Uluslararası Para Fonu, Küresel Büyüme Tahminlerini Düşürdü

Uluslararası Para Fonu (IMF) 2022 Temmuz Dünya Ekonomik Görünüm Raporunda küresel büyüme öngörüsünü aşağı çekti ve yüksek enflasyon ve Ukrayna savaşının yol açtığı risklerin kontrol altına alınamamasının dünya ekonomisini resesyonun eşiğine getirebileceği uyarısında bulundu.

Raporda küresel ölçekte reel gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) büyümesine ilişkin tahminini yüzde 3,6’dan yüzde 3,2’ye düşürdü. IMF’nin 2023’e yönelik büyüme beklentisi ise yüzde 3,6’dan yüzde 2,9’a çekildi.

Raporun yönetici özetinde ortaya konulan tabloya göre 2021’deki geçici toparlanmayı, risklerin gerçekleşmeye başladığı 2022’de giderek daha kasvetli gelişmeler izledi. Küresel üretim, Çin ve Rusya’daki gerilemeler nedeniyle bu yılın ikinci çeyreğinde daralırken, ABD tüketici harcamaları beklentilerin altında kaldı.

Pandemi nedeniyle zaten zayıflamış olan bir dünya ekonomisini çeşitli şoklar vurdu: Dünya çapında beklenenden daha yüksek enflasyon – özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve büyük Avrupa ekonomilerinde – daha sıkı finansal koşulları tetikledi; Çin’de COVID-19 salgınlarını ve kilitlenmelerini yansıtan beklenenden daha kötü bir yavaşlama; ve Ukrayna’daki savaştan kaynaklanan olumsuz yayılmalar.

Büyüme aşağıya

Temel tahmin, büyümenin geçen yılki yüzde 6,1’den 2022’de yüzde 3,2’ye düşmesi ve Nisan 2022 Dünya Ekonomik Görünümü’nden 0,4 puan daha gerilemesi yönünde. Bu yılın başlarında büyümenin düşmesi, hanehalkı satın alma gücünün azalması ve daha sıkı para politikası, ABD’de yüzde 1,4 puanlık aşağı yönlü bir revizyona neden oldu. Çin’de, daha fazla kilitlenme ve derinleşen emlak krizi, büyük küresel yayılmalarla birlikte büyümenin yüzde 1,1 puan aşağı yönlü revizyonunu gerektirdi. Ve Avrupa’da, önemli not düşüşleri, Ukrayna’daki savaştan ve daha sıkı para politikasından kaynaklanan yayılmaları yansıtıyor.

Enflasyon yukarıya

Küresel enflasyon, gıda ve enerji fiyatlarının yanı sıra devam eden arz-talep dengesizlikleri nedeniyle yukarı yönlü revize edildi ve bu yıl enflasyon gelişmiş ekonomilerde yüzde 6,6’ya, yükselen piyasa ve gelişmekte olan ekonomilerde yüzde 9,5’e ulaşması bekleniyor – sırasıyla yüzde 0,9 ve 0,8 puanlık yukarı yönlü revizyonlar. 2023 yılında, dezenflasyonist para politikasının ısırması ve küresel üretimin sadece yüzde 2,9 oranında büyümesi bekleniyor.

Riskler büyüyor

Görünüme yönelik riskler ezici bir çoğunlukla aşağı yönlü hareket ediyor. Ukrayna’daki savaş, Avrupa’nın Rusya’dan gaz ithalatının aniden durmasına yol açabilir; enflasyonun düşmesi beklenenden daha zor olabilir ya işgücü piyasaları beklenenden daha sıkıysa ya da enflasyon beklentileri demir atmazsa; daha sıkı küresel finansal koşullar, gelişmekte olan piyasalarda ve gelişmekte olan ekonomilerde borç sıkıntısına neden olabilir. Yenilenen COVID-19 salgınları ve kilitlenmelerin yanı sıra emlak sektörü krizinin daha da tırmanması Çin’in büyümesini baskılayabilir; jeopolitik parçalanma küresel ticareti ve işbirliğini engelleyebilir. Risklerin gerçekleştiği, enflasyonun daha da yükseldiği ve küresel büyümenin 2022 ve 2023’te sırasıyla yaklaşık yüzde 2,6 ve yüzde 2,0’a düştüğü makul bir alternatif senaryo, büyümenin 1970’ten bu yana en kötü yüzde 10’da yer almasına yol açacaktır.

Yaşam standartları geriliyor, çok taraflı eylem ihtiyacı var

Artan fiyatlar dünya çapında yaşam standartlarını sıkıştırmaya devam ederken, enflasyonu evcilleştirmek politika yapıcılar için ilk öncelik olmalıdır. Daha sıkı para politikasının kaçınılmaz olarak gerçek ekonomik maliyetleri olacaktır, ancak gecikme daha da kötü sonuçlara yol açacaktır.

Hedeflenen mali destek, en savunmasız olanlar üzerindeki etkinin hafifletilmesine yardımcı olabilir, ancak pandemi nedeniyle gerilen hükümet bütçeleri ve dezenflasyonist bir genel makroekonomik politika duruşuna duyulan ihtiyacın bu tür politikaların artan vergiler veya daha düşük hükümet harcamaları ile dengelenmesini gerektirecektir.

Daha sıkı parasal koşullar da finansal istikrarı etkileyecek, makro ihtiyati araçların akıllıca kullanılmasını gerektirecek ve borç çözümleme çerçevelerinde reformları daha da gerekli hale getirecektir.

Enerji ve gıda fiyatları üzerindeki belirli etkileri ele almaya yönelik politikalar, fiyatları bozmadan en çok etkilenenlere odaklanmalıdır. Pandemi devam ettikçe, gelecekteki varyantlara karşı korunmak için aşılama oranlarının artması gerekiyor. Son olarak, iklim değişikliğini azaltmak, emisyonları sınırlamak ve yeşil geçişi hızlandırmak için yatırımları artırmak için acil çok taraflı eyleme olan ihtiyacı sürdürüyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

İstanbul’da 3,2 Milyon Kişi Kirasını Ödeyemiyor

Ülke genelinde fahiş artışlar nedeniyle barınma krizi sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Tekin de İPA verilerini hatırlattı ve İstanbul’da 3,2 milyon kişinin kirasını ödeyemediğini kaydetti.

Kira fiyatlarındaki fahiş artışlar yurttaşları barınma krizi ile karşı karşıya bırakırken, Türk-İş’in haziran ayı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması 6 bin 391 lira. Buna karşın asgari ücretin 5 bin 500 lira olması ve yüksek kira bedelleri birlikte düşünüldüğünde tablo yurttaşlar için içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Söz konusu tabloda AKP iktidarının kira artışlarına yüzde 25’lik sınır getirmesi de çözüm olmadı.

CHP Milletvekili Gürsel Tekin, İstanbul’da yaşam maliyetinin bir yılda yüzde 86 arttığını belirterek, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) verilerini hatırlattı. “İPA araştırmasına göre İstanbulluların yüzde 95’i kiraların yüksek olduğunu düşünüyor” diyen Tekin, “16 milyon İstanbullu var. 6 milyon 400 bin kişi kirada yaşıyor. En az 3 milyon 200 bin kişi de kirasını ödeyemiyor. İstanbul’da kiracıların yarısı İstanbul’da temel barınma harcamasını karşılayamıyor” dedi.

‘Sonbahar ve kış ayları zor geçecek’

Cumhuriyet’ten Sena Tufan’ın haberine göre “Erdoğan; İstanbulluları açlığa, Türkiye’yi yoksulluğa mahkum etti” diyen Tekin, “Erdoğan’ın çıktığı mahallelerde çocuklar geceleri yatağa aç yatıyor. Pazar yerinde millet yerden çürük sebze topluyor. Kendi büyüdüğü sokaklarda dolaşma cesareti olsa, yarattığı yıkımı ve açlığı görecek. Sonbahar ve kış ayları zor geçecek…” ifadelerini kullandı.

Kadıköy Geçinemiyoruz Platformu Sözcüsü Cihan Uyanık da konut fiyatlarındaki artışın sürdüğünü belirtti.  “Kira artış oranına yüzde 25 sınırı getirildi ancak hayata geçtiğini söylemek oldukça güç” diyen Uyanık, “Birçok ev sahibi konutun bulunduğu bölgedeki emsal kiraları örnek göstererek astronomik kira artışı yapmaya çalışıyor. Mevcut kiracılar sorunların altından kalkamazken yeni bir ev arayışına girenlerin maaşlarının tamamı dahi kiralara yetmez hale geldi” diye konuştu.

Paylaşın

Türkiye’de Kronik Ve Gizli Açlık Yaşanıyor

Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücadele eden yurttaşlar gıdaya erişim konusunda da sorunlar yaşarken, Türkiye Diyetisyenler Derneği Başkanı Ayhan Dağ ülkede “kronik ve gizli açlık” yaşandığını belirtti. Gıdaya erişim konusunda gelir yetersizliğine dikkat çeken Dağ, halk sağlığının da tehdit altında olduğunu belirtti.

Açlık sınırının 6 bin lirayı, yoksulluk sınırının 20 bin lirayı aştığı Türkiye’de, protein içeren ürünlere art arda gelen zamlar halkın sağlıksız ve dengesiz beslenmesine, ucuz ürünlere yönelmesine veya öğün atlamalarına neden oldu. Temel gıdaların başında yer alan et, yumurta, süt ve süt ürünlerine gelen zamlar özellikle çocuklu aileleri ve sağlıklı beslenmesi gereken orta yaş üstünü doğrudan etkiledi. Son zamlarla birlikte yumurtanın tanesi 2 liraya çıkarken, sütün litresi 20 liraya yaklaştı. Etin kilosu ise 150-200 lira arasında değişiyor.

‘Kronik ve gizli açlık’

Türkiye Diyetisyenler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Ayhan Dağ’a göre temel besin ürünlerindeki fahiş artışlar bir halk sağlığı sorununa dönüştü. Türkiye’de giderek artan gıda enflasyonuyla birlikte kronik ve gizli açlık yaşandığını söyleyen Dağ, insanların yeterli gıdaya ulaşamıyor olmasının yaşam hakkını tehdit ettiğini ifade etti. Ayhan Dağ’a göre resmi verilerle örtüşmeyen açlık ve yoksulluk sınırı düşünüldüğünde, insanlar gıdadaki fahiş fiyat artışlarını karşılayabilecek düzeyde değil. Bitkisel ve hayvansal proteine ulaşmanın gün geçtikçe zorlaştığını söyleyen Dağ, bu fiyatlarla insanların yeterli ve dengeli beslenemediğini, özellikle çocuklar ve yaşlılar için durumun giderek kötüleştiğini ifade etti.

Gazete Duvar’dan Nur Kaplan’a konuşan ve hayvansal kaynaklı proteinin insanların beslenmesinde son derece önemli olduğunu vurgulayan Dağ, “Biz diyetisyenler besinleri 4 ana gruba ayırırız. Süt ve süt ürünleri, et, tahıllar, sebze ve meyveler. Yeterli ve dengeli beslenme dediğimizde her öğünde tabakta bu 4 çeşit besinden bulunması gerekir. Fakat değerli et bile olmayan etin kilosu 200 lira, peynir 150 lira, sebze fiyatları 20 lira, meyve 20-40 lira bandında. Dengeli beslenmenin bu fiyatlarla ve gelir düzeyiyle karşılanabilmesi mümkün değil” dedi.

‘Çocuklarda büyüme ve gelişme geriliği yaşanıyor’

Pazar esnafının geride bıraktığı artık ürünleri ayrıştırmaya çalışan insanların, askıdan ekmek temin edenlerin ve belediye ekmek büfelerinin önündeki kuyrukların “kronik açlığa” işaret ettiğini söyleyen Dağ, bu durumun insanların sağlığını tehdit ettiğinin altını çizdi. Yetersiz ve sağlıksız beslenmenin insanların bünyesinin zayıflamasına, enfeksiyonlara ve diğer hastalıklara açık hale gelmesine neden olduğunu söyleyen Dağ, “Hiç şüphesiz özellikle çocuklarda yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı büyüme ve gelişme geriliği yaşanıyor. Tüm hastalıklar bunun üstünden yürür. Türkiye’de bodurluk çok önemli bir sorun, toplumun yüzde 7’si bodur. Özellikle 0-5 yaş arası çocuklarda bodurluk son derece önemli bir sorun. Çocukların günde iki porsiyon süt ve süt ürünlerinden tüketmesi gerekir. Bu yaşlı grubu için de geçerlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün son yayımladığı rapora göre Türkiye’de yetişkin nüfusun yüzde 66,8’inden fazlası kilolu ya da obez. Bu oran göz önüne alındığında Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında yetişkinlerde fazla kiloluların en yüksek olduğu ülke konumunda. Toplumun 3’te 2’sinin obez ya da şişman olduğunu, geri kalanın normal vücut ağırlığında olduğunu söyleyen Dağ, bu durumun son derece önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade etti. Dağ, “Obezite birçok hastalığın nedeni. Sindirim ve solunum sistemi hastalıklarından, farklı kanser türlerinden, kalp, diyabet hastalıklarına kadar etkili. İnsanlar belki makarnadan, bulgurdan enerji alıyorlar ama bu beslenmek anlamına gelmiyor. Vitamin, mineral, protein yetersizliği yaşanıyor” diye konuştu.

Gıda güvencesinin en temel insan hakkı olduğunu söyleyen Dağ, insanların sağlıksız ve ucuz ürünlere yönelmek zorunda kaldığını, önceden en azından temel besin ürünlerine ulaşılabildiğini fakat ekonomik darboğaz dolayısıyla protein içeriği yeterli olmayan tahıl ürünleriyle karınlarını doyurmaya çalıştıklarını, et ve süt ürünlerinin artık alışveriş listelerinde yer almadığını söyledi.

Dağ, “Yetersiz beslenme dediğimizde aslında ‘gizli açlık’tan bahsediyoruz. İnsanlar gıdaya erişemiyor. Eskiden kuru fasulyeye ‘fakir yemeği’ denilirdi, şimdi fasulyenin kilosu 30 lira. Bu ülkede insanların ete ulaşımı her zaman zor oldu. Toplumun yeterli ve dengeli beslenmesi, sağlığının korunması, yaşam kalitesinin artırılması, yaşanılan bu krizde çok önemli… Yeterli gıdaya ulaşamıyor olmak yaşam hakkını tehdit ediyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Tarımsal Girdi Enflasyonu Rekorunu Tazeledi

Tarımsal girdi fiyat endeksi mayıs ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 123,72, önceki aya göre yüzde 5,51 artış gösterdi. Yıllık bazda en çok artış yüzde 236’yla gübrede oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mayıs 2022 dönemine ait Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı. Buna göre endeks, aylık bazda 5,5, yıllık bazda ise yüzde 123,7 artış gösterdi. Tarımsal girdi fiyat endeksi bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 67,7, 12 aylık ortalamalara göre yüzde 61,5 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 5,15, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 5,55 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 67,70, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 133,9 artış gerçekleşti.

Gübrede artış yüzde 236’yı aştı

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 32,06 ile veteriner harcamaları ve yüzde 45,53 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 236,45 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 184,42 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 1,01 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 1,22 ile enerji ve yağlar oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 8,65 ile hayvan yemi ve yüzde 8 ile diğer mal ve hizmetler oldu.

Paylaşın

Kamunun Bir Yıllık Akaryakıt Masrafı 5,6 Milyar TL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yayımlanan Tasarruf Genelgesi’nin üzerinden tam bir yıl geçti. Geçen yıl temmuz ayında yürürlüğe giren tasarruf tedbirleri kapsamında, kamu kaynaklarının azami tasarruf prensiplerine göre kullanılmasının bir mecburiyet olduğu vurgulandı. Söz konusu genelge ve ekonomik kriz rağmen harcamalar katlanarak arttı.

Genelgeden önceki 2020-2021 Haziran döneminde 492 milyon TL harcanan araç kiralama işlemleri için genelgeden sonraki 2021-2022 Haziran döneminde bir milyar 4 milyon 553 bin TL harcandı. Akaryakıt alımlarında da harcamalar, genel fiyat artışlarının da çok üzerinde artarak tavan yaptı. Genelgeden önceki bir yılda 2 milyar 587 milyon TL harcanan akaryakıta, genelgeden sonra 5 milyar 608 milyon 787 bin TL ödendi.

6 ayda kiralama giderleri katlandı

Ekonomik krizin etkisini derinden hissettirdiği 2022 yılı, iktidar için israfta rekorların kırıldığı bir yıl oldu. Henüz 6 ay geride kalırken, araç kiralama işlemleri için 678 milyon TL harcandı. Kiralık araçlar için ocakta 55 milyon 523 bin TL, şubatta 100 milyon TL, martta 133 milyon 292 bin TL, nisanda 122 milyon 766 bin TL, mayısta 111 milyon 373 bin TL ve haziranda 155 milyon 944 bin TL harcama yapıldı.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre 6 ayda ortaya çıkan 678 milyon TL’lik harcama tutarı, 2020 ve 2021 yıllarında gerçekleştirilen araç kiralama işlemlerinde ödenen tutarı geride bıraktı. Kiralık araçlara 2020’nin tamamında 565 milyon TL, 2021’de de 552 milyon TL ödendi.

Kamunun akaryakıt gideri bu yıl ocakta 99 milyon TL, şubatta 264 milyon 507 bin TL, martta 555 milyon 415 bin TL, nisanda 550 milyon 543 bin TL, mayısta 971 milyon 239 bin TL ve haziranda 688 milyon 664 bin TL oldu. 6 aylık harcama tutarı olan 3 milyar 129 milyon TL, 2020 yılının tamamındaki 2 milyar 850 milyon TL’lik gideri geride bıraktı. 2021’de de kamunun toplam akaryakıt gideri, 3 milyar 566 milyon TL oldu.

Parlamenter sistemin terk edilip başkanlık sistemine geçişin ardından kiralık araçlar ve akaryakıt için ödenen tutar da dikkati çekici boyuta ulaştı. Buna göre, yeni sisteme geçilmesinin ardından kiralık araçlar için 2018’de 549 milyon TL, 2019’da 562 milyon TL, 2020’de 565 milyon TL, 2021’de 552 milyon TL ve 2022’nin yarısında 678 milyon TL olmak üzere toplamda 2 milyar 906 milyon TL harcandı.

Akaryakıt içinse 2018’de 2 milyar 621 milyon TL, 2019’da 3 milyar 188 milyon TL, 2020’de 2 milyar 850 milyon TL, 2021’de 3 milyar 566 milyon TL ve bu yılın yarısında 3 milyar 129 milyon TL olmak üzere toplamda 15 milyar 354 milyon TL harcandı.

İsraf tablosu

AKP’nin başkanlık sistemi boyunca gerçekleştirdiği diğer bazı israf harcamaları ise şöyle:

Uçak kiralama: 2018’de 279 milyon TL, 2019’da 286 milyon TL, 2020’de 408 milyon TL, 2021’de bir milyar 206 milyon TL ve 2022’nin ilk yarısında 176 milyon TL olmak üzere toplam 2 milyar 355 milyon TL.

Bina kiralama: 2018’de bir milyar 273 milyon TL, 2019’da 737 milyon TL, 2020’de 4 milyar 595 milyon TL, 2021’de 9 milyar 93 milyon TL ve 2022’nin ilk altı ayında 392 milyon TL olmak üzere toplam 16 milyar TL.

Servis kiralama: 2018’de 651 milyon TL, 2019’da 754 milyon TL, 2020’de 756 milyon TL, 2021’de 791 milyon TL ve 2022’nin ilk yarısında 638 milyon TL olmak üzere toplamda 3 milyar 590 milyon TL.

Paylaşın

KKM’de Asıl Kıyamet Uygulama Bitince Kopacak

Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, “Felaketin büyüğü bütçeden kur korumalıya şimdi ne kadar ödendiği değil. Şimdi sarsılıyoruz yalnızca, bütçe dengeleri bozuluyor; asıl felaketi bu uygulama bittiğinde yaşayacağız” dedi.

Alaattin Aktaş, kur korumalı mevduat (KKM) uygulamasına ilişkin olarak “KKM’de asıl kıyamet uygulama bitince kopacak” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Kur korumalı mevduata yılın ilk 6 ayında bütçeden 37 milyar lira aktarıldığını hatırlatan Aktaş, uygulamanın mevcut haliyle 2022’nin sonunda biteceğine ve KKM’yle dövizden dönen hesapların, uygulama bitiminde yeniden döviz alımına yöneleceğine işaret ederek şöyle yazdı:

Kur korumalı mevduat her ay yaklaşık yüzde 10 oranında artıyor. Oran her ay bu düzeyde oluşsa KKM yıl sonunda yaklaşık 1.8 trilyona ulaşacak. 1.8 trilyon liralık bakiyeyle yıl sonuna geldiğimizi ve süre uzatımına gidilmediğini düşünelim…

KKM hesaplarında ağırlıklı vade üç ay. Dolayısıyla 1.8 trilyonluk hesabın önemli bir kısmının, belki 1.5 trilyonunun vadesi 2023’ün mart ayında dolacak.

Serseri mayın gibi bir 1.5 trilyon lira! Bu paranın bir kısmı, diyelim yarısı zaten özünde döviz. Yani yaklaşık 750 milyar lira bir süreliğine ‘TL görünümlü döviz’ olarak durmuştu.

Bu 750 milyarın sahipleri vade bitip ellerine bu kadar TL geçince ne yapacaklar sanıyorsunuz? Tahmininiz doğru! Tabii ki koşa koşa döviz alacaklar. Hadi diyelim bu hesabın üçte biri dövize yüz vermedi; TL’de kaldı ve ister mevduata, ister konuta, ister hisse senedine, ister altına gitti…

Kaldı 1 trilyon lira. Düşünebiliyor musunuz 1 trilyon liranın döviz için piyasaya çıktığını… Düşünebiliyor musunuz 1 trilyon liranın piyasayı nasıl alt üst edeceğini…

Felaketin büyüğü bütçeden kur korumalıya şimdi ne kadar ödendiği değil. Şimdi sarsılıyoruz yalnızca, bütçe dengeleri bozuluyor; asıl felaketi bu uygulama bittiğinde yaşayacağız.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Tüketici Güven Endeksi Dipten Döndü!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin tüketici güven endeksi verilerini açıkladı. Endeks temmuz ayında yüzde 7,4 artışla yüzde 68’e yükseldi. Geçen ay tüketici güven endeksi 63,4 ile tarihi seviyelere gerilemişti.

Haber Merkezi / TÜİK verilerine göre mevcut dönemde maddenin hane durumu haziran ayında 44,5’ken yüzde 4,2 artışla temmuz ayında 46,4’e yükseldi.

Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi temmuzda yüzde 12,2 artışla 67,2’ye yükselirken, bu oran haziranda 59,9 seviyesindeydi.

Gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi haziranda 61,6 seviyesindeyken, temmuz ayında yüzde 15,2 artışla 70,9’a yükseldi.

Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi temmuzda 0,2 artışa 87,7’ye çıktı. Bu oran haziranda 87,5 seviyesindeydi.

Tüketici güven endeksi neden önemli?

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu,100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Merkezi Bütçe, Haziran Ayında 31 Milyar 59 Milyon TL Açık Verdi

Haziran ayında bütçe 31 milyar 59 milyon lira açık verdi. Haziran ayında bütçe giderleri 212,1 milyar TL, gelirleri se 181 milyar TL oldu. Açığın dolar cinsinden karşılığı mevcut kurla 1.77 milyar dolar. Faiz dışı dengede de açık 18,3 milyar TL oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Haziran ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe verilerini yayımladı. Buna göre bütçe 31,1 milyar TL açık verdi. Yılın ilk yarısında ise bütçenin 93,6 milyar TL fazla verdiği görüldü.

Bütçe Haziran ayında 31,1 milyar TL’lik açık verdi.

Bir önceki ay bütçede 144 milyar TL’lik fazla kaydedilmişti.

Faiz dışı dengede de 18,3 milyar TL’lik açık izlendi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Haziran ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 212,1 milyar TL, bütçe gelirleri 181 milyar TL oldu.

Haziran’da bütçe giderlerinin 12,77 milyar TL’sini faiz harcamaları, 199,31 milyar TL’sini ise faiz dışı harcamalar oluşturdu.

Gelirler tarafına bakıldığında ise bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Haziran ayı gerçekleşme oranı 2021 yılında yüzde 8 iken 2022 yılında yüzde 7,1 oldu.

2022 yılı Haziran ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 108,4 oranında artarak 152,64 milyar TL olarak kaydedildi. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2021 yılında yüzde 7,9 iken 2022 yılında yüzde 7 oldu.

Yılın ilk yarısında 93,6 milyar TL’lik fazla

Merkezi yönetim bütçesi 2021 yılı Ocak-Haziran döneminde 32,54 milyar TL açık verirken 2022 yılı Ocak-Haziran döneminde 93,56 milyar TL fazla verdi.

2021 yılı Ocak-Haziran döneminde 58,33 milyar TL faiz dışı fazla verilmişken 2022 yılı Ocak-Haziran döneminde 228,21 milyar TL faiz dışı fazla verildi.

Paylaşın

Tarımda Yıllık Üretici Enflasyonu Yüzde 148,90

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 148,90 arttı, aylık bazda ise yüzde 0,66 azaldı. Haziran 2022’de, endekste kapsanan 82 maddeden, 23 maddenin ortalama fiyatında azalış, 56 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşirken, 3 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi, Haziran 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 148,90 arttı, aylık bazda ise yüzde 0,66 azaldı.

Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla yüzde 277,14 ile lifli bitkiler ve yüzde 184,99 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 64,63 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve yüzde 70,00 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları oldu.

Haziran 2022’de, endekste kapsanan 82 maddeden, 23 maddenin ortalama fiyatında azalış, 56 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşirken, 3 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı.

Aylık bazda fiyatı en fazla düşen gruplar sırasıyla, yüzde 23,82 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 21,74 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Aylık artışın yüksek olduğu alt grup ise yüzde 29,01 ile yağlı meyveler ve yüzde 23,11 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Paylaşın

Vatandaşların Ödeyemediği Banka Borcu 30,5 Milyar TL’ye Ulaştı

Türkiye’nin içinde bulunduğu tarihi ekonomik kriz giderek derinleşirken, veriler de bunu teyit ediyor. Ülkede yükselen enflasyon ve düşen alım gücü vatandaşı anlık ihtiyaçlarını karşılayacakları düşük limitli ihtiyaç kredilerine yönlendirirken, kredi kartlarını da içeren bireysel kredi borçları alarm vermeye başladı.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre; bireysel kredi kartlarını da içeren bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacaklar bir önceki yıla göre yüzde 55 artış ile 30,5 milyar TL oldu.

Borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşen kişi sayısı ise mayıs 2022 itibarıyla 4 milyon 147 bin 977’ye ulaştı. Bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 2022 yılı Ocak-Mayıs döneminde 403 bin kişi oldu. Bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde 513 bin kişi oldu.

Bireysel kredi veya bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı Ocak-Mayıs 2022 döneminde 748 bin 437 kişi oldu. Bu sayı 2021 yılının aynı döneminde 408 bin 913 kişiydi. Böylece bireysel kredi ve bireysel kredi kartı borcunu ödememiş kişi sayısı Mayıs 2022 itibarıyla 4 milyon 147 bin 977’ye ulaştı. Ayrıca uzun vadeli ve küçük taksitli borç kapama kredileri tüketicilerin ilk tercihiyken, bunun yerini anlık küçük ihtiyaçları karşılayan limitler aldı.

“Günü kurtarmak için kredi kullanılıyor”

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi nisan ayı raporuna göre, takipteki krediler hariç bireysel kredi kullanan kişi sayısı son bir yılda yaklaşık 1,6 milyon kişi artarak 36,1 milyon kişiye ulaştı. Borçlu kişilere ait ortalama kredi bakiyesi ise 31 bin 500 TL’ye çıktı.

Kredi danışmanlık hizmeti veren İnteraktif Kredi’de Krediler Birimi Müdürü Zehra Tükenmez, kullandırılan bireysel kredilerin yüzde 60’ının ihtiyaç kredisi olduğuna işaret ederek, “Bu durum vatandaşın araç, konut gibi taşınmaz satın almaktan ziyade anlık ihtiyaçları ve günü kurtarmak için kredi kullanmayı tercih ettiği gibi bir çıkarım yapmamıza sebep oluyor. Tüketici kredilerinde limitler 150.000 TL civarına kadar çıkabiliyorken şimdi bu limitler 50.000-70.000 TL arasında kalıyor” dedi.

Paylaşın