EPDK Kararının Ardından Yeni Zamlar Yolda!

Elektriğin serbest piyasa teklif fiyatında üst limit 3,75 liradan 4 liraya çıkarıldı. Bu artışın şirketlerin faturaları ile birlikte yurttaşların faturaları ve tüketim ürünlerine de yansıması bekleniyor. 

Elektrik fiyatlarında yurttaşın faturasını da etkileyebilecek yeni bir düzenleme yapıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından alınan yeni kararla serbest piyasaya verilen fiyat tekliflerinin azami limiti kilovatsaati (kWh) 3,75 TL’den 4 TL’ye yükseltildi. Üst limitlere yapılan zam nedeniyle sanayicilerle ticarethanelerin elektrik faturalarının daha da yükseleceği, şirketlerin artan bu maliyeti ürünlerine zam olarak yansıtacakları için birçok üründe yeni zam dalgası yaşanacağı belirtiliyor.

‘Zamlı tarifeler sürpriz olmaz’

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) eski yönetim kurulu üyesi Olgun Sakarya, “Ekim ayı beklenmeden ağustosta yeni zamlı tarifeler açıklanırsa sürpriz olmaz. Ekim ayı beklenirse zam oranı daha da artacaktır” dedi.

Döviz vurgusu

“Özel sektör elektrikte ithal kaynak bağımlısı üretim altyapısına mahkum” diyen Sakarya, “TL’nin döviz kurları karşısındaki değer kaybına seyirci kalınmasının sonuçları vatandaşa önümüzdeki günlerde doğal olarak zam olarak yansıyacak. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Üretim ve dağıtımda bir an önce kamusal yapıya dönülmesi şart olmuştur” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

Enflasyon, 24 Yıllık Rekoru Kıracak

Reuters 11 ekonomiste 2022 sonu Türkiye enflasyon tahminlerini sordu. Bu tahminlerin ortalaması yıl sonu için enflasyonun ancak yüzde 70’e düşebileceği öngörüsünü dile getiriyor. Reuters’ın anketine göre, Temmuz ayında artış devam edecek ve yüzde 81 seviyesine yükselecek.

Tüketici Fiyatları Endeksi’nin (TÜFE) Temmuz ayında gerileyen akaryakıt fiyatlarına rağmen TL’deki değer kayıplarının devam eden etkileriyle aylık yüzde 2.9 artması yıllık bazda ise 24 yılın yeni zirvesi olan yüzde 80.5’e yükselmesi bekleniyor.

Reuters’ın 11 ekonomistle gerçekleştirdiği ankette Temmuz ayı için yıllık enflasyon tahminleri yüzde 79.45 ila yüzde 82.5 arasında yer alıyor. TÜFE en son Ağustos 1998 döneminde yüzde 81.4 artış kaydetmişti.

TCMB dün yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 60.4’e yükseltti. Reuters’ın bugün tamamladığı ankette ise yıl sonu tahmini yüzde 70 oldu. Yıl boyunca yapılan anketlerde 2022 yılsonu tahminleri Rusya-Ukrayna savaşının enerji ve tahıl fiyatlarına etkisi ve TL’nin değer kaybı sebebiyle sert yükselirken bu ay Haziran ayında yapılan anketteki yılsonu tahmini olan yüzde 69.5’e çok yakın gerçekleşti. Her ay yukarı yönlü sert revizyonlar 2022’de ilk kez Temmuz verisi anketinde sınırlı kaldı.

TCMB’nin güncel enflasyon raporu grafiğinde de piyasa beklentilerine yakın şekilde enflasyonun üçüncü çeyrek sonunda yüzde 90 altında zirve yaptıktan sonra kademeli düşüşlere başlayacağı görülmüştü.

Haber Global’de yer alan habere göre, ankette aylık enflasyonun ise yüzde 2.9 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor; tahminler yüzde 2.28 ila yüzde 4 bandında yer alıyor. Aylık artışın önceki aya göre yavaşlamasının ana sebebi olarak gerileyen yakıt fiyatları gösteriliyor.

Haziran ayında yıllık enflasyon ulaştırma ve gıda öncülüğünde yüzde 78.62’ye yükselmişti. TCMB Perşembe günü açıklanan yıl sonu enflasyon raporunda cari fazla hedefi ile kalıcı enflasyon düşüşüne kademeli olarak ulaşılmasını hedefleyen politikalara devam edeceği mesajı verdi. TÜİK Temmuz ayı enflasyon verisini 3 Ağustos saat 10:00’da açıklayacak.

Paylaşın

Hizmet Üretici Enflasyonu Rekor Tazeledi

Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 7,34, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 49,08, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 91,27 ve 12 aylık ortalamaya göre yüzde 61,85 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Haziran 2022’ye ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verisini açıkladı. Buna göre, H-ÜFE 2022 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 7,34, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 49,08, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 91,27 ve 12 aylık ortalamaya göre yüzde 61,85 artış gösterdi.

Rakamlara göre; mayıs ayında yıllık yüzde 89,96 artarak rekor kıran endeks, haziranda yıllık yüzde 91,27 artışla rekor tazeledi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 119,32, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 84,21, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 49,88, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 144,11, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 48,50, idari ve destek hizmetlerde yüzde 66,52 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 9,11, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 10,81, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 3,69, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 10,02, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 0,90, idari ve destek hizmetlerde yüzde 6 artış gerçekleşti.

En az artan alt sektörler

H-ÜFE sektörlerinden bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 24,75, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 25,85, telekomünikasyon hizmetleri yüzde 29,24 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık gayrimenkul hizmetleri yüzde 144,11, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 138,54, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 127,72 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Hazır Giyimde Yüzde 100’e Varan Zamlar Kapıda

Maliyet artışı nedeniyle ciroların da arttığını ancak satış adetlerindeki artışın sınırlı kaldığını söyleyen BMD Başkanı Sinan Öncel, “Kış sezonu ürünlerinde yıllık bazda yüzde 100’e varan fiyat artışları şaşırtıcı olmayacak” dedi.

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, organize perakendede maliyet artışları nedeniyle cirolar artarken, satış adetlerindeki artışın sınırlı kaldığını söyledi.

Sözcü’nün haberine göre ciroların geçen yaza oranla ortalama yüzde 80 arttığı bilgisini veren Öncel, “Birçok marka adet satışlarında hâlâ pandemi öncesindeki rakamları yakalayamadı” dedi.

Sektörde ham madde, enerji, dağıtım ve işçilik başta olmak üzere yüksek girdi maliyetlerinden kaynaklanan baskının devam ettiğini vurgulayan Öncel, kış sezonu ürünlerine yapılacak zamların, yıllık bazda yüzde 100’ü bulacağını dile getirdi.

‘Üretici ve tüketici için zorlu bir dönem geliyor’

Yazılı bir açıklama yapan Öncel, “Haziran ayı verilerine göre, ÜFE ve TÜFE arasında 60 puan fark bulunuyor. Firmalar bu maliyetleri önümüzdeki aylarda bir şekilde fiyatlara yansıtmak durumunda kalacak. Kış sezonu ürünlerinde yıllık bazda yüzde 100’e varan fiyat artışları şaşırtıcı olmayacak” dedi.

Tüketicinin de zamların süreceğini beklediğini ifade eden Öncel, “Bu yüzden imkânı olanlar ihtiyaç alışverişlerini öne çekiyor. Dolayısıyla adet satışlarında istenen düzeye ulaşılamasa da perakende sektöründe canlılık devam ediyor” diye konuştu.

“Turistlerin de katkısı ile bu hareketliliğin yaz sezonu boyunca süreceğini öngörüyoruz” diyen Öncel, “Ekimden sonrası için bir tahminde bulunmak için henüz erken olmakla birlikte hem sektör hem de tüketici açısından kış sezonunun zorlu geçeceğini söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

Halihazırda yüzde 100 ve üzerinde ciro artışını yakalayan firmaların olduğuna, ancak cirolardaki bu artışın adetlere tam olarak yansımadığına dikkat çeken Öncel, şöyle devam etti:

“Birçok markamız adet satışlarında 2019 rakamlarını yakalamakta zorlanıyor. Cirolardaki büyüme adetten değil, fiyat artışlarından kaynaklanıyor. Ham madde fiyatlarında bir gevşeme olmakla birlikte diğer girdilerdeki maliyet baskısı sürüyor.”

Paylaşın

Küresel Gıda Güvenliği Endeksi: Türkiye 48. Sırada

Tarımda kendi kendine yeterlilik ve gıda güvenliği konusu Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası yeniden gündeme geldi. Buğday ve ayçiçeği yağı ihracatında çok önemli paya sahip ülkelerin savaşması Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeyi olumsuz etkiledi.

The Economist’in beslenme ihtiyaçlarının karşılanmasıyla ilgili değerlendirmeler içeren Küresel Gıda Güvenliği Endeksi 2021 raporuna göre Türkiye, 113 ülke arasında 48. sırada yer alıyor. Endeks 113 ülkede gıdanın satın alınabilirliği, bulunabilirliği, kalitesi, güvenliği, doğal kaynak durumu ve esnekliğe göre hazırlanıyor.

Rapora göre gıda güvenliği konusunda dünyada en iyi durumdaki ülke İrlanda. Bu ülkenin Küresel Gıda Güvenliği Endeksi puanı 84. Ardından 81,3 puan ile Avusturya ve 81 puan ile İngiltere geliyor.

En iyi durumdaki diğer şöyle sıralanıyor: Finlandiya (80,9), İsviçre (80,4), Hollanda (79,9), Kanada (79,8), Japonya (79,3), Fransa (79,1), ABD (79,1) ve Almanya (78,7). Türkiye 65,1 puan ile 48. sırada yer alıyor.

Türkiye’den daha yüksek puana sahip bazı ülkeler ve sıralaması şöyle: Rusya (23. sıra, 74,8 puan), Katar (24. sıra, 73,6 puan), Yunanistan (27. sıra, 73,3 puan), Bulgaristan (38. sıra 70,5 puan), Suudi Arabistan (44. sıra, 68,1 puan), Dominik Cumhuriyeti (47. sıra, 65,4 puan).

Listenin son üç sırasında ise Mozambik (35,9 puan), Yemen (35,7) ve Burundi (34,7) bulunuyor.

Türkiye’den daha geride yer alan bazı ülkeler ise şöyle: Azerbaycan (56. sıra 62,6 puan), Brezilya (63. sıra, 60,6 puan) ve Hindistan (71. sıra, 57,2 puan).

Rapor odaklanılması gereken dört alan gösteriyor: tarımda esneklik, gıda sistemleri bütünlüğü, akıllı teknoloji inovasyonu ve üreticileri güçlendirme.

Türkiye tarımda kendi kendine yetebiliyor mu?

Muhalefet partileri iktidarın tarım politikalarını şiddetle eleştiriyor ve Türkiye’nin tarımda kendine yetemediğini savunuyor. İktidar ise bunu reddediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı veriler bu konuya ışık tutuyor. TÜİK’e göre 2020/2021 piyasa yılında (1 Temmuz 2020-30 Haziran 2021) Türkiye’nin tahıldaki kendi kendine yeterlilik derecesi yüzde 97,4 oldu. Bu oran 2019/20 sezonunda ise yüzde 87,8 olmuştu.

Yüzde 100 kendi kendinin ihtiyaçlarını karşılayabildiği anlamına geliyor. Yüzde 100’den düşük oranlar ise üretimin kendine yetmediğini gösteriyor.

En önemli tahıl maddelerinden buğdayda ise 2020/2021 piyasa yılında kendi kendine yeterlilik yüzde 102,5 oldu. Ancak önceki yıl bu oran yüzde 89,5 idi.

Sebzede ise 2020/2021 döneminde yeterlilik derecesi yüzde 111 gerçekleşti. Baklagil sebzelerinde yeterlilik derecesi aynı dönemde yüzde 100’ün üzerinde seyretti.

Türkiye ayçiçeğinde ise kendi ihtiyacını karşılamaktan uzak. 2020/2021 sezonunda ayçiçeğinde Türkiye ihtiyacının sadece yüzde 62,5’unu karşılayabildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Dış Ticaret Açığı Haziran Ayında Yüzde 184,5 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayı dış ticaret istatistiklerini yayımladı. TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2022 yılı Haziran ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,7 artarak 23 milyar 428 milyon dolar, ithalat yüzde 39,7 artarak 31 milyar 595 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Haziran ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 184,5 artarak 2 milyar 871 milyon dolardan, 8 milyar 167 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Haziran ayında yüzde 87,3 iken, 2022 Haziran ayında yüzde 74,1’e geriledi.

İlk ayda yüzde 142,7 arttı

Ocak-Haziran döneminde dış ticaret açığı yüzde 142,7 artarak 21 milyar 181 milyon dolardan, 51 milyar 400 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Ocak-Haziran döneminde yüzde 83,2 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 71,0’a geriledi.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2022 yılı Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20,0 artarak 125 milyar 866 milyon dolar, ithalat yüzde 40,6 artarak 177 milyar 267 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Haziran ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 15,7, ithalat yüzde 19,4 arttı.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2022 Haziran ayında yüzde 15,7 artarak 18 milyar 895 milyon dolardan, 21 milyar 856 milyon dolara yükseldi.

Haziran ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 19,4 artarak 18 milyar 646 milyon dolardan, 22 milyar 272 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Haziran ayında 416 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 17,5 artarak 44 milyar 128 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 98,1 oldu.

Haziran ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,9 oldu

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2022 Haziran ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 2,9, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 oldu.

Ocak-Haziran döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,1, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 oldu.

Haziran ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 81,5 oldu

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2022 Haziran ayında ara mallarının payı yüzde 81,5, sermaye mallarının payı %10,1 ve tüketim mallarının payı yüzde 8,4 oldu.

İhracatta ilk sıra Almanya

Haziran ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 875 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 555 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 209 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 206 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 150 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,9’unu oluşturdu.

Ocak-Haziran döneminde de sıralama değişmedi, ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 10 milyar 642 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 8 milyar 658 milyon dolar ile ABD, 6 milyar 612 milyon dolar ile İtalya, 6 milyar 489 milyon dolar ile Birleşik Krallık ve 6 milyar 362 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,8’ini oluşturdu.

İthalatta ilk sıra Rusya

İthalatta Rusya ilk sırayı aldı. Haziran ayında Rusya’dan yapılan ithalat 5 milyar 92 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 666 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 997 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 407 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 335 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,7’sini oluşturdu.

Ocak-Haziran döneminde de sıralama değişmedi ithalatta ilk sırayı Rusya aldı. Rusya’dan yapılan ithalat 27 milyar 742 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 20 milyar 82 milyon dolar ile Çin, 11 milyar 499 milyon dolar ile Almanya, 7 milyar 583 milyon dolar ile ABD, 6 milyar 746 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5’ini oluşturdu.

Paylaşın

Merkez Bankası, Yıl Sonu Enflasyon Tahminini Yüzde 60,4’e Yükseltti

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, 2022 yıl sonu enflasyon tahminini 17,6 puanlık güncellemeyle yüzde 42,8’den yüzde 60,4’e yükselttiklerini belirterek, “Enflasyon tahmin aralığımızın orta noktaları 2022 sonunda yüzde 60,4, 2023 sonunda yüzde 19,2 ve 2024 sonunda yüzde 8,8 seviyelerine tekabül etmektedir.” dedi.

Şahap Kavcıoğlu, yılın üçüncü enflasyon raporunun tanıtımı amacıyla Merkez Bankası İdare Merkezi’nde düzenlediği bilgilendirme toplantısında, orta vadeli tahminler üretilirken, başlangıç noktası olarak iktisadi görünümü esas aldıklarını söyledi.

İthalat fiyatları, gıda fiyatları, küresel büyüme ve maliye politikası gibi dışsal unsurlar için varsayımları gözden geçirdiklerini ve güncellediklerini belirten Kavcıoğlu, “Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin sıcak çatışma ortamına dönüşmesiyle tarihi yüksek seviyelere ulaşan emtia fiyatlarında son dönemde düşüşler gözlendi. Ayrıca Çin’deki salgın tedbirlerinin gevşetilmesi ve navlun kapasitelerinin artırılması da emtia fiyatlarındaki düşüşü destekledi.

Böylece mevcut rapor döneminin başında oluşan yukarı yönlü tahmin sapması son dönemdeki olumlu gelişmelerle bir miktar telafi edildi. Petrol fiyatları üzerinde ise küresel talebe yönelik endişeler ile birlikte Rusya’ya yönelik yaptırım taahhütlerinin sürmesi, bazı enerji tesislerinin bakım ve onarımları gibi arz yönlü unsurların azalarak da olsa sürdüğü bir görünüm mevcut.

Bu çerçevede, ham petrol fiyatlarına ve emtia fiyatlarının genel seviyesine ilişkin yıl ortalaması varsayımlarımızı 2022 yılı için büyük oranda korurken 2023 yılı için aşağı yönlü güncelledik. Jeopolitik riskleri, tarımsal emtia ve enerji fiyatlarındaki yüksek seviyeleri, ticaret kısıtlamalarını ve arz kısıtlarını dikkate alarak gıda fiyatlarına yönelik varsayımlarımızı 2022 ve 2023 yılları için yukarı yönlü güncelledik.” değerlendirmesinde bulundu.

Kavcıoğlu, küresel iktisadi faaliyet üzerinde, jeopolitik riskler, artan enerji maliyetleri ve olası arz sıkıntılarına dair belirsizliklerin artmasına bağlı olarak dış talebe ilişkin varsayımları geçen rapor dönemine göre aşağı yönlü revize ettiklerinin altını çizerek, “Ayrıca, küresel enflasyondaki artışa bağlı 14 olarak önümüzdeki dönemde finansal koşulların bir önceki rapor döneminde öngörülenden daha sıkı olacağını varsaydık. Tahminler üretilirken, makroekonomik politikaların orta vadeli bir perspektifle enflasyonu düşürmeye odaklı, liralaşma adımları kapsamında koordineli bir şekilde belirlendiği bir görünüm esas aldık.” ifadelerini kullandı.

Enflasyon tahminlerini paylaşan Kavcıoğlu, şunları kaydetti:

“Temel varsayımlarımız ve kısa vadeli öngörülerimiz çerçevesinde, para politikası duruşunun sürdürülebilir fiyat istikrarı hedefi doğrultusunda belirleneceği bir görünüm altında, küresel barış ortamının yeniden tesis edilmesi ve negatif arz şoklarının sona ererek enerji dahil emtia fiyatlarının normalleşmesiyle enflasyonun kademeli olarak azalacağını ve hedeflere yakınsayacağını öngörüyoruz.

Tahminlerimize ilişkin belirtmek istediğim önemli bir unsur da tahmin aralıklarımıza ilişkindir. Enflasyon yükseldikçe enflasyon beklentilerindeki dağılım açılmakta, dolayısıyla enflasyonun tahmin edilebileceği aralık genişlemektedir. Bu durum tahmin patikamıza yansıtılmıştır. Bu çerçevede, enflasyon tahmin aralığımızın orta noktaları 2022 yılı sonunda yüzde 60,4, 2023 yıl sonunda yüzde 19,2 ve 2024 yıl sonunda ise yüzde 8,8 seviyelerine tekabül etmektedir.

Böylece 2022 yıl sonu enflasyon tahminini 17,6 puanlık güncellemeyle yüzde 42,8’den yüzde 60,4’e, 2023 yıl sonu tahminimizi ise 6,3 puanlık bir güncelleme ile yüzde 12,9’dan yüzde 19,2’e yükselttik. Her iki yıl için başlangıç koşullarındaki güncelleme tahminler üzerinde sırasıyla 4,1 ve 4,4 puan kadar etkili oldu. Türk lirası cinsinden ithalat fiyatları ve gıda fiyatları varsayımlarındaki güncellemeler 2022 yılı enflasyon 15 tahminlerini sırası ile 7,4 ve 3,0 puan kadar yukarı çekerken, 2023 yılı enflasyon tahminlerini 0,1 ve 1 puan yükseltti.

Yönetilen yönlendirilen fiyatlardaki ayarlamalar ve reel birim ücretlerdeki artışın 2022 yıl sonu enflasyon tahminini toplamda 2,8 puan artırıcı etkisi oldu. Bu kalemlerdeki güncellemenin 2023 yıl sonu enflasyon tahminine katkısı ise 0,9 puan ile daha düşük kaldı. Öte yandan, 2022 ve 2023 yılları için çıktı açığındaki güncellemenin tahminlere etkisinin oldukça sınırlı kalacağını hesaplıyoruz.”

Paylaşın

Şirketlerin İlk KKM Getirisi Yüzde 32’yi Aşacak

Merkez Bankası ağustosta yoğun bir KKM mesaisi yapacak. Şirketlerin döviz mevduat dönüşüyle hak kazandıkları KKM hesaplarında 6 aylık ilk vadeler dolmaya başladı. Yoğun katılımın olduğu şubat için de ağustosta getiri ödemeleri başlayacak. Dolar/TL şubat başında 13.59 seviyesindeydi.

Düşük politika faizi ve makro ihtiyati önlemlerle dengeyi sağlama çabasındaki ekonomi yönetimi önümüzdeki haftalarda şirketlere tanınan kur korumalı TL mevduatta ilk dönüşlerin sınavını verecek. Dolar/TL son haftalarda hızlı yükselişini sürdürürken her gün yılın yeni bir zirve seviyesi görülüyor. Dün de dolar/ TL 17.89 lirayı aştı. 11 Ocak’ta şirketlere tanınan KKM hesabı 6 aylık olarak tanımlanmıştı. Ocak sonunda şirketlerin 2021 yılı son çeyrek kur farkı gelirlerine vergi istisnası sağlanmasıyla birlikte ise şubatta şirketlerden hızlı bir KKM’ye dönüş yaşanmıştı. Şubat başında 13.59 lira seviyelerinde olan dolar/TL’nin dün itibariyle gördüğü 17.91 lira seviyesi dikkate alındığında ilk KKM vadesi tamamlandığında şirketlerin 6 aylık getirisi yüzde 31,79 seviyelerinde olacak. KKM hesapları ise 15 Temmuz haftası itibariyle toplamda 1 trilyon 69 milyar 131 milyon lira seviyesine yükseldi.

Şirketler, KKM’ye döviz veya altın mevduatından TL’ye dönmeleri halinde hak kazanıyor. Şubat başında 1 milyon lira olarak KKM’ye giren şirketler o günkü kur ile 73 bin 584 dolar mevduatın çözmüş oluyordu. Dün itibariyle KKM hesabında 1 milyon lirası olan şirketler için bu mevduatın dolar karşılığı 55 bin 834 dolar oluyor.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, döviz mevduatından dönüş olduğu için şirketlerin KKM hesabında aradaki kur farkı Merkez Bankası tarafından karşılanacak. Bu yüzde 31,79’luk bir faiz ödeneceği anlamına geliyor. Böylece 1 milyon lira 1 milyon 317 bin 900 liraya çıkacak.

Döviz mevduatında düşüş yaşandı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre 31 Aralık 2021 itibariyle şirketlerin döviz mevduatı büyüklüğü 89 milyar 101 milyon dolar seviyesindeydi. KKM uygulamaya girse de henüz vergi avantajı duyurulmadığı için ilk haftalarda yoğun bir katılım gözlenmedi. Ancak şubatla birlikte şirketlerin haftalık döviz mevduatında azalma hızlandı. Ve en ciddi katılım 18 Şubat haftasında yaşandı. Geçici vergi beyannamesi süresi uzatılınca 25 Şubat haftasında da katılımlar ivmeli sürdü. Ve mart başında şirketlerin döviz mevduatı 71 milyar 995 milyon dolara kadar indi. Yani üç ayda 16 milyar dolarlık bir çözülme gerçekleşti. 18 Şubat haftasında ise bir haftada 7 milyar dolarlık döviz mevduatı düşüş yaşandı. 14 Temmuz haftası itibariyle de şirketlerin döviz mevduatı 78 milyar 815 milyon dolar seviyesinde. Yine yıl sonuna göre 10.3 milyar dolarlık düşüş gözleniyor.

Şirketlerin döviz mevduatında yaşanan bu çözülme büyük çoğunlukla KKM hesabı olarak evrildi. Sonradan 3 aya düşürülse de vade 6 aylık olarak belirlendiği için de ağustos Merkez Bankası’nın KKM getirisi ödemelerinde oldukça yoğun bir ay olarak geçecek. Kurdaki yüksek seviyeler ve son dönemle BDDK ile Merkez Bankası’nın aldığı önlemler şirketlerin KKM hesaplarında yenileme yapıp yapmayacağına ilişkin soru işaretlerinin durmasına neden oluyor. Bireylerde KKM vadeleri yüzde 96’yı aşan oranlarda yenileniyor.

Vergi istisnası uzatıldı

Öte yandan dün kur korumalı mevduat ve katılma hesaplarında en az üç ay vadeli hesap açan kurumlara, kurumlar vergisi istisnasından yararlanma imkanı 2022 yılı sonuna kadar olan bilanço dönemleri için de uzatıldı. İlgili Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Karara yönelik verilen bilgide, “Söz konusu Karar ile, 30 Haziran 2022 tarihli bilançolarında yer alan döviz varlıklarını 2022 yılı sonuna kadar kur korumalı mevduat ve katılma hesaplarına yatırıp en az üç ay vadeli olacak şekilde bu hesaplarda değerlendiren kurumların, bu hesaplardan elde ettikleri kazançlarının da kurumlar vergisinden istisna edilmesine imkan tanındı” denildi.

Katılma hesaplarına yönelik vergi istisnası Kurumlar Vergisi Kanunu Geçici 14. Maddesinde düzenleniyor. Bu maddede, kurumların kur korumalı mevduattan elde ettikleri gelirler 31 Mart günlü bilançoları itibariyle kurumlar vergisinden istisna edilmişti. Aynı maddede Cumhurbaşkanı’na Haziran ve Eylül bilanço dönemleri için de uzatma yetkisi verilmişti. Cumhurbaşkanı bu yetkiye dayanarak süreyi her iki bilanço dönemi için uzattı.

Döviz hesabı bulundurma süresi de uzatılmıştı

Bu ay başında Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikle gerçek kişilerin sahip olduğu döviz mevduatları tarih fark etmeksizin, şirketlerin ise 30 Haziran’a kadar bankadaki mevcut döviz varlıkları kapsama alınmıştı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Türk Lirası Mevduat ve Katılma Hesaplarına Dönüşümün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ’de yaptığı değişikliklere göre, yurt içi yerleşik gerçek kişilerin bankalardaki, yurt içi yerleşik tüzel kişilerin ise 31 Aralık 2021 ile 30 Haziran 2022 dönemindeki herhangi bir tarihte bankalarda mevcut olan dolar, Euro ve İngiliz sterlini cinsinden döviz tevdiat hesabı ve döviz cinsinden katılım fonu hesabı bakiyeleri, hesap sahibinin talep etmesi halinde dönüşüm kuru üzerinden Türk lirasına çevrilebilecek. Söz konusu tebliğ, döviz tevdiat hesapları ve döviz cinsinden katılım fonlarının Türk lirası vadeli mevduat ve katılma hesaplarına dönüşmesi halinde mevduat ve katılım fonu sahiplerine sağlanacak desteğe ilişkin usul ve esasları düzenliyor.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Ekonomiye Güven Dibi Gördü

Ekonomik güven endeksi Haziran ayında 93.6 iken, Temmuz ayında yüzde 0.2 oranında azalarak 93.4 değerini aldı. Böylece ekonomik güven 2022 yılının en düşük seviyesine geriledi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayına ilişkin ekonomik güven endeksini yayımladı. Buna göre, endeks haziranda 93,6 iken temmuzda yüzde 0,2 azalarak 93,4 değerini aldı. Tüketici güven endeksi temmuzda aylık bazda ise yüzde 7,4 artarak 68 oldu.

Aynı dönemde reel kesim güven endeksi yüzde 2 azalışla 102,5’e düştü. Hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,5 azalarak 117,8’e, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 4,5 azalarak 113,4’e gerilerken, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 2,4 artışla 85’e yükseldi.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Salgında Türkiye’ye Yönelen Lüks Markalar Ülkeden Çıkıyor

Merkezi Londra’da bulunan veri analizi ve danışmanlık şirketi GlobalData’nın son raporu, lüks giyim pazarının salgına rağmen geçen yıl yüzde 24,1 büyüdüğünü ortaya koydu. Yine dünyada artan enflasyonist baskıya rağmen, bu yıl da büyümenin sürmesi ve pazarın 149 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşması bekleniyor.

Hal böyleyken söz konusu pazardaki payını artırmak isteyen oyuncular için kıyasıya yarış da kaçınılmaz oluyor. Bu yarışta önemli avantajlardan biri de uygun maliyetlerle üretim yaptırabilmekten geçiyor. 2020’de başlayan salgın, yıllardır süregelen tedarik zincirinde önemli değişimlere yol açmış, Türkiye de bu dönemde üretim maliyetleri ile olmasa da coğrafi avantajıyla lüks markalar için önemli bir üretim merkezi haline gelmişti.

Markalar çıkışa yöneldi

Sadece lüks markalar değil, hızlı moda devlerinin de aynı yolu tercih etmesi, Türkiye hazır giyim sektörünü ihracatının, 2021’de 20,2 milyar dolara çıkmasını sağlamıştı. Bu yıl ise hedef 23 milyar dolar olsa da tüm dünyada artan enflasyonist baskı, hedefin en az 1 milyar dolar gerisinde kalınacağını ve yılın 22 milyar dolara yakın bir rakam ile kapatacağını gösteriyor. Hedefteki gerilemenin sebeplerinden biri de salgında Türkiye’ye yönelen lüks markaların artık fiyat tutturmakta zorlanmaya başlaması oldu.

“Avantajımızı kaybediyoruz”

30’u aşkın yabancı markayı temsil eden Tescilli Markalar Derneği’nin (TMD) Başkanı İzzet Stamati, katma değerli ihracatta büyük öneme sahip markaların Türkiye’den çıkışa yöneldiğini anlattı.

Brandy’s çatısı altında Calvin Klein’den Versace’ye, Armani’den Hugo Boss’a, DKNY’den Guess’a kadar onlarca markanın satışını gerçekleştiren İzzet Stamati, “Salgında Uzakdoğu’daki yüksek navlunun da etkisiyle lüks ve ulaşılabilir lüks markalar üretim için Türkiye’ye yönelmişti. Biz de burada üretim yapmaları noktasında her zaman baskı yapıyorduk. Ancak gelinen noktada bu avantajı yavaş yavaş yitiriyoruz. Pandemi dönemindeki kazanımları kaybedilebiliriz. Bunun en önemli sebebi de artan üretim maliyetleri ve hammaddede uygulanan vergiler. Bu alanlarda yaşanan fiyat artışları markaların burada fiyat tutturmasını zorlaştırıyor. Bizim de çalıştığımız markalar artık Türkiye’de fiyat tutturamadıklarını söylüyorlar. Avantaj neredeyse üretimi oraya kaydırmaya gidiyorlar” diye konuştu.

“Kayıp milyar doları bulabilir”

Her ne kadar başta enerji maliyetleri tüm dünyada artsa da dövize endeksli hammaddeler, Türkiye’nin iç dinamiklerinin etkisi ile daha yüksek hale geldi. Yine son yapılan ücret artışları da üretim maliyetlerini artırdı. Öte yandan ithal elyaf, iplik ve kumaşta gümrük vergileri de yüzde 5-8 ve 10 gibi değişik oranlarda uygulanıyor. Stamati, “Bu vergiler de fiyat tutturma noktasında sıkıntı yaratıyor. Bu vergilerin hem bitmiş ürün hem de hammaddede düşürülmesi gerekiyor. Aksi halde markaları burada tutamayacağız” diye konuştu.

İzzet Stamati’nin verdiği bilgilere göre, söz konusu alanda üretimin değeri milyar doları buluyor. Zira salgın döneminde hazır giyimde Türkiye’ye kayan sipariş miktarı 3 milyar doları bulmuştu.

Peki bu markalar yine Uzakdoğu’ya mı yönelecek? İzzet Stamati, bu noktada da ilginç bir bilgi paylaştı. “Tedarik zinciri artık kırıldı ve yeni üreticiler doğmaya başladı. Tunus, Cezayir, Fas ve Mısır gibi pazarlar öne çıkıyor. Uzakdoğu’yu bırakın artık, söz konusu ülkeler de Türkiye ile rekabet edecek duruma geldi. Orda da işçilik çok ucuz” diyen Stamati, vergilerin düşürülmesinin tüketiciye de önemli oranda fayda sağlayacağını kaydetti.

Prens geldi Suudiler coştu

TMD Başkanı İzzet Stamati, turizmde yaşanan hareketlilik sayesinde tüketimin de gayet iyi gittiğini anlattı. Stamati, “Turizm sezonundayız. Tüketim var, harcama yüksek. Özellikle Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Türkiye’ye geliyor haberleri ile Suudilerin Türkiye ilgisi arttı. Alışverişte ilk sıraya yükseldiler” ifadelerini kullandı.

Haberin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın