Merkez Bankası Açıkladı: Cari Açık 45 Milyar Doları Aştı

Kasım ayıyla cari açık 3,67 milyar dolar oldu. 12 aylık cari açık ise 45 milyar dolarla Ağustos 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Ekonomistlerin beklentisi kasım ayında cari açığın 4 milyar dolar açık vermesi yönündeydi.

Haber Merkezi / Kasım ayında altın ve enerji hariç cari denge 5,3 milyar dolar fazla verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3,68 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2,65 milyar dolar oldu.

Finans hesabına bakıldığında doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişlerin 775 milyon dolar olarak kaydedildiği görüldü. Portföy yatırımları 538 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde Kasım’da 3,62 milyar dolar net artış oldu.

Kasım ayında net hata noksan girişinin de devam ettiği izlendi. Kasım ayında 899 milyon dolarlık net hata noksan girişi yaşandı. Böylelikle 11 ayda Türkiye ekonomisinde net hata noksan girişi 22,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Kasım 2022 verilerini açıkladı. TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“Kasım ayında cari işlemler hesabı 3.666 milyon ABD doları açık kaydetmiştir. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 5.265 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7.122 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3.683 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2.648 milyon ABD doları olmuştur.

Birincil gelir dengesi kalemi 240 milyon ABD doları net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 13 milyon ABD doları net giriş kaydetmiştir.

Bunun sonucunda, Ocak-Kasım dönemi cari işlemler açığı 41.814 milyon ABD doları olurken, aynı dönemde altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı 48.311 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 775 milyon ABD doları olarak kaydedilmiştir.

Portföy yatırımları 538 milyon ABD doları tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 300 milyon ABD doları net alış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 65 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, Genel Hükümet 1.500 milyon ABD doları net kullanım, bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 679 milyon ABD doları ve 180 milyon ABD doları net geri ödeme yapmışlardır.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4.791 milyon ABD doları net azalış kaydetmiştir.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 569 milyon ABD doları ve Türk lirası cinsinden 26 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 595 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet ve bankalar sırasıyla 103 milyon ABD doları ve 1.531 milyon ABD doları net geri ödeme, diğer sektörler ise 82 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ay 3.613 milyon ABD doları net artış olmuştur.”

Paylaşın

“Katar’dan 2 Milyar Dolar Borç Gelecek” İddiası

Hazine’nin eurobond ihracına Katar’ın Ocak ayında 2 milyar dolar ile iştirak edeceği öne sürüldü. Önümüzdeki haftalarda yapılması beklenen borçlanmayla ilgili Doha ve Ankara henüz bir açıklama yapmadı.

Reuters haber ajansına bilgi veren iki Türk yetkili, Hazine’nin eurobond ihracına Katar’ın Ocak ayında 2 milyar dolar ile iştirak edeceğini söyledi.

İsminin açıklanmaması şartıyla konuşan yetkililer, Katar ve Türkiye’nin toplamda 10 milyar dolara ulaşacak kaynak aktarımı için Kasım’da anlaştıklarını hatırlatarak; bugüne kadar yaklaşık 1 milyar dolarlık kaynak girişi yapıldığını, 2 milyar doların da yılın ilk haftaları itibarıyla geleceğini aktardı.

İki ülke arasındaki anlaşma haberini de Reuters duyurmuştu.

Reuters, Hazine’nin Aralık ayında yaptığı açıklamada, eurobond ihracı ile 2 milyar dolar borçlandığı, borçlanmanın yüzde 55’inin Ortadoğu’daki yatırımcılara olduğu bilgisine yer verdiğini yazdı.

Önümüzdeki haftalarda yapılması beklenen borçlanmayla ilgili Doha ve Ankara açıklama yapmadı.

Öte yandan Reuters haber ajansı, bugün 18,70 seviyesine çıkarak yeni bir rekor kıran dolar karşısında Türk Lira’sının bu yıl içinde yüzde 29’dan fazla değer kaybettiğini duyurdu.

Reuters haberinde, enflasyon oranı yükselirken bile faiz indirimlerine gidilmesi sonucunda TL’nin geçen yıl da yüzde 44 değer kaybına uğradığı hatırlatıldı.

Haberde, kur korumalı mevduat uygulaması, Ankara’nın piyasaya dolaylı yollardan döviz satışı ve kredi dağıtımı konusundaki düzenlemeleri sonucunda TL’nin izlenen politikalara karşı daha az hassas hale geldiği belirtildi.

Yüzde 85’lerde seyreden enflasyona rağmen Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 9’a düşürmesi gibi adımlara rağmen TL’nin Ağustos’tan bu yana nispeten istikrarlı seyrettiği vurgulandı.

Paylaşın

Merkez Bankası, Faizi Yüzde 9’da Sabit Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizini yüzde 9’da sabit tuttu. Geçen ayki toplantıda TCMB faizi 150 baz puan indirerek yüzde 10,5’ten yüzde 9’a çekmişti.

Haber Merkezi / Reuters’ın yaptığı ankete göre de TCMB’nin faizi sabit tutması bekleniyordu. TCMB’nin geçen ayki faiz kararı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faizlerin tek haneye düşürüleceği mesajının ardından gelmişti.

TCMB’nin dört ayda yaptığı toplam faiz indirimi 500 baz puana ulaşmıştı. TCMB’nin düşük faiz politikası yüksek enflasyon rakamlarına rağmen devam ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre Kasım ayında yıllık enflasyon yüzde 84,39 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu’na göre (ENAG) ise yıllık enflasyon yüzde 170,70 olarak gerçekleşti.

Bankanın karar açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Açıklanan öncü veriler sürmekte olan jeopolitik risklerin ve faiz artışlarının da etkisi ile gelişmiş ülke ekonomilerinde resesyona dair endişelerin devam ettiğine işaret etmektedir. Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici enflasyonu yüksek seviyelerini sürdürmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artarak devam etmektedir. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin sürdüğü gözlenmektedir. Ayrıca finansal piyasalar, artan durgunluk risklerine karşı faiz artışı yapan merkez bankalarının faiz artırım döngülerini yakında sonlandıracağını beklentilerine yansıtmaya başlamıştır.

2022’nin ilk üç çeyreğinde güçlü bir büyüme gerçekleşmiştir. Yılın son çeyreğine dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlama eğiliminin sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte, imalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üzerindeki etkilerinin şimdilik sınırlı düzeyde kaldığı görülmektedir. İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir.

Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seviye ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir.

Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir. Uygulanacak politikalar aralık ayında açıklanacak olan 2023 Yılı Para ve Kur Politikası metninde kapsamlı olarak ilan edilecektir.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmuştur. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir.

Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin daha da arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi ile arz ve yatırım kapasitesindeki yapısal kazanımların sürekliliği açısından finansal koşulların destekleyici olması kritik önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir.

Kurul, mevcut politika faizinin küresel talebe ilişkin artan riskleri dikkate alarak yeterli düzeyde olduğunu değerlendirmiştir. Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

Paylaşın

Bireysel Kredi Kartı Borcu Bir Yılda Yüzde 99 Arttı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, açıklanan veriler, iktidarı yalanlıyor. Bireysel kredi kartı borcu, geçen yıla göre TL bazında yüzde 99 arttı. Taksitli kredi kartı borçlarındaki artış oranı, geçen yıla göre yüzde 128 yükseldi. Taksitsiz kredi kartı borçlarındaki artış ise yüzde 79 oldu.

Haber Merkezi / Kredi kartı borçlarındaki artışın Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) artışının yaklaşık iki katı kadar olmasının tüketicinin alım gücünün düştüğünü ve bu nedenle kredi kartına yönelmesi şeklinde yorumlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), kasım ayı itibariyle yıllık enflasyonu yüzde 84,39 olarak açıkladı. Artan enflasyonun alım gücüne olan etkisini incelemek için kredi kartı borçlarını araştıran karşılaştırma sitesi encazip.com’a göre; vatandaşların bireysel kredi kartı borcu, geçen yıla göre TL bazında yüzde 99 arttı. Araştırmada ortaya çıkan rakamlar şöyle:

“Bireysel kredi kartı borcu, geçen yıla göre TL bazında yüzde 99 arttı. Taksitli kredi kartı borçlarındaki artış oranı, geçen yıla göre yüzde 128 yükseldi. Taksitsiz kredi kartı borçlarındaki artış ise yüzde 79 oldu.

Takibe giren kredi kartı borçlarında da geçen yıla göre TL bazında yüzde 30’luk bir artış oldu.

Yüksek enflasyon ve makroekonomik koşullar, tüketicileri daha çok kredi kartı kullanmaya itti. Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın (GSYH) bir önceki yılın aynı çeyreğine bakıldığında yüzde 3,9 arttığı üçüncü çeyrek verilerine kıyasla enflasyondan arındırılmış verilere göre toplam bireysel kredi kartı borçları analiz edildiğinde reel artış, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 8 oldu.

Enflasyondan arındırılmış veriler kıyaslandığında, taksitli kredi kartı borçları yüzde 23 arttı. Normal kredi kartı borçlarında ise enflasyon ayarlı verilere göre yüzde 3’lük bir düşüş olduğu gözlemlenirken dolar bazında toplam taksitli kredi kartı borçlarında yüzde 50’lik bir artış yaşandı. Taksitsiz kredi kartı borçlarında ise artış yüzde 17 ile sınırlı kaldı.

Kredi kartlarının sektörel dağılımına bakıldığında, bu yılın en güncel Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, toplam kredi kartı harcamalarının yüzde 18’i market ve alışveriş merkezlerinde, yüzde 9’u benzin ve akaryakıt sektöründe, yüzde 7’si elektrik-elektronik ve bilgisayar sektöründe, yine yüzde 7’si giyim ve aksesuar sektörlerinde kullanıldı. Kredi kartı kullanımının sektörel dağılımının geçtiğimiz yılın aynı dönemi ile paralel olduğu gözlemlendi.

Kredi kartı işlem adedinde yüzde 26 arttı

2022 yılının güncel verilerine göre toplam kredi kartı işlem adedi, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26’lık bir artışla aylık 613 milyon adet oldu. Toplam kredi kartı sayılarına bakıldığında, 2021 yılının aynı ayında dolaşımda 81 milyon kredi kartı, 144 milyon banka kartı bulunurken 2022 yılının en güncel verilerine göre dolaşımdaki toplam kredi kartı sayısı 94 milyona, toplam banka kartı sayısı ise 162 milyona yükseldi.”

Kredi kartı borçlarındaki artışın GSYH artışının yaklaşık iki katı kadar olmasının tüketicinin alım gücünün düştüğünü ve bu nedenle kredi kartına yönelmesi şeklinde yorumlanabileceğini belirten encazip.com finans uzmanları, ortaya çıkan rakamlar için şu değerlendirmeyi yaptı:

“Geçtiğimiz yılın son verileri ile 2022 yılının güncel verileri karşılaştırıldığında, TL bazında 197 milyar TL olan kredi kartı borçları bu yıl 392 milyar TL seviyesine gelmiş. Bu, iki katlık bir artış anlamına gelse de yüksek enflasyonlu bir dönemde enflasyondan arındırılmış verilere veya farklı para birimlerindeki değişimlere bakmak daha doğru yorum yapmamızı sağlar.

Geçtiğimiz yıl 197 milyar TL olan toplam tüketici kartı borçlarının yıllık gerçekleşen enflasyon oranı dikkate alınarak değerlendirildiğinde, 362 milyar TL olduğunu görüyoruz. Bu da reelde kredi kartı borçlarında yüzde 8’lik bir artış anlamına geliyor.”

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borç 142.3 Milyar Dolarla Rekor Seviyede

Ekim ayında, kısa vadeli dış borç, 2021 yıl sonuna göre yüzde 17,1 oranında artışla 142,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borcu yüzde 13,4 oranında artarak 58,3 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borcu yüzde 17,4 oranında artarak 51,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Ekim 2022 verilerini açıkladı.

Açıklanan verilere göre, ekim sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç, 2021 yıl sonuna göre yüzde 17,1 oranında artışla 142,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç yüzde 13,4 oranında artarak 58,3 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borcu yüzde 17,4 oranında artarak 51,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2021 yıl sonuna göre yüzde 6,1 oranında azalarak 10,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 16,9 oranında artarak 17,9 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 18,0 oranında artışla 18,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 22,7 oranında artışla 11,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2021 yıl sonuna göre yüzde 19,4 oranında artarak 46,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2021 yıl sonuna göre yüzde 19,5 oranında artarak 26,6 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 13,9 oranında artarak 83,5 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 16,8 oranında artarak 74,1 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 17,6 oranında artarak 67,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2021 yıl sonunda 460 milyon dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2022 Ekim sonu itibarıyla 349 milyon dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 97 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2022 Ekim sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 45,8’i dolar, yüzde 26,1’i Euro, yüzde 9,2’si TL ve yüzde 18,9’u diğer döviz cinslerinden oldu.

2022 Ekim sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç, 186,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 16,1 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 20,6, Merkez Bankası’nın yüzde 17,3, özel sektörün ise yüzde 62,1 oranında paya sahip olduğu gözlendi.

Paylaşın

ABD Merkez Bankası, Politika Faizini 50 Baz Puan Arttırdı

Politika faizini 50 baz puan arttırarak yüzde 4,25-4,50 aralığına çıkaran ABD Merkez Bankası Fed, karara ilişkin açıklamasında, “Enflasyonu zaman içinde yüzde 2’ye geri döndürmek amacıyla yeterince kısıtlayıcı bir para politikası duruşu elde etmek için hedef aralığında devam eden artışlar uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

FED’in tercih ettiği ölçüye göre enflasyonun en azından 2025 sonuna kadar Merkez Bankası’nın yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalması ve gelecek yıl sonuna kadar da yüzde 3’ün üzerinde seyretmesi öngörülüyor.

ABD Merkez Bankası (FED), faiz oranlarını 50 baz puan arttırdı. FED, 2023 yılı sonuna kadar borçlanma maliyetlerinde en az 75 baz puanlık bir artışın yanısıra, işsizlikte artış ve ekonomik büyümenin neredeyse durma noktasına geleceğini öngördü.

Merkez Bankası’nın hedef federal fon oranının 2023 yılında yüzde 5,1’e yükseleceği öngörüsü, yatırımcıların bu haftaki iki günlük politika toplantısına girerken beklediklerinden biraz daha yüksek ve daha da yükselmeye eğilimli görünüyor.

FED’in 19 yetkilisinden sadece ikisinin gösterge gecelik faiz oranının gelecek yıl yüzde 5’in altında kalacağını düşünmesi, 40 yılın en yüksek seviyelerinde seyreden enflasyona karşı mücadeleyi sürdürme ihtiyacı hissettiklerinin bir işareti.

FED, Kasım toplantısında yayınladığı açıklamayla neredeyse aynı olan yeni açıklamasında, “(Federal Açık Piyasa) Komisyonu enflasyon risklerine karşı son derece dikkatli. Enflasyonu zaman içinde yüzde 2’ye geri döndürmek amacıyla yeterince kısıtlayıcı bir para politikası duruşu elde etmek için hedef aralığında devam eden artışlar uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

Oybirliğiyle kabul edilen yeni açıklama, yetkililerin son dört toplantıda yapılan 75 baz puanlık faiz artışların. 2022 yılına sıfıra yakın bir faiz seviyesinde başlayan FED’in politika faizi şu anda 2007 sonlarından bu yana en yüksek seviye olan yüze 4,25-4,50 hedef aralığında.

FED’in tercih ettiği ölçüye göre enflasyonun en azından 2025 sonuna kadar Merkez Bankası’nın yüzde 2’lik hedefinin üzerinde kalması ve gelecek yıl sonuna kadar da yüzde 3’ün üzerinde seyretmesi öngörülüyor.

Öngörülen medyan işsizlik oranının önümüzdeki yıl mevcut yüzde 3,7’den yüzde 4,6’ya yükseleceği görülüyor. Bu artış tarihsel olarak resesyonla ilişkilendirilen seviyenin üzerinde.

Gayrisafi yurtiçi hasılanın gelecek yıl sadece binde 5 oranında büyüyeceği öngörülüyor. Bu oran 2022 yılı için tahmin edilenle aynı. Ekonomide uzun vadeli büyüme öngörüsü de 2024 yılında yüzde 1,6’ya ve 2025 yılında yüzde 1,8.

Paylaşın

Borsa Kazandırdı, Dolar Ve Altın Kaybettirdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları Kasım 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, aylık en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 20,99, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 18,48 oranlarıyla BIST 100 endeksinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından Euro yüzde 3,14, külçe altın yüzde 2,98, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 0,99 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 0,46 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; Amerikan Doları yüzde 0,60 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde Euro yüzde 0,99 ve külçe altın yüzde 0,84 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağlarken; DİBS yüzde 1,11, mevduat faizi (brüt) yüzde 1,63 ve Amerikan Doları yüzde 2,66 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Külçe altın en çok değer kaybettiren oldu

BIST 100 endeksi, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 36,94, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 41,94 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken, külçe altın Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 11,20, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,96 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre BIST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 42,83, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 56,19 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken, aynı dönemde mevduat faizi (brüt) Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 17,31, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 9,58 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

En yüksek reel getiri BİST 100

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde BİST 100 endeksi; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 14,62, TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 46,71 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı oldu.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından Amerikan Doları yüzde 26,24, külçe altın yüzde 30,02, Euro yüzde 34,05, DİBS yüzde 39,82 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 51,65 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

TÜFE ile indirgendiğinde ise Amerikan doları yüzde 5,59, külçe altın yüzde 10,42, Euro yüzde 15,58, DİBS yüzde 22,97 ve mevduat faizi (brüt) yüzde 38,11 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

Dikkat Çeken İddia: Katar’dan Türkiye’ye 10 Milyar Dolar Kaynak

Türkiye ve Katar arasında 10 milyar dolarlık finansal kaynak konusundaki görüşmelerin son aşamasına gelindiği iddia edildi. 10 milyar dolarlık kaynağın, merkez bankaları arasında swap, Eurobond ya da diğer bazı finansal metodlar yöntemiyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı ismi açıklanmayan iki üst düzey yöneticiye dayandırdığı haberinde Türkiye ve Katar arasında 10 milyar dolarlık finansal kaynak konusundaki görüşmelerin son aşamasına gelindiğini iddia etti.

Haberde, Katar’ın Türkiye’ye sağlayacağı 10 milyar dolarlık kaynağın, merkez bankaları arasında swap, Eurobond ya da diğer bazı finansal metodlar yöntemiyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Reuters haber ajansı Katar’ın da Türkiye Maliye Bakanlığı yetkililerinin de konuya ilişkin soruları şu aşamada yanıtsız bıraktıklarını ifade etti.

Reuters haber ajansı, batılı ülkelerin Türkiye’ye son dönemde yatırım yapmak konusunda çekingen davranmaya başlaması üzerine Ankara’nın ekonomiyi desteklemek, liranin değerinin korunması amacıyla kendisine yakın ülkelerden destek alma yoluna gittiğini belirtiyor.

Türkiye daha önce de toplam da 15 milyar dolarlık bir swap anlaşması gerçekleştirmiş durumda.

Ajansa konuşan ismi açıklanmayan kaynaklar, görüşmelerin en az 8 milyar dolarlık bir kaynak için yapıldığını söz konusu kaynağın 10 milyar dolara kadar yükselebileceğini belirtiyorlar.

Kaynağın 2 ila 3 milyar dolarlık kısmının bu yıl sonuna kadar geri kalan bölümünün de önümüzdeki yıl içerisinde sağlanabileceği iddia ediliyor.

Bu yıl içerisinde sağlanacak 2-3 milyar dolarlık kısmın Eurobond şeklinde olabileceği belirtiliyor.

Ankara, hali hazırda Birleşik Arap Emirlikleri, Çin, Katar ve Güney Kore’yle toplamda 28 milyar dolarlık swap anlaşması yapmıs durumda.

Türkiye son olarak Suudi Arabistan’la Türkiye Merkez Bankası’nda 5 milyar dolarlık mevduat hesabı açması konusunda görüşmeler yapıyor. TCMB konuya ilişkin henüz bir yorum ya da açıklamada bulunmadı.

Merkez Bankası’nın son dönemde swap anlaşmaları yerine mevduat hesap yöntemini tercih ettiği belirtiliyor.

Paylaşın

Merkez Bankası, Faizi Tek Haneye İndirdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 150 baz puan indirerek yüzde 10,50’den yüzde 9’a çekti. TCMB, bir önceki toplantıda da politika faizini 150 baz puan düşürerek yüzde 10,5 seviyesine çekmişti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası, faiz kararına ilişkin yayınladığı metinde şu ifadeleri kullandı:

Jeopolitik risklerin dünya genelinde iktisadi faaliyet üzerindeki zayıflatıcı etkisi artarak sürmektedir. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmekte ve resesyonun kaçınılmaz bir risk faktörü olduğu değerlendirmeleri yaygınlaşmaktadır. Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının artış eğilimi sürmektedir.

Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Bununla birlikte, gelişmiş ülke merkez bankaları yüksek enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğu ile işgücü piyasalarındaki katılıklara bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini vurgulamaktadırlar. Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerinde ayrışma artarak devam etmektedir. Finansal piyasalarda artan belirsizliklere yönelik merkez bankaları tarafından geliştirilen yeni destekleyici uygulama ve araçlarla çözüm üretme gayretlerinin sürdüğü gözlenmektedir.

2022’nin ilk yarısında güçlü bir büyüme gerçekleşmiştir. Yılın ikinci yarısına dair öncü göstergeler ise zayıflayan dış talebin etkisiyle büyümedeki yavaşlamanın sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte, imalat sanayi üzerindeki dış talep kaynaklı baskıların iç talep ve arz kapasitesi üzerinde şimdilik sınırlı olan etkileri daha belirgin hale gelmektedir. İstihdam kazanımları benzer ekonomilere göre daha olumlu seyretmektedir.

Özellikle istihdam artışına katkı veren sektörler dikkate alındığında büyüme dinamiklerinin yapısal kazanımlarla desteklenmekte olduğu görülmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı devam etmektedir. Bunun yanında, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ve ana ihracat pazarlarının resesyona girme olasılığı cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir. Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir.

Ayrıca, son dönemde belirgin şekilde açılan politika-kredi faizi makasının ilan edilen makroihtiyati tedbirlerin katkısı ile geldiği denge yakından takip edilmektedir. Kurul, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve ilave tedbirleri devreye alacaktır. Uygulanacak politikalar aralık ayında açıklanacak olan 2023 Yılı Para ve Kur Politikası metninde kapsamlı olarak ilan edilecektir.

Enflasyonda gözlenen yükselişte; jeopolitik gelişmelerin yol açtığı enerji maliyeti artışlarının gecikmeli ve dolaylı etkileri, ekonomik temellerden uzak fiyatlama oluşumlarının etkileri, küresel enerji, gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışların oluşturduğu güçlü negatif arz şokları etkili olmaya devam etmektedir. Kurul, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın güçlendirilmesi için atılan ve kararlılıkla uygulanan adımlar ile birlikte, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesiyle dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmektedir. Azalan dış talebin toplam talep koşulları ve üretim üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Küresel büyümeye yönelik belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin daha da arttığı bir dönemde sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi ile arz ve yatırım kapasitesindeki yapısal kazanımların sürekliliği açısından finansal koşulların destekleyici olması kritik önem arz etmektedir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin 150 baz puan düşürülmesine karar vermiştir. Kurul, mevcut politika faizinin küresel talebe ilişkin artan riskleri dikkate alarak yeterli düzeyde olduğunu değerlendirmiş, ağustos ayında başlatılan faiz indirim döngüsünün sonlandırılmasına karar vermiştir.

Fiyat istikrarının sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında kalıcı ve güçlendirilmiş liralaşmayı teşvik eden geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci devam etmektedir. Değerlendirme süreçleri tamamlanan kredi, teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir.”

Anadolu Ajansı’nın anketine katılan 18 ekonomistin çoğu, politika faizinin 150 baz azaltılarak yüzde 9’a indirilmesini bekliyor. Ekonomistlerden biri 100 baz puanlık ve biri de 125 baz puanlık indirim öngörüyordu.

Reuters anketine katılan 14 ekonomistin tamamı kasım ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faizlerin 150 baz puan indirileceği öngörmüştü.

Bloomberg HT Araştırma Birimi’nin anketine katılan 19 kurumdan, 16 kurum 150 baz puan, 1 kurum 100 baz puan, 1 kurum 125 baz puan ve 1 kurum 200 baz puan faiz indirimi öngörüyordu.

Paylaşın

Bankacılarda “Yaptırımlar Mı Geliyor?” Telaşı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yerli banka ve kredi kartı TROY’un (Türkiye’nin Ödeme Yöntemi) kullanımını yurt içinde yaygınlaştırmak için yönetmelik değişikliğine hazırlanıyor. Değişiklik ile Visa, Mastercard gibi uluslararası ödeme kartları için Türkiye’de şirket kurma şartı getirilirken, bankalara müşterilerine TROY’u da sunmaları zorunlu kılınıyor.

Bankaların  görüşlerine açılan yönetmelik değişikliği taslağıyla, yurt içinde kullanılan POS cihazlarında tüm kartların işlemlerinin yapılması zorunluluğu da getiriliyor. Bankacılar taslağa ilişkin görüşlerini BDDK’ye gönderdiler ve artacak maliyetlerden uluslararası kurallara aykırılığa kadar bir çok sakıncayı açıkça belirttiler.

3 ay maddesi yadırgandı

DW Türkçe’de yer alan Erdal Sağlam’ın analizine göre, bu teknik ve ekonomik itirazların yanısıra, bankacıların yönetmelik değişikliği taslağında en çok yadırgadıkları konulardan birinin, “yeni yönetmeliğin 3 ay içinde yürürlüğe girme maddesi” olduğunu söyleyebiliriz. Bankacılar böyle bir değişikliğin sakıncalı olduğunu ama uygulamaya sokulsa bile, bunun için en az 2 yıl gerektiği görüşündeler. Bu nedenle de 3 ay gibi kısa bir süreninin neden yönetmelikte yer aldığına şaşırmış durumdalar.

Konuştuğumuz bankacılar bu düzenlemenin teknik ya da ekonomik karar olmaktan çok, “siyasi bir karar” olduğu görüşünü belirttiler. Ayrıca kamu yetkililerinin konuyla ilgili yaptıkları görüşmelerde, bu kadar kısa süre belirlenmesine ilişkin olarak, “Rusya’ya yaptırım geldi, Ruslar eldeki kartlarıyla tren bileti bile alamadılar” demeleri ve bunun için hazırlık yapmak gerektiğini söylemeleri de bankacıları ürkütmüş durumda.

Bankacılar 6-7 ay sonra seçime gidilecekken, piyasadaki dengeler zaten çok kırılgan hale gelmişken, önemli açıkları olan, iyi planlanmadığı belli bir düzenlemenin gündeme getirilip, bu da yetmezmiş gibi 3 ay gibi kısa bir süre verilmesini, “Gelebilecek yaptırımlara karşı bir hazırlık çabası hissediyoruz” şeklinde değerlendirdiler. Bu durum bankacılarda, “zaten Rusya ile son dönemdeki ticari ilişkiler nedeniyle sürekli gündemde olan yaptırımlar konusunda kamu yönetiminde bir korku olduğu” izlenimi yarattı.

Bankaların itirazları

BDDK’nın yönetmelik değişikliği için “Bu haftaki Kurul toplantısında konunun ele alınıp karar bağlanacağı” konuşuluyor. Ancak bankaların itirazlarının çok kapsamlı olmasının da etkisiyle, bu kadar kısa sürede sonuca bağlanamayacağı, çalışmaların bir süre daha devam etmek zorunda kalınacağı yorumları yapılıyor.

Bankaların yönetmelik taslağına ilişkin olarak çok detaylı bir görüş sunduklarını öğrendik. Özet olarak; bankaların böyle bir düzenlemenin kredi ve banka kartlarındaki maliyetlerini çok artıracağı, mevcut şirketlerle yapılmış anlaşmalar nedeniyle tazminat ödemek zorunda kalacaklarını, tüm markaların aynı kart üzerinde bulunmasının hem teknik olarak, hem de gereken yonganın temini açısından güçlük yaratacağını söylüyorlar.

Bunun yanında Türkiye’de gelip şirket kurmaları şartı getirilirken, TROY için mütekabiliyet esası nedeniyle, yurt dışında çok sayıda şirket kurma zorunluluğu gelebileceği, yanısıra bu zorlamaların Dünya Ticaret Örgütü DTÖ kurallarına aykırılık oluşturabileceği yolunda da eleştiriler bulunuyor. Bankacılar, yönetmelik değişikliğiyle getirilen “bankalar yerine kullanılacak kart markası seçiminin müşteriye bırakılması” nın bankalar açısından önemli sorunlar doğurabileceğini belirtiyorlar.

Karşı görüş

Özet olarak bankaların BDDK’nın bu yönetmelik değişikliğine bir çok açıdan karşı çıktıklarını görüyoruz. Buna karşılık böyle bir düzenlemenin uygulamaya konmasında gecikildiğini belirten sektör uzmanları da var. Kredi ve banka kartları konusunda deneyimli bir sektör uzmanı, “Bankaların yıllar önce TROY ‘u kullanmak için adım atmaları gerekiyordu yapmadılar, şimdi böyle bir zorunlu uygulama ile karşı karşıya kaldılar” dedi.

Uzman Visa, Mastercard gibi şirketlerin Türkiye’de temsil ofisleriyle çalıştıklarını, kurumsal ve bireysel vergi muafiyetleri bulunduğunu, Türkiye’de şirket kurmalarının yerinde olacağını, zaten başka ülkelerde bu tür şirketleri kurduklarını söyledi.

Teknik olarak da büyük zorluklar çıkacağına inanmadığını kaydeden aynı uzman, “Şurası açık ki; haklı bir değişiklik olsa bile, zamanlaması ve mevcut ortam nedeniyle sıkıntı çıkması kaçınılmaz olur” şeklinde konuştu. Ardından da “Düzenleyici otorite ve sektör bu durumda olunca tartışmalar, kararlar ve düzenlemeler doğal olarak sağlıklı olmuyor, olamıyor” şeklinde konuştu.

TROY’un hikayesi

2014 yılında bankalarca ortak kurulan TROY, geçen 8 yıl boyunca yaygın uygulama imkanı bulamadı. Gelinen noktada sektör içinde sadece, işlem adedi açısından  yüzde 2, işlem hacminde ise yüzde 1.7’lik pazar payına sahip.

Bankalararası Kart Merkezi A.Ş. (BKM) tarafından kurulan ve işletilen TROY’un sahipliği, geçtiğimiz yıl ayrı bir şirket kurulup Merkez Bankası’na geçti. TROY hakkında kendi dökümanlarından aktaracağımız özet bilgi şöyle:

“TROY, Bankalararası Kart Merkezi A.Ş (BKM) tarafından kurulan ve işletilen, Mastercard, Visa gibi uluslararası kartlı ödeme şemalarına yerli bir alternatif olabilecek, kartlı ödeme sistemidir/şemasıdır.

Banka kartı, kredi kartı ve ön ödemeli kartların sağ alt köşesinde yer alan, alışveriş yapmayı ve ATM’den para çekmeyi sağlayan teknolojik altyapı ve Türkiye’nin ilk ve tek ödeme yöntemi markasıdır. TROY yurtiçinde tam bağımsız olup yurtiçi işlemler tamamen TROY’un yönetimindedir.”

TROY nasıl geliştirildi?

TROY, BKM çatısı altında yer alan üyelerin desteği ile BKM Yönetim Kurulu’nca 26 Haziran 2014 tarihinde alınan karar doğrultusunda Türk mühendislerince hayata geçirilmiş ve 1 Nisan 2016 tarihinden bu yana yurtiçindeki POS ve ATM terminallerinde yüzde 100 kabulü sağlanarak faaliyetlerine başlamıştır.

TROY, kuruluşunda teknolojiyi sıfırdan yazmak yerine pazara hızlı giriş için bağımsızlık ilkesine uygun şekilde teknik spesifikasyonları ve operasyonel kuralları Discover’dan lisanslama yapmıştır.

Discover’ın sahada kendini uyumluluk açısından kanıtlamış ve tedarikçiler tarafından ürün geliştirilmede başarılı şekilde kullanılmış teknik spesifikasyonları ve operasyon kuralları “white label” olarak süresiz şekilde lisanslanmıştır.

Lisanslama yapılırken özellikle dikkate alınan bağımsızlık ilkesi doğrultusunda, lisanslanan ürünler ve tüm geliştirmeler için sürekli ve geri alınamaz kullanım hakkı alınmış, ayrıca bu lisans ile çıkarılan ürünlerin Türkiye ve KKTC’de sınırsız kullanımı sağlanmıştır.

2021’de Türkiye’nin Ödeme Yöntemi TROY üyeleri, 1 Banka 3 yeni Elektronik Para Kuruluşu’nun katılmasıyla, 27’si Banka, 11’i Elektronik Para Kuruluşu olmak üzere toplam 38’e yükselmiştir. TROY ürün çeşitliliği de 2021 yılında artış göstermiştir ve üyelerden 23’ü banka kartı/ön ödemeli kart, 11’i kredi kartı ve 13’ü de temassız özellikli ürünlerini kullanıcılarına sunmaktadır.

TROY’un sahibi kimdir?

BKM, TROY faaliyetleri için 31 Mart 2016 tarihinde BDDK’dan kartlı sistem kurmak üzere faaliyet izni almıştır. Kurucusu BKM olan TROY’un sahipliği BKM hissedarlarına aittir.

24 Haziran 2021 tarihinde Şirket’in yüzde 100 sahipliği olan Troy Ödeme Yöntemi Anonim Şirketi kurulmuştur. Şirketin ödenmiş sermayesi 50.000 TL’dir.

TROY kart adet ve hacimleri nedir?

Mayıs 2017’de tüketici lansmanı yapılan TROY fiili olarak yaklaşık olarak 5 senedir faaliyet göstermektedir. 2022 Ağustos sonu itibarıyla TROY logolu kartlar 12.3 milyon adede ulaşmıştır ve bu adet yüzde 4’lük pazar payını temsil etmektedir.

Son 12 ay içerisinde TROY logolu kartlarla yapılan işlem adedi 221 milyon, işlem hacmi ise 69 milyar TL olmuştur. Bu rakamlar da işlem adedinde yüzde 2, işlem hacminde ise yüzde 1.7’lik pazar payını temsil etmektedir.”

Paylaşın