Prof. Veysel Ulusoy: Türkiye Hiperenflasyon Dönemine Girdi

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) resmi verilerine göre mart ayında tüketici enflasyonu yüzde 61’e yükselirken, üç haneli rakamlara demir atan üretici enflasyonu ise yüzde 114 oldu.

Mart ayı enflasyonunu yüzde 142 olarak hesaplayan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) kurucusu Ekonomist Prof. Dr. Veysel Ulusoy’a göreyse Türkiye hiperenflasyon sürecine girmiş durumda.

Hiperenflasyon tanımının yıllık yüzde 200’ün üzerine çıkan enflasyonda kullanıldığını hatırlatan Ulusoy, ancak yeni jenerasyon hiperenflasyon tanımında farklı unsurların yer aldığını anlattı.

Çift haneli işsizlik, gelirsizlik ve yıllık enflasyonun OECD ortalamasının 10 katı olmasının hiperenflasyon olarak tanımlanabileceğini aktaran Ulusoy, Sözcü’den Taylan Büyükşahin’e yaptığı açıklamada, bu şartlar altında Türkiye’nin hiperenflasyon sürecine girdiğini ifade etti.

Hükümetin aralık ayından itibaren baz etkisiyle enflasyonun düşmesine bel bağladığını söyleyen Prof. Dr. Veysel Ulusoy, bir program ve yapısal reform olmadan enflasyonun sadece baz etkisiyle düşürülmesinin acizlik olduğunu vurguladı.

Hükümetin baz etkisiyle seçime gitmek istediğini anlatan Ulusoy, “Hayat pahalılığı inanılmaz derecede artacak. Ortada bir ekonomik başarı yok. KKM gibi ek faiz uygulamaları ile dahi dövizi düşüremiyorsunuz. Reformlara şu an başlasak bile 3-4 yıl restorasyon sürer” dedi.

OECD ortalaması kaç?

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) bölgesinde enflasyon, Türkiye’nin etkisiyle son 32 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştı. OECD bölgesinde ocakta yüzde 7,2 olan yıllık enflasyon, şubat ayında yüzde 7,7’ye yükseldi.

Öte yandan söz konusu orandan Türkiye dışarıda tutulduğunda OECD enflasyonunun yüzde yüzde 6,3 seviyesinde olduğu açıklanmıştı.

Paylaşın

OECD Enflasyonu 30 Yılın Zirvesinde: Yüzde 7,7

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) paylaştığı Şubat 2022 tüketici fiyat endeksine göre, OECD bölgesindeki yıllık enflasyon yüzde 7,7 ile Aralık 1990’dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü.

OECD ülkelerindeki ortalama tüketici enflasyonu Ocak 2022’de yüzde 7,2 iken, Şubat 2021’de yüzde 1,7 olarak ölçülmüştü.

Geçen aya ilişkin enflasyon verilerini dün (5 Nisan) yayınladığı bir raporla duyuran OECD, bu artışın “kısmen Türkiye’deki enflasyonda yaşanan keskin artışların bir yansıması” olduğu yorumunda bulundu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı enflasyon verilerine atıfta bulunulan raporda, Türkiye’nin yıllık tüketici enflasyonunun Ocak ayında yüzde 48,7, Şubat ayında ise yüzde 54,4 olduğu hatırlatıldı.

Buna göre, “Türkiye hariç tutulduğunda, OECD bölgesindeki enflasyon Şubat 2022’de yüzde 6,3, Ocak 2022’de ise yüzde 5,8’di.”

Öte yandan, TÜİK’in yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 54,4 olarak açıkladığı Şubat 2022’de Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ülkedeki yıllık tüketici enflasyonunu yüzde 123,8 olarak duyurmuştu.

“Gıda fiyatlarında belirgin artış”

OECD’nin Şubat 2022 yıllık tüketici enflasyonu raporundan öne çıkan diğer noktalar özetle şu şekildeydi:

“Enerji fiyatları OECD ülkelerinin çoğunda enflasyonun artmasına sebep olurken gıda enflasyonu da belirgin bir artış gösterdi. Gıda ve enerji fiyatları hariç tutulduğunda, OECD bölgesindeki yıllık enflasyon oranı yüzde 5,5’ti. Ocak 2022’de aynı rakam yüzde 5,1 düzeyindeydi.

Şubat’ta yıllık enflasyon G20 bölgesinde de artış gösterdi; Ocak 2022’de yüzde 6,5 olan enflasyon Şubat ayında yüzde 6,8 olarak ölçüldü.

OECD bölgesi dışındaki ülkelere bakıldığında, Arjantin’deki yıllık enflasyonda ciddi bir artış olduğu gözlendi. Enflasyon oranı Çin ve Güney Afrika’da durağan iken Hindistan’da düşüş yaşandı.

Tüm G7 ülkelerinde artış

Şubat ayında tüm G7 ekonomilerinde yıllık enflasyonun arttığı görüldü. En yüksek artışlar sırasıyla 0,9 ve 0,8 puan ile İtalya ve Fransa’da yaşandı. En düşük artış ise 0,2 puan ile Almanya’daydı. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) yıllık enflasyon Şubat 2022’de yüzde 7,9 olarak ölçüldü. Bu rakam, Ocak 1982’den beri ölçülen en yüksek rakamdı.

Gıda ve enerji dışındaki enflasyon Kanada, Almanya, Birleşik Krallık ve ABD’deki genel enflasyonun ardındaki asıl etmendi. İtalya’da ise enerji fiyatları enflasyonu yükselten asıl sebep oldu.

Euro bölgesine bakıldığında, Uyumlaştırılmış Tüketici Fiyatları Endeksi (HICP) tarafından ölçülen genel enflasyon oranının Şubat’ta yüzde 5,9’a yükseldiği görüldü. Bu oran, Ocak 2022’de yüzde 5,1 iken Şubat 2021’de sadece yüzde 0,9’du. Gıda ve enerji fiyatları hariç tutulduğunda, Euro bölgesinin Şubat enflasyonu yüzde 2,7, Ocak enflasyonu ise yüzde 2,3’tü.

Eurostat’ın Mart için yaptığı öngörüler yıllık enflasyon ile gıda ve enerji harici enflasyonun yüzde 7,5 ve yüzde 3’e yükseleceğini ortaya koyuyor.”

Türkiye’de Mart 2022 enflasyonu

TÜİK Mart 2022’ye ilişkin tüketici fiyat endeksini 4 Nisan’da açıkladı. Buna göre, aylık enflasyon yüzde 5,45, yıllık enflasyonu ise yüzde 61,14’tü. ENAG’ın aynı gün açıkladığı alternatif veriler ise aylık enflasyonun yüzde 11,93, yıllık enflasyonun yüzde 142,63 olduğunu gösterdi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Yüksek Enflasyon Daha Ne Kadar Devam Edecek?

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hafta başında mart ayına ilişkin enflasyon istatistiklerini açıkladı. Buna göre, martta yıllık tüketici enflasyonu yüzde 61,14 ile son 20 yılın zirvesini gördü. Böylece kasım ayında yüzde 21 seviyesinde olan yıllık enflasyon sadece 4 ayda 3 katına çıkmış oldu.

Aydan aya yükselmeye devam eden enflasyon, hem üreticiler hem de tüketiciler için olumsuz bir grafik çizmeye devam ederken, hiperenflasyon kavramı yeniden gündeme geldi. Peki yaşanan durum hiperenflasyon anlamına mı geliyor

Hiperenflasyon nedir?

Paranın hızla değer kaybettiği, enflasyonun durdurulamadığı ortamlarda yaşanan hiperenflasyon tanımını kullanmak için yıllık enflasyonun yüzde 200 seviyesini aşması, aylık bazda ise yüzde 50’lik artışlar yaşanması gerekiyor. Ekonomistlere göre hiperenflasyonun en önemli sebeplerinden biri de aşırı para genişlemesi ve yanlış para politikaları olarak tanımlanıyor.

Yaşanılan durum ne?

Resmi istatistiklere göre Türkiye’nin aylık enflasyonunda artışlar henüz çift haneli sayılara ulaşmadı. Bir grup akademisyen tarafından oluşturulan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından düzenli olarak yayınlanan enflasyon istatistiklerine göre de mart ayında yıllık enflasyon yüzde 142.6, aylık enflasyon ise yüzde 11.93 seviyesinde. Yani bu durumu hiperenflasyon olarak tanımlamak zor.

Türkiye’nin aylık enflasyonda çok yüksek artışlarla karşılaştığını ancak bunun hiperenflasyondan uzak olduğunu belirten ekonomistler ise vatandaşın hissettiği enflasyona vurgu yapıyor.

DW Türkçe’den Emre Eser’e değerlendirmelerde bulunan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Eğitim ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Atılım Murat, “Hiperenflasyon dediğimiz şey fiyatların teknik olarak her ay yüzde 50 artması. Türkiye’de henüz böyle bir durum yok. Aylık bazda yüzde 5’lik, yüzde 6’lık çok yüksek artışlar var ama bu bir hiperenflasyon değil” dedi.

Atılım Murat’a göre vatandaşın hissettiği enflasyon burada farklılık gösteriyor. “Ben enflasyonu her vatandaş gibi yüzde 100 ila yüzde 150 arasında hissediyorum. Çok yüksek ve anormal bir enflasyon var” diyen Murat, vatandaşların markete, pazara gittiği zaman haftalık olarak gördüğü çok yüksek artışların enflasyon beklentilerini ve fiyatlama davranışlarını bozduğunu söylüyor.

‘Şok etkisi yaratıyor’

Hazine ve Maliye Bakanlığı Mülga Gelir Politikaları Eski Genel Müdürü ve Eski IMF Ekonomisti Dr. Burcu Aydın Özüdoğru ise Türk halkının yakın geçmişte yüzde 10-15’lik tüketici enflasyonunu bir şekilde benimsediğini, şimdi yaşanan yüzde 60’lık tüketici enflasyonunun ve yüzde 100’ü aşan üretici enflasyonunun vatandaş üzerinde bir şok etkisi yarattığını belirtiyor.

Gelinen noktada tüketicilerin elindeki paranın satın alma gücüne baktığını anlatan Özüdoğru, “Siz pazara gittiğinizde, markete gittiğinizde, elektrik faturası ödediğinizde ya da benzin aldığınızda 3 ay önceye hatta 1 ay önceye göre ne kadar fazla ödediğinizi görüyorsunuz. İki tutarı karşılaştıran tüketicinin de bu anlamda ciddi derecede canı yanıyor.

Hissedilen artış alt kalemlerde

TÜİK’in yüzde 60’lık bir tüketici enflasyonu açıkladığını ancak alt kalemlerde bazı ürün gruplarında bu artışların yüzde 100’ü aştığını aktaran Özüdoğru, bu noktada tüketicinin en fazla kullandığı ürünü ya da hizmeti daha çok gözlemlediğini ve kendi ücretindeki artışla kıyasladığını ifade etti.  Genellikle tüm dikkatlerin yüzde 60’lık manşet enflasyona odaklandığını dile getiren Atılım Murat da, “Ancak alt kırılmalardaki artışlar çok yüksek. Mesela ulaştırma kalemindeki yıllık artışlar yüzde 99” diyor.

Yüksek enflasyon ne kadar devam edecek?

Ekonomistlerin altını çizdiği diğer bir konu ise yüksek enflasyonun uzun süre Türkiye’nin peşinden geleceği. Henüz enflasyonda Türkiye’nin en kötüyü görmediğini anlatan Atılım Murat, küresel etkiler ve mevcut politikalara bakıldığında Türkiye’nin en az bir yıl daha yüksek enflasyonu yaşayacağını belirtiyor.

Maaş zamları 3 ayda eridi

Türkiye’nin mevcut politikaları ile enflasyonu kısa vadede düşüremeyeceğini aktaran Burcu Aydın Özüdoğru ise, “Politikalarda enflasyon önceliklendirilmediği sürece sabit ücretle çalışan insanlar yani işçiler, kamu personeli ve emekliler gibi gruplar her zaman satın alma gücünü kaybeder. Yakın zamanda ücretlere yüzde 50 gibi zamlar yapıldı. Ama 3 ay içerisinde ücretlere yeniden bir düzenleme yapılması ihtiyacı doğdu. Yani enflasyondaki artış kontrol edilmediği sürece buradaki bozulma da iyileşmeyecektir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Ekonomistlere göre yüksek enflasyonun uzun süredir devam etmesi bu durumdan etkilenen kitleleri arttırıyor.

“Artık sadece alt ve orta gelir grubunda insanlar değil, üst gelir grubundaki insanlar da  hayat pahalılığı karşısında çok bunalmaya başladı” diyen Atılım Murat, yoksulluk sınırının 16 bin lira olduğu ortamda vatandaş ciddi anlamda zorlandığını söylüyor.

Enflasyon kısa sürede düşürülebilir mi?

Mevcut politika faizi ile paranın sürekli olarak kendine gidecek başka yerler aradığını anlatan Burcu Aydın Özüdoğru, gelinen noktada enflasyon hedeflerinden çok uzaklaşıldığını dile getiriyor. Özüdoğru’ya göre mevcut politikalar devam ettiği sürece yüksek enflasyon kalıcı olmaya devam edecek. Enflasyon artışını kontrol edecek bir patikaya girilmediği sürece yıl sonunda yüzde 45-50 oranlarının aşağısına inilmesinin zor olduğunu anlatan Özüdoğru, bu konuda ciddi adımların atılması gerektiğinin altını çiziyor.

‘En iyi ihtimalde yüzde 30 olur’

Artık burada işin Merkez Bankası kontrolünden bile çıktığını belirten Atılım Murat ise yıl sonunda hem dünyada hem de Türkiye’de her şeyin güzel gitmesi halinde, en iyi ihtimalle yüzde 30’luk bir enflasyon yaşanacağını vurguluyor. Ancak Murat’a göre bu uzak bir ihtimal. Murat, bu konuda şunları söylüyor: “Aralık ayında baz etkisiyle enflasyonun düşeceği söyleniyor. Evet ancak, burada yeni bir kur şoku da yaşamamız gerekiyor. Son iki ayın enflasyonu kabaca yüzde 11.5, zaten bu artışla aralık ayındaki baz etkisini siliyoruz. Artık o da çok belirsiz bir ihtimal.”

Paylaşın

MB’nin Enflasyon Raporunda ‘Gıda’ Ve ‘Enerji’ Vurgusu

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın  (TCMB) ‘Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu’ yayımlandı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yüzde 61 olarak açıkladığı enflasyon verilerinin yorumlandığı raporda, emtia fiyatlarındaki artışın jeopolitik gelişmelerle belirginleştiğine işaret edildi. 

Haber Merkezi / Yayınlanan raporda enflasyondaki artışa en belirgin katkının enerji, gıda ve temel mal gruplarından geldiği ifade edilirken, yılın başından itibaren emtia fiyatlarında gözlenen artış eğiliminin jeopolitik gelişmelerle beraber bu dönemde ‘bir miktar’ daha belirginleştiği vurgulanan raporda, enflasyonundaki artışın alt gruplar geneline yayıldığı tespiti yapıldı.

Uluslararası enerji fiyatlarındaki artışın yurtiçi fiyatları da etkilediği belirtilen raporda, elektrik fiyatlarında kademeli tarife sisteminde yapılan düzenleme ve KDV indiriminin daha olumsuz bir görünümü sınırladığı anlatıldı.

Gıda enflasyonundaki yükseliş alt gruplar genelinde devam ederken, son dönemde aylık bazda yüksek artışlar gösteren taze meyve ve sebze fiyatlarının mart ayında görece yatay seyrettiği vurgulandı. Bunun yanısıra, gıda grubu alt kalemlerinde KDV indiriminin sarkan etkilerinin gözlenmeye devam ettiği, temel malda yıllık enflasyon giyim ve ayakkabı grubunda yatay seyrederken diğer alt gruplarda yükseldiği ifade edildi.

Raporda, enflasyondaki diğer gelişmeler için şu değerlendirme yer aldı: “Temel malda yıllık enflasyon giyim ve ayakkabı grubunda yatay seyrederken diğer alt gruplarda yükselmiştir. Bu dönemde, hizmet grubunda yıllık enflasyon alt gruplar genelinde artmış, enerji ve gıda fiyatlarındaki görünüme paralel olarak ulaştırma ve lokanta-otel öne çıkan gruplar olmaya devam etmiştir. Uluslararası emtia fiyatlarında devam eden güçlü yükseliş ve tedarik zincirlerindeki aksamalar neticesinde üretici fiyatlarındaki artışlar sürmüştür. Bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonlarındaki yükseliş devam etmiştir.”

Enflasyon yüzde 70lere çıkacak

Amerika Birleşik Devletleri’nin finans merkezi Wall Street’te bankalar, Türkiye’de önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da artacağı tahmininde bulundu. Yatırım bankası JPMorgan, yıl sonunda enflasyon oranının yüzde 65 ila 70 seviyesine yükseleceğini daha sonra güçlü baz etkisi nedeniyle yüzde 40’lara gerileyeceğini öngördü.

JPMorgan müşteri notunda “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tüm dikkatini döviz kuru korumalı mevduat sistemine verdiği için tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri ne kadar güçlü olursa olsun tepki verme olasılığı düşük.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir diğer yatırım bankası Goldman Sachs ise enflasyon oranının Mayıs-Haziran döneminde yüzde 67’ye ulaşarak zirve yapacağını ve 2022 yılının büyük kısmında yüzde 65’in üzerinde kalacağını tahmin etti. Goldman Sachs da JPMorgan ile benzer şekilde yıl sonunda enflasyon oranının yüzde 45’e gerilemesini bekliyor.

Goldman Sachs “Ticari mal fiyatları ve enflasyonla mücadeleye yönelik olmayan para politikalarından kaynaklı yukarı yönlü riskler görüyoruz.” değerlendirmesi yaptı.

Enflasyon yüzde 61,14

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  29,88 artış gerçekleşti.

Üç haneli enflasyon

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), mart ayı enflasyonunu verilerini açıkladı. ENAG’a göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) mart ayında yüzde 11.93 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 142.63 olarak gerçekleşti. ENAG şubat ayı enflasyon rakamlarını yıllık yüzde 123.80 oranında olduğunu duyurmuştu.

Paylaşın

İPA Duyurdu: İstanbul’da Yaşam Maliyeti Yüzde 73,3 Arttı

TÜİK, Mart ayında son 20 yılın en yüksek yıllık enflasyon oranı olan yüzde 61,14 enflasyon oranı bildirirken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki İstanbul Planlama Ajansı (İPA), kentteki yaşam maliyetinin son 1 yılda fahiş bir şekilde arttığına dikkat çekti. 

Haber Merkezi / Ajansın Mart ayı fiyat analizlerine göre, İstanbul’da yaşamanın maliyeti, son 1 ayda yüzde 11,17 arttı. Seçilmiş ürünler üzerinden yapılan analize göre maliyet son 1 yılda ise yüzde 73,63 arttı. Analizlerde baz alınan bazı ürün kalemlerindeki 1 aylık artış ise şöyle:

  • Toz şeker: Yüzde 27,10
  • Ayçiçek yağı: Yüzde 39,95
  • Prinç: Yüzde 4,43
  • Kırmızı et: Yüzde 21,30
  • Tavuk eti: Yüzde 28,54
  • Motorin: Yüzde 42,57

Enflasyon yüzde 61,14

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  29,88 artış gerçekleşti.

Üç haneli enflasyon

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), mart ayı enflasyonunu verilerini açıkladı. ENAG’a göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) mart ayında yüzde 11.93 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 142.63 olarak gerçekleşti. ENAG şubat ayı enflasyon rakamlarını yıllık yüzde 123.80 oranında olduğunu duyurmuştu.

Paylaşın

‘Enflasyon Yüzde 70’lere Çıkacak’ İddiası

TÜİK, Mart ayında son 20 yılın en yüksek yıllık enflasyon oranı olan yüzde 61,14 enflasyon oranı bildirirken, Amerika Birleşik Devletleri’nin finans merkezi Wall Street’te bankalar, Türkiye’de önümüzdeki dönemde enflasyonun daha da artacağı tahmininde bulundu.

Yatırım bankası JPMorgan, yıl sonunda enflasyon oranının yüzde 65 ila 70 seviyesine yükseleceğini daha sonra güçlü baz etkisi nedeniyle yüzde 40’lara gerileyeceğini öngördü.

JPMorgan müşteri notunda “Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası tüm dikkatini döviz kuru korumalı mevduat sistemine verdiği için tüketici fiyat endeksi (TÜFE) verileri ne kadar güçlü olursa olsun tepki verme olasılığı düşük.” değerlendirmesinde bulundu.

Bir diğer yatırım bankası Goldman Sachs ise enflasyon oranının Mayıs-Haziran döneminde yüzde 67’ye ulaşarak zirve yapacağını ve 2022 yılının büyük kısmında yüzde 65’in üzerinde kalacağını tahmin etti. Goldman Sachs da JPMorgan ile benzer şekilde yıl sonunda enflasyon oranının yüzde 45’e gerilemesini bekliyor.

Goldman Sachs “Ticari mal fiyatları ve enflasyonla mücadeleye yönelik olmayan para politikalarından kaynaklı yukarı yönlü riskler görüyoruz.” değerlendirmesi yaptı.

Enflasyon yüzde 61,14

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  29,88 artış gerçekleşti.

Üç haneli enflasyon

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), mart ayı enflasyonunu verilerini açıkladı. ENAG’a göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) mart ayında yüzde 11.93 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 142.63 olarak gerçekleşti. ENAG şubat ayı enflasyon rakamlarını yıllık yüzde 123.80 oranında olduğunu duyurmuştu.

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Martta 8,2 Milyar Dolara Yükseldi

Ticaret Bakanlığı, 2022 Mart ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, mart ayında ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 19,8 artarak 22,7 milyar dolara çıktı. İthalat ise yüzde 156 artışla 30,9 milyar dolar oldu.

2022 Ocak-Mart dönem aralığında ise, ihracat yüzde 20,8 artışla 60 milyar 288 milyon dolar, ithalat yüzde 42,1 artışla 86 milyar 681 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret açığı mart ayında yıllık yüzde 76 artışla 8,2 milyar dolara yükselmiş oldu. Şubatta dış ticaret açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 135,5 artışla 7,88 milyar dolara çıkmıştı.

Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin mart ayında en fazla ihracat yaptığı ülkeler sırasıyla; Almanya yüzde 13,7 oranında artışla 1 milyar 904 milyon dolar, ABD yüzde 25,6 oranında artışla 1 milyar 561 milyon dolar ve İtalya yüzde 30,5 oranında artışla 1 milyar 276 milyon dolar oldu. İhracatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ihracat içerisindeki payı yüzde 49,4 oldu.

Mart ayında en fazla ithalat yapılan ülkeler ise sırasıyla; Rusya yüzde 62,1 oranında artışla 4 milyar 112 milyon dolar, Çin yüzde 28,7 oranında artışla 3 milyar 617 milyon dolar ve Almanya yüzde 0,5 oranında artışla 2 milyar 243 milyon dolar oldu. İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 52,4 şeklinde gerçekleşti. İthalatta en çok paya sahip ilk 10 ülkenin toplam ithalat içerisindeki payı yüzde 52,4 oldu.

Mart ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 94,9 (21 milyar 556 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 3,1 (698 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,5 (333 milyon dolar) oldu.

Mart ayında sektörlere göre ithalatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 69,6 (21 milyar 542 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 23 (7 milyar 133 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 3,3 (1 milyar 30 milyon dolar) oldu.

Paylaşın

ENAG Verileri TÜİK’i Yalanladı: Enflasyon Üç Haneli

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı mart ayı enflasyon verileri öncesi Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), kendi verilerini yayımladı. ENAG’a göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) mart ayında yüzde 11.93 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 142.63 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / ENAG-özellikli ürün grubu enflasyon hesaplamasına göre, TÜİK alt grupları gösterge olarak alındığında en fazla aylık düşüş eksi yüzde 1,41 ile Lokanta ve Oteller en fazla yükseliş ise yüzde 78,44 ile sağlık kaleminde gerçekleşmiştir.

ENAG şubst ayı enflasyon rakamlarını yıllık yüzde 123.80 oranında olduğunu duyurmuştu. Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), her ay kendi hesapladığı enflasyon oranıyla kamuoyunun karşısına çıkıyor.

TÜİK Mart ayı enflasyon verilerini açıkladı

TÜİK’e göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  29,88 artış gerçekleşti.

Yıllık en düşük artış yüzde 15,08 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla yüzde  26,73 ile eğitim, yüzde  26,95 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde  34,95 ile sağlık oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde  99,12 ile ulaştırma, yüzde  70,33 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde  69,26 ile ev eşyası oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla 2022 yılı Mart ayında en az artış gösteren ana gruplar yüzde  1,78 ile giyim ve ayakkabı, yüzde  1,84 ile konut ve yüzde  2,78 ile eğlence ve kültür oldu. Buna karşılık, 2022 yılı Mart ayında artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde  13,29 ile ulaştırma, yüzde  6,55 ile eğitim, yüzde  6,04 ile lokanta ve oteller oldu.

Mart 2022’de, endekste kapsanan 409 maddeden, 69 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 27 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 313 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti. İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’de 2022 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 16,38, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,34 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  27,48 artış gerçekleşti.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Martta Yüzde 61,4’e Yükseldi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Mart 2022 verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, TÜFE Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 5,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 22,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,14 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  29,88 artış gerçekleşti.

Haber Merkezi / TÜİK’e göre, yıllık en düşük artış yüzde 15,08 ile haberleşme ana grubunda gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla yüzde  26,73 ile eğitim, yüzde  26,95 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde  34,95 ile sağlık oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde  99,12 ile ulaştırma, yüzde  70,33 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde  69,26 ile ev eşyası oldu.

Açıklanan verilere göre, ana harcama grupları itibarıyla 2022 yılı Mart ayında en az artış gösteren ana gruplar yüzde  1,78 ile giyim ve ayakkabı, yüzde  1,84 ile konut ve yüzde  2,78 ile eğlence ve kültür oldu. Buna karşılık, 2022 yılı Mart ayında artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde  13,29 ile ulaştırma, yüzde  6,55 ile eğitim, yüzde  6,04 ile lokanta ve oteller oldu.

Mart 2022’de, endekste kapsanan 409 maddeden, 69 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 27 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 313 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti. İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’de 2022 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 4,24, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 16,38, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,34 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde  27,48 artış gerçekleşti.

Üç haneli enflasyon

Öte yandan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), mart ayı enflasyonunu verilerini açıkladı. ENAG’a göre, Tüketici Fiyat Fiyat Endeksi (E-TÜFE) mart ayında yüzde 11.93 arttı. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı ise yüzde 142.63 olarak gerçekleşti.

ENAG şubat ayı enflasyon rakamlarını yıllık yüzde 123.80 oranında olduğunu duyurmuştu. Bağımsız akademisyen ve ekonomistlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), her ay kendi hesapladığı enflasyon oranıyla kamuoyunun karşısına çıkıyor.

Paylaşın

Yoksulluk Ailelerin Yüzde 74’ü Bebek Maması Almakta Zorlanıyor

Pandemide artan çocuk yoksulluğunu göz önüne seren en önemli fotoğraflardan biri, marketlerde bebek mamalarına takılan kilitler oldu. Son bir yılda -markalarına göre- yüzde 50-70 arasında zamlanan mamalara erişebilmek oldukça zor.

Bebek maması fiyatlarını düşürmek için harekete geçen iktidar, 12 Şubat tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan kararla bu ürünlerde KDV’yi yüzde 8’den yüzde 1’e indirmişti. 13 Şubat itibarıyla uygulamaya geçirilen kararın üzerinden yaklaşık 1,5 ay geçti. Ebeveynler, KDV indiriminin çoktan eridiği görüşünde.

Aynur Tekin’in Gazete Duvar’da yer alan haberine göre, Derin Yoksulluk Ağı’nın düzenli geliri olmayan, günlük ve güvencesiz işlerde çalışan 103 hane ile görüşerek hazırladığı “Türkiye’de Çocuk Yoksulluğu” raporuna göre, derin yoksulluk yaşayan ailelerin yüzde 74’ü bebek maması almakta zorlanıyor. Ailelerin yüzde 21’i ise mamaya ya da beze hiçbir şekilde erişemiyor. Çocuk gelişimi uzmanları, beyin gelişimi için 0-3 yaş arası beslenmenin hayati önem taşıdığını ve yeterli beslenemeyen çocuklarda bu durumun telafisi mümkün olmayan zararlar oluşturacağını belirtiyor.

Derin Yoksulluk Ağı’ndan Şeyma Duman sahadaki gözlemlerini “Mama inanılmaz elzem bir ihtiyaç, sahada bu çok dikkatimizi çekiyor” sözleriyle anlatıyor. Duman, derin yoksulluk yaşayan hanelere belediye ve kaymakamlık tarafından gönderilen erzak kolisinde çocuklara ya da bebeklere yönelik bir ürünün bulunmadığını belirtiyor.

“Erzak kolisinde makarna, pirinç, salça oluyor ama çocuklara ya da bebeklere dair içinden hiçbir şey çıkmıyor. Bebeklere dair, İBB’nin bebek destek paketi var. Aileler için oraya da yönlendirmede bulunduk lakin kontenjanlarının dolduğunu söylediler. İBB’nin de kapasitesi yetersiz kalabiliyor, bazen. Zaten bu destekleri en fazla 1-2 aylık bir periyodu karşılayabilecek destekler oluyor.”

Peki bebek maması alamayan aileler, bebeklerini neyle besliyor? Şeyma Duman, ailelerin 0-3 yaş çocuklarını hazır çorba, şekerli su, pirinç lapası, çay gibi bu yaş grubu için besin değeri yeterli olmayan besinlerle beslemek zorunda kaldığını anlatıyor.

“Beslenemeyen bu çocuklar hayata oldukça geriden başlıyorlar”

Derin yoksulluk yaşayan aileler mama almak istediğinde ise marketlerde satılan ve halk arasında muhallebi diye adlandırılan mamaları tercih etmek zorunda kalıyor. Un ve tahıl içeren bu mamaların 200 gramı 15 liraya satılırken, besin değeri yüksek mamaların 300 gramı 97 liraya satılıyor. 6 ay ila 1 yaş arasındaki bir bebeğin besin değeri yüksek bir mama ile beslenmesinin aylık maliyeti ise bin 500- 2 bin TL arasında değişiyor.

Şeyma Duman, bu oranın neredeyse bir asgari ücretin yarısı olduğuna dikkat çekiyor; Aileler bu ucuz dediğimiz mamaları almaya çalışıyor. Bunlarla bir şekilde öğünleri geçiştiriyor, sağlıklı beslenmeden bahsedemeyiz. Beslenemeyen bu çocuklar hayata oldukça geriden başlıyorlar. Aslında bu çocuklarda önlenemez, geri dönülemez hasarlara yol açıyor.

Şeyma Duman, derin yoksulluğun ve buna bağlı olarak yetersiz beslenmenin çocuklarda bir ömür boyu sürecek etkileri olduğuna dikkat çekiyor:

“Yetersiz beslenmenin çocuklar üzerinde gelişim sağlığı açısından zorlayıcı yönleri var. Yoksulluk koşullarında büyüyen çocuklara, okula başladıklarında öğrenme güçlüğü tanısı konulabiliyor. Bunda tek faktör beslenme değil. Çocuklar aslında büyürken ev içinde fazla uyarana da maruz kalmıyorlar. Bir kreşe, bir anaokuluna gitme imkanları zaten olmuyor. Ev içinde oyuncak ya da işte gelişim dönemlerini destekleyebilecek herhangi bir materyal de olmuyor. Ebeveynlerde de okuma yazma oranı oldukça düşük, hatta çoğu ailede okur yazar yok diyebilirim. Dolayısıyla çocuklarda kelime haznesi de gelişmiyor. Bunlarla ilgili herhangi bir destek de almadığı için okulda akranlarıyla karşılaştığında bir geride kalma durumu oluyor. Çocuklar bunu birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarda aşamayınca altıncı, yedinci sınıfa gitmesine rağmen hala okuma yazma bilmeyen çocuklar görüyoruz. Geri dönülmez hasarlar derken işte bunu kastediyoruz.”

Mama fiyatları, orta sınıfı da zorluyor. İkiz bebek annesi Yeliz Yirmibeş, ocaktan bu yana yapılan zamların dayanılmaz boyutlara ulaştığını söylüyor. Durumu, “Gerçekten çok yüksek. Daha iki gün önce hesapladık, iki bebeğin aylık masrafı 4 bin lira” sözleriyle özetliyor.

Mamaları internet üzerinden aldığını ve kampanyaları takip ettiğini belirten Yeliz Yirmibeş, ebeveynlerin uygun fiyatlı ürün bulmak için çabaladığını ifade ediyor. “Ama internette sınır var, belli bir sayının üzerinde sipariş veremiyorsun. Marketlerde ve eczanelerde daha pahalıya satılıyor. Bu ülkede internet kullanmayı bilmeyen kişiler de var. Onlar mecburen buralardan daha yüksek fiyata almak zorunda kalıyor.”

Paylaşın