Moody’s Türkiye’nin Kredi Notunu ‘B2’ Olarak Teyit Etti

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, yeni raporunda Türkiye ekonomisi için mevcut B2 olan notunu teyit etti ve ‘öngörülemeyen politikalar’ gerekçesiyle negatif olan görünümü de korudu. Moody’s raporunda, Türk Lirası üzerindeki baskıdan bağımsız olarak, ülkenin ‘dış kırılganlık riskinin’ azaldığını belirtti.

Moody’s, Türkiye’nin kamu maliyesinin nispeten güçlü kalmasını beklediğini, Türkiye’nin kamu borcunun da 2022’de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık %40 oranında kalacağını öngördü.

Türk özel sektörünün kur oynaklığına karşı nispeten direnç gösterdiği belirtilen raporda, öngörülemeyen politikalara atıfta bulunarak Türkiye’nin negatif olan görünümü teyit edildi.

Moody’s ayrıca “Mevcut ekonomi politikası, önümüzdeki aylarda daha yüksek enflasyona yol açacak, hane halkının satın alma gücünü aşındıracak ve düşük faiz oranlarına rağmen büyümede keskin bir yavaşlama olasılığını artıracaktır.” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kasım ayında enflasyonun 3,51 artarak yıllık bazda yüzde 21,31 olduğunu duyurdu. TÜİK’in kasım ayına ilişkin cuma günü açıkladığı verilere göre, Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 21,31, aylık yüzde 3,51 arttı.

Moody’s derecelendirme kuruluşunun yanı sıra Fitch de önceki günkü açıklamasında, Türkiye’nin kredi notunu ‘BB-‘ olarak teyit ederken, kredi notunu görünümünü negatife çevirdi. Kurum Türkiye’nin büyüme beklentisini ise yüzde 9,2’den yüzde 10,5’e çıkardı.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global ise Merkez Bankası’nın piyasaya dolar sürerek, Türk lirasında değer kaybını önlemeye çalışmasının Türkiye’yi daha fazla hasar alma riskiyle karşı karşıya bıraktığı uyarısında bulunmuştu.

Paylaşın

İTO Açıkladı: İstanbul’un Enflasyonu 18 Yılın Zirvesinde

İstanbul Ticaret Odası (İTO), ‘Kasım 2021 Fiyat İndeksleri’ verilerini açıkladı. İstanbul’da perakende fiyatlar kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 4.71, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 24.05 artış gösterdi. Toptan fiyatlar ise aylık bazda yüze 6.77, yıllık bazda yüzde 34.08 oranında yükseldi.

Haber Merkezi / Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre, konut harcamalarında yüzde 9.52, diğer harcamalar grubunda 5.60, kültür-eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 5.45, ev eşyası harcamalarında yüzde 3.88, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 3.40, gıda harcamalarında yüzde 3.15, giyim harcamalarında yüzde 2.34, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 0.68 artış görüldü.

Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, kimyevi maddeler grubunda yüzde 23.17, madenler grubunda yüzde 11.18, gıda maddeleri grubunda yüzde 7.04, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 4.14, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 4.08, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 4.03, mensucat grubunda yüzde 1.07 artış kaydedildi.

İTO’nun açıkladığı verilere göre perakende fiyatlardaki yıllık artış hızı 2003’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. İTO fiyat artışları, TÜİK enflasyon verisi için özellikle alt kalemler bazında önemli bir öncü gösterge olarak takip ediliyor.

Paylaşın

Açlık Sınırı 3 Bin 890, Yoksulluk Sınırı 13 Bin 13 TL’ye Yükseldi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMU-AR, ‘Açlık ve Yoksulluk Kasım 2021’ araştırma sonuçlarını açıklandı. Buna göre, açlık sınırı 3 bin 890 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı ise 13 bin 13 lirayı aştı.

Haber Merkezi / Açlık sınırı kasımda bir önceki aya göre 182 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 230 lira ve yoksulluk sınırı da 412 lira arttı. Ocak-kasım döneminde ise açlık sınırı 744 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1.166 lira arttı. Ailelerin gıda ve gıda dışı ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcama tutarını gösteren yoksulluk sınırı da yılın ilk 11 aylık döneminde toplam 1.910 liralık artışla 13 bin 97 lira oldu.

Açlık sınırında yaşanan bu artış, aralık ayında belirlenecek asgari ücretin 5 bin liranın üzerinde bir noktaya çıkarılması ve diğer maaş ve ücretlere bu yıl başında yapılacak zamların da bu rakam esas alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini gösteriyor. Kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerine ocak ayında yapılacak yüzde 5 oranındaki zammın yükselen bu enflasyon trendini karşılamakta oldukça yetersiz kalacağı gözleniyor, bu nedenle de kamu çalışanlarına yıl başında yapılacak zamların da yeni enflasyon dinamikleri dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerekiyor.

Açlık sınırı

Dört kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için alması gereken kaloriyi sağlayacak gıda maddelerinden oluşturulan bir sepete bir ay süreyle ödenmesi gereken para kasım ayı için 3 bin 890 lira olarak hesaplandı.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan pazar ve marketlerden derlenen fiyatlara göre sağlıklı beslenebilmek için et- balık – yumurta için aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 114 lira, geçen yıl aralık ayındaki düzeyine göre 236 lira ve son bir yılda ise 241 lira artarak 1.159 liraya çıktı. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 9 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 21 liralık artışla 107 lira oldu.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama kasımda bir önceki aya göre 1 lira azalırken, yılın ilk 11 aylık döneminde 222 lira ve geçen yılın kasım ayına göre ise 199 lira artarak 886 lira oldu. Meyve için harcanması gereken para kasımda 29 lira azalarak 302 liraya inerken son 11 ayda 20 liralık, son bir yılda 30 liralık artış yaşandı. Sebze harcamasının parasal tutarı da kasımda önceki aya göre 19 lira arttı, geçen yılın sonuna göre ise 13 lira azalarak 340 lira oldu.

Kasımda 594 liraya yükselen ekmek, un ve makarna için yapılması gereken harcama son bir ayda 54 lira, son bir yıllık dönemde ise 162 lira arttı. Pirinç ve bulgur harcamaları kasımda de değişmezken son bir yılda 3 lira azalarak 85 lira oldu. Sıvı yağ ve margarin için yapılması gereken harcama kasımda 5 lira, son bir yılda ise 24 lira artarak 89 lira oldu.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da kasımda 8 lira artarak 252 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 5 lira daha artarak 75 liraya çıktı. Kasımda açlık sınırı yetişkin bir erkek için 1.118 lira, yetişkin bir kadın için 894 lira, çocuk için 671 lira ve genç için de 1.207 lira oldu.

Gıda dışı harcamalar

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı harcamaların fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da kasımda 9 bin 207 liraya çıktı.

Kasımda giyim ve ayakkabı harcamaları 701 liraya çıktı. Barınma (kira dahil) harcamaları 1.989 liraya yükseldi. Ev eşyası harcamaları 1.097 lira, sağlık harcamaları 407 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 1.893 liraya çıktı, haberleşme harcamaları 526 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 364 liraya çıktı. Eğitim harcamaları 289 lira olurken, otel harcamaları 791 lira, diğer mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 580 lira olarak hesaplandı. Alkollü içki ve sigara harcamaları ise 571 lira oldu. Gıda dışı harcamalarda bu yılın ilk 11 aylık döneminde 1,166 lira son bir yılda ise 1.239 liralık artış yaşandı.

Yoksulluk sınırı

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için yapması gereken zorunlu gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise kasımda 13 bin 97 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, bu yılın ilk 11 aylık döneminde 1.910 liralık artış yaşandı. Son bir yıllık artış ise 2 bin 28 lira oldu.

Paylaşın

TÜİK: Türkiye Üçüncü Çeyrekte Yüzde 7.4 Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz-Eylül dönemine ilişkin dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre, GSYH, 2021 yılı üçüncü çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,4 arttı.

Haber Merkezi / GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2021 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 25,4, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 22,6, hizmetler yüzde 20,7, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 11,7, sanayi yüzde 10,0, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 8,3 ve gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,7 arttı. Finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 19,9, inşaat yüzde 6,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık ise yüzde 5,9 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2021 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,8 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 35,5 artarak 1 trilyon 915 milyar 467 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 225 milyar 497 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının tüketim harcamaları, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 9,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 9,6 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 2,4 azaldı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 25,6 artarken ithalatı yüzde 8,3 azaldı.

İşgücü ödemeleri, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,3, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 38,6 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 30,1 iken bu oran 2021 yılında yüzde 29,8 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 54,4’ten yüzde 54,6’ya yükseldi.

Paylaşın

Türkiye İçin ‘Hiperenflasyon’ Uyarısı

İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden Financial Times (FT) ‘Türkiye hiperenflasyonun eşiğinde mi?’ başlıklı dikkat çeken bir haber yayınladı. FT, Türk lirasının değer kaybının ülkede hiperenflasyona yol açabileceği uyarısı yaptı.

FT, yazıda, “Ülkenin merkez bankası, tüketici fiyat endeksinin ekim ayında yıllık yüzde 19,9 artmasına rağmen, üst üste üçüncü kez ana faiz oranını indirdi. Kasım ayında yüzde 15’e düşürdü.” dedi.

Reuters anketini hatırlatan FT, cuma günü yıllık enflasyonun yüzde 20 barajını aşması ve yüzde 20,7’ye ulaşmasının beklendiğine dikkat çekti. Financial Times, “Bu, ülkenin döviz krizinde sarsıldığı Kasım 2018’den bu yana en yüksek oran olacak.” dedi.

“Türkiye, kasım ayının başından bu yana liranın dolar karşısında yüzde 28 değer kaybetmesini korkuyla izliyor.” diyen FT, analistlerin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın düşük faiz oranı politikasından vazgeçmeyi reddetmesi halinde Türkiye’nin hiperenflasyona yönelebileceği konusunda uyardığını aktardı.

Gazete, Türkiye’nin “Lira düştükçe giderek daha pahalı hale gelen ithalat ve diğer hammaddelere büyük ölçüde bağımlı” olduğunu kaydetti.

“Enflasyon yüzde 30’a doğru yükselebilir”

Fransa merkezli Societe Generale bankası stratejistleri tarafından hazırlanan bir raporda da Türk lirasındaki değer kaybının hiperenflasyon yol açabileceği ifade edilmişti.

İnsanların bankalardaki varlıkları çekmeye yönelebileceği belirtilen raporda TL’deki hızlı değer kaybıyla enflasyonun yüzde 30’a doğru yükselebileceği kaydedildi.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Açlık Sınırı 3 Bin 191, Yoksulluk Sınırı 10 Bin 395 TL

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), ‘Kasım Ayı Açlık ve Yoksulluk Sınırı’ raporunu açıkladı. Açıklanan rapora göre, kasımda dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 3 bin 191.6 TL’yi aşarken, yoksulluk sınırı da 10 bin 396 TL’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Rapora göre, dövizde yaşanan artış, elektrik, doğalgaz, benzin fiyatlarına yansıması, üretim girdi maliyetlerindeki yükselme, temel mal ve hizmetlere gelen yüksek zamlar, dar ve sabit gelirli milyonlarca ailenin geçim şartlarını daha da ağırlaştırdı. Günbegün artan fiyatlar karşısında zaten yetersiz olan ücret gelirlerinin satın alma gücü daha da geriledi. AB üyesi ülkelere göre Türkiye asgari ücretin en düşük olduğu ülke durumuna geldi. Dört kişilik ailenin açlık sınırı bile mevcut asgari ücretin üstünde oldu. Bu ay itibariyle tek bir kişinin yaşama maliyeti de net asgari ücreti 1.078 TL geçti.

Gıda maddeleri fiyatlarında artışın devam ettiğini ortaya koydu. Bu durum, başta ücretli çalışanlar ve emeklileri olmak üzere, geniş bir toplum kesiminin yaşama şartlarını olumsuz etkilemeye devam etti. Ücret gelirlerinde belirli bir artış sağlanmasına karşın yetersiz kalan gelir karşısında çalışanların mağduriyeti devam etti.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 3.191,55 TL’ye, Gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 10.395,91 TL’ye, Bekâr bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ ise aylık 3.902,57 TL’ye yükseldi.

“Çalışanlar içinden çıkılmaz bir batağa sürüklenmiştir”

Dört kişilik bir ailenin sadece gıda harcaması (mutfak masrafı) geçen aya göre 98 TL, geçen yıla göre 675 TL artmıştır. Yapılması gereken toplam harcama tutarı (aile bütçesi) ise aylık 320 TL ve yıllık 2.198 TL tutarında artmıştır. Zorunlu ihtiyaçlar için geçen yıla göre yapılması gereken ek harcama tutarı kadar hane halkı gelirinde artış sağlanamadığı durumda, aradaki farkın borçlanmayla karşılanması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Dar ve sabit gelirli kesimler tasarruf etme aşamasını geride bırakmıştır. Ücretli çalışanların kullandığı ihtiyaç kredisi ile kredi kartı borcu, geçim sıkıntısının üzerine yaşamı sıkı cendereye alan bir yük halindedir. Çalışanlar içinden çıkılmaz bir batağa sürüklenmiştir.

Dar ve sabit gelirli kesimler açısından ekonomideki gelişmelerin yansıması olumsuzdur. Sürdürülebilirlik kalmamıştır. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde, gelir dağılımının daha da bozulması, işsizlik ve yoksulluğun daha da artması öngörülebilir bir gelişme olacaktır. Sosyal sorunların derinleşmemesi için atılacak adımların başında 2022 yılı yürürlüğe girecek asgari ücretin, insanca yaşamı mümkün kılacak, kabul edilebilir tutarda belirlenmesi gelmektedir.

2021 yılının ilk gününden itibaren aylık 2.825,90 TL olarak yürürlüğe giren net asgari ücret halen açlık sınırının altındadır. Asgari ücret ile bir kişinin yaşam maliyeti tutarı arasındaki fark her geçen ay artmaktadır.

TÜRK-İŞ’in verileri temel alındığında “mutfak enflasyonu”ndaki değişim Kasım 2021 itibariyle şu şekilde gelişti:

  • Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarı bir önceki aya göre yüzde 3,18 oranında artış gösterdi.
  • Yılın ilk on bir ayı itibariyle fiyatlardaki artış yüzde 23,23 oranında gerçekleşti.
  • Gıda enflasyonunda son on iki ay itibariyle artış oranı yüzde 26,82 oldu.
  • Yıllık ortalama artış oranı ise yüzde 20,58 olarak hesaplandı.
Paylaşın

Türkiye – ABD Arasında ‘Vergi’ Anlaşması

Türkiye ve ABD, Dijital Hizmetler Vergisi uygulayan Avusturya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya ile ABD arasındaki ortak uzlaşı metnine Türkiye’nin dahil olması konusunda anlaştı. Böylelikle ABD ve Türkiye 2023’ten itibaren dünya genelinde uygulanacak yeni kurumlar vergisi anlaşmasına geçiş sürecine girecek.

ABD Hazinesi bu anlaşmanın Türkiye’ye karşılık vermek amaçlı getirilen gümrük vergilerinin kaldırmasının önünü açacağını belirtti. Türkiye ise şu açıklamayı yaptı:

“Küresel cirosu 20 milyar Euroyu ve yüzde 10 vergi öncesi karlılık eşiğini aşan çok uluslu şirketlerin, yüzde 10 karlılık seviyesini aşan karının yüzde 25’i, ilgili ülkede fiziki bir varlığı olmasa bile pazar ülkelere dağıtılacak. Ülkeler de bu gelire kendi vergi oranlarını tatbik ederek kurumlar vergisi alacaklar. Varılan uzlaşıya göre, geçmiş dönemlerde bu şirketlerden kurumlar vergisi alınamadığı için konulan dijital hizmetler vergisi gibi tek taraflı önlemler de uluslararası anlaşma ile gelen bu yeni vergileme hakkı karşılığında kaldırılacak.

“Tek taraflı önlemlerin kaldırılmasının zamanlaması ve geçiş dönemi düzenlemeleri ise hazırlanacak olan Uluslararası Sözleşmeye ve ülkelerin ikili müzakeresine bırakılmıştı. 2022 yılında yeni sisteme ilişkin çok taraflı bir sözleşme hazırlanması ve bu sözleşmenin 2023 yılında yürürlüğe girmesi planlanıyor. Bu uzlaşıyla birlikte OECD’ye göre, Dünyanın en büyük ve en karlı yaklaşık 100 büyük global şirketin yıllık 125 milyar doların üzerindeki karı ülkeler arasında yeniden dağıtıma tabi olacak ve bu şirketler gelir elde ettikleri ülkelerde kurumlar vergisi ödeyecekler.”

ABD, Türkiye’ye yönelik ek gümrük vergilerini kaldırıyor

Son birkaç yılda özellikle karlı ve büyük teknoloji şirketlerinin kazançlarından gerektiği gibi kurumlar vergisi alamadığını düşünen bazı ülkelerin, dijital hizmet vergisi gibi adlar altında farklı düzenlemeler yaptığının belirtildiği duyuruda, ABD’nin ise dijital hizmet vergisi uygulayan ülkelere, kendi şirketlerine ayrımcılık yapıldığı gerekçesiyle geçen yıl ticaret soruşturması başlattığı kaydedildi.

Duyuruda, ABD’nin bu soruşturma sonucunda, Ocak 2021’de Türkiye, Hindistan, İngiltere, İtalya, İspanya ve Avusturya’ya ek gümrük vergisi koyma kararı aldığı ifade edilerek, Haziran’da, Türkiye’nin ABD’ye ihraç ettiği halı, cam, seramik ve mücevherat sektöründeki 32 ürüne yönelik olarak yüzde 25 oranında ilave gümrük vergisi uygulanması kararı açıklandığına işaret edildi.

Duyuruda, ABD ile Türkiye dahil 6 ülke arasında varılan bu yeni uzlaşıyla alınan kararlar şu şekilde belirtildi:

“Kurumlar vergisine ilişkin son varılan mutabakatı içeren çok taraflı sözleşme imzalanıp yürürlüğe girene kadar bu ülkeler dijital hizmet vergilerini uygulamaya devam edecek. 1 Ocak 2022 ile 31 Aralık 2023 (uluslararası sözleşme daha erken yürürlüğe girerse bu tarih) arasında tahakkuk eden dijital hizmet vergisinin bir kısmı, izleyen yıllarda çok taraflı sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken kurumlar vergisinden mahsup edilecek. Böylece, geçiş döneminde sanki yeni kurallar geçerliymiş gibi kurumlar vergisi hesaplanacak. Bu tutarın üzerindeki dijital hizmet vergileri ise kapsama giren şirketlerin izleyen yıllarda ödeyeceği kurumlar vergisinden mahsup edilecek. Karşılığında ABD de ek gümrük vergilerini kaldıracak.”

(Kaynak: bianet.org)

Paylaşın

Akaryakıt Ürünlerine 2 Ayda 12 Kez Zam Geldi

Yazılı bir açıklama yapan CHP’li Ahmet Akın, açıklamasında, “Son iki ayda akaryakıt ürünlerine zaten 12 defa gelmiştir. LPG otogaz; 5 defa zamlanarak litre fiyatı 1 lira 82 kuruş artmıştır. Benzin 4 defa zamlanarak litre fiyatı 1 lira 18 kuruş artmıştır. Motorin de 3 defa zamlanarak litre fiyatı 87 kuruş artmıştır. Başka bir deyişle vatandaşlarımız yalnızca son iki ayda bir depo LGP otogaz alırken 91 lira; bir depo benzin alırken 59 lira, bir depo motorin alırken de 44,5 lira daha fazla ödemeye başlamıştır.” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / CHP’li Akın, açıklamasında, akaryakıta yapılan her zammın bütün sektörlerde domino etkisi yaratarak iğneden ipliğe her ürünün fiyatını artırdığına dikkat çekerek, “Kara kış öncesi akaryakıt ürünleri yapılacak her zam domino etkisiyle enflasyonu yükseltecektir. Yalnızca son iki ayda bir depo artık 44 lira ile 91 lira daha pahalıya dolmaya başladı. Kötü ekonomi politikalarının faturası vatandaşlarımıza kesiliyor” sözlerine yer verdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, yaptığı yazılı açıklamada yanlış ekonomi kararlarının temel bir girdi olan enerji faturalarını artırdığına dikkat çekti. Akaryakıt ürünlerine yapılacak her zammın bütün sektörleri etkilediğini söyleyen CHP’li Akın, özetle şunları dile getirdi:

Türkiye’de derin bir ekonomik kriz ve buna bağlı olarak enerji buhranı yaşanırken; kötü ekonomi politikalarının faturası vatandaşlarımıza çıkarılmaktadır. Merkez Bankası’nın Türk Lirası’na değer kaybettiren faiz kararının ardından akaryakıt ürünlerine fahiş oranda yeni bir zam yapılması beklenmektedir. Vatandaşlarımızın alım gücü günden güne erirken akaryakıt ürünlerine yeni yapılacak zamlar bütün sektörlerde maliyetleri artıracağı için iğneden ipliğe her ürünün zamlanması anlamına gelecektir. Kara kış öncesi akaryakıt ürünlerine yapılacak her zam domino etkisiyle enflasyonu yükseltecektir.

Akaryakıt ürünlerine iki ayda 12 zam!

Yalnızca son iki ayda akaryakıt ürünlerine zaten 12 defa gelmiştir. LPG otogaz; 5 defa zamlanarak litre fiyatı 1 lira 82 kuruş artmıştır. Benzin 4 defa zamlanarak litre fiyatı 1 lira 18 kuruş artmıştır. Motorin de 3 defa zamlanarak litre fiyatı 87 kuruş artmıştır. Başka bir deyişle vatandaşlarımız yalnızca son iki ayda bir depo LGP otogaz alırken 91 lira; bir depo benzin alırken 59 lira, bir depo motorin alırken de 44,5 lira daha fazla ödemeye başlamıştır.

12 kilogramlık mutfak tüpü de yalnızca son 2 ay içerisinde 146,5 liradan 180,5 liraya yükselmiştir. Yalnızca son iki ayda mutfak tüpüne yapılan zam oranı yüzde 23,2 olmuştur. Mutfak tüpünün yeni zamlarla yıl bitmeden 200 liraya çıkacağı belirtilmektedir. Vatandaşlarımız hayat pahalılığı nedeniyle zaten tenceresinde kaynatacak temel gıda ürünlerine ulaşmakta zorlanırken; şimdi tencereyi kaynatacak tüpü almakta da zorlanmaktadır.

Paylaşın

Diyarbakır’da Ekmeğe Yüzde 17 Zam

Diyarbakır’da ekmeğe yüzde 17 zam yapılırken, konuya ilişkin açıklama yapan Diyarbakır Fırıncılar Odası Başkanı Emin Güngör, maliyetler yüksek olduğu için fırıncıların ekmekte fiyat yükseltmek zorunda kaldığını söyledi.

Bianet’te yer alan habere göre; Diyarbakır’da ekmeğe yüzde 17 zam geldi. 400 gramlık ekmeğin fiyatı 3,5 TL oldu.

Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odası geçtiğimiz Şubat’ta 400 gram ekmeğin 500 grama çıkartarak 3 TL olan ekmek fiyatını 3,5 TL yapmıştı. Yapılan zam tepkilere neden olunca Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu zammı iptal edilmişti. Fakat fırıncılar ekmeği 3 TL’den satmaya devam etmişti.

Fakat alınan yeni kararla kentte 420 gramlık ekmeğin gramajı 400 grama çekildi ve fiyatı 3,5 TL’ye çıkartıldı.

Fırıncılar 5 lira olmasını istiyor

Tigris Haber’den Gönül Morkoç’un aktardığına göre fırıncılar zammının nedeni maliyetlerin yükselmesine bağladı. 15 gün önce 170 lira olan 50 kilo unun torbası 251 liraya yükseldi.

Diyarbakır Fırıncılar Odası Başkanı Emin Güngör, maliyetler yüksek olduğu için fırıncıların ekmekte fiyat yükseltmek zorunda kaldığını söyledi. 15 gün içinde una yüzde 50 zam geldiğini belirten Güngör, “Doğalgaza yüzde 48 zam geldi. 420 liraya aldığımız odunu şimdi yüzde yüz zamla 800 liraya alıyoruz” dedi.

Güngör, 3 lira 50 kuruşun da yetersiz olduğunu fırıncının mevcut zamlara karşı korunması için ekmek fiyatının 5 liraya yükseltilmesi gerektiğini söyledi.

“Ocak’ta bir zam daha bekliyoruz”

Mücadele Gazetesi’nden Fatih Suruç’a konuşan fırıncı Alaattin Ocak da bunun geç kalınmış bir zam kararı olduğunu ve Ocak’ta aynı gramajla ekmeğin 5 TL olması gerektiğini söyledi. Son zamanlarda artan maliyetle zorlandıklarını aktaran Ocak şöyle konuştu:

“Elbette yerinde olan rayiç ama fırıncının talebini karşıladı mı? Bugünün şartlarına göre aynı gramajla en az 5 TL olması lazım. Şimdi ekmek 400 gram 3,5 lira bunun fırıncının ayakta durabilmesi için bir önceki rayiçe göre bizim bu ekmeği beş liraya satmamız lazım. Her şeye zam geldi mesela bir poşet en son 150 adedinin 9 liraya alıyorduk bugün 20 lira oldu. Maya 95 TL’den 160 oldu. Un 130 TL’den 140 oldu. Şimdi ise bize maliyeti fırıncılara 241 TL’dir”

Paylaşın

DİSK, Asgari Ücret Talebini Açıkladı: Net 5 Bin 200 TL

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) 2022 yılı için asgari ücret talebini Genel İş Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu. DİSK Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, “Asgari ücretin 1936’da yasalaşmasından bu yana 85 yıl geçti. 1974’te asgari ücretin ulusal düzeyde saptanmasının üzerinden ise 47 yıl geçti. Türkiye oldukça uzun bir asgari ücret geleneğine sahiptir. Asgari ücret için verilen mücadele ülkemiz işçi hareketinde önemli bir yer tutmaktadır.” dedi.

Haber Merkezi / “DİSK asgari ücretin saptandığı Asgari Ücret Tespit Komisyonunda maalesef temsil edilmiyor. Bunu önemli bir eksiklik olarak görmemize rağmen asgari ücretin sadece masa başında belirlenemeyeceğinin bilincinde olarak yıllardır asgari ücret tespit sürecine aktif biçimde müdahale etmeye, asgari ücret konusunda üyelerimizin ve çalışanların farkındalığını artırmaya ve mücadeleyi yükseltmeye devam ediyoruz.” diyen Çerkezoğlu, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı;

“Her yıl kapsamlı asgari ücret raporları ile asgari ücret taleplerimizin bilimsel temellerini ortaya koyuyoruz. Daha önemlisi asgari ücret belirleme sürecini sadece masa başı müzakere sürecinden bir mücadele sürecine dönüştürmeye çalışıyoruz.

Önümüzdeki günlerde asgari ücrete ilişkin kapsamlı bir araştırma yayımlayacağız ancak asgari ücretin henüz müzakereler başlamadan çok önemli bir gündem haline gelmesi nedeniyle DİSK olarak temel görüşlerimizi ve taleplerimizi bir an önce kamuoyu ile paylaşmak istedik.

Asgari ücret sürecinde bütün emek örgütlerinin ortak bir tutum alması ve ortak politikalarla asgari ücret mücadelesi yürütmesinin son derece önemli olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede geçmiş yıllarda DİSK, TÜRK-İŞ ve HAK-İŞ tarafından açıklanan asgari ücrete ilişkin politikaların arkasında olduğumuzu bir kez daha açıklıyor ve bu yıl da benzer bir ortak tutumun son derece yararlı olacağını düşünüyoruz.

Asgari ücretin milyonların meselesi olduğunun farkında olarak aşağıdaki tespit ile talepleri kamuoyu ile paylaşıyor ve önümüzdeki günlerde bunlar için mücadeleyi yükselteceğimizi ilan ediyoruz.”

Talepler

DİSK Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Çerkezoğlu, DİSK’in taleplerini maddeler halinde şu ifadelerle paylaştı:

  • Gerek 2018’den bu yana devam eden ekonomik kriz gerek Covid-19’un yaratmış olduğu iş ve gelir kayıpları, gerekse son aylarda giderek tırmanan fiyat artışları geniş emekçi kesimlerin alım gücünü düşürmüş ve pahalılığı en önemli toplumsal sorunlardan biri haline getirmiştir. Bugün Türkiye’de geçinebilmek emekçilerin en temel sorundur.
  • Pahalılığın panzehiri ücretlerin ve emek gelirlerinin artırılmasıdır. Bu nedenle 2022 asgari ücreti için oldukça güçlü bir beklenti oluşmuştur. Asgari ücretin insanca yaşamaya yetecek bir düzeye yükseltilmesi için güçlü bir toplumsal talep var. Bu talep sonuna kadar haklıdır ve insanca bir yaşamı olanaklı kılan asgari ücret artışı mümkündür.
  • İşçi sınıfı, emekçiler uzun çalışma saatleriyle ve ağır koşullar altında çalışarak, üreterek değer yaratmakta, ekonomiyi büyütmektedir. İşçilerin bunun karşılığından adil ve insanca yaşayacak bir ücrete hakkı vardır. Ancak bütün ekonomik göstergeler, emekçilerin ülkenin büyümesinden ve artan üretimden payını alamadığını; tersine yoksullaştığını ve sömürünün arttığını ortaya koymaktadır.
  • Asgari ücret düzeyi şu anda açlık sınırının altındadır. 10 bin TL’yi aşan yoksulluk sınırı ile asgari ücret arasında ise büyük bir uçurum vardır.
  • TL’nin hızla değer kaybetmesi nedeniyle asgari ücret dolar cinsinden son 15 yılın en düşük düzeyine gerilemiştir. Böylece Türkiye işgücü maliyeti açısından tekrar bir “ucuz emek cenneti” haline gelmiştir.
  • Asgari ücret genel ücret düzeyi açısından önemli bir göstergedir. Ücretlerin alt sınırı olan asgari ücretin diğer ücret ve emek gelirlerini de yukarı çekmesi gerekir. Bu nedenle asgari ücret gelir bölüşümü açısından kritik bir öneme sahiptir.
  • Ancak asgari ücret ülkemizde ücretlerin alt sınırı olmaktan çıkmış ve son yıllarda giderek ortalama ücret haline gelmeye başlamıştır. Avrupa ülkeleri içinde asgari ücret civarında ücretle çalışanların oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye’dir.
  • Asgari ücrette yaşanan artışlar diğer emek gelirlerine yansımadığı için (özel sektördeki diğer ücretler, kamu işçisi ücretleri, memur maaşları ve emekli aylıkları asgari ücretten çok daha düşük arttığı için) ortalama ücretlerle asgari ücret arasında makas kapanmakta ve giderek daha fazla işçi asgari ücret civarında ücretlerle çalışmaya mahkûm olmaktadır.
  • Bugün asgari ücret dediğimizde sınırlı bir işçi kesiminin değil milyonların ücretini konuşuyoruz. Asgari ücret memleket ücreti haline gelmiştir.
  • Türkiye’nin bir asgari ücretliler toplumu haline gelmesinin temel sebebi sendikalaşmanın ve toplu iş sözleşmesi kapsamının son derece düşük olması ve mevzuatta var olmasına rağmen işverenlerin istememesi nedeniyle teşmil sisteminin uygulanmamasıdır. Öte yandan AKP hükümetleri asgari ücretteki artış oranlarını memur maaşlarına, emekli aylıklarına ve kamu işçisinin ücretlerine yansıtmaktan kaçınmaktadır. Tüm bunların sonucunda Türkiye, giderek bir asgari ücretliler toplumu haline gelmektedir.
  • Bu kadar geniş kesimleri kapsayan asgari ücret üzerinde oldukça ağır bir vergi ve kesinti yükü söz konusudur. 2021 yılında brüt asgari ücretten 750 TL’den fazla vergi ve kesinti yapılmaktadır. Emekçiler tarafından ödenen dolaylı vergilerle asgari ücretin net harcanabilir kısmı daha da azalmaktadır.
  • Asgari ücret ülkemizde uluslararası standartların aksine işçinin ailesi hesaba katılmadan sadece kendisi için hesaplanmaktadır.

DİSK’in asgari ücret talepleri ise şu ifadelerle açıklandı:

  • Asgari ücret ülkemizde en düşük ücret değil ortalama ücret haline gelmiştir. Asgari ücret tespitinde bu gerçek dikkate alınmalıdır.
  • Asgari ücret sadece işçinin kendisinin değil ailesinin de geçim şartları dikkate alınarak adil bir düzeyde saptanmalıdır.
  • Asgari ücret baskılanmış ve güdümlü resmi enflasyona göre değil geçim şartlarına ve ekonomik büyümeye göre saptanmalıdır. Dar gelirlilerin gıda enflasyonu ile kişi başına ekonomik büyüme asgari ücret artışında esas alınmalıdır.
  • Asgari ücret net ödenmelidir. Ücretlerin asgari ücret kadar kısmından vergi alınmamalı ve asgari ücretliye bütçeden sosyal güvenlik pirim desteği sağlanmalıdır.
  • Asgari ücret sonrası ücretlere uygulanacak vergi dilimi yüzde 10 olmalıdır. Vergi dilimlerine uygulanacak tarife enflasyon, ekonomik büyüme ve yeniden değerleme oranları dikkate alınarak saptanmalıdır.
  • Asgari ücret artışında yoksulluk sınırı bir kriter olarak dikkate alınmalı ve hanede iki çalışan olması varsayımından hareketle asgari ücret yoksulluk sınırının yarısı civarında olmalıdır.
  • Asgari ücret saptanırken bütün ücretlerde iyileşme sağlayacak vergi ve pirim desteği sağlanmalıdır.
  • En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyinde olmalıdır.
  • Diğer emek gelirlerindeki artışlar (ücretler, maaşlar, yevmiyeler ve emekli aylık ve gelirleri) asgari ücret artışının altında kalmamalıdır.
  • Yasada yer alan teşmil mekanizması (toplu iş sözleşmelerinin sendikasız işyerlerine ve işçilere genişletilmesi) etkin biçimde uygulanmalıdır.
  • Sendikalaşma ve toplu pazarlık önündeki engeller kaldırılmalı ve böylece Türkiye bir asgari ücretliler toplumu olmaktan çıkarılmalıdır.

Bütün ücretlere 1.000 TL iyileştirme yapılmalıdır!

  • Ücretlerin asgari ücret kadar kısmı için 1.000 TL tutarında vergi ve pirim indirimi sağlanmalıdır. Bu destek Hazine tarafından karşılanmalıdır. Böylece bütün çalışanların ücretlerinde 1.000 TL iyileştirme mümkün olacaktır.

Asgari ücret net 5.200 TL olmalıdır!

  • Gerek yoksulluk sınırı gerek gıda fiyatları artışı ve gerekse ekonomik büyüme dikkate alındığında 2022 yılında asgari ücreti en az net 5.200 TL olmalıdır. Dört kişilik bir ailenin asgari geçim şartlarını belirleyen yoksulluk sınırının Kasım 2021 itibarıyla 10 bin 200 TL’yi aştığını, Aralık 2021’de ve 2022 yılında daha da yükseleceğini dikkate alarak (bir hanede iki asgari ücretli çalışan olduğu varsayımı ile) asgari ücretin yoksulluk sınırının yarısından az olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle 2022 yılı asgari ücreti 5.200 TL olmalıdır.

En düşük emekli aylığı asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir!

  • 2008 yılında çıkarılan 5510 sayılı Yasa’dan önce asgari ücretten düşük emekli aylığı söz konusu değildi. Günümüzde emekli aylıkları Hazine tarafından karşılanan farkla 1.500 TL’ye tamamlanmaktadır. Emekli aylıklarında alt sınır asgari ücret olmalıdır.
Paylaşın