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı Nisan ayından bu yana yüzde 18, yıl başından bu yana yüzde 27 oldu. Geçen yıla göre ise kayıp yüzde 40’ı aştı.

Türkiye’nin kredi risk primi de Temmuz ortasında 900 baz puan ile en yüksek seviyesini kaydederken, 11 Ağustos’ta 650 baz puan ile dip yapmıştı.

Piyasalar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabine toplantısının ardından vereceği mesajları takip edecek.

Tahvil getirileri sert düşüş kaydetti

Karar sonrası ilk işlem gününde tahvil getirilerinde hızlı geri çekilme izlendi. 2 yıllık tahvil getirisi, Cuma günü son işlemdeki yüzde 17.62’den yüzde 14.02’ye kadar geriledi. Böylece 2 yıllık gösterge tahvil getirisi 360 baz puan düştü.

10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 16.93’ten yüzde 14.19’a kadar geriledi. Böylece 10 yıllık gösterge tahvil getirisi 274 baz puan düştü.

Ticari kredi faizlerinin düşmesi bekleniyor

TCMB faiz indirimi ile birlikte sinyalini verdiği kredi aktarım mekanizmasına yönelik makroihtiyati tedbirleri Cuma günü piyasa kapanışı ardından açıkladı.

TCMB’nin kararı öncesi net ihracat gibi alanlardaki ticari kredi maliyeti tek haneye yakın, diğer ticari krediler yüzde 40’a yakın, bireysel krediler ise yüzde 50’ye yakın seyrediyordu. Kararın ardından yüzde 40 olan ticari kredi faizlerinin düşmesi bekleniyor.

Bankacıların hesaplamalarına göre tek haneye yakın kredilere yönelik politika faizi indirimi hariç herhangi bir adım gelmedi. Diğer ticari kredilerde ise yüzde 40 olan faiz oranı belirgin düşürecek, düşürülmemesi halinde ise bunun karşılığında tahvil tutma zorunluluğu geldi.

Ancak bu kredi büyümesi Temmuz sonundan yılsonuna kadar yüzde 10 ile sınırlanması da yüzde 80’e yaklaşan enflasyon ortamında “kolay aşılacağı” için aslında belirgin bir “sınırlama” da yapılmış oldu. Yüzde 50 civarında seyreden bireysel krediler için ise anlamlı bir adım görülmedi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir bankacı, “Kredilerde hükümetin istediği alanlar dışındaki ticari kredi faizlerini düşürecek aynı zamanda bu kredilerin büyümesini de sınırlayacak adımlar geldi. Bankalar TCMB’nin istediği her şeyi yapsa bile, ki tamamını yapamazlar, yine de tahvil tutmak zorunda kalacaklar. TCMB, krediler ve tahvil piyasası üzerindeki kontrolünü daha da artırdı” dedi.

Paylaşın

Yılın İlk 6 Ayında Bankaların Karı Yüzde 400 Arttı

Bankacılık sektörünün yılın ilk 6 ayında elde ettiği net kâr geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaştı. Yalnızca haziran ayındaki net kâr 37 milyar 44 milyon TL oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi enflasyon oranını yüzde 79,6 olarak açıkladığı ortamda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 13’e indirmesi milyonları yoksullaştırırken, başta bankalar olmak üzere sermaye sahiplerinin kârları katlanarak artıyor. Emeğiyle yaşayan yurttaşların yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında yaşamlarını sürdürmek yöneldiği bankalar, TCMB’den düşük maliyetle aldıkları kaynakları yüksek faizle tüketiciye veriyor.

Bir ayda 37 milyar TL kar

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, bankacılık sektörünün yılın ilk 6 ayında elde ettiği net kâr geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400,5 artışla 169,1 milyar TL’ye ulaştı.

Sözcü’den Taylan Büyükşahin’in haberine göre 2021’in ilk 6 ayında bankaların toplam kârı 33,8 milyar TL seviyesindeydi. Bankacılık sektörünün sadece haziran ayındaki net kârı BDDK verilerine göre 37 milyar 44 milyon TL oldu.

Kamu bankaları yüzde 830’u aştı

İlk 6 aylık döneme bakıldığında en fazla kâr artışını bir önceki yılın aynı dönemine göre kamu mevduat bankaları yüzde 830,7 ile yakalarken, onu katılım bankaları yüzde 582,6 ile takip etti. Yerli özel mevduat bankalarının da bu dönemdeki kâr oranı yüzde 450’yi buldu.

Halkbank’ın karı yüzde 4 bin 500 arttı

2022’nin Ocak-Haziran döneminde en fazla kârlılık oranına kamu bankaları ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre kârlılıkta Ziraat Bankası yüzde 604, Vakıfbank yüzde 614 ve Halkbank yüzde 4 bin 500 artış kaydetti. 6 aylık kârlılıklar içinde Ziraat Bankası 16,2 milyar TL kâra ulaştı ve kamu bankaları içinde ilk sırada yer aldı. Bu dönemde Halkbank’ın kârını 120 milyon TL’den 4,6 milyar TL’ye çıkarması dikkat çekti. Vakıfbank’ın da ciddi bir sıçrama yaparak kârını 1,4 milyar TL’den 10 milyar TL’ye çıkardığı görüldü.

Paylaşın

Düşük Faiz Politikası Olmasa Ne Olurdu?

Amerikan Merkez Bankası Fed başta olmak üzere tüm dünyada merkez bankaları artan enflasyona karşı faiz arttırırken Türkiye’de tam tersine bir hamle daha geldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Ağustos toplantısında beklentilerin aksine politika faizini yüzde 14’ten yüzde 13’e indirdi.

Ekonomistlerin neredeyse tamamı Merkez Bankası’nın politika faizine dokunmayacağını düşünüyordu. Türkiye uzun süredir düşük faiz politikası yürütürken bu süreçte hem TL değer kaybediyor hem de enflasyon yükseliyor. Peki Türkiye şu an ısrar ettiği düşük faiz politikasını uygulamamış olsaydı ne olurdu?

Eğilmez: Dolar 11, enflasyon yüzde 25 olabilirdi

Güngör Uras’ın anısına İstanbul Sanayi Odası’nda düzenlenen Ayşe Teyze’nin İzinde ‘Türkiye Ekonomisine Bakış’ Paneli’nde konuşan ekonomist Mahfi Eğilmez’e göre Türkiye, ekonomide attığı her adımla yeni riskler oluşturmaya ve ekonomiyi sıkıştırmaya devam ediyor.

Mahfi Eğilmez, “Türkiye bırakın faiz arttırmayı, faize hiç dokunmasaydı yani yüzde 19’larda bıraksaydı. Çok büyük bir ihtimalle şu an enflasyon yüzde 25’ler civarında olacaktı. Yaptığım hesaplamalara göre de şu an dolar 11-12 seviyelerinde dengelenmiş olacaktı” ifadelerini kullandı.

Şu an Türk Lirası, Amerikan Doları karşısında 18 seviyesinde seyrederken yıllık enflasyon ise yüzde 80’e dayandı.

DW Türkçe’den Emre Eser’in sorularını yanıtlayan Sagam Strateji Danışmanlık Kurucusu Murat Sağman da benzer bir hesabın altını çiziyor. Türkiye’nin ekonomi politikalarında bilimin gerçeklerinden, temel iktisat kurallarından uzaklaştığını anlatan Murat Sağman’a göre bu anlayış bir süre daha devam edecek.

Enflasyon da kur da risk pirimi de düşük olurdu

Eylül ayındaki indirimleri bir kenara bırakıp faizin sabit tutulması halinde bile Türkiye ekonomisinin bugünkü halinden çok daha iyi yerlerde olacağını düşündüğünü ifade eden Sağman, “Enflasyon çok büyük ihtimalle yüzde 30’ların altında kalacaktı. Dolar ise Türk Lirası karşısında şu an 10-11 bandında seyrediyor olabilirdi. Ayrıca Türkiye’nin risk primi şu an olduğundan çok daha düşük seviyelerde olacaktı” diyor.

Dünyada başka bir örneği yok

Dünyadaki tüm büyük merkez bankalarının enflasyonu düşürmek ve kendi vatandaşlarını korumak için faiz arttırdığını vurgulayan Sağman, “Biz bu süreçte faiz indiren 3 ülkeden biriyiz. Diğerleri Çin ve Rusya. Çin’de enflasyon yüzde 2.7, Rusya’da yüzde 15, bizde ise resmi enflasyon yüzde 80. Dünyada Türkiye gibi başka bir ülke çok maalesef. Tüm kuralların dışında hareket ediyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Kur üzerinde yukarı yönlü baskı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Eğitim ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat ise yaptığı değerlendirmede, bu ayki faiz indiriminin şaşırtıcı olduğunu vurguladı.

Aslında uzun süredir kulislerde bir faiz indirimi söylentisi olduğunu ancak geçen ay faizlerin sabit tutulmasının bu söylentileri boşa çıkardığını dile getiren Atılım Murat, “Bu ay tersi bir hamle gelince ben de şaşırdım ama şu an oluşan tabloda faiz indirimlerinin devam edeceğini görüyoruz. Bunun da piyasaya yansımalarını görüyoruz ve olası faiz indirimi ile beraber kur üzerindeki yukarı yönlü baskı sürecektir” diyor.

Tek haneli faizle seçim

Atılım Murat, seçim dönemine girilirken Türkiye’nin tek haneli faize doğru gideceğini söylüyor. Merkez Bankası’nın bağımsızlık konusunda bir ağırlığının kalmadığını hatırlatan Atılım Murat, “Artık Merkez Bankası’nın metinlerinin, kararlarının pek bir anlamı kalmadı. Artık enflasyonla mücadele de Merkez Bankası üzerinden yürütülmüyor. Merkez Bankası, genel ekonomik politikasının içine iliştirilmiş bir kurum oldu. Enflasyonla mücadele Hazine ve Maliye Bakanlığı üzerinden yürütülüyor. Ama enflasyonla asıl mücadele etmesi gereken kurum olan Merkez Bankası’nı bir inisiyatifinin kalmadığını görüyoruz” şeklinde konuşuyor.

Paylaşın

“Kredi Faizine Üst Sınır Geliyor” İddiası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Bankalar Birliği ile yakın temas fırsatı bulan sanayicilerin şikayet konusu olan “kredi faizlerinde üst sınır olmaması” sorunu ile ilgili çalışma yapıldığı belirtiliyor.

Halktv.com.tr’de Nuray Tarhan’ın haberine göre, kulislerde bu yönde söylentiler yayıldı. Özellikle Gaziantep’te faaliyet gösterenler olmak üzere sanayiciler bu konunun çözüme kavuşacağını son günlerde sık sık dile getirmeye başladı.

Sanayicilerin TCMB ve Bankalar Birliği yetkilileri ile görüşmelerinde bu konudaki rahatsızlıklarını dile getirdikleri de söylenenler arasında. Kur korumalı mevduatta (KKM) yıllık faizin yüzde 17’yle sınırlanmasını örnek gösteren sanayicilerin tepkilerini kendi aralarında da “Madem mevduatta azami faizi yüzde 17 yapmayı biliyorsunuz, bunu kredi faizinde neden uygulamıyorsunuz?” şeklinde dile getirdiği belirtiliyor.

Bunun üzerine TCMB ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) da bunun üzerine düzenleme yapmak için çalışma başlattığı, iddialar arasında.

‘Kredi faizleri otomatikman düşer’

Ekonomist ve bankacılık uzmanı Erol Taşdelen, kamu bankalarının da içinde bulunduğu piyasa yapıcı bankaların ortalama faizinin üzerinde olmayacak şeklinde düzenleme yapılması halinde reel piyasanın olumlu karşılayacağını belirtti.

Erol Taşdelen, “Böylece bankaların keyfi kredi faiz uygulamalarının da önü kesilir. Örneğin, Ziraat, Halkbank ve Vakıfbank aynı zamanda piyasa yapıcı banka olduğu için kredi faizleri otomatikman düşer. Diğer bankalar da itiraz edemez” dedi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Faiz Kararı Dövizi Ve Enflasyonu Nasıl Etkiler?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını 100 baz puan düşürerek yüzde 14’ten yüzde 13’e indirdi.

Piyasalarda gösterge faiz oranının sabit tutulacağı görüşü hakimken gelen bu indirim kararı sonrası döviz kurları hızlı bir şekilde yükseldi. Dolar serbest piyasada 18 liranın üzerine çıktı. Euro da 18,3 liraya kadar yükseldi.

Merkez Bankası açıklamasında ‘fiyat istikrarını sağlamak için farklı enstrümanlara sahip olunduğu’ vurgusunu yaptı. Açıklamada detaylandırılmasa da durumun kontrol altında tutulması için döviz rezervlerinin kullanılarak piyasaya daha fazla dolar sürme ya da yeni swap anlaşmaları yapılması olası alternatifler arasında bulunuyor. Bunların ne kadar etkili olacağı bilinmese de mevcut şartlarda kurların yukarı yönlü seyretmesi bekleniyor.

Dünyanın önde gelen merkez bankalarının neredeyse tamamı yüksek enflasyon endişesiyle faiz artırımlarına giderken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faizlerin yükseltilmesine karşı tutumunun bilinmesi nedeniyle piyasalarda faiz artışı beklenmiyordu. Fakat yedi aydır sabit tutulan faizlerin daha da indirilmesi herkes için sürpriz oldu.

Ekonomistler enflasyonun artmasını bekliyor

Ekonomistler bu beklenmedik karar sonrası yüzde 80’e yaklaşan resmi enflasyonun çok daha yukarıya çıkacağını öngörüyor.

Dünya genelinde başta enerji ve gıda fiyatları kaynaklı enflasyon artışını frenlemek için merkez bankaları politika faizlerini arttırarak para arzını düşürmeyi hedefliyor. Bu kararlar her ne kadar ekonominin yavaşlaması anlamına gelse de para politikası yöneticileri kontrolden çıkmış bir enflasyonu kısa süreli resesyonlardan daha tehlikeli görüyor.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ise yaptığı açıklamada “Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir” ifadelerine yer vererek sanayi üretiminde yakalanan ivmeyi desteklemek için faiz indirmeyi tercih ettiğini vurguladı. Yani banka enflasyonun küresel anlamda azalacağı öngörüsüyle ekonomik aktiviteyi canlandırma yolunu tercih etti.

Yükselen piyasalara odaklanan BlueBay Asset Management Ekonomisti Timothy Ash “aptalca bir hareket” olarak yorumladığı faiz indiriminin Rusya ve Körfez’den gelen paraya güvenilerek yapıldığını ileri sürdü.

Öte yandan Merkez Bankası faiz kararından ayrı olarak toplam rezervlerin 12 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 101 milyon dolar artarak 113 milyar 738 milyon dolara çıktığını duyurdu. Türkiye’nin brüt döviz rezervleri de son 3 haftada 15 milyar dolar arttı. Faiz kararı sonrası Bloomberg’e açıklamalarda bulunan ekonomist Per Hammarlund, Merkez Bankası’nın uluslararası rezervlerindeki artışın politika faizini düşürmeye teşvik ettiği yorumunda bulundu.

Ekonomist Mahfi Eğilmez ise “Durum, sürekli işkence yapılan insanın son aşamalarda artık acı hissetmemesine ve tepki vermemesine benziyor. O aşamada ölüm, uyarı vermeden gerçekleşebilir. Son faiz indirimi, sistemin, yeterince tepki veremez duruma gelmiş olduğunu gösteriyor,” yorumunda bulundu.

Fakat bazı ekonomistler 100 baz puanlık indirimin yüksek enflasyon ortamında sembolik olduğunu belirtti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası Faiz İndirdi; Dolar Yılın Zirvesini Gördü

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranında 100 baz puanlık faiz indirimi yaptı. Piyasa beklentilerinin aksine faizi yüzde 14’ten yüzde 13’e indirdi.

Kararın ardından dolar kuru yılın en yüksek seviyesine çıktı. Karar öncesi 17,94 seviyesinde olan kuru 18,15’e kadar yükseldi. Konuya ilişkin bir duyuru yapan Merkez Bankası, jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisinin artarak sürdüğü belirtti.

Gelecek döneme ilişkin küresel büyüme tahminlerinin aşağı yönlü güncellenmeye devam ettiği ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu ifade eden Merkez Bankası şu açıklamayı yaptı:

“Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Bununla birlikte, üçüncü çeyreğe ilişkin öncü göstergeler iktisadi faaliyette bir miktar ivme kaybına işaret etmektedir.

Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 100 baz puan düşürülmesine karar vermiş, mevcut görünüm altında güncellenen politika faiz düzeyinin yeterli olduğunu değerlendirmiştir.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.”

Faiz ve enflasyon ilişkisi

Faiz, enflasyon ve döviz kurları birbirinden bağımsız değil, arasında yakın bir ilişki var. Bir noktadaki dengesizlik diğerlerini etkiliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun yayımladığı verilere göre Temmuz’da yıllık enflasyon yüzde 79,60’a ulaştı. Aylık enflasyon da yüzde yüzde 2,37 oldu. Politika faizi ise şimdilik yüzde 13 seviyesinde.

Hükümet ve Merkez Bankası uygulayacağı politikalarla bunlar arasında bir denge kurulmaya çalışılıyor. Merkez Bankası’nın piyasadaki para arzını yönetebilmek için sahip olduğu en etkili araçsa politika faizi.

Faiz oranlarının düzeyi, bireylerin ve kurumların kaynaklarını tasarrufa ya da harcamaya yöneltmesinde belirleyici.

Genel kabul gören ekonomi teorisinde, faiz oranlarının düşük tutulmasının enflasyon yaratacağı ve enflasyonun arttığı bir dönemde de fiyat artışlarını dizginlemek için faiz artırımına gidilmesi gerektiği görüşü bulunuyor.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduata Geçen Şirketlere Kredi Kolaylığı

Bankaların döviz mevduatlarını, Kur Korumalı Mevduata (KKM) dönüştürme hedeflerini gerçekleştirebilmek için KKM’ye geçen şirketlere kredi kolaylığı sağladığı öğrenildi.

Dünya gazetesinden Şebnem Turhan’ın bankacılık kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bankalar, ticari kredi başvurusunda bulunan müşterilerine döviz mevduatını KKM’ye dönüştürmesi durumunda bunu teminat olarak kabul edeceğini bu yöntemi izlediğinde ise avantajlı kredi faizi oranları vereceğini belirtiyor.

Döviz mevduatını KKM’ye çeviren müşterilerine kamu bankaları yüzde 14, özel bankalar ise yüzde 17-18 ticari kredi faizi uygulamaya başladı. Bu durum da bankalar arası döviz mevduatı geçişini hızlandırdı.

Döviz mevduatını KKM’ye döndürdüğünde bunu kredi için teminat kabul eden bankalar mevduat faizi uygulaması konusunda da avantajlı durumda bulunuyor. Öyle ki dövizden KKM’ye dönüşen hesaplarda bankacılık sektörü güncel TL mevduat faiz oranı yüzde 22-23 seviyesinde olsa bile yüzde 17’den fazla faiz uygulayamıyor. Yönetmelik gereği KKM faizi politika faizi olan yüzde 14’ün üç puan üzerine kadar verilebiliyor.

Aradaki kur farkı da Merkez Bankası tarafından karşılandığı için bankalar bu sistemle faiz oranlarını da güncel faizden daha düşük olarak müşterisine sunabiliyor. Böylelikle hem dövizden dönüşüm hedefinin tutturulması kolaylaşıyor, hem kredi ile kaynak yaratılmış oluyor hem de düşük faiz oranları ile maliyetleri de azalmış oluyor.

TCMB 30 Haziran’da zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz hesaplarında uygulanan yüzde 1,5 seviyesindeki komisyon oranının yüzde 5 seviyesine yükseltilmesine karar vermişti.. Ayrıca, dönüşüm oranı gerçek ve tüzel kişiler için ayrı ayrı yüzde 10’a ulaşamayan bankalardan iki katı oranında komisyon alınması uygulamasının kaldırıldığı aktarılmıştı.

KKM nedir?

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nca, her gün saat 11.00’de dolar, euro ve sterlin üzerinde alış kuru duyurulmaktadır.

Kur dönüşüm miktarı miktarı oranlanırken vade nihayetindeki TCMB dolar, euro ve sterlin alış kuru ile ilk zamanda yürürlükte olan TCMB USD, EUR ve GBP alış kuru arasındaki oransal ayrım göz önünde bulundurulacaktır.

KKM TL Hesabı ile alakalı bütün tediyeler Türk Lirası cinsinden yapılır. Açılışta her zaman TCMB tarafından duyurulan USD, EUR ve GBP döviz kuru dikkate alınır.

KKM hesabı nasıl açılır?

Kur Korumalı Mevduat Hesabı, hali hazırda müşterisi olduğunuz bankanın mobil internet bankacılığı ya da bankanın uygulamaları üzerinden açılabilir.

Aynı zamanda bank şubesine giderek KKM hesabı başvurusunda bulunabilirsiniz. Kur Korumalı Mevduat TL hesabı açtırmak için müşterisi olduğunuz banka önemli değildir. Dilediğiniz bankada bu işlemi gerçekleştirebilirsiniz.

Paylaşın