Merkez Bankası’nın Net Rezervleri 2,7 Milyar Dolar Arttı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) Eylül sonunda 9,6 milyar dolarla Temmuz’dan bu yana en düşük seviyeye gerileyen net rezervi, Güney Kore ile yapılan swap anlaşmasının ikinci kısmının devreye girmesiyle birlikte tekrar yükseldi.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın net rezervleri 7 Ekim haftasında 2,7 milyar dolar artışla 12,44 milyar dolara çıktı. Öte yandan brüt rezerv ise 2,26 milyar dolar artışla 213,31 milyar dolara yükseldi. Türkiye’deki şirketler geçen hafta 2,63 milyar dolarlık döviz satın alırken bireyler ise 366 milyon dolar sattı.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Erdoğan’ın Açıkladığı Kredi Paketi Esnafın Sorununu Çözer Mi?

Ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısının ardından açıkladığı kredi paketinin, hem tüketici hem de üretici enflasyonunun yüksek olduğu bir dönemde esnafa yardımcı olamayacağını öne sürdüler.

Ekonomist Dr. Oğuz Demir, “Enflasyon %80’lerin üzerinde ve hızlı bir düşüşü olmayacak. %7,5 faizli 100 milyar TL’lik kredi paketini bugünkü şartlarda esnaf iki saatte tüketir. O kadar söyleyeyim” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından esnafa kredi kolaylığı sağlayacak yeni bir paket açıkladı.

Buna göre esnaf için Halkbank vasıtasıyla 60 ay vadeyle ve yüzde 7,5 faiz oranıyla istifade edebilecekleri 100 milyar liralık bir kredi kampanyası başlatılacak.

Kredi üst limitleri, 350 bin liradan 500 bin liraya, iş yeri edindirme ve taşıt kredisi limiti 1 milyon liradan 1,5 milyon liraya yükselecek.

Halkbank’tan kredi kullanıp da takibe düşen esnafa 6 aya kadar geri ödemesiz, 36 aya kadar vadeli, yüzde 4 faizli krediyle borcunu tasfiye imkanı sağlanacak.

Genç girişimciler için ise sıfır faizli kredi limiti 100 bin liradan 300 bin liraya yükseldi, yaş sınırı da 30’dan 35’e çıktı.

Esnafa 350 bin liradan iş yeri sunulacak

Diğer yandan Erdoğan, İlk Evim İlk İş Yerim Kampanyası kapsamında TOKİ aracılığıyla 50 bin iş yeri inşa edileceğini vurguladı.

Erdoğan proje ile ilgili şu detayları verdi:

“Proje kapsamındaki 50 bin iş yerinin ilk etabının inşasına, 28 ilimizde 10 bin iş yerinin temelini atarak başlıyoruz. Büyüklükleri 50 ila 200 metrekare arasında değişen bu iş yerleri, 350 bin liradan başlayan fiyat, 2 bin 633 liradan başlayan taksit ve 10 yıla varan vadeyle esnaflarımıza sunulacaktır. Sadece bu iş yerlerinin istihdama katkısının 100 bini bulması bekleniyor.”

Erdoğan, İlk Evim İlk İş Yerim Kampanyası’nın yaratacağı ekonomik hareketliliğin 2 trilyon liraya ulaşmasını beklediklerini aktardı.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de Erdoğan’ın açıklamasının ardından attığı tweetinde, “Bu ülke, esnaf kültürünün temelleri üzerinde yükselen, girişimci yapısını her zaman koruyacak. Esnafımıza desteğimiz her daim sürdü ve her daim sürecek” dedi.

Esnafa yardımcı olur mu?

Diğer yandan hem tüketici hem de üretici enflasyonunun yüksek olduğu bir dönemde açıklanan paketin esnafa yardımcı olmayacağını öne süren ekonomistler oldu.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi’nin Eylül ayı raporuna göre ticari kredilerin miktarı 3,2 milyar TL’ye ulaştı.

Bu yüzden esnafa 100 milyar TL miktarında kredi sağlanmasının toplam krediler içinde az bir orana tekabül ettiği belirtildi.

Ayrıca her ne kadar açıklanan pakette faiz yüzde 7,5 olarak belirlense de Eylül ayında üretici enflasyonunun yıllık olarak yüzde 151 olduğu bir ortamda sürekli masrafları artan üretici ve esnaf için bunun da yetersiz kalacağı eleştirisi getirildi.

Ekonomist Dr. Oğuz Demir, Twitter’da yaptığı açıklamada, “Enflasyon %80’lerin üzerinde ve hızlı bir düşüşü olmayacak. %7,5 faizli 100 milyar TL’lik kredi paketini bugünkü şartlarda esnaf iki saatte tüketir. O kadar söyleyeyim” dedi.

Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan ise, “Esnaf faizli kredi değil hibe istiyor. Kiradaki, elektrikteki, doğalgazdaki fiyat artışlarının durmasını istiyor. Parayı basıp ucuz kredi vermek bir imzalık iş. Esnafın maliyetlerini indirebiliyor musunuz, ondan haber verin. Enflasyon sarmalı içinde kredi bir aylık rahatlıktır” eleştirisinde bulundu.

Diğer yandan uzun zamandır piyasalarda bankaların kredi koşullarını sıkılaştırdığı ve kredi vermekte zorluk çıkardığı konuşulmaktaydı.

Twitter’daki kimi kullanıcılar ise esnafa borçlandırılarak maddi destek sağlanmasının yarardan çok zarar getireceği yorumunda bulundu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

IMF’den ‘Resesyon’ Uyarısı: Riskler Artıyor

IMF – Dünya Bankası Yıllık Toplantıları öncesi konuşan IMF Başkanı Kristalina Georgieva, küresel ekonomik büyüme tahmininin gelecek yıl için düşürüleceğini belirterek, resesyon risklerinin arttığını ifade etti.

Georgieva, bu yıl için yüzde 3.2’ye ve 2023 için yüzde 2,9’a olmak üzere ekonomik büyüme tahminlerinde halihazırda üç kez düşüşe gittiklerini anımsatarak, “Gelecek hafta güncellenen Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nda da göreceğiniz gibi gelecek yıl için büyüme tahminlerini düşüreceğiz” dedi.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, IMF-Dünya Bankası Yıllık Toplantıları öncesi Georgetown Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, küresel ekonomik görünüm ve politika önceliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bloomberg HT‘nin aktardığına göre küresel ekonomide temel bir değişim yaşandığına dikkati çeken Georgieva, uluslararası ekonomik iş birliğinin, düşük faiz oranlarının, düşük enflasyonun ve göreceli olarak öngörülebilirliğin olduğu bir dünyadan, daha fazla belirsizliğin, daha yüksek ekonomik oynaklığın, jeopolitik çatışmaların ve daha sık ve yıkıcı iklim felaketlerinin olduğu daha kırılgan bir dünyaya geçildiğini söyledi.

Georgieva, yüksek enerji ve gıda fiyatları, daha sıkı finansal koşullar ve devam eden arz sıkıntılarının büyümeyi frenlediğini belirterek, dünyanın en büyük ekonomilerinin yavaşladığını kaydetti.

Georgieva, bu yıl için yüzde 3,2’ye ve 2023 için yüzde 2,9’a olmak üzere ekonomik büyüme tahminlerinde halihazırda üç kez düşüşe gittiklerini anımsatarak, “Gelecek hafta güncellenen Dünya Ekonomik Görünümü Raporu’nda da göreceğiniz gibi gelecek yıl için büyüme tahminlerini düşüreceğiz.” dedi.

IMF Başkanı Georgieva, “Resesyon riskleri artıyor. Dünya ekonomisinin yaklaşık üçte birini oluşturan ülkelerin bu veya gelecek yıl en az iki çeyrek art arda daralma yaşayacağını tahmin ediyoruz.” diye konuştu.

Georgieva, genel olarak 2026’ya kadar yaklaşık 4 trilyon dolarlık bir küresel ekonomik kayıp beklediklerini, bunun Alman ekonomisinin boyutunda olduğunu ve dünya ekonomisi için büyük bir gerileme olduğunu vurguladı.

Politika yapıcıların ekonomiyi nasıl istikrara kavuşturabileceğine de değinen Georgieva, öncelikle enflasyonu düşürme yolunda kalınması gerektiğini ifade etti.

Georgieva, yeterince sıkılaşmamanın enflasyonun kalıcı hale gelmesine neden olacağını belirterek, bunun gelecekte faiz oranlarının çok daha yüksek ve daha uzun süreli olmasını gerektireceğini, büyümeye ve insanlara büyük zarar vereceğini aktardı.

İkinci acil önceliğin sorumlu maliye politikaları uygulamaya koymak olduğunu vurgulayan Georgieva, para politikası frene basarken, gaza basan bir maliye politikası olmaması gerektiğini dile getirdi.

Georgieva, üçüncü önceliğin ise yükselen piyasaları ve gelişmekte olan ekonomileri desteklemek için ortak çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Paylaşın

Merkez Bankası’na Güney Kore’den Swap Desteği

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birçok dost ülke desteklerini veriyor. Onlardan borçlanmamız Merkez Bankası olarak güçlenmemize neden oluyor” açıklamasından sonra, Güney Kore ile yapılan swap anlaşması kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) eylül ayı sonunda 780 milyon dolar transfer yaptığı bildirildi.

Reuters haberine göre Azerbaycan SOCAR şirketinin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nda 1 milyar euro, adı açıklanmayan bir başka merkez bankasının da yaklaşık 2 milyar dolar değerinde hesabı bulunuyor.

Rusya’nın Rosatom şirketinin Türkiye’deki nükleer santral inşaatı için yerel bankalara yaklaşık 5 milyar dolarlık kaynak sağladığı ve son aylarda Merkez Bankası’nın rezervlerinde görülen yaklaşık 6,1 milyar dolar artışın bundan kaynaklandığı belirtiliyor.

Türkiye, bu yılın başlarında Birleşik Arap Emirlikleri ile yaptığı SWAP anlaşmasının bir benzerini Suudi Arabistan ile de yapmak istiyor. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmüştü.

Güney Kore’nin yanı sıra Türkiye’nin Çin, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle de yaklaşık 30 milyar dolarlık yerel para biriminde swap anlaşmaları bulunuyor.

Türkiye’nin SWAP anlaşmaları için Malezya, Rusya, İngiltere ve Asya’daki başka ülkelerle görüşme yaptığı ve ilk anlaşmayı Azerbaycan ile imzalayacağı iddia edilmişti.

Swap nedir ne işe yarar?

Swap kelime anlamı olarak “değiş tokuş etmek, takas etmek, değiştirmek” gibi anlamlara gelmektedir. Swap; İki tarafın belirli bir zaman dilimi içinde bir varlık ya da yükümlülüğe bağlı olan farklı faiz ödemelerini veya döviz cinsini karşılıklı olarak değiştirdikleri bir takas sözleşmesidir diye tanımlanabilmektedir.

Swap işlemlerinde amaç, döviz kurunda yaşanan değişimlerle meydana gelen riski en aza indirgemektir.

Swap işlemleri kapsamında; para swapı, faiz swapı ve çapraz döviz swapı işlemleri yapılır. Para swapında taraflar önceden anlaştıkları oran ve koşullarda belli miktardaki para birimlerini değiştirirken, faiz swapında ise gösterge bir anapara tutarı üzerinden farklı faiz oranı esaslarına göre hesaplanacak faizlerin iki taraf arasında anlaşılan vadelerde değişimini öngörür.

Çapraz döviz swapında ise farklı para birimleri ve farklı faiz yapısı üzerine (sabit veya değişken) borçlanan taraflar, diğer tarafın borcuna ilişkin anapara ve faiz ödemelerini yerine getirmek üzere anlaşarak gerekli yükümlülüğü yerine getirirler.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervleri Eksi 59 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) döviz rezervlerindeki gerileme geçen hafta da sürdü. Brüt döviz rezervleri geçen haftaya göre 3 milyar 283 milyon dolar düşüş gösterdi. TCMB verilerine göre brüt rezervler de 3,8 milyar dolar düşüşle 107 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın swap hariç net rezervlerinin 30 Eylül haftası itibariyle eksi 59 milyar dolarla rekor düşük seviyeye gerilediğini bildirdi. Net rezervler aynı dönemde yatay bir görünümle 9,7 milyar dolarda kalırken, swap hariç net rezervler ise rekor düşük seviyeye geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın

Goldman Sachs: TCMB Faizleri Düşürmeye Devam Edecek

Goldman Sachs, “TCMB’yi para politikası duruşuyla bağlantısı olmayan bir kurum olarak gördüğümüz için, TCMB’nin faizleri düşürmeye devam edeceğini bekliyor ve yıl sonuna kadar her ay 100 baz puan büyüklüğünde faiz indirimi öngörüyoruz” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, şimdiye kadar kısıtlayıcı finansman ve makro-ihtiyati politikaların seçimler yaklaştıkça belirgin şekilde gevşeyebileceği de belirtildi.

ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıl sonuna kadar faizin tek haneli rakamlara düşmesi yönünde yaptığı açıklamaların ardından, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yıl sonuna kadar her ay 100 baz puan indirmesinin beklendiği söyledi.

Goldman Sachs’tan dün yapılan açıklamada, “TCMB’yi para politikası duruşuyla bağlantısı olmayan bir kurum olarak gördüğümüz için, TCMB’nin faizleri düşürmeye devam edeceğini bekliyor ve yıl sonuna kadar her ay 100 baz puan büyüklüğünde faiz indirimi öngörüyoruz” denildi.

Açıklamada, şimdiye kadar kısıtlayıcı finansman ve makro-ihtiyati politikaların seçimler yaklaştıkça belirgin şekilde gevşeyebileceği de belirtildi.

TCMB’nin son iki ayda beklenmedik şekilde 100’er baz puan faiz indirimine gitmesinin ardından politika faizi oranı yüzde 12 seviyesinde.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

Vatandaşların Bankalara Borcu Bir Haftada 16,5 Milyar TL Arttı

16-23 Eylül haftasında vatandaşların bankalara olan borçlarında 16,5 milyar TL’lik artış olurken, son 5 ayda ise bu artış 225 milyar TL’ye yükseldi. Vatandaşların bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu ise 1,5 trilyona dayandı. 

Bankalar kârlarını katlayarak artırırken, vatandaş ise yoksullaşmaya devam ediyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, iktidarın ekonomi politikalarına vurgu yaparak vatandaşların bankalara olan borcundaki artışa dikkat çekti ve verileri paylaştı.

“Yurttaşların bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu 1,5 trilyona dayandı. Kredi kartı ve tüketici kredisi borçları nedeniyle bu yıl ocak-ağustos döneminde bankalara ödenen faiz ise 112,2 milyar TL oldu” diyen Başevirgen, ödenen faiz tutarının da geçen yılın aynı dönemine göre 38 milyar TL attığını belirtti.

‘Bankalar altın çağını yaşıyor’

Evrensel’de yer alan habere göre; bankaların 2022 yılının ilk 8 aylık dönemindeki karının, 2021 yılının tamamındaki karın yüzde 273’ü kadar olduğunu söyleyen Başevirgen, “Yurttaşlardan düşük faizle mevduat toplayıp bu mevduatı piyasaya neredeyse 2 katı faiz oranı ile satan bankalar altın çağını yaşıyor. Bankacılık sektörü bu yılın ilk 8 aylık döneminde net karını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 420,5 oranında artırarak 252,2 milyar TL’ye kadar çıkardı. Bu dönemde kamu bankalarının karı önceki yıla göre yüzde 509,7 oranında, diğer bankaların karı ise yüzde 394,1 oranında artarak rekor üstüne kırmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

16-23 Eylül haftasında yurttaşların bankalara olan borçlarında 16,5 milyar TL’lik artış olduğunu ve son 5 ayda ise bu artışın 225 milyar TL’ye yükseldiğini kaydeden Başevirgen, “Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan borcu takiptekiler de dahil bir trilyon 337 milyar TL’ye yükseldi. Yurttaşların bu borcunun 993 milyar TL’si bireysel kredilerinden, 345 milyar TL’si de kredi kartı borçlarından kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 7,7 milyar TL’lik, kredi kartı borçlarında ise 8,8 milyar TL’lik artış yaşandı” bilgisini paylaştı.

Başevirgen, “Geçinmek zorunda olan fakat cebinde parası olmayan vatandaşlar ne yazık ki banka kredilerine ve kredi kartlarına yüklenmeye devam ediyor” dedi.

’36 milyon 362 bin kişinin kredi kartı borcu var’

Bireysel kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısının 659 bin, kredi kartı borcunu ödeyemeyenlerin sayısının ise 538 bini geçtiğini söyleyen CHP’li Başevirgen, “Rakamlar gerçekten korkunç boyutlara ulaştı. Ülkede 36 milyon 362 bin kişinin kredi borcu var. Bu kişilerin 4 milyon 144 bin 303’ü takipte. Bu da, ülkemizde ortalama 25 milyon hane olduğu düşünüldüğünde her yüz haneden 70’inin krediyle yaşadığı anlamına geliyor. Yaşanan hayat pahalılığına karşın gelirin azlığı yurttaşları sürekli borçlanmak zorunda bırakıyor. Bir yerden alıp, başka bir yerin borcunu kapatmaya çalışan yurttaşlar için borç artık döndürülemez hale geldi” diye konuştu.

Paylaşın

Standard & Poors, Türkiye’nin Kredi Notunu Düşürdü

Merkezi ABD’nin New York eyaletinde bulunan uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poors (S&P) Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye düşürdüğünü açıkladı. Böylece Türkiye’nin kredi notu son üç ay içinde üç büyük kredi kurumu tarafından düşürülmüş oldu.

Moody’s Türkiye’nin kredi notunu ağustos ayında düşürmüş, Fitch ise Temmuz ayında yaptığı açıklamasında Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye indirerek görünümünü “negatif” olarak teyit etmişti. Fitch, aldığı bu karara yükselen enflasyonu ve ekonomiyle ilgili endişeleri gerekçe olarak gösterdi.

Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılamaz olarak nitelendirilen “çöp” seviyesinin daha derinlerine iten Standard & Poors, böylece Türkiye’yi Moğolistan ve Mısır’la aynı seviyeye çekti. S&P bu kararına gerekçe olarak çok gevşek olan para politikasını gösterdi.

Kurum yaptığı açıklamasında Türkiye’deki yetkililerin “2023 seçimleri öncesinde büyümeyi mali ve parasal istikrara tercih ettiğini” aktardı.

ABD’de piyasalar kapandıktan sonra açıklanan kararda “küresel olarak mali koşullar sıkılaşırken faizlerin indirilmesinin TL’ye olan güvenin azalmasına yol açtığı” aktarıldı. TL’deki daha fazla değer kaybının ise Türkiye’nin mali istikrarı ve kamu maliyesi için olumsuz etkilerinin olacağı vurgulandı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) eylül ayında düzenlediği Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 12’ye çekmişti.

Paylaşın

Döviz Mevduatları 2,75 Milyar Dolar Azaldı

Bir önceki hafta 213 milyar 169,5 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı, 23 Eylül ile sona eren haftada 210 milyar 417,40 milyon dolara geriledi. Merkez Bankası’nın rezervleri ise, 3 milyar 934 milyon dolar geriledi.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatına ilişkin haftalık verileri bugün açıkladı. Merkez Bankası’nın verileri şöyle:

“Bir önceki hafta 213 milyar 169,5 milyon dolar olan yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatı, 23 Eylül ile sona eren haftada 210 milyar 417,40 milyon dolara geldi. Böylece döviz mevduatı, 2,75 milyar dolar azaldı.

Yurt içi yerleşiklerin parite etkisinden arındırılmış toplam yabancı para mevduatı, 1 milyar 51 milyon dolar azaldı. Parite etkisinden arındırıldığında gerçek kişilerin döviz mevduatları 161 milyon dolar ve tüzel kişilerin döviz mevduatları 890 milyon dolar düşüş gösterdi.

Gerçek kişilerin döviz mevduatları bir önceki haftaya göre 1 milyar 6,90 milyon dolar azalarak 127 milyar 521,30 milyon dolar, tüzel kişilerin döviz mevduatı 1 milyar 745,20 milyon dolar azalarak 82 milyar 896,20 milyon dolar oldu.”

MB’nin rezervleri, 3 milyar 934 milyon dolar geriledi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Haftalık Para ve Banka İstatistikleri’ni açıkladı.

Buna göre, Merkez Bankası toplam rezervleri 23 Eylül ile biten haftada 3 milyar 934 milyon dolar azalarak, 110 milyar 804 milyon dolar oldu. Brüt döviz rezervleri de 3 milyar 489 milyon dolarlık azalışla 74 milyar 824 milyon dolardan 71 milyar 335 milyon dolara indi.

Altın rezervleri ise 23 Eylül haftasında 445 milyon dolar azalarak 39 milyar 914 milyon dolardan 39 milyar 469 milyon dolara indi.

Paylaşın

Ziraat Bankası, MİR Sistemini Kullanmayı Askıya Aldı

Reuters haber ajansı Ziraat Bankası’nın Rusya’nın MİR kart sistemini kullanmayı askıya aldığını duyurdu. Ajans açıklamanın kendilerine bizzat Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar tarafından yapıldığını belirtti.

Dün Kremlin’den yapılan açıklamada MİR kart sisteminden ayrılmaya karar veren Türk bankalarının ”ABD’nin eşi benzeri görülmemiş baskısı altında olduğu” öne sürülmüştü.

Kremlin, bankalar üzerinde dolaylı yaptırım tehdidi bulunduğuna da dikkat çekmişti.

ABD Hazinesi Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi MİR sisteminin kullanımının Rusya dışında yayılmasına yardım edenlere yaptırım uygulamaya hazır olduğunu duyurmuştu.

Rusya Merkez Bankası tarafından Visa ve Mastercard dışında bir alternatif olarak geliştirilen MİR’e Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, Denizbank ve Halkbank dahil olmuştu.

Mir Ödeme Sistemi nedir?

Mir, Rusya Merkez Bankası tarafından 1 Mayıs 2017’de kabul edilen yasa ile kurulan bir ulusal ödeme sistemidir. Şu anda çoğunlukla Aeroflot ve Rus Demiryolları gibi Rusya merkezli şirketler tarafından kabul edilmektedir, ancak Rus iştirakleri olan yabancı şirketler arasında yavaş yavaş kabul görmektedir. Sistem, Rusya Ulusal Kart Ödeme Sistemi tarafından işletilmektedir ve Rusya Merkez Bankası’nın yüzde yüz iştirakidir.

Sistem, 2016 yılında, birkaç Rus bankasının ABD merkezli Visa ve MasterCard tarafından onlara uygulanan yaptırımlar nedeniyle hizmetleri reddedilmesinin ardından potansiyel elektronik ödeme bloklarının üstesinden gelmenin bir yolu olarak tasarlandı.

Mir sisteminde çalışan ilk kartlar Aralık 2015’te piyasaya sürüldü. Rusya’nın önde gelen bankası Sberbank tarafından da Ekim 2016’da kullanılmaya başlandı. 2016 yılı sonunda 64 banka tarafından 1.76 milyon Mir kartı çıkarıldı ve Kasım 2019’a kadar bu sayı 69.8 milyona yükseldi.

Mir esas olarak Rus hükümeti tarafından desteklenir ve tüm vergi ve emeklilik ödemelerinin 1 Mayıs 2017’de yürürlüğe giren mevzuatla Ocak 2018’e kadar sistem üzerinden uygulanmaya başlanmasını zorunlu tuttu. Bankalar, daha yerleşik ödeme sistemlerine ait kartlara kıyasla maliyetlerinin daha yüksek olabileceğinden korktukları için Mir kartları kullanmak konusunda isteksizdi.

Paylaşın