Çatışmalarda Sivil Kayıplar Yüzde 70’den Fazla Arttı

Birleşmiş Milletler yetkilisi Volker Türk, “Veriler sivil ölümlerin yüzde 72 artığını gösteriyor” dedi. Türk, çatışmalarda ölen kadın sayısının iki katına, çocuk sayısının ise üç katına çıktığını söyledi.

Dünyanın dört bir yanındaki insani yardım faaliyetleri için ihtiyaç duyulan kaynak ile toplanan fon arasında 40,8 milyar dolarlık büyük bir açık olduğunu söyleyen Volker Türk, diğer taraftan 2023’te askeri harcamaların 2,5 trilyon dolara ulaştığına dikkat çekti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, silahlı çatışmalar sırasında yaşanan sivil ölümlerde büyük bir artış olduğunu açıkladı. BM’nin 2023 yılına dair bulgularını paylaşan Türk, “Veriler sivil ölümlerin yüzde 72 artığını gösteriyor” dedi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi toplantısının açılışında konuşan Türk, geçen sene çatışmalarda ölen kadın sayısının iki katına, çocuk sayısının ise üç katına çıktığını söyledi.

Ukrayna işgaline ek olarak 2023’ün ilk aylarında Sudan’da iç savaş patlak verdi. 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından İsrail Gazze’ye askeri operasyon başlattı. Türk’ün aktardığına göre yoğun İsrail saldırıları sonucu sadece Gazze’de 7 Ekim’den beri 120 bin kişi ya öldü ya da yaralandı. Ayrıca, İsrail ordusunun Mayıs ayında Refah’a girmesiyle insani yardımları bölgeye ulaştırmak giderek zorlaşırken, yaklaşık 1 milyon Filistinli bir kez daha yerlerinden oldu.

Konuşmasında Türk, Batı Şeria’da kötüleşen duruma dair de uyarılarda bulundu. BM İnsan Hakları Komiseri özellikle Doğu Kudüs’te sivillerin hayatının zorlaştığına dikkat çekerek, 15 Haziran itibarıyla 133’ü çocuk 528 Filistinlinin İsrailli yerleşimciler veya güvenlik güçlerince “yasadışı biçimde” öldürüldüğünü aktardı.

Gazze savaşı yüzünden Lübnan’da yaşanan sivil kayıplarda da artış yaşandı. Türk’ün açıklamasına göre Ekim’den bu yana aralarında sağlık görevlileri ve gazetecilerin olduğu 401 Lübnanlı yaşamını yitirdi. Lübnan’da 90 bin, İsrail’in kuzeyinde ise 60 bin kişi çatışmalar yüzünden yerinden oldu.

Diğer bölgelerdeki çatışmalara da dikkat çeken Türk, “Suriye’de çatışmaların yoğunluğu önceki yıllara göre azalmış olsa da şiddetin sona ereceğine dair net bir işaret yok” dedi. Beşar Esad rejimi kontrolündeki hapishanelerde yaşanan ölümler ile mültecilerin geri dönmeleri halinde karşı karşıya oldukları işkence ve tutuklama gibi uygulamalara dikkat çekti.

Dünyanın dört bir yanındaki insani yardım faaliyetleri için ihtiyaç duyulan kaynak ile toplanan fon arasında 40,8 milyar dolarlık büyük bir açık olduğunu söyleyen Volker Türk, diğer taraftan 2023’te askeri harcamaların 2,5 trilyon dolara ulaştığına dikkat çekti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

20’den Fazla NATO Üyesi Ülke Savunma Harcamalarını Artırdı

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Washington’da yaptığı açıklamada, ittifaktaki 20’den fazla ülkenin NATO’nun yönergelerini karşılamak için savunma harcamalarını artırdığını söyledi.

NATO’nun verilerine göre, Türkiye’nin bu yıl GSYİH’nin yüzde 2,09’una karşılık gelen kaynağı savunmaya ayırması bekleniyor. Türkiye’nin askeri harcamalarının yüzde 34,2’sini donanım/ekipman yatırımlarının oluşturacağı tahmin edildi.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından giderek daha fazla NATO üyesi, silah harcamalarına bütçeden ayırdığı payı daha önce olmadığı kadar artırıyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, bu yıl İttifak’ın 32 üyesinden 23’ünün yüzde 2 harcama hedefini tutturacağını açıkladı. Şubat ayında yapılan ilk değerlendirmede bu hedefe erişmesi beklenen ülke sayısı 18’di.

Sovyetler Birliği’nin 1991’de çöküşünün ardından Avrupa genelinde savunma harcamaların düşüş görülmüştü.

Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesinin ardından NATO üyeleri, gayri safi yurt içi hasılalarının (GSYİH) en az yüzde 2’sini savunmaya ayırmakta uzlaşmıştı. Ancak bu hedefe şu ana kadar çok az ülke tarafından erişilebildi.

Örneğin Almanya bu yıl ilk kez yüzde 2 sınırına ulaşacak. Ukrayna savaşının ardından ordusunu modernleştirmek için harekete geçen Almanya’da GSYİH’nın yüzde 2,12’sinin savunmaya harcanacağı hesaplandı.

Bütçesinden savunmaya en çok pay ayıran ülke Rusya’nın müttefiki Belarus’a komşu Polonya oldu. Polonya’da GSYİH’nin yüzde 4,12’si savunmaya ayrıldı. Onu yüzde 3,43’le Rusya’ya sınır Estonya izledi.

NATO’nun en büyük ordusuna sahip ABD, ekonomik büyüklüğünün yüzde 3,38’sini askeriyenin kullanımına verdi. ABD’nin sadece bu yıl savunmaya ayırdığı bütçe, 968 milyar dolarla diğer 31 NATO üyesinin tamamının toplamından iki kat fazla oldu.

NATO’nun verilerine göre, Türkiye’nin ise bu yıl GSYİH’nin yüzde 2,09’una karşılık gelen kaynağı savunmaya ayırması bekleniyor. Türkiye’nin askeri harcamalarının yüzde 34,2’sini donanım/ekipman yatırımlarının oluşturacağı tahmin edildi.

İttifak hedefine en uzak kalan ülkeler GSYİH yüzde 1,3’üne ulaşamayan İspanya, Slovenya ve Lüksemburg oldu. G7 ülkeleri Kanada ve İtalya da harcama hedeflerini tutturamadı.

Eski ABD Başkanı Donald Trump görevdeyken harcama hedeflerine ulaşılabilmesi için ülkelere baskı yapmış, geride kalanları açıkça eleştirmişti.

Kasım ayında yapılacak seçimlerle Beyaz Saray’a dönmeyi uman Trump, halihazırda yürüttüğü kampanya sırasında da yüzde 2 ısrarını sürdürüyor. Trump, savunmaya yeterince para harcamayan İttifak üyelerine, olası Rusya saldırısı durumunda destek vermeyeceğini söyledi.

Ülkelerin artan savunma harcamalarının en büyük yararlanıcısı Amerikan şirketleri oluyor. Özellikle ABD’li Lockheed Martin şirketi Ukrayna işgalinin ardından birçok ülkeden yeni F-35 ve F-16 savaş uçağı siparişleri aldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İtalya Açıklarında Göçmenleri Taşıyan İki Tekne Battı: En Az 11 Ölü

İtalya’nın güney kıyılarında, göçmenleri taşıyan iki teknenin batması sonucu en az 11 kişinin öldüğü ve 26’sı çocuk olmak üzere 60’tan fazla kişinin da kaybolduğu duyuruldu.

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) derlediği verilere göre, Orta Akdeniz’de yılın başından 17 Haziran’a kadar 749 mülteci denizde kayboldu.

İtalya’nın güneyinde mültecileri taşıyan iki teknenin batması sonucu en az 11 kişinin yaşamını yitirdiği, 26’sı çocuk olmak üzere 60’tan fazla kişinin kayıp olduğu belirtildi. 10 mültecinin cansız bedeninin bulunduğunu duyuran sivil toplum örgütleri, arama çalışmalarının sürdüğünü aktardı.

İtalyan Rainews24 kanalının haberine göre, ülkenin güneyindeki Kalabriya bölgesinin 100 mil açığında düzensiz mültecileri taşıyan tekne alabora oldu. Kurtarılan 12 mülteci, teknedeki en az 50 kişinin kaybolduğunu söyledi. Bölgede kayıplar için arama kurtarma çalışmalarının başlatıldığı bildirildi. İtalyan sahil güvenliği ise, hayatta kalan 12 kişiden birinin de karaya çıktıktan sonra öldüğünü belirtti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Uluslararası Göç Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Kurumu (UNICEF) tarafından yapılan ortak açıklamada, teknelerden birinin Suriye, Mısır, Pakistan ve Bangladeş’ten gelen göçmenleri taşımak üzere Libya’dan yola çıktığı belirtildi.

İkinci teknenin ise, Türkiye’den yola çıktığı öne sürüldü. İkinci kaza İtalya’nın Calabria bölgesinin yaklaşık 200 kilometre doğusunda gerçekleşti.

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) derlediği verilere göre, Orta Akdeniz’de yılın başından 17 Haziran’a kadar 749 mülteci denizde kayboldu.

Paylaşın

İsrail’de “Savaş Kabinesi” Feshedildi

İsrail’de Hamas saldırılarının başlamasıyla kurulan altı üyeli savaş kabinesi feshedildi. İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ofisinden bir yetkili, Benny Gantz’ın ayrılmasıyla savaş kabinesinin “gereksiz” bir yapıya dönüştüğünü söyledi.

Benny Gantz ile beraber İsrail Savaş Kabinesi üyesi ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot da kabineden ayrıldığını duyurmuştu. Eisenkot, istifa mektubunda, “Başbakanlığını yaptığınız kabine, savaşın hedeflerine ulaşması için gerekli kararları almadı” ifadelerini kullanmıştı.

7 Ekim’deki Hamas baskınının ardından İsrail Başbakanı Benyamin Netanhayu, muhalefet liderlerine çağrı yaparak bir birlik hükümeti kurulmasını önermişti. Muhalif siyasetçi Benny Gantz, Netanyahu’ya destek için bir savaş kabinesi kurulmasını şart koşmuş ve 11 Ekim’de kabineye katılmıştı.

Netanyahu’nun aşırı sağcı ortaklarının kabineye dahil olmak için girişimde bulundukları, ancak İsrail Başbakanının, Gantz’ı ikna etmek için bulunan bu formüle onun yokluğunda ihtiyaç olmadığı yanıtını verdiği belirtiliyor. İsrail basınına göre Netanyahu, kabineyi dağıtacağını dün akşam ortaklarına haber verdi.

Gazze’de savaş dokuzuncu ayına girerken Gantz, ateşkes sağlandıktan sonra Gazze Şeridi’ne ne olacağına dair yaşanan anlaşmazlık üzerine geçen hafta başında istifa etmişti. 65 yaşındaki politikacı, savaş sonrasına dair bir plan olmadığından şikayet ediyordu. Olası erken seçimler öncesi Gantz’ın Netanyahu’dan ayrışarak siyasi geleceğini garanti altına almak istediği yorumları da yapılıyor.

Gantz’ın hemen ardından savaş kabinesinin bir diğer üyesi olan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot da istifasını açıklamıştı.

Gantz’ın yokluğu veya 6 üyeli savaş kabinesinin dağılması Netanyahu’yu siyasi baskı altında bıraksa da seçim zorunluluğu getirmiyor, dolayısıyla iktidardaki Netanyahu koalisyonunu tehdit etmiyor. Netanyahu’nun aşırı sağcı iktidar koalisyonu 120 sandalyeli parlamentoda 64 vekille ayakta kalmak için yeterli sayıya sahip. Gantz’ın lideri olduğu Ulusal Birlik Partisi’nin mecliste 8 sandalyesi var.

Daha merkezde ve ılımlı bir figür olarak görülen Benny Gantz’ın yokluğunda Netanyahu’nun sertlik yanlısı aşırı sağcı ortaklarının etkisine açık olacağı değerlendiriliyor.

Kabinede yer alan isimler: İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Üye), İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant (Üye), Muhalefetteki Ulusal Birlik Partisi lideri Binyamin (Benny) Gantz (Üye), Tümgeneral Gadi Eisenkot (Gözlemci), İsrail Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer (Gözlemci).

Bundan sonra kararlar nasıl alınacak?

İsrail’de yayımlanan Haaretz gazetesinin haberine göre savaş kabinesindeki görüşülen bazı konular, aşırı sağcı İç Güvenlik ve Maliye Bakanları Itamar Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich’in de yer aldığı güvenlik kabinesinde ele alınacak.

Habere göre hassas kararlar ise Savunma Bakanı Yoav Gallant, Stratejik İlişkiler Bakanı Ron Dermer ve savaş kabinesinde gözlemci olan ultra Ortodoks Shas Partisi Başkanı Aryeh Deri’nin de katılması beklenen danışma toplantılarında görüşülecek.

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari Pazartesi günü yaptığı açıklamada Netanyahu’nun son hamlesinin orduyu etkilemeyeceğini söyledi. Hagari, “Kabine üyeleri değiştiriliyor ve yöntem değiştiriliyor. Emir komuta zincirini biliyoruz ve buna göre çalışıyoruz. Bu bir demokrasi” diyerek gazetecilere açıklamada bulundu.

Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı: Putin, Barış Şartlarını Açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerden çekilmesi ve NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesi halinde çatışmaların derhal durabileceğini ve müzakerelere başlayabileceklerini söyledi.

Vladimir Putin, yaptığı teklifinin savaşa tam bir son vermeyi hedeflediğini, çatışmaları dondurmak anlamına gelmediğini de vurguladı. Batılı bankalarının bloke koyduğu Rusya varlıklarını kullanılarak Ukrayna’ya kredi sağlanmasına da tepki gösteren Putin, Batılı liderlerin yaptığının “hırsızlık” olduğunu söyledi.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batılı bankalarının bloke koyduğu Rus varlıkları kullanılarak Ukrayna’ya kredi sağlanmasına tepki gösterdi. Batılı liderlerin yaptığının “hırsızlık” olduğunu söyleyen Putin, “Cezasız kalmayacak” tehdidinde bulundu.

G7 ülkeleri ve Avrupa Birliği, işgal sonrası Rusya merkez bankasına ait 300 milyar doları dondurmuştu. İtalya’da yapılan G7 zirvesinde taraflar, bu parayı teminat göstererek Kiev’e savaş ve yeniden inşa çabalarında kullanılmak üzere 50 milyar dolar kredi sağlamakta uzlaştı. Kredi tutarının büyük bölümü Washington’dan gelecek. Plana göre, Rus parasına işleyen faiz ise kredinin geri ödemesinde kullanılacak.

Putin, “Yasal zemin arayışları ve kendilerini haklı çıkarmak için buldukları tüm hilelere rağmen bu hırsızlıktır ve cezasız kalmayacak” dedi. Rus lider ayrıca, Batı ve Moskova arasındaki açmazın “geri dönülemez noktaya çok yakın” olduğunu söyledi, ülkesinin en büyük nükleer cephaneliğe sahip olmasıyla övündü. Putin, daha önce de çok kez nükleer silah kullanma tehdidinde bulunmuştu.

Batı ittifakının en zengin yedi devleti toplantılarını İtalya’nın güneyindeki Puglia’da sürdürürken konuşan Putin, Ukrayna’daki savaşı bitirmek için daha önce açıkladığı şartlarını da yineledi. Putin, Ukrayna’nın Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerden çekilmesi ve NATO üyeliği hedefinden vazgeçmesi halinde çatışmaların derhal durabileceğini ve müzakerelere başlayabileceklerini söyledi.

Putin; Kırım’ın yanı sıra Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk bölgelerini Rus toprağı olarak görüyor. Ukrayna ise ne bir kısmı 2014’ten beri Rus işgali altındaki bu topraklardan vazgeçmeyi ne de NATO üyeliği hedefinden geri adım atmayı kabul ediyor.

Rusya lideri açıklamasında, yaptığı teklifinin savaşa tam bir son vermeyi hedeflediğini, çatışmaları dondurmak anlamına gelmediğini de vurguladı. Rusya ayrıca, Ukrayna güçlerinin sınırlandırılması ve Ukrayna içinde yaşayan Rusça konuşan halkın korunması gibi taleplerde de bulunuyor.

Kiev ve NATO Putin’in ‘acil ateşkes’ teklifini reddetti

NATO ve Kiev hükümeti Putin’in teklifini reddederek, Rus liderin açıklamalarını kınadı. Ukrayna hükümet danışmanı Mykhailo Podolyak, sosyal medya hesabından öneriyi sert bir şekilde eleştirerek, “Rusya’dan yeni bir ‘barış teklifi’ olmadığını” söylerken, talepleri “tamamen uydurma” olarak nitelendirdi.

Mykhailo Podolyak, “İçeriği … uluslararası hukuka karşı son derece saldırgandır ve Moskova’nın gerçekleri değerlendirme konusundaki yetersizliğini kesinlikle ifade etmektedir” dedi.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında Putin’in teklifini reddetti ve bu teklifin “iyi niyetle” yapılmadığını belirtti. Cuma günü yaptığı açıklamada, “Ukrayna topraklarından güçlerini çekmek Ukrayna’nın işi değil. Güçlerini işgal altındaki Ukrayna topraklarından çekmek Rusya’nın görevidir” dedi.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: 120 Milyon Kişi Zorla Yerinden Edildi

Savaş, şiddet ve zulüm yüzünden evlerini terk etmek zorunda kalanların sayısı her yıl katlanarak artmaya devam ediyor. 2023 sonunda 117 milyonu aşan zorla yerinden edilenlerin sayısı, 2024 yılının ilk 4 ayında 120 milyona ulaştı.

Zorunlu göç tablosunun ilk sırasında ise hâlâ Suriye var. Savaş öncesi nüfusu 21 milyon olan ülkenin yarısından fazlası, yaklaşık 14 milyon kişi yaşadığı mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Demokratik Kongo ve Myanmar’da da yerinden olanların sayısına, bitmek bilmeyen şiddet olayları yüzünden, yeni milyonlar eklendi.

7 Ekim’de Hamas’ın baskınıyla başlayan Gazze savaşı 1,7 milyon kişiyi evsiz bıraktı. Bu bölge nüfusunun neredeyse yüzde 80’ine karşılık geliyor. Ukrayna’da Rus bombardımanı yüzünden evlerini terk edenlerin sayısına 750 bin kişi daha eklendi. İşgalin başından beri ülke içinde yer değiştirenlerin sayısı 3,7 milyona ulaştı, 6 milyon da ülkeyi terk etti.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), “Zorla Yerinden Edilmede Küresel Eğilim 2024” başlıklı raporunu yayımladı. Raporda, zorla yerinden edilmede 12 yıldır üst üste artışın yaşandığı bildirilirken, geçen yılın sayılarının dünya genelinde tarihi yeni seviyelere ulaştığı kaydedildi.

Yerinden edilenlerin toplamının, Mayıs 2024 itibarıyla 120 milyona ulaştığı belirtilen raporda, Sudan, Gazze ve Myanmar’da devam eden çatışmaların yeni yerinden edilmeleri tetiklediği ve bu çatışmalara acilen çözüm bulunması gerektiğinin altı çizildi.

Yerinden edilmelerdeki artışın, yeni ve uzun süredir devam eden krizlerin çözülmesindeki “başarısızlığı” yansıttığı vurgulanırken, bu durum karşısında dünyanın kayıtsızlığına ve eylemsizliğine karşı uyarı yapıldı. Raporda, zorla yerinden edilenlerin sayısının dünyanın en yoğun 12’nci nüfus yoğunluğuna sahip Japonya ile eşdeğer olduğu kaydedildi.

Yerinden edilme sayılarının artmasına Sudan’daki devam eden yıkıcı çatışmaların en büyük katkıyı yaptığı belirtilirken, Nisan 2023’ten bu yana ülke içinde 7,1 milyondan fazla kişi yerinden edildi ve 1,9 milyon Sudanlının da komşu ülkelere geçtiğine değinildi.

Raporda, “2023 yılı sonunda toplam 10,8 milyon Sudanlı yerinden edildi. Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Myanmar’da geçen yıl şiddetli çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi ülke içinde yerinden edildi” dendi.

BM Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA), 2023’ün sonu itibarıyla Gazze Şeridi’nde yaşanan yıkıcı şiddet nedeniyle 1,7 milyona yakın insanın (nüfusun yüzde 75’i) yerinden edildiğini tahmin ettiği kaydedilirken, bazı Filistinli mültecilerin birden çok kez yerinden olduğu ifade edildi.

Suriye’nin, 13,8 milyon kişinin ülke içinde ve dışında zorla yerinden edilmesiyle dünyanın en büyük yerinden edilme krizi olmaya devam ettiğinin altı çizildi.

Raporda, şu bilgiler yer aldı: “Dünya genelinde yerinden edilme rakamlarındaki en büyük artış, çatışmalardan kaçıp kendi ülkelerinde kalan kişiler nedeniyle yaşandı. Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezine (IDMC) göre, bu sayı 68,3 milyon kişiye yükseldi. Bu da son 5 yılda neredeyse yüzde 50’lik bir artışa karşılık geliyor.”

Mültecilerin ve uluslararası korumaya ihtiyaç duyan diğer kişilerin sayısının, BMMYK ve UNRWA’nın yetki alanı altındakiler dahil 43,4 milyona yükseldiği bildirildi. Raporda, mültecilerin büyük çoğunluğunun komşu ülkelerde barındığı hatırlatılırken, bu durumun yüzde 75’inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığına işaret edildi.

6 milyon kişi geri döndü

2023’te dünya genelinde 5 milyondan fazla ülke içinde yerinden edilmiş kişinin ve 1 milyondan fazla mültecinin menşe ülkelerine geri döndüğünü vurgulandı. Öte yandan iklim krizi ve bunun zorla yerinden edilmiş insanları nasıl giderek artan ve orantısız bir şekilde etkilediğine ilişkin yeni analizler de raporda aktarıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen BM Mülteciler Yüksek Komiseri Filippo Grandi, bu keskin ve giderek artan rakamların arkasında sayısız insanlık trajedisi yattığını vurgularken, “Bu acı, uluslararası toplumu zorla yerinden edilmenin temel nedenleriyle mücadele etmek için acilen harekete geçmeye teşvik etmeli” dedi.

Savaşan tarafların, savaşın temel yasalarına ve uluslararası hukuka saygı duyması gerektiğinin altını çizen Grandi, çatışmalara, insan hakları ihlallerine ve iklim krizine yönelik daha iyi işbirliği ve ortak çabaların olmaması halinde, yerinden edilme rakamlarının artmaya devam edeceğini, bunun da yeni sefaletlere ve maliyetli insani müdahalelere yol açacağını belirtti.

Grandi, “Mülteciler ve onlara ev sahipliği yapan toplulukların dayanışmaya ve yardım eline ihtiyacı var. Onlar, dahil olduklarında toplumlara katkıda bulunabilirler ve bulunuyorlar” diye konuştu. Geçen yıl milyonlarca insan evlerine döndüğünü hatırlatan Grandi, bunun “önemli bir umut ışığı” olduğunu da ekledi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Refah’ta 3 Bin Çocuk Yetersiz Beslenme Nedeniyle Ölümle Karşı Karşıya

Gazze’nin güneyindeki Refah kentinde 3 bin çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunuldu. Gazze Şeridi’nin her bölgesine yardım malzemelerinin girişi için İsrail’e baskı yapılması çağrısı geldi.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 38 artarak 37 bin 202’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 100 artarak 84 bin 932’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İsrail’in Gazze’nin güneyindeki Refah kentine saldırıları nedeniyle yetersiz beslenen ve tedaviden mahrum bırakılan yaklaşık 3 bin çocuğun ailelerinin gözleri önünde ölüm riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulundu.

UNICEF’in, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana insanlık felaketine yol açtığı Gazze’deki saldırılarının çocuk ölümleri üzerindeki etkisine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Gazze’nin orta ve güney kısımlarında yapılan yetersiz beslenme taramalarından elde edilen ilk sonuçlara göre orta ve şiddetli yetersiz beslenme vakalarının Mayıs’ın ikinci haftasından bu yana arttığı belirtildi.

İsrail’in Refah’taki saldırılarının yardım dağıtımı ve insani yardım erişimini önemli ölçüde engellediği vurgulanan açıklamada, Gazze’de daha fazla çocuğun yetersiz beslenmeye yakalanma riskinin de endişe verici olduğunun altı çizildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail’in zorla aç ve susuz bırakarak yardımların girişini engellediği Gazze’de çocukların günde 8 saatini su ve yiyecek toplamak için harcadığını belirtti.

UNRWA’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, “İsrail’in Gazze’deki saldırılarının doğrudan bir sonucu olarak, çocuklar günde 6-8 saatini su ve yemek toplamak için harcayabiliyor ve çoğu zaman ağır yükler taşıyarak uzun mesafeler yürüyor” dendi.

Çocukların İsrail’in saldırıları nedeniyle çocukluklarını kaybettiğine dikkat çekilen paylaşımda, “Bunun durması gerekiyor. Hemen ateşkes” çağrısı yapıldı.

Hamas’tan uluslararası toplum ve BM’ye çağrı

Hamas, Gazze’de insani yardımların yetersizliği ve İsrail’in sınır geçişlerini kapatmasına dair yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Gazze Şeridi’ndeki Filistin halkı, özellikle Gazze kenti ve Kuzey eyaletlerinde, acımasız aç bırakma savaşının tırmanması nedeniyle insani felaketin ağırlaşmasıyla ve kıtlığın belirtileriyle karşı karşıya” dendi.

Açlık ve kıtlık tehdidinin İsrail’in geçişleri kapatması ve yardımların yetersizliği nedeniyle yaşandığı belirtilen açıklamada, İsrail’in açlığı bir silah olarak kullanmasının bir savaş suçu olduğu ve Gazze Şeridi’nde Filistin halkına karşı soykırım suçunun devam ettiğinin teyidi olduğu vurgulandı.

Arap ve İslam ülkelerinden, Gazze’deki halka yardım sağlamak amacıyla geçişlerin açılması yönünde çaba ve baskı göstermeleri istenilen açıklamada, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler’e derhal müdahale etmesii, masum sivillere yönelik İsrail saldırısını durdurmaya zorlaması ve Gazze Şeridi’nin her bölgesine yardım malzemelerinin girişi için baskı yapması çağrısında bulunuldu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: İsrail, Gazze’de Savaş Suçu İşledi

Gazze Şeridi’nde yaşananlara dair rapor hazırlayan Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine hükmetti. İsrail ise BM’yi İsrail karşıtlığı yapmakla suçladı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 40 artarak 37 bin 164’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 120 artarak 84 bin 832’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM), İsrail’in Gazze’de savaş suçu ve insanlığa karşı suçlar işlediğine hükmetti. BM’ye bağlı Bağımsız Soruşturma Komisyonu, 7 Ekim sonrası Gazze’de yaşananlara dair ilk kapsamlı soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan raporda, İsrail ordusunun sivilleri “doğrudan, yaygın ve sistematik biçimde” hedef alarak uluslararası hukuku ihlal ettiği sonucuna varıldı.

Raporda, “Komisyon; cinayet, Filistinli yetişkin ve çocuk erkekleri hedef alan ayrımcılık, zorla yerinden etme, işkence, insani olmayan ve vahşice muamele suçlarının işlendiğini tespit etmiştir” denildi. İsrail yönetimi, açlığı silah olarak kullanmakla da suçlandı. İsrail Filistin’e karadan insani yardım taşınmasına engel olurken, Ürdün öncülüğünde başlatılan operasyonla havadan gıda ulaştırılmaya çalışılmıştı.

Bulguları reddeden İsrail ise BM’yi İsrail karşıtlığı yapmakla suçladı. Bağımsız Soruşturma Komisyonu, BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021’de İsrail ve Filistin topraklarında yaşandığı iddia edilen ihlalleri araştırmak üzere kurulmuştu.

BM Komisyonu ayrıca, Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların 7 Ekim’deki baskında savaş suçu işlediklerini belirledi. Raporda; Hamas ve diğer örgüt üyelerinin cinsel suçlara karıştığı ve cesetlere bilinçli olarak zarar verildiği yönünde tespitler yer aldı.

İsrail’in Gazze’ye saldırıları, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği, İsrail’in verdiği bilgiye göre 1200 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskınıyla başlamıştı. ABD ve Avrupa Birliğinin terör örgütleri listesindeki Hamas, 251 kişiyi rehin alarak Gazze’ye kaçırmıştı. Hâlâ 116 rehine Gazze’de bulunuyor, İsrail ordusuna göre bunların 41’i yaşamını yitirdi.

Komisyon Başkanı Navi Pillay, “İsrail saldırılarını derhal durdurmalı” dedi, ayrıca Hamas’ı rehineleri serbest bırakmaya çağırdı.

Geçtiğimiz günlerde de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, İsrail ve Hamas’ı “çatışma bölgelerinde çocuklara zarar veren ülke ve örgütler” listesine ekleme kararı almış, bu konuda İsrail’i bilgilendirmişti. İsrail’in çocuk haklarını ihlal ettiği, çocukların yaşamlarını tehlikeye attığının tescili anlamına gelen listede, Rusya ve IŞİD de yer alıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Gazze’de Acil Ateşkes Öngören Plan Kabul Edildi

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), ABD Başkanı Joe Biden’ın açıkladığı ve 3 aşamada Gazze’de çatışmaların kalıcı olarak bitirilmesini öngören planı kabul etti.

Haber Merkezi / Planda uluslararası hukuka ve ilgili Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına uygun olarak, “iki demokratik devlet olan İsrail ve Filistin’in güvenli ve tanınmış sınırlar içinde yan yana barış içinde yaşadığı iki devletli bir çözüm vizyonuna ulaşma yönündeki sarsılmaz kararlılığı” vurgulanıyor. Gazze Şeridi’nin Batı Şeria ile Filistin Yönetimi altında birleştirilmesinin önemi vurgulanıyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 40 artarak 37 bin 124’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 218 artarak 84 bin 712’ye yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Gazze’de kademeli ateşkes öngören karar tasarısını kabul etti. ABD’nin sunduğu plana BMGK’nın 14 üyesi “evet” derken, Rusya “çekimser” kaldı. Oylama, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın İsrail’de temaslarını sürdürdüğü sırada yapıldı.

ABD Başkanı Joe Biden’ın 31 Mayıs’ta “İsrail kabul etti” diyerek sürpriz şekilde açıkladığı ancak şu ana kadar İsrail’den net bir yanıt gelmeyen plan, 3 aşamada Gazze’de çatışmaların kalıcı olarak bitirilmesini hedefliyor.

Buna göre ilk aşamada altı hafta süreyle derhal ve tam bir ateşkes ilan edilecek. Bu sürede İsrail ordusu nüfus bulunan yerlerden çekilirken; Hamas elindeki kadın, yaşlı ve yaralı esirleri serbest bırakacak. Karşılığında İsrail’de tutuklu Filistinliler salıverilecek. Ayrıca çatışmaların durmasıyla bölgeye daha fazla insani yardım da taşınabilecek.

Plan ikinci adımda, Hamas’ın elindeki esirlerin tamamını serbest bırakmasını ve İsrail askerinin Gazze’nin tamamından çekilmesini talep ediyor. Son olarak ise Gazze’nin yeniden inşası gündeme gelecek.

“Çatışmalar bugün durabilir”

ABD, Hamas’ın BM Güvenlik Konseyi’nin de onayladığı ateşkesi sürecini kabul etmesi halinde çatışmaların bugün sona erebileceğini vurguladı. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen karar tasarısının ardından konsey üyelerine hitaben yaptığı teşekkür konuşmasında, “Bugün barışa oy verdik” dedi.

Güvenlik Konseyi’nin tasarıyı kabul ederek Hamas’a açık bir mesaj gönderdiğini belirten Thomas-Greenfield, “İsrail zaten bu anlaşmayı kabul etti. Eğer Hamas da aynısını yaparsa çatışmalar bugün durabilir. . Hamas artık uluslararası toplumun birlik içinde olduğunu görebiliyor” dedi.

Thomas-Greenfield, uluslararası toplumun, Gazze’nin yeniden yapılanmasına, Filistinli sivillerin durumlarının iyileşmesine ve 8 aydır esaret altında olan rehinelerin ailelerine kavuşmalarına yardımcı olacak bir anlaşmanın arkasında birleştiğini belirterek, “Ateşkes anlaşması düşmanlıkların kalıcı olarak sona ermesine, herkes için daha iyi bir geleceğe giden yolu açacak. Artık farklı bir rota çizme fırsatı var. Hamas’ın bunu anlaması gerekiyor” diye konuştu.

ABD’nin, Hamas’ın anlaşmayı kabul etmesi durumunda İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaya da yardımcı olacağını taahhüt ettiğini kaydeden Thomas-Greenfield, “Bugün, İsrailli ve Filistinliler’in uluslararası hukukla ilgili BM kararlarına uygun, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde, yan yana barış içinde yaşadığı, yeniden canlandırılmış bir barış ortamının sağlandığı iki devlet vizyonuna olan bağlılığımızı da yeniden teyit etmiş olduk” ifadesini kullandı.

Oylamada tek “çekimser” kalan ülke olan Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise yaptığı açıklamada, İsrail’in spesifik olarak neyi kabul ettiğini sorguladı ve Güvenlik Konseyi’nin “belirsiz parametrelere” sahip anlaşmalara imza atmaması gerektiğini söyledi. Nebenzia, “Tasarısı bloke etmek istemedik çünkü anladığımız kadarıyla Arap dünyası tarafından destekleniyor” dedi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de, karardan duyduğu memnuniyeti belirtti ve kararın derhal uygulanması için çağrıda bulundu. Açıklamasında Borrell, AB’nin iki devletli çözüme dayanan kalıcı ve sürdürülebilir bir barışa yönelik siyasi sürecin yeniden canlandırılmasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu vurguladı. Borrell ayrıca, Gazze’nin yeniden inşasıyla ilgili uluslararası çabalara AB olarak tam destek mesajı verdi.

BMGK’nın Gazze sınavı

ABD’nin teklifiyle BMGK’dan geçen karar, sekiz ay önce savaş başladığından beri yapılan 11’inci Gazze konulu oylama oldu. Bu tekliflerden sadece 4’ü kabul edildi. İnsani yardıma odaklanan ilk iki metinden sonra “ateşkes” talep eden ilk metin ancak Mart sonunda, ramazan süresince uygulanmak üzere kabul edilebildi, bu oylamada ABD veto yetkisini kullanmayarak çekimser kaldı. Uzun süre içinde “ateşkes” ifadesi geçen planları veto eden ABD, bunun yerine çatışmalara “insani ara” verilmesini öneriyordu.

Uluslararası hukuk karşısında bağlayıcılığı olsa da BMGK kararlarının hiçbirinin sahadaki gerçekliğe görünür bir etkisi olmadı. ABD ve Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde yer alan Hamas’ın, 7 Ekim’deki kanlı baskınıyla başlayan savaşta 37 binden fazla Filistinli yaşamını yitirdi.

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Savaş, Gazze’de Ekonomiyi Yıktı

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Arap Ülkeleri Bölge Direktörü Ruba Jaradat, Gazze Şeridi’nde 8 aydır süren savaşın insanların yaşamına verdiği korkunç zarar dışında, ekonomiyi ve bölge insanın geçim kaynaklarını da şiddetle vurup, çok büyük ve yaygın bir yıkıma yol açtığını ifade etti.

Ruba Jaradat, “Bu ekonomik yıkım, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin acılarını, güvenliklerini ve refahlarını daha da tehlikeli bir hale getiriyor. İnsanların geçim kaynaklarını yeniden tesis etmek ve insana yakışır işler yaratmak, Filistinlilerin savaşın kendilerine yaşattığı dehşetten kurtulmalarını sağlamak için hayati önem taşıyor” dedi.

Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun (PCBS) ortaklaşa hazırladığı rapora göre, savaş ekonomide benzeri görülmemiş bir yıkıma neden oldu. Gazze Şeridi’nde işsizlik oranı yüzde 79,1’e yükseldi. Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, 7 Ekim’den bugüne kadar yüzde 83,5 oranında azaldı.

Son verilere göre, işgal altındaki Filistin topraklarında ekonomi ve iş gücünde dünyada ender görülen bir yıkıma neden olduğu belirtildi. Raporda, Gazze Şeridi’nde sekiz aydır devam eden savaşın, çok büyük ölçekte iş kaybına neden olduğu kaydedildi.

Son sekiz ayda, Gazze Şeridi’ndeki işsizlik oranının yüzde 79,1 gibi şaşırtıcı bir seviyeye ulaştığı, krizden ciddi şekilde etkilenen Batı Şeria’da da işsizlik oranının yüzde 32’ye yükseldiği kaydedildi.

Son verilerin, savaşın Filistin’in iki bölgesinde ortalama işsizlik oranını yüzde 50,8’e yükselttiği ancak son oranların iş bulma ümidini yitirdikleri için iş aramaktan tamamen vazgeçenleri kapsamadığı kaydedildi. İşini kaybedenlerin gerçek sayısının, işsizlik rakamlarının gösterdiğinin çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın son sekiz ayda Gazze Şeridi’nde yüzde 83,5, Batı Şeria’da yüzde 22,7 gibi şaşırtıcı bir oranda daralma gösterdiği, reel ortalamanın ise yüzde 32,8 oranında gerçekleştiği tespit edildi.

Raporda, bölgede yaşanan ciddi ekonomik krizin özellikle özel sektörü etkilediği belirtiliyor. Gazze Şeridi’nde neredeyse tüm özel sektör kuruluşlarının üretimlerini ya tamamen durdurduğu ya da büyük ölçüde azalttığı kaydedildi.

Özel sektörün, savaşın ilk dört ayında üretiminin yüzde 85,8’ini kaybettiği, bunun 810 milyon dolara tekabül ettiği kaydedildi. Batı Şeria’da özel sektör, aynı dönemde üretimde 1,5 milyar dolara eşdeğer yüzde 27’lik bir düşüş yaşadı.

VOA Türkçe’den Can Kamiloğlu’nun haberine göre; ILO Arap Ülkeleri Bölge Direktörü Ruba Jaradat, Gazze Şeridi’nde 8 aydır süren savaşın insanların yaşamına verdiği korkunç zarar dışında, ekonomiyi ve bölge insanın geçim kaynaklarını da şiddetle vurup, çok büyük ve yaygın bir yıkıma yol açtığını ifade etti.

Jaradat, “Bu ekonomik yıkım, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’daki Filistinlilerin acılarını, güvenliklerini ve refahlarını daha da tehlikeli bir hale getiriyor. İnsanların geçim kaynaklarını yeniden tesis etmek ve insana yakışır işler yaratmak, Filistinlilerin savaşın kendilerine yaşattığı dehşetten kurtulmalarını sağlamak için hayati önem taşıyor” dedi.

Paylaşın