2022 İçin Dikkat Çeken Enflasyon Tahmini: Yüzde 52,6 Olacak

Bankacılık ve finansal hizmetler alanında işlem yürüten Bank of America, yayımladığı bir araştırma raporunda Türkiye’de enflasyonun 2022 yılında ortalama yüzde 52,6 olacağını, yıl sonunda ise yüzde 40 seviyesinde gerçekleşeceğini belirtiyor.

Enflasyonu düşürmek için girdi fiyatlarını düşürecek mali önlemlerin ve KDV indirimlerinin gelebileceğini belirten BofA, bu tarz önlemlerin kura bağlı olan fiyatlar üzerinde sınırlı bir etkisi olacağını ve mali bir yük yaratacağını vurguladı.

Artan kur ve enflasyondan dolayı reel sektörün finansman ihtiyacının önemli derecede arttığına değinen banka, politika faizindeki düşüşe rağmen bankalardaki faiz oranlarının arttığına dikkat çekti.

Bloomberg HT’nin haberine göre Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın doğrudan döviz müdahalesiyle toplamda 7,3 milyar dolarlık satış yaptığını belirten BofA, duyurulan kur korumalı Türk lirası mevduatının ihtiyaç olduğu takdirde daha fazla rezerv kullanılabileceğini işaretini verdiğini dile getirdi.

BofA, kur korumalı Türk lirası mevduat uygulamasının negatif reel faizden kaynaklanan sorunlara çözüm üretemeyeceğini ve mali olarak sürdürülebilir olmadığını da vurguladı.

Türk lirasındaki değer kaybını artırabilir

Türk lirasındaki likidite sıkışıklığının kredi garanti fonu ve kamu bankalarına sermaye enjeksiyonlarıyla çözülebileceğini belirten BofA, fakat bunun Türk lirasındaki değer kaybını artırabileceğini ifade etti.

Reel sektöre verilen kredilerde koşul ve takip sistemi nasıl olursa olsun verilen kredilerin ikincil etkilerinin kontrol edilmesinin zor olacağını belirten banka, bundan dolayı Türk lirasının değer kaybetmeye devam edeceğini düşündüklerini ama bunun hızının kredi genişlemesinin zamanına ve miktarına bağlı olduğunu söyledi.

Yüksek seviyelerde bulunan enerji fiyatları düşünüldüğünde Türkiye’nin cari dengesinin pozitife dönmesinin talep baskılanmadığı sürece mümkün olmadığını dile getiren BofA, politika yapıcıların kredi genişlemesiyle yüksek büyüme rakamlarına ulaşma hedefinin cari açığı artırabileceğini ve Dolar/TL üzerindeki baskıyı artırabileceğini ifade etti.

BofA, Türkiye’nin zor zamanlarda daha önce birçok kez ortodoks politikalara başvurduğunu fakat bu sefer politika yapıcıların ortodoks politikalara dönülmeyeceğini açıkça ifade ettiklerini belirterek, “Ortodoks politikalara dönülmeden politika hedeflerine ulaşılmasının çok zorlu olacağını düşünüyoruz” dedi.

Paylaşın

Döviz Ve Altından TL’ye Geçen Kurumlara Vergi İstisnası Geliyor!

Türk Lirası’na geçişte kurumlara vergi istisnası TBMM’de komisyondan geçti. Yabancı para ve altınlarını TL’ye çeviren kurumların kur farkı kazançları dahil olmak üzere, açılan vadeli Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarındaki faiz ve kâr payları vergiden istisna olacak.

Vergi Usul Kanunu ile Kurumlar Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülerek kabul edildi.

Bu politikanın amacı, Türk Lirası’nın bankacılık sistemindeki toplam mevduat ve katılım fonundaki payının artırılması ve finansal istikrarın desteklenmesi.

Buna göre kurumların döviz tevdiat ve katılma hesaplarında bulunan yabancı paralarını dördüncü geçici vergi dönemine ilişkin beyannamenin verilme tarihine kadar TL’ye çevirmeleri ve bu suretle elde edilen TL varlıkları en az 3 ay vadeli TL mevduat ve katılma hesaplarına geçirmeleri durumunda, dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan kur farkı kazançlarının son üç aya isabet eden kısmı istisna edilecek.

Ayrıca yabancı para cinsinden varlıkların TL’ye çevrildiği tarihte oluşan kur farkı kazançları ile vade sonunda elde edilen faiz ve kâr payları vergilendirilmeyecek.

Bu istisnaya TL’ye dönüşümün desteklenmesi için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan destek ödemeleri ve dönem sonu değerlemesinden kaynaklanan faiz ve kâr payları da dahil ediliyor.

Vadeden önce çekim yapılırsa gecikme faiziyle vergi alınacak

Bu kapsamda bir geçici vergi döneminden sonra TL’ye geçişin gerçekleşmesi durumunda dönem sonu ile TL’ye çevrildiği tarih aralığına isabet eden kur farkı kazançları da istisna edilecek.

Aynı durum kurumların altın hesaplarından geçiş yapmaları durumunda da geçerli olacak. Komisyon’da kabul edilen önergeyle bu istisnalar kazançları bilanço esasına göre tespit edilen gelir vergisi mükellefleri için de geçerli olacak.

Bu kapsamda açılan hesaplardan vadesinden önce çekim yapılması durumunda, istisna edilen tutarlar nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, ceza ve gecikme faizi uygulanarak tahsil edilecek.

Paylaşın

Ekonomi Uzmanları: Enflasyon Daha da Yükselecek

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 3 Ocak’ta açıkladığı verilere göre, Aralık ayı enflasyonu bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 36’dan fazla artış gösterdi. Bu, enflasyonda son 19 yılın en yüksek seviyesi. VOA Türkçe’ye konuşan ekonomi uzmanları önümüzdeki birkaç ayda enflasyonun daha da yükseleceği öngörüsünde bulundu.

VOA Türkçe’ye Londra’dan Skype üzerinden konuşan gelişmekte olan piyasalar uzmanı Timothy Ash, önümüzdeki birkaç ayda enflasyonun daha da artmasını öngörüyor.

Ash, “Lira biraz daha istikrara kavuşsa bile, üretici fiyatı enflasyonu yüzde 80. Yüzde 36 olarak açıklanan tüketici fiyatı enflasyonu ile bu oran arasındaki fark fiyatlama maliyetinin bir kısmının tüketiciye yansıyacağını gösteriyor. Bu nedenle önümüzdeki birkaç ay içinde enflasyon döviz kurunun nasıl olacağından bağımsız olarak yüzde 50 seviyesine yükselecek gibi görünüyor. Yılın geri kalanıysa döviz kuru ve büyümenin nasıl olacağına bağlı” dedi.

Türkiye Merkez Bankası geçtiğimiz günlerde ihracatçıların döviz gelirlerinin yüzde 25’ini Merkez Bankası’na satma zorunluluğu getirdi.

Johns Hopkins Üniversitesi’nden Uygulamalı Ekonomi Bölümü Profesörü Steve Hanke, bu adımı yatırımcı güveni açısından kötü bir işaret olarak yorumladı.

Hanke, “Bu döviz kontrolunun ilk unsuru ve olumsuz bir işaret. Para birimleri ve döviz rezervi durumları zayıf olan ülkelerde yaygın görülen bir şey. Türkiye’nin döviz rezervi pozisyonu negatif. Burada yapılmaya çalışılan negatif net pozisyonun azaltılması için dolar edinmeye çalışmak. Merkez Bankası’nın bilançosundaki delik bu döviz regülasyonlarıyla kapatılmaya çalışılıyor” dedi.

Türkiye Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından Suudi Arabistan’la da ilişkilerde gerilimi düşürmek amacıyla adımlar atıyor.

Suudi Arabistan Cemal Kaşıkçı cinayetinin ardından resmi olarak olmasa da Türk ürünlerine boykot uygulamıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Şubat ayında Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini açıkladı.

Gelişmekte olan piyasalar uzmanı Timothy Ash körfez ülkeleriyle gerilimin düşürülmesinin ekonomiye etkisini değerlendirdi.

Ash, “İlişkiler bir yere kadar normalleştirilebilir ancak bu ülkeler yüklü çekler yazmayacaktır. Ucuz birtakım varlıklar olursa, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan bunları satın alacaktır. Çünkü bunlar uzun vadede ilginç yatırım fırsatlarıdır. O nedenle Türkiye Merkez Bankası’na milyarlarca dolar körfez parası aktığını görmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de halk şu anda bankacılık sistemine güveniyor ama Lira’ya güvenmiyor”

Peki, Türkiye’de bankacılık sektörü krizi atlatabilecek kadar güçlü mü?

Hanke buna, “Türkiye’deki bankacılık sistemi daha önce benzer döviz krizlerini atlattı. Tarihe baktığımızda bankacılık sektörünün iyi manevra yapıp mali açıdan güçlü kalmayı başardığını görürüz. Ama yine de bu tehlikeli bir oyun. Bütün resmin önemli bir parçası da gözümüzü bankacılık sektöründen ayırmamak. Türkiye’de halk şu anda bankacılık sistemine güveniyor ama Lira’ya güvenmiyor. O nedenle Lira’yı dolara çeviriyor ama para hala bankada” sözleriyle yanıt verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin siyasi ve ekonomik geleceğini bir daha asla Uluslararası Para Fonu (IMF) gibi küresel ekonomik vesayet kurumlarının reçetelerine teslim etmeyeceğini” söyledi.

Steve Hanke de Türkiye için çözümün içerden gelmesi gerektiği görüşünde.

Hanke, “Sanırım bu konuda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la aynı fikirde olma eğilimindeyim. IMF ile anlaşma yenilenmediği zaman bunun iyi bir adım olduğunu düşündüm. Ekonomide yapılacak en iyi şey kendi evinizi toparlamaktır. Çünkü sorunların çoğu ülke içinden kaynaklıdır” dedi.

Türkiye’de ekonomik sorunlar sebebiyle erken seçim çağrılarını da değerlendiren uzmanlara göre, seçimlerin normalde yapılmasının planlandığı 2023, ekonominin mevcut seyri göz önünde bulundurulduğunda fazla uzun bir süre.

VOA Türkçe’ye konuşan uzmanlar, alınan önlemler ve yapılan müdahalelerin ancak bir süre etkili olabileceği görüşünü savunuyor.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduatlar 131 Milyar TL’yi Aştı

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Milli İrade Platformu üyesi sivil toplum kuruluşu başkanlarıyla buluştu. Düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Nebati, dün akşam itibarıyla kur korumalı mevduat hesabının büyüklüğünün 131 milyar TL’yi aştığını söyledi.

Bakan Nebati, “Kur korumalı mevduat hesabı çok ciddi bir karşılık buldu. Cuma akşamı itibarıyla 131 milyar lirayı aşan ciddi bir meblağa ulaşıldı. Günde ortalama 10 milyar lira sisteme girdi” ifadelerini kullandı.

Nebati, enflasyon hakkında da açıklamalarda bulundu. “Enflasyon sadece Türkiye’nin değil dünyanın bir baş belasıdır. Onun için bizim de attığımız adımlar var. Küresel ekonominin patinaj çektiği hatta geriye gittiği bir dönemde biz Türkiye olarak sapasağlam yolumuza devam ediyoruz.  Dünya 2020 yılında 3,1 küçüldü. Türkiye 1,8 büyüdü. Türkiye bunu krizi fırsata çevirerek başardı” dedi.

“2023’te tek haneli enflasyonu göreceğiz”

Bakan Nebati, 2023’te tek haneli enflasyonun görüleceğini söyledi, “Üzerimizde bir kambur var; Aralık ayı. Ocak ayında da bir miktar enflasyonla karşı karşıyayız. Ancak bundan sonrası ilk çeyrekten sonraki değişimi hep birlikte yaşayacağız, göreceğiz. Bu enflasyon sıkıntısını sadece biz değil bütün dünya hep birlikte 2022’de yaşayacak ve bunun üstesinden gelen bizler olacağız” ifadelerine yer verdi.

İhracat hedeflerine de değinen Nebati, “Bu yıl da 250 milyar doları aşan bir ihracatla yılı kapatmış olacağız” dedi. Geçen yıl 225 milyar doları aşkın bir ihracat gerçekleştirildiğini söyleyen Bakan, “20 Aralık akşamından sonra her şey değişti. Bundan sonra önünü gören attığı adımların sağlamlığıyla hareket eden, 2023 yılının da hedeflediği noktalara koşar adım gitmesini kanıtlayan bir döneme girdik. Başta sanayi üretim endeksimiz olmak üzere ihracatta rekorlar kırdık” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

2021 Yılında 101 Bin 750 Esnaf İflas Etti

2021 genelinde 81 bin 159 esnafın sicilden terkinini, 20 bin 591 esnafın ise meslekten terkinini yaparak kepenk kapatmak zorunda kaldığını aktaran CHP’li Veli Ağbaba, “Birkaç yandaşı daha fazla zengin etmek için kuru bilinçli bir şekilde köpürten iktidar, 101 bin 750 esnafın iflasına sebep oldu” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Özellikle aralık ayının esnaf iflaslarının pik yaptığı ay olduğunu belirten Veli Ağbaba, “Dolar kurunun 18,40’ı gördüğü aralıkta sadece 13 bin 16 esnaf iflas etti. Yüksek döviz kuruna ve artan girdi maliyetleri nedeniyle ürün tedarikinde zorlanan esnaf, borç sarmalından kurtulmak için son çareyi ekmek teknesini elinden çıkarmakta buldu. Köpüğün maliyeti 2021 yılında esnafa açlık ve iflas olarak geri dönmüş oldu” dedi.

2021 yılında tescil edilen esnaf sayısının 2020 yılına göre yüzde 21 oranında azalarak 287 bin 550’ye gerilediği bilgisini veren Ağbaba, “Tescil sayısının azalması ve iflas sayılarında yaşanan artışlar, esnafın artık iktidarın ekonomi politikalarına güvenmediğinin de en büyük kanıtı oldu” ifadelerini kullandı.

2022’nin henüz ilk iki haftasını geride bırakmamıza rağmen zamların ardı arkasına kesilmediğine vurgu yapan Ağbaba, “A’dan Z’ye tüm girdi maliyetleri ikiye katlanmış durumda. Henüz kepenk kapatıp, iflasını ilan etmemiş esnaf ise; hem bankalara borçlu hem BAĞ-KUR primlerini yatıramaz haldeler” dedi.

En düşük Bağkur priminin 1726 TL’ye yükseldiğini, esnafın elektrik ve doğalgaza gelen zamlar nedeniyle dükkânında müşterisini karanlıkta karşılamak zorunda kaldığını aktaran Ağbaba’nın konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklama şöyle;

“Esnaf ve Sicil Gazetesi verilerine göre; 2021 yılının genelinde meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı en az 101 bin 750 olarak kayıtlara geçti. Birkaç yandaşı daha fazla zengin etmek için kuru bilinçli bir şekilde köpürten iktidar, 101 bin 750 esnafın iflasına sebep oldu.

2021 yılının genelinde 81 bin 159 esnaf sicilden terkinini, 20 bin 591 esnaf ise meslekten terkinini yaparak kepenk kapatmak zorunda kaldı. Toplamda 101 bin 751 esnafın iflas ettiği 2021 yılında Aralık ayı, esnaf iflaslarının pik yaptığı ay oldu. Dolar kurunun 18,40’ı gördüğü aralık ayında sadece 13 bin 16 esnaf iflas etti.

Yüksek döviz kuruna ve artan girdi maliyetleri nedeniyle ürün tedarikinde zorlanan esnaf, borç sarmalından kurtulmak için son çareyi ekmek teknesini elinden çıkarmakta buldu. ‘Köpüğün’ maliyeti 2021 yılında esnafa açlık ve iflas olarak geri dönmüş oldu.

Ekonomik krizin pik yapması ve piyasalarda yaşanan güvensizlik neticesinde 2021 yılında tescil edilen esnaf sayısında da azalmaya neden oldu. 2021 yılında tescil edilen esnaf sayısı 2020 yılına göre yüzde 21 oranında azalarak 287 bin 550’ye geriledi. Tescil sayısının azalması ve iflas sayılarında yaşanan artışlar, esnafın artık iktidarın ekonomi politikalarına güvenmediğinin de en büyük kanıtı oldu.

‘Esnaf köşeye sıkışmış durumda’

2022 yılının henüz ilk iki haftasını geride bırakmamıza rağmen zamların ardı arkasına kesilmedi. A’dan Z’ye tüm girdi maliyetleri ikiye katlanmış durumda. Henüz kepenk kapatıp, iflasını ilan etmemiş esnaflar ise hem bankalara borçlu hem BAĞ-KUR primlerini yatıramaz haldeler. En düşük bağ kur primi 1726 TL’ye yükselmiş durumda.

Esnaflar, elektrik ve doğalgaza gelen zamlar dükkânında müşterisini karanlıkta karşılamak zorunda kalıyor. Esnaf pandemi sürecinde çektiği kredilerin faizleri ve piyasaya olan borçları yüzünden adeta köşeye sıkışmış durumda. Esnaf, bugün sattığı ürünü yarın aynı fiyatla yerine koyamamaktan şikâyetçi.  Halen bir umut evine ekmek götürmek için bekleyen, ekmek teknesini terk etmeyen esnaf ise esasında yaşadığı sıkıntılar göz önüne alındığında fiilen iflas etmiş durumdadır.”

Paylaşın

IMF Başkanı Georgieva’dan ‘Faiz’ Uyarısı

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, merkez bankalarının enflasyonla mücadele için faizleri yükseltmesinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki uçurumu tehlikeli bir şekilde büyüteceği uyarısında bulundu.

Georgieva, Küresel Kalkınma Merkezi tarafından düzenlenen etkinlikte, küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Enflasyonun endişe kaynağı olduğunu vurgulayan Georgieva, ancak bunun evrensel bir olgu olmadığını, ABD gibi bazı ekonomilerde sorun teşkil ettiğini belirtti.

Georgieva, ülkeler arasındaki tehlikeli ayrışmanın giderek daha fazla kalıcı hale geldiğine dikkati çekerek, enflasyonla mücadeleye yönelik faiz artırımlarının bu ayrışmayı körükleyebileceğini kaydetti.

ABD’de yıllık enflasyon yüzde 7’ye çıkarak yaklaşık 40 yıldır en yüksek seviyesini görmüştü. Federal Reserve de faiz artırımlarına beklenenden daha erken başlanabileceği sinyalini vermişti.

Georgieva bu durumun dolaylı olarak yükselen ekonomileri de etkileyerek ayrışmayı daha da derinleştirebileceğini belirtti. Gelişmiş ülkelerdeki faiz artışları borçlanma maliyetlerini yükselttiği için yükselen ekonomilere yapılan yatırımlarda da sıkışmaya yol açıyor.

Buna ilave olarak Georgieva 2022’de daha fazla belirsizlik öngördüklerini, toparlanma ivmesinin biraz daha zayıf olmasını beklediklerini söyledi.

Georgieva, toparlanmanın zayıflayacağından endişe duyduklarına işaret ederek, dünyanın iki büyük ekonomisi ABD ve Çin’in yazdan bu yana yavaşladığını ve Covid-19 salgınında Omicron varyantının ortaya çıktığını anımsattı.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın

Zincir Marketlere Yeni Düzenleme Yolda

Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun Taslağı, acil talepleri karşılayacak şekilde birkaç maddelik torba teklif hâlinde Meclis’e sunulacak. Hazırlanan torba teklifle 1.500 metrekareden büyük mağazalar hariç olmak üzere zincir gıda marketlerinde tütün ürünleri, mobilya, cep telefonu, elektronik eşya ve beyaz eşya satışı yasaklanacak.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberine göre, mahalle bakkalları başta olmak üzere küçük ve orta ölçekli esnafın rekabette zorlandığı zincir marketlere ilişkin yeni kriterler belirlendi. AK Parti, bakkalları zincir marketlerle rekabet edebilir hâle getirecek torba teklif hazırlıklarını başlattı.

Yıllardır tartışılmasına rağmen bir türlü kanunlaştırılamayan Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkındaki Kanun Taslağı, acil talepleri karşılayacak şekilde birkaç maddelik torba teklif şeklinde Meclis’e sunulacak. Perakende ticaretle ilgili çerçeve kanun ise bütün paydaşlarla yapılacak değerlendirmelerden sonra gündeme getirilecek.

TESK Başkanı Bendevi Palandöken de geçtiğimiz günlerde, zincir marketlere ekmek ve sigara satılması yasağı getirilmesini talep etmişti. AK Parti’nin hazırladığı torba teklifle, özellikle zincir marketlerde satılamayacak ürünler belirlenecek.

AK Parti ekonomi kurmayları “Sektör temsilcileri öncelikle bu taleplerinin karşılanmasını istiyor. Artık esnaf, zincir marketlerle baş edemiyor. Rekabet edemiyorlar. Çünkü zincir marketler gidip tarladan ürünü alıyor; aracı yok, getirip rafta satıyor. Veya mesela bir süt fabrikası ile anlaşıyor. ‘Sadece bana üreteceksin’ diyor. Fiyatı belirliyor. Üretim sadece o market zinciri yapılıyor. Üretici de bir anlamda bunlara mahkûm oluyor. Küçük esnaf ise aracılardan alıyor. Nasıl rekabet edecek? Her sektör etkileniyor, zincir market elektronik eşya satıyor, karşı dükkânda aynı ürünleri satan esnaf etkileniyor. Bunlara izin verilmeyecek” dedi.

Hazırlanan torba teklifle, zincir marketlerin açılmasına ilişkin kriterler ile büyüklüklerine göre hangi ürünleri satamayacakları belirlenecek. 1.500 metrekareden büyük mağazalar hariç olmak üzere zincir gıda marketlerinde tütün ürünleri, mobilya, cep telefonu, elektronik eşya ve beyaz eşya satışı yasaklanacak. Züccaciye, tekstil ürünleri gibi mallara da marketlerin büyüklüklerine göre satış yasağı getirilecek.

Paylaşın

Sanayi Üretimi Kasım’da Beklentileri Aştı

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, sanayi üretimi aylık yüzde 3,3, yıllık yüzde 11,4 arttı. Bu rakamlar piyasa beklentisinin üzerinde. Ekonomistlerin medyan beklentisi aylık yüzde 0,5, yıllık yüzde 8 artıştı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2021 Sanayi Üretim Endeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Kasım ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,5, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 12,5 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 4,0 arttı.

Sanayi üretimi aylık yüzde 3,3 arttı

Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2021 yılı Kasım ayında madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,6 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,8 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,4 arttı.

Paylaşın

Genel Sağlık Sigortası Primine Yüzde 41 Zam

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), 2022’de Genel Sağlık Sigortası (GSS) primini aylık 150,12 lira, emzirme ödeneğini 316 lira, cenaze ödeneğini 1.250 lira, geçici iş göremezlik ödeneğini ise günlük 166,80 lira olarak duyurdu.

Kurum’dan yapılan açıklamaya göre, sigortalı bir işte çalışmayan veya herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan kişiler, 2022’de ayda 150,12 lira Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödeyerek kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek.

GSS primini ödeyecek maddi gücü olmayan vatandaşların ise ikametlerinin bulunduğu yerdeki Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına müracaat ederek gelir testi yaptırmaları gerekecek.

Gelir testi yaptıran kişilerin aile içinde kişi başına düşen geliri brüt asgari ücretin üçte birinin altında ise GSS primleri devlet tarafından karşılanacak. Bu kişiler devlet ve üniversite hastanelerine başvurduklarında sağlık hizmetlerinden ücretsiz faydalanabilecek.

Emzirme ve cenaze destekleri de arttı

Doğum yapması halinde sigortalı kadına veya sigortalı olmayan eşinin doğum yapması halinde sigortalı erkeğe verilen emzirme ödeneği, yeni yılla birlikte 232 liradan 316 liraya yükseltildi.

Emzirme ödeneğinden faydalanabilmek için 4A’lı (SSK) çalışanların doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları priminin yatmış olması, 4B’li (Bağ-Kur) çalışanların ise doğumdan önceki bir yıl içinde en az 120 gün kısa vadeli sigorta kolları priminin yatmış olmasının yanında prim borcunun bulunmaması gerekiyor.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen ya da sürekli iş göremezlik geliri, malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken ölenlerin ve en az 360 gün prim bildirilmiş olup da ölen sigortalıların hak sahiplerine verilen cenaze ödeneği de 2022 için 1250 lira oldu.

Asgari günlük kazanç üzerinden hesaplanarak, iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri nedeniyle istirahatli olan sigortalılara verilen geçici iş göremezlik ödeneği, 2022’de sigortalıların istirahatli bulundukları günlerde 166,80 lira üzerinden hesaplanacak.

Çırak ve öğrenciler için ise bu hesaplama 83,40 lira asgari üzerinden yapılacak. Bu artıştan, rapor kullanmaya 2021’de başlamış olanlar da yararlanacak.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın

Dünya Bankası, Türkiye’nin Büyüme Beklentisini Yarıdan Fazla Düşürdü

Dünya Bankası 2022’de Türkiye için gördüğü büyüme oranını yarıdan fazla düşürerek yüzde 2’ye çekti. Banka, Türkiye ekonomisinin 2021 için büyüme tahminin yüzde 9,5, 2022 için yüzde 2 ve 2023 için yüzde 3 olduğunu bildirdi.

Banka, Haziran 2021’de yayımladığı raporda, Türkiye ekonomisinin 2021’de yüzde 5, 2022’de yüzde 4,5 ve 2023’te yüzde 4,5 büyüyeceği tahmininde bulunmuştu. Banka, Ekim 2021’de ise tahminlerinde güncellemeye giderek, Türkiye’nin 2021’de yüzde 8,5, 2022’de yüzde 3 ve 2023’te yüzde 4 büyüyeceğini öngörmüştü.

Dünya Bankası, Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu’nda gelişmiş ekonomiler için büyüme beklentilerini düşürdü, gelişmekte olan ekonomilerde ise ekonomik toparlanmanın yüksek borç seviyeleri, artan gelir eşitsizliği ve yeni koronavirüs varyantları nedeniyle tehdit altında olduğu uyarısı yaptı.

Dünya Bankası Kalkınma Beklentileri Grubu Direktörü Ayhan Köse’nin hazırladığı raporda geçen yıl yüzde 5,5 olarak kaydedilen küresel ekonomik büyümenin “belirgin” bir yavaşlamayla 2022’de yüzde 4,1’e ve 2023’te yüzde 3,2’ye gerileyeceği öngörüsünde bulunuldu. Uluslararası Para Fonunun (IMF) da 25 Ocak’ta açıklanacak raporunda ekonomik büyüme beklentilerini düşürmesi bekleniyor.

Omicron beklentileri daha da düşürebilir

Koronavirüsün hızla yayılan Omicron varyantının etkisini sürdürmesi durumunda gerilemenin daha da fazla olabileceği endişesi dile getirildi. Ayhan Köse, Reuters ajansına yaptığı açıklamada, Omicron varyantında bir tırmanışın, küresel ekonomik büyüme beklentilerini yüzde 0,7 oranında geriye çekebileceğini kaydetti.

Raporda gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde 2020’deki daralmanın ardından 2021’de ekonomik faaliyetlerde güçlü canlanma yaşandığına işaret edilirken uzun süreli enflasyon, tedarik zincirleri ve iş gücündeki süregelen sıkıntılar ve koronavirüs varyantlarının dünya çapında büyümeye olumsuz etki edebileceği uyarısında bulunuldu.

Beslenme, sağlık ve eğitimde geriye gidiş

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, gelişmekte olan ülkelerin düşük aşılama oranı, küresel makroekonomik politikalar ve borç yükü ile bağlantılı uzun vadeli sorunlar yaşadığını belirtti. Yoksulluk, beslenme ve sağlık alanlarındaki olumsuz gidişle pandemide okulların kapatılmasının kalıcı etkilerine işaret eden Malpass, “düşük ve orta gelirli ülkelerdeki 10 yaşındaki çocuklar arasında basit bir hikayeyi okuyamayanların oranının yüzde 53’ten yüzde 70’e çıktığını” kaydetti.

2019 Aralık ayında patlak veren koronavirüs pandemisi dünya çapında 5,8 milyon kişinin ölümüne yol açtı, 300 milyon kişi Covid-19’a yakalandı. Dünya nüfusunun yüzde 59’unun en az tek doz aşı olduğu, buna karşılık düşük gelirli ülkelerde bu oranın yüzde 8,9’da kaldığı tahmin ediliyor.

Dünya Bankası Başkanı Malpass, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranları arasında “büyüyen bir uçurum” bulunduğunu belirterek bu durumun toplumsal gerilim ve huzursuzlukları da tetikleyebileceği uyarısı yaptı.

Büyüme beklentileri

Rapora göre ABD’de 2021’de yüzde 5,6 olan büyüme oranı 2022’de yüzde 3,7’ye ve 2023’te yüzde 2,6’ya gerileyecek. Geçen yıl yüzde 5,2 büyüyen Euro Bölgesinde ise 2022’de yüzde 4,2, 2023’te ise yüzde 2,1’lik büyüme öngörülüyor.

Gelişmekte olan ülkeler sınıfındaki en büyük ekonomi olan Çin’de de 2021’de yüzde 8 olarak kaydedilen büyüme oranının 2022’de yüzde 5,1, 2023’te yüzde 5,3 olması bekleniyor.

Genel olarak gelişmekte olan ülkelerin genelinde ise 2021’deki yüzde 6,3’lük büyüme oranı 2022’de yüzde 4,6’ya ve 2023’te yüzde 4,4’e gerileyecek.

Türkiye tahminleri

Dünya Bankası 2022’de Türkiye için gördüğü büyüme oranını yarıdan fazla düşürerek yüzde 2’ye çekti. Banka, Türkiye ekonomisinin 2021 için büyüme tahminin yüzde 9,5, 2022 için yüzde 2 ve 2023 için yüzde 3 olduğunu bildirdi.

Dünya Bankası, Haziran 2021’de yayımladığı raporda, Türkiye ekonomisinin 2021’de yüzde 5, 2022’de yüzde 4,5 ve 2023’te yüzde 4,5 büyüyeceği tahmininde bulunmuştu. Banka, Ekim 2021’de ise tahminlerinde güncellemeye giderek, Türkiye’nin 2021’de yüzde 8,5, 2022’de yüzde 3 ve 2023’te yüzde 4 büyüyeceğini öngörmüştü.

“Sert iniş” riski artıyor

Ayhan Köse de gerekli finansmanı sağlamadaki seçeneklerin sınırlı oluşu, sürekli enflasyon baskısı ve artan mali kırılganlıklar nedeniyle gelişmekte olan ülkelerin “sert iniş” yaşama riskinin yükseldiğini belirtti.

Artan faiz oranlarının ek riskleri beraberinde getirdiğine işaret eden Köse, özellikle de ABD ve diğer büyük ekonomilerin faiz oranlarını beklenenden aylar önce, ilkbaharda yükseltmesi durumunda ekonomik büyüme tahminlerinin de olumsuz etkilenebileceğini kaydetti.

Köse, pandemi nedeniyle toplam küresel borçların son 50 yılın en yüksek seviyelerine çıktığını belirterek borçların yeniden yapılandırılmasının hızlandırılması için ortak çaba gerektiğini kaydetti.

Dünya Bankası raporunda enflasyondaki hızlı artışa dikkat çekilerek enflasyon oranlarının gelişmiş ekonomilerde 2008, gelişmekte olan ekonomilerde 2011 sonrasının en yüksek seviyelerine çıktığı ve bu durumun özellikle düşük gelirlileri olumsuz etkilediği vurgulandı.

(Kaynak: DW Türkçe ve Euronews Türkçe)

Paylaşın