Avrupa Uzay Ajansı, Mars Seferi İçin Rusya İle İşbirliğini Sonlandırdı

Avrupa Uzay Ajansı (ESA) Başkanı Josef Aschbacher, Rusya-Avrupa ortaklığında Mars’ta keşif gezisi için tasarlanan ExoMars Rover projesinin sonlandırıldığını açıkladı. ESA ile Roscosmos, ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen işbirliklerine devam ediyordu.

ESA’nın Rus uzay ajansı Rosmocos ile Mars’ta yaşam belirtileri aramak  için başlattığı proje, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sebebiyle Mart ayında durdurulmuştu. ESA yetkililerinin dün yaptığı açıklamada ise ortaklığın resmen sonlandırıldığı bildirildi.

Sosyal medya üzerinden açıklama yapan ESA Başkanı Josef Aschbacher, ESA yönetim kurulunun konuyu görüşmek için bir araya geldiğini ve iki kurum arasındaki işbirliğin askıya alınmasına sebep olan Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesiyle böyle bir kararın alındığını ifade etti.

Aschbacher, “Yönetim kurulu, ExoMars Rover ve Yüzey Platformu projeleri üzerine Roscosmos ile kurulan işbirliğini sonlandırmamı istedi. Yeni ortaklarla projeleri nasıl ilerleteceğimiz konusunda 20 Temmuz’da basın açıklaması yapacağız” dedi.

Roscosmos Başkanı Dmitry Rogozin ise bu kararı “sabotaj” olarak nitelendirdi ve Rus kozmonotların Uluslararası Uzay İstasyonu’nun bir parçası olan Avrupa Robotik Kolu ortaklığında yürüttükleri çalışmaları durdurmalarını istedi.

“ESA, üye ülkelerin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları destekliyor”

ESA ile Roscosmos Mars’ın yüzeyini incelemek için ExoMars Rover projesi üstünde çalışıyordu.

Avrupa’nın Mars gezegeni üzerinde yapacağı ilk robotik seyrin ise sonbaharda gerçekleşmesi bekleniyordu.

Toplamda 22 ülkenin üye olduğu ESA, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından Mart ayında yaptığı basın açıklamasında Rusya ile işbirliğini dondurmuştu:

“Avrupa değerlerine saygılı bir biçimde uzay projeleri geliştirmek ve bu projeleri yürürlüğe sokmak için kurulan bir hükümetlerarası kuruluş olarak Rusya’nın Ukrayna’ya uyguladığı şiddetin insanların hayatları üzerindeki trajik etkilerini kınıyoruz. Verdiğimiz bu kararın uzayda yapılan bilimsel çalışmaların üzerindeki etkisini anlıyoruz fakat bir kurum olarak üye ülkelerimizin Rusya’ya uyguladığı yaptırımları destekliyoruz.”

Anlaşmazlıklara rağmen uzay alanında işbirlikleri devam ediyordu

Bugüne kadar ESA ile Roscosmos, ülkeler arasında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen işbirliklerine devam ediyordu. Ancak Rusya’nın Ukrayna’yı işgali iki kurum arasında kopma noktası oldu.

Öte yandan Rusya, Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay ajansı NASA ile alçak Dünya yörüngesine yerleştirilmiş bir uzay üssü olan Uluslararası Uzay İstasyonu üzerinde çalışmaya devam ediyor.

ABD merkezli New York Times gazetesinin tabiriyle “Soğuk Savaş’ın bitişini temsil eden bir anıt olarak” da nitelendirilebilen Uluslararası Uzay İstasyonu, Washington ile Moskova arasında 20 yıldır devam eden bilimsel bir işbirliğin sembolü haline geldi.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Afganistan Ve Pakistan’ı Sel Vurdu: 131 Ölü

Aşırı yağış, sel ve su baskınları sonucu Afganistan’da 63, Pakistan’da 68 kişi olmak üzere toplamda 131 kişi hayatını kaybetti. Afganistan’da meydana gelen depremde de bin 200’den fazla kişi yaşamını yitirmişti.

Afganistan’da Taliban geçici hükümetinin Afet Yönetimi Devlet Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Nesim Hakkani, yağışların son bir haftada Afganistan’ın 12 vilayetinde etkili olduğunu ve söz konusu vilayetlerde şu ana kadar 63 kişinin öldüğünü, 81 kişinin ise yaralandığını duyurdu.

Ülkede yağış ve sel kaynaklı en fazla can kaybı Nuristan, Lağman, Logar, Paktiya, Gazni, Meydan Vardak, Zabul ve Uruzgan’da kaydedildi. Sellerde 12 binden fazla ev zarar gördü, 2 binin üzerinde hayvan hayatını kaybetti.

İki vilayette en az 68 ölü

Muson yağışlarının Haziran ortasından bu yana etkili olduğu Pakistan’da da yağış ve seller sebebiyle can kayıpları yaşanıyor.

The Hindu haber sitesinin aktardığına göre, Pakistan’ın Sind vilayetinin Karaçi şehrinde ve Sind’in komşusu Belucistan vilayetinde en az 68 kişi yağışlar ve su baskınları sonucu yaşamını yitirdi.

Buna göre, Belucistan vilayetine bağlı Quetta, Barkhan, Pishin, Kohlu, Bolan, Lorelai ve Zhob bölgelerinde 63 can kaybı kayıtlara geçti. Sind vilayetinin başkenti Karaçi’de de beş kişi hayatını kaybetti.

Bir polis yetkilisinin yaptığı açıklamaya göre, Karaçi’de dört kişi elektrik çarpması sonucu, bir kişi ise yıkılan duvarın altında kalarak yaşamını yitirdi.

Belucistan İçişleri Bakanı Mir Ziaullah Langove, vilayetteki ölü sayılarının yüksek olmasını Quetta bölgesinde doğal su yollarına inşa edilen evlere bağladı. Bakan Langove’un açıklamasına göre, vilayette yaşanan can kayıplarının çoğu bu bölgede meydana geldi.

Belucistan Vilayeti Afet Yönetim Kurumu’ndan bir yetkili de yaşanan aşırı yağış ve seller sonucu 50’den fazla kişinin yaralandığını duyurdu.

Pakistan meteoroloji departmanı,yağışların Karaçi ve Sind’in diğer bölgelerinde 18-19 Temmuz’a kadar devam edeceğini tahmin ediyor.

İklim krizi

Çevre örgütü Germanwatch’ın Küresel İklim Riski verilerine göre, Güney Asya ülkesi Pakistan iklim krizinin sebep olduğu aşırı hava olaylarına karşı en kırılgan sekizinci ülke olma özelliği taşıyor.

İklim Değişikliği Bakanı Sherry Rehman da 6 Temmuz 2022 tarihinde, yaşanan seller ile ilgili düzenlediği basın toplantısında, “Bir gün yanıyorsunuz, ertesi sabah su baskınları bekliyorsunuz… Yani, Pakistan’daki durumun ne kadar ciddi olduğunu görebilirsiniz” demişti.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Kovid 19 Kaynaklı Ölümler Artıyor

DSÖ Genel Direktörü Dr. Ghebreyesus, pandemi ile mücadele araçlarından test, genom sıralaması ve aşıyı kullanmayı sürdürme çağrısı yaptı. DSÖ ayrıca, Kovid 19 pandemisinin “küresel acil durum” şeklinde nitelendirmeye devam etmeye karar verdi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO), Acil Durum Komitesi 8 Temmuz’da pandemiyle ilgili görüşmek için toplandı. Toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, Kovid 19’un Uluslararası Halk Sağlığı Acil Durumu (PHEIC) kategorisinde değerlendirilmesi yönünde Komitenin tavsiyede bulunduğu ve bu önerinin kabul edildiği bildirildi.

BA.4 ile BA.5 artışı tetikledi

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde düzenlenen basın toplantısında “Kovid 19 ölümlerinde artan eğilimin, sağlık sistemleri ve sağlık çalışanlarına yarattığı zorluklardan endişeleniyorum” diye konuştu.

Ghebreyesus, Omicron varyantının alt varyantları BA.4 ile BA.5’in dünya genelinde vaka sayılarında artışı tetiklemeyi sürdürdüğünü söyledi:

“Virüsün takibindeki azalma, varyantların nasıl bulaştığı, hastalığa yol açma ihtimali ve virüse karşı mücadelenin etkililiğinin derecesinin anlaşılmasına engel oluyor.”

Küresel Kovid 19 vakalarının üst üste dört haftadır artışta olduğunun altını çizen Ghebreyesus, DSÖ üyesi ülkelere pandemi ile mücadele araçlarından test, genom sıralaması ve aşıyı kullanmayı sürdürme çağrısında bulundu.

Türkiye’de son durum

Öte yandan Kovid 19 vaka sayılarının yükselmeye başlamasıyla birlikte Sağlık Bakanlığı harekete geçmişti. Bakanlığın açıklamasına göre son Kovid 19 aşısının üzerinden en az altı ay geçen kişiler, dördüncü doz aşılarını; yani ikinci doz hatırlatma aşılarını olabilecek.

Randevular, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden alınabilecek. Hatırlatma dozu için TURKOVAC, Sinovac veya BioNTech aşılarından biri tercih edilebilecek.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda, “Omicron’a bağlı vakalar Türkiye’de de artış gösteriyor.” ifadelerini kullanmıştı:

Türkiye’de Kovid 19 vakaları haftalık olarak açıklanıyor.

Haziran ayına kadar koronavirüs tespit edildiği açıklanan kişi sayısı 10 binin altında seyrederken 13-19 Haziran haftasında sayı 11 bine yaklaşmıştı.

20-26 Haziran haftası hızlı bir yükselişle 26 bin 635’e yükselen haftalık koronavirüs vaka tespit sayısı; 27 Haziran – 3 Temmuz arasında 57.113’e yükseldi.

Sağlık Bakanlığı, özellikle 50 yaş üzerindeki kişilerle risk grubundakilerin dördüncü doz aşılarının vurulması konusunda çağrıda bulunuyor.

Paylaşın

Uganda’da Kuraklığın Yol Açtığı Açlıktan 46 Kişi Hayatını Kaybetti

Doğu Afrika ülkelerinden Uganda’da, aylarca süren kuraklığın yol açtığı açlıktan 46 kişi yaşamını yitirdi. Karamoja Milletvekili Faith Nakut, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, bölgede aylarca süren kuraklık nedeniyle insanların hayatta kalmak için ot yediğini belirtti.

Bölge insanlarının, yiyecekleri olmadığı için açlıktan hayatını kaybettiğini altını çizen Nakut, “Karamoja alt bölgesini kasıp kavuran kıtlık nedeniyle 8 Temmuz’a kadar 46 kişi açlıktan öldü, 2 bin 181 hane de ölmeyi bekliyor.” dedi.

Nakut, yetkililerin, hükümetin bu duruma yanıt vermesini beklerken en çok etkilenen hanelere yiyecek almak için de maaşlarını kullandığını söyledi. Nakut, son olarak, dünyaya ölü sayısı artmadan yardım çağrısında bulundu.

828 milyon kişi açlıkla karşı karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu (IFAD), BM Çocuk Fonu (UNICEF), BM Dünya Gıda Programı (WFP) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), “Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu” raporunu (6 Temmuz) yayınlamıştı.

Rapora göre, dünyada açlık çeken kişi sayısı bir yılda 46 milyon kişi artarak 2021 yılında 828 milyon kişiye yükseldi. Kovid 19 pandemisinin başladığı 2019 yılı ile karşılaştırıldığında ise dünyada açlık çeken kişi sayısı iki senede 150 milyon kişi artmış durumda.

Raporun bulgularını kamuoyuyla paylaşan BM, “rakamlar acı bir hikaye anlatıyor” diyerek özetle şu verileri paylaştı:

“2021 yılında dünyada 702 milyon ile 828 milyon arasında kişi açlıktan etkilendi. Bu rakamların ortalaması alındığında (768 milyon), 2020’ye kıyasla 46 milyon kişi daha ve 2019’a, yani COVID-19 pandemisinden öncesine kıyasla 150 milyon kişi daha 2021’de açlıktan etkilendi.

2015 yılından beri nispeten değişmeyen dünyada açlıktan etkilenen kişilerin oranı 2020 yılında artış gösterdi ve 2021 yılında da dünya nüfusunun yüzde 9,8’ine tekabül edecek şekilde yükselmeye devam etti. Bu oran, 2019’da yüzde 8, 2020’de yüzde 9,3’tü.

2021 yılında dünyada yaklaşık 2,3 milyar kişi (yüzde 29,3) orta veya ciddi seviyede gıda güvensizliği ile karşı karşıyaydı. Bu, pandemi öncesi dönemle karşılaştırıldığında 350 milyon daha çok kişi demek.

2021’de yaklaşık 924 milyon kişi, ciddi düzeylerde gıda güvensizliği yaşadı; bu, iki yılda 207 milyon artış anlamına geliyor.

Gıda güvensizliği konusunda cinsiyetler arası fark da 2021 yılında artmaya devam etti. Tüm dünyadaki kadınların yüzde 31,9’u orta veya ciddi düzeylerde gıda güvensizliği yaşarken bu oran erkekler için yüzde 27,6’ydı. 2020 yılında 3 puan olan bu fark bir yılda 4 puana yükseldi.

Sağlık beslenmeye erişemeyen kişi sayısı 2019’a oranla 112 milyon kişi artarak 2020’de yaklaşık 3,1 milyar oldu.

5 yaşına altındaki yaklaşık 45 milyon çocuk, aşırı derecede yetersiz beslenmeye maruz kalıyor. 149 milyon çocuk ise yetersiz beslenme yüzünden büyüme geriliği sorunu ile karşı karşıya kalıyor.”

“Rakamlar daha da yükselebilir”

Raporun ortaya koyduğu değerlendirmeler ile ilgili görüşlerini paylaşan Dünya Gıda Programı Direktörü David Beasley, “Önümüzdeki aylarda bu rakamların daha da yükselme riski var” uyarısında bulundu.

Beasley, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaşın küresel gıda fiyatlarını artırdığını da hatırlatarak söz konusu şartların ülkeleri “kıtlığın eşiğine sürüklediğini” ifade etti.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Maymun Çiçeği Vaka Sayısı 10 Bine Yaklaştı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO), dünya genelinde maymun çiçeği virüsünün yayılımının sürdüğünü ve vaka sayısının 10 bine yaklaştığını bildirdi. DSÖ, 7 Temmuz’daki maymun çiçeği raporunda, virüs nedeniyle şimdiye kadar 3 kişinin yaşamını yitirdiğini açıklamıştı.

DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, örgütün Cenevre’deki merkezinde düzenlediği basın toplantısında, virüsün endemik ve endemik olmadığı 63 ülkede toplam 9 bin 200 vakayı doğruladıklarını kaydetti ve can kaybı sayısında bir değişiklik olmadığını belirtti.

Virüs nedeniyle acil durum ilan edilme ihtimaline dair Ghebreyesus şöyle devam etti:

“Acil Durum Komitesi, maymun çiçeği vakalarındaki eğilim ve virüsle mücadele yöntemlerinin etkililik oranını değerlendirmek üzere haftaya toplanacak. Ülkelerin bu salgınla nasıl mücadele etmesi gerektiği konusunda tavsiyeler verilecek.”

Ghebreyesus, maymun çiçeğine karşı aşı geliştirilmesi ve dağıtılmasıyla alakalı DSÖ’nün ilgili ülkelerle müzakerelere başladığını vurguladı ve DSÖ olarak çeşitli ülkeler ve uzmanlarla, salgına ilişkin daha ileri araştırmalar yapılmasına dair görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

Maymun çiçeği hastalığı nedir?

Maymun çiçeği, 1980’li yıllarda tamamen ortadan kalkan çiçek hastalığının daha az bulaşıcı, daha hafif semptomlara neden olan ve daha az ölümcül hastalığa yol açan bir çeşit akraba virüsü.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO) verileri, bu virüsün ilk Orta ve Batı Afrika’daki tropik yağmur ormanlarında ortaya çıktığını ortaya koyuyor.

Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı’na (UKHSA) göre, maymun çiçeği insanlar arasında kolayca yayılmayan nadir bir viral enfeksiyon.

DSÖ, bulaşmanın, enfekte hayvanların kan, vücut sıvıları veya deri veya mukoza lezyonları ile doğrudan temas yoluyla gerçekleşebileceği görüşünde.

İlk nerede görüldü?

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre, hastalık 1958’de maymun kolonilerinde keşfedildi. İnsana bulaşan ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) rapor edildi.

O tarihten bu yana Benin, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Güney Sudan’ın da içinde bulunduğu 11 Afrika ülkesinde bu virüs görüldü.

CDC’ye göre, Afrika dışında bildirilen ilk maymun çiçeği salgını, 2003 yılında ABD’de enfekte bir memeli hayvanın ithalatı sonucu ortaya çıktı.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verilerine göre, 2018 ve 2019’da, tümü Nijerya’da yolculuk yapmış ikisi Britanya, biri İsrail’den ve biri Singapur’dan yolcuya maymun çiçeği teşhisi kondu.

Belirtileri ne?

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler olarak biliniyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

Maymun çiçeğinin kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün olarak bilinse de DSÖ’ye göre bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebiliyor.

Tedavisi var mı?

DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Çiçek hastalığına karşı aşılamanın hastalığı önlemede yaklaşık yüzde 85 oranında etkili olduğu tespit edildi. Bu nedenle, ciddi semptomları önlemek için çiçek aşısı yapılmasını öneriliyor.

Maymun çiçeği virüsünün doğal konağı kemirgenlerin yanı sıra ip sincapları, ağaç sincapları, primatlar.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatıyor. 2003 yılında ABD’de yaşanan yayılmada, 47 kişi hayatını kaybetmişti.

Nasıl bulaşıyor?

Maymun çiçeğinin doğal nedeni henüz tespit edilmedi, ancak kemirgenler en olası kaynak olmasına rağmen, enfekte hayvanlardan az pişmiş et ve diğer hayvansal ürünleri yemenin olası bir risk faktörü olacağı tahmin ediliyor.

DSÖ, bulaşmanın, enfekte hayvanların kan, vücut sıvıları veya deri veya mukoza lezyonları ile doğrudan temas yoluyla gerçekleşebileceği görüşünde.

Dünya Sağlık Örgütü yetkilisi Dr. İbrahim Soce Fall, virüsün endemik olduğu ülkelerde dahi henüz nasıl bulaştığının tam olarak anlaşılamadığını, bulaşma dinamikleri açısından hâlen birçok bilinmez olduğunu açıkladı.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatsa bile DSÖ’ye göre, bu virüsten ölüm oranı yüzde 11 civarında. Çocuklar ve gençlerde ölüm oranı daha fazla olabiliyor.

Paylaşın

‘Ukrayna’ya Silah Yardımı Kesilebilir’ İddiası

ABD’nin önde gelen gazetelerinden The Washington Times, ABD’nin Ukrayna’ya milyarlarca dolarlık yardımın askeri strateji olmadığını, bu ülkeye verilen silahların geleceğinin sıkı kontrol altına alınması gerektiğini belirtti.

Mike Glenn imzalı yazıda, Washington’un son bir yılda Kiev’e, roket sistemleri, mühimmat, obüsler, helikopterler, tanksavar sistemler ve İHA’lar dahil 15 askeri yardım paketi gönderdiği anımsatıldı.

Bu bilgiyi değerlendiren Emekli Yarbay Daniel Davis, silah tedarikinin strateji olmadığını ve Ukrayna’daki silahlı çatışmanın gidişatını değiştiremeyeceğini kaydederek, “Bu, Ukrayna ordusunun planlarına nasıl uyuyor? Nihai amaç ne? Ne gibi sonuçlar beklenebilir?” ifadesini kullandı.

Ukrayna’ya yapılan sevkiyatlarının ABD’nin savaşa hazır olma durumunu etkilemeyeceğini vurgulayan Davis, fakat Ukrayna’daki lojistiğin tamamen bozulduğuna işaret ederek, “Silahlar ve mühimmat cepheye ulaşmıyor. Bu yüzden Ukrayna metodik olarak geriye geri itiliyor” dedi.

ABD Kongresi’nde, Ukrayna’ya yapılan askeri yardıma yönelik kontrolün artırılması yönünde çağrılar yapılıyor. Senatör John Kennedy, Ukrayna’ya yapılan finansmanın kontrol edilmesi için bir yetkilinin atanmasını önerdi.

Albay Mark Cancian, ABD ve NATO’nun ‘sınırsız’ cephaneliğe sahip olduğunu kaydetse de bazı silah türlerinin Ukrayna’ya sevkiyatının gelecekte ABD’nin güvenliğini tehdit edeceği uyarısında bulundu.

ABD toplumunun, Ukrayna’ya askeri yardım konusundaki fikrini değiştirebileceğini dile getiren Cancian, “Ukrayna halâ çok verimsiz, yozlaşmış bir ülke. İnsanlar, Amerikan parasıyla yat satın alan oligarklar gibi yolsuzluk kanıtlarını görmeye başlarsa bu, desteği baltalar” diye kaydetti.

Paylaşın

IŞİD’in Üst Düzey Yöneticisi Afrin’de SİHA İle Öldürüldü

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Yarbay Dave Eastburn, AFP’ye yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeybatısında düzenlenen SİHA’lı saldırıda IŞİD’in liderlerinden Maher Al-Agal’ın öldürüldüğünü, yakın danışmanının ise ağır yaralandığını teyit etti.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), IŞİD’in Suriye’deki liderinin insansız hava aracı saldırısında öldürüldüğünü duyurdu.

Pentagon’un Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüleri, IŞİD’in Suriye lideri Mahir el-Agal’ın Suriye’deki Cinderes yakınlarında motosiklet sürerken öldürüldüğünü, sağkolunun ağır şekilde yaralandığını ve ölüp ölmediğinin ilk etapta netleşmediğini söyledi.

Cinderes, Türkiye sınırına yakın, TSK ve desteklediği güçlerin kontrolündeki Afrin’e bağlı ve bölgenin güneybatısında yer alan bir belde.

“Operasyonun başarılı şekilde yürütülmesini sağlamak için kapsamlı planlama yapıldı. İlk inceleme sivil can kaybı olmadığını gösteriyor” denilen Pentagon açıklamasında, ‘IŞİD’in en üst düzey 5 liderinden biri’ olduğu belirtilen Agal’ın ‘Irak ve Suriye dışında IŞİD ağları geliştirmekten sorumlu olduğu da’ dile getirildi.

“Bu IŞİD liderlerinin ortadan kaldırılması, terör örgütünün daha fazla plan yapma ve saldırı gerçekleştirme yeteneklerini sekteye uğratacak” öngörüsünde bulunan açıklamada, ‘IŞİD’in ABD ve bölgedeki ortakları için tehdit oluşturmaya devam ettiği’ kaydedildi.

IŞİD’in Suriye liderine suikast, ABD’nin Suriye’nin İdlib vilayetinde El Kaide bağlantılı Hurras ed Din grubunun üst düzey bir liderini hedef alan saldırı düzenlemesinden 2 hafta sonra geldi.

ABD’nin şubatta yine Suriye’deki İdlib’de düzenlediği operasyonda da IŞİD’in genel lideri Ebu İbrahim el-Haşimi el-Kureyşi hedef alınmıştı. Pentagon’un açıklamasında ‘ABD Özel Kuvvetleri’nin baskınında yakalanacağını anlayan Kureyşi’nin ailesinin bazı üyeleriyle birlikte kendini havaya uçurduğu’ ifade edilmişti.

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

Elon Musk ‘Bot Hesapları Açıklayamayan’ Twitter’la Dalga Geçti

Elon Musk, sosyal medya platformu Twitter’ı satın almaktan vazgeçmesi üzerine hukuk savaşı söylemlerinin ortaya çıkmasından sonra konuyla ilgili olarak ilk kez sessizliğini bozdu.

Sosyal medya hesaplarında bir paylaşım hazırlatan Musk, Twitter’ın hukuk mücadelesi tehditleriyle dalga geçti.

Musk, “Önce bana Twitter’ı satın alamazsın dediler. Sonra botlarla ilgili bilgiyi paylaşamadılar. Şimdi beni Twitter’ı mahkemede almaya zorlamak istiyorlar. Şimdi botların bilgisini mahkemede açıklamak zorundalar”  ifadelerini kahkaha fotoğraflarlarıyla paylaştı.

Kendisini dava etmekle tehdit eden sosyal medya platformu  Twitter’da bir paylaşım yaparak Twitter’la dalga geçti.

Tesla’nın tepe yöneticisi Elon Musk, Twitter’ı satın almak için platformla anlaşma yapmış, ancak platformun kendisine “botlar” olarak tanımladığı sahte ve “spam” hesaplarla ilgili bilgi paylaşımı yapmaması üzerine anlaşmayı bozmuştu.

Musk’ın cuma günü anlaşmadan çekildiğini açıklamasının ardından pazartesi günü Twitter’ın borsadaki hisseleri yüzde 5 düşerek 34,85 dolardan işlem gördü.

Twitter’ın Musk’ın anlaşmayı tamamlamaya zorlamak için bu hafta içinde dava açmayı planladığı belirtiliyor. Uzmanlar Twitter’ın hukuki açıdan Musk’a göre daha avantajlı konumda olduğunu, ancak uzun ve maliyetli hukuki sürecin zararlarındna korunmak için iki tarafın uzlaşı arayışına girebileceği yorumunu yapıyor.

Reuters’a değerlendirmede bulunan bir analist ise Elon Musk’ın satın alma anlaşmasını bozma niyetinin Twitter’ın bilgi paylaşımına dair talebini yerine getirmemesinden değil, daha çok piyasadaki satışlardan kaynaklandığı görüşünde.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Dünya Nüfusu 3 Ay Sonra 8 Milyar Olacak

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami, bu yıl Kasım ayına kadar dünya nüfusunun 8 milyara ulaşacağının tahmin edildiğini belirtti, “2011 yılında 7 milyar nüfusa ulaşılmasından yalnızca 11 yıl sonra bu gerçekleşiyor. İnsan nüfusu son birkaç on yılda çok hızlı büyüdü” dedi.

Dünya nüfusunun 5 milyara ulaştığı 11 Temmuz 1987’den beri 11 Temmuz her yıl BM Nüfus Fonu’nca (UNFPA) “Dünya Nüfus Günü” olarak kutlanıyor.

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı’nın “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporuna göre dünya nüfusu 15 Kasım 2022’de 8 milyara ulaşacak.

Montashami, “İnsan nüfusunun yüzyılın ortalarında yaklaşık 9 milyar ve bu yüzyılın sonunda 10 milyar civarında olacağını tahmin ediyoruz. Tahmin ettiğimiz rakamlar bu, ancak gelişecek koşullara bağlı olarak inişler ve çıkışlar olabilir” dedi.

2080’lerde 10,4 milyar nüfus

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı, “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporunu açıkladı. Buna göre, dünya nüfusunun 15 Kasım 2022’de 8 milyara ulaşacak.

Raporda, dünyanın 2030’da 8,5 milyar, 2050’de 9,7 milyar, 2080’lerde 10,4 milyar nüfusa ulaşacağı ve 2100’e kadar bu seviyede kalacağı tahmini yer aldı.

Raporda yer alan bilgilere göre ülkelerin yaş ortalaması 19’dan (Sahra Altı Afrika) 42’ye (Avrupa ve Kuzey Amerika) kadar çeşitlilik gösteriyor.

Küresel yaşam süresi beklentisi 72,8 yıl

Küresel yaşam süresi beklentisi, 1990’dan bu yana neredeyse 9 yıllık bir iyileşmeyle 2019’da 72,8 yıla ulaştı.

2050’ye kadar Afrika kıtasının, dünyadaki tüm gençlerin (15-24) üçte birine ev sahipliği yapacağı tahmin ediliyor.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı kadın başına doğum sayısının 2,1’in altında kaldığı ülkelerde yaşarken diğer ülkelerde çok büyük genç nüfus var ve hızla büyümeye devam ediyor.

İnsanlık tarihi boyunca en hızlı artış

UNFPA Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya nüfusunun son 10 yıllık dönemde insanlık tarihi boyunca en hızlı artışa sahip olduğunu söyledi.

Bu yıl kasıma kadar dünyanın 8 milyar nüfusa ulaşacağının tahmin edildiğini belirten Mohtashami, “Aslında sadece 100 yıl veya 200 yıl önce dünyada genelinde bir milyar nüfusa ulaşılmıştı fakat son 100 yılda, 200 yılda nüfus önemli ölçüde arttı” dedi.

Meselenin sayılarla ilgili olmadığını belirten Mostashami, “İster 8 milyar, ister 7 milyar veya daha az olsun, konu bireylerle ilgilidir. 8 milyar insanın her biri saygıyı ve saygınlığı hak ediyor. Tüm toplumlarda 8 milyar daha sağlıklı, daha üretken insana sahip olmaya çalışmalıyız yani sayılar ikinci önceliktir” diye konuştu.

“Hakları ve seçimlere odaklanmalıyız”

Mohtashami, bu konuda yayımlanan raporlar sonucunda ortaya çıkan nüfus artışı ya da düşüşünün aşırı ifadelerle olumlu ya da olumsuz değerlendirilmesinin doğru olmayacağını söyledi:

“Bunların hiçbiri uygun ve profesyonel politika oluşturacak düzeyde bir söylem değildir. Mesele şu ki eğer yeryüzünde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak istiyorsak insanların kendilerine, haklarına ve seçimlerine odaklanmalıyız ve sonra sayılar içinde bir alan yaratabilir ve onu herkes için müreffeh bir dünya haline getirebiliriz.

“Daha fazla veya daha az insanın varlığı mutlak olarak daha fazla veya daha az müreffeh veya fakir nüfus anlamına gelmez. Bütün mesele, program ve politikaları herkese fayda sağlayacak şekilde düzenlemektir. Tüm programlardan elde edilecek faydaların herkes için eşit olmasını sağlamaktır.”

“Her birey önemlidir”

Mohtashami, “Eşitliksiz bir dünyada yaşıyoruz. Bu, yeni bir olgu değil. Hiçbir zaman herkes için eşitlik mevcut olmadı. O halde bizim tercihimiz, mümkün olduğunca dünyadaki tüm nüfus için bir denge ve eşitlik yaratmaya çalışmak olmalıdır. Her birey önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Artan nüfusa karşılık hükümetlerin nasıl adım atması gerektiğine ilişkin soruya da “Hükümetler politikalarını eşitsizlik, hizmete erişim, sağlık, eğitim, istihdam gibi konuları ele alacak şekilde tasarlarsa kaynaklar yetersiz olmayabilir ve sonuç olarak herkes bundan faydalanacaktır. Aşırı nüfusla ya da nüfus azalmasıyla karşı karşıya olduğumuz şeklindeki panik yaratıcı söylem doğru değil. Odak noktası, insanların toplam sayıları değil, bu sayıların insanlar için nasıl çalıştığıyla ilgili olmalıdır. Sayıların sistemler için çalışmasını sağlamak yerine sistemleri sayılar için işlevsel hale getirmelisiniz” yanıtını verdi.

Paylaşın

Japonya’da Seçimleri Şinzo Abe’nin Partisi Kazandı

Koalisyon hükümetinin en önemli bileşenlerinden olan ve eski başbakan Şinzo Abe’nin partisi Liberal Demokrat Parti, Abe suikastinden iki gün sonra yapılan seçimlerde sandalye sayısını artırdı. Böylece Japonya’nın muhafazakar koalisyon hükümeti, parlamentonun üst kanadındaki desteğini güçlendirmiş oldu.

Japonya’nın en uzun süre başbakanlık koltuğunda oturan ve öldürülene kadar ülkedeki en etkili siyasetçilerden biri olmaya devam eden Abe, Cuma günü Nara’da seçim kampanyası için kürsüde konuşma yaptığı sırada silahlı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

Başbakan Fumio Kishida’nın lideri olduğu Liberal Demokrat Partisi (LDP) ve küçük ortağı Komeito, sandık çıkış anketlerine göre 125 sandalyeli üst kanattaki sandalye sayısını toplamda 69’dan 75’e yükseltti.

LDP’nin sandalye sayısı 55’ten 63’e yükseldi. Ancak bu sayı tek başına çoğunluk sağlayarak hükümet kurması için yeterli değil. Parlamentonun üst kanadı için yapılan seçimler, mevcut hükümete referandum olarak değerlendiriliyor.

Resmi sonuçların Pazartesi günü yerel saatle öğleden sonra açıklanması bekleniyor. LDP, seçim sonuçlarını beklerken Tokyo’daki parti genel merkezinde Abe için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirdi.

Koalisyon hükümetinin seçimde zafer elde etmesi, savunma harcamalarını ikiye katlama ve “pasif savunma” öngören yasalarda değişiklik gibi bazı kilit politikaları hayata geçirmesini kolaylaştıracak. Bu daha agresif savunma politikası, Abe’nin de gerçekleştirmeyi planladığı bir politikaydı.

Japonya’da uzmanlar, Abe’nin suikast sonucu hayatını kaybetmiş olmasının; şiddet olaylarının ve silahlı saldırıların çok nadir görüldüğü ülkede bir tepki doğurduğu ve seçim sonuçlarını etkilemiş olabileceğini söylüyor.

Parlamento üst kanadı için son seçim üç yıl önce yapılmış; oy kullanma oranı yüzde 48,8’de kalmıştı. Bu seçimde oran yüzde 51,58’e yükseldi. Uzmanlar, bunu da suikastin etkisiyle tepki olarak sandığa gidenlerin sayısının artmasına bağlıyor.

Abe, Cuma günü Japonya saatiyle 11:30’da, Pazar günü yapılacak seçim için çıktığı kampanya çerçevesinde Kyoto yakınlarındaki Nara’da konuşma yaptığı sırada suikaste uğradı. 67 yaşındaki eski başbakan hastanede hayatını kaybetti.

Abe’yi öldürmeye çalışan kişinin Nara’da ikamet eden ve eski bir Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri mensubu olan 41 yaşındaki Tetsuya Yamagami olduğu açıklandı.

67 yaşındaki Abe, başbakanlık yapmış bir dedenin torunuydu. Babası da dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı. Abe, Japonya siyasetinin hakim gücü olan Liberal Demokrat Parti’nin başında iki kez seçim kazandı.

2006 yılındaki ilk başbakanlık dönemi bir yıldan biraz uzun sürdü ve tartışmalı geçti. 2012 yılında ise sürpriz bir şekilde geri döndü ve 2020’de sağlık nedenleriyle istifa edene kadar da görevde kaldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın