Uzun Kulaklı Keçi Sosyal Medya Yıldızı Oldu

Pakistan’ın Karaçi kentinde yaşayan keçi Simba, her biri 54 santimetreyi bulan kulaklarının uzunluğuyla meşhur oldu. Simba şöhreti sayesinde, güzellik yarışmalarını kazandı ve rahat bir yaşam sürüyor.

Ünlü keçiyi yetiştiren Muhammed Hasan Narejo, keçisinin kulaklarını kayda geçirmek içir Guinness Rekorlar Kitabı’yla temas kurduğunu belirtti.

Şu anda “dünyanın en uzun kulaklı keçisi” diye bir rekor kategorisi yok, dolayısıyla Simba’nın kulaklarının gerçekten rekoru kırıp kırmadığını bilmek imkansız. Ancak rekor kırmış olsa da olmasa da, Simba şu anda Pakistan’da bir sosyal medya ünlüsü.

Ancak Simba’ya şöhret getiren uzun kulaklar aynı zamanda çeşitli sorunlar da yaratıyor. Örneğin, kulaklar yürümesini zorlaştırıyor. Narajo, kazaları önlemek için kulakları başın arkasında topluyor. Ayrıca bu işi yapan bir dizgin de tasarlamış.

Bir başka korku ise rakip yetiştiriciler. Narejo keçilerine nazar değmemesi için dualar okuduklarını söylüyror. Narejo’nun planları daha büyük. Simba’yı büyütüp, Pakistan’ın keçi yetiştiriciliğinde dünya lideri imajını geliştirmek istiyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya’dan ABD’ye Tehdit: Alaska’yı Geri Alırız

Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, ABD’nin yurtdışındaki Rus kaynaklarına el koymayı sürdürmesi durumunda Alaska eyaletini tekrar isteyebileceklerini söyledi.

Volodin, çarşamba günü yaptığı açıklamada “Amerika, topraklarının bir parçası olan Alaska’yı asla unutmamalı. Yurtdışındaki kaynaklarımızı yönetmeye çalıştıklarında, öncelikle bizim de onlardan alabileceğimiz bir şey olduğunu unutmasınlar” dedi.

ABD, 18. yüzyıl sonlarında Rus İmparatorluğu’nun kolonize ettiği Alaska’yı 1867’de 7,2 milyon dolara satın almıştı.

Volodin, yardımcısı Piyotr Tolstoy’un Alaska’da Rusya’ya katılmaya dair bir referandum düzenleme teklifinde bulunduğunu da söyledi.

ABD’nin içişlerine karışmadıklarını söyleyen Volodin, ABD’li siyasetçilerin ülkelerinde ters giden her şeyden Rusları sorumlu tuttuğunu savundu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta verdiği askeri operasyon emriyle başlayan savaşın 134. gününde de çatışmalar sürüyor.

Ukrayna istilasının ardından başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülke ve kuruluş, Rus şirketlere, siyasetçilere ve oligarklara yaptırım uygulama kararı almıştı.

Öte yandan Alaska’yla ilgili benzer bir öneriyi Putin’in Birleşik Rusya partisinden Duma üyesi Oleg Matveyçev de martta dile getirmişti.

Alaska Valisi Cumhuriyetçi Mike Dunleavy ise Rus parlamenterin sözlerine tepki göstererek, “Becerebilirseniz, iyi şanslar. Bizim de size iki çift lafımız olur” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Bileşik Krallık Başbakanı Boris Johnson İstifa Etti

Bileşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, Başbakanlık Ofisi önünde yaptığı açıklamada, “Siyasette hiç kimse vazgeçilemez değildir” diyerek, Parlamento’nun talebi üzerine görevinden ayrıldığını açıkladı.

“Dünyanın en iyi işini bıraktığı için üzgün olduğunu” söyleyen Boris Johnson, yeni başbakan seçimi için takvimin haftaya açıklanacağını belirtti.

Böylelikle aylardır istifa baskısı altında bulunan Başbakan Johnson sonunda görevini bırakmayı kabul etti. Johnson, yaşanan skandalların ardından 50’den fazla bakanın görevi bırakmasına rağmen kabinesinden gelen istifa çağrılarını geri çevirmişti.

“Partygate skandalı”

Son dönemde Johnson “Partygate skandalı” nedeniyle de gündemden düşmüyor.

Başbakanın Mayıs 2020 ile Nisan 2021 arasında, Kovid-19 tedbirleri kapsamında duyurulan sokağa çıkma yasağını ihlal ederek, BK Başbakanlık Konutu ve Ofisi’nin yer aldığı Downing Sokağı’nda 15 farklı etkinlik düzenlediği ortaya çıkmıştı.

İddialar üzerine açılan soruşturmayı yöneten üst düzey bürokrat Sue Gray’in raporunda, sabaha kadar süren partiler düzenlendiği belirtilirken, bunlara ait fotoğrafların basına sızması tepki toplamıştı.

Polis etkinliklere katıldığı tespit edilen 83 kişiye 126 para cezası kesmişti. Ceza alan kişiler arasında Johnson’ın yanı sıra eşi Carrie ve Sunak da vardı.

Johnson yasaları çiğnediği için özür dilerken, eğlence amaçlı parti düzenlenmediğini ve iş toplantıları yapıldığını savunmuştu.

Ruanda planları

Johnson’ın ülkeye yasadışı yollardan giren kişileri Ruanda’ya gönderme planı da büyük tepki topladı.

14 Haziran’da sığınmacıları Ruanda’ya götürecek ilk uçuşun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararıyla son dakikada durdurulması gündem olmuştu.

Bunun üzerine karara tepki gösteren Johnson, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden çekilmenin de yer aldığı bir dizi seçeneği gözden geçirdiklerini söylemişti.

Hükümet üyelerinin istifaları

İngiltere’de Sağlık Bakanı Sajid Javid ile Maliye Bakanı Rishi Sunak 5 Temmuz’da art arda istifa ettiklerini açıklamıştı.

Javid, artık vicdanen görevine devam edemeyeceğini ve Johnson’a güven duymadığı için istifa ettiğini belirtmişti.

Sağlık Bakanı’nın istifa kararından çok kısa bir süre sonra da Maliye Bakanı Sunak istifa ettiğini duyurmuştu.

İki bakanın istifa kararı, Johnson’ın, Muhafazakar Parti milletvekili ve partinin Grup Yöneticisi Chris Pincher’a yönelik taciz suçlamalarından haberdar olmasına rağmen kendisine verdiği görevden dolayı “son derece pişman” olduğu açıklamasının ardından gelmişti.

Başbakanlık Ofisi 10 Numara’dan daha önce yapılan açıklamada ise Johnson’ın Pincher’la ilgili taciz iddialarından haberdar olmadığı belirtilmişti. Ancak, daha sonra Johnson’ın, 2019’da dışişleri bakanı olarak görev yaptığı dönemde Pincher’la ilgili şikayetler hakkında bilgilendirildiği ortaya çıkmıştı.

Bakanların istifalarından hemen önce Johnson, Pincher’a verdiği görev nedeniyle özür dilemiş, büyük pişmanlık duyduğunu dile getirmişti.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un salı günü Maliye Bakanı olarak atadığı Nadhim Zahawi de göreve geldikten bir gün sonra Boris Johnson’a istifa etmesi çağrısında bulundu.

Bakan Zahawi, Başbakan Johnson için “yapılacak en doğru şeyin şimdi gitmek” olduğunu söyledi.

Salı akşamı kabinenin iki kıdemli ismi olan finans ve sağlık bakanlarının istifasıyla başlayan dalga çarşamba günü de devam etti ve perşembe sabahı Kuzey İrlanda Bakanı Brandon Lewis işlerin geri dönülemez noktayı geçtiğini belirterek görevini bıraktı.

Yeni atanan bir diğer isim olan Eğitim Bakanı Michelle Donelan da görevi bırakarak Johnson’a istifa çağrısında bulundu

Johnson, Başbakanlık Ofisi 10 Numara’da Kovid 19 salgını sırasında karantina kurallarını ihlal eden partiler düzenlenmesi nedeniyle eleştiri ve istifa baskısı altındaydı.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: 828 Milyon Kişi Açlıkla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), BM Çocuk Fonu (UNICEF), BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu” raporunu dün (6 Temmuz) yayınladı.

Buna göre, dünyada açlık çeken kişi sayısı bir yılda 46 milyon kişi artarak 2021 yılında 828 milyon kişiye yükseldi. Kovid 19 pandemisinin başladığı 2019 yılı ile karşılaştırıldığında ise dünyada açlık çeken kişi sayısı iki senede 150 milyon kişi artmış durumda.

Raporun bulgularını kamuoyuyla paylaşan BM, “rakamlar acı bir hikaye anlatıyor” diyerek özetle şu verileri paylaştı:

“2021 yılında dünyada 702 milyon ile 828 milyon arasında kişi açlıktan etkilendi. Bu rakamların ortalaması alındığında (768 milyon), 2020’ye kıyasla 46 milyon kişi daha ve 2019’a, yani COVID-19 pandemisinden öncesine kıyasla 150 milyon kişi daha 2021’de açlıktan etkilendi.

2015 yılından beri nispeten değişmeyen dünyada açlıktan etkilenen kişilerin oranı 2020 yılında artış gösterdi ve 2021 yılında da dünya nüfusunun yüzde 9,8’ine tekabül edecek şekilde yükselmeye devam etti. Bu oran, 2019’da yüzde 8, 2020’de yüzde 9,3’tü.

2021 yılında dünyada yaklaşık 2,3 milyar kişi (yüzde 29,3) orta veya ciddi seviyede gıda güvensizliği ile karşı karşıyaydı. Bu, pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında 350 milyon daha çok kişi demek.

2021’de yaklaşık 924 milyon kişi, ciddi düzeylerde gıda güvensizliği yaşadı; bu, iki yılda 207 milyon artış anlamına geliyor.

Gıda güvensizliği konusunda cinsiyetler arası fark da 2021 yılında artmaya devam etti. Tüm dünyadaki kadınların yüzde 31,9’u orta veya ciddi düzeylerde gıda güvensizliği yaşarken bu oran erkekler için yüzde 27,6’ydı. 2020 yılında 3 puan olan bu fark bir yılda 4 puana yükseldi.

Sağlık beslenmeye erişemeyen kişi sayısı 2019’a oranla 112 milyon kişi artarak 2020’de yaklaşık 3,1 milyar oldu.

5 yaşına altındaki yaklaşık 45 milyon çocuk, aşırı derecede yetersiz beslenmeye maruz kalıyor. 149 milyon çocuk ise yetersiz beslenme yüzünden büyüme geriliği sorunu ile karşı karşıya kalıyor.”

“Rakamlar daha da yükselebilir”

Raporun ortaya koyduğu değerlendirmeler ile ilgili görüşlerini paylaşan Dünya Gıda Programı Direktörü David Beasley, “Önümüzdeki aylarda bu rakamların daha da yükselme riski var” uyarısında bulundu.

Beasley, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaşın küresel gıda fiyatlarını artırdığını da hatırlatarak söz konusu şartların ülkeleri “kıtlığın eşiğine sürüklediğini” ifade etti.

Paylaşın

İsveç Hükümeti, Milletvekillerinin PKK Bayrağı İle Pozunu Kınadı

İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, ülkesinde Sol Parti milletvekilleri Daniel Riazat, Momodou Malcolm Jallow ve Lorena Delgado Varas, PKK ve YPG bayraklarıyla poz vermesini kınadı.

İsveç’in resmi haber ajansı TT’ye konuşan Andersson, “PKK sadece İsveç’te değil AB ülkelerinde de terör örgütleri listesinde. Bu bayrakla poz vermek aşırı derecede uygunsuz.” dedi.

Dışişleri Bakanı Ann Linde, ise PKK bayraklarıyla poz veren Sol Parti milletvekillerine tepki gösterdi.

Linde, Twitter hesabından Adalet ve İçişleri Bakanı Morgan Johansson’u da etkileyerek, ”Bu kesinlikle kabul edilemez, PKK, 1984 yılında Olof Palme hükümeti tarafından terörist örgüt ilan edilen ve birçok masumun canına kıyarak vicdanları yaralayan bir örgüttür. Sol parti PKK eylemini derhal bırakmalıdır.” ifadelerini kullandı.

PKK bayrağıyla poz veren İsveçli milletvekillerinden Lorena Delgado Varas ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada İsveç hükümetini Suriyeli Kürtlere karşı “ikiyüzlü” davranmakla suçladı.

Suriyeli Kürtlerin IŞİD’e karşı mücadele verdiği görüşünü dile getiren Delgado Varas, hükümeti eleştirerek, “Şimdi de diktatör Erdoğan’a yakınlaşmak için takla atıyorlar. Bütün bunlar NATO’ya katılmak için.” ifadesini kullandı.

Türkiye, Madrid zirvesi öncesi PKK ve Suriye’deki unsurlarına karşı mücadele etmemesi ve savunma sanayi alanındaki yasakları kaldırmaması halinde İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliklerini veto edeceği tehdidinde bulunmuştu.

Geçen haftaki zirve öncesi üç ülke, ortak bir memorandum yayınlamış ve burada İsveç ve Finlandiya PKK ile mücadele edeceği vaadinde bulunmuştu.

İsveç’in Gotland Adası’nda Sol Parti’nin dünkü yaz kampında Sol Parti milletvekilleri Daniel Riazat, Momodou Malcolm Jallow ve Lorena Delgado Varas, PKK ve YPG bayraklarıyla poz vermişti.

Paylaşın

İskoçya’nın İkinci Bağımsızlık Referandumuna İzin Çıkmadı

İngiltere, Birleşik Krallık’a bağlı İskoçya’nın ikinci bir bağımsızlık referandumu düzenlemesine izin verilmesi yönündeki talebini reddetti. İngiltere Başbakanı Boris Johnson, İskoçya Bölgesel Hükümeti Başbakanı Nicola Sturgeon’a yazdığı mektupta şu ifadeleri kullandı:

“Bir başka bağımsızlık referandumu düzenlemek için İngiliz Parlamentosundan, İskoç Parlamentosuna yetki devri için ortaya koyduğunuz argümanları dikkatle inceledim. Ülkemiz yurt içi ve yurt dışında eşi görülmemiş zorluklarla karşı karşıya olduğu için 2014’te İskoç halkı tarafından açıkça yanıtlanan bir soruya geri dönme zamanının geldiği konusunda hemfikir değilim.”

Johnson mektubunda, İngiliz ve İskoç hükümetinin birçok konuda yaptığı iş birliğinin önemi dikkati çekti.

“İskoçya demokrasisi başka bir başbakanın tutsağı olmayacak”

İskoçya Başbakanı Nicola Sturgeon, Twitter’dan Johnson’ın kendisine gönderdiği mektubu paylaşarak, bunun, Johnson’ın “başbakan olarak yaptığı son eylemlerden biri” olduğu yorumunda bulundu.

Sturgeon, “Açıkça söylemek gerekirse, İskoçya bağımsızlığı seçme fırsatına sahip olacak. Umarım 19 Ekim 2023’te yapılacak bir referandumda ama değilse de genel seçimle. İskoç demokrasisi ne bu ne de başka bir başbakanın tutsağı olacak.” ifadelerine yer verdi.

İskoçya, 19 Ekim 2023’te bağımsızlık referandumu düzenlemek istiyor

İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri Sturgeon, 28 Haziran’da yaptığı açıklamada, 19 Ekim 2023’te bağımsızlık referandumu düzenlemek istediklerini, bu planın yasallığının belirlenmesi için Yüksek Mahkemeye başvuracaklarını ve merkezi hükümetle de görüşmeye “hazır ve istekli” olduklarını söylemişti.

İstişare amaçlı referandum yapacaklarını ve buna ilişkin tasarının da parlamentoya sunulduğunu belirten Sturgeon, oylamada halka “İskoçya bağımsız bir ülke olmalı mı?” diye sorulacağını bildirmişti.

Referandumun “yasal” olması gerektiğini ve bunun müzakere edilemez olduğunu kaydeden Sturgeon, merkezi hükümetin onayı olmadan yapılabilecek bir referandumun yasallığının belirlenmesi için Yüksek Mahkemeye başvurulacağını açıklamıştı.

Sturgeon, mahkemenin, İskoç Parlamentosunun referandum düzenleme yetkisine sahip olmadığına karar vermesi durumunda, bir sonraki genel seçimin, “fiili bir referandum” olacağını aktarmıştı.

İskoçya Başbakanı, mahkemenin lehte karar vermesi durumunda ise ilgili tasarıyı yasalaştıracaklarını bildirmişti.

2014’te reddedildi

SNP, 2014’te yapılan referandumda İskoçya yüzde 55’le bağımsızlığı reddetmiş olsalar da Brexit’in durumu değiştirdiğini ve yeni bir referanduma ihtiyaç olduğunu savunuyor.

Brexit referandumunda İngiltere’nin aksine yüzde 62 karşı oy kullanan İskoçya, istemedikleri halde AB’den çıkarıldıklarını belirtiyor.

Referandum için onay gerekiyor

Yeni bir bağımsızlık referandumu düzenlemek için İngiltere Parlamentosundan izin almak gerekiyor. Johnson liderliğindeki Muhafazakar Partinin çoğunluğu elinde bulundurduğu 650 üyeli parlamentodan böyle bir iznin çıkması imkansız görülüyor.

Bu nedenle, bağımsızlık yanlılarının alternatif yollar deneyebileceği değerlendiriliyor. Bu seçeneklerden birini, İngiltere Parlamentosundan izin alınmasını zorunlu kılan yasaya karşı mahkemeye gitmek oluşturuyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Pakistan’da Muson Yağmurları: En Az 77 Ölü

Pakistan İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman, ülkede devam eden muson yağmurları ve seller ile ilgili bugün (6 Temmuz) bir basın toplantısı düzenleyerek ülkedeki son durumla ilgili bilgi paylaştı.

Bakan Rehman, muson yağışlarının başladığı 14 Haziran 2022 tarihinden bugüne kadar 77 kişinin yaşamını yitirdiğini, ölümlerin 39’unun ise batıdaki Belucistan eyaletinde yaşandığını açıkladı.

Ölümleri “ulusal bir trajedi” olarak tanımlayan Rehman, yüzlerce evin yıkıldığını ve bazı bölgelerde arama kurtarma çalışmalarının şiddetli sağanak yağışlar sebebiyle sekteye uğradığını söyledi.

Rehman, “İnsanlar bu şekilde öldüğünde, bu küçük bir şey değildir… Bu sadece başlangıç. Hazırlıklı olmalıyız” dedi.

Pakistan Meteoroloji Müdürlüğü’nün (PMD) paylaştığı son verilere göre de yağışlar 8 Temmuz cuma gününe kadar devam edecek.

Yağışlar ve seller sebebiyle en çok kişinin öldüğü Belucistan eyaletinin hükümeti, eyaletin başkenti Ketta’yı “felaket bölgesi” ilan etti. Bölgede aynı zamanda olağanüstü hal (OHAL) de ilan edildi.

Geo.tv sitesinin aktardığına göre, bu sabah sağanak yağışlar sebebiyle onlarca evin çatı ve duvarının çökmesiyle 20’den fazla kişi yaralandı.

Belucistan Afet Yönetimi Kurumu’nun açıklamasına göre, Qila Saifullah, Zhob, Pishin ve Harnai yağmurdan özellikle etkilenen bölgeler arasında.

Anadolu Ajansı (AA) da Sariab Mills semtinde 50 kerpiç evin yıkıldığını, dağlık Muslim Bağ bölgesinde 100 evin hasar gördüğünü ve yolların su altında kaldığını yazdı. Huşnob köyünde de bir köprü yıkıldı, yağışlar ve seller sebebiyle çok sayıda tarım arazisi zarar gördü.

Wadh, Sarona, Hub, Uthal ve Bela bölgelerinde altyapı zarar gördü, şehrin birçok bölgesinde elektrik kesintileri yaşandı.

İklim krizi

Çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Rehman da bugünkü basın toplantısında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” dedi.

Paylaşın

NATO Ülkeleri, İsveç Ve Finlandiya’nın Katılım Protokollerini İmzaladı

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 18 Mayıs’ta resmen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyeliğine başvuran Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılım protokolleri bugün (5 Temmuz) Brüksel’deki NATO Karargahında imzalandı.

30 üye ülkenin temsilcileri, İspanya’nın başkenti Madrid’de 29-30 Haziran’da yapılan NATO zirvesinde Türkiye’nin itirazlarını bir kenara bırakmasıyla iki ülkenin ittifaka davet edilmesi yönünde alınan karar doğrultusunda gerekli formaliteleri tamamlamak için karargahta bir araya geldi.

Toplantı öncesinde açıklama yapan NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Bugün Finlandiya ve İsveç için güzel bir gün ve NATO için güzel bir gün. Masanın etrafındaki 32 ülke ile daha güçlü olacağız” dedi.

Bugünün “hem iki ülke hem ortak güvenlik için tarihi bir an olduğunu” söyleyen Jens Stoltenberg, iki İskandinav ülkesinin “en yeni üyeler olmasıyla ilgili onay sürecinin bugün itibarıyla başladığını” ifade etti.

Bu bağlamda, 30 NATO üyesi ülkenin temsilcileri, İsveç ve Finlandiya’nın İttifaka katılım protokollerini imzaladı.

Şimdi ne olacak? Süreç nasıl işleyecek?

Söz konusu katılım protokollerinin NATO üyesi ülkeler tarafından kendi ulusal yasaları ve prosedürleri uyarınca onaylanması gerekiyor.

Tüm üye ülkeler, kendi onay süreçlerini tamamladıktan sonra Washington Antlaşması’nı saklayan Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) yeni üyenin katılımını öngören protokolleri kabul ettiklerine dair bildirim yapıyor.

Bütün aşamalar tamamlanınca NATO Genel Sekreteri, bu durumda Jens Stoltenberg, yeni üyeleri İttifaka katılmaya çağırıyor.

Son olarak yeni üyeler de kendi ulusal yasal sürecini tamamlayarak katılım belgesini ABD’ye teslim ediyor ve katılım süreci tamamlanıyor.

Katılım müzakereleri dün tamamlandı

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde ve Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto’nun başkanlık ettiği heyetler, dün NATO yetkilileriyle Belçika’nın başkenti Brüksel’deki karargahta bir araya gelmişti.

Söz konusu NATO katılım müzakerelerinde, İsveç ve Finlandiya’nın, “NATO’nun siyasi, yasal ve askeri şartlarını karşılayıp karşılamadığı, NATO üyeliğinin ekonomik, askeri, yasal, siyasi ve istihbaratla ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getiremeyeceği” konuları konuşuldu.

Görüşmenin ardından NATO’dan yapılan yazılı açıklamada, “Her iki ülke de NATO üyeliğinin siyasi, yasal ve askeri yükümlülüklerini ve taahhütlerini yerine getirme isteğini ve kabiliyetini resmen teyit etti” denildi.

İsveç Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da görüşmelerin çok olumlu geçtiği belirtildi:

“İsveç’in NATO üyesi olarak sağlaması gereken tüm şartları yerine getirdiğini belirttik. NATO üyesi olarak İsveç, NATO’nun genel yeteneklerine ve tüm müttefiklerinin güvenliğine katkıda bulunacaktır.”

Çavuşoğlu: Uymazlarsa NATO’ya almayacağız

Öte yandan, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine yeşil ışık yakmasının önünü açan memoranduma ilişkin dün bir açıklama yapan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, her iki ülkenin belgeye “uymak zorunda” olduğunu söyleyerek özetle şöyle demişti:

“…Bunu kabul etmek durumunda kaldılar. Burada terörün tüm tezahürleri, tüm uzantıları, paravanları hepsi burada ortadadır. Sonuçta bu belgeye uymak zorundadırlar. Uymadıkları zaman zaten biz bunları NATO’ya almayacağız.”

Paylaşın

ABD’de Bağımsızlık Günü Kutlamasına Saldırı: 6 Ölü

ABD’de 4 Temmuz Bağımsızlık Günü kutlamaları sırasında silahlı saldırı düzenlendi. Saldırıda en az 6 kişi hayatını kaybetti, 19 kişi de ağır yaralı olarak hastaneye kaldırdı. Kolluk kuvvetleri saldırı bölgesinde bir ateşli silah bulunduğunu belirtti.

Saldırı, Chicago’nun banliyölerinden Highland Park’taki yürüyüş başladıktan yaklaşık 10 dakika sonra düzenlendi. Kent polisi, ilk belirlemelere göre bir binanın tepesinden ateş açıldığını aktardı.

Emniyet yetkilileri “silahlı ve tehlikeli” olarak niteledikleri 18-20 yaşlarındaki beyaz bir adamı aradıklarını duyurdu.

Kent yetkilileri 24 kişinin ise yaralanarak hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Yaralıların çoğunun kurşun yarasıyla, bazılarının da kalabalığın kaçışı sırasında yaşanan izdiham nedeniyle ezilme yaralarıyla hastaneye götürüldüğü belirtildi.

Highland Park yetkilileri saldırganın hâlâ serbest olduğunu vurgulayarak insanlara bulundukları bölgedeki güvenli binalara sığınma çağrısında bulundu.

Evlerinde olan kişilerin ise evlerini terk etmemeleri ve yakınlarını arayarak durumlarını kontrol etmeleri tavsiye edildi.

Kentin belediye başkanı Nany Rotering “Özgürlüğümüzü ve toplumumuzu kutlamak için bir araya geldiğimiz bir günde trajik hayat kayıpları nedeniyle yas tutuyoruz” dedi.

Bölgede yaşayan ve Chicago Sun-Times gazetesine konuşan Miles Zaremski “Hızlı bir şekilde atılan 20-25 el silah sesi durdum. Bu yüzden tabanca veya pompalı tüfek olmadığını düşünüyorum” dedi.

Yerel TV kanalı WGN’e konuşan Michael adında bir görgü tanığı ise “Hemen solumuzdaydı ve tekrar saldırdı. Bir kadın yere düştü” dedi. Highland Park yöneticileri festivalin de iptal edildiğini duyurdu.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Danimarka’da Silahlı Saldırı: Çok Sayıda Ölü Ve Yaralı

Danimarka polisi, Kopenhag’daki bir alışveriş merkezinde silahlı saldırı sonucu çok sayıda ölü ve yaralılar olduğunu bildirdi. Açıklamada, silahlı saldırı ihbarı üzerine alışveriş merkezinde geniş güvenlik önlemlerinin alındığını duyuruldu. 

Kopenhag Belediye Başkanı Sophie H. Andersen, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Henüz kaç kişinin yaralı olduğunu bilmiyoruz. Ölü olup olmadığını da bilmiyoruz.” dedi. Bu açıklamadan sonra polis çok sayıda ölü olduğunu duyurdu ancak sayı vermedi.

Saldırının ardından basın toplantısı düzenleyen Emniyet Müdürü Soren Thomassen, saldırıda çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederek, net bir sayı vermedi.

Saldırıyla bağlantılı 22 yaşındaki Danimarkalı bir erkeğin gözaltına alındığını aktaran Thomassen, saldırının nedeninin henüz bilinmediğini fakat ‘terörizmi’ dışlamadıklarını aktardı. Thomassen, başka saldırganlara dair bir iz olmadığını ifade etti.

Olayla ilgili şu ana kadar 22 yaşında Danimarka vatandaşı olduğu açıklanan 1 kişi gözaltına alındı. Görgü tanıkları, AP haber ajansına yaptığı açıklamada, insanların büyük bir panik içinde sağa sola kaçmaya ve etraftaki mağazalarda kendilerini korumaya çalıştıklarını aktardı.

Görgü tanıkları ise, saldırganın bir “av tüfeği” taşıdığını belirtti. Field’s, 140’tan fazla mağaza ve restoran ile Danimarka’nın en büyük alışveriş merkezi olarak biliniyor.

Paylaşın