Suriye’de 10 Yılda 306 Bin 887 Sivil Çatışmalarda Yaşamını Yitirdi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Suriye’deki çatışmalarda sivillerin durumuna ilişkin BM İnsan Hakları Konseyi’nin son raporunu Salı günü açıkladı. Rapora göre, 1 Mart 2011 ile 31 Mart 2021 tarihleri arasında ülkede 306 bin 887 sivil çatışmalar nedeniyle yaşamını yitirdi.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre BM İnsan Hakları Konseyi, çeşitli kaynaklara dayanarak oluşturduğu sivil ölümlere ilişkin raporunda adları, ölüm tarih ve yerleri belgelenen 143 bin 350 sivil ölüm gerçekleştiğini, ancak haklarında detaylı bilgi olmayan noktaların ilişkilendirme ve çeşitli çoklu sistem tahminleri kullanılarak birleştirilmesiyle en az 163 bin 537 sivil ölümünün daha meydana geldiğinin çıkarsandığını belirtiyor. Buna göre, toplam sivil ölüm sayısının en az 306 bin 887 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Raporu açıklayan BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, bu ölümlerin yalnızca istatistikler sayılardan ibaret olmadığını haytalarını kaybetmiş insanları gösterdiğini vurguladı. Bachelet, 306 bin 887 sivilin her birinin ölümünün, ait oldukları aile ve topluluk üzerinde derin ve yankılanan bir etkisi olduğunu ve olmaya devam edeceğini dile getirdi.

Tablo çatışmanın ciddiyetini anlatıyor

Sivil toplum kuruluşlarının ve BM’nin çatışmalara bağlı ölümleri izleme ve belgeleme çalışmalarının, bu ailelerin ve toplulukların gerçeği ortaya koymasına, hesap sormasına ve etkili çareler aramasına yardımcı olmasının anahtarı olduğunu belirten Bachelet, raporun ortaya koyduğu tablonun aynı zamanda çatışmanın ciddiyeti ve ölçeği hakkında daha net bir fikir vereceğini sözlerine ekledi.

Her gün 83 sivil can veriyor

Bu sayının doğrudan askeri operasyon ve çatışmaların sonucu olarak öldürülen insanları kapsadığını kaydeden Bachelet, “Bu sayıya sağlık hizmetlerine, gıdaya, temiz suya erişemedikleri ve diğer temel insan hakları ihlalleri sonucu ölen çok daha fazla sivili içermiyor” dedi.

Son on yılda günlük ortalama 83 sivilin çatışmalarda yaşamını yitirdiğini belirten Bachelet, bu sayının Suriye’nin toplam nüfusunun yüzde 1,5’ini temsil ettiğini ifade etti. Bachelet, tüm tarafları sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası insancıl hukuk normlarına saygı göstermeye çağırdı.

Bilgiler 10 ayrı kurumdan

BM’nin yaşanan sivil ölümlere ilişkin yaptığı bu istatistiksel çalışma için 10 yıl boyunca farklı dönemlere ilişkin sekiz bilgi kaynağı kullandı. Bunlar arasında Şam İnsan Hakları Araştırmaları Merkezi, Suriye Merkezi İstatistik ve Araştırma Merkezi, Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İhlaller Dokümantasyon Merkezi, Suriye Şüheda kayıtları, Suriye Devlet kayıtları ve BM İnsan Hakları Ofisi’nin kendi kayıtları bulunuyor.

Paylaşın

Türkiye Vetoyu Çekti, İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyelik Yolu Açıldı

Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreçleri hakkında üçlü memorandum imzalandı. Memoranduma Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, İsveç Dışişleri Bakanı Anne Linde imza attı.

NATO Zirvesi’nin düzenlendiği Madrid’deki IFEMA Fuar Merkezi’ndeki imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson katıldı.

İmza töreninde memorandum ile ilgili açıklama yapılmadı. Memorandumla ilgili açıklamanın kısa süre içinde yapılması bekleniyor. Haber ajansları, Finlandiya ve İsveç’in PKK ve uzantılarıyla mücadelede Türkiye ile tam iş birliği konusunda anlaştığını yazdı.

İmzalanan belgenin ardından Türkiye’nin iki İskandinav ülkesine uyguladığı NATO üyelik vetosunu kaldıracağı kaydedildi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım için Türkiye ile mutabakata vardığını, Türkiye’nin endişelerinin giderileceğini söyledi.

Memorandum önce dörtlü görüşme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdelena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in katıldığı dörtlü görüşme yapmıştı.

Madrid’de NATO Zirvesinin yapıldığı IFEMA Kongre Merkezi’ndeki dörtlü görüşmeye, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö, İsveç Başbakanı Andersson ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg katıldı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in ev sahipliğinde basına kapalı gerçekleştirilen görüşme 2 saat sürdü.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan da hazır bulundu.

“İlerleme kaydedildi”

İsveç ve Finlandiya, üç ülkeden diplomatların yürüttüğü ön görüşmelerde belli ölçüde ilerleme kaydedildiğini duyurmuştu.

“İlerleme kaydettik. Bu kesin” ifadesini kullanan İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, “Bugün olumlu bir şeyler yaşanmasına hazırlıklıyız. Tabii daha fazla zaman almasına da” demişti. Svenska Dagbladet gazetesine konuşan Linde, “Sabırlı olmalıyız ve zirveden sonra da görüşmeleri sürdürmeliyiz” diye eklemişti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö de diplomatların gerçekleştirdiği toplantılar sonucunda “taraflar arasındaki anlayışın” arttığını belirtmişti ancak Linde’ye kıyasla daha temkinli konuşmuştu. Niinistö, görüşmeden çıkacak sonuçla ilgili olarak “şu aşamada ne iyimser ne de kötümser olduğunu” belirtmişti. Fin medyasına konuşan Niinistö, Erdoğan’la görüşmeye “ön yargısız şekilde gittiklerini” sözlerine eklemişti.

Erdoğan-Biden görüşmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile de bir araya gelmesi bekleniyor. Madrid’deki NATO zirvesine gitmek için Ankara’dan ayrılmadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bu sabah Sayın Biden ile de bir görüşme yaptık. Bu akşam veya yarın tekrar bir araya gelme arzusunu ifade etti, biz de ‘olabilir’ dedik” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray da Biden’ın Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinin ardından kısa bir açıklama yayımladı. Yapılan yazılı açıklamada, “Biden’ın NATO zirvesinde Erdoğan’ı görmeyi sabırsızlıkla beklediğini ifade ettiği” bildirildi.

ABD Başkanı’nı taşıyan Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Biden ile Erdoğan arasındaki görüşmenin yarın gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Sullivan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Biden’ın yarın bir noktada konuşma fırsatının olacağını umuyoruz” dedi. Biden’ın “arabulucu rol” üstlenmeyeceğini belirten Sullivan, ABD Başkanı’nın bu konudaki sorumluluğu NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e bırakacağını söyledi.

Birçok uzman, yaşanan sorun Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında olsa da Biden’ın çözüm sürecine daha doğrudan müdahil olması hâlinde krizin aşılmasının kolaylaşacağı görüşündeydi. Bu dahlin Erdoğan ile Biden arasındaki bir ikili görüşme şeklinde olabileceği yorumları yapılıyordu. Biden ve Erdoğan son olarak Ekim 2021’de İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen G20 zirvesi kapsamında ikili bir görüşme gerçekleştirmişti.

Paylaşın

G7’den ‘Çin’in İpek Yolu’na Alternatif Proje

ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa, Japonya ve Kanada’dan oluşan G7’nin liderleri, gelişmekte olan ülkelerde altyapının finansmanı için 600 milyar dolar fon sağlama kararı aldı.

G7’nin planı, “Çin’in İpek Yolu” olarak nitelendirilen “Kuşak ve Yol” Projesi’ne alternatif bir girişim. Çin’in trilyonlarca dolarlık altyapı inisiyatifi, ülkeleri çok fazla borçlandırdığı gerekçesiyle eleştiriliyordu.

G7’nin Küresel Altyapı ve Yatırım için Ortaklık Planı geçen yıl İngiltere’de yapılan G7 görüşmelerinde gündeme gelen bir progam.

ABD Başkanı Joe Biden, planın herkes için kazançlı olacağını söyledi. Biden, G7’nin planı için “Net olmak istiyorum. Bu yardım ya da hayır girişimi değil. Herkese kazanç sağlayacak bir yatırım. Ülkelerin demokrasilerle ortaklık yapmanın somut yararlarını görmesine yardımcı olacak” dedi.

Plan kapsamında ABD; hibeler, federal fonlar ve özel yatırımlardan 200 milyar dolarlık bir bütçe vadetti. Avrupa Birliği de 300 milyar euroluk kaynak sözü verdi.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, projenin amacının “kalkınmakta olan ülkelerdeki ortaklarımıza bir seçenekleri olduğunu göstermek için olumlu bir yatırım duygusu sunmak” olduğunu söyledi.

Altyapı programı ilk olarak 2021’de İngiltere’de yapılan G7 toplantısında gündeme gelmişti. O dönem “Daha iyi bir dünya inşa et” adını taşıyan ABD öncülüğündeki planda gelişme kaydedilememesi üzerine adı Küresel Altyapı ve Yatırım için Ortaklık Planı olarak değiştirilmiş ve 2022 G7 zirvesinin gündemine alınmıştı.

G7 ülkeleri yeni planlarıyla iklim değişikliğiyle mücadeleyi, küresel sağlığı iyileştirmeyi, cinsiyet eşitliğini ve dijital bir altyapı geliştirmeyi hedefliyor. Büyük projeleri arasında, Angola’da güneş enerjisiyle çalışan bir tesis, Senegal’de bir aşı fabrikası ve Mısır ve Afrika Boynuzu üzerinden Singapur’u Fransa ile bağlayacak 1609 kilometre uzunluğunda bir su altı telekomünikasyon kablosu da sayılıyor.

G7’nin planı, Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne karşı gündeme gelmişti.

Çin, lideri Şi Cinping’in 2013’te duyurduğu proje ile gelişmekte olan ülkelere liman, yol ve köprü gibi altyapı projelerinde finansman sağlıyor.

Kuşak ve Yol İnisiyatifi, ticari ilişkileri geliştiriyor. Ancak inisiyatif, aynı zamanda zaten borç yükü altında ezilen ülkelere yüksek faizli krediler sağladığı ve bu ülkeler borçlarını ödeyemedikleri takdirde önemli varlıklarına el koyma aracı olarak kullanıldığı gerekçesiyle eleştiriliyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den ‘Uyuşturucu Kullanımı Artıyor’ Uyarısı

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC), dünyada 275 milyon kişinin uyuşturucu kullandığını ve 36 milyon kişinin uyuşturucu bağımlılığı ve suistimali kaynaklı sağlık sorunları yaşadığını bildirdi.

UNODC’nin 2021 Dünya Uyuşturucu Raporunda, dünyada esrar kullanımındaki artışın etkilerine de dikkat çekildi. Son 24 yılda esrar kullanımının dört kat arttığına işaret eden rapor, diğer yandan esrarı zararlı bir uyuşturucu olarak algılayan gençlerin oranının ise Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) yüzde 40, Avrupa’da ise yüzde 25 oranında azaldığını bildirdi.

Raporda ayrıca, esrarın özellikle uzun süreli kullanımında çeşitli sağlık sorunlarına yol açtığı vurgulanarak gençlerin uyuşturucunun zararları konusunda eğitiminin önemine işaret edildi.

2030’a kadar yüzde 11’lik artış bekleniyor

Rapora göre esrar dışında daha ağır uyuşturucuların kullanımı da küresel çapta önemli oranda artmış durumda. 2010-2019 yılları arasında uyuşturucu kullananların oranının yüzde 22 arttığı, bunda küresel nüfustaki artışın da rol oynadığı belirtildi. Nüfus hesaplamalarına göre uyuşturucu kullanımında 2030 yılına kadar yüzde 11’lik artış öngörülüyor. Artışın en fazla yüzde 40’lık oranla hızla artan genç nüfusa sahip Afrika’da kaydedilmesi bekleniyor.

Raporda yer verilen tahminlere göre dünyada 15-64 yaş arası nüfusun yaklaşık yüzde 5,5’inin geçen yıl en az bir kez uyuşturucu kullandığı belirtildi. Uyuşturucu kullananların yüzde 13’üne tekabül eden 36,3 milyon kişinin de uyuşturucu suistimali kaynaklı sağlık sorunları yaşadığı kaydedildi.

Şırınga kullananların yarısı Hepatitli

Dünya çapında başta opioidler olmak üzere şırınga yoluyla uyuşturucu alanların sayısının 11 milyon olduğu ve bu kişilerin yarısının Hepatit C virüsü taşıdığı bildirildi. Eroinin de aralarında bulunduğu opioidlerin Kuzey Amerika’da en tehlikeli uyuşturucu olmayı sürdürdüğü ve aşırı dozdan ölenlerin sayısının 2021 yılında bir önceki yıla göre yüzde 17 artarak 108 bine yükseldiği de söz konusu raporda yer aldı.

Raporda Dark Web üzerinden uyuşturucu satışlarındaki artışa da dikkat çekilerek, Dark Web’in on yıllık geçmişine rağmen buradan uyuşturucu satışlarının dört kat artarak yılda 315 milyon dolarlık bir hacme ulaştığı belirtildi.

Avrupa’ya kokain tedarik zincirinin de çeşitlenmeye başladığı ve kalite yükselirken fiyatların düşmesinin Avrupa’da kokain piyasasının daha da gelişmesi tehlikesini beraberinde getirdiği kaydedildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Rusya, 1918’den Beri İlk Kez Temerrüde Düştü

Rusya, 104 yıldır ilk kez bir borç ödemesinde temerrüde düştü. Ülkenin yaklaşık 100 milyon dolarlık 27 Mayıs vadeli iki eurobond kupon ödemesinde 1 aylık ek süre doldu ve bu ödemeler için temerrüt ilan edildi.

Rusya’nın yükümlülüğünü karşılayacak parası ve isteği vardı ancak yaptırımlar bu ödemenin yapılmasını imkansız kıldı.

Kremlin, Rusya’nın prestijine büyük darbe vuran bu gelişmeyi önlemek için kararlıydı ancak temerrüt önlenemedi.

Rusya son kez dış borcunu ödeyemediğinde yıl 1918’di. Komünist lider Lenin, Rus imparatorluğundan kalan borçları ödemeyi reddetmişti.

Ülke 1998 yılında Boris Yeltsin döneminin kaosu içinde de iç borç nedeniyle temerrüde düşmüştü ama dış borçlarını ödeyebilmişti.

Rusya ABD ve Avrupa Birliği tarafından getirilen yaptırımlar ilk ilan edilmeye başladığından bu yanma temerrüde doğru kaçınılmaz bir rota içindeydi.

Yaptırımlar, ülkenin yatırımcılara olan ödemelerini yapabilmesine olanak veren, uluslararası bankacılık sistemine erişimini sınırlıyor.

Rusya tüm ödemelerini zamanında yapabilmek istediğini açıklamış ve şu ana kadar da bunda başarılı olmuştu.

Temerrüde düşen faiz ödemesinin ilk ödeme tarihi 27 Mayıs’tı. Rusya paranın, yatırımcılara gönderilmesi amacıyla Euroclear’a yatırıldığını açıkladı.

Ama Bloomberg’ün haberine göre para orada takıldı ve kredi verenlere ulaşmadı.

30 günlük son ödeme tarihinin Pazar gecesi bitmesiyle de borç temerrüde düşmüş oldu.

Euroclear paranın bloke olup olmadığını açıklamadı ama yaptırımlara uyulduğunu söyledi.

Bu gelişme, ABD Hazine Bakanlığı’nın, yatırımcılarının Rusya’dan ödemelerini alabilmelerini sağlayan ‘özel istisnayı’ uzatmaması sonrası kaçınılmaz hale gelmişti.

‘Tüm bu olanlar bir komedi’

Kremlin artık bu kaçınılmaz durumu kabul etmişe benziyor. 23 Haziran itibariyle çıkarılan bir kararname ile, anlaşmalar dolar ve euro üzerinden yapılmış olsa dahi, tüm gelecekteki borç ödemelerinin Ruble ile Rusya bankalarından yapılacağı duyuruldu.

RIA Novosti ajansına konuşan Maliye Bakanı Anton Siluanov, yabancı yatırımcıların paralarını alamayabileceklerini de doğruladı.

Bakan, “Herkes temerrüt diye bir şeyin olmadığının farkında. Tüm bu olanlar bir komedi” dedi.

Temerrüde düşmek bir ülkenin borç ödemeyi reddetmesi veya ekonomisinin zayıflığı nedenleri ile gerçekleşebiliyor.

Temerrüdün sembolik sonuçlarının yanında Rusya için günlük sonuçları da olacak.

Temerrüde düşen ülkeler borç bulmakta zorlanıyor. Ancak hali hazırda Rusya’nın Batılı piyasalardan borç bulması yaptırımlarla imkansız bir hale getirildi.

Bakan Siluanov, fosil yakıtlardan günlük bir milyar dolar elde ettiği ifade edilen ülkenin yeni borç alma gibi bir planı olmadığını söylemişti.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

İran, Zülcenah Uydu Fırlatıcısını İkinci Kez Test Etti

Avrupa Birliği ile nükleer anlaşmayı canlandırma pazarlığı yapan İran, Zülcenah uydu fırlatıcısını ikinci kez test etti. İlk deneme geçen yıl şubat ayında gerçekleştirilmişti.

Nükleer anlaşmaya dönmesi için pazarlık yapılan ABD, uydu taşıyıcılarına nükleer başlık takılabileceği gerekçesiyle Tahran’ın bu adımlarından rahatsızlık duyuyor.

Devlet televizyonuna konuşan Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcü, “Zülcenah uydu fırlatıcısının üçüncü geliştirme aşaması, bugünkü fırlatma sırasında elde edilen bilgilerin bir kombinasyonuna dayanacak” ifadelerini kullandı.

Bakanlık sözcüsü açıklamasında testin başarılı olup olmadığına dair herhangi bir ifade kullanmadı.

İran haber ajansları ise Savunma Bakanlığı’na dayandırdıkları haberlerinde testin başarılı olduğunu duyurdu.

Yerli üretim, katı yakıtla çalışan motora sahip roketin, 220 kilogram ağırlığındaki uyduyu 500 kilometre yüksekliğe taşıma yeteneği bulunduğu belirtildi.

Uydu fırlatıcısının test edildiği açıklaması İran ile ABD ve AB’nin de arasında bulunduğu büyük güçlerce 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmanın tekrar canlandırılması için müzakerelerin başlayacağı haberinin ardından geldi.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Viyana nükleer müzakereleri kapsamında dün başkent Tahran’a gitti.

İran tarafı görüşme sonrası “Borrell’e önümüzdeki günlerde müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğumuzu belirttik. Umuyoruz ki bu sefer Amerikan tarafı, müzakerelere giden yolda ve anlaşmanın son noktasına varılmasında gerçekçi ve adil adımlar atacaktır.” açıklamasında bulundu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İspanya’ya Girmeye Çalışan Onlarca Göçmen Öldürüldü

Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki toprağı Melilla kentine 24 Haziran’da geçmeye çalışan mültecilerle Fas güvenlik güçleri arasında arbede ve ardından izdiham yaşandı. Fas polisinin ateş açtığı da iddia edildi.

Melilla’daki Fas-İspanya sınırında 24 Haziran sabahı yaşanan olayda, Fas tarafındaki yaklaşık 1500 mülteci 10 metre uzunluğundaki dikenli tel örgülerin olduğu sınır hattına gitti. Fas polisi ve İspanya makamları, mültecileri güvenlik güçlerine taş ve asit atarak saldırmakla suçladı. Mültecilerden 133’ü Melilla’ya geçti, İspanya tarafında da yaralılar olduğu açıklandı.

Fas yetkilileri ölü sayısını 18 olarak açıkladı ancak İspanya merkezli sivil toplum örgütü Caminando Fronteras 37 mültecini öldürüldüğünü belirledi.

Caminando Fronteras’ın Sözcüsü Helena Maleno, sınırdaki dikenli tel örgülerden atlayıp İspanya tarafına geçmeye çalışan mültecilerden Fas tarafında ölenlerden sayısının 18 değil 37 olduğunu, halen ağır yaralılar bulunduğunu, ölü sayısının daha da artabileceğini açıkladı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Maleno, “Melilla’daki trajedide 37 kişinin öldüğünü doğruluyoruz. Bu nihai sayı değil, daha da artabilir” dedi.

Fas İnsan Hakları Birliği (AMDH) temsilcileri en az 29 can kaybı olduğunu söyledi. Sosyal medyada, Fas’ın Nador kentinde yerde yatan mültecilerin görüntüleri paylaşıldı.

Şeffaf soruşturma çağrısı

Koalisyon hükümetinin küçük ortağı Unidas Podemos ile Podemos’dan ayrılan bazı siyasetçilerin kurduğu Mas Pais partileri, Fas yönetimini övdüğü için Başbakan Pedro Sanchez’i eleştirdi.

Podemos’un lideri ve Çalışma ve Sosyal Ekonomi Bakanı Yolanda Diaz, “Melilla’dan gelen görüntülerden şok oldum. Haksız yere hayatlarını kaybeden tüm insanların yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yaşananların ne olduğu açıklığa kavuşturulmalıdır. İnsan haklarına saygılı bir göç politikasına her zaman destek vereceğim” dedi.

Ana muhalefetteki Halk Partisi de Melilla’da yaşananlarla ilgili her şeyin şeffaf bir şekilde araştırılmasını istedi.

Sanchez: Sorumlu, insan kaçakçıları

Başbakan Sanchez, Brüksel’deyken basının soruları üzerine olaylara ilişkin “İspanyol hükümeti adına, Fas hükümeti ile yaptığımız ve en iyi ilişkilere ve yakın iş birliğine duyulan ihtiyacı gösteren olağanüstü iş birliğine teşekkür etmek isterim. Maalesef bugün Melilla kentinde yaşananlarda da gördüğümüz gibi düzensiz göçe karşı mücadelede ve içişlerinin yakın iş birliğine ihtiyaç olduğu görüşmüştür” açıklamasını yapmıştı.

Sanchez, binlerce mültecinin sınıra akın etmesinden “insan kaçakçılığı yapan mafyaların” sorumlu olduğunu ileri sürdü.

 

Paylaşın

Gece Kulübünde En Az 20 Kişi Ölü Bulundu

Güney Afrika’nın East London kentindeki bir gece kulübünde 20 kişinin cansız bedeni bulundu. Kulüptekilerin ölüm nedenleri belirsizliğini korurken, polis bölgede geniş çaplı bir soruşturmanın başlatıldığını duyurdu.

Doğu Cape bölgesindeki olay yerine çok sayıda ambulans ve kurtarma görevlisinin gönderildiği bildirildi. Kulüptekilerin ölüm nedenleri belirsiz, yetkililer önceliklerinin otopsi yapmak olacağını söyledi.

Yerel Daily Dispatch gazetesi, Enyobeni Tavernası’ndaki cesetlerin, oldukları yerde yığılmış gibi göründüklerini yazdı. Polis Sözcüsü, gazetecilere ölenlerin çoğunun 18-20 yaşlarındaki genç yetişkinler olduğu açıkladı.

Sabaha karşı yaşanan olayın ardından Doğu Cape Başbakanı Oscar Mabuyane ölüm nedenine dair herhangi bir şey söylemedi ama “sınırsız alkol tüketimini” kınadı.

Mabuyane, Polis Bakanı Bheki Chele’nin, soruşturmaya yardımcı olacak ek bir uzman ekibiyle Doğu Cape’e gittini açıkladı.

Mabuyane ayrıca “Buna inanamıyoruz…Herhangi bir hastalığı olmayan gençler, aileleriyle kış tatilinin tadını çıkartması gereken gençler, öylece yaşamlarını kaybetti” dedi.

Daha önce Polis Komiseri Nomthetheleli Lilian Mene, ulusal yayıncı SABC’ye yaptığı açıklamada, “tavernanın içinde izdiham yaşandığı” iddiasından bahsetmişti.

Ancak olay yerine giren Daily Dispatch, kurbanların üzerinde görünür yaralanmalar olmadığını bildirdi.

Gazete, dans pistindekilerin sanki dans ederken çöküp kaldıklarını, sandalye ve masalarda öylece yattıklarını yazdı.

Bir Sağlık Bakanlığı Sözcüsü, cesetlerin çeşitli morglara kaldırıldığını ve ölüm nedenini belirlemek için en kısa sürede otopsilerin yapılacağını bildirdi.

Paylaşın

BM: Gıda Krizi 2023’te Felakete Dönüşebilir

Birleşmiş Milletler (BM)Genel Sekreteri Antonio Guterres, dünyanın şimdiye kadar eşi görülmemiş bir küresel açlık kriziyle karşı karşıya olduğunu belirterek, gelecek yıl durumun bir felakete dönüşebileceği uyarısında bulundu.

Berlin’de gıda güvenliği konulu uluslararası bir konferansa videolu mesaj gönderen Guterres, Ukrayna’daki savaşın, yıllardır ortaya çıkan sorunları daha da karmaşık hale getirdiğini, iklimin değişikliği ve COVID-19 salgınının küresel açlığı ve gıda krizini tetiklediğini ifade etti. BM Genel Sekreteri, ülke liderlerine yaptığı çağrıda, “Şimdi harekete geçmezsek felaketi önleme konusunda çok geç kalmış oluruz” dedi.

Guterres, geçen ay Afrika’nın Sahel bölgesini ziyareti sırasında liderlerin bu konuda kendisini uyardığını belirterek, “Afrika Boynuzu da son yılların en büyük kuraklığını yaşıyor. Dünya Gıda Programı’na göre, son iki yılda, dünya genelinde güvenli gıdaya ulaşamayanların sayısı iki kattan fazla artarak 276 milyon kişiye çıktı. 2023 daha da kötü olabilir” dedi.

“Gelecek yıl durum küresel gıda kıtlığına dönüşebilir”

Çiftçilerin ana maliyetinin gübre ve enerji olduğunu belirten BM Genel Sekreteri, gübre fiyatlarının geçen yıl yarıdan fazla, enerji fiyatlarının ise üçte iki oranından fazla arttığını belirterek, bu artışın Asya, Afrika ve Amerika’da pirinç ve mısır da dahil tüm hasatları etkileyebileceğini söyledi. Guterres, “Bu yıl yaşadığımız gıdaya erişim sorunları, gelecek yılın küresel gıda kıtlığı haline dönüşebilir. Hiçbir ülke böyle bir felaketin sosyal ve ekonomik etkilerinden kurtulamaz” dedi.

“Türkiye, ABD, AB ve diğer ülkelerle sorunu çözmeye çalışıyoruz”

Guterres, gıdaya erişimde yaşanan krizin çözümü için destek sağlandığını ancak bu desteğin sorunun tamamını çözmek için yeterli olmadığını belirterek, “Ukrayna’nın gıda üretiminin yanısıra Rusya’nın ürettiği gıda ve gübreyi savaşa rağmen dünya pazarlarına yeniden sunmadan küresel gıda krizine etkili bir çözüm bulamayız. Bu konuda Ukrayna, Rusya, Türkiye, ABD, AB ve diğer ülkelerle yoğun temas halindeyim. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı Genel Sekreteri (UNITAD) Rebeca Grynspan ve BM İnsani Yardımdan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Martin Griffiths, Ukrayna’nın sadece kara yoluyla değil, Karadeniz üzerinden de gıda ihraç etmesini sağlayacak bir paket anlaşmaya varmayı amaçlayan görüşmelere devam ediyor. Rus gıda ve gübresini kısıtlama olmaksızın dünya pazarlarına getirecek bir anlaşma sağlamaya çalışıyoruz. Bu konuda detaylara girmek istemiyorum çünkü kamuoyuna yapılacak açıklamalar şimdiye kadar görüşmelerde sağladığımız başarıya engel olabilir” ifadelerini kullandı.

“Küresel finans krizi yoksulluk sınırında yaşayan kişileri ezdi”

Guterres, gıda krizini çözmek için dünyada yaşanan finans krizinin de çözülmesi gerektiğini, yoksulluk sınırındaki yüz milyonlarca kişinin finansal kriz nedeniyle ezildiğini belirterek, krizin çözümü için gelişmiş ülkelere çağrıda bulundu.

Antonio Guterres, “Gelişmiş ülkeler ve uluslararası finans kuruluşları, hükümetlerin halklarını desteklemesine ve yatırım yapmasına yardımcı olmak için kaynakları kullanılabilir hale getirmeli. Borç temerrüdüyle karşı karşıya kalan gelişmekte olan ülkelerin, ekonomilerini ve insanlarını ayakta tutmasının sağlanması için mutlaka borçları ertelenmelidir. Finans kurumları, kaynakları en çok ihtiyaç duyulan yerlere ulaştırmak için gereken esnekliği sağlamalı. Bugünkü tartışmalar, küresel gıda piyasalarını istikrara kavuşturmak ve emtia fiyatlarındaki oynaklıkla mücadele etmek için somut adımlar atmada bir fırsattır. Birlik içinde ve çok taraflı bir yanıt için siyaset dünyası ve özel sektörün güçlü liderliğine ihtiyacımız var. 21. yüzyılda kitlesel açlığı ve açlığı kabul edemeyiz” dedi.

Kanada Başbakanı Justin Trudeau, önceki gün yaptığı açıklamada, ülkesinin Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra tedarik zinciri kısıtlamaları ve yüksek enflasyon nedeniyle şiddetlenen gıda krizini çözmek için BM’ye 250 milyon Kanada doları (193 milyon dolar) vereceğini söyledi.

Paylaşın

Rusya, Severodonetsk’i Tamamen Ele Geçirdi

Rus kuvvetleri, haftalardır yoğun çatışmaların yaşandığı doğudaki Ukrayna kenti Severodonetsk’in tamamını işgal etti. Belediye başkanının doğruladığı gelişme, Ukrayna’nın bir ayı aşkın süredir cephedeki en büyük yenilgisi oldu.

Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü Igor Konaşenkov da yaptığı yazılı açıklamada, Rus güçlerinin Severodonetsk ve yakınındaki Borivske kentlerinin tamamının kontrolunu eline aldığını kaydetti.

Rusya yanlısı ayrılıkçılar, Moskova’ya bağlı güçlerin şimdi ülkenin doğusunda hala Ukrayna’nın elindeki son büyük kale olan Luhansk bölgesindeki Lisiçansk kentine saldırdığını bildirdi. Lisiçanks ve Severodonetsk, Siverskyi Donets nehrinin iki yakasındaki ikiz kentler konumunda bulunuyorlar.

Bir zamanlar 100 binin üzerinde kişinin yaşadığı ancak şimdi bir enkaza dönüşen Severodonetsk’in düşmesi, geçen ay Mariupol’u ele geçirmesinden sonra Rusya’nın en büyük zaferi oldu.

Rusya şimdi taarruzunu ilerleterek nehrin karşı yakasında daha fazla toprak ele geçirmeyi hedefliyor. Ukrayna’ysa, Moskova’nın haftalardır süren çatışmalarda ödediği bedellerin Rus güçlerini gelecek haftalarda karşı saldırılara karşı kırılgan bir konumda bırakacağını umuyor.

Severodonetsk’in belediye başkanı Oleksandr Stryuk ulusal televizyon kanalında yaptığı açıklamada, “Kent şu anda tamamen Rus işgali altında. Kendi düzenlerini tesis etmeye çalışıyorlar, bildiğim kadarıyma bir tür komutan atadılar” diye konuştu.

Stryuk, hala kentte kalanların artık Ukrayna’nın elindeki bölgelere erişemeyeceğini, kentin çıkışlarının tamamen kapatıldığını söyledi.

Rus Interfaks haber ajansı, sahadaki Rus yanlısı savaşçıların bir temsilcisine dayanarak, Rus ve Rus yanlısı güçlerin Lisiçansk’a girdiğini ve çatışmaların kentsel alanlarda devam ettiğini bildirdi. Bu haber henüz doğrulanmadı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Avrupa’daki en büyük kara savaşı olan Ukrayna’daki savaş beşinci ayına girerken, Ukraynalı yetkililer Rusya’nın ülkenin batısı, kuzeyi ve güneyindeki kesimlere füzeler yağdırdığını belirtti.

Paylaşın