Putin’den F-16 Açıklaması: Meşru Hedef, Yok Edeceğiz

Batı’nın Ukrayna’ya temin etme sözü verdiği F-16 savaş uçaklarıyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, “Şu an tankları, zırhlı araçları ve çoklu roketatar dâhil diğer ekipmanları imha ettiğimiz gibi, bu uçakları da imha edeceğiz” dedi.

Vladimir Putin ayrıca, ABD’nin savunma harcamalarının Rusya’dan daha fazla olduğuna dikkat çekerek, Rusya’nın NATO ile savaşmayı planladığı iddialarının saçma olduğunu söyledi: “2022’de ABD (askeriyeye) 811 milyar dolar harcadı. Rusya Federasyonu ise 72 milyar dolar. Bu oranda NATO ile savaşa mı gireceğiz? Bu tamamen saçmalık.”

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Tver bölgesinde Rusya Savunma Bakanlığı’nın ordu havacılık eğitim merkezini ziyaret etti. Burada, Rus hava kuvvetlerinde görev yapan pilotlara hitaben konuşan Putin, ABD öncülüğündeki bu ittifakın Sovyetler Birliği’nin 1991’de dağılmasından bu yana Rusya’ya doğru genişlediğini, ancak Moskova’nın herhangi bir NATO ülkesine saldırma planı bulunmadığını belirtti.

“Bu devletlere yönelik saldırgan niyetlerimiz yok” ifadesini kullanan ve Rusya’nın hiçbir NATO ülkesinde gözü olmadığını söyleyen Putin, “Polonya ve Baltık ülkeleri gibi başka bazı ülkelere de saldıracağımız düşüncesi, ki Çekler de korkutuluyor, tamamen saçmalık” dedi.

Batı’nın Ukrayna’ya temin etme sözü verdiği F-16 savaş uçaklarıyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Rusya lideri, böylesi bir adımın Ukrayna’daki durumu değiştirmeye yetmeyeceğini savundu.

Putin, “F-16 savaş uçakları sağlarlarsa, ki öyle konuşuyorlar ve görünüşe göre pilotları da eğitiyorlar, bu savaş alanındaki durumu değiştirmeyecektir” açıklamasında bulundu. Rus lider “Ve şu an tankları, zırhlı araçları ve çoklu roketatar dâhil diğer ekipmanları imha ettiğimiz gibi, bu uçakları da imha edeceğiz” diye ekledi.

“Üçüncü ülkelerdeki hava sahalarında kullanılacaklarsa, elbette nerede tespit edilirse edilsin bizim için meşru hedef hâline geleceklerdir” diyen Putin, F-16’ların nükleer silah da taşıyabildiğini belirtti.

Putin, ABD’nin savunma harcamalarının Rusya’dan daha fazla olduğuna dikkat çekerek, Rusya’nın NATO ile savaşmayı planladığı iddialarının saçma olduğunu söyledi: “2022’de ABD (askeriyeye) 811 milyar dolar harcadı. Rusya Federasyonu ise 72 milyar dolar. Bu oranda NATO ile savaşa mı gireceğiz? Bu tamamen saçmalık.”

Paylaşın

Son On Yılda 63 Binden Fazla İnsan Göç Yollarında Öldü Ya Da Kayboldu

2014’den bu yana 63 binden fazla düzensiz göçmen, göç yollarında öldü ya da kayboldu. Veriler son on yılda düzensiz göçmenler için en ölümcül yılın 2023 yılı olduğunu ortaya koyuyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Göç Örgütü (IOM), 2014 ile 2023 yılları arasında dünya genelinde 62 bin 285 düzensiz göçmenin öldüğü ya da kaybolduğu bilgisini paylaştı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; OIM yıllık raporunda, ölen düzensiz göçmenlerin önemli bir kısmının boğularak hayatını kaybettiği bildirildi.

Merkezi Cenevre’de bulunan kuruluşun yıllık raporunda, söz konusu tarihlerde öldüğü veya kaybolduğu düşünülen 28 bin 854 düzensiz göçmenin Afrika veya Asya’dan geldiği belirtilerek, bu kişilerin Akdeniz’i geçmeye çalışırken yaşamlarını kaybettiği tahmininde bulunuldu.

Rapora göre, kimliği belirlenebilenlerin üçte birinden fazlasının Afganistan, Burma, Suriye ve Etiyopya gibi silahlı çatışmaların yaşandığı ülkelerin vatandaşları.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) verileri, son on yılda düzensiz göçmenler için en ölümcül yılın 2023 yılı olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle Akdeniz’deki ölüm sayısında yaşanan keskin artış nedeniyle geçen yıl 8 bin 541 düzensiz göçmen hayatını kaybetti.

Geçen yılki ölümlerdeki artışın en önemli nedenlerden birinin başta Tunus açıkları olmak üzere Akdeniz’de teknelerin batmasından kaynakladığı kaydedilen raporda, buna örnek olarak 2022’de 462 iken 2023’te Tunus kıyılarında en az 729 düzensiz göçmenin can verdiği aktarıldı.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM), daha önceki yıllarda Orta Akdeniz’deki ölümlerin önemli bir kısmını ise Libya kıyılarında yaşandığı bildirdi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 32 Bin 414’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 172. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında ölü sayısı son 24 saatte 32 bin 414’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 74 bin 787’ye ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in Gazze’de “soykırım” eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenmesi için “makul sebepler” bulunduğunu iddia etti.

“Bir Soykırım Anatomisi” başlıklı raporunda, İsrail’in BM Soykırım Sözleşmesi’nde belirtilen beş eylemden üçünü gerçekleştirdiğine dair net emareler bulunduğunu belirten Albanese, bu üç eylemi, “bir grubun üyelerini öldürmek, grubun üyelerine fiziki ya da ruhsal açıdan ciddi şekilde zarar vermek, grubun fiziki varlığını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarına kasten tabi tutmak” olarak sıraladı.

BM Soykırım Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde soykırım tanımı yapılırken söz konusu üç unsurun yanı sıra “grup içinde doğumların engellenmesine yönelik önlemler alınması” ve “grup bünyesindeki çocukların zorla başka bir gruba aktarılması” eylemleri bulunuyor.

Cenevre merkezli BM İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan ancak BM adına konuşmayan Albanese, raporunda “Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırım eylemleri gerçekleştirildiğini gösteren eşiğin aşıldığına inanılmasını sağlayacak makul sebepler” olduğunu bildirdi.

“Etnik temizlik” uyarısında da bulunan Albanese, “İsrail’in Gazze saldırısının baskın mahiyeti ve çapının yanı sıra çektirdiği yıkıcı yaşam koşulları, Filistinlileri fiziksel olarak grup hâlinde ortadan kaldırma niyetini açığa çıkarıyor” ifadesine verdi.

Gazze’de çatışmalar devam ediyor

Ayrıca Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Gazze’de ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını kabul etmişti. Karar, Amerika’nın çekimser kalmasıyla kabul edilebilmişti.

Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına rağmen Gazze’de çatışmalar devam ediyor. Görgü tanıkları İsrail savaş uçaklarının Refah’ı bombaladığını, Han Yunus ve Gazze merkezindeki hastaneler çevresinde şiddetli çatışmaların olduğunu belirtiyor.

Gazze yakınındaki İsrail kasabalarında da roket uyarı sirenleri çalıyor. Bütün bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da İsrail ve Hamas’ın temsilcileri Katar’da arabulucular aracılığıyla ateşkes müzakesi yürütüyor. Görüşmelere Katar ve Mısır arabuluculuk yapıyor.

Mossad’dan yetkililer müzakereler için Doha’da. Mossad ekibinin bir kısmının ise istişarelerde bulunmak için İsrail’e döndüğü belirtiliyor. İsrail, dolaylı ateşkes müzakerelerinde Hamas’ı hayali isteklerde bulunmakla suçluyor.

7 Ekim’de 1200 kişinin yaşamını yitirdiği Hamas saldırısının ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırıları ve kara harekâtında 32 binden fazla kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 80 bin kişi de yaralandı.

1 milyondan fazla Gazzeli, bölgenin güneyindeki Refah’a sığınmış durumda. İsrail Refah’a hareket başlatacağını belirtirken, Amerika ve uluslararası toplum, sivillerin can güvenliği için bir plan olmadan bunun yapılmasına karşı çıkıyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den İsrail’e ‘Soykırım’ Suçlaması

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 172. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese, İsrail’in Gazze’de “soykırım” eylemleri gerçekleştirdiğinin belirlenmesi için “makul sebepler” bulunduğunu iddia etti.

Haber Merkezi / “Bir Soykırım Anatomisi” başlıklı raporunda, İsrail’in BM Soykırım Sözleşmesi’nde belirtilen beş eylemden üçünü gerçekleştirdiğine dair net emareler bulunduğunu belirten Albanese, bu üç eylemi, “bir grubun üyelerini öldürmek, grubun üyelerine fiziki ya da ruhsal açıdan ciddi şekilde zarar vermek, grubun fiziki varlığını tümüyle ya da kısmen sona erdirecek yaşam koşullarına kasten tabi tutmak” olarak sıraladı.

BM Soykırım Sözleşmesi’nin 2’nci maddesinde soykırım tanımı yapılırken söz konusu üç unsurun yanı sıra “grup içinde doğumların engellenmesine yönelik önlemler alınması” ve “grup bünyesindeki çocukların zorla başka bir gruba aktarılması” eylemleri bulunuyor.

Cenevre merkezli BM İnsan Hakları Konseyi tarafından atanan ancak BM adına konuşmayan Albanese, raporunda “Gazze’de Filistinlilere yönelik soykırım eylemleri gerçekleştirildiğini gösteren eşiğin aşıldığına inanılmasını sağlayacak makul sebepler” olduğunu bildirdi.

“Etnik temizlik” uyarısında da bulunan Albanese, “İsrail’in Gazze saldırısının baskın mahiyeti ve çapının yanı sıra çektirdiği yıkıcı yaşam koşulları, Filistinlileri fiziksel olarak grup hâlinde ortadan kaldırma niyetini açığa çıkarıyor” ifadesine verdi.

BMGK’da Gazze’de acilen ateşkes talebi kabul edildi

Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de derhal ateşkes sağlanmasını ve tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etti. 14 “evet” ve 1 “çekimser” oyla kabul edilen tasarı için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) çekimser oy kullandı.

7 Ekim 2023’ten bu yana Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), ilk kez Gazze Şeridi’nde ateşkes talep edilen bir karar kabul edildi. Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra çok sayıda oturum düzenlenen BMGK’de, bugün yapılanla 10 karar tasarısı oylamaya sunuldu. Bu kararla birlikte 2712 ile 2720 sayılı kararlar da kabul edildi.

BMGK, İsrail’in Hamas’a karşı savaş açtığını açıkladığı Ekim ayından bu yana ateşkes çağrısı üzerinde yapılan oylamalarda anlaşmaya varamamıştı. Oylama, Gazze’ye saldırı konusunda müttefiki İsrail’e tam destek veren ABD’nin tutum değişikliğine gittiğinin işareti olarak yorumlandı. Ancak Beyaz Saray kararın alınmasından kısa süre sonra, “oylamanın ABD’nin politikasında bir değişikliği temsil etmediği” açıklaması yapıldı.

Kabul edilen tasarı ne diyor?

Tasarıda, İsrail ve Filistinliler arasında acil ateşkes çağrısı ve tüm rehinelerin koşulsuz şekilde serbest kalması çağrısı yapılıyor. Tasarı Gazze’de, iki hafta içinde sona erecek Ramazan ayı boyunca ateşkes talebinde bulunuyor. Tasarıda, tıbbi ve diğer insani ihtiyaçların karşılanması için insani erişimin sağlanmasına çağrı da yapılıyor. Ayrıca, tarafların gözaltına aldıkları tüm kişilerle ilgili olarak uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeleri isteniyor.

Karar, Gazze Şeridi’nin tamamındaki sivillerin korunmasını güçlendirmeye ve insani yardım akışını genişletmeye yönelik acil ihtiyacı vurgulayarak, büyük ölçekte insani yardımın sivillere ulaşması için tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyor. Tasarı metninde “kalıcı ve sürdürülebilir ateşkes” ifadesi son anda “uzun soluklu ve sürdülebilir” ateşkes ifadesiyle değiştirildi.

BMGK daimi üyeleri Rusya ve Çin geçtiğimiz Cuma günü acil ve sürdürülebilir ateşkes çağrısında bulunan ABD liderliğinde hazırlanan tasarıyı veto etmişti. ABD bugün oylanan tasarının ABD, Mısır ve Katar aracılığında yürütülen müzakereleri sekteye uğratabileceği uyarısında bulunmuştu.

BMGK kararına İsrail’den tepki, Filistin’den destek

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, BMGK’da kabul edilen ve bağlayıcılığı olan Gazze’de acilen ateşkes sağlanması kararı için “bağlayıcı olmayan” nitelemesini kullandı.

Kararda ABD’nin, eklenmesini talep ettiği Hamas’ın kınanması gibi bazı ana konuların yer almadığını belirten Greenfield, bu nedenle oylamada “evet” oyu vermediklerini kaydetti. Greenfield, “Ancak daha önce de söylediğim gibi, bağlayıcı olmayan bu kararın bazı kritik hedeflerini tamamen destekliyoruz.” ifadesini kullandı.

“Konseyin, ateşkesin tüm rehinelerin serbest bırakılmasıyla gelmesi gerektiğini açıkça ifade etmesinin önemli olduğuna inanıyoruz.” diye konuşan Greenfield, Hamas tarafından ilk rehinenin serbest bırakılmasıyla Gazze’de ateşkesin hemen başlayabileceğini söyledi.Greenfield’in BMGK kararı için “bağlayıcı olmayan” ifadesini kullanması sosyal medyada hızlıca tepkilere neden oldu.

İsrail, ABD’nin, çekimser oy kullanmasına tepki olarak Refah operasyonu için Washington’a gidecek heyetin ziyaretini iptal etti.

Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, “Washington’ın tasarıyı engellememesinin önceki pozisyonundan ‘açık bir geri çekilme’ olduğunu ve Hamas’a karşı savaş çabalarının yanı sıra Gazze’de tutulan 130’dan fazla rehinenin serbest bırakılması çabalarına da zarar vereceği” ifadelerine yer verildi. Ayrıca açıklamada, “Amerika’nın tutumundaki değişiklik ışığında Başbakan Netanyahu, heyetin ABD’ye gitmemesine karar verdi” denildi.

İsrail’in aşırı sağcı ulusal güvenlik bakanı Itamar Ben-Gvir, BM Güvenlik Konseyi’nde yapılan oylamaya tepki olarak “Birleşmiş Milletler çorak bir arazi” tepkisini gösterdi.

Filistin, BMGK’da kabul edilen Gazze Şeridi’nde ramazan ayında acil ateşkes talep eden karar tasarısını memnuniyetle karşıladı ve söz konusu kararın derhal uygulanması çağrısında bulundu. Filistin Devlet Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, suçsuz insanların canlarının korunması için kararın derhal uygulamaya konulması çağrısı yapıldı.

Açıklamada, “BMGK, uluslararası fikir birliği ile alınan bu önemli kararın uygulanmasını sağlamalıdır” ifadeleri yer aldı.

“Saldırganlığın tamamen durdurulması, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi’nin tamamından çekilmesi ve İsrail işgal yetkilileri ile terörist yerleşimciler tarafından Doğu Kudüs de dahil olmak üzere Batı Şeria’da işlenen suçların sona erdirilmesi yönünde doğru yönde atılmış bir adım” olarak değerlendirilen kararın daimi bir ateşkese ve sürdürülebilir olmaya ilerletilmesi gerektiğinin altı çizildi.

Paylaşın

Vladimir Putin: Moskova’daki Saldırının Sorumlusu ‘Radikal İslamcılar’

Moskova yakınlarında düzenlenen terör saldırısına ilişkin konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırının sorumlusunun, “Radikal İslamcılar” olduğunu dile getirdi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Televizyonda yayınlanan konuşmasında Vladimir Putin, “Bu suçun, İslam Dünyası’nın da ideolojisiyle asırlardır çatıştığı radikal İslamcılar tarafından işlendiğini biliyoruz” ifadelerini kullandı.

“Rusya’ya ve onun halkına karşı bu suçu işleyen ellerin kime ait olduğunu artık biliyoruz, şimdi bunun emrini verenin kim olduğunu bilmek istiyoruz” diyen Putin, böylece daha önce doğrudan Ukrayna’yı suçladığı söyleminden uzaklaşmış oldu. Bununla birlikte saldırganların, olayın ardından Ukrayna’ya kaçmaya çalıştıklarını öne süren Putin, bunun neden böyle olduğu sorunun gündeme geldiğini belirterek, “Onları orada kim bekliyordu” dedi.

Vladimir Putin, hafta sonunda yaptığı açıklamada, şüphelilerin Ukrayna sınırı yakınlarında ele geçirildiğini duyurmuş ve söz konusu zanlıların Ukrayna’ya geçişi için bir zaman diliminin belirlendiğini dile getirmişti. Ukrayna ise Moskova’dan gelen bu yöndeki tüm suçlamaları reddediyor.

Vladimir Putin, konuşmasının devamında, “Kendilerini inançlı birer Müslüman olarak gören radikal İslamcılar, nasıl tüm Müslümanlar için kutsal olan Ramazan ayında böyle vahşice bir suç işleyebiliyor?” sorusunu dile getirdi. Putin ayrıca, “Radikal ve terörist İslamcı örgütlerin, çatışmaların patladığı Ortadoğu’da adil bir çözümden yana tavır alan Rusya ile gerçekten çatışmaya girmek isteyip istemediğini bekleyip göreceklerini” ifade etti.

Moskova’nın kuzeybatısında yer alan Krasnogorsk’taki Crocus City Hall adlı konser salonuna giren eli silahlı saldırganlar, Rus makamlarının bildirdiğine göre en az 137 kişiyi öldürdü. Olaydan kısa süre sonra IŞİD saldırının sorumluluğunu üstlendiğini duyurdu. Saldırıda yaralanan 180’den fazla kişiden 50’sinin evlerinde tedavi edilmek üzere hastanelerden taburcu edildiği belirtiliyor.

IŞİD-H nasıl kuruldu, kimlerden oluşuyor?

Peki saldırıyı üstlenen IŞİD’in Afganistan merkezli Horasan kolu kim, hakkında neler biliniyor? Horasan, IŞİD’in en kanlı kolu olarak görülüyor. Horasan, Antik Çağ’da İran, Türkmenistan ve Afganistan’ın bazı bölgelerini de içeren bölgeye verilen addı. Faaliyetleri bu bölge dışına da yayılan IŞİD-H, 2015’ten bu yana Afganistan ve Pakistan’da binlerce kişinin ölümüne yol açtı.

2014 yılında Taliban ve El Kaide üyeleri tarafından Pakistan ve Afganistan’da kurulan örgüt, 2015 yılında kendini resmi olarak IŞİD’in Horasan kolu ilan etti. IŞİD gibi IŞİD-H da sınırlar ötesi bir halifelik kurma hedefi güdüyor.

Analistler, IŞİD-H üyeleriyle diğer radikal İslamcı örgütler arasında yakın temas bulunduğunu ve El Kaide, Taliban gibi örgütlerin savaşçılarından sık sık IŞİD-H’ya geçişler olduğunu belirtiyor. Taliban’ın Afganistan’da iktidarı 2021 yılı Ağustos ayında yeniden ele geçirmesi öncesinde ülkede bulunan ABD askerleri ve Afgan hükümet güçleri, IŞİD-H’nın çok sayıda üst ve orta düzeyde yetkilisine operasyon düzenleyerek öldürmüştü.

ABD askerlerinin ülkeden çekilmesiyle güvenlik alanında oluşan boşluğun örgüte yeni bir ivme kazandırdığı düşünülüyor. Örgüt Afganistan’da yeni eğitim kampları açarken uluslararası ağlarla bağlarını da geliştirdi.

Afganistan’da iktidardaki Taliban, IŞİD-H’nın ülkedeki faaliyetlerini engellemeye çalıştığını belirtiyor ve iktidara gelişinden bu yana örgütün binlerce üyesini yakalayıp hapse attığını iddia ediyor. Ancak örgütün ülkedeki etnik ve dini azınlıklara yönelik saldırılarındaki artış, Taliban’ın imkanlarının, örgütü zayıflatmak için yeterli ve etkili olmadığını gösteriyor.

Birleşmiş Milletler de El Kaide ve IŞİD-H gibi örgütlerin, Taliban üyeleriyle olan bağlantıları yoluyla ülkede kalan gelişmiş NATO silahlarına erişebilecekleri endişesini defalarca dile getirmişti.

IŞİD-H, 3 Ocak 2024’te İran’ın Kirman kentinde 95 kişinin öldüğü bombalı saldırıyı üstlenmişti. İran’ın Devrim Muhafızları ordusunun eski komutanı General Kasım Süleymani’nin 2020’de bir Amerikan operasyonuyla öldürülmesinin yıldönümünde, kabrinde toplanan kalabalığın yakınlarında iki bomba patlamıştı.

Haber ajanslarına yansıyan bilgilere göre ABD istihbaratı, Tahran yönetimini saldırı planları konusunda uyarmıştı. ABD’nin Moskova Büyükelçiliği, 7 Mart’taki duyurusunda, aşırılıkçıların Moskova’da saldırı hazırlığı içinde bulunduğu uyarısı yaparak ABD vatandaşlarına kalabalık gruplardan uzak durmaları çağrısında bulunmuştu.

Rusya iç istihbarat teşkilatı FSB de 7 Mart’ta Moskova yakınlarındaki Kaluga bölgesinde bir sinagoga silahlı saldırı planlarını engellediğini duyurmuştu.

Paylaşın

Gazze’de Acilen Ateşkes Talebi BMGK’da Kabul Edildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de derhal ateşkes sağlanmasını ve tüm rehinelerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etti. 14 “evet” ve 1 “çekimser” oyla kabul edilen tasarı için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) çekimser oy kullandı.

7 Ekim 2023’ten bu yana Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK), ilk kez Gazze Şeridi’nde ateşkes talep edilen bir karar kabul edildi.

Gazze’ye ilişkin 7 Ekim 2023’ten sonra çok sayıda oturum düzenlenen BMGK’de, bugün yapılanla 10 karar tasarısı oylamaya sunuldu. Bu kararla birlikte 2712 ile 2720 sayılı kararlar da kabul edildi.

BMGK, İsrail’in Hamas’a karşı savaş açtığını açıkladığı Ekim ayından bu yana ateşkes çağrısı üzerinde yapılan oylamalarda anlaşmaya varamamıştı.

Oylama, Gazze’ye saldırı konusunda müttefiki İsrail’e tam destek veren ABD’nin tutum değişikliğine gittiğinin işareti olarak yorumlandı. Ancak Beyaz Saray kararın alınmasından kısa süre sonra, “oylamanın ABD’nin politikasında bir değişikliği temsil etmediği” açıklaması yapıldı.

Kabul edilen tasarı ne diyor?

Tasarıda, İsrail ve Filistinliler arasında acil ateşkes çağrısı ve tüm rehinelerin koşulsuz şekilde serbest kalması çağrısı yapılıyor.

Tasarı Gazze’de, iki hafta içinde sona erecek Ramazan ayı boyunca ateşkes talebinde bulunuyor. Tasarıda, tıbbi ve diğer insani ihtiyaçların karşılanması için insani erişimin sağlanmasına çağrı da yapılıyor. Ayrıca, tarafların gözaltına aldıkları tüm kişilerle ilgili olarak uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeleri isteniyor.

Karar, Gazze Şeridi’nin tamamındaki sivillerin korunmasını güçlendirmeye ve insani yardım akışını genişletmeye yönelik acil ihtiyacı vurgulayarak, büyük ölçekte insani yardımın sivillere ulaşması için tüm engellerin kaldırılmasını talep ediyor.

Metinde ifade değişikliği

Tasarı metninde “kalıcı ve sürdürülebilir ateşkes” ifadesi son anda “uzun soluklu ve sürdülebilir” ateşkes ifadesiyle değiştirildi.

BMGK daimi üyeleri Rusya ve Çin geçtiğimiz Cuma günü acil ve sürdürülebilir ateşkes çağrısında bulunan ABD liderliğinde hazırlanan tasarıyı veto etmişti. ABD bugün oylanan tasarının ABD, Mısır ve Katar aracılığında yürütülen müzakereleri sekteye uğratabileceği uyarısında bulunmuştu.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 32 Bin 226’ya Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 170. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında ölü sayısı son 24 saatte 32 bin 226’ya yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 74 bin 518’e ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail’e Gazze’nin Refah kentinde kara operasyonu düzenlememesi için çağrılar yapılırken Binyamin Netanyahu yönetimi bu konuda haftalardır sert mesajlar vermeyi sürdürüyor. Diğer yandan şubatta başlayan sinyaller, hâlâ büyük bir adıma yol açmadı.

ABD Kongresi’nin Demokrat Partili üyelerinden Alexandria Ocasio-Cortez cuma günü Temsilciler Meclisi’nde yaptığı konuşmada “Tüm bunlar, bunların çoğu ABD kaynakları ve silahlarıyla yapıldı. Bir soykırım nasıl gelişir sorusuna yanıt istiyorsanız gözlerinizi açın” diyerek ülkesine çağrıda bulundu.

“İlerici görüşleri” nedeniyle ABD kamuoyunda “ekip” diye adlandırılan ABD Kongresi üyelerinden Cori Bush ve Rashida Tlaib daha önce İsrail’i soykırımla suçlamıştı. İsrail’i soykırımla suçlamaktan kaçındığı için eleştirilen bir başka “ekip” üyesi Ocasio-Cortez’in son konuşması, Batı’daki İsrail yanlısı havanın değiştiği yönünde yorumlanıyor.

Biden yönetimi de çoğu Filistin’in diğer bölgelerinden kaçan 1,4 milyon sivilin bulunduğu Refah’ta kara harekatına karşı defalarca açıklama yaptı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bu hafta kullandığı ifadeler dikkat çekti: Refah’a bir askeri operasyon İsrail’e beklediği güvenliği sağlamayacak. Refah saldırısı İsrail’i dünyada daha da yalnızlaştırma riski taşıyor.

İsrail, iki hastaneyi daha kuşattı

Ayrıca, Filistin kaynakları İsrail askerlerinin Gazze’de iki hastaneyi daha kuşattığı bildirildi. İsrail’e göre Gazze’deki hastanelerde Hamas militanları bulunuyor ve silahlar saklanıyor.

Hamas ve hastane yetkilileri ise bunu reddediyor. Filistin Kızılayı, İsrail tanklarının El-Amal ve Nasser hastanelerine aniden yönelmesiyle bir çalışanının yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hastaneler Gazze’nin Han Yunus bölgesinde ve bölgeden şiddetli çatışma haberleri geliyor. Filistin Kızılayı İsrail zırhlı araçlarının El-Amal Hastanesi’nin çevresine buldozerlerle operasyon yürüttüğünü belirtirken çalışanlarının aşırı tehlike altında altında olduğunu bildirdi.

Filistin Kızılayı’na göre, İsrail güçleri hastanenin tamamen boşaltılmasını istiyor ve bunu gerçekleştirmek için de sis bombaları atıyor.

İsrail ordusu ise Han Yunus’ta militanların toplanma yeri olan noktaların altyapısını hedef aldığını belirtiyor. Hamas bu iddiayı reddediyor ve İsrail’i savaş suçu işlemekle suçluyor.

Gazze’deki sağlık yetkilileri İsrail güçlerinin El-Şifa Hastanesi’nde onlarca hasta ve sağlık çalışanını gözaltına aldığını belirtiyor. El-Şifa Hastanesi Gazze’nin kuzeyinde kısmen çalışan az sayıdaki sağlık tesislerinden biri.

Paylaşın

Rusya, Ukrayna’yı Yüksek Hassasiyetli Füzelerle Hedef Aldı

Rusya, en az 137 kişinin yaşamını yitirdiği Moskova’daki kanlı saldırı sonrası, Ukrayna’daki enerji merkezlerini, insansız deniz araçları üretim atölyeleri ve yabancı silahların bulunduğu yerleri yüksek hassasiyetli füzelerle hedef aldığını bildirdi.

Ukrayna, başkent Kiev’i de hedef alan saldırılarında Rusya’nın 57 füze ve insansız hava aracı fırlattığını kaydetti. Saldırılar, Ukrayna’da iki yılı aşkın süredir devam eden büyük boyutlu savaşta ülkenin enerji sistemine yönelik en büyük hava bombardımanından iki gün sonra oldu.

Kiev Şehri Askeri İdaresi Başkanı Sergey Popko, Kiev’e gerçekleştirdiği saldırıda “Tu-95MS” tipi stratejik bombardıman uçaklarından “X-101”, “X-555” ile “X-55” tipi seyir füzelerini kullandığını duyurdu. Popko, “İlk verilere göre başkentte herhangi bir can kaybı veya hasar yaşanmadı” ifadesini kullandı.

Lviv bölge valisi Maksym Kozytskyi Telegram mesajlaşma uygulamasında, “İşgalcilerin gece hedef aldığı aynı kritik altyapı tesisine iki ön vuruş yapıldı” diye yazdı. Rus saldırısında, düşürülmesi daha zor olan Kinzhal hipersonik füzelerinin kullanıldığı bilgisini de veren Kozytskyi, vurulan tesisin ne olduğunu açıklamadı.

Ukrayna Enerji Bakanlığı, Lviv bölgesindeki kritik bir enerji tesisinin saldırıya uğradığı sırada ekipmanın alev aldığını ve güç kaybetmesine neden olduğunu belirtti. Açıklamada sözü edilen tesisin, Lviv bölge valisinin bahsettiği tesisin aynısı olup olmadığı net değil.

Ukrayna’da devlete ait enerji şirketi Naftogaz ise bir Rus füzesinin yer altındaki gaz depolama tesisini vurduğunu ancak Ukraynalı tüketicilere doğal gaz akışının bundan etkilenmeyeceğini belirtti. Ukrayna hava kuvvetleri, gelen 29 füzeden 18’i ve 28 saldırı dronundan da 25’inin hava savunma sistemleri tarafından imha edildiğini bildirdi.

Kritik altyapının hedef alınması, Rusya’nın Cuma günü yaygın elektrik kesintilerine neden olan saldırılarının ardından enerji sistemi üzerindeki baskıyı sürdürmeye çalıştığı gösteriyor olabileceği yorumları yapılıyor. Enerji Bakanlığı, son haftalarda elektrik ihraç eden Ukrayna’nın, enerji sistemine yapılan saldırıların ardından Pazar günü elektrik ithalatını keskin bir şekilde arttırdığını ve ihracatı durdurduğunu açıkladı.

Saldırı başkentte paniğe neden olurken, küçük insan grupları erken saatlerde Kiev’in merkezindeki bir metro istasyonunun altında güvenlik için toplandı, bazıları kamp matları üzerinde uyudu. Moskova, Rusya’daki başkanlık seçimleri sırasında Ukrayna’nın düzenlediği saldırıların intikamı olarak nitelendirdiği saldırılarla günlerdir Ukrayna’yı vuruyor.

Yetkililer, düşürülen bir Kh-55 seyir füzesinin enkazının Kiev’deki bir parkta bulunduğunu söyledi. ABD’nin Kiev Büyükelçisi Bridget Brink X’te yaptığı paylaşımda “Bu hafta üçüncü kez şafak öncesi, tüm Ukrayna hava alarmı altında ve insanlardan sığınaklara gitmeleri tavsiye edildi” dedi. Rusya Savunma Bakanlığı yorum talebine henüz yanıt vermedi.

Polonya Silahlı Kuvvetleri, Ukrayna’nın Lviv bölgesine fırlatılan bir Rus seyir füzesinin Polonya’nın hava sahasını ihlal ettiğini açıkladı. Sosyal medya medya hesabı üzerinden yapılan açıklamada seyir füzesi için, “Cisim Oserdow kasabası yakınlarında Polonya hava sahasına girdi ve 39 saniye boyunca orada kaldı” denildi. “(Füze) Tüm uçuş boyunca askeri radar sistemleri tarafından gözlemlendi” ifadesi kullanıldı.

Polonya ordu sözcüsü Jacek Goryszewski gazetecilere yaptığı açıklamada füzenin Ukrayna’ya dönmeden önce Polonya hava sahasında yaklaşık 2 km. yol kat ettiğini söyledi. Rusya’dan konuyla ilgili bir yorum gelmezken, Varşova, Moskova’dan izahat talep edeceğini belirtti. Polonya Savunma Bakanı Wladyslaw Kosiniak-Kamysz, Varşova’nın Ukrayna’yı hem askeri hem de insani açıdan desteklemeye devam edeceğini vurguladı.

Paylaşın

IŞİD’den Moskova’da Silahlı Saldırı: En Az 133 Ölü

Rusya’nın başkenti Moskova’da yer alan bir konser salonuna düzenlenen silahlı saldırıda, en az 133 kişi hayatını kaybederken, 133’den fazla kişi de yaralandı. Saldırıyı IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) üstlendi.

Haber Merkezi / IŞİD ile bağlantılı Amaq ajansı tarafından Telegram’da paylaşılan kısa açıklamada saldırı üstlenildi; ancak açıklamada, bu iddiayı desteklemek için bir delil ortaya konmadı.

Rusya medyası da saldırının IŞİD tarafından üstlenildiğine dair güvenilir bir bilgi olmadığını belirtiyor. Rusya’nın İngilizca yayın yapan haber kanalı Russia Today de saldırıyı henüz üstlenenin olmadığını duyurdu.

Öte yandan Reuters haber ajansı adını paylaşmadığı bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde ABD’nin saldırıyı IŞİD’in Horasan kolunun gerçekleştirdiğine dair istihbarat bilgisi olduğunu belirtti. Aynı yetkili ABD’nin Rusya’yı saldırı konusunda geride bıraktığımız haftalar içerisine uyardığını da söyledi.

Moskova’daki saldırı, 2004 yılında militanların aralarında yüzlerce çocuğun da olduğu binden fazla kişiyi rehin aldığı Beslan okul kuşatması olarak tarihe geçen saldırıdan bu yanaki en ağır saldırılardan biri.

Rus basınına göre, kamuflaj kıyafetli en az 5 kişi Crocus City alışveriş merkezindeki konser salonu yakınlarında ateş açtı. O sırada “Picnic” adlı bir müzik grubunun konseri vardı. TASS haber ajansı da ateş açılan binada patlama olduğunu ve yangın çıktığını bildirdi.

11 gözaltı

Reuters haber ajansının aktardığına göre, Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Devlet Başkanı Vladimir Putin’e saldırıyla bağlantılı olarak 11 şüphelinin gözaltına alındığı bilgisini verdi. Rusya’nın Interfax haber ajansı da Kremlin’e dayandırdığı haberinde, saldırıyla bağlantılı olarak ‘daha fazla suç ortağının tespiti için çalışma yapıldığını’ aktardı.

Putin: Dikkatlice planlanmış bir terör saldırısı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, saldırısının ardından ilk kez konuştu. Tüm saldırganların yakalandığını belirten Rusya Devlet Başkanı Putin, “Saldırganlar Ukrayna’ya kaçmaya çalışıyorlardı” dedi. “Düşmanlarımız bizi bölemeyecek” ifadelerini kullanan Rus lider Putin, “Dikkatlice planlanmış bir terör saldırısının yanı sıra önceden hazırlanmış bir toplu insan katliamıyla karşılaştık” dedi.

Bu saldırı emrini veren herkesin cezalandırılacağını belirten Putin, “Rusya’ya, halkımıza yönelik bu saldırıyı hazırlayan, teröristlerin arkasında duran herkesi tespit edip cezalandıracağız” ifadelerini kullandı. 24 Mart gününü yas günü ilan ettiklerini duyuran Putin, saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diledi.

Türkiye, saldırıyı kınadı

Türkiye, Moskova’daki saldırıyı kınadı. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, saldırıda çok sayıda ölü ve yaralı olduğunun üzüntüyle öğrenildiği belirtildi. Açıklamada, “Masum sivilleri hedef alan bu menfur terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Rus halkına ve Rusya hükümetine en derin taziyelerimizi sunuyoruz” denildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile telefonda görüşerek saldırı nedeniyle başsağlığı diledi. Fidan, Lavrov’a, Türkiye’nin saldırıyı kınadığını belirterek, Rus halkı ve hükümetine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Türk halkının başsağlığı dileklerini iletti.

“Ukrayna bağlantısına dair bir işaret yok”

Olayın hemen ardından ABD yönetimi, olayda Ukrayna bağlantısına dair bir işaret bulunmadığını açıkladı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, “Açılan ateşte Ukrayna’nın ya da Ukraynalıların dahli olduğuna dair bu sefer bir işaret bulunmamakta” ifadelerini kullandı.

Olayın detaylarıyla ilgili konuşabilmek için henüz çok erken olduğunu belirten Kirby, “Ancak görüntüler dehşet verici. Düşüncelerimiz bu korkunç silahlı saldırının kurbanlarıyla. Haberi daha almamış anneler babalar, ağabey ve ablalar, kız ve erkek çocuklar var. Bu çok zor bir gün olacak” diye konuştu.

Saldırıyla ilgili Ukrayna’dan da açıklama geldi. Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin baş danışmanı Mihail Podolyak, Ukrayna’nın olayla hiçbir bağlantısının bulunmadığını belirtti.

“Washinton nereden biliyor?”

Rusya Dışişleri Bakanlığı, olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirerek tüm dünyaca kınanması gerektiğini kaydetti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova, Kirby’nin açıklamasına tepki göstererek “Washington’daki yetkililer daha bir trajedinin ortasındayken neye dayanarak birinin masumiyetiyle ilgili çıkarımda bulunabiliyor?” sorusunu yöneltti. Zakharova, Washington’ın elinde bilgiler varsa bunu Rusya ile paylaşması ya da bu tür açıklamalarda bulunmaya son vermesi gerektiğini söyledi.

Moskova’daki ABD Büyükelçiliği, 7 Mart’ta yaptığı açıklamada “aşırılıkçıların” Moskova’da saldırı planları yaptığına dair uyararak ABD vatandaşlarının Moskova’daki kalabalık yerlerden uzak durmaları tavsiyesinde bulunmuştu.

Saldırının arkasında kim var?

Cuma günü kısa bir açıklama yapan IŞİD saldırıyı üstlendi. Cumartesi günü ise saldırganlara ait olduğunu öne sürdüğü ve dört maskeli erkeğin yer aldığı bir fotoğraf paylaştı.

Rus yetkililer, saldırıyı IŞİD’in üstlenmesine dair bir açıklama yapmadı. ABD iki hafta önce Moskova’da büyük etkinliklerin hedef alınabileceğine dair bir uyarı yayımlamıştı. Rus yetkililer, ABD’nin paylaştığı istihbarat bilgisinde pek bir detay olmadığını belirtti.

Vladimir Putin geçen hafta yaptığı bir konuşmada “Batılı kurumların Rusya’da terör saldırısı düzenlenebileceğine dair son dönemde yaptığı provokatif açıklamalar bir şantaj niteliğindedir. Amacı toplumumuzu sindirmek ve istikrarsızlaştırmaktır” demişti.

ABD saldırının arkasında IŞİD’in Horasan kolu olan IŞİD-H’nin olduğunu söyledi. Örgütün bu kolu, eskiden Horasan olarak adlandırılan bölgede bir halifelik kurmak istiyor. Örgütün hak iddia ettiği topraklar Afganistan, Pakistan, Türkmenistan, Tacikistan, Özbekistan ve İran’ı kapsıyor.

New York Times’a konuşan terörizmle mücadele analisti Colin Clarke “IŞİD-H iki yıldır Rusya’ya odaklanmış durumda” diyor ve ekliyor: Örgüt Kremlin’i Afganistan, Çeçenistan ve Suriye’deki müdahaleleri nedeniyle eleştiriyor, Müslümanları katlettiğini söylüyor.

Putin saldırganların Ukrayna’ya kaçmaya çalışırken yakalandığını söyledi, “İlk bulgulara göre Ukrayna tarafında onlar için bir geçiş hazırlanmıştı” dedi. Ukrayna ise bu iddiayı reddetti, “son derece absürt” diye niteledi.

Paylaşın

Almanya’da Esrar Kullanımı Kısmen Yasallaştı: Muhalefet Tepkili

Almanya’da esrar kullanımı ve kenevir ekimini kısmen yasallaştı. Muhalefetteki muhafazakar Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) ve aşırı sağcı AfD’nin yanı sıra SPD içinde de yasaya karşı çıkanlar bulunuyor.

Hükümet ise esrar kullanımını yasallaştırmanın uyuşturucuya karşı önlemleri güçlendireceği, kullanıcıları ceza kapsamının dışına çıkararak karaborsaya karşı daha etkin mücadeleyi mümkün kılacağı tezini savunuyor.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Almanya’da esrar kullanımını kısıtlı olarak yasallaştıran yasa tasarısı, geçtiğimiz Şubat ayında Federal Meclis’ten geçmesinin ardından bugün Federal Eyalet Temsilcileri Meclisi’nde oylamaya sunuldu.

Yapılan oylamada SPD’li Sağlık Bakanı Karl Lauterbach tarafından hazırlanan yasa tasarısı kabul edildi. 16 eyaletten sadece Bavyera, Baden-Württemberg ve Saarland‘ın temsilcileri yasanın ilgili komisyona geri gönderilmesi yönünde oy kullandı. Yasa 1 Nisan’da yürürlüğe girecek.

Federal Meclis’te Şubat ayında yapılan oylamada, esrar kullanımına kısmen izin veren yasa tasarısı hükümeti oluşturan Sosyal Demokratlar (SPD), Yeşiller ve Hür Demokratların oylarıyla kabul edilmişti. Oylamada 407 milletvekili evet, 226 milletvekili hayır oyu kullanmış, muhalefetteki Sol Partili milletvekilleri de yasa tasarısına destek vermişti.

Esrar kullanımını suç olmaktan çıkartan düzenlemelerin yasalaşması, bunun için yıllardır mücadele edenler için önemli bir dönüm noktası. Esrar kullanımının yasallaşmasına karşı olanlar ise yeni düzenlemelerin özellikle gençleri daha ağır uyuşturuculara yönelmesine yol açabileceği konusunda uyarıyor.

Yeni yasayla esrar, Uyuşturucu Maddeler Kanunu’ndaki yasaklı maddeler listesinden çıkarılacak, yetişkinlerin kişisel ihtiyaç için belli miktarlarda saksıda yetiştirmesine ve üzerinde bulundurmasına izin verilecek. Yasaya göre, Almanya’da yetişkinler üstünde 25 gram esrar taşıyabilecek. Bireyler ayrıca kendi evlerinde üç kenevir bitkisi yetiştirebilecek ve 50 gram esrar bulundurabilecek. Almanya’da esrar yasağı kararı yaklaşık 40 yıl önce alınmıştı.

Yasaya göre 1 Temmuz’dan itibaren toplu ekim için kulüpler açılmasına izin çıkıyor. Kişiler, ticari amaç gütmeyecek bu kulüplere üye olarak günde azami 25 gram olmak şartıyla esrar satın alabilecek. Kulüplerin üye sayısı 500 kişiyi geçmeyecek ve üyelere günde 25 gram, ayda 50 gramdan fazla esrar verilmeyecek. 18-21 yaş grubundakiler için bu miktar ayda 30 gramla sınırlı olacak, bu yaş grubundakilere satılan esrarın uyuşma etkisi yaratan tetrahidrokannabinol (THC) oranı düşürülmüş olacak. 18 yaşın altındakiler için ise esrar satın alma ve tüketme yasağı sürecek.

Koalisyon ortağı partilerin meclis grupları Kasım ayı sonunda yasa tasarısı üzerinde anlaşmış, ancak çocuk ve gençlerin uyuşturucudan korunması konusunda eleştiriler gelmesi üzerine bu konuda iyileştirmelere gitmek üzere çalışmalar başlatılmıştı. Kasım’daki uzlaşma üzerinde önemli değişikliklere gidilmedi, ancak yasanın etkinliğinin kontrolü konusunda değişiklik yapıldı.

İlk tasarıda yasanın yürürlüğe girdiği tarihten dört yıl sonra kontrol değerlendirmesi öngörülürken şimdi değerlendirmenin hemen başlayarak aşamalı olarak yapılması kararlaştırıldı. Tasarının son haline göre ilk değerlendirme bir yıl, ikinci değerlendirme ikinci yıl sonunda ve üçüncüsü dördüncü yılın sonunda yapılacak, çocuk ve gençlerin korunmasının yanı sıra organize suç üzerindeki etkileri de değerlendirilecek. Değerlendirme sürecinde Federal Emniyet Teşkilatının (BKA) uzmanlığından da yararlanılacak. BKA daha önce yasa tasarısına eleştirel yaklaşmıştı.

Muhalefet tepkili

Ancak muhalefetteki muhafazakar Hristiyan Birlik partileri (CDU/CSU) ve aşırı sağcı AfD’nin yanı sıra SPD içinde de yasaya karşı çıkanlar bulunduğu biliniyor. Hükümet ise esrar kullanımını yasallaştırmanın uyuşturucuya karşı önlemleri güçlendireceği, kullanıcıları ceza kapsamının dışına çıkararak karaborsaya karşı daha etkin mücadeleyi mümkün kılacağı tezini savunuyor.

Paylaşın