Tüketici Güveni Endeksi Tarihi Düşük Seviyeye Geriledi

Haziran ayında tüketici güveni bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks Haziran ayında 63,4 oldu. Böylelikle endeks tarihinin en düşük seviyesi kaydedildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksini açıkladı.

Haziran’da tüketici güveni bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks Haziran ayında 63,4 oldu. Böylelikle endeks tarihinin en düşük seviyesi kaydedildi.

Tüketici güven endeksinin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor. Bir önceki tarihi dip 67,3 puan ile geçen Nisan ayında görülmüştü.

Tüketici güven endeksi neden önemli?

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu,100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Çiftçinin Kullandığı Mazota Bir Yılda Yüzde 330 Zam Geldi

İklim krizi, yanlış tarım politikaları ve tarım faaliyetlerindeki üretimler için koşulların elverişli olmaması çiftçiyi olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Kuraklığın tarım faaliyetlerine etkisi gün geçtikçe kendini daha yakıcı bir şekilde hissettirirken, her geçen gün artan üretim kalemleri de çiftçiyi ayrıca zora sokuyor.

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Türkiye genelinde 52 kentte yaşanan kuraklık sorununu ve çiftçi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

“Zamlar üreticiyi de tüketiciyi etkiliyor”

Kuraklığın bu yıl, geçen yıla göre daha az ama bölgesel olarak aynı yakıcılıkta devam ettiğini söyleyen İskenderoğlu, mazot zamlarına da dikkat çekerek “Güneydoğu Anadolu bölgesinin bir kısmında kuraklık etkisini sürdürüyor. Bu yıl kuru tarlalarda 350-400 kilo civarında buğday, 100-150 kilo civarında mercimek hasılatı bekliyoruz. Sulu tarlalarda ise 550-650 kilo buğday hasılatı bekliyoruz,” dedi.

İskenderoğlu, geçen yıl ve bu yılın mazot, elektrik, amonyum nitrat ve ilaç fiyatlarını karşılaştırarak şunları söyledi:

“Geçen yıl çiftçinin kullandığı mazot 8 liraydı, şu an ise 29 lira oldu. Bu, yaklaşık olarak yüzde 330 artış demek. Geçen yıl elektriğin kilowattı 0.90 kuruştu; şu an 2,17 kuruş. Yüzde 250 civarında zamlandı elektrik.

“Yüzde 26 azotlu amonyum nitratın bir tonu geçen yıl 1860 liraydı, şu an 7750 lira. Azotlu üre gübresi (mısır için kullanılan) geçen yıl 3,3 liraydı, bugün ise 14 lira. Tarımda en büyük harcama kalemi olan gübreye de fahiş fiyatlarda zam geldi. Yine aynı şekilde tarım ilaçlarına yüzde 150 zam geldi.”

Tarımda tehlike çanları

Çözüm için önerilerde bulunan ve üreticileri uyaran Süleyman İskenderoğlu “Üretici enflasyonu yaklaşık olarak yüzde 400 civarında. Tüketiciler ekmeği yılın sekizinci ayında yaklaşık 7, on ikinci ayında ise 8 liraya alacak. Tarım için ciddi anlamda tehlike çanları çalıyor,” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı fiyatlarla, piyasadaki fiyatlar arasında ciddi farklar var. TMO bu yıl serbest piyasadan buğday ve arpa alamayacak. Ben buradan çiftçilere bir uyarıda bulunmak istiyorum. Malınızı satmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın, buğday fiyatları yükselecek.”

Adım adım gıda krizi

Piyasada buğday stoğu olmadığının ve adım adım gıda krizine doğru sürüklenildiğinin altını çizen İskenderoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bir gıda krizine doğru hızla yaklaştığımızı söylemek gerekiyor ve bunu saklamanın bir anlamı yok. Ülke olarak tedbir almak için çok geç kaldık. Çözüm olarak yarıda kalmış ve tamamlanmasına az kalmış yavru su kanallarının bitirilmesi gerekiyor. Çevreye zarar vermeyen su kanallarının bir an evvel faaliyete geçirilmesi gerekiyor.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat İçin Ek Bütçeden 40 Milyar Lira Ödenek Ayrıldı

TBMM’ye sunulan 1 trilyon 80 milyar liralık ek bütçede kur korumalı mevduat için 40 milyar lira ödenek öngörüldü. Kur Korumalı Mevduat (KKM) için mart, nisan, mayıs aylarında hazineden toplam 21.1 milyar lira ödeme yapılmıştı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla TBMM’ye sunulan ek bütçe teklifi ile 1 trilyon 750 milyar lira olan merkezi yönetim bütçe ödenekleri 1 trilyon 80 milyar lira artırılacak. Bütçe ödeneklerindeki artış yüzde 62 olacak. Bütçenin gelirlerinde de aynı tutarda artış olması öngörülüyor.

Habertürk’ten Ahmet Kıvanç’ın haberine göre, toplam 1 trilyon 80 milyar liralık ek ödeneğin 200 milyar liralık kısmı personel giderlerine ayrıldı. Mart ayında 11.7 milyar, nisanda 4.6 milyar, mayıs ayında da 4.8 milyar lira olan kur korumalı mevduat (KKM) için hazineden yapılan ödemeleri karşılamak amacıyla ek bütçe ile 40 milyar lira ödenek ayrıldı.

Ek ödenek kalemleri içinde BOTAŞ’a ayrılan tutar dikkat çekti. Doğalgaza uygulanan sübvansiyonlar nedeniyle BOTAŞ ve Türkiye Taşkömürü Kurumu’na 120 milyar 490 milyon lira sermaye transferi, BOTAŞ ve Elektrik Üretim A.Ş.’ye 14.5 milyar lira görev zararı için ödenek ayrıldı.

Faiz giderleri ödeneği toplam 89 milyar lira artırıldı. Bunun 43.5 milyarı iç borç faizlerine, 31.9 milyarı dış borç faizlerine, 7 milyarı kira sertifikası giderlerine, kalanı da diğer faiz giderlerine kullanılacak.

Toprak Mahsulleri Ofisi, ÇAYKUR, TİGEM, Et ve Süt Kurumu ile TÜRKŞEKER’e 18.8 milyar lira; TCDD’ye 8.4 milyar lira sermaye transferi için ödenek artışı yapılacak.

Sosyal Güvenlik Kurumuna işveren prim teşviki karşılığı yapılan ödemeler için 13.8 milyar, SGK’nın açığının finansmanı için 86.3 milyar, üniversite hastanelerinin silinen borçları için SGK’ya 1.3 milyar ödenek ayrıldı.

Karayolları Genel Müdürlüğüne yol yapım giderleri için 16.3 milyar lira, trafik garanti ve katkı payı ödemeleri için 5.6 milyar lira, yolların bakım ve onarım giderleri için 4.7 milyar lira; Sağlık Bakanlığına şehir hastanelerinin kirası için 3.6 milyar lira, hastane yapımları için 3.9 milyar lira ek ödenek aktarılacak.

Vergiden 1.1 milyar lira gelir bekleniyor

Ek bütçe ile 1 milyar 83 milyon lira vergi geliri, 36.5 milyar lira teşebbüs ve mülkiyet geliri, 1.7 milyar lira sermaye geliri, 116.8 milyar lira da diğer kalemlerden gelir öngörülüyor. Vergi iadeleri ve vergi indirimlerinin 158.2 milyar lira olması, böylece net gelirin 1 trilyon 80 milyar lirayı bulması hedefleniyor.

Teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinin 29.5 milyarı kamu bankalarından elde edilen temettü gelirlerinden oluşuyor.

Geçici kurumlar vergisinden 315.3 milyar lira, gelir vergisinden 55 milyar lira, dahilde alınan katma değer vergisinden 162.3 milyar, özel tüketim vergisinden 157.3 milyar lira ilave gelir bekleniyor. ÖTV gelirlerinin 47.2 milyarı petrol ve doğalgaz ürünlerinden, 70.3 milyarı motorlu taşıt araçlarının satışından, 11.8 milyarı alkollü içkilerden, 17 milyarı tütün mamullerinden, 9.6 milyarı da dayanıklı tüketim malları satışından öngörülüyor.

Ayrıca, ithalde alınan katma değer vergisinde 284.1 milyar, tapu harçlarından 18.6 milyar lira gelir artışı bekleniyor.

Paylaşın

Özel Sektörde Ara Zam Beklentisi Yüzde 30

Sürekli artan enflasyon karşısında çalışanların gözü olası asgari ücret zammına çevrildi. Bu konuda son aylarda hükümet kanadından farklı açıklamalar gelse de temmuz ayında asgari ücrete ara zam yapılması konusundaki beklentiler giderek güçleniyor.

Sene başında yaklaşık yüzde 50 zam yapılarak 4 bin 253 liraya çıkarılan asgari ücretin bir kısmı her ay yükselen enflasyon karşısında eridi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre ocak ayında yüzde 48,69 olan yıllık enflasyon şubatta yüzde 55,44, martta yüzde 61,14, nisanda yüzde 69,97 ve mayıs ayında yüzde 73,50 çıktı. Ekonomistlerin genel beklentisi enflasyonun yıl sonuna kadar üç haneyi görmesi yönünde.

Ara zam konusunda ise henüz bir oran netleşmiş değil. Ancak zammın yüzde 10 ila 20 arasında olması ve bazı prim desteklerinin uygulanması gündemde.

DW Türkçe’den Emre Eser’e değerlendirmelerde bulunan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Dr. Arzu Çerkezoğlu, şimdiye kadar konuşulan yüzde 5, yüzde 10 gibi oranların ve son derece ufak prim desteklerinin asgari ücretteki kaybı asla karşılayamayacağını söylüyor.

Böyle sembolik oranların çalışanların ihtiyacı olan iyileştirmeyi sağlayamayacağını vurgulayan Çerkezoğlu, son aylarda yükselen enflasyon karşısında maaşların eridiğinin altını çiziyor.

Hesap yoksulluk sınırına göre olmalı

DİSK tarafından yapılan araştırmaya göre asgari ücretlinin alım gücündeki kaybın son 5 ayda 5 bin lirayı bulduğunu anlatan Çerkezoğlu, yapılması gereken zamma ilişkin şu açıklamayı yapıyor: “Bizim bu noktada çizdiğimiz çerçeve belli. Gelinen noktada ücretlere yeni bir zam ihtiyacı daha doğmuştur. Zaten asgari ücrete yapılan zam oranı yüzde 50 olsa bile bunun yüksek enflasyon karşısında hızla eriyeceğini söylemiştik. Şimdi hayat pahalılığı ortada. Gıda enflasyonu ortada. Biz en azından iki kişinin asgari ücretle çalıştığı bir ailede toplam gelirin yoksulluk sınırını yakalaması gerektiğini ifade ediyoruz.”

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun mayıs ayı raporuna göre Türkiye’de dört kişilik bir ailenin açlık sınırı asgari ücreti geçerek 6 bin 17 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 19 bin 602 TL’ye çıktı.

Asgari ücret 4 kez belirlenmeli

Asgari ücrette acil zam ihtiyacı olduğunu ve bu konudaki çağrılarını yenilediklerini belirten Çerkezoğlu, “Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanması için bir yasal engel yok. Komisyon hemen toplanmalı ve süreç başlamalı. Enflasyonun bu kadar yüksek olduğu bir ortamda yılda bir kez zam yapmak gerçekçi değil. Biz böyle dönemlerde asgari ücretin yılda 4 kez belirlenmesini talep ediyoruz. Ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primlerinde işverene verilen destekler çalışanlara da verilmeli” diyor.

Halkın alım gücünün son zamanlarda hızlı şekilde düştüğüne değinen Çerkezoğlu, asgari ücretin dışında çeşitli alanlarda da vatandaşın nefes almasını sağlayacak düzenlemeler yapılması gerektiğini söylüyor. Bu noktada az kazanandan az çok kazanandan çok vergi alınan adil bir vergi sistemi çağrısında bulunan Çerkezoğlu, “Elektrik ve doğal gaz zamları geri çekilmeli ve temel ihtiyaç ürünlerindeki vergiler düşürülmeli” ifadelerini kullanıyor.

Çerkezoğlu, ayrıca asgari ücret zammının toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini ve diğer ücretlerin de bu orana göre şekillendiğini vurguluyor.

Bu anlamda sadece asgari ücretli çalışanlar değil bu ücrete yakın ve bu ücretin çeşitli oranlarda üzerinde maaş alan çalışanlar da maaşlarının enflasyon karşısında eridiğini ve ara zam yapılması gerektiğini düşünüyor.

Peki özel şirketler çalışanlarına ara zam yapmayı düşünüyor mu?

Şirketlerin yarısı temmuzda zam yapacak

Organizasyon, performans yönetimi ve ücret alanlarında danışmanlık hizmeti veren Willis Towers Watson Türkiye ve Azerbaycan Organizasyon ve Ödüllendirme Ülke Lideri Doğan Çolak, bu konuda şirketlerin önemli bir bölümünün çalışanlarına ara zam yaptığını veya yapmayı planladığını söylüyor.

608 şirket ile yaptıkları yeni anketin sonuçlarını paylaşan Doğan Çolak, “Şirketlerin yüzde 79’u 2022 yılında ara dönem artışı yaptığını veya yapmayı planladığını beyan etti. Bu şirketlerin yüzde 48’i bu aksiyonu temmuz ayında yapacaklarını söylüyorlar” diyor.

Çolak, bu konuda ortalama ara zam oranlarının yüzde 30 olduğunu belirtiyor. Şirketler 2022 yılı içindeki toplam ücret artışlarını ise yüzde 82 ile yüzde 99 arasında yapacaklarını beyan ediyor.

E-ticaret, enerji ve otomotiv sektöründe ortalamanın yüzde 10 üzerinde ara zam beklenirken bankacılık ve ilaç sektörlerinde ise ortalamanın altında zam beklentisi var.

Yan haklarda yüzde 50 düzenleme

Bunun yanında özel sektörde daha önce yılda bir kez düzenleme yapılan yemek, yol ve diğer yan haklar konusunda da artık çoğu şirketin yılda iki defa düzenleme yapmaya başladığı ve bu ücretlerde artışa gittiği belirtiliyor. Doğan Çolak, “Yan haklarda da yüzde 50’lere varan artışlar söz konusu” diyor.

Asgari ücret zammının özel sektörün her kademesi tarafından yakından takip edildiğini aktaran Doğan Çolak, “Minimum ücret belli olduktan sonra üst seviyelerdeki çalışanların ücretleri de buradaki artışlara göre şekilleniyor. Çok sayıda şirket de bu dönemde çalışanlarının alım gücünü düşünerek asgari ücret düzenlemesini beklemeden kendi minimum ücretlerini belirleyerek çeşitli zamlar yaptılar” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın

‘Ek Bütçe’ Teklifi TBMM’ye Sunuldu

‘Ek bütçe’ teklifi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Meclise sunuldu. Toplam 1 trilyon 80 milyar 515 milyon 421 bin lira ek bütçe getirmesi beklenen teklifin gerekçesinde “enerji fiyatlarının halka yansıtılmaması için BOTAŞ’a bütçe aktarılması” ve “maaş artışları” konuları dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile Bağlı Cetvellerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığına sunuldu.

Teklif ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’na bağlı genel bütçe gelirinin toplam 1 trilyon 80 milyar 515 milyon 421 bin lira artırılması planlanıyor.

Teklifin gerekçesinde ise dikkat çeken ifadeler yer aldı. Gerekçe şöyle:

“Ek ödenek ihtiyacı; başta doğalgaz ve elektrik fiyatlarında yaşanan maliyet artışlarının vatandaşlarımıza yansıtılmaması için BOTAŞ’a yapılan kaynak transferleri, enflasyon nedeniyle kamu görevlilerinin maaş ve ücretlerinde yapılan artışlar, emekli maaşlarında yapılan artışlar, sosyal güvenliği olmayan vatandaşların sağlık prim ödemeleri, işveren prim teşviki ödemeleri gibi Sosyal Güvenlik Kurumu’na yapılan bütçe transferleri,

kamu idarelerinin elektrik, akaryakıt ve yakacak alımları ile taşımalı eğitim, ücretsiz ders kitabı, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile özel eğitim okullarında eğitim alan engelli bireylerin destek eğitim giderleri, savunma ve güvenlik kurumlarının ödenek ihtiyaçları başta olmak üzere mal ve hizmet alım giderlerindeki artışlar, memur aylık katsayısındaki artışa bağlı olarak aile hekimliği hizmetlerine ilişkin giderler, engelli evde bakım destekleri ve 65 yaş üstü bakıma muhtaç yaşlıların ve engelli vatandaşlarımızın aylıklarındaki artışlar,

ilk ve ortaöğretim öğrencilerine verilen burs ve harçlıklar, yurt dışına gönderilen öğrencilerin burs ve öğrenim giderlerindeki artışlar, sosyal yardım giderlerindeki artışlar, aday çırak ve çıraklar ile işletmelerde mesleki eğitim gören, staj veya tamamlayıcı eğitime devam eden öğrencilerin ücretleri için ödenecek Devlet katkısı ödemeleri, hububat üretimi yapan çiftçilerimize ödenen ilave girdi maliyet desteği, döviz kuru artışı nedeniyle uluslararası kuruluşlara yapılacak üyelik aidatı ve katkı payı ödemelerindeki artışlar,

hububat fiyatlarındaki artışların tüketicilere yansıtılmaması amacıyla TMO’ya yapılan görevlendirme giderleri ve diğer KİT görevlendirme giderlerindeki artışlar, maliyet artışları nedeniyle sermaye giderlerindeki artışlar, başta Elazığ, Malatya, Adıyaman ve İzmir illerinde yapılanlar olmak üzere afet konutlarının yapım giderleri ve diğer afet zararlarının karşılanması amacıyla yapılan giderler ile faiz ve diğer giderlerdeki artışlardan kaynaklanmaktadır.”

Paylaşın

Büyük Şirketler Karlarını Katlarken, İşçi Ücretleri Sadece Yüzde 26 Arttı

Yüksek enflasyon ve asgari ücretin konuşulduğu bu dönemde, büyük şirketlerin kârlarını artırdığı, işçilerin aldığı payın ise giderek azaldı ortaya çıktı. Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşunun (İSO 500) kârı, 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 137 arttı ancak işçilere ödenen ücrette artış yüzde 33’te kaldı. 

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, işçi başı ortalama ücret ise sadece yüzde 26 yükseldi. Ödenen maaş ve ücretlerin net katma değerdeki payı da son iki yılda yüzde 52’den yüzde 32’ye geriledi.

Türkiye İstatistik Ofisi’nin (TÜİK) açıkladığı yıllık enflasyon yüzde 74’e dayanırken, dar gelirlilerin alım güçleri  iyice düştü. Büyük şirketler ise karlarını katlayarak artırmayı başardı.

İstanbul Sanayi Odası (İSO), sanayi sektörünün devler ligini belirleyen ve 1968 yılından bu yana aralıksız yapılan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın 2021 yılı sonuçları, işçi paylarının gerilediğini ortaya koydu. 2020 yılında ISO 500’ün dönem kârı 92 milyar 503 milyon TL’den 219 milyar 446 milyon liraya yükseldi. Buna göre en büyük 500 şirketin kârı 2020-201 arasında yüzde 137,2 artış gösterdi.

Aynı dönemde ödenen maaş ve ücretler ise sadece yüzde 33,4 yükseldi. 2020 yılında işçilere 78 milyar 331 milyon lira ödenirken, ücret ve maaşlar 2021 yılında 104 milyar 466 milyon liraya çıktı.

Çalışan sayısı 2020 yılında 717 bin kişi iken 2021’de bu sayı 757 bine çıktı. İşçi başı ortalama ücret artışı ise yüzde 26,3. Çalışan sayısının artmasından dolayı ödenen maaş ve ücretlerde artış yüzde 33,4 oldu.

İşçinin aldığı pay giderek düşüyor

İSO 500 verilerine göre işçinin net katma değerden aldığı pay giderek düşüyor. Ödenen maaş ve ücretlerin net katma değerdeki payı 2012 yılında yüzde 55 iken bu oran 2014 yılında yüzde 57,5’e kadar çıktı. 2020’de ise yüzde 44,5’a gerileyen emekçinin payı 2021’de yüzde 32,1’e kadar düştü.

İşçinin milli gelirden aldığı pay da azalıyor

Öte yandan işçinin aldığı pay sadece İSO 500’de değil; milli gelirde de düşüyor. Ücretliler 2019 yılında milli gelirin yüzde 31,4’ünü alırken bu oran 2021’de yüzde 27’ye düştü. Şirketlerin milli gelirden aldığı pay ise son iki senede yüzde 42,9’dan 47’ye yükseldi.

TÜİK verilerine göre 2021 yılında işgücüne yapılan ödemelerin Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranı son 10 senedeki en düşük oran olurken net işletme artığı/karma gelirin oranı ise en yüksek seviyeyi gördü. TÜİK’in resmi verileri son yıllarda emekçilerin giderek fakirleştiğini; sermayenin ise giderek kazancını artırdığını ortaya koyuyor.

Paylaşın

TÜİK: Tarımsal Girdi Fiyatları Yıllık 117,31 Arttı

Tarımsal girdi fiyatları Nisan’da bir önceki yıla göre yüzde 117,31, bir önceki aya göre ise yüzde 7,45 arttı. Alt gruplar incelendiğinde, yıllık olarak en büyük fiyat artışı yüzde 241 ile gübre ve toprak geliştiricilerinde görüldü.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Nisan 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, Tarım-GFE’de nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 7,45, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 59,01, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 117,31 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 52,83 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 6,76, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 7,54 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 63,96, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 126,20 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 26,31 ile veteriner harcamaları ve yüzde 40,33 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 241,57 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 189,26 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 3,25 ile makine bakım masrafları ve yüzde 3,74 ile tarımsal ilaçlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 10,97 ile bina bakım masrafları ve yüzde 10,04 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup yüzde 1,85 ile veteriner harcamaları oldu.

Paylaşın

Fiyatlar Yüzde 150 Arttı: Otobüs Bileti De Taksitle Satışta

İstanbul Ankara arası seyahat otobüsle 380, uçakla 750, özel araçla 2 bin TL’ye mal oluyor. En düşük fiyatlı otobüs seyahatine bile talep düştü. Seyahat şirketleri bankalarla anlaşarak taksite başladı.

Kurban Bayramı öncesi 30 lirayı geçen motorin fiyatlarıyla şehirlerarası yolculuk artık lüks. İstanbul’dan Gaziantep’e bayram ziyareti için gidecek dört kişilik bir ailenin en ucuz bilet ücreti 4 bin liradan başlıyor. Uçakla gidecek bir aile ise geçen yıl 380 lira olan bilete bu yıl yüzde 143 zamla kişi başı 926 lira ödemek zorunda.

İstanbul-Ankara arası otobüs bileti fiyatları geçen yıl 170 lira iken bugün yüzde 123 artışla 380 liradan satılıyor. Geçen yıl Ankara’ya en fazla 250 liraya satılan uçak bileti ise bu yıl yüzde 146 artışla 616 liraya ulaştı.

Tüm Otobüsçüler Federasyonu Başkanı Mustafa Yıldırım, bayram yaklaşırken gelişmeleri Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Yıldırım, pandemi öncesi otogardan günde 2 bin 500 otobüs çıkarken bu yıl bu sayının bin 400’e kadar düştüğünü hatırlattı. Geçen haftalarda Pamukkale Seyahat’in Ziraat Bankası ile anlaşarak başlattığı taksitli bilet satışlarının ise tüketiciden yoğun ilgi gördüğünü anlatan Yıldırım, şunları söyledi:

“Yolcunun alım gücü çok düştü. Bizim de maalesef fiyatlarımız ikiye katlandı. Çünkü akaryakıt dörde katlandı. Bunun yanı sıra, otoyol, personel, kira, araç bakımı gibi bütün kalemlerimizde ortalama yüzde 100 artışlar oldu. Bilet fiyatları vatandaşın alım gücünü aşınca firmalarımız bankalarla anlaşıp taksitle bilet satmaya başladı. Bu uygulama yoğun talep görüyor.”

Paylaşın

Bankalarda Haciz Stokları Tükendi

Otomobil ve konutta hızla artan fiyatlar nedeniyle bankaların elindeki haciz stokları neredeyse tamamen tükendi. Ödeme güçlüğüne düşen tüketiciler, banka ipotekli konut ve aracını haciz aşamasına gelmeden satarak, kredi borcunu kapatıyor.

Dünya’dan Aysel Yücel’in haberine göre, yakın döneme kadar sayıları binlerle ifade edilen bankaların hacizli gayrimenkul ve araç stokları, kredinin geri ödeme döneminde yaşanan aşırı fiyat artışlarıyla neredeyse tamamen tükendi.

Kredi borcunu ödeyemeyenler, bankanın üzerinde ipoteği bulunan araç ve konutlarını satışa çıkararak borcunu kapatma yoluna gidiyor. Bankanın haczettiği az sayıdaki araç ve konutlar ise, ana para ve faizini birkaç katına katlayan fiyatlar nedeniyle oldukça kısa süre içinde satılıyor.

Bankaların internet sitelerinde satılık gayrimenkul ve araç sayısı rekor denecek seviyede azaldı. Birçok bankanın sitesinde satılık araç yer almazken, gayrimenkul satışlarının ise konuttan ziyade işyeri ve arsa ağırlıklı olması dikkat çekiyor. Bazı bankalarda icralık araç sayısı sıfırlanırken, bazılarında ise 10’u geçmiyor. En fazla icradan satılık araç ilanının bulunduğu bankalardan biri olan Ziraat’te sadece 34 araç satışta.

Piyasanın yüzde 15-20 altında fiyatla satılıyor

Bankalar gayrimenkullerde olduğu gibi icra yoluyla eline geçen taşıtları direkt teklif usulü ya da e-ihale yoluyla satıyor. Bu satışlar ya bankaların kendi sitelerinde ya da online aracı kurumlar üzerinden satışa sunuluyor. Bu araç satış ihalelerinin başlangıç bedelleri oldukça ekonomik oluyor.

Çünkü bankalar bu araçları satarken, bayi ve galerilere göre çeşitli vergi avantajına sahip. Çoğunlukla bu araçlar ihale sonrası piyasasın yüzde 15-20 oranında daha ucuza satılıyor. Yakın döneme kadar bankaların elinde binlerce satılık araç bulunuyordu. Şimdi ise neredeyse tüm bankalardaki satılık araçların sayısı 100’ü geçmiyor.

Bankaların elinde sınırlı sayıda araç olmasının iki temel nedeni bulunuyor. Çip krizi nedeniyle piyasada arz-talep makası açılırken otomobil fiyatlarının hızla yükselmesi otomobili daha değerli bir ürün haline getirdi. Bulunurluk sorunu nedeniyle ikinci el otomobil fiyatının sıfıra yaklaşması hatta bazı durumlarda sıfırı geçmesi, otomobili en cazip yatırım araçlarından birine dönüştürdü.

Konuştuğumuz sektör temsilcileri, şu anki piyasada hiçbir tüketicinin 100 bin-200 bin TL kredi borcu için otomobilini haczettirmeyeceğini söylüyor. Çünkü sadece bir yıl önce 300 bin TL’ye alınan bir aracın fiyatı iki katından fazla artmış durumda. Dolayısıyla kredisini ödemekte zorlanan biri aracını bankaya kaptırmaktansa satarak borcunu kapatmayı tercih ediyor. Diğer yandan, icraya düşen araçlar da piyasadaki arz sorunu nedeniyle eskiden daha hızlı satılıyor. Benzer durum konut tarafında da yaşanıyor.

Paylaşın

5 Ayda 50 Bine Yakın Esnaf İflas Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Esnaf Sicil Gazetesi’nin verilerini paylaşarak bu yılın ilk 5 ayındaki esnaf iflaslarını değerlendirdi.

CHP’li Ağbaba, büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor diye yorumladı. Yılın ilk 5 ayında, meslekten ve sicilden terkinini yaparak iflas eden esnaf sayısı 47 bin 128’e yükseldiğini belirten Ağbaba, şu ifadeleri kullandı;

“Böylece bu yılın henüz ilk 5 ayında iflas eden esnaf sayısı 50 bine yaklaştı. Mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı ise 8 bin 322 olarak kayıtlara geçti. 2021 yılının mayıs ayında iflas eden esnaf sayısı 3 bin 893 olarak açıklanmıştı. Geçtiğimiz yıl mayıs ayından bu yılın mayıs ayına iflas eden esnaf sayısında yaşanan artış yüzde 113 oldu. Bakan Nebati her seferinde göstergeler iyi, piyasalar canlı diyor ama yaşanan toplu iflasları da görmemezlikten geliyor.

Nebati’nin enflasyona dayalı sözde büyüme modelinde esnafların payına toplu iflas düşüyor. Kur artışı ve dolaylı olarak artan maliyetler esnafların artık dükkanına yeni ürün alamamasına neden oluyor. Ardı ardına gelen zamlar ve yüksek faturalara ek olarak esnafların bankalara olan borçları da düşünüldüğünde, esnafın bu yılın sonunu görmesi neredeyse imkansız hale gelmektedir.”

Şu ana kadar kur korumalı mevduata hazineden ödenen toplam para 21,1 milyar TL olduğunu hatırlatan Ağbaba, açıklamasının devamında şunları söyledi;

“Buna ek olarak kur korumalı mevduata geçen şirketlere sağlanan kurumlar vergisi avantajı ile nedeniyle vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı ise 10 milyar TL olarak açıklandı. Yani şu ana kadar resmi verilere göre Kur Korumalı Mevduatın hazineye maliyeti 30 milyar TL. Hatırlanacağı tam kapanma döneminde 1,3 milyon esnafa verilen toplam hibe ise 4,6 milyar TL ile sınırlı kalmıştı. Bugüne kadar KKM’den zenginlere verilen destek esnafa verilen destekten tam 7 kat daha fazla. İktidara geldiğimizde yapacağımız ilk iş esnaflarımızın banka kredilerinin faizlerini sileceğiz, zengini daha fazla zengin yapan Kur Korumalı Mevduat uygulamasına son verip, küçük esnafımızı destekleyeceğiz.”

Paylaşın