Mayıs’ta, AB’ye İltica Başvuruları 76 Bini Aştı

Eurostat’ın yayımladığı verilerine göre, Mayıs ayında Avrupa Birliği (AB) dışından ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 76 bin 795’e ulaştı. Mayıs 2023’te ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 80 bin 455’ti.

Haber Merkezi / Verilere göre, Suriyeliler ilk kez başvuruda bulunanlar arasında ilk sırada yer almaya devam ederken, Suriyelileri 6 bin 170 başvuruyla Venezuelalılar, 5 bin 535 başvuruyla Afganlar takip etti.

Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat, Avrupa Birliği’ne (AB) dışından ilk kez iltica başvurusunda bulunanlara ilişkin Mayıs 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Mayıs ayında Avrupa Birliği (AB) dışından ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 76 bin 795’e ulaştı. Mayıs 2023’te ilk kez iltica başvurusunda bulunanların sayısı 80 bin 455’ti.

Verilere göre, Suriyeliler ilk kez başvuruda bulunanlar arasında ilk sırada yer almaya devam ederken, Suriyelileri 6 bin 170 başvuruyla Venezuelalılar, 5 bin 535 başvuruyla Afganlar takip etti.

Almanya, AB’ye ilk kez iltica başvurusunda bulunanların ilk tercihi oldu. Mayıs ayında, 18 bin 175 kişi Almanya’ya ilk kez iltica başvurusunda bulundu.

Verilerde ayrıca, çoğunluğu Suriye’den (790) ve Afganistan’dan (390) gelen 2 bin 565 refakatsiz çocuğun AB ülkelerine sığınma başvurusunda bulunduğu belirtildi. Refakatsiz çocuk başvurularında, Almanya ilk sırayı alırken, ikinci sırada Hollanda yer aldı.

Paylaşın

Taliban, 21 Binden Fazla “Ahlaksız” Müzik Aletini İmha Etti

Taliban yönetimindeki Afganistan’da İyiliğe Teşvik ve Kötülüklerden Korunma Bakanlığı, ülke genelinde son bir yılda 21 binden fazla müzik aletinin imha edildiğini bildirdi.

Bakanlık ayrıca, tılsım yazan 448 ve büyücülük yapan 528 kişinin tutuklandığını, “ahlaksız filmler” dağıtan 25 bin 647 bilgisayar merkezinin kapatıldığını açıkladı.

Afganistan’da İyiliğe Teşvik ve Kötülüklerden Korunma Bakanlığı, son bir yılı kapsayan raporunu açıkladı.

Raporu göre, geçen yıl 13 binden fazla kişi “ahlaka aykırı eylemleri” nedeniyle gözaltına alındı.

Raporda, gözaltına alınanların yaklaşık yarısının 24 saat sonra serbest bırakıldığı ifade edildi. Gözaltına alınan kişilere yönelik suçlamalar ve cinsiyetleri konusunda ise bilgi verilmedi.

Bakanlıkta Planlama ve Mevzuat Müdürü olan Muhibullah Muhlis basın toplantısında yaptığı açıklamada, sakalsız olduğu tespit edilen güvenlik güçleri mensubu 281 kişinin görevine son verildiğini belirtti.

Geçen yıl ülkede 21 bin 328 müzik aletinin de tahrip edildiğini açıklayan Muhlis, “ahlaka ve etiğe aykırı” filmleri piyasada satmak isteyen bilgisayar operatörlerinin de engellendiğini bildirdi.

Taliban’ın Ağustos 2021’de iktidarı ele geçirmesinin ardından Kadın Bakanlığı feshedilerek, İyiliğe Davet ve Kötülükten Sakındırma Bakanlığı kurulmuştu.

Ahlak bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından kadınları baskı altına aldığı ve ifade özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

BM’nin Afganistan’daki temsilcileri, bakanlığın memurlarının İslami kurallara göre giyinmedikleri gerekçesiyle kadınları gözaltına aldığını bildirmişti.

Taliban ise iddiaları “mesnetsiz” olarak nitelendirerek kuralların İslami hukuk ve Afgan gelenekleri ile uyumlu olduğunu savunuyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

İsrail, ABD’nin Ateşkes Anlaşmasını Kabul Etti

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasını kabul ettiğini söyledi ve ekledi: Şimdi Hamas da aynısını yapması gerekiyor.

Anlaşma, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e düzenlediği saldırısıyla başlayan ve 10 aydan fazla süredir devam eden savaşın sona erdirmeyi amaçlıyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 40 artarak 40 bin 139’a yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 134 artarak 92 bin 743’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, İsrail’in Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için hazırlanan ABD teklifini kabul ettiğini söyledi ve Hamas’a da aynısını yapması çağrısında bulundu. Blinken, Hamas’ın söylediği eksikliklerin giderilip giderilmediğini açıklamadı.

Blinken, günün erken saatlerinde İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile Tel Aviv’de 2 buçuk saat süren bir görüşme yaptıktan sonra konuştu.

“Köprü kurucu” olarak tanımlanan teklifin İsrail’in Gazze’deki iki stratejik koridorun kontrolüne ilişkin taleplerini karşılayıp karşılamadığı konusunda gazetecilere açıklama yapmayan Blinken, “Bugün Başbakan Netanyahu ile yaptığım son derece yapıcı görüşmede kendisi bana İsrail’in köprü önerisini desteklediğini teyit etti. Bir sonraki önemli adım Hamas’ın ‘evet’ demesi” dedi.

Blinken, “Şimdi aynı şeyi yapmak Hamas’ın görevi ve ardından taraflar arabulucuların yardımıyla biraraya gelmeli ve bu anlaşma kapsamında verdikleri taahhütleri nasıl uygulayacaklarına dair net anlayışlara ulaşma sürecini tamamlamalılar” diye konuştu.

7 Ekim’de çatışmaların başlamasından bu yana Ortadoğu’ya yaptığı dokuzuncu ziyarette Blinken, İsrail’deki temaslarının ardından Mısır ve Katar’a gideceğini de söyledi.

ABD, Mısır ve Katar aylardır bir anlaşmaya varmak için arabuluculuk yaptı; ancak görüşmeler defalarca tıkandı. Ateşkes görüşmeleri, geçen hafta Doha’da yapılan iki günlük toplantının ardından bu hafta Kahire’de devam edecek.

Netanyahu da Blinken ile “iyi ve önemli bir görüşme” yaptığını ve “ABD’nin İsrail’in hayati güvenlik çıkarlarına gösterdiği anlayışı ve rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik ortak çabaları” takdir ettiğini söyledi. Netanyahu, ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında azami sayıda rehinenin serbest bırakılması için çaba sarf edildiğini de kaydetti.

ABD’nin iyimserlik ifadelerine ve Netanyahu’nun ofisinin görüşmeyi olumlu olarak nitelendirmesine rağmen, Hamas, son tekliften derin bir memnuniyetsizlik duyduğunu ifade etmişti.

Blinken’in İsrail’e gidişinden saatler sonra Hamas, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu arabulucuların çabalarını engellemekten, bir anlaşmayı geciktirmekten ve Gazze’deki İsrailli rehineleri Filistinliler’in maruz kaldığı aynı saldırıya maruz bırakmaktan sorumlu tuttuğunu da açıkladı.

Blinken, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’la görüşmesi öncesinde yaptığı açıklamada da, “Bu belirleyici bir an. Rehineleri eve götürmek, ateşkes sağlamak ve herkesi kalıcı barış ve güvenlik için daha iyi bir yola sokmak için muhtemelen en iyi, belki de son fırsat. Bu işi bitirmenin zamanı geldi” ifadelerini kullanmıştı.

Blinken daha sonra da Başbakan Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Gallant ile ayrı ayrı görüştü. ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Blinken’ın Gallant ile görüşmesinde, rehinelerin serbest bırakılmasını güvence altına almak, insani yardımın artmasına izin vermek ve daha geniş bölgesel istikrar için gerekli koşulları yaratmak üzere ateşkes anlaşması üzerinde acil bir anlaşmaya varılması gerektiğini yinelediği kaydedildi.

Açıklamada Gazze’de artan çocuk felci tehdidinden bahsedilmedi ancak Blinken basın toplantısında gazetecilere, Gazze’deki Filistinliler’in durumunun iyileştirilmesi için atılması gereken adımlar konusunda ordunun başındaki Gallant ile “ayrıntılı bir görüşme” yaptığını söyledi.

Blinken, “Bu hastalığa karşı aşılanması gerekenlerin aşılanabilmesini sağlamak için ayrıntılı bir plan üzerinde çalışıyoruz” dedi. Viral hastalık nedeniyle en çok 5 yaşın altındaki çocuklar ve özellikle de normal aşılama rejimleri savaş nedeniyle kesintiye uğradığından 2 yaşın altındaki bebekler risk altında.

Üç aşamalı çözüm

Teklif Hamas’ın 7 Ekim saldırısı sırasında kaçırılan tüm rehineleri serbest bırakacağı üç aşamalı bir süreç öngörüyor. Buna karşılık İsrail de Gazze’deki güçlerini geri çekecek ve Filistinli tutukluları serbest bırakacak.

Hamas İsrail’i, silah kaçakçılığını önlemek için Gazze-Mısır sınırı boyunca ve kuzeydeki evlerine dönen Filistinliler’i arayabilmek için bölgeyi ikiye bölen bir hat boyunca askeri varlığını sürdürme yönündeki taleplerine yenilerini eklemekle suçluyor. İsrail bunların yeni talepler olmadığını, daha önceki bir önerinin açıklığa kavuşturulması olduğunu kaydediyor.

Yetkililer ABD’nin İsrail ve Hamas’ın pozisyonları arasında kalan tüm eksiklikleri tamamlayacak öneriler sunduğunu söyledi. ABD’nin taslağına resmi yanıtların bu hafta verilmesi bekleniyor ve daha önceki birçok girişimde olduğu gibi görüşmeler çökmezse ateşkes ilan edilebilir

Mısırlı bir yetkili de Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İsrailli bir heyetin ateşkes çabalarının bir parçası olarak Mısırlı yetkililerle görüşmeler yaptığını söyledi.

Pazar günü saatler süren görüşmede Gazze-Mısır sınırı boyunca uzanan “Philadelphi koridoru” üzerinde durulduğunu ancak bir ilerleme sağlanamadığını belirten yetkili, devam eden müzakereler konusunda isminin açıklanmaması koşuluyla konuştu.

Yetkili, İsrail’in sınırın ve Gazze’yi ikiye bölen doğu-batı güzergahının kontrolünü elinde tutmakta hala ısrarcı olduğunu söyledi. Yetkili, heyetin görüşmelerinde yeni bir şey sunmadığını söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

2023 Yılı “İnsani Yardım” Topluluğu İçin En Ölümcül Yıl Oldu

2023 yılında 33 ülkede 280 insani yardım çalışanı öldürüldü. Yardım Çalışanları Güvenlik Veri Tabanı’na (AWSD) göre 2023 yılında öldürülen 280 çalışanın 272’si kökenlerinin dayandığı ülkede, 8’i ise yabancı bir ülkede görev yapıyordu.

AWSD bu yılın başından beri öldürülen yardım örgütü çalışanlarının sayısını ise 187 olarak açıkladı. 19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü vesilesiyle uluslararası kalkınma örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM), bu alanda çalışanlara yönelik şiddetin durdurulmasını talep etti.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), geçen yıl 33 ülkede insani yardımlarda görev yapan 280 çalışanın hayatını kaybettiğini duyurdu. Açıklamada çalışanların çoğunun İsrail’in Gazze’ye saldırılarında öldürüldüğü belirtildi. Geçen yıl Filistin bölgelerinde 163 yardım örgütü çalışanı hayatını kaybederken, bu yılın başından beri öldürülenlerin sayısı ise 120’yi geçti.

Uluslararası insani yardım çalışanlarına yönelik saldırıları izleyen Yardım Çalışanları Güvenlik Veri Tabanı’na (AWSD) göre 2023 yılında öldürülen 280 çalışanın 272’si kökenlerinin dayandığı ülkede, 8’i ise yabancı bir ülkede görev yapıyordu. AWSD bu yılın başından beri öldürülen yardım örgütü çalışanlarının sayısını ise 187 olarak açıkladı.

19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü vesilesiyle uluslararası kalkınma örgütleri ve BM, bu alanda çalışanlara yönelik şiddetin durdurulmasını talep etti. Protestan Kilisesi’nin yardım kuruluşu Diakonie’nin Afet Yardım Organizasyonu, can kayıplarındaki hızlı yükselişte Gazze Savaşı’nın etkili olduğunu açıkladı.

Diakonie Afet Yardım Organizasyonu Başkanı Martin Keßler, yardım personeli çalışanlarına yönelik şiddetinin bedelini yardıma muhtaç insanların ödediğine de dikkat çekerek, “Yardım faaliyetleri giderek bir tehlikeye dönüşüyorsa en kötü durumda yardımlar kesiliyor” diye konuştu.

Keßler, küresel çapta 120 milyon insanın evini, yurdunu terk etmek zorunda kaldığını, 300 milyon kadın, çocuk ve erkeğin de yardıma muhtaç halde olduğunu hatırlatarak insani yardımların önemine dikkat çekti.

Keßler, açıklanan rakamların sadece doğruluğu kayıtlara geçenler olduğunu hatırlattı ve gerçek sayının çok daha yüksek olduğundan yola çıktıklarını belirtti. Bunun nedenini uluslararası toplumun pek çok savaş ve kriz ülkesinden çekilmek zorunda kalmasına bağladı ve Myanmar ile Haiti’deki durumu örnek gösterdi.

Özellikle yerel insani yardım personelinin tehdit altında olduğunu vurgulayan Keßler, uluslararası yardım kuruluşları çalışanlarına yönelik saldırılar gibi yerli insani yardım görevlilerine yönelik saldırıların da kayıt altına alınması, açıkça dile getirilmesi ve kınanması gerektiğini vurguladı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“İran, İsrail’e Misilleme Yapmayı Erteleyecek” İddiası

İran’ın Hamas lideri İsmail Haniye ve Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür suikastlerinden sorumlu tuttuğu İsrail’e yönelik misillemeyi ertelediği iddia edildi.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikastte hayatını kaybetmişti. Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Sükür, Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Daha öncede Umman’ın arabuluculuğunda üst düzey bir ABD heyetinin gizlice Tahran’a gittiği ve İsmail Haniye suikastına doğrudan veya dolaylı olarak karıştığı düşünülen 10 Mossad ajanının ismini İran’a verdiği öne sürülmüştü.

New York Times’ta yer alan habere göre; ABD’li, İranlı ve İsrailli yetkililer İran’ın Tahran’da üst düzey Hamas liderine düzenlenen suikast nedeniyle İsrail’e karşı planladığı misillemeyi erteleyerek arabuluculara Gazze Şeridi’ndeki savaşı sona erdirecek bir ateşkes için zaman tanımasının beklendiğini ifade etti.

Üst düzey ABD’li, İsrailli, Mısırlı ve Katarlı yetkililer, İsrail ve Hamas arasında kalan anlaşmazlıkları çözmek amacıyla Katar’ın başkenti Doha’da bir araya geldi. Görüşmeler sona ererken ABD, Mısır ve Katar’dan yapılan ortak açıklamada her iki tarafa da bir “köprü kurma önerisi” sunulduğu belirtildi. Bu üç hükümetten üst düzey yetkililerin önümüzdeki hafta sonundan önce Kahire’de yeniden bir araya gelmesi bekleniyor. Bu zaman çizelgesinin İran’ın değerlendirmelerini değiştirip değiştirmeyeceği net değil.

İki haftayı aşkın bir süredir bölge, Hamas’ın siyasi kanadının lideri İsmail Haniye ve İran’ın desteklediği Lübnanlı silahlı grup Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükür’ün öldürülmesine İran’ın öncülüğünde yapılacak misillemeyi merakla bekliyordu. İran ve Hizbullah’ın intikam yeminleri bölgesel topyekûn savaş korkularını artırdı.

Görüşmelerin ilk gününün sona ermesinin ardından Katar Başbakanı Muhammed bin Abdulrahman Al Sani, İran Dışişleri Bakanı Ali Bagheri Kani’yi aradı. İki İranlı yetkiliye ve telefon görüşmesi hakkında bilgi sahibi olan üç yetkiliye göre Al Sani, Doha’daki ateşkes görüşmeleri göz önüne alındığında İran’ı herhangi bir gerilimden kaçınmaya teşvik etti.

Beş İsrailli yetkiliye göre İsrail istihbaratı Hizbullah ve İran’ın roket ve füze birimlerindeki teyakkuz seviyesini düşürdüğünü değerlendirdi. Yetkililer, İsrail’in artık İran’ın öncülüğündeki (halihazırda birkaç kez ertelendiği anlaşılan) yanıtın daha sonraki bir tarihte gerçekleşeceğine inandığını söyledi. Yetkililer, olayların akışkanlığı göz önüne alındığında değerlendirmelerinin hızla değiştiği konusunda uyarıda bulundular.

İstihbarat yetersiz ve sık sık değişiyor; İran ve Hizbullah’ın da durumu sürekli değerlendirdiği biliniyor. Katar Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Al Thani’nin Doha’daki görüşmelerin sona ermesinin ardından Bagheri Kani ile tekrar görüştüğü belirtildi. Bakanlık, her iki üst düzey yetkilinin de “bölgede sükûnet ve gerilimin azaltılması” ihtiyacını vurguladığını belirtti.

Geniş çaplı bölgesel çatışma korkusu

Daha geniş çaplı bir bölgesel çatışma korkusu, İsrail’in Gazze’de on binlerce Filistinlinin ölümüne ve yerleşim bölgesinin büyük bir bölümünün tahrip olmasına neden olan saldırısının yol açtığı yıkımı daha da derinleştirme tehdidinde bulunuyor. İsrailli yetkililere göre Hamas’ın İsrail’in güneyine düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne, 250 kişinin de Gazze’ye kaçırılmasına yol açan geniş çaplı sürpriz saldırının ardından İsrail savaşı başlattı.

İsrail ve Hamas, Gazze’de Filistinli tutuklular için tutulan 115 canlı ve ölü rehinenin kademeli olarak serbest bırakılmasını öngören üç aşamalı bir ateşkes anlaşması üzerinde aylardır aralıklarla müzakere ediyor. Anlaşmanın şartlarına göre İsrail Gazze’deki güçlerini geri çekecek ve her iki taraf da nihayetinde kalıcı bir ateşkese varacaktı.

İsrail ve Hamas arasındaki bazı kilit anlaşmazlık noktaları, defalarca yapılan görüşmelere rağmen çözüme kavuşturulamadı. Hamas, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun oyalama taktiği olarak nitelendirdiği son müzakere turuna katılmayı reddetti. Ancak konuyla ilgili bilgi sahibi yetkililere göre Hamas yetkilileri, zirvede önemli bir ilerleme kaydedilmesi halinde arabulucularla görüşmeye istekli olduklarını dile getirmişlerdi.

Netanyahu son haftalarda İsrail’in anlaşma şartlarını sertleştirdi ve Hamas’ın yeniden silahlanmasını önlemek için İsrail askerlerinin Mısır sınırının Gazze tarafında kalmasını istedi. Geçtiğimiz birkaç gün içinde Batılı diplomatlar İsrail ve İran arasında beklenen gerilimi önlemek amacıyla defalarca bölgede mekik dokudular. İngiltere ve Fransa dışişleri bakanları, devam eden ateşkes görüşmelerinin yanı sıra İsrail ve Hizbullah arasında topyekûn savaşı önleme girişimlerini görüşmek üzere İsrail’e geldi.

Lübnan devlet medyasına göre, Beyrut’ta Lübnanlı yetkililerle bir araya gelen Mısır Dışişleri Bakanı Badr Abdelatty, Gazze’de ateşkesin bölgedeki “tırmanışı durdurmanın temeli” olduğunu söyledi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ise İsrail-Hamas savaşının 10 aydan uzun bir süre önce başlamasından bu yana bölgeye dokuzuncu ziyaretini gerçekleştireceğini açıkladı. İsrail başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada Netanyahu’nun Blinken ile görüşeceği belirtildi.

(Kaynak: gazeteoksijen.com)

Paylaşın

ABD, Haniye’nin Suikastına Karışan Mossad Ajanlarını İran’a Bildirdi

Umman’ın arabuluculuğunda üst düzey bir ABD heyetinin gizlice Tahran’a gittiği ve İsmail Haniye suikastına doğrudan veya dolaylı olarak karıştığı düşünülen 10 Mossad ajanının ismini İran’a verdiği iddia edildi.

ABD’nin amacının, son dönemde İsrail bağlantılı suikastlar nedeniyle yaşanan gerginliği azaltmak olduğu öne sürüldü.

Hamas’ın siyasi lideri İsmail Haniye, 31 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen suikastte hayatını kaybetmişti. Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Sükür, Beyrut’ta İsrail’in düzenlediği bir hava saldırısında yaşamını yitirmişti.

Ortadoğu’da devam eden gerilimin ardından, ABD’li üst düzey bir güvenlik heyetinin Çarşamba günü, Umman’ın arabuluculuğunda İran’ı yatıştırmak amacıyla bilgi paylaşmak üzere gizlice Tahran’a gittiği iddia edildi.

Fox News’in Kuveyt merkezli Al Jarida gazetesine dayandırdığı haberde, ABD’li heyet İran ile İsrail arasındaki bölgede gerilimi azaltmak amacıyla Tahran’a mesaj iletmek için gönderildi.

Heyet, İran’a doğrudan ya da dolaylı olarak Hamas’ın üst düzey yetkilisi İsmail Haniye’nin suikastına karıştığına inanılan 10 Mossad ajanının isimlerini içeren bir liste iletti.

Heyetin, İran’ın dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu tarafından İsmail Haniye ve Fuad Şükrü’ye düzenlenen suikastlar konusunda “bilgisiz bırakıldığını” iletmek üzere gönderildiği iddiası yer aldı.

Haberde, ABD’li heyetin geçen hafta perşembe günü Türkiye üzerinden Kerec’deki Payam Havalimanı’na indiği ve İranlı yetkililerle iki saatlik bir toplantı yaptıktan sonra tekrar Türkiye’ye döndüğü iddiaları yer aldı.

Fox News’in haberi yayından kaldırılırken, ABD Ulusal Güvenlik Konseyi iddiaları yalanladı.

Hamas lideri İsmail Haniye’nin İran’ın başkenti Tahran’da, Hizbullah’ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü’ün Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta suikaste uğradı. Art arda yaşanan suikastlerin ardından Orta Doğu’daki gerilim daha da tırmandı.

İran, Tahran’daki suikastin karşılığı olacağını söylerken, İsrail tarafı ise, Hamas militanlarının 7 Ekim’deki saldırısına misilleme olarak “savaşın fitilini ateşleyen” liderlerin öldürüleceği sözünü vermişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran’da Kadın Mücadelesine Karşı “İdam Cezası” Politikası

Kadın hakları aktivisti Rouhi Shafii, İran’daki kadın mücadelesine herkesin sahip çıkması gerektiğini belirterek, “Kadınları gözaltı ve ölümle korkutmaya çalışıyorlar” dedi ve ekledi:

“Ama bu hiçbir işe yaramayacaktır. Maalesef dünyanın her yerinde insanlar balık hafızalı ve yaşananları çok çabuk unutuyorlar. Sesimizi yükselttiğimizde bize destek oluyorlar, kavgamız sessizliğe büründüğünde ise susuyorlar.”

İran İnsan Hakları Örgütü’nün Temmuz ayında yayımladığı insan hakları ihlalleri raporuna göre, 1 ayda 55 tutsak idam edildi. İdam kararlarının çoğu, başörtüsü kurallarına uymadığı gerekçesiyle katledilen Jına Mahsa Amini’nin ardından başlayan “Jin, jiyan, azadi” direnişi gerekçesiyle verildi. Rapora göre, Temmuz ayında en çok Güney Horasan ve Rezevi Horasan eyaletlerindeki cezaevlerinde idamlar gerçekleştirildi. Yine kısa bir süre önce kadın hakları savunucusu Pexşan Ezizi ve Şerife Muhammedi’ye de idam cezası verildi.

Göç Sonrası Şiddete Karşı Uluslararası Koalisyonu (ICAVI) kurucusu ve Namus Cinayetini Durdur Kampanyası üyesi Rouhi Shafii, tutsaklara verilen idam cezalarını değerlendirdi.

İran rejiminin toplumu tekleştirmek istediğini belirten Shafii, bu politikasını da özellikle kadınlar üzerinden yürüttüğünün altını çizdi. Shafii, “İranlı kadınlar, Ortadoğu’da giyinme özgürlüğünü, üniversitede eğitim fırsatını, seçimlerde oy kullanma hakkını ve istedikleri işe girme özgürlüğüne sahip ilk kadınlar oldular. Ancak İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve destekçileri, buna tahammül edemedi ve tıpkı Taliban gibi, ilk hedefleri kadınlar oldu. İranlı eğitimli ve ne istediğini bilen kadınların, Hamaney ve taraftarları ile yıllardır süregelen bu mücadelesi, Jına Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından ortaya çıkan ‘Jin, jiyan, azadi’ hareketinden çok önce başladı” diye konuştu.

“Jin, jiyan, azadi”nin yıllardır süregelen baskı ve şiddetin karşısında duran kadın mücadelesinin devamı olduğunu söyleyen Shafii, İran’daki kadın mücadelesine herkesin sahip çıkması gerektiğini belirtti. Shafii, “Kadınları gözaltı ve ölümle korkutmaya çalışıyorlar. Ama bu hiçbir işe yaramayacaktır. Maalesef dünyanın her yerinde insanlar balık hafızalı ve yaşananları çok çabuk unutuyorlar. Sesimizi yükselttiğimizde bize destek oluyorlar, kavgamız sessizliğe büründüğünde ise susuyorlar” dedi.

“İranlı kadınlar, Ortadoğu’daki tüm kadınların özgürlüğünün öncüsü olacak”

İran rejiminin bir “kukla rejimi” olduğunu söyleyen Shafii, İran’da özgürlük için mücadele veren kadınların dünya kadınlarının özgürlüğüne öncülük edeceğini vurguladı. Shafii, “İranlı cesur kadınlar, ülkemizi işgal eden dinci rejime karşı mücadeleyi hiçbir zaman bırakmadı. Kadınlar şimdi ise içeride ve dışarıda yeniden toplanıp taleplerini yerine getirmeye hazırlanıyor. Zaten zorunlu başörtüsü takmama hakkını da kazandılar ve her türlü tehdit, para cezası ve hapis cezasına rağmen büyük şehirlerin sokaklarında özgürce yürüyorlar. Sizi temin ederim ki İranlı kadınlar, Ortadoğu’daki tüm kadınların özgürlüğünün öncüsü olacaktır” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

İrlanda, Sosyal Medya Şirketlerine Sınırlama Getirmeye Hazırlanıyor

İrlanda, çevrimiçi nefret söylemi ve zararlı içeriğe karşı yeni önlemler almaya hazırlanıyor. Yeni önerilen yasa tasarısına göre, sosyal medya şirketlerinin yöneticileri, dijital platformlardaki nefret ve düşmanca içeriklerin kaldırılmasındaki gecikmelerden şahsen sorumlu tutulacak.

Önümüzdeki aylarda yasalaşması beklenen tasarı, şirketlerin ihlalleri halinde milyonlarca euroluk para cezalarına çarptırılmalarına yol açabilir. Teknoloji uzmanları, sosyal medya şirketlerine büyük mali cezalar verilmesinin önümüzdeki yıllarda olumlu sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.

Öte yandan, İrlanda’nın nefret söylemi yasa tasarısı, X’in sahibi Elon Musk’ın sert eleştirilerine neden oldu. Musk, yasanın geçmesi halinde buna karşı çıkacağını ifade etti. Musk ayrıca, yeni mevzuat kapsamında hedef alınacak İrlanda vatandaşlarının yasal savunmasını finanse etmeyi de teklif etti.

İrlanda hükümeti, 1989 tarihli “Nefrete Teşvik Yasası” ile ilgili güncellemeyi de amaçlayan Ceza Adaleti (Şiddete veya Nefrete Teşvik ve Nefret Suçları) Yasa Tasarısı kapsamında çevrimiçi nefret söylemi ve zararlı içeriğe karşı yeni önlemler almaya hazırlanıyor.

Yeni önerilen yasa tasarısına göre, sosyal medya şirketlerinin yöneticileri, dijital platformlardaki nefret ve düşmanca içeriklerin kaldırılmasındaki gecikmelerden şahsen sorumlu tutulacak. Önümüzdeki aylarda yasalaşması beklenen tasarı, şirketlerin ihlalleri halinde milyonlarca euroluk para cezalarına çarptırılmalarına yol açabilir.

İklim ve İletişim’den sorumlu Devlet Bakanı James Lawless, “Sosyal medya şirketlerinin platformlarında yer alan içerikleri sahiplenmeleri ya da bu içerikler konusunda sorumluluk almaları gerekiyor,” dedi.

Lawless, “Nihayetinde [içerikleri] sunan onlar, bu içeriğin çevrimiçi olmasından kâr elde ediyorlar, dolayısıyla nelerin barındırıldığına dikkat etmeleri, izlemeleri ve yönetmeleri için üzerlerinde bazı yükümlülükler olması gerekiyor,” diye ekledi.

İrlandalı bakanların internet üzerinden aldıkları tehditlerde artış görülmesinin ardından önlem alması için hükümetin üzerindeki baskılar arttı.

İrlanda Hükümet Başkanı Simon Harris de sosyal medya şirketlerini baskı altına alma konusunda aciliyet vurgusu yaparak, “Sosyal medyada, [bir gazetenin tabi olduğu gibi] yasalara ve yaptırımlara tabi olmayan bir çeşit Vahşi Batı olarak görülen bir duruma müsaade edemeyiz. Sonuçta bu da bir medya türü,” dedi.

Teknoloji uzmanları, sosyal medya şirketlerine büyük mali cezalar verilmesinin önümüzdeki yıllarda olumlu sonuçlar doğurabileceğini söylüyor.

Irish Independent’in Teknoloji Muhabiri Adrian Weckler, “Teknoloji şirketlerinin çoğu muhtemelen Medya Komisyonu’nun yeni kurallarına uyacaklardır ve uymak zorundalar. Çünkü bu kurallar Avrupa Birliği (AB) çapında uygulanan ve çok büyük para cezaları içeren Dijital Hizmetler Yasası ile destekleniyor,” dedi.

Meta, X ve TikTok gibi dünyanın en büyük on sosyal medya şirketlerinden bazılarının İrlanda’nın başkenti Dublin’de büyük ofisleri bulunuyor.

Öte yandan, İrlanda’nın nefret söylemi yasa tasarısı, X’in sahibi Elon Musk’ın sert eleştirilerine neden oldu. Musk, yasanın geçmesi halinde buna karşı çıkacağını ifade etti. Musk ayrıca, yeni mevzuat kapsamında hedef alınacak İrlanda vatandaşlarının yasal savunmasını finanse etmeyi de teklif etti.

Buna karşılık İrlanda Hükümet Başkanı Harris, “Benim endişem Elon Musk ya da (Facebook ve Meta’nın kurucusu) Mark Zuckerberg ya da isimleri her neyse onlar değil. Benim endişem bu ülkedeki insanların korunması, güvenliği ve refahı,” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Maymun Çiçeği Salgını: Dünya Sağlık Örgütü’nden “Acil Durum” İlanı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ortaya çıkan ve en az 13 ülkeye yayılan maymun çiçeği virüsü nedeniyle “acil durum” ilan etti. Salgına ilişkin gelişmeler Türkiye dahil tüm dünyada yakından izleniyor.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, “Bu salgınları durdurmak ve hayat kurtarmak için koordineli bir uluslararası müdahalenin şart olduğu açıktır” dedi.

Bu haftanın başlarında, Afrika’nın en üst düzey halk sağlığı kurumu olan Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, viral enfeksiyonun endişe verici bir hızla yayıldığı uyarısında bulunduktan sonra kıta için bir ‘mpox acil durumu’ ilan etti.

Kurum, Afrika kıtasında bu yıl şimdiye kadar 17 binden fazla şüpheli Maymun Çiçeği vakası ve 517 ölüm vakası bildirildiğini, bunun geçen yılın aynı dönemine göre vakalarda yüzde 160’lık bir artış olduğunu söyledi.

Mpox virüsünün farklı bir formu olan klad IIb, 2022 yılında büyük ölçüde erkeklerle seks yapan erkekler arasındaki cinsel temas yoluyla küresel olarak yayıldı. Bu durum WHO’nun o dönemde bir halk sağlığı acil durumu ilan etmesine yol açmış, ancak 10 ay sonra acil durum sona ermişti.

Türkiye’de görüldü mü?

Çeşitli mecralarda Türkiye’de mpox vakası görüldüğü öne sürülse de bu iddialar yalanlandı. İletişim Başkanlığı 9 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Türkiye’de bilinen vaka olmadığını duyurdu. Açıklamada Sağlık Bakanlığının hastalıkla ilgili “gerekli tüm önlemleri aldığı” vurgulandı.

Hastalığın en çok görüldüğü Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’ya Türk Hava Yollarının (THY) uçuşları bulunuyor. Türkiye Sağlık Bakanlığı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü sitesinde Demokratik Kongo Cumhuriyeti Ağustos itibarıyla “yüksek” riskli ülkeler arasında sayılıyor.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, medya kuruluşlarının Ankara temsilcileriyle bir araya geldi. Bir soru üzerine Memişoğlu, “Maymun çiçeği ve Kovid-19 ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz. Ancak şu anda herhangi bir alarm durumumuz söz konusu değil.” bilgisini paylaştı.

Mpox nedir? Belirtileri, Tedavisi

Çiçek hastalığı ile aynı virüs ailesinden olan maymun çiçeği (monkeypox) çiçek hastalığından daha az bulaşıcı ve daha az tehlikeli rahatsızlıklara yol açan bir virüstür. Genellikle semptomlar ortaya ilk çıktıktan iki ila dört hafta içinde iyileşme belirtileri görülür.

Adı maymun çiçeği olsa da tıpkı insanlar gibi maymunlar da virüsün kaynağı değil. Esasen virüsün kaynağı bazı sincap türleri ve fareler gibi kemirgenler. Ancak mpox ilk kez 1958 yılında Danimarka’da bir laboratuvardaki maymunda keşfedildiği için bu şekilde adlandırılmıştır.

Hastalık insana enfekte hayvan ile temasla, genelde bu hayvanlar tarafından ısırılmak veya etleri için tüketilmeleri sonucu geçiyor. İnsandan insana bulaşma ise genelde cinsel temas sonucu görülüyor. Enfekte annenin bebeği de hasta doğabiliyor.

Sağlık Bakanlığına göre mpox kendini ateş, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı ve kızarıklık semptomları ile belli ediyor. Bunlara sırt ve kas ağrıları ile yoğun halsizlik de eşlik ediyor. Virüsün kuluçka süresi 21 güne kadar uzayabiliyor.

Ateşin ortaya çıkmasından sonraki üç gün içinde deri döküntüleri başlıyor. Döküntü, geçmiş yıllardaki vakaların çok büyük kısmında yüz, el ve ayaklarda yaygınken yeni mutasyonun daha çok genital bölgede döküntüye yol açtığı rapor ediliyor.

Mpox ile çiçek hastalığına karşı kullanılan yöntemler ile mücadele ediliyor. Ayrıca çiçek aşısının hastalığa karşı yüzde 85 oranında koruma sağladığı biliniyor. Sağlık Bakanlığına göre Türkiye’de yıllardır uygulanmıyor olsa da geçmişte çiçek aşısı yaptırmış olanlar mpox’a karşı belli bir oranda korumaya sahip.

Paylaşın

ABD, İsrail’e 20 Milyar Dolarlık Silah Paketi Satışını Onayladı

ABD, İsrail’e 20 milyar doları aşan silah paketi satışını onayladı. Silah paketinin içerisinde, yeni F-15 savaş uçakları, tank ve havan topu mermisi de yer alıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan satışla ilgili yapılan açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır ve İsrail’in güçlü ve hazır bir savunma kabiliyeti geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak ABD’nin ulusal çıkarları için hayati önem taşımaktadır” ifadesi kullanıldı ve satışın, bu hedeflerle tutarlı olduğu belirtildi.

ABD Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) bağlı Savunma Güvenlik ve İşbirliği Ajansı’ndan yapılan açıklamaya göre, ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’e milyarlarca dolarlık yeni silah satışını onayladı. AP’nin haberine göre, ABD Kongresi satış hakkında bilgilendirildi.

Haberde, silahların yakın zamanda İsrail’e ulaşmasının beklenmediği, sözleşmelerdeki taahhütlerin yerine getirilmesinin yıllar alabileceği ifade edildi: “Satılan silahların çoğu, İsrail’in uzun vadede askeri kapasitesini artırmasına yardımcı olmak için. Sözleşme kapsamındaki ilk sistemlerin 2026’ya kadar teslim edilmesi beklenmiyor.”

ABD Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili açıklamasında, “ABD, İsrail’in güvenliğine kendini adamıştır ve İsrail’in güçlü ve hazır bir meşru müdafaa yeteneği geliştirmesine ve sürdürmesine yardımcı olmak, ABD’nin ulusal çıkarları açısından hayati önem taşımaktadır. Önerilen bu satış, bu hedeflerle tutarlıdır” dedi.

ABD’den İsrail’e satışına onay verilen 5 ayrı pakette savaş uçakları, havadan havaya füzeler, tank ve top mühimmatları ile taktik araçlar yer aldı. Değeri 18,9 milyar doları bulan 50 adet F-15IA ve 25 adet F-15I savaş uçağı ile mühimmatları, tüm satışın içindeki en büyük payı oluşturdu.

Ayrıca 30 adet orta menzilli havadan havaya füze sistemi (AMRAAM) ile 32 binden fazla tank mermisi ve diğer ilgili ekipmanlar da satış paketinde yer aldı. Bunlara ilaveten 50 binden fazla top mermisi ile ilgili ekipmanların satışına da ayrı bir paket olarak onay verildi. Satışın toplam değeri 20,3 milyar dolar.

Paylaşın