Slovenya, Filistin’i Resmen Tanıyacağını Duyurdu

Avrupa’da Filistin’in uluslararası diplomasi sahnesindeki konumunu güçlendirecek kritik adımlar atılmaya devam ediyor. Slovenya, Filistin devletinin resmen tanınacağını duyurdu.

Haber Merkezi / Konuya ilişkin açıklama yapan Slovenya Başbakanı Robert Golob, hükümetin, Filistin’in bağımsızlığı ve egemenliğinin tanınmasına ilişkin kararı kabul ettiğini ve kararnamenin onay için Ulusal Meclis’e gönderildiğini belirtti.

İspanya, İrlanda ve Norveç Filistin’i 28 Mayıs itibariyle resmen tanımıştı. AB içinden yeni devletlerin benzer yönde adım atması bekleniyor. İngiltere ve Avustralya’nın yanı sıra Malta’nın da benzer bir adım atabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Almanya ve Fransa ise Filistin’in tanınması fikrine mesafeli yaklaşıyor. Fransa Filistin devletini tanımak için doğru zaman olmadığını ifade ederken Almanya da iki devletli çözümün yalnızca diyalog yoluyla sağlanabileceği konusunda ısrar ediyor.

Aralarında Rusya, Çin ve Hindistan’ın da bulunduğu, Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkeden 144’ü Filistin’in bağımsızlığını tanıyor. 2014 yılında İsveç, Filistin’i bir devlet olarak tanıyan ilk AB üyesi olmuştu. Bulgaristan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya ve Romanya Filistin’i tanıyan diğer birlik üyeleri.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 53 artarak 36 bin 224’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 237 artarak 81 bin 777’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Paylaşın

Çin’den “Gazze Şeridi” İçin Barış Konferansı Çağrısı

Çin – Arap Devletleri İşbirliği Forumu’nun açılışında konuşan Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, “İsrail – Hamas savaşına odaklanan” uluslararası bir barış konferansı çağrısında bulundu.

Haber Merkezi / Şi Jinping, konuşmasının devamında Pekin’in Arap ülkeleriyle birlikte çalışarak sorunu, “adalet ve hakkaniyete uygun şekilde çözmek ve uzun vadeli barış ve istikrarı sağlamak” istediğini kaydetti. Şi Jinping, savaşın sonsuza kadar devam edemeyeceğini ve iki devletli çözümün desteklenmesi gerektiğini söyledi.

Çin’in Gazze’deki insani krizin hafifletilmesini ve savaş sonrası yeniden inşayı desteklemeye devam edeceğini dile getiren Şi Jinping, Gazze’ye 69 milyon dolar acil insani yardım sözü verdi. Şi Jinping, Çin’in ayrıca Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’na Gazze bölgesine acil yardımını desteklemek için 3 milyon dolar bağışta bulunacağını söyledi.

Kendisi de bir petrol üreticisi olan Çin, Ortadoğu’dan uzun süredir ham petrol ithal ediyor ve son yıllarda bölgedeki nüfuzunu ekonomi alanındaki iş birliği ile artırmaya çalışıyor. Çin’in gümrük verilerine göre Çin’in Körfez ülkeleriyle ikili ticareti 2023 yılında 286,9 milyar dolar tutarında gerçekleşti ve Suudi Arabistan ile ticaret bunun yaklaşık yüzde 40’ını oluşturdu.

Çin Devlet Başkanı Şi, ülkesinin dünyadaki nüfuzunu arttırma hedefinin temel ayaklarından biri olan Kuşak ve Yol Girişimi’nde Ortadoğu’ya anahtar bir rol biçiyor. İsrail-Filistin ihtilafında kendisini rakibi ABD’ye kıyasla daha tarafsız bir aktör olarak konumlandırmaya çalışan Pekin yönetimi, bir yandan iki devletli çözümü savunuyor, diğer yandan İsrail ile iyi ilişkilerini de sürdürmeye çalışıyor.

Çin, son yıllarda arabuluculuk girişimleriyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Geçen sene Suudi Arabistan ile “ezeli düşmanı” İran’ı bir araya getirmeyi başaran Pekin geçen ay da Filistinli iki rakip grubu,  Hamas ve El Fetih’i “uzlamayı teşvik amacıyla” ağırladı.

Öte yandan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) “Ortadoğu ve Filistin” oturumunda, İsrail’in Refah’a düzenlediği askeri operasyonlar ele alındı. BM Güvenlik Konseyi’ne üye 15 ülkenin temsilcisi, İsrail’in sivilleri hedef almasının asla kabul edilemez olduğunu belirterek saldırıya tepki gösterdi.

Konseye üye ülkelerin temsilcileri, İsrail’in Refah’a düzenlediği saldırıları derhal durdurması ve Gazze’ye yeterince insani yardımın ulaşması için somut adımların acilen atılması gerektiğini belirtti. Cezayir, İsrail’in Refah’taki saldırılarına son vermesi için tüm konsey üyesi ülkeler tarafından kabul görecek yeni bir karar tasarısını konseye sunacaklarını kaydetti.

Ayrıca İsrail ordusu, Gazze ile Mısır sınırı boyunca uzanan ve Philadelphi Koridoru olarak bilinen stratejik bölgenin kontrolünü ele geçirdiğini açıkladı. Ordu sözcüsü, bölgede Hamas’ın Gazze’ye silah kaçırmak için kullandığı yaklaşık 20 tünelin bulunduğunu söyledi.

Mısır televizyonuna konuşan bazı kaynaklar bu iddiayı yalanladı ve İsrail’in Refah’a düzenlediği askeri operasyonu meşru kılmaya çalıştığını söyledi. Açıklama Mısır ile gerilimin arttığı bir dönemde geldi.

İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı Tzachi Hanegbi İsrail’in Gazze’de Hamas’a karşı yürüttüğü savaşı yıl sonuna kadar sürdürebileceğini belirtti. Kan radyosuna bir mülakat veren Hanegbi “Başarımızı pekiştirmek ve Hamas’ın gücünü ve askeri kabiliyetlerini yok etmek olarak tanımladığımız hedefe ulaşmak için yedi ay daha savaşmamız gerekebilir” dedi.

Hanegbi “Ordu hedeflerine ulaşıyor ancak kabineye planını sunduğu ilk günlerden beri savaşın uzun süreceğini ifade etti” diye konuştu. “2024’ü bir savaş yılı olarak tanımladılar” diyen Hanegbi’nin sözleri Gazze’nin geleceği ve İsrail’in burada nasıl bir rol oynayacağı konusunda soru işareti yarattı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’dan Filistin bölgeleri için savaş sonrası vizyonu geliştirmesini istiyor.

Hamas 7 Ekim tarihinde Gazze Şeridi dışına çıkarak yaklaşık 1200 kişiyi öldürerek 250’den fazla insanı rehin aldı. Yaklaşık 130 rehinenin halen Gazze’de bulunduğu sanılıyor. İsrail’in bu saldırıya karşılık Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 7 ayda 36 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Paylaşın

Putin’den Batı’ya Ukrayna Uyarısı: Ateşle Oynuyorsunuz

Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te gazetecilere açıklamalarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Ukrayna’ya silah sağlayarak ateşle oynadığını ve bunun küresel bir çatışmayı tetikleyebileceğini söyledi.

Vladimir Putin, “Sürekli tırmanan gerginlik ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu ciddi sonuçlar Avrupa’da ortaya çıkarsa, stratejik silahlar alanındaki eşitliğimiz göz önünde bulundurulduğunda, ABD nasıl davranacak? Küresel bir çatışma mı isteniyor?” dedi.

Vladimir Putin, Ukrayna’nın Rusya’ya uzun menzilli silahlarla saldırması halinde Batı’nın uydu, istihbarat ve askeri yardımına ihtiyaç duyacağını, dolayısıyla Batı’nın doğrudan müdahil olacağını söyledi. Rus lider ayrıca, Fransız birliklerinin Ukrayna’ya gönderilmesinin küresel çatışmaya doğru atılmış bir adım olacağını kaydetti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO ülkelerinin Ukrayna’ya sağladıkları silahlarla Rusya’daki askeri hedefleri vurmalarına izin vermeleri gerektiğini söylemiş, silah kısıtlamalarının gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirmişti. Bu görüş bazı NATO üyeleri tarafından desteklenirken, ABD tarafından desteklenmiyor.

Ukrayna savaşı, on binlerce Ukraynalı sivilin ölümüne, milyonlarcasının yurt dışına kaçmasına, mahallelerin ve şehirlerin harabeye dönmesine neden oldu.

Ukrayna’nın şu anda yüzde 18’ini kontrol eden Rusya’nın ilerleyişi ve Harkov bölgesinde yeni bir cephe açması, Batı’da Kiev’e yüz milyarlarca dolar yardım, silah ve istihbarat verdikten sonra başka neler yapabileceği konusunda bir tartışmayı tetikledi.

Ukrayna, savaşta başarı elde etmek için Rus hatlarının gerisini vurabilmesi gerektiğini söylüyor. Ancak Rus yetkililer, Ukrayna’nın Rus şehirlerine, petrol rafinerilerine ve hatta son günlerde nükleer erken uyarı sisteminin unsurlarına yönelik tekrarlanan saldırılarının ardından Moskova’nın sabrının tükenmekte olduğunu dile getiriyor.

Rus devlet televizyonu tarafından Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin meşruiyetinin sorulması üzerine Putin, Ukrayna’da şu anda tek meşru otoritenin parlamento olduğunu ve parlamento başkanına yetki verilmesi gerektiğini söylemişti.

Zelenski’nin görev süresi dolmasına rağmen ülkede devam eden savaşın ardından uygulanan sıkıyönetim nedeniyle seçime gidilmedi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

2023 Yılında En Az Bin 153 Kişi İdam Edildi

2023 yılında 16 ülkede kafa kesme, ateşli silahla vurma ya da zehir kullanma gibi farklı şekillerde en az bin 153 idam cezasının infaz edildiği bildirildi. Bu, 2015 yılından bu yana görülen en yüksek rakam.

Çin, Kuzey Kore ve Vietnam’da gerçekleşen, ama kaydedilmeyen idamlar buna dahil değil. 2022 yılında idam cezası uygulayan Belarus, Japonya, Myanmar ve Güney Sudan’da 2023 yılında infaz gerçekleşmedi.

Uluslararası Af Örgütü, dünyadaki idam cezalarına ilişkin yıllık raporunu açıkladı. Örgütün 2023 yılı verilerine göre dünya genelinde idam cezasını uygulayan ülkelerin sayısı azalsa da infaz edilen idam cezalarının sayısında artış kaydedildi.

Raporda 2023 yılında 16 ülkede kafa kesme, ateşli silahla vurma ya da zehir kullanma gibi farklı şekillerde en az bin 153 idam cezasının infaz edildiği belirtildi. Af Örgütü’ne göre bu, 2015 yılından bu yana görülen en yüksek rakam.

Uluslararası Af Örgütü, 2022 yılında dünyada 883 idam cezasının infaz edildiğini tespit etmişti. 2023 yılında ise idam cezalarında ortalama yüzde 30 artış kaydedildi.

Raporda kayıtlara geçen infazların yaklaşık üçte birinin, yani 853’ünün İran’da gerçekleştiği aktarıldı. Bu, İran için bir önceki yıla göre yüzde 48 artış anlamına geliyor.

İran’da verilen idam cezalarının önemli bir kısmının siyasi ve uyuşturucu suçlarıyla ilgili olduğu belirtildi. İran’daki etnik azınlık Belucilerin de idamlardan en çok etkilenen grup olduğu ifade edildi. Raporda İran nüfusunun yüzde 5’ini oluşturmalarına rağmen idam edilenlerin yüzde 20’sinin Beluci olduğu aktarıldı.

Raporda ilk sırada bulunan İran’ın ardından ikinci sırada 172 idamın gerçekleştiği Suudi Arabistan, üçüncü sırada 38 idam cezasının infaz edildiği Somali ve dördüncü sırada 24 infazın tespit edildiği ABD yer aldı. ABD ve Somali de bir önceki yıla göre daha fazla idam cezası uyguladı.

Uluslararası Af Örgütü’ne göre Sahra Altı Afrika ülkelerinde 2022 yılında 298 idam cezası verilmişti. Raporda 2023’te ise bu rakamın 494’e çıkarak yüzde 66 oranında dikkat çekici bir artış gösterdiği vurgulandı.

Suudi Arabistan’da da idam edilenlerin altısının kadın olduğu not edildi. Rapora göre Suudi Arabistan geçen yıl ölüm cezasına çarptırılan kişileri kafa keserek infaz eden tek ülke oldu. Ülkede insan kaçırma ve tecavüz gibi eylemlere idam cezası verilirken hükümeti eleştiren kişiler de sert cezalarla karşı karşıya kaldı.

Suudi Arabistan’da Temmuz 2023’te emekli öğretmen Muhammed el Hamdi, hükümeti eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle idam cezasına çarptırılmıştı.

Uzmanlar Çin’de de yüksek sayıda idam cezasının verildiğini ve infaz edildiğini tahmin ediyor. Ancak Çin’deki idamlar resmi olarak açıklanmadığı için Af Örgütü’nün raporundaki rakamlara dahil edilmedi.

Rapora Çin’in yanı sıra Kuzey Kore ve Vietnam’da gerçekleşen, ama kaydedilmeyen idamlar da dahil değil. Uluslararası Af Örgütü; Çin, Kuzey Kore ve Vietnam’da binlerce gizli infazın gerçekleştirildiğini tahmin ediyor.

Çin medyasında uyuşturucu kaçakçılığı ve rüşvet gibi suçların ölümle cezalandırılabileceği halka düzenli olarak hatırlatılıyor. Kuzey Kore, Korece konuşmayan kişilerin ölüm cezasına çarptırılmasının önünü açan yeni bir yasa çıkarttı.

144 ülke idamı kaldırdı

DW Türkçe’nin haberine göre; Uluslararası Af Örgütü’nün Almanya’daki Genel Sekreteri Julia Duchrow da raporla ilgili değerlendirmesinde giderek daha fazla ülkenin idam cezası uygulamaktan uzaklaştığını söyledi.

2022’de idam cezası uygulayan Belarus, Japonya, Myanmar ve Güney Sudan’da 2023’te infaz gerçekleşmedi. Dünyada bugüne kadar 144 ülke ölüm cezasını yasayla veya uygulamada kaldırdı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard da yaptığı açıklamada idam cezası uygulayan ülkelerin giderek yalnızlaştığını belirterek “Bu iğrenç cezaya karşı kampanyamız işe yarıyor. İdam cezasına son verene kadar devam edeceğiz” dedi.

Paylaşın

Papa ‘İlahiyat Fakültelerinde İbnelik Havası Var’ Sözleri Nedeniyle Özür Diledi

Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Francis, katıldığı bir toplantıda kullandığı, ‘İlahiyat fakültelerinde ibnelik havası var’ sözleri nedeniyle özür diledi.

Vatikan sözcüsü Matteo Bruni, Francis’in 20 Mayıs’ta İtalyan piskoposlara kapalı kapılar ardında yaptığı açıklamalarla ilgili olarak medyada çıkan söylentileri kabul eden bir açıklama yaptı.

İtalyan medyası, Papa Francis’in psikoposlarla yaptığı görüşme sırasında İtalyanca konuşurken şaka yollu “ibnelik” (frociaggine) terimini kullandığını aktarmıştı.

İtalyan medyasının bildirdiğine göre Papa, 20 Mayıs’ta İtalyan piskoposlarla yaptığı toplantıda kilisenin ‘eşcinsel erkeklere kapalı’ pozisyonunu teyit ederken ilahiyat fakültelerinde “zaten bir ibnelik havası var” ifadesini kullandı.

Papa Francis bu terimi, Vatikan’ın eşcinsel erkeklerin ruhban okullarına girmesine ve papaz olarak atanmasına izin verme yasağını teyit ederken kullanmıştı.

Sözcü Bruni, Papa’nın basında çıkan haberleri duyduğunu ve uzun zamandır Katolik Kilisesi’nde “herkese yer olduğu” konusundaki politikasını hatırlattı.

Bruni, “Papa hiçbir zaman homofobik terimlerle kendisini ifade etmeyi ya da rencide etmeyi amaçlamamıştır ve bu terimin kullanılmasından rahatsız olanlara özürlerini iletmektedir” dedi.

Papa Francis, geçtiğimiz günlerde İtalyan papaz adaylarının eğitimine ilişkin psikoposların katıldığı toplantıda bir konuşma yaptı.

Vatikan, “eşcinselliği uygulayan, eşcinsel eğilimler gösteren veya sözde eşcinsel kültürünü destekleyen” erkekleri ilahiyat fakültelerine kabul edemeyeceğini veya papaz olarak atayamayacağı eğilimini benimsemişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Birliği: Suriyelilerin Geri Dönüşü İçin Şartlar Oluşmadı

Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Suriye’de insani durumun önceki yıllardan daha kötü olduğunu belirterek, “16,7 milyon Suriyeli yardıma ihtiyaç duyuyor, bu, 13 yıl önce savaş başladığından beri en yüksek sayı” dedi.

Mültecilerin “gönüllü” geri dönüş adı altında geri itilmelerine de tepki gösteren Josep Borrell, “Şu anda mültecilerin Suriye’ye güvenli, gönüllü, bilinçli ve onurlu geri dönüşlerinin mümkün olmadığını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği (AB) Suriyeli mültecilerin desteklenmesi hedefiyle bağışçılar konferansı organize etti.

2011’de iç savaşın patlak vermesinden bu yana sekizincisi yapılan toplantıda, aralarında ABD’nin de olduğu ülkeler 5 milyar euro hibe ve 2,5 milyar euro kredi olmak üzere toplam 7,5 milyar euroluk destek taahhüdünde bulundu.

Savaş mağduru Suriyeli siviller için toplanan para Birleşmiş Milletler’in (BM) 4 milyar dolarlık talebinin üzerinde gerçekleşti. Ancak önceki yıllarda verilen desteğin altında kaldı. Sivil toplum örgütleri, Ukrayna ve Gazze gibi dünyanın başka yerlerindeki çatışmaların Suriye’ye olan desteğin azalmasına yol açtığını söylüyor.

Suriye’de de en az 6 bin kişinin ölümüne yol açan geçen yılki Kahramanmaraş depremleri sonrası düzenlenen konferansta bağışçılar 10,3 milyar dolar taahhüt etmişti.

Sağlanan fonlar, savaş yorgunu Suriye’deki sivilleri desteklemenin yanı sıra Türkiye, Lübnan ve Ürdün’deki 5,7 milyon Suriyeli göçmene yönelik yılın kalanı boyunca ve 2025’te yürütülecek çalışmalarda kullanılacak.

Konferansta AB, Türkiye’deki Suriyelilere yönelik projelerde kullanılmak üzere 1 milya euro kaynak ayırdı.

Toplantıda Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de tartışıldı. Kıbrıs ve Macaristan dahil AB üyesi sekiz ülke mültecilerin geri dönüşü için Suriye’deki durumun yeniden değerlendirilmesini talep etti. Ancak toplantıyı yöneten AB Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bunu konuşmak için erken olduğu görüşünde.

Suriye’de insani durumun önceki yıllardan daha kötü olduğunu söyleyen Borrell, “16,7 milyon Suriyeli yardıma ihtiyaç duyuyor, bu, 13 yıl önce savaş başladığından beri en yüksek sayı” dedi. Borrell, mültecilerin “gönüllü” geri dönüş adı altında geri itilmelerine de tepki gösterdi: Şu anda mültecilerin Suriye’ye güvenli, gönüllü, bilinçli ve onurlu geri dönüşlerinin mümkün olmadığını düşünüyoruz.

İnsan hakları örgütleri de mültecilerin dönüşünden bahsetmeden önce Suriye’de ekonomik durum ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesi gibi aşılması gereken zorluklar olduğunda ısrarcı.

2011’de patlak veren Suriye iç savaşında şu ana kadar yaklaşık 500 bin kişi öldü, 23 milyonluk savaş öncesi nüfusun yarısı evinden oldu. Ülkede çatışmalar büyük ölçüde donmuş durumda ancak nüfusun önemli kısmı açlık ve yoksulluğa sürüklendi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 36 Bine Dayandı

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 81 artarak 35 bin 984’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 223 artarak 80 bin 643’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki Refah kentinden İsrail topraklarına en az sekiz füze fırlatıldığını bildirdi. Orduya bağlı hava savunma biriminden yapılan açıklamada da, söz konusu füzelerden bazılarının havada imha edildiği bildirildi.

Gazze Şeridi’nde görev yapan bir AFP muhabiri de, İsrail ordusunun açıklamasını doğrulayarak, çok sayıda füzenin Refah’tan İsrail yönüne doğru havalandığını gördüğünü aktardı. Tel Aviv kentindeki AFP muhabirleri ise şehirde, insanlara güvenli bir yere gitmeleri için çalınan siren seslerinin duyulduğunu ve kent merkezinden en az üç ayrı patlama sesi geldiğini bildirdi. İsrail’de aylardan bu yana füze saldırısına karşı uyarı niteliğinde sirenler çalınmamıştı.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Tel Aviv’e “büyük bir füze yağmuru” gerçekleştirdiklerini ve bunun, “Sivillere karşı yapılan siyonist katliama” bir reaksiyon olduğunu açıklayarak, söz konusu saldırının sorumluluğunu üstlendi.

Bu saldırının öncesinde, İsrail’in ay başında Filistin tarafını ele geçirdiği Mısır sınırındaki Refah geçişini baypas edecek yeni bir anlaşma kapsamında İsrail’in güneyinden bir grup yardım kamyonu Gazze’ye girdi. Ancak bölgede devam eden çatışmalar nedeniyle, insani yardım gruplarının yardımlara erişip erişemeyeceği net değil.

Mısır, Refah sınır kapısının Gazze tarafının kontrolü Filistinliler’e geri verilmeden, kapının Mısır tarafını yeniden açmayı reddediyor. Kahire, ABD Başkanı Joe Biden ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sissi arasındaki telefon görüşmesinin ardından yardım kamyonları trafiğini İsrail’in Kerem Şalom geçisine geçici olarak yönlendirmeyi kabul etti.

Bununla birlikte, Kerem Şalom geçişi, İsrail’in yakındaki Refah kentine operasyonlarıyla bağlantılı çatışmalar nedeniyle büyük oranda erişim sağlanamaz bir durumdaydı. İsrail, lüzlerce kamyona geçiş izni verdiğini belirtiyor ancak BM kurumları yardımları diğer tarafta almanın çok tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor.

Paylaşın

Uluslararası Adalet Divanı’ndan İsrail’e ‘Refah’ Çağrısı: Derhal Durun

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 230. gün geride kalırken, Birleşmiş Milletler’in (BM) yargı organı Uluslararası Adalet Divanı (UAD), İsrail’in Refah’a düzenlediği operasyonlarını durdurmasını emretti.

Haber Merkezi / Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD), 15 üyesinin katıldığı oylamada karar, 13 üyenin kabul, 2 üyenin ret oylarıyla kabul edildi. UAD, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından seçilen 15 yargıçtan oluşuyor.

Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 15 bin 103’ü çocuk, 9 bin 849’u kadın olmak üzere 35 bin 800 Filistinli öldürüldü, 80 bin 200 kişi yaralandı. Ayrıca enkaz altında hala binlerce ölü olduğu tahmin ediliyor.

UAD’nin kararını okuyan mahkeme başkanı Nawaf Selam, Gazze’deki durumun, mahkemenin İsrail’e durumu iyileştirmek için adımlar atması yönünde verdiği son karardan bu yana kötüleştiğini söyledi.

Mahkeme Başkanı Yargıç Nawaf Selam, “İsrail devleti, askeri saldırısını ve Refah vilayetinde Filistinliler’e fiziksel olarak tamamen ya da kısmen yıkım getirmesi olası yaşam koşullarına neden olabilecek diğer tüm eylemlerini derhal durdurmalı” dedi.

Mahkeme ayrıca İsrail’in Mısır ile Gazze arasındaki Refah sınır kapısını açarak insani yardımların girişine izin vermesini ve kuşatma altındaki bölgeye müfettişlerin erişimini sağlayarak bir ay içinde kaydedilen ilerleme hakkında rapor vermesini istedi.

Mahkeme, davayı açan Güney Afrika’nın geçen haftaki oturumlarda talep ettiği gibi, Gazze geneli için tam ateşkes çağrısında bulunmadı. UAD, Hamas’tan da 7 Ekim tarihindeki saldırısında rehin aldığı kişileri serbest bırakmasını istedi.

Adalet Divanı’nın kararı üzerine İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun bakanlarıyla görüşeceği duyuruldu. İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, sosyal medya hesabı üzerinden karara tepki gösterdi. Smotrich “tarih bugün Hamas’ın, DEAŞ’ın Nazileriyle yan yana duranları yargılayacak” ifadelerini kullandı.

İsrailli muhalefet lideri Yair Lapid, Uluslararası Adalet Divanı’nın cuma günkü kararını, çatışmaların sona erdirilmesi talebi ile Gazze’de tutulan İsrailli rehinelerin iadesi talebi arasında bir bağlantı kuramadığı için kınadı. Lapid, mahkemenin iki konu arasında bağlantı kuramamasının “ahlaki bir çöküş ve ahlaki bir felaket” olduğunu söyledi.

Filistin Özerk Yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı. Filistin Özerk Yönetimi Başkanlık Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne “Başkanlık Uluslararası Adalet Divanının Gazze’deki topyekun savaşı durdurma talebi üzerindeki uluslararası konsensüsü temsil eden kararını memnuniyetle karşılamaktadır” dedi.

Bir Hamas yetkilisi, kararı memnuniyetle karşıladığını ancak yeterli olmadığını belirterek İsrail’in Gazze’nin tamamına yönelik saldırılarına son vermesi çağrısında bulundu. Hamas ayrıca BM Güvenlik Konseyi’ni UAD kararını uygulamaya çağırdı.

UAD nedir?

Merkezi Hollanda’nın Lahey kentinde olan Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler’in (BM) başlıca yargı organı. Uluslararası Adalet Divanı (UAD), Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi tarafından seçilen 15 yargıçtan oluşuyor.

Mahkeme, BM üyesi ülkeler arasındaki sorunlarda yasal olarak bağlayıcı kararlar alabiliyor. Ancak mahkemenin bu kararların uygulanmasını sağlamaya yönelik mekanizmaları sınırlı.

Acil önlemler

Davada Güney Afrika’yı temsil eden avukatlar geçen hafta Uluslararası Adalet Divanı’ndan acil önlemler almasını isteyerek, Filistin halkının hayatta kalması için İsrail’in Refah’a yönelik saldırılarının durdurulması gerektiğini kaydetmişti.

Davadan bir sonucun çıkması yıllar alabilir; ancak Güney Afrika hukuki süreç devam ederken Filistinli sivilleri korumak amacıyla acil birtakım kararlar alınmasını talep etmişti. İsrail aleyhine bir karar, Başbakan Benyamin Netanyahu hükümeti üzerinde daha fazla diplomatik baskı yaratabilir.

Merkezi Lahey’de bulunan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin başsavcısı ise Pazartesi günü Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın yanı sıra Hamas liderleri hakkında tutuklama emri çıkarılması için başvuruda bulunduğunu açıklamıştı.

Savcı Kerim Han, Netanyahu ve Gallant’ı yıkım ve açlığı silah olarak kullanma ve kasıtlı olarak sivillere saldırma gibi suçlarla itham etmişti. İsrail bu suçlamaları şiddetle reddediyor ve müttefiklerine mahkemenin bu hamlesini reddetme çağrısında bulunuyor.

İsrail Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf değil. Bu nedenle yakalama kararı çıksa bile Netanyahu ve Gallant yargılanma riskiyle karşı karşıya kalmıyor ancak böyle bir karar İsrailli liderlerin yurtdışına seyahatini zorlaştırabilir.

Güney Afrika’nın Uluslarası Adalet Divanı’ndaki daha geniş kapsamlı davası İsrail’i Filistin halkına karşı “devlet öncülüğünde bir soykırım” ile suçluyor. Adalet Divanı bu suçlamanın esası hakkında karar vermedi; ancak İsrail’in davanın düşürülmesi talebini reddetti.

Mahkeme daha önceki kararlarında, İsrail’in Filistinliler’e yönelik soykırım eylemlerini engellemesini ve Gazze’ye yardım akışına izin vermesini emretmiş, ancak İsrail’in askeri operasyonlarını durdurma emri vermekten kaçınmıştı.

Paylaşın

Putin, Ukrayna Savaşını ‘Dondurmaya’ Hazır

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan bir kaynak, Putin ne kadar sürerse sürsün savaşabilir, ancak Putin aynı zamanda savaşı dondurmak için ateşkese de hazır” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky, Putin’in şartlarıyla barışın sağlanamayacağını söylemişti. Rusya’nın 2014’te ilhak ettiği Kırım da dahil olmak üzere kaybedilen toprakları geri alma sözü vermişti.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelensky, 2022 yılında Putin’le herhangi bir görüşmenin resmen “imkansız” olduğunu ilan eden bir kararname imzalamıştı.

Reuters haber ajansı dört Rus kaynağa dayandırarak, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in “Ukrayna’daki savaşı, mevcut savaş hatlarını tanıyan müzakere edilmiş bir ateşkesle durdurmaya hazır olduğunu” söylediğini bildirdi.

Putin’in, Kiev ve Batı’nın buna onay vermemesi halinde ise ülkesinin savaşmaya devam edeceğini söylediği de aktarıldı.

Rus liderin çevresindeki tartışmalara aşina olan kaynaklardan üçü, müzakereleri engelleme girişimleri ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin görüşmeleri reddetme kararı konusunda Putin’in hayal kırıklığı yaşadığını da dile getirdiğini söyledi.

Putin’le birlikte çalışmış ve Kremlin’deki üst düzey görüşmeler hakkında bilgi sahibi olan üst düzey bir Rus kaynak, “Putin gerektiği kadar savaşabilir ama savaşı dondurmak için ateşkese de hazır” dedi.

Reuters haber için Putin’le çalışan ya da daha önce çalışmış, siyaset ve iş dünyasında üst düzey görevlerde bulunan toplam beş kişiyle görüştü. Beşinci kaynak savaşın mevcut cephelerde dondurulması konusunda ise yorum yapmadı.

Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov, yorum talebine cevaben, Putin’in Rusya’nın hedeflerine ulaşmak için diyaloğa açık olduğunu defalarca açıkladığını ve ülkenin “ebedi bir savaş” istemediğini söylediğini belirtti. Ukrayna dışişleri ve savunma bakanlıkları ise sorulara yanıt vermedi.

Reuters’a konuşan kaynaklar, altı yıllık görev süresine yeni başlayan Putin’in bu dönemi savaşı geride bırakmak için tercih edebileceğini ve şimdiye kadar elde edinilen kazanımların Putin’in “Rus halkına zafer satmak için yeterli olduğu” görüşünü paylaştı.

İsviçre’de gelecek ay Ukrayna’nın inisiyatifiyle uluslararası bir toplantı yapılacak. Rusya’nın davetli olmadığı toplantıda, savaşın nasıl sona erebileceğinin masaya yatırılması bekleniyor, ancak Moskova bu toplantının Rusya’nın katılımı olmadan bir anlamı olmadığını söylüyor.

Bu arada, Rusya Cumhurbaşkanı Putin Belarus’ta temaslarda bulunuyor. Putin dün, Belaruslu mevkidaşı Aleksander Lukaşenko ile biraraya geldi.

Seyahatinden önce Moskova’daki kabine toplantısında Belarus’la işbirliği konularını ele alan Putin, “Bugün ve yarın, büyük önem verdiğimiz güvenlik konuları da dahil olmak üzere tüm konuları tartışacağız. Konuşacak çok şey var” demişti.

Belarus, Ukrayna savaşında Rusya’ya lojistik destek sağladı. Rus kuvvetleri, Şubat 2022’de Kiev’e yönelik ilk saldırıları sırasında Belarus topraklarından Ukrayna’ya girmişti. 1994’ten beri iktidarda olan Lukaşenko, Putin’in uzun süredir müttefiki.

Paylaşın

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki Yıkımı 33 Milyar Dolar

Gazze Şeridi’nde yönelik İsrail’in saldırılarının doğrudan verdiği zararın 33 milyar dolar olduğu açıklandı. Açıklamada, saldırılarda 87 bin konutun tamamen yıkıldığı, toplamda ise 297 bin konutun oturulamaz durumda olduğu bilgisi paylaşıldı.

Açıklamada ayrıca, 189 hükümet binası ile 108 okul ve üniversitenin yerle bir edildiği, 313 okul ve üniversitenin ise kısmen zarar gördüğü kaydedildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 91 artarak 35 bin 800’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 210 artarak 80 bin 200’e yükseldi.

Gazze’deki hükümetin Medya Ofisi, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının 230 günlük bilançosunu açıkladı. Bianet’in aktardığına göre; Açıklamada, İsrail ordusunun “7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde 3 bin 191 katliam gerçekleştirdiği” bildirildi.

İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 15 bin 239 çocuk ve 10 bin 93 kadının hayatını kaybettiği belirtilen açıklamada, 10 bin kişinin enkaz altında veya kayıp olduğu, hastanelere ulaşan ölü sayısının 35 bin 800, yaralı sayısının da 80 bin 200 olduğu kaydedildi.

Açıklamada ayrıca Gazze’de İsrail saldırılarına maruz kalanların yüzde 71’inin kadın ve çocuk olduğu vurgulandı. İsrail’in halkı zorla aç ve susuz bıraktığı, yardımların girişini engelleyerek insani felakete neden olduğu Gazze’de 31 kişinin yetersiz beslenme ve sıvı kaybı nedeniyle hayatını kaybettiği hatırlatıldı.

İsrail ordusunun 7 Ekim’den bu yana Gazze’ye 77 bin ton patlayıcıyla saldırı düzenlediği aktarılan açıklamada, sağlık sektörünü de hedef alan İsrail saldırılarında Gazze’de 493 sağlık çalışanı, 69 sivil savunma görevlisinin ve 147 gazetecinin yaşamını yitirdiği kaydedildi.

İsrail askerlerinin baskın yaptığı hastanelerde bulunan 7 toplu mezardan 520 Filistinlinin cenazesinin çıkarıldığı belirtildi. Saldırılar nedeniyle Gazze’de 17 bin çocuğun ebeveynlerinden biri veya her ikisinden yoksun şekilde yaşadığı vurgulandı.

Hayati tehlikesi bulunan ve yurt dışında tedavi edilmesi gereken yaralı sayısının 11 bin olduğu, yetersiz sağlık hizmeti nedeniyle 10 bin kanser hastasının ölüm tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu aktarıldı.

Yerinden edilen Filistinlilerin sığındığı kalabalık barınma merkezlerindeki gayriinsani duruma işaret edilen açıklamada, yerinden edilme sonucu 1 milyon 95 bin bulaşıcı hastalık ve 20 binden fazla “Hepatit A” vakasının tespit edildiği bilgisi verildi.

Gazze’de sağlık bakımı verilemediği için 60 bin hamile kadının, ilaç eksikliği nedeniyle de kronik hastalığı bulunan 350 bin kişinin hayati tehlikesinin olduğu kaydedildi.

297 bin konut zarar gördü

Açıklamada, İsrail ordusunun saldırılarını başlatmasından bu yana Gazze’de 5 binden fazla Filistinliyi gözaltına aldığı belirtildi. İsrail askerlerinin 310 sağlık çalışanı ve 20 gazeteciyi alıkoyduğu, 2,3 milyon nüfuslu Gazze Şeridi’nde 2 milyon kişinin yerinden edildiği vurgulandı.

İsrail’in Gazze’deki saldırılarında 87 bin konutun tamamen yıkıldığı, toplamda ise 297 bin konutun zarar görerek oturulamaz durumda olduğu bilgisi paylaşıldı. İsrail ordusunun, 189 hükümet binası ile 108 okul ve üniversiteyi yerle bir ettiği, 313 okul ve üniversitenin ise kısmen zarar gördüğü kaydedildi.

Açıklamada, İsrail ordusunun Gazze’de 604 camiyi tamamen, 200’ünü ise kısmen yıktığı ve 3 kiliseyi hedef alarak yıkımına neden olduğu aktarıldı. Gazze’de İsrail’in 160 sağlık kuruluşunu hedef aldığı, 55 sağlık merkezi ile 33 hastaneyi hizmet dışı bıraktığı, 130 ambulansı da kullanılamaz hale getirdiği belirtildi.

İsrail’in Filistin’in kültürel mirasını da hedef aldığı, Gazze’de 206 tarihi ve kültürel varlığı yıktığı ifade edildi. Gazze Şeridi’nde İsrail’in saldırılarıyla doğrudan verdiği zararın 33 milyar dolar olduğu belirtildi.

Paylaşın