Türkiye’de En Zengin Yüzde 10, Tüm Gelirin Yüzde 54’ünü Alıyor

Dünya Eşitsizlik Raporu’na göre, son 25 yılda ulusal serveti iki katına çıkan Türkiye’de servetin dağılımdaki eşitsizliğin derinleştiğini söylüyor. Bugün, en yoksul yüzde 50, ortadaki yüzde 40 ve en üstteki yüzde 10 sırasıyla toplam milli servetin yüzde 4’ünü, yüzde 29’unu ve yüzde 67’sini elinde tutuyor. En yoksul yüzde 50’nin ortalama olarak elinde bulundurduğu servet 8910 TL’den az.

Ekonomist Thomas Piketty’nin kurduğu Paris merkezli Inequality Lab tarafından paylaşılan Dünya Eşitsizlik Raporu’nun 2021 sonuçları açıklandı.

Buna göre en tepedeki yüzde 1, 1990’ların ortasından bu yana biriken tüm ek servetin yüzde 38’ini; en alttaki yüzde 50 ise bu birikimin sadece yüzde 2’sini aldı. Bugün küresel eşitsizlik, batı emperyalizminin zirvede olduğu dönemle aynı seviyede.

Rapor, küresel milyarder sayısının 2021’de rekor kırdığını söylerken milyarderlerin toplam serveti bir yıl öncesine göre yüzde 75 arttı. Raporda Avrupa en eşit bölge, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ise eşitsizliğin en derin olduğu bölge olarak yer alıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, rapordan öne çıkan başlıklar şöyle:

Türkiye’de durum ne?

Rapora göre Türkiye’de gelir eşitsizliği son 15 yılda artmaya devam etti ve son üç yıldaki ekonomik yavaşlama tüm nüfus gruplarının gelirlerini azalttı.

Türkiye’de bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 85 bin TL. Buna karşılık en yoksul yüzde 50’nin ortalama geliri yıllık 20 bin 260 TL iken en zengin yüzde 10 bunun 23 katı kadar yani 463 bin 20 TL kazanıyor. En zengin yüzde 10, tüm gelirin yüzde 54,5’ini alırken, en yoksul yüzde 50’nin payı sadece yüzde 12.

Rapor, son 25 yılda ulusal serveti iki katına çıkan Türkiye’de servetin dağılımdaki eşitsizliğin derinleştiğini söylüyor.

Bugün, en yoksul yüzde 50, ortadaki yüzde 40 ve en üstteki yüzde 10 sırasıyla toplam milli servetin yüzde 4’ünü, yüzde 29’unu ve yüzde 67’sini elinde tutuyor.

En yoksul yüzde 50’nin ortalama olarak elinde bulundurduğu servet 8910 TL’den az.

Cinsiyetler arası eşitsizlik

Cinsiyetler arası eşitsizlikte ise iyileşme var ancak eşitlikten epey uzak. Türkiye’de kadınlar milli gelirin yüzde 23,3’ünü kazanıyor. Orta Doğu ve Afrika bölgesi için bu ortalama yüzde 15.

Karbon salımı

Türkiye’de kişi başı karbon salımının ortalama 6 ton karbondioksit eşdeğeri (CO2e/kişi) olduğunu söyleyen rapora göre, en alttaki yüzde 50’nin salımı 3,1 tondan daha az. Buna karşın en üstteki yüzde 10’ın salım miktarı 22.6 CO2e ile bunun yedi katından daha fazla.

Dünyada durum nasıl?

En eşit bölge olan Avrupa’da ise en zengin yüzde 10 gelirin yüzde 36’sını alıyor. Orta Doğu ve Afrika için bu oran yüzde 58.

Rapora göre bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 23 bin 380 dolar; varlığı ise 102 bin 600 dolar seviyesinde.

Ancak bu ortalamalar ülkeler arasındaki uçurumu gizliyor, zira dünyanın en zengin yüzde 10’u küresel toplam gelirin yüzde 52’sini kazanıyorken, en yoksul yüzde 50 bu gelirin sadece yüzde 8’ini kazanıyor.

En zengin yüzde 10 ortalama 122 bin 100 dolar alırken, en yoksul yüzde 50 ortalama 3920 dolar kazanıyor.

Ekolojik eşitsizlik ve cinsiyet eşitsizliği

Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinde iyileşmenin yavaş olduğunu belirten rapor, küresel gelir ve servet eşitsizliklerinin ekolojik eşitsizliklerle ve ülkelerin iklim değişikliğine yaptıkları katkıyla yakın bağına dikkat çekiyor. Ülkeler arasında ve ülkelerin içinde en tepedeki yüzde 10 en fazla salımı yapmaya devam ediyor.

Uluslar zenginleşti, hükümetler fakirleşti

Hükümetlerin net serveti ile özel ve kamu sektörünün net serveti arasındaki boşluğa dikkat çeken rapor, ulusların zenginleşirken hükümetlerin fakirleştiğini belirtiyor.

Rapor, zengin ülkelerde kamu kurumlarının elindeki servetin payının sıfıra yakın veya negatif olduğunu altını çiziyor. Yani bu ülkelerde servetin tamamı özel aktörler tarafından kontrol ediliyor.

Rapora göre bu eğilim, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 10-20’sini özel sektörden borç alan hükümetler için Covid-19 kriziyle kötüleşti.

Raporun baş yazarı Lucas Chancel, “Covid-19 krizi, çok zenginler ile nüfusun geri kalanı arasındaki eşitsizlikleri derinleştirdi. Ancak zengin ülkelerde hükümet müdahalesi yoksullukta büyük bir artışı engelledi, yoksul ülkelerde durum böyle değildi. Bu, yoksullukla mücadelede sosyal devletlerin önemini gösteriyor” diyor.

Hükümetlerin servetlerindeki düşüş, eşitsizlikle ve iklim değişikliği gibi temel zorluklarla mücadele kapasitelerini sınırlıyor.

Özel servetteki artış da ülkeler içinde ve dünya düzeyinde eşitsiz oldu. Küresel milyonerler son birkaç yılda küresel servet artışının orantısız bir payını ele geçirdiler.

“Servet yeniden dağıtılmalı”

Ekonomistler, eşitsizliği gidermeye yardımcı olmak için servetin yeniden dağıtılması gerektiğini söylüyor. Servet vergisini öneren ekonomistler vergi kaçakçılığına karşı daha sert önlemler alınması için çağrıda bulunuyor.

Raporda, “Dengesiz servet birikimi göz önüne alındığında, mütevazı ve kademeli vergiler hükümetler için önemli bir gelir kaynağı olabilir” deniyor.

Paylaşın

Kasım Ayında En Çok Altın Kazandırdı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), “Kasım 2021 Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları” verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, en yüksek aylık reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 9,10, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 15,93 oranlarıyla külçe altında gerçekleşti. 

Haber Merkezi / Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından BIST 100 endeksi yüzde 6,69, Amerikan doları yüzde 6,08 ve euro yüzde 4,28 oranlarında yatırımcısına kazandırırken; mevduat faizi (brüt) yüzde 8,07 ve Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yüzde 8,53 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise BIST 100 endeksi yüzde 13,37, Amerikan doları yüzde 12,72 ve Euro yüzde 10,81 oranlarında yatırımcısına kazandırırken; mevduat faizi (brüt) yüzde 2,32 ve DİBS yüzde 2,80 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Külçe altın, üç aylık değerlendirmede; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 9,72, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 20,17 oranında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olurken; DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 13,57, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 5,33 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmeye göre Amerikan doları; TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 13,43 oranında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlarken; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 0,78 oranında yatırımcısına kaybettirmiştir. Aynı dönemde DİBS, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 17,12, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 5,26 oranında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Finansal yatırım araçları yıllık olarak değerlendirildiğinde Amerikan doları; TÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10,35 oranında yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağlayan yatırım aracı olurken; Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 13,43 oranında yatırımcısına kaybettirdi.

Yıllık değerlendirmede, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde; yatırım araçlarından BIST 100 endeksi yüzde 13,88, külçe altın yüzde 15,22, Euro yüzde 16,56, mevduat faizi (brüt) yüzde 27,60 ve DİBS yüzde 32,29 oranlarında yatırımcısına kaybettirmiştir. TÜFE ile indirgendiğinde ise BIST 100 endeksi yüzde 9,77, külçe altın yüzde 8,06 ve Euro yüzde 6,36 oranlarında yatırımcısına kazandırırken; mevduat faizi (brüt) yüzde 7,72 ve DİBS yüzde 13,70 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi.

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonda Dünyada 11’inci Avrupa’da 1’inci Sırada

Türkiye dünyadaki en yüksek 11’inci enflasyona sahip ülke oldu. Her ülkenin son açıkladığı veriler karşılaştırıldığında dünyadaki en yüksek enflasyonu yüzde 1575 ile Venezuela yaşıyor. Onu yüzde 366 ile Sudan takip ederken üçüncü sıradaki Lübnan’da enflasyon yüzde 174 oranında.

Türkiye’de tüketici fiyatları kasım ayında yüzde 3,51 yükseldi. Böylece resmi verilere göre yıllık enflasyon yüzde 21,31’e yükselmiş oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon sepetini baz alarak ayrı bir hesaplama yapan Enflasyon Araştırma Grubu ENAGrup ise kasım ayındaki yıllık enflasyonun yüzde 58,65 olduğunu savundu.

Türkiye, Avrupa’da birinci sırada

Resmi rakamlar baz alındığında Türkiye dünyadaki en yüksek 11’inci enflasyona sahip ülke oldu. Her ülkenin son açıkladığı veriler karşılaştırıldığında dünyadaki en yüksek enflasyonu yüzde 1575 ile Venezuela yaşıyor. Onu yüzde 366 ile Sudan takip ederken üçüncü sıradaki Lübnan’da enflasyon yüzde 174 oranında.

Suriye’de tüketici fiyatlarındaki artış yüzde 139 düzeyinde. Bu oran Surinam’da yüzde 69,5; Zimbabve’de yüzde 58,4; Arjantin’de yüzde 52,1; İran’da yüzde 39,2; Etiyopya’da yüzde 34,2 ve Angola’da yüzde 26,87 seviyesinde.

ENAGrup verisinde göre ise Türkiye Surinam’ın ardından altıncı sıraya yerleşiyor. Avrupa ülkeleri arasında ise Türkiye açık ara önde bulunuyor. Onu yüzde 10,9 ile Ukrayna; yüzde 10,5 ile Belarus takip ediyor. Avrupa genelinde en düşük enflasyon yüzde 0,9 ile Lihtenştayn’da yaşanıyor.

En düşük enflasyon Ruanda’da

Enflasyonun yüksek olması kadar çok düşük olması da ekonomi açısından istenmeyen bir durum. Makul düzeyde bir enflasyon sağlıklı büyümenin göstergesi olarak kabul ediliyor.

Dünya genelinde en düşük enflasyon yüzde -3,3 ile Ruanda’da yaşanıyor. İkinci sırada yüzde -2,46 ile Komoros bulunurken onun ardından yüzde -1 ile Cayman adaları geliyor. Çad ve Bahreyn’de enflasyon yüzde -0,9 iken Maldivler’de bu oran yüzde -0,2 düzeyinde.

Pozitif enflasyonun en düşük görüldüğü ülke ise yüzde 0,1 ile Japonya. Bolivya’da enflasyon yüzde 0,49; Yeni Kaledonya’da yüzde 0,63 ve Suudi Arabistan’da yüzde 0,8 oranında.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Türkiye’nin İthalatta Çin Ve Rusya’ya Bağımlılığı Artıyor

Türkiye’nin Rusya’dan ithalatı 2021 yılının ilk 10 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre dolar bazında yüzde 60; Çin’den ithalatı ise yüzde 42 arttı. Türkiye’nin ithalat pastasında 2021 yılında iki ülkenin payı yüzde 22,6’ya kadar yükseldi.

Son verilere göre Türkiye’nin yurt dışından aldığı 4 üründen 1’i Çin ve Rusya’dan geliyor. İki ülkenin ithalattaki payı 2020’nin aynı döneminde yüzde 18 civarında bulunuyordu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı dış ticaret istatistikleri Türkiye’nin ithalatta Rusya ve Çin’e bağımlılığının son 10 yılda artış eğiliminde olduğunu gösteriyor.

2021’de Ocak-Ekim ayını kapsayan yılın ilk 10 ayında Türkiye’nin toplam ithalatı 215,53 milyar Amerikan doları oldu. Çin’den ithalat 26,06 milyar doları olurken Rusya’dan ithalat ise 22,61 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Covid-19 salgının hakim olduğu 2020 yılının aynı döneminde Çin’den ithalat 18,32 milyar dolar; Rusya’dan ise 14,14 milyar dolar olmuştu. Buna göre dolar bazında ithalat son bir senede Çin’den yüzde 42, Rusya’dan ise yüzde 60 artış gösterdi. 2021 senesi pandemi öncesi yıllarla karşılaştırıldığında da bu iki ülkeden ithalatın artış eğiliminde olduğu görülüyor.

İthalat 2018’in ilk 10 ayında Çin’den 18,04 milyar dolar; Rusya’dan ise 18,45 milyar dolar olmuştu. Bu veriler 2019 döneminde Çin’den 14,94 milyar dolar; Rusya’dan 18,31 milyar dolar seviyesindeydi. Türkiye’nin toplam ithalatında Rusya ve Çin’in aldığı pay 2021 yılında son 10 senenin en yüksek seviyesine erişti.

Ocak-Ekim dönemlerine bakıldığında 2021’de Çin’in payı yüzde 12,1; Rusya’nın payı ise yüzde 10,5 oldu. İki ülkenin toplam payı ise yüzde 22,6’ye karşılık geliyor. Bu oranlar 2020 yılının aynı döneminde Çin için yüzde 10,4 ve Rusya için yüzde 8 idi. İki ülkenin ithalattaki toplam payı ise Ocak-Ekim 2020’de yüzde 18,4 olmuştu. Buna göre son 1 yılda iki ülkenin toplam içindeki payı yüzde 23 artmış oldu.

2011 yılının Ocak-Ekim periyodunda Rusya ve Çin’in ithalattaki toplam payı yüzde 18,5 iken bu oran 2017 ve 2020 senelerinde yüzde 18,4’a kadar düştü. Pandemiden hemen önce bu oran yüzde 19,9, 2018’de ise yüzde 19,2 olmuştu.

Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı ülkeler

2021’in ilk 10 ayında Çin ve Rusya aynı zamanda Türkiye’nin en çok ithalat yaptığı iki ülke. Üçüncü sırada yüzde 8,3 pay ile Almanya gelirken bu ülkeyi yüzde 4,9 ile ABD ve yüzde 4,3 ile İtalya takip ediyor. Diğer ülkelerin payı ise sırayla şöyle: Hindistan ve Fransa yüzde 3, Güney Kore yüzde 2,9; İspanya ve Belçika yüzde 2,3 ve İngiltere yüzde 2,1.

Ocak-Ekim 2021 döneminde Türkiye’nin ihracatı ise 181,67 milyar dolar oldu. Türkiye’nin ihracatında Rusya sadece yüzde 2,5 paya sahipken Çin ilk 20 ülke arasında yer almıyor. Zirvede yüzde 8,7 ile Almanya; yüzde 6,5 ile ABD ve yüzde 6 ile İngiltere bulunuyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

TESK Başkanı Palandöken: Bağ-Kur Primlerine Zam Yapılmamalı

Asgari ücrete gelecek zamla birlikte yeni yılda Bağ-Kur primlerinin de aynı oranda zamlanacağını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Esnafımızın indirime ihtiyacı varken gelecek sene Bağ-Kur primlerine zam yapılmamalı.” dedi.

Haber Merkezi / Esnafın Bağ-Kur primlerinin yüksek olduğu ve hem ücretlerde hem ödeme şekillerinde değişiklik yapılması gerektiğini belirten TESK Başkanı Palandöken, “Esnafımız gerek pandemi şartları gerek kur yükselmesi gibi durumlar nedeniyle ekonomik olarak zorlanıyor. Bu da en önemli ödeme kalemlerinden biri olan Bağ-Kur primlerini ödemesini zorlaştırıyor. Bu nedenle en düşüğü 1055 Lira olan primlerin düşürülmesi esnafımıza çok büyük rahatlama getirir. Fakat asgari ücrete gelecek zam oranıyla birlikte yeni yılda Bağ-Kur primleri de aynı oranda zamlanacak. Esnafımızın indirime ihtiyacı varken gelecek sene Bağ-Kur primlerine zam yapılmamalı” dedi.

“Esnafı korumak ekonomiyi korumaktır”

Düzenli primi ödeyebilen esnafa da teşvik edici adımlar atılması gerektiğine değinen Palandöken, “Kendi Bağ-Kur primini ve çalışanlarının primlerini düzenli ödeyenler için 2016’dan beri devam eden yüzde 5’lik indirim söz konusu. Fakat bu oran yeni yılda yüzde 10’a çıkarılmalı ve bunun gibi ödemeyi kolaylaştıracak, düzenli ödemeyi teşvik edecek çeşitli kolaylıklar sağlanmalı. Öte yandan Bağ-Kur prim ödemelerinde kredi kartı ile ödemelerde 26,38 liraya kadar ek hizmet ücreti de alınıyor. Kredi kartı ile ödemek isteyen esnafımızdan online website üzerinden alınan hizmet ücreti alınmamalı. Bunun gibi uygulamalar yapılması ve primlerin düşürülmesi esnafımız için ve devletimiz için önemli bir adım olacaktır. Esnafı korumak ekonomiyi korumaktır” diye konuştu.

“Bağ-Kur kaydı olmayan esnafımız da unutulmamalı”

Emeklilik yaşı gelip prim gününü doldurmayan esnaf için de müjdeli haberler gelmesini bekleyen Palandöken, “Emeklilik yaşı gelen fakat oda ve vergi kaydı olup Bağ-Kur kaydı olmayan esnafımız da unutulmamalı. Esnafımız hafta sonu bayram tatil ayırt etmeksizin SSK’lıya göre neredeyse iki kat fazla çalışıyor hem gün olarak hem de saat olarak. SSK’lı olanlar 7 bin 200 prim gün sayısı ile emekli oluyorken, esnafımız 9 bin günü doldurmak zorunda. Bu yaklaşık 5 yıllık fark ile ilgili de çalışma yapılmalı ve uzun zamandır bu konuda müjde bekleyen esnafımız rahatlatılmalı” şeklinde belirtti.

Paylaşın

Türkiye, Serbest Çalışan Oranında Avrupa İkincisi

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi (Eurostat) 2020 yılı verilerine göre, Türkiye serbest meslek sahibi (serbest çalışan) oranında Avrupa’da ikincisi, OECD ülkeleri arasında ise 5. Sırada yer alıyor. Türkiye’de istihdam edilenlerin yüzde 30,2’si serbest meslek sahibi.

Verilere göre serbest çalışan oranının en yüksek olduğu ülke yüzde 51,3 ile Kolombiya. Brezilya yüzde 33 ile ikinci sırada yer alırken bu ülkeleri Yunanistan (yüzde 31,9), Meksika (yüzde 30,5) ve Türkiye (yüzde 30,2) izliyor. Serbest çalışan oranının en düşük olduğu ülkeler ise ABD (yüzde 6,3), Norveç (yüzde 6,5) ve Rusya (yüzde 6,8).

Diğer bazı ülkelerdeki serbest çalışan oranı ise şöyle: Sırbistan (yüzde 26,2), Romanya (yüzde 23,8), İtalya (yüzde 22,5), Hollanda (yüzde 17,2), İspanya (yüzde 16,1), Fransa (yüzde 12,4), Bulgaristan (yüzde 11), Japonya (yüzde 10), Almanya (yüzde 9,6)

Türkiye’de serbest çalışan oranı ne kadar?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2020 yılında Türkiye’de istihdamdakilerin sayısı 26 milyon 812 bin idi. Bunların 18 milyon 719 bini ücretli veya yevmiyeli kişilerden oluşuyor. Serbest çalışan sayısı ise 8 milyon 93 bin. Serbest çalışanların dağılımına bakıldığında ise şu fotoğraf ortaya çıkıyor. İşveren bir milyon 199 bin, kendi hesabına çalışan 4 milyon 421 bin ve ücretsiz aile işçisi 2 milyon 473 bin.

TÜİK verilerine göre Türkiye’de serbest çalışan sayısı son yıllarda düşüyor. 2014 yılında yüzde 34 olan oran 2020’de yüzde 30,2’ye geriledi. Peki bu ne anlama geliyor?

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken’ie göre AVM ve zincir marketlerin başta büyük şehirler olmak üzere ülke genelinde esnafa darbe vuruyor ve bu durum rakamlara yansıyor.

Palandöken, “Her sokak arasına yan yana açılan zincir marketler, bakkal, kasap, manav gibi 394 dalda faaliyet gösteren esnafı bitiriyor. Şehirlerin ortasına yapılan AVM’ler, terzi esnafını, berber, kuaför esnafını bitiriyor. Böyle olunca da serbest meslek sahibi kişi sayısı her geçen gün düşüyor.” yorumu yapıyor.

(Kaynak: euronews)

Paylaşın

Moody’s Türkiye’nin Kredi Notunu ‘B2’ Olarak Teyit Etti

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, yeni raporunda Türkiye ekonomisi için mevcut B2 olan notunu teyit etti ve ‘öngörülemeyen politikalar’ gerekçesiyle negatif olan görünümü de korudu. Moody’s raporunda, Türk Lirası üzerindeki baskıdan bağımsız olarak, ülkenin ‘dış kırılganlık riskinin’ azaldığını belirtti.

Moody’s, Türkiye’nin kamu maliyesinin nispeten güçlü kalmasını beklediğini, Türkiye’nin kamu borcunun da 2022’de Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık %40 oranında kalacağını öngördü.

Türk özel sektörünün kur oynaklığına karşı nispeten direnç gösterdiği belirtilen raporda, öngörülemeyen politikalara atıfta bulunarak Türkiye’nin negatif olan görünümü teyit edildi.

Moody’s ayrıca “Mevcut ekonomi politikası, önümüzdeki aylarda daha yüksek enflasyona yol açacak, hane halkının satın alma gücünü aşındıracak ve düşük faiz oranlarına rağmen büyümede keskin bir yavaşlama olasılığını artıracaktır.” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kasım ayında enflasyonun 3,51 artarak yıllık bazda yüzde 21,31 olduğunu duyurdu. TÜİK’in kasım ayına ilişkin cuma günü açıkladığı verilere göre, Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 21,31, aylık yüzde 3,51 arttı.

Moody’s derecelendirme kuruluşunun yanı sıra Fitch de önceki günkü açıklamasında, Türkiye’nin kredi notunu ‘BB-‘ olarak teyit ederken, kredi notunu görünümünü negatife çevirdi. Kurum Türkiye’nin büyüme beklentisini ise yüzde 9,2’den yüzde 10,5’e çıkardı.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P Global ise Merkez Bankası’nın piyasaya dolar sürerek, Türk lirasında değer kaybını önlemeye çalışmasının Türkiye’yi daha fazla hasar alma riskiyle karşı karşıya bıraktığı uyarısında bulunmuştu.

Paylaşın

İTO Açıkladı: İstanbul’un Enflasyonu 18 Yılın Zirvesinde

İstanbul Ticaret Odası (İTO), ‘Kasım 2021 Fiyat İndeksleri’ verilerini açıkladı. İstanbul’da perakende fiyatlar kasım ayında bir önceki aya göre yüzde 4.71, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 24.05 artış gösterdi. Toptan fiyatlar ise aylık bazda yüze 6.77, yıllık bazda yüzde 34.08 oranında yükseldi.

Haber Merkezi / Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre, konut harcamalarında yüzde 9.52, diğer harcamalar grubunda 5.60, kültür-eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 5.45, ev eşyası harcamalarında yüzde 3.88, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 3.40, gıda harcamalarında yüzde 3.15, giyim harcamalarında yüzde 2.34, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 0.68 artış görüldü.

Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, kimyevi maddeler grubunda yüzde 23.17, madenler grubunda yüzde 11.18, gıda maddeleri grubunda yüzde 7.04, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 4.14, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 4.08, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 4.03, mensucat grubunda yüzde 1.07 artış kaydedildi.

İTO’nun açıkladığı verilere göre perakende fiyatlardaki yıllık artış hızı 2003’ten bu yana en yüksek seviyeyi gördü. İTO fiyat artışları, TÜİK enflasyon verisi için özellikle alt kalemler bazında önemli bir öncü gösterge olarak takip ediliyor.

Paylaşın

Açlık Sınırı 3 Bin 890, Yoksulluk Sınırı 13 Bin 13 TL’ye Yükseldi

Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMU-AR, ‘Açlık ve Yoksulluk Kasım 2021’ araştırma sonuçlarını açıklandı. Buna göre, açlık sınırı 3 bin 890 liraya yükselirken, yoksulluk sınırı ise 13 bin 13 lirayı aştı.

Haber Merkezi / Açlık sınırı kasımda bir önceki aya göre 182 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 230 lira ve yoksulluk sınırı da 412 lira arttı. Ocak-kasım döneminde ise açlık sınırı 744 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1.166 lira arttı. Ailelerin gıda ve gıda dışı ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken toplam harcama tutarını gösteren yoksulluk sınırı da yılın ilk 11 aylık döneminde toplam 1.910 liralık artışla 13 bin 97 lira oldu.

Açlık sınırında yaşanan bu artış, aralık ayında belirlenecek asgari ücretin 5 bin liranın üzerinde bir noktaya çıkarılması ve diğer maaş ve ücretlere bu yıl başında yapılacak zamların da bu rakam esas alınarak yeniden belirlenmesi gerektiğini gösteriyor. Kamu çalışanlarının maaş ve ücretlerine ocak ayında yapılacak yüzde 5 oranındaki zammın yükselen bu enflasyon trendini karşılamakta oldukça yetersiz kalacağı gözleniyor, bu nedenle de kamu çalışanlarına yıl başında yapılacak zamların da yeni enflasyon dinamikleri dikkate alınarak yeniden belirlenmesi gerekiyor.

Açlık sınırı

Dört kişilik bir ailenin dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için alması gereken kaloriyi sağlayacak gıda maddelerinden oluşturulan bir sepete bir ay süreyle ödenmesi gereken para kasım ayı için 3 bin 890 lira olarak hesaplandı.

Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan pazar ve marketlerden derlenen fiyatlara göre sağlıklı beslenebilmek için et- balık – yumurta için aylık olarak harcanması gereken tutar bir önceki aya göre 114 lira, geçen yıl aralık ayındaki düzeyine göre 236 lira ve son bir yılda ise 241 lira artarak 1.159 liraya çıktı. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 9 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 21 liralık artışla 107 lira oldu.

Süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcama kasımda bir önceki aya göre 1 lira azalırken, yılın ilk 11 aylık döneminde 222 lira ve geçen yılın kasım ayına göre ise 199 lira artarak 886 lira oldu. Meyve için harcanması gereken para kasımda 29 lira azalarak 302 liraya inerken son 11 ayda 20 liralık, son bir yılda 30 liralık artış yaşandı. Sebze harcamasının parasal tutarı da kasımda önceki aya göre 19 lira arttı, geçen yılın sonuna göre ise 13 lira azalarak 340 lira oldu.

Kasımda 594 liraya yükselen ekmek, un ve makarna için yapılması gereken harcama son bir ayda 54 lira, son bir yıllık dönemde ise 162 lira arttı. Pirinç ve bulgur harcamaları kasımda de değişmezken son bir yılda 3 lira azalarak 85 lira oldu. Sıvı yağ ve margarin için yapılması gereken harcama kasımda 5 lira, son bir yılda ise 24 lira artarak 89 lira oldu.

Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama da kasımda 8 lira artarak 252 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 5 lira daha artarak 75 liraya çıktı. Kasımda açlık sınırı yetişkin bir erkek için 1.118 lira, yetişkin bir kadın için 894 lira, çocuk için 671 lira ve genç için de 1.207 lira oldu.

Gıda dışı harcamalar

Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı harcamaların fiyat artışları da esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini “yoksunluk hissi duymadan” karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da kasımda 9 bin 207 liraya çıktı.

Kasımda giyim ve ayakkabı harcamaları 701 liraya çıktı. Barınma (kira dahil) harcamaları 1.989 liraya yükseldi. Ev eşyası harcamaları 1.097 lira, sağlık harcamaları 407 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 1.893 liraya çıktı, haberleşme harcamaları 526 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 364 liraya çıktı. Eğitim harcamaları 289 lira olurken, otel harcamaları 791 lira, diğer mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 580 lira olarak hesaplandı. Alkollü içki ve sigara harcamaları ise 571 lira oldu. Gıda dışı harcamalarda bu yılın ilk 11 aylık döneminde 1,166 lira son bir yılda ise 1.239 liralık artış yaşandı.

Yoksulluk sınırı

Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşayabilmesi için yapması gereken zorunlu gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise kasımda 13 bin 97 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında, bu yılın ilk 11 aylık döneminde 1.910 liralık artış yaşandı. Son bir yıllık artış ise 2 bin 28 lira oldu.

Paylaşın

TÜİK: Türkiye Üçüncü Çeyrekte Yüzde 7.4 Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Temmuz-Eylül dönemine ilişkin dönemsel Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini açıkladı. Buna göre, GSYH, 2021 yılı üçüncü çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,4 arttı.

Haber Merkezi / GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2021 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yıla göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; mesleki, idari ve destek hizmet faaliyetleri yüzde 25,4, bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 22,6, hizmetler yüzde 20,7, diğer hizmet faaliyetleri yüzde 11,7, sanayi yüzde 10,0, kamu yönetimi, eğitim, insan sağlığı ve sosyal hizmet faaliyetleri yüzde 8,3 ve gayrimenkul faaliyetleri yüzde 4,7 arttı. Finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 19,9, inşaat yüzde 6,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık ise yüzde 5,9 azaldı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,7 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2021 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,8 arttı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde cari fiyatlarla bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 35,5 artarak 1 trilyon 915 milyar 467 milyon TL oldu. GSYH’nin üçüncü çeyrek değeri cari fiyatlarla ABD doları bazında 225 milyar 497 milyon olarak gerçekleşti.

Yerleşik hanehalklarının tüketim harcamaları, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 9,1 arttı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 9,6 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 2,4 azaldı.

Mal ve hizmet ihracatı, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 25,6 artarken ithalatı yüzde 8,3 azaldı.

İşgücü ödemeleri, 2021 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 36,3, net işletme artığı/karma gelir ise yüzde 38,6 arttı.

İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 30,1 iken bu oran 2021 yılında yüzde 29,8 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 54,4’ten yüzde 54,6’ya yükseldi.

Paylaşın