Oslo’da Barlar Sokağında Silahlı Saldırı: 2 Ölü, 21 Yaralı

Norveç’in başkenti Oslo’nun merkezinde bar ve gece kulüplerinin bulunduğu bir sokakta gerçekleştirilen silahlı saldırıda iki kişi öldü, en az 21 kişi de yaralandı. Silahlı saldırının ardından 42 yaşında bir erkek gözaltına alındı. Zanlı cinayet, cinayete teşebbüs ve terör eylemleriyle suçlandı.

LGBTQ topluluğu içinde popüler olan “London Pub” adlı bara ateş açan saldırganın daha sonra bu mekânın yanındaki barları da hedef aldığı açıklandı.

Norveç polisi, saldırının faili olduğu düşünülen bir kişinin gözaltına alındığını duyurdu. Şüphelinin İran kökenli bir Norveç vatandaşı olduğunu bildiren Polis, daha önce bıçak ve uyuşturucu bulundurma gibi daha hafif suçlara karışan şüphelinin, Norveç istihbaratı tarafından bilinen bir isim olduğunu ifade etti.

Bir tabanca ve bir otomatik silah da ele geçiren Polis, olayı terör saldırısı olarak değerlendiriyor.

Başbakan’dan LGBTQ topluluğuna destek

Saldırının ardından bugün Oslo’da yapılması planlanan Onur Yürüyüşü dâhil tüm etkinlikler, polisin tavsiyesi üzerine iptal edildi.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, Facebook’ta paylaştığı mesajda, “Bu gece Oslo’daki London Pub’ın dışında gerçekleşen saldırı, masum insanlara yönelik acımasız ve derinden sarsıcı bir saldırıydı” dedi.

Saldırının LGBTQ topluluğunda korku ve üzüntüye neden olduğunu belirten Norveç Başbakanı, “Hepimiz sizin yanınızdayız” ifadesini kullandı.

Kamu yayıncısı NRK’dan gazeteci Olav Roenneberg, “Bir adamın elinde bir çantayla geldiğini gördüm; eline bir silah aldı ve ateş etmeye başladı” dedi.

Bardaki bir görgü tanığı, “Olay olduğunda London Pub’ın dış barındaydım. Bir el ateş edildiğini fark ettim ve bir cam parçası bana isabet etti. Gittikçe daha fazla ateş ediliyordu, ben de iç bara kaçtım ve mümkün olduğunca çok kişiyi yanıma almaya çalıştım” dedi.

Bir kadın Verdens Gang gazetesine silahlı saldırganın hedef aldığı kişilere dikkatlice nişan aldığını söyledi. “Olayın ciddi olduğunu anladığımda kaçtım. Yerde kanlar içinde hareketsiz yatan bir adam vardı” dedi.

Başka bir tanık da gazeteye, yerde başından yaralanmış çok sayıda insan gördüğünü söyledi.

Norveç Adalet Bakanı Emilie Enger Mehl olayın ülkeyi sarstığını söyledi. Mehl, “Norveç, herkesin bir Cumartesi gecesi dışarıda kendini güvende hissetmesi gereken bir güven topluluğudur” dedi.

Paylaşın

ABD’de Kürtaj Artık Anayasal Hak Değil

ABD Anayasa Mahkemesi bugün, 1973 yılında Roe v. Wade davasındaki kararla yürürlüğe koyulan federal kürtaj hakkı kararını bozduğunu açıkladı. Roe v. Wade kararı, ABD’deki kadınların anayasal olarak kürtaj hakkını tanımış ve bunu ülke çapında yasallaştırmıştı.

Anayasa Mahkemesi’nin bugünkü kararı ise, kürtajı sınırlamak veya yasaklamak isteyen Cumhuriyetçiler’e ve dindar muhafazakarlara önemli bir zafer kazandırdı.

Mahkeme, muhafazakar çoğunluğun desteğinde 3’e karşı 6 oyla, Cumhuriyetçiler’in desteklediği ve 15 haftadan sonra kürtajı yasaklayan Mississippi yasasını onayladı. Roe v. Wade kararını bozmak için yapılan oylamada 5 muhafazakar yargıçtan destek çıktı.

Mahkeme Başkanı Yargıç John Roberts kullandığı oylarda, Mississippi yasasını onayladığını yazarken, Roe v. Wade için kararın bozulmasına karşı çıktı.

Yargıçlar, cenin rahim dışında yaşayabilir hale gelmeden önce kürtaj yapılmasına izin veren Roe v. Wade kararının anlış olduğuna, çünkü ABD Anayasası’nda kürtaj haklarından özel olarak bahsedilmediğine karar verdi.

Ceninin rahim dışında yaşayabilir hale gelmesi hamileliğin 24 ile 28’inci haftaları arasında gerçekleşiyor.

Muhafazakar Yargıç Samuel Alito’nun yazdığı ve mahkemenin Roe’yu bozma ihtimalinin yüksek olduğunu belirten kararın taslak versiyonu Mayıs ayında sızdırılmıştı.

Sızdırılan taslak metin, ülke çapında tartışmalara sebep olmuştu.

Alito tarafından yazılan ve bugün açıklanan karar, sızdırılan taslakla büyük ölçüde benzerdi.

Alito kararında “Anayasa kürtaja atıfta bulunmuyor ve böyle bir hak herhangi bir anayasal hüküm tarafından dolaylı olarak korunmuyor” diye yazdı.

Anayasa Mahkemesi, 1992 yılında Planned Parenthood of Southeastern Pennsylvania v. Casey başlıklı kararında, kürtaj haklarını yeniden teyit etmiş ve kürtaja erişim üzerinde “aşırı yük” oluşturan yasaları yasaklamıştı.

Alito, “Roe en başından beri korkunç derecede yanlıştı. Gerekçesi son derece zayıftı ve kararın zarar verici sonuçları oldu. Roe ve Casey, kürtaj meselesine ulusal bir çözüm getirmek bir yana, tartışmaları alevlendirdi ve bölünmeyi derinleştirdi” ifadelerini kullandı.

Bozma kararına katılan Yargıç Brett Kavanaugh da kürtaj karşıtlarının savunduğu, bir sonraki adımın mahkemenin Anayasa’nın ülke çapında kürtajı yasakladığını ilan etmesi olduğu iddiasına karşı, yazılı görüşünde “Anayasa ne kürtajı yasaklıyor ne de kürtajı yasallaştırıyor” dedi.

Liberal yargıçlardan şerh

Mahkemenin üç liberal yargıcı Stephen Breyer, Sonia Sotomayor ve Elena Kagan ise ortak bir muhalefet şerhi yayınladı.

Üç yargıç,”Gelecek yasaların tam kapsamı ne olursa olsun, bugünkü kararın bir sonucu kesin; kadınların hakları ile özgür ve eşit vatandaşlar olarak statüleri kısıtlandı” diye yazdı.

Yargıçlar bugünkü kararın sonucu olarak, “döllenmenin gerçekleştiği andan itibaren, bir kadının sözünü edebileceği hiçbir hakkı yoktur. Eyaletler, en ağır kişisel ve ailevi bedeller pahasına da olsa, kadını hamileliğini tamamlamaya zorlayabilir” ifadelerini kullandı.

Eşcinsel evlilik kararını da gözden geçirme çağrısı

Muhafazakar yargıç Clarence Thomas da yazılı görüşünde mahkemeyi, doğum kontrol hakkını koruyan, eşcinsel evliliği ülke çapında yasallaştıran ve eşcinsel seksi yasaklayan eyalet yasalarını geçersiz kılan geçmiş kararları yeniden gözden geçirmeye çağırdı.

Mississippi Yasası, kürtaj haklarına ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararının ihlali denilerek alt mahkemelerde engellenmişti.

Anayasa Mahkemesi kararı ise, kürtajı anayasal bir hak olmaktan kaldırıp, eyaletlerin kürtajı yasaklayan yasalar çıkarma gücünü geri getiriyor.

Yirmi altı eyaletin kürtajı yasaklama ihtimaline kesin gözüyle bakılıyor.

Mississippi, Roe v. Wade’in iptal edilmesi durumunda kürtajı yasaklamak için tasarlanmış tetikleyici yasaları olan 13 eyaletten biri.

Kürtajın liberal eyaletlerde yasal kalması muhtemel. Halihazırda on ikiden fazla eyalette kürtaj haklarını koruyan yasalar var.

Çok sayıda Cumhuriyetçi eyalet, son yıllarda Roe örneğini hiçe sayarak çeşitli kürtaj kısıtlamalarını kabul etti.

Roe kararından önce birçok eyalet kürtajı yasaklıyor, hamileliğini sonlandırmak isteyen kadınlara çok az seçenek bırakıyordu.

Bugünkü kararın bir sonucu olarak, Amerika’nın büyük bir bölümünde istenmeyen gebelik yaşayan kadınlar, prosedürün yasal ve erişilebilir olduğu başka bir eyalete seyahat etme, internetten kürtaj hapı satın alma veya potansiyel olarak tehlikeli yasadışı kürtaj yaptırma seçenekleriyle karşı karşıya kalabilirler.

Roe v. Wade’i bozmak, Hıristiyan muhafazakarların ve birçok Cumhuriyetçi yöneticinin uzun zamandır hedefiydi.

Cumhuriyetçi eski Başkan Donald Trump, 2016 yılında adayken, Anayasa Mahkemesi’ne Roe’yu bozacak yargıçlar atama sözü vermişti.

Dört yıllık görev süresi boyunca Trump, Anayasa Mahkemesi’ne üç muhafazakar yargıç atadı. Bu sayı, mahkemenin toplam üye sayısının üçte biri. Trump’ın atamaları mahkemeyi sağa kaydırdı ve mahkemede 3’e karşı 6 muhafazakar çoğunluk oluşturuldu.

Trump tarafından atanan yargıçlar Neil Gorsuch, Brett Kavanaugh ve Amy Coney Barrett kararda çoğunlukta yer alan taraftaydı.

Mississippi’de kalan tek kürtaj kliniği olan Jackson Kadın Sağlığı Örgütü, 2018 yasasına meydan okudu ve Anayasa Mahkemesi’nde Demokrat Başkan Joe Biden yönetiminin desteğini aldı.

Yasa, “tıbbi bir acil durum” veya “ceninde ciddi bir anormallik” olduğunda kürtaja izin veriyor, ancak tecavüz veya ensestten kaynaklanan gebelikler için bir istisna yok.

2018’de bir federal yargıç, Roe emsalini gerekçe göstererek yasayı iptal etti. Merkezi New Orleans’da olan 5. ABD Temyiz Mahkemesi de 2019 yılında aynı sonuca vardı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Pasifik’te Çin’e Karşı ABD Öncülüğünde Yeni Beşli Grup

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve İngiltere, Pasifik ada ülkeleriyle ekonomik ve diplomatik ilişkileri güçlendirmek amacıyla gayri resmi bir grup kurdu.

Euonews Türkçe’den Mustafa Bag’in haberine göre, Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada Başkan Joe Biden yönetiminin, Hint-Pasifik bölgesine daha fazla kaynak aktarma sözü verdiği bildirildi.

5’li grubun kurulması, Çin’in, yabancı yatırıma ihtiyaç duyan Pasifik ada ülkeleriyle ekonomik, askeri ve polisiye alanlarda ilişkilerini güçlendirmeye çalıştığı bir sürece denk geliyor.

PBP (Partners in the Blue Pacific) olarak adlandırılan grup, Pasifik bölgeselciliğini kuvvetlendirmeye ve Pasifik’te yer alan adalarla dünyanın geri kalanı arasındaki ekonomik bağları güçlendirmeye odaklanacak.

“Pasifik toplumlarının yararına olan bu bölgeyi destekleme konusundaki ortak kararlılıkta birleşiyoruz” ifadesine yer verilen Beyaz Saray’ın açıklamasında, “Ayrıca bu vizyonu Pasifik bölgeselciliği, egemenlik, şeffaflık, hesap verebilirlik ve en önemlisi Pasifik Adaları tarafından yönetilen ve idare edilen ilkelere göre nasıl gerçekleştireceğimiz konusunda da bir araya geliyoruz” denildi.

Beyaz Saray Hint-Pasifik Koordinatörü Kurt Campbell yaptığı açıklamada, Washington’ın, stratejik öneme sahip bölgede Çin’e karşı koymak için angajmanını artırdığı bir ortamda daha fazla üst düzey ABD’li yetkilinin Pasifik ada ülkelerini ziyaret etmesini beklediğini söyledi.

PBP, Hint-Pasifik bölgesinde ‘Çin’i dengelemeye’ yönelik bir ittifak olarak değerlendirilen ve ABD, Hindistan, Japonya ve Avustralya’nın katılımıyla kurulan Quad İttifakı’ndan farklı olarak daha ziyade (yine Pekin’e karşı) bölge ada ülkeleriyle ilişkileri güçlendirmeyi amaçlıyor.

Paylaşın

İran’da Kaykay Yaparken Başörtülerini Çıkaran Kızlar Tutuklandı

İran polisi, ülkenin güneyinde tarihi Şiraz kentinde, “kaykay etkinliğinde” başörtülerini çıkaran çok sayıda kızı tutukladı. Polisin, etkinliği düzenleyen organizatörleri de tutukladığı bildirildi.

İran’da 1979 yılında gerçekleşen devrimden bu yana kadınların saçlarını gizlerken, baş ve boyunlarını örtecek şekilde başörtüsü takmaları zorunlu.

Şiraz polis şefi Faraj Shojaee, resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamada, “Bazı genç kızlar, spor müsabakasının sonunda dini ve yasal kurallara uymayıp, başörtülerini çıkardı. Dini ve yasal kurallara saygı gösterilmeden her türlü spor veya spor dışı karma toplantı düzenlenmesi yasak. İhlali yapanlar yasalara göre cezalandırılacak. “dedi.

Polis şefi, etkinliği düzenleyenlerin de yasalar uyarınca cezalandırılacaklarını sözlerine ekledi.

Tutuklamalar, kentteki “Go Skateboarding Day” (Kaykay gününe gidin) sloganıyla düzenlenen etkinlikte çekilen görüntülerin sosyal medyada çok fazla izlenmesinin ardından perşembe günü gerçekleşti.

Şiraz Valisi Lütfullah Şeybani, etkinliği düzenleyenleri ve katılanları eleştirerek, “Bu olayların toplumsal, dini ve ulusal kuralları ihlal etmek amacıyla önceden planlandığından şüphe yok.” ifadesini kullandı.

İran medyası, ülkenin kuzeyindeki bir ormanda pazar günü içki içip, kızlı erkekli dans ettiği ve kızların başörtü takmadığı bir partiye düzenlenen baskında 120 kişinin tutuklandığını duyurmuştu.

(Kaynak: Euronews)

Paylaşın

ABD’de Polis Cinayetine 3,25 Milyon Dolar Tazminat

ABD’nin Minnesota eyaletine bağlı Brooklyn Center’da geçen yıl trafik kontrolü sırasında polisin öldürdüğü Daunte Wright’ın ailesine 3,25 milyon dolar ödeme yapılması için anlaşmaya varıldı.

Polis memuru Kimberly Potter, 20 yaşındaki siyah Daunte Wright’ı 11 Nisan 2021’de silahla vurarak öldürmüştü.

Wright ailesinin avukatı Antonio M. Romanucci, Brooklyn Center yönetiminin aileye tazminat ödemeyi kabul ettiğini açıkladı: “Bu anlaşma özellikle Brooklyn Center’ın küçük boyutlu ve sınırlı kaynakları göz önüne alındığında, tarihi mali sorumluluğu yansıtıyor.”

Brooklyn Center ile varılan anlaşma, eyaletteki haksız ölüm kaynaklı üçüncü en büyük sivil haklar anlaşması oldu.

“Silahını yanlışlıkla kullandı” savunması

20 Yaşındaki siyah Daunte Wright, 11 Nisan 2021’de Minnesota’da polisin trafik çevirmesinde durdurulmuş, hakkında tutuklama kararı bulunan Wright arabasıyla kaçmaya çalışırken vurularak öldürülmüştü.

Wright’ın polis kurşunuyla öldürülmesinin duyulmasıyla Brooklyn Center’da protestolar başlamış, onlarca kişi gözaltına alınmıştı.

Polis Şefi Tim Gannon, Wright’ı vuran 26 yıllık polis memuru Kimberly Potter’in gözaltı sırasında elektroşok tabancası yerine yanlışlıkla normal silahını kullandığını ve olayın kaza olduğunu savunmuştu. 49 yaşındaki beyaz ABD’li Potter ile Polis Şefi Gannon daha sonra görevlerinden istifa etti.

Suçlu bulunan polise 16 ay hapis

Açılan davada 1. ve 2. derece cinayet suçlamasıyla yargılanan Potter, 24 Aralık 2021’de jüri tarafından suçlu bulunmuş, 18 Şubat’ta görülen ceza duruşmasında da 2 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Potter eyalet kanunlarına göre, 2 yıllık hapis cezasının üçte birine tekabül eden 16 aylık süreyi cezaevinde, geri kalan süreyi şartlı tahliye ile geçirebiliyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

8 Milyon Çocuk Açlıktan Ölmek Üzere

UNICEF, 5 yaş ve altındaki 8 milyon çocuğun yetersiz beslenmeden dolayı ölme riskiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. UNICEF, çocuklar için G7 liderlerinden 1,2 milyar dolarlık yardım paketi talep etti.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) gıda kıtlığından en çok etkilenen 15 ülkedeki milyonlarca çocuk için harekete geçti.

Afganistan, Burkina Faso, Çad, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya, Haiti, Kenya, Madagaskar, Mali, Nijer, Nijerya, Somali, Güney Sudan, Sudan ve Yemen’de 5 yaş ve altındaki 8 milyon çocuğun yetersiz beslenmeden dolayı ölme riskiyle karşı karşıya olduğunu açıklayan UNICEF, çocuk ölümlerinde yaşanması muhtemel patlamanın engellenmesine yardımcı olunması için bu ülkeleri bir “hızlandırma planına dâhil ettiğini” duyurdu.

UNICEF, küresel gıda krizinin etkilerinin ağırlaşmasından ötürü sene başından beri 260 bin çocuğun daha ölüm riski seviyesine geldiğini ve bunun dakikada bir çocuk anlamına geldiğini belirterek alınması gereken önlemlerin aciliyetine dikkat çekti. Yaşanan krizin derinleşmesinde, Ukrayna savaşı sebebiyle artan gıda fiyatları, birçok ülkede iklim değişikliği nedeniyle görülen uzun süreli kuraklık ve pandeminin ekonomik etkilerinin rol oynadığı belirtildi.

Söz konusu 15 ülkenin acilen gıda ve ilaç yardımına ihtiyaç duyduğunu ifade eden UNICEF, önümüzdeki günlerde Almanya’da bir araya gelecek olan G7 liderlerine çağrıda bulundu.

UNICEF; Almanya, ABD, Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya ve Kanada’dan oluşan G7 liderlerinden 1,2 milyar dolarlık bir yardım paketi talep etti.

Paylaşın

Su Altında Bayılan Yüzücüyü Koçu Kurtardı

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen 2022 Dünya Su Sporları Şampiyonası’nda kadınlar tek artistik yüzme finallerinde ABD’yi temsil eden yüzücü Anita Alvarez performansı esnasında bayıldı.

Suyun altında hareketsiz kalan yüzücüyü suya atlayan koçu Andrea Fuentes kurtardı. ABD’li yüzücünün durumunun iyi olduğu ve herhangi bir hayati tehlikesi olmadığı belirtildi.

İspanyol Marca gazetesine konuşan Fuentes, “Çok büyük bir korkuydu. Cankurtaranlar atlamadığı için ben suya atlamak zorunda kaldım. Nefes almadığını gördüm ve çok korktum. Ama neyse ki şu anda durumu çok iyi” dedi.

Fuentes, sporcusunun Cuma günkü takımla birlikte yarışmaya katılması için Perşembe günü dinleneceğini söyledi.

Amerikan CBS kanalı, Alvarez’in bayılma nedeninin bulunması için önümüzdeki günlerde bazı testlere tabi tutulacağını aktardı.

Üçüncü kez dünya şampiyonasına katılan 25 yaşındaki yüzücü madalya için yarışıyordu ancak yarışmada yedinci olabildi. Japon yüzücü Yukiko Inui altın madalya alırken, Ukraynalı Marta Fiedina gümüş ve Yunan Evangelia Platanioti de bronz madalya aldı.

Bu Alvarez’in ilk bayılma olayı değil. Sporcu geçtiğimiz yıl Barcelona’daki olimpiyat elemelerinde de bayılmıştı. Olayın ardından CBS’e bağlı WIVB televizyonuna konuşan Alvarez’in annesi, bunun öncesinde de kızının bayıldığını gördüğünü ancak ilk kez bir yarışmada böylesi bir olayın yaşandığını söylemişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Fransız Kadın Bakan Hakkında Hastalarına Cinsel İstismar Soruşturması

Fransa’da Kalkınma, Frankofoni ve Uluslararası Ortaklıklardan Sorumlu Devlet Bakanı Chrysoula Zacharopoulou hakkında iki hemcinsi tarafından tecavüzle suçlanmasının ardından soruşturma açıldı. 

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Paris Cumhuriyet Savcılığı’na Frankofoni ve Uluslararası Ortaklıklardan Sorumlu Devlet Bakanı Chrysoula Zacharopoulou hakkında iki kadın şikayette bulundu.

Daha önce Jinekolog olarak görev yapan Bakan Zacharopoulou hakkındaki ilk şikayet başvurusu 25 Mayıs, ikincisi ise 16 Haziran’da yapıldı. Savcılık ilk başvurudan iki gün sonra şikayetle ilgili soruşturma başlattı.

Şikayetçilerin jinekolog olarak görev yapan Bakan Zacharopoulou’yu tedavi sırasında tıbbi amacı aşan cinsel müdahalede bulunmakla suçladıkları ifade edildi.

İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ile Bakan Damien Abad hakkında ayrı ayrı tecavüz suçlamaları gündeme gelmiş ve her ikisi de bu suçlamaları reddetmişti.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, her iki bakanın da henüz mahkum edilmediği için suçsuz sayılmaları gerektiğini belirterek masumiyet karinesine dikkat çekiyor.

7 Mayıs 1976 doğumlu olan Chrysoula Zacharopoulou’n mesleği jinekolog. Zacharopoulou, siyasete atılmadan önce son olarak Paris yakınlarındaki Saint – Mande’deki Begin Askeri Eğitim Hastanesinde çalıştı.

Paylaşın

Sri Lanka Başbakanı Wickremesinghe: Ülke Ekonomisi Çöktü

Sri Lanka Başbakanı Ranil Wickremesinghe, aylardır tarihinin en büyük krizini yaşayan ülkesinin ekonomisinin çöktüğünü ve petrol ithalatı için bile ödeme yapamadıklarını duyurdu.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre, Başbakan Wickremesinghe, parlamentoda yaptığı konuşmada, Sri Lanka’nın yakıt, gaz, elektrik ve gıda kıtlığının ötesinde ciddi bir durumla karşı karşıya olduğunu söyleyerek “Ekonomimiz tamamen çöktü.” ifadesini kullandı.

Petrol ithalatı için bile ödeme yapılamadığını söyleyen Wickremesinghe, hükümetin söz konusu krizi geri çevirme şansını kaçırdığını belirtti.

Milletvekillerine seslenen Wickremesinghe, “Şu anda Ceylon Petroleum Corporation’ın 700 milyon dolar borcu var. Sonuç olarak, dünyadaki hiçbir ülke veya kuruluş bize yakıt sağlamaya istekli değil. Hatta nakit yakıt sağlamaya bile isteksizler” ifadelerini kullandı.

Sri Lanka Başbakanı, “En azından başlangıçta ekonominin çöküşünü yavaşlatacak adımlar atılmış olsaydı, bugün bu zor durumla karşı karşıya kalmazdık. Ama bu fırsatı kaçırdık. Şimdi dibe doğru olası bir düşüşün işaretlerini görüyoruz” diye konuştu.

Sri Lanka’daki durum

Tarihinin en büyük ekonomik kriziyle karşı karşıya olan ülkede halk, elektrik kesintilerinin günde 13 saati bulmasının ardından mart sonunda protestolarını yoğunlaştırmıştı.

Başbakanlık Ofisi’nin çevresinde 9 Mayıs’ta toplanan göstericiler ile hükümet yanlıları arasında arbede yaşanmış, başkent Kolombo’da askeri birlikler göreve çağrılmıştı.

Muhalefetin artan baskısı sonrası Başbakan Mahinda Rajapaksa, 9 Mayıs’ta istifa etmiş, kabine de feshedilmişti.

Devlet Başkanı Gotabaya Rajapaksa, ülkede daha önce 3 dönem başbakanlık yapan Ranil Wickremesinghe’yi 12 Mayıs’ta başbakanlığa atamıştı.

Şiddet olayları sonrası ülke çapında sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş, hükümet, protestolar sırasında kamu malına veya başkalarına zarar veren herkese ateş açılması talimatı vermişti.

Ülke çapına yayılan protestolarda aralarında iktidar partisi milletvekili ile 2 polisin de bulunduğu 8 kişi hayatını kaybetmiş, 250 kişi yaralanmıştı.

Sri Lankalılar halihazırda yakıt sıkıntısı, elektrik kesintileri ve artan gıda ile ulaşım fiyatları nedeniyle zor günler geçiriyor.

Paylaşın

Tesla, Binlerce Çalışanı İşten Çıkaracak

Dünyanın en varlıklı insanı Elon Musk elektrikli otomobil üreten şirketi Tesla’da üretim bölümünde binlerce pozisyonun kapatılacağını açıkladı. Musk buna karşılık saat başı ücretle çalışanların sayısının arttırılacağını kaydetti.

Musk Salı günü Katar Ekonomi Forumu’nda yaptığı açıklamada ekonomik yavaşlama endişesi nedeniyle gelecek üç ay içerisinde bordrolu çalışanların toplam yüzde 3,5’inin işine son verileceğini söyledi. Buna göre 100 bin çalışanı bulunan Tesla’da 3 bin kişinin işini kaybetmesi bekleniyor.

Eski çalışanlardan dava

Öte yandan Tesla’nın eski çalışanları şirkete karşı dava açtı. Eski çalışanlar şirketin önceden bildirimde bulunmadan ABD’de çalışanlarını “toplu olarak işten çıkarmak” ile şirketin federal yasaları ihlal ettiğini savunuyor.

Şirketin Nevada’daki devasa fabrikasında işten çıkarılan iki eski çalışanının dava başvurusunu Texas’ta Pazar akşamı yaptığı bildirildi. Dava dosyasına göre Nevada fabrikasında 500 kişi işten çıkarıldı.

Eski çalışanlar Tesla’nın 60 gün ihbar süresi gerektiren toplu işten çıkarmalarla ilgili olarak yasalara uymadığını iddia ediyor.

İşçiler Tesla’nın ABD‘nin diğer eyaletlerindeki fabrikalarından da Mayıs ya da Haziran ayında ihbar süresi tanınmadan benzer şekilde işten çıkarılan diğer işçilerle birlikte toplu dava açmak istiyor.

Dava dilekçesinde “Tesla çalışanlarına fesihlerin derhal yürürlüğe gireceğini bildirdi” denildi.

Tesla CEO’su dünyanın en varlıklı insanı Elon Musk bu ay başında yaptığı bir açıklamada ekonomiyle ilgili olarak “süper kötü bir hissiyatı” olduğunu söylemiş ve Tesla’nın çalışan sayısını yüzde 10 azaltması gerektiğini belirtmişti.

Reuters’ın haberine göre bu ay 20’den fazla Tesla çalışanı işten çıkarıldığını veya pozisyonlarının kapatıldığını söylüyor.

Haziran ayında işten çıkarılan davayı açan eski çalışanlar John Lynch ve Daxton Hartsfield, 60 günlük bildirim süresi için maaş ve sosyal yardımlardan faydalanmak istiyor.

Musk davayı “önemsiz” olarak niteledi

Tesla işten çıkarılan çalışan sayısı ile ilgili yorum yapmazken Elon Musk davayı “önemsiz” olarak niteledi.

Katar Ekonomi Forumu’nda konuşan Musk “Önleyeci ve geçerliliği olmayan bir davaya gerektiğinden fazla anlam yüklemeyelim,” dedi ve ekledi “Öyle görünüyor ki Tesla’ya dair, önemsiz ya da önemli ne olursa olsun, herşey çok klik alıyor. Bu sözünü ettiğiniz davayı önemsiz kategorisine koyuyorum.”

Eski Çalışanları temsil eden Shannon Liss-Riordan işçileri korumak için çıkarılan federal iş yasalarını açıkça ihlal eden dünyaın en varlıklı kişisinin “önemsiz” değerlendirmesini oldukça düşündürücü bulduğunu söyleyerek “İki ay maaş ödemek onun için önemsiz olsa da şirketi bugünlere getiren çalışanlar için çok önemli” dedi.

Avukat Tesla’nın bazı çalışanlara bir hafta kıdem taminatı ödemeyi önerdiğini ancak Tesla’nın bunun karşılığında çalışanlardan feragat almaya çalışmasını engellemek için mahkemeye acil bir başvuru yapacağını söyledi.

Dava, Batı Teksas bölgesi ABD Bölge Mahkemesi’nde açıldı.

Paylaşın