IŞİD’in Üst Düzey Yöneticisi Afrin’de SİHA İle Öldürüldü

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Yarbay Dave Eastburn, AFP’ye yaptığı açıklamada Suriye’nin kuzeybatısında düzenlenen SİHA’lı saldırıda IŞİD’in liderlerinden Maher Al-Agal’ın öldürüldüğünü, yakın danışmanının ise ağır yaralandığını teyit etti.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), IŞİD’in Suriye’deki liderinin insansız hava aracı saldırısında öldürüldüğünü duyurdu.

Pentagon’un Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Sözcüleri, IŞİD’in Suriye lideri Mahir el-Agal’ın Suriye’deki Cinderes yakınlarında motosiklet sürerken öldürüldüğünü, sağkolunun ağır şekilde yaralandığını ve ölüp ölmediğinin ilk etapta netleşmediğini söyledi.

Cinderes, Türkiye sınırına yakın, TSK ve desteklediği güçlerin kontrolündeki Afrin’e bağlı ve bölgenin güneybatısında yer alan bir belde.

“Operasyonun başarılı şekilde yürütülmesini sağlamak için kapsamlı planlama yapıldı. İlk inceleme sivil can kaybı olmadığını gösteriyor” denilen Pentagon açıklamasında, ‘IŞİD’in en üst düzey 5 liderinden biri’ olduğu belirtilen Agal’ın ‘Irak ve Suriye dışında IŞİD ağları geliştirmekten sorumlu olduğu da’ dile getirildi.

“Bu IŞİD liderlerinin ortadan kaldırılması, terör örgütünün daha fazla plan yapma ve saldırı gerçekleştirme yeteneklerini sekteye uğratacak” öngörüsünde bulunan açıklamada, ‘IŞİD’in ABD ve bölgedeki ortakları için tehdit oluşturmaya devam ettiği’ kaydedildi.

IŞİD’in Suriye liderine suikast, ABD’nin Suriye’nin İdlib vilayetinde El Kaide bağlantılı Hurras ed Din grubunun üst düzey bir liderini hedef alan saldırı düzenlemesinden 2 hafta sonra geldi.

ABD’nin şubatta yine Suriye’deki İdlib’de düzenlediği operasyonda da IŞİD’in genel lideri Ebu İbrahim el-Haşimi el-Kureyşi hedef alınmıştı. Pentagon’un açıklamasında ‘ABD Özel Kuvvetleri’nin baskınında yakalanacağını anlayan Kureyşi’nin ailesinin bazı üyeleriyle birlikte kendini havaya uçurduğu’ ifade edilmişti.

(Kaynak: Sputnik)

Paylaşın

Elon Musk ‘Bot Hesapları Açıklayamayan’ Twitter’la Dalga Geçti

Elon Musk, sosyal medya platformu Twitter’ı satın almaktan vazgeçmesi üzerine hukuk savaşı söylemlerinin ortaya çıkmasından sonra konuyla ilgili olarak ilk kez sessizliğini bozdu.

Sosyal medya hesaplarında bir paylaşım hazırlatan Musk, Twitter’ın hukuk mücadelesi tehditleriyle dalga geçti.

Musk, “Önce bana Twitter’ı satın alamazsın dediler. Sonra botlarla ilgili bilgiyi paylaşamadılar. Şimdi beni Twitter’ı mahkemede almaya zorlamak istiyorlar. Şimdi botların bilgisini mahkemede açıklamak zorundalar”  ifadelerini kahkaha fotoğraflarlarıyla paylaştı.

Kendisini dava etmekle tehdit eden sosyal medya platformu  Twitter’da bir paylaşım yaparak Twitter’la dalga geçti.

Tesla’nın tepe yöneticisi Elon Musk, Twitter’ı satın almak için platformla anlaşma yapmış, ancak platformun kendisine “botlar” olarak tanımladığı sahte ve “spam” hesaplarla ilgili bilgi paylaşımı yapmaması üzerine anlaşmayı bozmuştu.

Musk’ın cuma günü anlaşmadan çekildiğini açıklamasının ardından pazartesi günü Twitter’ın borsadaki hisseleri yüzde 5 düşerek 34,85 dolardan işlem gördü.

Twitter’ın Musk’ın anlaşmayı tamamlamaya zorlamak için bu hafta içinde dava açmayı planladığı belirtiliyor. Uzmanlar Twitter’ın hukuki açıdan Musk’a göre daha avantajlı konumda olduğunu, ancak uzun ve maliyetli hukuki sürecin zararlarındna korunmak için iki tarafın uzlaşı arayışına girebileceği yorumunu yapıyor.

Reuters’a değerlendirmede bulunan bir analist ise Elon Musk’ın satın alma anlaşmasını bozma niyetinin Twitter’ın bilgi paylaşımına dair talebini yerine getirmemesinden değil, daha çok piyasadaki satışlardan kaynaklandığı görüşünde.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Dünya Nüfusu 3 Ay Sonra 8 Milyar Olacak

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami, bu yıl Kasım ayına kadar dünya nüfusunun 8 milyara ulaşacağının tahmin edildiğini belirtti, “2011 yılında 7 milyar nüfusa ulaşılmasından yalnızca 11 yıl sonra bu gerçekleşiyor. İnsan nüfusu son birkaç on yılda çok hızlı büyüdü” dedi.

Dünya nüfusunun 5 milyara ulaştığı 11 Temmuz 1987’den beri 11 Temmuz her yıl BM Nüfus Fonu’nca (UNFPA) “Dünya Nüfus Günü” olarak kutlanıyor.

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı’nın “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporuna göre dünya nüfusu 15 Kasım 2022’de 8 milyara ulaşacak.

Montashami, “İnsan nüfusunun yüzyılın ortalarında yaklaşık 9 milyar ve bu yüzyılın sonunda 10 milyar civarında olacağını tahmin ediyoruz. Tahmin ettiğimiz rakamlar bu, ancak gelişecek koşullara bağlı olarak inişler ve çıkışlar olabilir” dedi.

2080’lerde 10,4 milyar nüfus

Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Departmanı, “Dünya Nüfus Beklentileri 2022” raporunu açıkladı. Buna göre, dünya nüfusunun 15 Kasım 2022’de 8 milyara ulaşacak.

Raporda, dünyanın 2030’da 8,5 milyar, 2050’de 9,7 milyar, 2080’lerde 10,4 milyar nüfusa ulaşacağı ve 2100’e kadar bu seviyede kalacağı tahmini yer aldı.

Raporda yer alan bilgilere göre ülkelerin yaş ortalaması 19’dan (Sahra Altı Afrika) 42’ye (Avrupa ve Kuzey Amerika) kadar çeşitlilik gösteriyor.

Küresel yaşam süresi beklentisi 72,8 yıl

Küresel yaşam süresi beklentisi, 1990’dan bu yana neredeyse 9 yıllık bir iyileşmeyle 2019’da 72,8 yıla ulaştı.

2050’ye kadar Afrika kıtasının, dünyadaki tüm gençlerin (15-24) üçte birine ev sahipliği yapacağı tahmin ediliyor.

Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 60’ı kadın başına doğum sayısının 2,1’in altında kaldığı ülkelerde yaşarken diğer ülkelerde çok büyük genç nüfus var ve hızla büyümeye devam ediyor.

İnsanlık tarihi boyunca en hızlı artış

UNFPA Türkiye Temsilcisi Hassan Mohtashami, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya nüfusunun son 10 yıllık dönemde insanlık tarihi boyunca en hızlı artışa sahip olduğunu söyledi.

Bu yıl kasıma kadar dünyanın 8 milyar nüfusa ulaşacağının tahmin edildiğini belirten Mohtashami, “Aslında sadece 100 yıl veya 200 yıl önce dünyada genelinde bir milyar nüfusa ulaşılmıştı fakat son 100 yılda, 200 yılda nüfus önemli ölçüde arttı” dedi.

Meselenin sayılarla ilgili olmadığını belirten Mostashami, “İster 8 milyar, ister 7 milyar veya daha az olsun, konu bireylerle ilgilidir. 8 milyar insanın her biri saygıyı ve saygınlığı hak ediyor. Tüm toplumlarda 8 milyar daha sağlıklı, daha üretken insana sahip olmaya çalışmalıyız yani sayılar ikinci önceliktir” diye konuştu.

“Hakları ve seçimlere odaklanmalıyız”

Mohtashami, bu konuda yayımlanan raporlar sonucunda ortaya çıkan nüfus artışı ya da düşüşünün aşırı ifadelerle olumlu ya da olumsuz değerlendirilmesinin doğru olmayacağını söyledi:

“Bunların hiçbiri uygun ve profesyonel politika oluşturacak düzeyde bir söylem değildir. Mesele şu ki eğer yeryüzünde yaşayan insanların hayatını kolaylaştırmak istiyorsak insanların kendilerine, haklarına ve seçimlerine odaklanmalıyız ve sonra sayılar içinde bir alan yaratabilir ve onu herkes için müreffeh bir dünya haline getirebiliriz.

“Daha fazla veya daha az insanın varlığı mutlak olarak daha fazla veya daha az müreffeh veya fakir nüfus anlamına gelmez. Bütün mesele, program ve politikaları herkese fayda sağlayacak şekilde düzenlemektir. Tüm programlardan elde edilecek faydaların herkes için eşit olmasını sağlamaktır.”

“Her birey önemlidir”

Mohtashami, “Eşitliksiz bir dünyada yaşıyoruz. Bu, yeni bir olgu değil. Hiçbir zaman herkes için eşitlik mevcut olmadı. O halde bizim tercihimiz, mümkün olduğunca dünyadaki tüm nüfus için bir denge ve eşitlik yaratmaya çalışmak olmalıdır. Her birey önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Artan nüfusa karşılık hükümetlerin nasıl adım atması gerektiğine ilişkin soruya da “Hükümetler politikalarını eşitsizlik, hizmete erişim, sağlık, eğitim, istihdam gibi konuları ele alacak şekilde tasarlarsa kaynaklar yetersiz olmayabilir ve sonuç olarak herkes bundan faydalanacaktır. Aşırı nüfusla ya da nüfus azalmasıyla karşı karşıya olduğumuz şeklindeki panik yaratıcı söylem doğru değil. Odak noktası, insanların toplam sayıları değil, bu sayıların insanlar için nasıl çalıştığıyla ilgili olmalıdır. Sayıların sistemler için çalışmasını sağlamak yerine sistemleri sayılar için işlevsel hale getirmelisiniz” yanıtını verdi.

Paylaşın

Japonya’da Seçimleri Şinzo Abe’nin Partisi Kazandı

Koalisyon hükümetinin en önemli bileşenlerinden olan ve eski başbakan Şinzo Abe’nin partisi Liberal Demokrat Parti, Abe suikastinden iki gün sonra yapılan seçimlerde sandalye sayısını artırdı. Böylece Japonya’nın muhafazakar koalisyon hükümeti, parlamentonun üst kanadındaki desteğini güçlendirmiş oldu.

Japonya’nın en uzun süre başbakanlık koltuğunda oturan ve öldürülene kadar ülkedeki en etkili siyasetçilerden biri olmaya devam eden Abe, Cuma günü Nara’da seçim kampanyası için kürsüde konuşma yaptığı sırada silahlı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

Başbakan Fumio Kishida’nın lideri olduğu Liberal Demokrat Partisi (LDP) ve küçük ortağı Komeito, sandık çıkış anketlerine göre 125 sandalyeli üst kanattaki sandalye sayısını toplamda 69’dan 75’e yükseltti.

LDP’nin sandalye sayısı 55’ten 63’e yükseldi. Ancak bu sayı tek başına çoğunluk sağlayarak hükümet kurması için yeterli değil. Parlamentonun üst kanadı için yapılan seçimler, mevcut hükümete referandum olarak değerlendiriliyor.

Resmi sonuçların Pazartesi günü yerel saatle öğleden sonra açıklanması bekleniyor. LDP, seçim sonuçlarını beklerken Tokyo’daki parti genel merkezinde Abe için bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirdi.

Koalisyon hükümetinin seçimde zafer elde etmesi, savunma harcamalarını ikiye katlama ve “pasif savunma” öngören yasalarda değişiklik gibi bazı kilit politikaları hayata geçirmesini kolaylaştıracak. Bu daha agresif savunma politikası, Abe’nin de gerçekleştirmeyi planladığı bir politikaydı.

Japonya’da uzmanlar, Abe’nin suikast sonucu hayatını kaybetmiş olmasının; şiddet olaylarının ve silahlı saldırıların çok nadir görüldüğü ülkede bir tepki doğurduğu ve seçim sonuçlarını etkilemiş olabileceğini söylüyor.

Parlamento üst kanadı için son seçim üç yıl önce yapılmış; oy kullanma oranı yüzde 48,8’de kalmıştı. Bu seçimde oran yüzde 51,58’e yükseldi. Uzmanlar, bunu da suikastin etkisiyle tepki olarak sandığa gidenlerin sayısının artmasına bağlıyor.

Abe, Cuma günü Japonya saatiyle 11:30’da, Pazar günü yapılacak seçim için çıktığı kampanya çerçevesinde Kyoto yakınlarındaki Nara’da konuşma yaptığı sırada suikaste uğradı. 67 yaşındaki eski başbakan hastanede hayatını kaybetti.

Abe’yi öldürmeye çalışan kişinin Nara’da ikamet eden ve eski bir Japonya Deniz Öz Savunma Kuvvetleri mensubu olan 41 yaşındaki Tetsuya Yamagami olduğu açıklandı.

67 yaşındaki Abe, başbakanlık yapmış bir dedenin torunuydu. Babası da dışişleri bakanı olarak görev yapmıştı. Abe, Japonya siyasetinin hakim gücü olan Liberal Demokrat Parti’nin başında iki kez seçim kazandı.

2006 yılındaki ilk başbakanlık dönemi bir yıldan biraz uzun sürdü ve tartışmalı geçti. 2012 yılında ise sürpriz bir şekilde geri döndü ve 2020’de sağlık nedenleriyle istifa edene kadar da görevde kaldı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

2022 Dünya Kupası’nda Evli Olmayanların Seks Yapması Yasaklandı

Katar’daki 2022 Dünya Kupası yaklaşırken, ev sahibi ülke spor etkinliği de dahil olmak üzere evli olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişkiyi yasakladı. Karar hem Katarlıları hem de Dünya Kupası’nı izlemeye gelecek yabancıları ilgilendiriyor.

Cumhuriyet’in İngiliz gazetesi Daily Star’dan aktardığı habere göre FIFA yetkilileri, şeriatla yönetilen Katar’da tek gecelik ilişkilerin 7 yıl hapis cezasına yol açabileceğini vurgulayarak “hiçbir istisna yapılmayacak” uyarısında bulundu.

Dünya Kupası’na 32 ülke katılacak ve Katar’a Dünya Kupası için binlerce yabancı seyircinin gelmesi bekleniyor. Turnuvaya katılan futbolcu ve teknik direktörlerle turnuvayı izlemeye gelen yabancı seyirciler de Katar yasalarına uymak zorunda kalacaklar.

Katar, evlilik dışı cinsel ilişkiyi, evlilik dışı hamileliği ve zinayı hapisle cezalandırılabilecek suçlar olarak sınıflandıran İslami hukuk geleneğine dayandığından, evli olmayan cinsel ilişkiyi suç sayıyor.

Katar’daki Dünya Kupası, yazın havanın futbol oynanamayacak kadar sıcak olması nedeniyle Kasım’a ertelenmişti.

Dünya Kupası’nda gruplar:

  • A Grubu: Katar, Ekvador, Hollanda, Senegal
  • B Grubu: İngiltere, İran, ABD, Galler
  • C Grubu: Arjantin, Suudi Arabistan, Meksika, Polonya
  • D Grubu: Fransa, Birleşik Arap Emirlikleri/Avustralya/Peru, Danimarka, Tunus
  • E Grubu: İspanya, Kosta Rika/Yeni Zelanda, Almanya, Japonya
  • F Grubu: Belçika, Kanada, Fas, Hırvatistan
  • G Grubu: Brezilya, Sırbistan, İsviçre, Kamerun
  • H Grubu: Portekiz, Gana, Uruguay, Güney Kore
Paylaşın

Sri Lanka’da Başbakanın Evi Ateşe Verildi

Sri Lanka’nın başkenti Kolombo’da binlerce protestocu Cumhurbaşkanı Gotabaya Rajapaksa’nın sarayını bastı. Başbakan Ranil Wickremesinghe’nin yaşadığı özel konut ise göstericiler tarafından ateşe verildi.

Nerede olduğu bilinmeyen Başbakan Ranil Wickremesinghe, konutunun basılmasının ardından istifa etmeyi kabul ettiğini açıklamıştı. Aylardır süren ekonomik kriz yüzünden düzenlenen protestoların ardından ülkenin dört bir yanından eylemciler cumhurbaşkanlığı sarayına gelerek istifa taleplerini yeniledi.

Nerede olduğu açıklanmayan Cumhurbaşkanı Rajapaksa’nın daha güvenli bir yere yerleştirildiği belirtildi. Cumhurbaşkanlığı sarayını basan protestocuların yanı sıra büyük kalabalıklar ülkenin farklı yerlerinde sokağa çıkarak eylemlere katıldı.

AFP haber ajansına göre hükümet karşıtı binlerce kişi, trenlere bile komut vererek başkente geldi.

Polis girişlerini engelleyemedi

Kolombo’daki idari binaların olduğu merkeze gelen protestocular, Rajapaksa’nın evinin önündeki polis barikatlarını, “Evine geri dön” sloganlarıyla yıktı. Polis havaya ateş açsa ve gözyaşartıcı bomba kullansa da eylemcilerin konuta girişlerini engelleyemedi.

AFP’ye konuşan bir üst düzey savunma yetkilisi, Rajapaksa’nın halen cumhurbaşkanı olduğunu, askeri bir bölük tarafından korunduğunu ve güvenli bir yere intikal ettirildiğini söyledi.

Facebook canlı yayınındaki görüntülere göre yüzlerce kişi cumhurbaşkanlığı sarayındaki odaları, koridorları ve cumhurbaşkanının ofisini işgal etti. BBC’nin görüntülerine göre protestocular saraydaki havuzda yüzdü.

Güvenlik görevlileri de dahil olmak üzere toplam 33 kişinin yaralandığı aktarıldı. Yetkililer Cuma akşamı sokağa çıkma yasağı ilan etmek istemiş, ancak eylemciler bu karara uymadığı gibi sivil toplum ile muhalefet bu uygulamaya karşı çıkmıştı.

Sri Lanka Başbakanı Ranil Wickremesinghe ise acil toplantı düzenleyerek hükümet yetkilileriyle krizin nasıl aşılacağını konuşmuştu.

Ülke uzun zamandır yükselen enflasyon ile mücadele ederken gıda, yakıt ve ilaç ithal etmekte zorluk çekiyor. Sri Lanka en son olarak Rusya’dan krediyle yakıt almaya çalışmış ancak başarılı olamamıştı.

Acil kredi talep eden ülke yaşanan ekonomik krizden pandemiyle beraber azalan turizm gelirlerini sorumlu tutuyor.

Ülkede mart ayından beri protestolar sürüyor. Kriz yüzünden Mayıs ayında Cumhurbaşkanı’nın kardeşi Mahinda Rajapaksa başbakanlıktan istifa etmişti.

Sırada hangi ülkeler var?

ABD merkezli yatırım bankası JP Morgan tarafından yayımlanan yeni bir rapora göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonucunda çıkan savaşın tetiklediği borç krizi Sri Lanka’dan sonra Maldivler, Bahamalar, Belize, Senagal, Rwanda, Rwanda, Grenada ve Etiyopya’yı etkisi altına alabilir.

Rapora göre, gıda ve enerji ithalatında büyük oranda dışa bağımlı bu ülkeler, 2023 sonunda rezervlerini tüketme riskiyle karşı karşıya. Enflasyonla mücadele kapsamında dünya çapında faiz oranlarının artma eğiliminde olması borçlanma maliyetlerini artıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Tecavüzden Yargılanan Kişi ‘Tahrik’ Gerekçesiyle Beraat Etti

Mahkeme cinsel saldırı suçundan yargılanan bir adamın alkollü olan kadın tarafından tahrik edildiği sonucuna vardı ve beraat kararı verdi. Savcılar ‘mantıksız’ buldukları karara itiraz ettiklerini açıkladı.

İtalya’da mahkeme cinsel saldırı suçundan yargılanan bir adamın alkollü olan kadın tarafından tahrik edildiği sonucuna vardı ve beraat kararı verdi. Savcılık, karara itiraz edeceğini açıkladı.

Böylelikle 2019’da söz konusu suçtan adama verilen 2 yıllık hapis cezası mahkeme tarafından bozulmuş oldu.

Temyiz Mahkemesi’nin tutanaklarına göre kadın ve erkek Mayıs 2019’da Torino’daki bir barın tuvaletinde cinsel ilişki yaşadı. Kadın, yargılama sürecinde yaşanan ilişkiye rıza göstermediğini savundu.

Ancak yargıç, “âşırı alkol kullanımının genç adamın kadına yaklaşmasına neden olduğu” ve kadının tuvalet kapısını açık bırakmasının “bir davet” olarak algılandığı sonucuna vardı.

Mahkeme, aşırı alkol kullanımının etkisiyle kadının, tuvalet kapısında bekleyen genç adamın kendisine yaklaşmasına sebebiyet verdiğine” hükmetti.

Adam, kadını soyduğunu kabul etmiş ancak mahkeme, kadının pantolonundaki yırtık fermuarın “eski ve yıpranmış” olduğuna karar verdi.

Karar İtalyan siyasetçiler ve kadın hakları grupları tarafından kınandı.

Milletvekili Laura Ravetto cezanın “tüyler ürpertici” olduğunu söylerken, Demokrat Parti Senatörü Valeria Valente davanın “ciddi” olduğunu belirtti.

Beş Yıldız Hareketi Milletvekili Maria Edera Spadoni ise kararın “şiddetle mücadeleyi geriye götürdüğünü” belirterek mahkemeye tepki gösterdi.

Savcılar ‘mantıksız’ buldukları karara itiraz ettiklerini açıkladı.

Paylaşın

Elon Musk, Twitter’ı Satın Alma Anlaşmasını Feshetti

Tesla ve SpaceX’in Üst Yöneticisi Elon Musk, sosyal medya şirketi Twitter’ı yaklaşık 44 milyar dolara satın alma anlaşmasını feshetti. ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) yapılan bildirimlerde, Musk’ın anlaşmayı birden çok hükmünün ihlalini gerekçe göstererek resmi olarak bir mektupla feshettiği aktarıldı.

Daha önce Twitter’da yüzde 9,2’lik hisse satın alan Elon Musk, 14 Nisan’da SEC’e yaptığı bildirimde, Twitter’ın tamamı için hisse başına 54,2 dolarlık teklifte bulunmuştu.

Twitter’dan 25 Nisan’da yapılan açıklamada, şirketin Musk’a satılmasına yönelik anlaşmanın sağlandığı bildirilmişti.

Musk, 13 Mayıs’ta sosyal medya şirketi Twitter’ı yaklaşık 44 milyar dolara satın alma anlaşmasının geçici olarak askıya alındığını duyurmuştu.

Elon Musk, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Twitter anlaşmasının, “spam ve sahte hesapların toplam kullanıcıların yüzde 5’inden azını oluşturduğu hesaplamasına dair beklenen detaylar nedeniyle” geçici olarak askıya alındığını açıklamıştı.

Öte yandan fesih kararıyla, işlemin tamamlanmaması durumda Musk’ın 1 milyar dolar ödemesini gerektiren anlaşma şartı gündeme geldi.

Twitter, Musk’ın feshettiği anlaşma için yargıya gidiyor

Elon Musk’ın satın alma anlaşmasını feshetmesinin ardından Twitter tarafından ilk tepki geldi.

Twitter Yönetim Kurulu Başkanı Bret Taylor, Elon Musk’ın feshettiği satın alma anlaşmasının uygulanması için yasal işlem başlatılmasının planlandığını duyurdu.

Taylor yaptığı açıklamada, “Twitter Yönetim Kurulu, Musk ile üzerinde anlaşılan fiyat ve şartlarda işlemi tamamlamayı taahhüt ediyor ve birleşme anlaşmasını uygulamak için yasal yollara başvurmayı planlıyor.” ifadesini kullandı.

Taylor, açılacak davada galip geleceklerinden emin olduklarını söyledi.

Paylaşın

Putin’den Ukrayna Açıklaması: Henüz Yeni Başladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, parlamento liderleriyle yaptığı görüşmede Ukrayna işgalinin ‘henüz yeni başladığını’ söyledi. Ukrayna ile müzakereleri reddetmediklerini belirten Putin, “Herkes bilmeli ki, genel olarak, henüz ciddi anlamda hiçbir şeye başlamadık” ifadelerini kullandı.

“Barış görüşmelerini de reddetmiyoruz. Ama onları reddedenler bilsinler ki, iş ne kadar ileri giderse, bizimle müzakere etmeleri o kadar zor olacak” diyen Putin, Batı’yı, Rusya ekonomisini yaptırımlar ile zayıflatarak ve Ukrayna’ya silah tedarikini artırarak ülkesine karşı bir ‘vekalet savaşı’ yürütmekle suçladı. Rusya lideri, şöyle konuştu:

“Bizi savaş alanında yenmek istediklerini duyuyoruz, bırakın denesinler. Batı’nın bizimle son Ukraynalı kalana kadar savaşmak istediğinin farkındayız ve bunu denemenin memnuniyetle karşılanacağını ancak bunun Ukrayna için yalnızca trajediye sebep olacağını bilmeliler.”

Geçtiğimiz günlerde, barış görüşmelerinin devam etmesi için Kiev yönetiminin koşullarını açıklayan Ukrayna’nın baş müzakerecisi Mykhailo Podolyak, sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştı: “Ateşkes. Z birliklerinin geri çekilmesi. Kaçırılan vatandaşların geri dönüşü. Savaş suçlularının iadesi. Ukrayna’nın egemenlik haklarının tanınması.”

24 Şubat’ta savaş başladığında, doğudaki bölgelerin üçte ikisi Ukrayna’nın kontrolündeydi. Geri kalanı 2014’teki savaştan bu yana Rus yanlıları tarafından tek taraflı ilan edilmiş; Rusya destekli küçük özerk bölgeler olarak varlığını sürdürüyordu.

Savaşın başlamasından birkaç gün önce Vladimir Putin, bu iki bölgenin tümünün Ukrayna’dan bağımsızlığını kabul ettiğini açıkladı. Eğer Rusya bu iki bölgeyi de tamamen ele geçirirse, bu Putin’e büyük bir “başarı” imkanı vermiş olur.

Paylaşın

Eski Japonya Başbakanı Şinzo Abe Silahlı Saldırıda Öldürüldü

Japonya eski başbakanı Shinzo Abe, seçim kampanyası için bulunduğu Nara şehrinde bugün uğradığı silahlı saldırı sonucunda ağır yaralanarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Shinzo Abe’nin ölüm haberini, Japonya Devlet Televizyonu NHK, yetkililerin açıklamalarına dayandırdığı haberiyle duyurdu.

Haber Merkezi / NHK’nin aktardığına göre, eski başbakan Abe ülkenin batısındaki kentte Liberal Demokrat Parti adayı Kei Sato’nun seçim kampanyasına destek için açık havada yapılan etkinlikte yaptığı konuşma sırasında göğsünden vuruldu. Kanlar içinde kalan Abe hastaneye kaldırıldı.

Eski Tokyo Valisi Yoiçi Masuoze, konuyla ilgili sosyal medya hesabında paylaştığı mesajda, Abe’de “ani kalp durması” olduğunu söylemişti. Bu ifade, Japonya’da ölümün resmen teyit edilmesinden önce kullanılıyor.

NHK, polisin saldırının gerçekleştirildiği silahı ele geçirdiğini ve saldırganın kimliğini tespit ettiğini duyurdu. Nara’da yaşadığı ifade edilen 42 yaşındaki şüpheli Tetsuya Yamagami, olayın ardından gözaltına alındı.

Abe Japonya’yı yöneten Liberal Demokratik Parti’n en büyük kanadının başı olarak tüm adayları destekliyordu. Şu an aktif olarak seçimlerde aday olmasa da parti içinde çok büyük ağırlığı var. Japonya’nin en uzun başbakanlık yapan politikacısı olarak 8 yıl başbakanlık yaptıktan sonra sağlık nedenleriyle bu görevden ayrılan Abe, LDP’ye yön verenlerdendi.

Olay hakkında ilk yorumlar da gelmeye devam ediyor. Abe’nin partisinin kurmayları menfur saldırıyı “demokrasiye yapılmış bir hareket” olarak değerlendirip “Böyle bir şiddet ve barbarlık asla kabul edilemez” şeklinde konuştular.

Silah kontrolünün çok sıkı olduğu Japonya’da silahlı saldırı batıya göre çok az görülüyor. Bu nedenle saldırganın silahı kendisinin imal ettiği veya bir başkasının imal edip ona verdiği tahmin ediliyor.

Japonya’nın en uzun süre hizmet veren başbakanı olan Abe, 2020’de sağlık sorunları nedeniyle görevi bırakmıştı. Daha sonra bağırsaklarında bir rahatsızlık olduğunu açıklamıştı. Abe’nin yerine görevi partideki yakın dostu Yosişide Suga almış daha sonra Fumio Kişida başbakan olmuştu.

ABD, Yeni Zelanda, Rusya, İngiltere, Fransa ve daha birçok ülke lideri saldırıyı kınarken olaydan ötürü üzüntülü oldukları mesajını verdi.

2019 yazında Japonya’da parlamentonun üst kanadı Senato’nun 245 üyesinden 124’nün belirlendiği seçimde zafer elde eden Liberal Demokrat Partisi (LDP) lideri Şinzo Abe, bu sonuçların uzun süredir değiştirmeyi planladığı ‘barışçıl’ anayasa için halkın kendisine onay verdiği anlamına geldiğini söylemişti.

Ülkenin ordu kurmasına izin vermeyen Japonya Anayasası’na göre, devletin savaş açma yetkisi bulunmuyor; ayrıca Tokyo uluslararası sorunların çözümlenmesinde tehdit ve güç kullanamıyor.

Paylaşın