Merkez Bankası’nın Net Rezervi Eksi 41.6 Milyar Dolar

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) net rezervi eksi 41.6 milyar dolara kadar geriledi. 17 Mart’ta 126.9 milyar dolara yükselen brüt rezerv ise, 24 Mart’ta yeniden 124.7 milyar dolara düştü.

Merkez Bankası’nın verilerine göre son iki haftada yabancı yatırımcılar hisse senedi ve iç borçlanma piyasalarında net olarak 287 milyon dolarlık daha satış yaptı.

Hazine’nin borç stoku şubatta 30.9 milyar daha artarak 4 trilyon 211 milyar lirayı buldu. Faiziyle birlikte toplam borç yükü 7.8 trilyon lirayı buluyor.

Ekonomik göstergelerde yaşanan bozulma dikkat çekerken, bozulma CHP Meclis Grubu’nun güncel ekonomi raporunda da sıralandı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Merkez Bankası rezervlerindeki erimeden işsizliğe kadar güncel verilerin paylaşıldığı raporda şu değerlendirmeler yer aldı:

Net rezerv eksi 41.6 milyar dolar: Merkez Bankası’nın, Suudi Arabistan’ın 5 milyar dolarlık mevduat yatırması ve Hazine’nin uluslararası piyasalardan yaptığı 2 milyar 250 milyon dolarlık borçlanmanın hesaplara girdiği 17 Mart’ta 126.9 milyar dolara yükselen brüt rezervi, 24 Mart’ta yeniden 124.7 milyar dolara geriledi. Net rezerv ise eksi 41.6 milyar dolara kadar düştü.

7.9 milyon işsiz: Gerçek işsizlik AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılına göre 4.6 puan arttı. 2022’de 7 milyon 928 bin kişiye ulaştı.

Yabancı çıkıyor: Merkez Bankası’nın verilerine göre son iki haftada yabancı yatırımcılar hisse senedi ve iç borçlanma piyasalarında net olarak 287 milyon dolarlık daha satış yaptı.

Borç 7.8 trilyon: Hazine’nin borç stoku şubatta 30.9 milyar daha artarak 4 trilyon 211 milyar lirayı buldu. Faiziyle birlikte toplam borç yükü 7.8 trilyon lirayı buluyor.

Stok azalmadı: Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati son yıllarda borç stokunun milli gelire oranının azaldığını iddia ediyor. Borç stokunun milli gelire oranı, 2017’de yani “tek adam rejimi”nden önce yüzde 28.2’ye kadar düşmüştü. Bu oran 2022’de yüzde 37.9’a çıktı.

Dolarizasyon arttı: Dövize endeksli olması nedeniyle kur korumalı mevduatlar da döviz mevduatlarına dahil edilerek hesaplanan gerçek dolarizasyon oranı yüzde 58’e çıktı.”

Paylaşın

Standard & Poor’s, Türkiye’nin Kredi Notunu Negatife Çevirdi

New York merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s Global, Türkiye’nin kredi notunu “B” olarak teyit ederken, görünümünü ise durağandan negatife revize etti. 

Standard & Poor’s, Türkiye’nin notu ile ilgili olumlu ve olumsuz senaryolar belirtti. Olumsuz senaryoda; Türkiye’nin finansal istikrarı veya kamu maliyesi üzerindeki baskının daha da artması durumunda, potansiyel olarak yenilenen kur değer kaybıyla bağlantılı olarak notların düşürülebileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda; para ve finans sektörü politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği artarken, başta Merkez Bankası net döviz rezervleri olmak üzere, ülkenin ödemeler dengesi pozisyonu güçlenirse notların yükseltebileceğine işaret edildi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global, Türkiye’nin kredi notunu teyit ederken, görünümünü aşağı yönlü revize etti. S&P Global’den yapılan açıklamaya göre, uzun dönem kredi notu “B” olarak teyit edildi. Kredi notunun görünümü “durağan”dan “negatif”e revize edildi.

S&P Global, negatif görünümün, Türkiye’nin kredibilitesine yönelik savunulamaz olarak kabul ettikleri parasal, mali ve ekonomik politika ortamlarından kaynaklanan riskleri yansıttığını belirtti. Kurum değerlendirmesinde, 2022 yılı için açıklanan düşük merkezi hükümet açığına rağmen, Türkiye için diğer genel kamu sektörü risklerinin arttığını belirtti.

Ekonomim’in aktardığına göre S&P Global, şubat ayındaki depremlerin ardından yeniden yapılanmanın, Türkiye’nin GSYH’sinin yüzde 12’si kadar iç ve dış finansman gerektireceğini öngörüyor.

İki senaryo

Derecelendirme kuruluşu, Türkiye’nin notu ile ilgili olumlu ve olumsuz senaryolar belirtti. Olumsuz senaryoda; Türkiye’nin finansal istikrarı veya kamu maliyesi üzerindeki baskının daha da artması durumunda, potansiyel olarak yenilenen kur değer kaybıyla bağlantılı olarak notların düşürülebileceği belirtildi.

Olumlu senaryoda; para ve finans sektörü politikalarının öngörülebilirliği ve etkinliği artarken, başta Merkez Bankası net döviz rezervleri olmak üzere, ülkenin ödemeler dengesi pozisyonu güçlenirse notların yükseltebileceğine işaret edildi.

S&P Global’in dolar/TL için beklentisi ise bu yıl sonunda 24,00, gelecek yıl sonunda 27,00 oldu.

Paylaşın

Türkiye’nin İlk Dijital Perakende Bankası Kuruldu: TOM Bank

TOM Bank, Türkiye’nin lisanslı ilk dijital perakende bankası oldu. Karar, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu‘nun (BDDK) onayının ardından Resmi Gazete’de yayımlandı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, 1,5 milyar TL başlangıç sermayeli olarak kurulan ve sadece dijital kanallarda hizmet verecek olan TOM Bank, Türkiye’de ve yurt dışında önemli başarılar elde etmiş, kendi kategorilerinde sektör lideri olan A101, English Home, Memorial Sağlık Grubu, Eve şirketlerini bünyesinde barındıran Aydın Grup hissedarları ve üst yönetimi tarafından kuruldu.

T.O.M. Şirketler Grubu’nun bir şirketi olacak dijital banka, etik bankacılık vizyonuyla %100 dijital ürün ve süreçlerle, sunduğu yenilikçi fırsatlar ve avantajlarla yüksek bir müşteri ağına ulaşmayı hedefliyor.

Bankacılık hizmetlerinin daha fazla kişiye ulaşmasına ve geleneksel bankaların sunduğu tüm hizmetlerin internetin olduğu her yerden ve mobilden erişilebilir olması anlamına gelen dijital bankacılığın ülkemize pek çok yenilik getireceğinin altını çizen TOM Bank Kurucusu ve Genel Müdürü Onur Özkan, “Avrupa ve Amerika’da hızla yükselen dijital bankacılık trendini yakından takip ederek Aydın Grup ve TOM Şirketler Grubu bünyesindeki tecrübe ve deneyimlerimizi bir araya getirmek istedik. Her cebin, her evin bankası olmak hedefiyle bankanın en teknolojik halini TOM Bank ile oluşturduk.

TOM Bank olarak kapsayıcılık ilkesi doğrultusunda finansal hizmetlerin erişimini kolaylaştırmayı amaçlayarak dijital bankacılık konusunda ülkemizde ses getirmeyi hedefliyoruz. Gruba bağlı Türkiye’nin dört bir yanına yayılan her ilçede en az bir mağazası bulunan A101’in yaygınlığının verdiği güçle hareket edeceğiz. Dünyanın lider ve en yenilikçi dijital bankalarından birisiolmak vizyonuna paralel bir şekilde, Türkiye’yi en yakın zamanda Avrupa’nın ilk 5 dijital bankasından biri olarak temsil etme hedefinde çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

TOM Bank, mikrokrediler ve TL, katılma, altın, euro, dolar hesaplarının ücretsiz olması şube giderlerinden yapılacak tasarrufların müşterinin lehine kullanılarak daha avantajlı teklifler sunma imkanını sağlayacak. Kişilerin tamamen mobil uygulama üzerinden kolayca müşteri olabildiği TOM Bank’in kritik avantajlarından bir tanesi de Türkiye’de bir ilk olan A101 mağazalarından şubeye gitmeden, masrafsız, komisyonsuz, teminatsız “Veresiye Kredi” imkanı sunması olacak.

Birkaç dakika içinde limit oluşturulup kredi kullandırabilecek teknolojik altyapısı ile müşteriler kendilerine yürüme mesafesinde olan her ilçedeki A101 mağazalarından nakit ihtiyaçlarını karşılayabilecekler. Bunun yanı sıra TOM Bank, müşterilerin ATM arama derdine de çözüm olacak. Sadece QR kod okutularak A101 kasalarından anında para çekme ve ödeme yapılmasını planlıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Para Basma Rekoru: Kağıt Ve Mürekkep Yetişmedi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) para basmak için banknot matbaasını gece gündüz çalıştırınca banknot kağıdı ve mürekkep alımı için yaptığı harcamalar yüzde 92 oranında, yani yaklaşık 2 kat birden artarak 508 milyon liraya fırladı.

Piyasadaki zamlardan kendisi de olumsuz etkilenen Merkez’in para basımı dışındaki genel faaliyet giderleri de bir yılda 3.7 kat artışla 740 milyona çıktı. Bu artışta İstanbul’a taşınma kapsamında yapılan yüklü harcamalar etkili oldu. Merkez’in maaş giderindeki artış da yüzde 72’yi buldu.

Enflasyonla mücadelede başarı sağlayamayan Merkez Bankası çareyi para basmakta buldu. Merkez Bankası banknot matbaasını gece gündüz çalıştırınca piyasadaki banknot miktarındaki artış yüzde 24’e yükselerek son 10 yıl ortalamasının iki katına ulaştı.

Emisyon hacmi de bir yılda 2.5 kata yakın arttı. Enflasyon paranın değerini düşürdüğü için Merkez Bankası 200 TL’lik banknotların basımına ağırlık verdi. Yıl boyunca basılan her 6 banknottan yaklaşık 5’i 200 TL’lik banknotlardan oluştu.

Merkez Bankası 2022 Faaliyet Raporu’na göre, 2022 yılına girildiğinde piyasada 2 milyar 855 milyon adet banknot bulunuyordu. 200, 100, 50, 20,10 ve 5 TL’lik kupürlerden oluşan bu banknotların sayısı yılın sonuna gelindiğinde 3 milyar 540 milyona yükseldi.

Sözcü gazetesinden Erdoğan Süzer’in haberine göre; Merkez Bankası bir yıl içerisinde tam 685 milyon adet yeni banknotu basıp piyasaya sürdü. Banknot matbaası geçen yıl neredeyse tüm mesaisini 200 TL basımına harcadı. Basılan 685 milyon adet yeni banknotun 493 milyonu 200 TL, 72 milyonu 100 TL olmak üzere 565 milyonu büyük banknottan oluştu.

50, 20,10 ve 5 TL’lik banknotlardan ise sadece 120 milyon adet basıldı. Son bir yılda piyasadaki 200 ve 100 TL’lik banknotların miktar olarak payı yüzde 55’ten 61’e; değer olarak payı da yüzde 40.3’ten yüzde 56.6’ya fırladı.

Kağıt ve mürekkep yetişmedi

Merkez Bankası para basmak için banknot matbaasını gece gündüz çalıştırınca banknot kağıdı ve mürekkep alımı için yaptığı harcamalar yüzde 92 oranında, yani yaklaşık 2 kat birden artarak 508 milyon liraya fırladı.

Piyasadaki zamlardan kendisi de olumsuz etkilenen Merkez’in para basımı dışındaki genel faaliyet giderleri de bir yılda 3.7 kat artışla 740 milyona çıktı. Bu artışta İstanbul’a taşınma kapsamında yapılan yüklü harcamalar etkili oldu. Merkez’in maaş giderindeki artış da yüzde 72’yi buldu.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Bankalar, Şoklarına Karşı Stres Testi Yapmaya Başladı

14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Ekonomi piyasalarının önemli aktörleri de seçimin olası sonuçlarına göre hazırlıklar yapıyor: Büyük bankalar piyasa şoklarına karşı stres testi yapmaya başladı.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’in dört sektör kaynağına dayandırdığı haberine göre bankalar, geçmiş dönemlerde yürürlüğe giren idari düzenlemelerin de etkisinin görülmesiyle kârlarının düşmesini bekliyor.

Banka yöneticileri, yeni ekonomi politikaları kapsamında 2021 yılı sonundan beri yürürlüğe sokulan yüzden fazla yeni kuralın etkilerinin ölçülmesinin hedeflendiğini belirtti.

14 Mayıs’taki seçimlerinin sonucunun kestirilmesi zor olsa da bankalar mevduatlara uygulanan yüksek faizle kredilere uygulanan düşük faiz arasındaki farkın yılın ikinci yarısında bilançoları vuracağından emin.

Bu da geçtiğimiz yıl büyük oranda enflasyona endeksli tahviller sayesinde rekor karlar açıklayan bankalar için alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.

İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bankacılar, ekonomik sıkıntılar taşma noktasına geldiği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden kazanması halinde ekonomik programı değiştirmesi gerekeceğini belirtti.

Büyük bir bankanın üst düzeyli yöneticisi “Olası kur, faiz ve kredi şoklarına karşı bankalar stres testleri uygulamaya başladı,” ifadelerini kullandı.

Bir diğer yönetici de firmaların olası market çalkantıları ve bunun halihazırdaki kredilere etkilerini görmek için bilançolarını test ettiklerini belirtti. Yönetici “her bankanın uyguladığı testin senaryosu farklı,” sözlerini kullandı.

Dört bankacının tamamı da düşük faiz politikasının sürdürülemez olduğunu ve uzaması halinde piyasalarda felakete yol açabileceğini vurguladı.

Bankacılık sektörünün geçen yıl düzgün işlemediğini söyleyen Bluebay Varlık Yönetimi Yükselen Piyasalar Şefi Polina Kurdyavko “Kredi kaynağını yönetmek için 200 düzenlemeyi geleneksel olmayan para politikası ortamında getirirseniz…bu işe yaramaz,” ifadelerini kullandı.

Kuryavko seçimleri kim kazanırsa kazansın ekonomi alanında işinin zor olacağını vurguladı.

Paylaşın

IMF’den “Küresel Finansal İstikrar Risk Altında” Uyarısı

Çin Kalkınma Forumu’nda ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmede bulunan IMF Başkanı Georgieva, bankacılık sektöründeki çalkantılar nedeniyle küresel ekonominin mali istikrara yönelik risklerle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

Küresel ekonominin durgunluğuna kıyasla Çin ekonomisinin güçlü bir şekilde toparlandığına işaret eden Georgieva, IMF’nin ocak ayında Çin ekonomisinin yüzde 5,2 büyüyeceği tahminini ileri sürdüğünü, bu oranın 2022 yılındaki büyüme oranından 0,2 puan daha yüksek olduğunu ifade etti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, Pekin’de küresel üst düzey yöneticilerin bir araya geldiği Çin Kalkınma Forumu’nda konuştu.

Konuşmasına Pekin, ısınan havalar ve açmaya başlayan çiçeklerle ilgili bir tiratla başlayan Georgieva “Ancak dünya ekonomisi için bahar henüz gelmedi” dedi. “2023’ün zorlu bir yıl daha olmasını bekliyoruz” dedi.

Georgieva, Silicon Valley Bank’ın çöküşü ve Credit Suisse’in UBS tarafından İsviçre hükümeti aracılığı ile kurtarılmasının ardından finansal istikrara yönelik risklerin arttığı konusunda uyarı yaptı. Artan faiz oranlarının borçlar üzerinde baskı yarattığını ve kredi verenler de dahil olmak üzere önde gelen ekonomilerde “strese” yol açtığını söyledi.

Georgieva, artan borçlanma maliyetlerinin Ukrayna’daki savaş ve Covid-19 salgınının yaralarıyla birleşerek büyümeyi boğduğunu ifade etti. Bankacılık sektöründe yaşanan kargaşanın finansal istikrara tehdit olduğunu ekledi.

Georgieva ” Enflasyonla mücadele için uzun süreli düşük faiz oranlarından çok daha yüksek faiz oranlarına yapılan hızlı geçiş, bankacılık sektöründeki son gelişmelerde gördüğümüz gibi, kaçınılmaz olarak stres ve kırılganlıklar yaratıyor” diye konuştu.

Küresel ekonominin durgunluğuna kıyasla Çin ekonomisinin güçlü bir şekilde toparlandığına işaret eden Georgieva, IMF’nin ocak ayında Çin ekonomisinin yüzde 5,2 büyüyeceği tahminini ileri sürdüğünü, bu oranın 2022 yılındaki büyüme oranından 0,2 puan daha yüksek olduğunu ifade etti.

Kristalina Georgieva, “Çin ekonomisinde görülen toparlanma, bu yıl Çin ekonomisinin dünya ekonomisine katkısının üçte bir oranına ulaşacağı, hatta bu oranı geride bırakacağı anlamına geliyor. Yaptığımız analizler, Çin ekonomisinde kaydedilen yüzde 1’lik büyümenin Asya ülkelerinin ekonomilerine yüzde 0,3’lük artış getirebildiğini kanıtlıyor. Çin’in toparlanması şu an çok sağlam ve güçlü” diye konuştu.

Paylaşın

İhtiyaç Kredisi Faizi Yüzde 30,35 İle Yılın Zirvesini Yeniledi

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) ortalamasına göre 17 Mart itibariyle ihtiyaç kredi faizi yıllık yüzde 30,35’e çıktı. Bu ihtiyaç kredisi faizi 2023 yılının ikinci en yüksek ihtiyaç kredisi faizi seviyesi oldu.

Oysa Merkez Bankası 10 Mart’ta uygulamaya aldığı ve 13 Mart itibariyle yeniden düzenlediği regülasyonuyla bankaların ihtiyaç kredi faizinde belli oranı aşmaları durumunda ek menkul kıymet tesisi zorunluluğu tanımladı.

Kredi faizleri özellikle son düzenlemenin ardından ihtiyaç kredilerinde ikinci kez yılın zirvesine çıkarken ticari kredi faizleri son haftada gerilese de büyümesi ivme kaybetti. Merkez Bankası verilerine göre 17 Mart haftası itibariyle ihtiyaç kredisi faizi bir önceki haftaya göre tam 3.87 puan birden artarak yüzde 26,48’den yüzde 30,35’e fırladı.

Ekonomi gazetesinden Şebnem Turhan’ın haberine göre; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verileri de ihtiyaç kredisinde Merkez Bankası regülasyonu öncesinde yüzde 5’i aşan haftalık büyümenin yüzde 0,26’ya kadar düştüğünü ortaya koydu. Bankacılık sektörü kaynakları faizlerdeki artıştan ziyade kullandırım rakamlarının oldukça düştüğünü yüksek oranlı kredi vermekten bankaların kaçındığını vurgularken bankaların seçime kadar risk almamaya çalıştığını dile getirdi.

Merkez Bankası haftalık verileri ihtiyaç kredilerinde 17 Mart itibariyle sert bir yükseliş yaşandığını gösteriyor. Bazı bankalar aylık ihtiyaç kredi faizini yüzde 3,65’e kadar yükseltirken Merkez Bankası ortalamasına göre 17 Mart itibariyle ihtiyaç kredi faizi yıllık yüzde 30,35’e çıktı. Bu ihtiyaç kredisi faizi 2023 yılının ikinci en yüksek ihtiyaç kredisi faizi seviyesi oldu. Oysa Merkez Bankası 10 Mart’ta uygulamaya aldığı ve 13 Mart itibariyle yeniden düzenlediği regülasyonuyla bankaların ihtiyaç kredi faizinde belli oranı aşmaları durumunda ek menkul kıymet tesisi zorunluluğu tanımladı.

Daha önce ticari kredi faizlerine getirilen ve şimdi ihtiyaç kredileri için de uygulanan düzenlemeyle İhtiyaç kredilerinden faiz/kâr payı oranı Merkez Bankası’nca ilan edilen yıllık bileşik referans oranın 1.8 ile 2.0 (dâhil) katı arasında olanların birinci kademede yani yüzde 20 oranında, 2.0 katından yüksek olanların ise ikinci kademede yüzde 90 oranında menkul kıymet tesisine tabi olması kararlaştırıldı.

Bundan sonra ise bankacıların yaptığı hesaplamalara göre ihtiyaç kredisi faizi yüzde 18,6’yı aştığında yüzde 20, yüzde 20,6’yı aştığında ise yüzde 90 oranında ek menkul kıymet alım zorunluluğu oluşacak. Ancak 70 bin liraya kadar olan ihtiyaç kredileri menkul kıymet tesisinden muaf tutuldu.

Veriler bankacılık sektöründe ortalama ihtiyaç kredisi faizinin Merkez Bankası’nın neredeyse yüzde 90 oranında ek menkul kıymet tesisi zorunluluğu getirdiği faiz oranından 10 puan daha yüksekte olduğunu ortaya koyuyor. Bankacılık sektörü kaynakları bir süredir yüzde 29-30 seviyesinde bulunan ihtiyaç kredisi faizinin özellikle kamu bankalarının da ilgisinin artmasıyla mart ayı başında yüzde 26’nın altına gerilediğini hatırlattı.

Ancak kaynaklar ardından Merkez Bankası’nın ihtiyaç kredisi faizine yönelik ek menkul kıymet tesisi zorunluluğu geldiği ve seçim takvimi netleştiğine işaret ederek ABD’deki banka batışı ile ardından ABD ve Avrupa’da bankacılık sektöründeki endişenin de tüm bunlara eklendiğini dile getirdi.

Tüm bu olumsuzlukların ve belirsizliklerin üst üste gelmesinin zaten regülasyonlar nedeniyle bilanço yönetiminde zorluk çeken bankacılık sektörünü daha da isteksiz hale getirdiğini vurgulayan bankacılık sektörü kaynakları net faiz gelirinin negatif olmasının da kredi iştahını kestiğini vadeleri ise kısalttığını vurguladı. Özellikle seçimden sonra sonuca göre ya regülasyonların ya da belirsizliğin kalkmasının beklendiğini kaydeden bankacılık sektörü kaynakları risk almak yerine bankaların bu döneme kadar kredilerde kendilerini rölantiye aldıklarını ifade etti.

BDDK verileri de iştahın hızla azaldığını ortaya koyuyor. BDDK’nın haftalık bankacılık verileri TL cinsi ihtiyaç kredi hacminin 17 Mart haftasında bir önceki haftaya göre sadece yüzde 0,26 büyüdüğünü ve 795 milyar 21 milyon liraya yükseldiğini gösteriyor. Oysa ki 24 Şubat haftasında bir önceki haftaya göre ihtiyaç kredi hacminde büyüme yüzde 5,81, 3 Mart haftasında yüzde 1,83, 10 Mart haftasında ise yüzde 2,28 olmuştu. Bankalar ihtiyaç kredilerinde frene basarken tüketiciler de çareyi bu yılın tamamında olduğu gibi kredi kartı ve kredili mevduat hesaplarında buldu. Merkez Bankası’nın faiz indirimleri nedeniyle kredi kartı ve KMH faiz oranları yüzde 1,36, gecikme faizi ise yüzde 1,66 seviyesinde bulunuyor.

TL mevduat faizi yüksek seviyede

Tüketici kredilerinde geçen hafta taşıt ve konut kredisi faizlerinde de hafif bir kıpırdanma yaşandı. Taşıt kredi faizi 0.45 puan artışla yüzde 25,17’ye, konut kredisi faizi de 0.10 puan artışla yüzde 16,5 seviyesine çıktı.

Merkez Bankası verilerine göre TL mevduat faizlerinde en çok tercih edilen 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizinde 17 Mart haftası itibariyle oran yüzde 27,64. Böylece 3 aya kadar vadeli TL mevduat faizi geçen yılsonuna göre 3.47 puan yükseldi. Toplam mevduat faizi ise yüzde 19,51, bu oran da geçen yılsonuna göre 0.95 puan yükseldi. İhtiyaç kredisi faizinde ise durum tersine işledi. İhtiyaç kredisi faizi yılsonuna göre 0.97 puan arttı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre TL cinsi taksitli ticari krediler geçen hafta hafif de olsa hareketlendi. Bir önceki hafta yani 10 Mart haftasında ticari kredi faizi sert yükselmiş kredi hacmi büyümesi de olumsuz etkilenmişti. 17 Mart haftasında ise TL kredi faizi 1.49 puan düşerek yüzde 14,68’e geriledi, kredi kart ve kredili mevduat hariç TL ticari kredi faizi ise 1.82 puan azalarak yüzde 14,28’e düştü. Bu faiz düşüşü haftalık kredi hacminin büyümesinde ivmenin artmasına neden oldu ve 17 Mart haftasında kredi hacmi yüzde 1,23 arttı. TL cinsi taksitli ticari kredi hacmi 714.7 milyar liraya çıktı.

Paylaşın

2022 Yılında Merkez Bankası’nın Kur Zararı 328 Milyar TL

2022 yılını 72 milyar 22 milyon lira kârla kapatan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), kurlardaki artış yüzünden 328.5 milyar lira zarar etti. Zarar henüz gerçekleşmediği için bilançoda göründü ancak kârını bozmadı.

Sözcü gazetesinin haberine göre; Merkez Bankası, genel kurul toplantısını önümüzdeki hafta salı günü gerçekleştirerek kâr dağıtım işlemini sonuçlandıracak. Resmi Gazete’de yayımlanan bilançoya göre Merkez Bankası bu yıl Hazine ve Maliye Bakanlığı’na 21.9 milyar lira civarında vergi ödeyecek.

Ayrıca yine Hazine’ye 7 milyar 799 milyon lira da ihtiyat akçesi ödemesi yapacak. Kâr üzerinden kötü günler için ayıracağı ihtiyat akçesi ise 9.4 milyar lira civarında olacak.

AFAD’a 30 milyar verilecek

Merkez Bankası 72 milyar liralık kârından ihtiyat akçesini ayırdıktan sonra geriye kalan 62.6 milyarı Hazine’ye kâr payı olarak gönderecek. Ancak bu yıl deprem için AFAD’a söz verildi. Bu nedenle 30 milyar liranın AFAD’ın hesabına aktarılması gerekiyor.

Bu aktarımdan sonra geriye kalan 32.6 milyar lira Hazine’ye ödenecek. Böylece 7.8 milyarlık ihtiyat akçesi ve 21.9 milyar liralık vergiyle birlikte bütçeye aktarılacak toplam kaynak 62.3 milyar lirayı bulacak. AFAD’a yapılacak ödemeyle birlikte Merkez’in seçim öncesi bütçeye katkısı 92.3 milyar liraya ulaşacak.

Yıllar sonra ilk kez kurdan zarar etti

Döviz varlıkları döviz yükümlülüklerini karşılayamadığı için net döviz açığı yaşayan Merkez Bankası geçen yıl kurlardaki artış nedeniyle 328.5 milyar lira kur zararı yaşadı. Bu zarar henüz gerçekleşmediği için bilançonun aktif tarafındaki değerleme hesabına yazıldı.

Yasa gereği gerçekleşmemiş değerleme farkı dönem kazancından düşülmediği için bu durum Banka kârını etkilemedi. Bugüne kadar kurdan kâr eden Merkez, yıllar sonra ilk kez kur zararı yaşadı. En son 2021 bilançosunda son ayda yapılan düzeltmeyle kur zararı kur kârına dönüşmüştü.

Paylaşın

Merkez Bankası, Faiz Oranını Yüzde 8,5’ta Sabit Tuttu

Merkez Bankası, politika faizini yüzde 8,5’ta sabit tuttu. Banka geçen yıl üst üste dört kez faiz indirimine gitmiş, geçen ayki toplantısında politika faizini 50 baz puan düşürmüştü.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart ayı Para Politikaları Kurulu (PPK) toplantısı Başkan Şahap Kavcıoğlu başkanlığında düzenlendi.

Toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Yakın dönemde iktisadi faaliyete ilişkin açıklanan veriler tahmin edilenden daha olumlu seviyelerde gerçekleşmesine rağmen, jeopolitik risklerin ve faiz artışlarının da etkisi ile gelişmiş ülke ekonomilerinde resesyon endişeleri sürmekte, finansal istikrarı tehdit eden koşulların oluştuğu gözlenmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı:

“Kurul, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde belirttiği üzere, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir…

“Uygulanan bütüncül politikaların desteğiyle enflasyonun seviyesinde ve eğiliminde iyileşmeler görülmeye başlanmakla birlikte, depremin yol açtığı arz-talep dengesizliklerinin enflasyon üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması deprem sonrasında daha da önemli hale gelmiştir. Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir.

Kurul, para politikası duruşunun fiyat istikrarı ve finansal istikrarı koruyarak deprem sonrası gerekli toparlanmayı desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir. Depremin 2023 yılının ilk yarısındaki etkileri yakından takip edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması için Liralaşma Stratejisi’ni tüm unsurlarıyla uygulayacaktır.”

“Daha da düşüreceğiz”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu toplantı öncesi 1 Şubat’ta TRT’de yaptığı açıklamada, ”Dünyada faizi sürekli yükselttiler. Ben de tam aksine faizi indirmenin mücadelesini verdim. Şu anda bizde faiz yüzde 9, bunu daha da düşüreceğiz” demişti.

TCMB, geçen yıl dört toplantıda toplam 500 baz puanlık faiz indirimine gitmiş, Aralık ve Ocak aylarında ise politika faizini yüzde 9’da sabit bırakmıştı. Merkez Bankası, Şubat toplantısında ise faizi 50 baz puan aşağı çekerek yüzde 9’dan yüzde 8,5’e indirmişti.

Batı’da faiz artırımları sürüyor

Amerikan merkez bankası Federal Reserve (Fed), Çarşamba günkü toplantısında faizleri 0,25 puan artırarak yüzde 4,75’e yükseltmişti. Bugün de Norveç Merkez Bankası 0,25’lik artırımla faizleri yüzde 3’e, İsviçre Merkez Bankası da 0,5 puanlık artışla yüzde 1,5’e yükseltti.

Paylaşın

ABD Merkez Bankası FED, Politika Faizini 25 Baz Puan Artırdı

ABD Merkez Bankası FED, bugünkü toplantıda politika faizini 25 baz puan artırdı. FED geçen yıl boyunca, bankaların borçlanma faizini sıfıra yakın bir seviyeden yüzde 4,5’in üzerine çıkardı. Bu oran, 2007’den bu yana en yüksek seviye demek.

FED, iki ABD bankasının çöküşüyle mali piyasalarda yaşanan son karmaşanın ortasında, borçlanma maliyetlerinde daha fazla artışa ara vermenin eşiğinde olduğunun sinyalini verdi. Son hamle FED’in gösterge gecelik faiz oranını yüzde 4,75- yüzde 5,00 aralığında belirledi.

Ancak bu ay Silikon Vadisi Bankası (SVB) ve Signature Bank’ın ani iflaslarının yol açtığı önemli bir değişimle, FED’in son politika açıklamasında artık faizlerde “devam eden artışların” muhtemelen uygun olacağı söylenmiyor.

Bu ifade, 16 Mart 2022’de faiz arttırım döngüsünü başlatma kararından bu yana her politika açıklamasında yer alıyordu.

Bunun yerine, politika belirleyici Federal Açık Piyasa Komitesi sadece “bazı ek politika sıkılaştırmalarının uygun olabileceğini” söyleyerek, FED’in bir sonraki toplantısında da çeyrek puanlık bir faiz artışının ardından, belki de ilk durma noktasına varılmasına açık kapı bıraktı.

Politika açıklamasında ABD bankacılık sisteminin “sağlam ve dirençli” olduğu belirtilse de, bankacılık sektöründeki son stresin “hane halkı ve işletmeler için daha sıkı kredi koşullarına neden olabileceği ve ekonomik faaliyet, işe alımlar ve enflasyon üzerinde baskı yaratabileceği” de kaydedildi.

Politika kararına muhalefet şerhi düşülmeyen belgede, enflasyonla mücadelenin kazanıldığına dair bir varsayımda da bulunulmadı.

Yeni açıklamada enflasyonun “gevşediği” ifadesine yer verilmedi; bunun yerine enflasyonun “yüksek seyretmeye devam ettiği” belirtildi.

FED, istihdam artışlarının da “güçlü” olduğunu kaydetti.

Yetkililer işsizlik oranının 2023 yılını, Aralık ayı itibariyle görülen yüzde 4,6’nın biraz altında, yüzde 4,5 olarak tamamlayacağını öngördü. Ekonomik büyüme görünümü, önceki tahminlerdeki binde 5’ten hafif bir düşüşle binde 4’e geriledi. Son tahminlerde yüzde 3,1 olan enflasyonun yılı yüzde 3,3 ile tamamlaması öngörülüyor.

Bu hafta yapılan iki günlük toplantının sonucu, Merkez Bankası’nın stratejisinin sadece iki hafta öncesine göre ani bir şekilde yeniden konumlandırılmasına işaret ediyor.

İki hafta önce FED Başkanı Jerome Powell, Kongre’de verdiği ifadede, beklenenden daha sıcak seyreden enflasyonun Merkez Bankası’nı faiz oranlarını daha yüksek ve muhtemelen beklenenden daha hızlı arttırmaya zorlayacağını söylemişti.

Ancak 10 Mart’ta önce SVB, ardından Signature Bank’ın çöküşü, bankacılık sektörünün sağlığına ilişkin daha geniş endişelerin altını çizdi ve FED’in daha fazla faiz arttırımının ekonomiyi mali bir krize doğru sürükleyebileceği olasılığını arttırdı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın