Putin: Finlandiya Ve İsveç İle Aramızda Kesinlikle Gerginlik Olacaktır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreci için “Eskiden (bu ülkelerle) her şey iyiydi. Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır” dedi.

İki ülkenin NATO’ya katılımı konusunda yaşanan bunalım, Türkiye’nin veto tehdidini çekmesi sonrası aşıldı.

Finlandiya ve İsveç’in en erken 2022’nin sonlarında birliğe katılabileceği ifade ediliyor. Rusya üyelik başvurusu öncesi bu iki ülkenin katılımının “Ciddi askeri ve siyasi sonuçlarının” olacağı uyarısını yapmıştı.

Ancak Vladimir Putin, iki ülkenin üyeliği ile ilgili sorunları olmadığını ancak sınırlarına asker konuşlandırılması karşısında Rusya’nın tepki vereceğini söyledi.

Madrid’deki NATO zirvesinde resmileşen süreç sonrası ilk kez konuşan Putin, “İsveç ve Finlandiya ile Ukrayna ile olan türde sorunlarımız yok. NATO’ya üye olmak istiyorlarsa olsunlar” dedi.

Putin sözlerinin devamında ise Moskova’nın hangi karşı adımları atacağını sıraladı:

“Ancak bu ülkeler anlamalılar ki, daha önce onlardan bize bir tehdit yoktu. Ama şimdi, eğer askeri birlikler ve altyapı buralara konuşlandırılırsa, buna başka tehditlere cevap verdiğimiz gibi vermemiz gerekecek. Yaratılan tehdide karşı benzer tehdidi oluşturmamız gerekecek”

Savaşa süre sınırı vermedi

Ukrayna işgalinden bu yana ilk kez yurt dışı seyahatine çıkan Putin bu açıklamaları eski Sovyet ülkelerinden Türkmenistan’da yaptı.

Rus lider, Moskova ile bu iki ülke arasındaki ilişkilerin kaçınılmaz şekilde bozulacağını söyledi ve “Şimdi aramızda kesinlikle gerginlik olacaktır. Bize tehdit olursa bu kaçınılmaz” dedi.

Putin, Ukrayna’daki hedeflerinin değişmediğini, amaçlarının Donbas bölgesini “özgürleştirmek” olduğunu da savundu.

Askeri harekatın planlandığı gibi gittiğini savunan Putin, harekata tarih sınırlaması getirmenin gereksiz olduğunu söyledi.

ABD istihbaratı: Putin halen Ukrayna’nın büyük kısmını istiyor

ABD istihbarat birimleri Putin’in halen Ukrayna’nın büyük bir bölümünü ele geçirme hedefinde olduğunu değerlendiriyor.

Bu açıklamayı yapan Ulusal İstihbarat Direktörü Avril Haines, Rus askerlerin çatışma yorgunu olması nedeniyle yavaş ilerleyebildiklerini söyledi.

Haines, Putin’in hedefi ve Rus askerlerinin durumunu karşılaştırdıklarında savaşın uzun sürebileceği sonucunun oluştuğu yorumunu yaptı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

G7 Ülkelerine Tepki: Milyonlarca Kişiyi Açlıktan Ölüme Terk Ettiniz

Uluslararası sivil toplum kuruluşu Oxfam, küresel gıda güvenliği kriziyle mücadele için 4,5 milyar dolar ayıran G7 (Almanya, ABD, Birleşik Krallık, İtalya, Fransa, Japonya, Kanada) ülkelerini kınadı.

Birleşik Krallık tarafından kurulan ve merkezi Kenya’da yer alan Oxfam’dan Max Lawson, salı günü yaptığı açıklamada G7 ülkelerinin “milyonlarca kişiyi açlıktan ölüme terk ettiğini” söyledi.

Oxfam’ın eşitsizlik politikası başkanı Lawson, son 10 yılın en büyük gıda krizinin yaşandığı bir dönemde 4,5 milyar dolarlık bütçenin bununla mücadelede çok yetersiz kaldığını belirtti.

Lawson, “Birleşmiş Milletler’in insani yardım çağrılarındaki büyük boşluğu doldurmak, açlığı sona erdirmek ve gıdayla tarım yatırımlarını finanse etmek için en az 28,5 milyar doların” gerekli olduğunu ifade etti.

G7 ülkeleriyse, en son açıklanan 4,5 milyar dolarlık paketle birlikte bu yıl gıda kriziyle mücadele için toplamda 14 milyar dolar ayırdı. Fakat bu miktarın ne kadarının ihtiyacı olan ülkelere gönderildiği net değil.

ABD, Ukrayna’ya gönderilecek ve “küresel açlıkla mücadele” amacı için de kullanılacak 5 milyar dolarlık bir silah ve yardım paketini mayısta onaylamıştı. Öte yandan ABD’li siyasi yayın kuruluşu Politico’nun haberine göre henüz açlıkla mücadele için ayrılan miktar gönderilmedi.

Oxfam’a göre küresel gıda ve açlık krizinden en çok Doğu Afrika etkileniyor. 70 yılın en kötü kuraklığının yaşandığı Etiyopya, Kenya ve Somali’de her 48 saniyede bir kişi açlıktan ölüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

NATO İçin Rusya Artık Resmen ‘En Ciddi Tehdit’

Madrid’deki Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) zirvesinde ittifakın yeni stratejik konsepti kabul edildi. NATO’nun yeni güvenlik doktrinini yansıtan belgede, Rusya’yı ittifak için “en ciddi ve doğrudan tehdit” olarak tanımlandı.

“Rusya Federasyonu, müttefiklerin güvenliğine ve Avro-Atlantik bölgesindeki barış ve istikrara yönelik en ciddi ve doğrudan tehdittir” ifadesi, hem yeni stratejik konsept belgesinde hem de zirvede yayımlanan ortak bildiride yer aldı. Yeni stratejik konseptte, “Müttefiklerimizin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırı ihtimalini göz ardı edemeyiz” denildi.

NATO’nun stratejik konsepti en son 2010 yılında güncellenmişti. Rusya, 2010’daki belgede NATO’nun stratejik ortağı olarak tanımlanıyordu.

NATO liderlerinin ortak bildirisinde, müttefiklerin Rusya tehdidine karşı Doğu Avrupa’daki muharebeye hazır kuvvet kapasitesinin artırılması konusunda taahhütte bulunduğu da ifade edildi.

Madrid’de düzenlediği basın toplantısında NATO’nun yeni güvenlik doktriniyle ilgili konuşan Genel Sekreter Jens Stoltenberg de ittifakın doğu kanadındaki muharip güç sayısını artıracağını söyledi.

Stoltenberg ayrıca, 2010’daki stratejik belgede “Çin hakkında tek bir kelime dahi yokken” yeni konseptte Pekin’in politikalarının NATO’nun “çıkarlarına, güvenliğine ve değerlerine meydan okuduğunun” belirtildiğini söyledi.

İsveç ve Finlandiya’ya davet

Ortak bildiride, NATO’nun Finlandiya ve İsveç’i üye olmaya davet etme kararı aldığı ve katılım protokollerini imzalama konusunda anlaştığı da açıklandı.

Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesinin ardından imzalanan üçlü mutabakata da değinilen bildiride, “İttifaka her katılımda müttefiklerin meşru güvenlik endişelerinin tamamen karşılanması hayati önem taşımaktadır. Bu anlamda Türkiye, Finlandiya ve İsveç arasındaki üçlü memorandumu memnuniyetle karşılıyoruz” ifadesine yer verildi.

Memorandumla ilgili konuşan NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de davetini kabul ederek çözüm için masaya oturan üç ülkeye de teşekkür ederek “Hem Türkiye, Finlandiya ve İsveç hem de NATO için iyi bir anlaşma” dedi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Suriye’de 10 Yılda 306 Bin 887 Sivil Çatışmalarda Yaşamını Yitirdi

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi, Suriye’deki çatışmalarda sivillerin durumuna ilişkin BM İnsan Hakları Konseyi’nin son raporunu Salı günü açıkladı. Rapora göre, 1 Mart 2011 ile 31 Mart 2021 tarihleri arasında ülkede 306 bin 887 sivil çatışmalar nedeniyle yaşamını yitirdi.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre BM İnsan Hakları Konseyi, çeşitli kaynaklara dayanarak oluşturduğu sivil ölümlere ilişkin raporunda adları, ölüm tarih ve yerleri belgelenen 143 bin 350 sivil ölüm gerçekleştiğini, ancak haklarında detaylı bilgi olmayan noktaların ilişkilendirme ve çeşitli çoklu sistem tahminleri kullanılarak birleştirilmesiyle en az 163 bin 537 sivil ölümünün daha meydana geldiğinin çıkarsandığını belirtiyor. Buna göre, toplam sivil ölüm sayısının en az 306 bin 887 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Raporu açıklayan BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, bu ölümlerin yalnızca istatistikler sayılardan ibaret olmadığını haytalarını kaybetmiş insanları gösterdiğini vurguladı. Bachelet, 306 bin 887 sivilin her birinin ölümünün, ait oldukları aile ve topluluk üzerinde derin ve yankılanan bir etkisi olduğunu ve olmaya devam edeceğini dile getirdi.

Tablo çatışmanın ciddiyetini anlatıyor

Sivil toplum kuruluşlarının ve BM’nin çatışmalara bağlı ölümleri izleme ve belgeleme çalışmalarının, bu ailelerin ve toplulukların gerçeği ortaya koymasına, hesap sormasına ve etkili çareler aramasına yardımcı olmasının anahtarı olduğunu belirten Bachelet, raporun ortaya koyduğu tablonun aynı zamanda çatışmanın ciddiyeti ve ölçeği hakkında daha net bir fikir vereceğini sözlerine ekledi.

Her gün 83 sivil can veriyor

Bu sayının doğrudan askeri operasyon ve çatışmaların sonucu olarak öldürülen insanları kapsadığını kaydeden Bachelet, “Bu sayıya sağlık hizmetlerine, gıdaya, temiz suya erişemedikleri ve diğer temel insan hakları ihlalleri sonucu ölen çok daha fazla sivili içermiyor” dedi.

Son on yılda günlük ortalama 83 sivilin çatışmalarda yaşamını yitirdiğini belirten Bachelet, bu sayının Suriye’nin toplam nüfusunun yüzde 1,5’ini temsil ettiğini ifade etti. Bachelet, tüm tarafları sivillerin korunmasına ilişkin uluslararası insancıl hukuk normlarına saygı göstermeye çağırdı.

Bilgiler 10 ayrı kurumdan

BM’nin yaşanan sivil ölümlere ilişkin yaptığı bu istatistiksel çalışma için 10 yıl boyunca farklı dönemlere ilişkin sekiz bilgi kaynağı kullandı. Bunlar arasında Şam İnsan Hakları Araştırmaları Merkezi, Suriye Merkezi İstatistik ve Araştırma Merkezi, Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, İhlaller Dokümantasyon Merkezi, Suriye Şüheda kayıtları, Suriye Devlet kayıtları ve BM İnsan Hakları Ofisi’nin kendi kayıtları bulunuyor.

Paylaşın

Türkiye Vetoyu Çekti, İsveç Ve Finlandiya’nın NATO Üyelik Yolu Açıldı

Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında Finlandiya ve İsveç’in NATO üyelik süreçleri hakkında üçlü memorandum imzalandı. Memoranduma Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, İsveç Dışişleri Bakanı Anne Linde imza attı.

NATO Zirvesi’nin düzenlendiği Madrid’deki IFEMA Fuar Merkezi’ndeki imza törenine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson katıldı.

İmza töreninde memorandum ile ilgili açıklama yapılmadı. Memorandumla ilgili açıklamanın kısa süre içinde yapılması bekleniyor. Haber ajansları, Finlandiya ve İsveç’in PKK ve uzantılarıyla mücadelede Türkiye ile tam iş birliği konusunda anlaştığını yazdı.

İmzalanan belgenin ardından Türkiye’nin iki İskandinav ülkesine uyguladığı NATO üyelik vetosunu kaldıracağı kaydedildi. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım için Türkiye ile mutabakata vardığını, Türkiye’nin endişelerinin giderileceğini söyledi.

Memorandum önce dörtlü görüşme

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdelena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in katıldığı dörtlü görüşme yapmıştı.

Madrid’de NATO Zirvesinin yapıldığı IFEMA Kongre Merkezi’ndeki dörtlü görüşmeye, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö, İsveç Başbakanı Andersson ve NATO Genel Sekreteri Stoltenberg katıldı.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in ev sahipliğinde basına kapalı gerçekleştirilen görüşme 2 saat sürdü.

Görüşmede, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve MİT Başkanı Hakan Fidan da hazır bulundu.

“İlerleme kaydedildi”

İsveç ve Finlandiya, üç ülkeden diplomatların yürüttüğü ön görüşmelerde belli ölçüde ilerleme kaydedildiğini duyurmuştu.

“İlerleme kaydettik. Bu kesin” ifadesini kullanan İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde, “Bugün olumlu bir şeyler yaşanmasına hazırlıklıyız. Tabii daha fazla zaman almasına da” demişti. Svenska Dagbladet gazetesine konuşan Linde, “Sabırlı olmalıyız ve zirveden sonra da görüşmeleri sürdürmeliyiz” diye eklemişti.

Finlandiya Cumhurbaşkanı Niinistö de diplomatların gerçekleştirdiği toplantılar sonucunda “taraflar arasındaki anlayışın” arttığını belirtmişti ancak Linde’ye kıyasla daha temkinli konuşmuştu. Niinistö, görüşmeden çıkacak sonuçla ilgili olarak “şu aşamada ne iyimser ne de kötümser olduğunu” belirtmişti. Fin medyasına konuşan Niinistö, Erdoğan’la görüşmeye “ön yargısız şekilde gittiklerini” sözlerine eklemişti.

Erdoğan-Biden görüşmesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile de bir araya gelmesi bekleniyor. Madrid’deki NATO zirvesine gitmek için Ankara’dan ayrılmadan önce gazetecilere açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bu sabah Sayın Biden ile de bir görüşme yaptık. Bu akşam veya yarın tekrar bir araya gelme arzusunu ifade etti, biz de ‘olabilir’ dedik” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray da Biden’ın Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesinin ardından kısa bir açıklama yayımladı. Yapılan yazılı açıklamada, “Biden’ın NATO zirvesinde Erdoğan’ı görmeyi sabırsızlıkla beklediğini ifade ettiği” bildirildi.

ABD Başkanı’nı taşıyan Air Force One uçağında gazetecilere konuşan Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Biden ile Erdoğan arasındaki görüşmenin yarın gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Sullivan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Biden’ın yarın bir noktada konuşma fırsatının olacağını umuyoruz” dedi. Biden’ın “arabulucu rol” üstlenmeyeceğini belirten Sullivan, ABD Başkanı’nın bu konudaki sorumluluğu NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’e bırakacağını söyledi.

Birçok uzman, yaşanan sorun Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında olsa da Biden’ın çözüm sürecine daha doğrudan müdahil olması hâlinde krizin aşılmasının kolaylaşacağı görüşündeydi. Bu dahlin Erdoğan ile Biden arasındaki bir ikili görüşme şeklinde olabileceği yorumları yapılıyordu. Biden ve Erdoğan son olarak Ekim 2021’de İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen G20 zirvesi kapsamında ikili bir görüşme gerçekleştirmişti.

Paylaşın