Rusya-Ukrayna Savaşı Yeni Bir Aşamaya Giriyor!

İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan Ukrayna-Rusya savaşına dair istihbarat raporunda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının yeni bir aşamaya girmek üzere olduğu ifade edildi.

Gazete Duvar’ın aktardığı raporda, “En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” denildi.

İstihbarat raporunda, Rus kuvvetlerinin, Ukrayna tarafından karşı saldırı beklentisiyle veya olası bir saldırıya hazırlık olarak güneyde toplandığı belirtilerek, “Rus askeri kamyonları, tankları, çekili topçu ve diğer silahlardan oluşan uzun konvoylar, Ukrayna’nın Donbas bölgesinden uzaklaşmaya devam ediyor ve güneybatıya yöneliyor” ifadelerine yer verildi.

Raporda, ayrıca, Teçhizatın da ayrıca Rus işgali altındaki Melitopol, Berdiansk ve Mariupol’dan ve Rusya anakarasından Kerç Köprüsü üzerinden Kırım’a taşındığı bildirildi.

800 ila bin askerden oluşan Tabur Taktik Grupları’nın (BTG) Kırım’a konuşlandırıldığı ve neredeyse kesin olarak Herson bölgesindeki Rus birliklerini desteklemek için kullanılacağı belirtilen raporda, “02 Ağustos 2022’de Kırım’a yeni bir BTG konuşlandırıldı ve aynı zamanda BTG’ler Doğu Kuvvetler Grubu’ndan yeniden konuşlandırılıyor. Bunlar büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde Herson bölgesine gönderilecek” denildi.

Raporda, Ukrayna kuvvetleri hedefini, Herson’u Rus işgali altındaki Kırım’a bağlayan stratejik olarak önemli demiryolu hattı da dahil olmak üzere Ukrayna’nın güney bölgelerinde artan sıklıkta köprüler, mühimmat depoları ve demiryolu bağlantılarına odakladığı ifade edildi.

Raporda, “Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı yeni bir aşamaya girmek üzere. En ağır çatışmalar, Zaporizhzhya’dan Herson’a doğru güneybatıya uzanan ve Dinyeper Nehri’ne paralel uzanan yaklaşık 350 kilometrelik bir cephe hattına kayıyor” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

İsrail’den Gazze’ye Hava Saldırıları: En Az 10 Ölü

İsrail, Gazze’de Filistin İslami Cihat Örgütü’ne bir saldırı düzenleyerek aralarında örgütün komutanlarından birinin de yer aldığı en az 10 kişiyi öldürdü. Gazze merkezli örgüt de İsrail’i bir bombalı saldırı düzenlemekle tehdit etmişti.

Yerel yetkililer, hayatını kaybedenler arasında bir kız çocuğunun da olduğunu, onlarca kişinin de yaralandığını açıkladı.

Son günlerde İslami Cihat’ın üst düzey bir yöneticisinin Batı Şeria’da gözaltına alınmasının ardından bölgede gerilim yükselmişti.

Filistinli militanlar bugün de İsrail’e çok sayıda roket fırlatmış, bunların bir kısmı İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi tarafından etkisiz hale getirilmişti.

Bir video mesaj yayınlayan İsrail Başbakanı Yair Lapid “İsrail tehdit üzerine bir terörizmle mücadele operasyonu gerçekleştirdi” dedi.

İsrail Savunma Bakanlığı da İslami Cihat’la ilişkilendirilen konumlara saldırı düzenlendiğini açıkladı.

Saldırılan noktalar arasında Gazze’deki yüksek Filistin Kulesi adlı bina da yer alıyor.

Gazze’deki sağlık yetkilileri saldırıda İslami Cihat Komutanı Teysir el-Cebari ve beş yaşında bir kızın da olduğu en az 10 kişinin öldürüldüğünü, 55 kişinin de yaralandığını belirtti.

Bir İsrail ordusu sözcüsü, “Yaklaşık 15 militanın öldürüldüğünü tahmin ettiklerini” söyledi.

Uzun ve zorlu bir çatışmaya yol açabilir

İsrael Times gazetesine göre İsrail İçişleri Bakanı Ayelet Şaked “Bunun sonuçlarının ne olacağını tam olarak bilmiyoruz, zaman alabilir… Uzun ve zorlu bir çatışmaya da yol açabilir” dedi.

İran’ın başkenti Tahran’ı ziyaret etmekte olan Filistin İslami Cihat Örgütü Genel Sekreteri Ziyad en-Nahale “Bu saldırıya güçle yanıt vereceğiz ve bu halkımızın kazanacağı bir çatışma olacak” dedi ve ekledi: Bu savaşta kırmızı bir çizgi yok ve Tel Aviv direniş roketlerinin hedefi olacak.

Gazze Şeridi’ni yöneten Hamas ise silahlı örgütlerin çatışmada birlikte hareket edeceğini belirtti.

İsrail son dönemde Filistinlilerin ve İsrailli Arapların düzenlediği, 17 İsrailli ve iki Ukraynalı’nın ölümüne yol açan saldırıların ardından, Pazartesi akşamı İslami Cihat Örgütü’nün Batı Şeria’daki lideri olduğu söylenen Bassem Saadi’yi gözaltına almıştı.

Gözaltı sonrası İsrail, sınır hattında yaşayanlar için güvenlik önlemlerini artışmış, İslami Cihat’ın siviller ve askerlere saldırı düzenlemeyi planladığını açıklamıştı.

İsrail’in yolları da kesmesi nedeniyle ülkenin güneyindeki kentlerde ve köylerde yaşam durma noktasına gelmişti.

Kasım 2019’da da İsrail ve İslami Cihat arasında bir çatışma yaşanmıştı. O çatışma da bir İslami Cihat komutanının İsrail’e saldırı düzenlemeyi planladığı istihbaratı üzerine başlamıştı.

İran’ın desteklediği ve merkezi Şam’da bulunan İslami Cihat, Gazze’deki en güçlü silahlı örgütler arasında yer alıyor.

Örgüt bugüne kadar İsrail’de çok sayıda saldırıdan sorumlu tutulmuştu.

Kasım 2019’daki çatışmalarda 34 Filistinli ölmüş, 111 Filistinli ve 63 İsrailli de yaralanmıştı.

İsrail, öldürülen Filistinlilerden 25’inin militan olduğunu, bir kısmının roket saldırısı düzenlemek üzereyken öldürüldüğünü açıklamıştı.

Paylaşın

Çin, Gizli Bir Uzay Aracı Fırlattı

Çin yörüngeye gizli bir yeniden kullanılabilen uzay aracı gönderdi. Çince yayın yapan devlete bağlı medya kuruluşu Şinhua’da yer alan habere göre, dün Jiuquan Uydu Fırlatma Merkezi’nden fırlatılan Uzun Yürüyüş 2F roketi, alçak Dünya yörüngesine “yeniden kullanılabilir bir test uzay aracı” gönderiyor.

Haberde uzay aracının testinin “uzayın barışçıl kullanımı için teknik destek sağlaması planlanan yeniden kullanılabilir ve yörüngedeki hizmetlerin teknik doğrulamasını” içerdiği belirtiliyor.

Fırlatmaya ilişkin herhangi bir fotoğraf veya ilgili bir işlem yayımlanmadı fakat test edilen aracın bir uzay uçağı olduğu tahmin ediliyor. Uzun Yürüyüş 2F roketi alçak Dünya yörüngesine yaklaşık 8 metrik ton taşıyabilir; bu da uzay uçağının ABD Hava Kuvvetleri’nin X-37B uzay uçağına benzer boyutta olduğuna işaret edebilir.

Başka bir gizli Çin uzay aracı Eylül 2020’de fırlatılmış ve Çin’e inmeden önce iki gün boyunca yörüngede kalmıştı. Bu yeni aracın o zamanki araçla aynı olup olmadığı bilinmiyor.

Çin, yeniden kullanılabilir uzay aracı kabiliyetlerini geliştirmek için hamleler yapıyor gibi görünüyor. Çin Devlet Konseyi Enformasyon Bürosu tarafından bu yıl ocakta yayımlanan uzay “resmi raporunda” ülkenin “yeniden kullanılabilir uzay taşımacılığı sistemleri için kritik teknolojiler üzerine araştırmaları güçlendirmeye ve buna uygun uçuş denemeleri yapmaya devam edeceği” belirtildi.

Raporda şöyle devam edildi:

Düzenli fırlatmalara yönelik artan ihtiyaca karşılık olarak Çin, uzaya çıkış ve uzaydan dönüş kapasitesini geliştirmek ve uzaya giriş ve uzaydan çıkışı daha verimli hale getirmek için yeni roket motorları, kombine döngü tahriki ve üst aşama teknolojileri geliştirecek.

Çin, devlete ait Çin Hava-Uzay Bilimleri ve Endüstri Şirketi (CASIC) aracılığıyla Tengyun adlı kendi uzay uçağını da geliştiriyor.

CASIC’ten Zhang Hongwen, 2018’de Çin Merkez Televizyonu’na, “SpaceX tarafından benimsenen roket geri dönüşümünün aksine, uzay uçağı sıradan bir havalimanından havalanarak uzay araçlarını yörüngeye taşıyabilir. Bu, gelecekteki uzay taşımacılığında devrim yapacak” demişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Sosyal Medya Fenomeni İmamın Sınır Dışı Kararı Askıya Alındı

Paris İdari Mahkemesi, sosyal medyada paylaştığı vaizleri milyonlarca kez izlenen Faslı imam Hassan İquioussen’in ülkeden sınır dışı edilmesi için verilen kararı iptal etti. İçişleri Bakanı Gerald Darmanin ise bu karara itiraz edip Danıştay’a başvurduğunu açıkladı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “İdari Mahkeme’nin bu kararı karşısında, Yahudi aleyhtarı ve kadın erkek eşitliğine aykırı yorumlar yapan ve yayanlara karşı mücadele etmeye kararlı olan İçişleri Bakanı Darmain, Danıştay’a başvurdu. ” denildi.

Aynı açıklamada, Faslı imamın “yıllardır Fransa’nın değerlerine karşı, laiklik ve kadın erkek eşitliği ilkelerine aykırı bir nefret söylemi sergilediği” kaydedildi.

“İhvancı” olduğu belirtilen Faslı imamın avukatı Lucie Simon, mahkemenin müvekkilinin Fas’a sınır dışı edilmesini, “özel ve aile hayatına orantısız bir saldırıya nedeni olacağı gerekçesiyle askıya aldığını” duyurdu.

İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, 28 Temmuz’da sınır dışı kararını Twitter hesabından “Bu vaiz, yıllardır Fransa’nın değerlerine karşı, laiklik ve kadın erkek eşitliği ilkelerimize aykırı nefret söylemi sergiledi. Fransız topraklarından gönderilecek.” ifadesiyle paylaşmıştı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ise Fransa’dan sınır dışı edilmesi kararlaştırılan Hassan İquioussen’in yürütmeyi durdurma kararı için talep ettiği ihtiyati tedbir başvurusunu dün reddetmişti.

Fransa’nın sosyal medya fenomeni imam

Müslüman Kardeşler sempatizanı olduğu belirtilen imamın sosyal medyada çok sayıda takipçisi bulunuyor. Faslı imamın YouTube kanalında 170 bin, Facebook üzerinde ise 43 bin takipçisi var.

Verdiği vaizlerini 2000 yılından bu yana sosyal medyada paylaşan Faslı imamın görüntülerinin yaklaşık 30 milyon kez izlendiği bildirildi.

Bakanlık sınır dışı genelgesinde, “kamu düzeni için tehdit” olarak görülen imamın, “paylaştığı görüntülerin bazılarında Cumhuriyet yasalarına uymamayı savunduğu, İŞİD’in gerçekleştirdiği saldırıların gerçekliğini sorguladığı” belirtilerek, “El-Kaide’nini kurucularından ve Usame bin Ladin’e sempati duyduğu laikliğe karşı çıktığı” bildirilmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

8 Kadına Tecavüzle İlgili 80 Kişi Tutuklandı

Güney Afrika’da Krugersdorp kentinde bir çetenin 8 kadına tecavüz etmesinin ardından başlatılan soruşturmada 80’den fazla kişi tutuklandı. 8 kadına yönelik bir çete tarafından toplu tecavüz ülkede infial uyandırmıştı.

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, “tecavüzcülerin bizim toplumuzda yeri yok. Ancak bu tür suçları işleyenlerin yakalanması ve yargılanması için toplumların, suçluları aralarına almamaları ve korumamaları gerekiyor.” diyerek tepkisini dile getirdi.

Bu arada Krugersdorp kentinde tecavüzleri protesto eden göstericiler, kaçak göçmenleri sopalarla döverek, kamplarını ateşe verdi.

Bazı göstericilerin, dövdükleri kaçak göçmenlerin üzerlerindeki eşyaları çıkartarak bu kişileri cezalandırmak için soydukları görüldü. Yine sokaklara barikat kuran göstericiler, lastik yakarak tepkilerini dile getirdi.

Polis, göstericilere yatıştırmak için göz yaşı bombası kullanmak zorunda kaldı. Polis ve göstericiler arasında arbede çıktığı bildirildi.

Yerel polis şefi ise basına yaptığı açıklamada, 8 kadına yönelik tecavüzü “ulusal utanç” olarak niteledi. Güvenlik güçleri, tecavüzle ilgili olarak bölgedeki madenlerde çalışan kaçak göçmenleri suçluyor.

Tüm Siyahlar Organizasyonu lideri Lucas Misapitso, tecavüz olaylarına karşı hem yerel hem de ulusal düzeyde duyarlılık çağrısı yaparak, “Kentte 8 kadının kaçak madenciler tarafından tecavüze uğramasından sonra bugün bütün faaliyetlere ara verilecek. Bütün topluluklar, Kagiso’daki hareketlerin liderleri ve siyasi partilerle birlikte hep birlikte harekete geçip sokaklarda bunu protesto edeceğiz” dedi.

Bu arada ülkede son dönemde güvenlik güçlerinin hırsızlık, cinayet ve diğer suçlara karşı mücadele etkisiz kaldığı yolundaki eleştirilerin giderek arttığı gözleniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı Sivilleri Kalkan Olarak Kullanmakla Suçladı

Uluslararası Af Örgütü, Ukrayna’yı, sivilleri Rusya’ya karşı canlı kalkan olarak kullanarak uluslararası insancıl hukuku ihlal etmekle suçladı: Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor

Independent Türkçe’de yer alan habere göre, örgüt dün yayımladığı raporda, Ukrayna ordusunun sivillerin bulunduğu yerleşim bölgelerine üs ve silah kurarak “uluslararası hukuku çiğnediğini ve insanları tehlikeye attığını” yazdı.

Rusya’nın Harkov, Donbas ve Mıkolayiv’e nisanla haziran arasında düzenlediği saldırıları araştıran örgüt, Ukrayna ordusunun en az 19 kasaba ve köydeki sivil binaları kullandığını tespit etti. Bulgular uydu görüntüleriyle de doğrulandı.

Açıklamaya göre Ukrayna’nın sivil hastanelerde en az 5 askeri tesis kurduğu belirlendi.

Ayrıca örgüt araştırmacılarının Donbas ve Mıkolayiv’de ziyaret ettiği 29 okuldan 22’sinde askeri üs kurulduğu görüldü. Rusya’nın bu okulların çoğuna saldırdığı ve çok sayıda kişinin öldüğü ya da yaralandığı vurgulandı.

Ukrayna ordusunun yıkılan okulların arından üslerini farklı bölgelerdeki okullara taşıdığı görüldü.

Örgüt, “Okullarda eğitim olmadığı için uluslararası insancıl hukukun ihlal edildiği anlamına gelmeyebilir” ifadesini kullansa da Ukrayna’nın bölge sakinlerini uyarmadan ya da tahliye etmeden binaların yakınındaki okulları kullandığına işaret edildi.

Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil olmak üzere pek çok yetkili, Ukrayna’yı sivilleri kalkan olarak kullanmakla suçlamıştı. Ukrayna ise bu iddiaları reddetmişti. Kurum, yaptığı soruşturmanın “Rus saldırılarını hiçbir şekilde haklı çıkarmadığını” vurguladı.

Öte yandan Ukrayna ordusunu “askerlerle siviller arasında ayrım yapmaya, mümkün olan bütün önemleri almaya ve sivillerin olduğu bölgelerdeki operasyonları derhal durdurmaya” çağırdı.

Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, “Savunma pozisyonunda olmak, Ukrayna ordusunu uluslararası insancıl hukuka saygı duymaktan muaf tutmuyor” dedi:

Ukrayna hükümeti, güçlerini sivillerin olduğu bölgelerden derhal uzağa yerleştirilmesini sağlamalı veya ordunun faaliyet gösterdiği alanlardaki sivilleri tahliye etmeli.

162. gününe giren savaşta, Birleşmiş Milletler’in ay başında açıkladığı verilere göre 5 bin 327 sivil yaşamını yitirdi. Yaralı sayısı 7 bin 257’yi buldu. BM, sivillerin genellikle topçu ateşi, roket, füze ve patlayıcılar yüzünden zarar gördüğünü bildiriyor.

Kayıp ve yararlı sayısının daha fazla olduğu düşünülüyor.

Paylaşın

BM, Ukraynalı Savaş Esirlerinin Ölümünü Araştıracak

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri António Guterres, Ukrayna’nın doğusunda Rusya’nın işgali altındaki bölgede bir hapishaneye gerçekleştirilen ve en az 50 Ukraynalı savaş esirinin hayatını kaybettiği olayı soruşturmak için bir araştırma misyonu kurduklarını açıkladı.

The Guardian gazetesinin haberine göre, konuyla ilgili basına konuşan Guterres, BM’nin “cezai soruşturma yetkisinin bulunmadığını, fakat araştırma misyonları oluşturabildiklerini” söyledi. Guterres, Ukrayna ve Rusya hükümetleri için referans şartları hazırlandığını da kaydetti.

Rusya’nın Ukrayna’yı 24 Şubat’ta işgaliyle başlayan savaşta esir alınan Ukraynalı askerlerin tutulduğu Olenivka hapishanesine 29 Temmuz’da bir saldırı gerçekleştirilmiş, Ukrayna’nın doğusundaki Donetsk’in yaklaşık 16 kilometre güneyinde, cepheye yakın bir bölgede bulunan hapishaneye yönelik saldırı için Ukrayna ve Rusya birbirini suçlamıştı.

BM Genel Sekreteri Guterres’in açıklamasına göre, söz konusu araştırma misyonu Rusya ve Ukrayna’dan gelen talepler üzerine kuruldu.

Rusya ve Ukrayna’dan karşılıklı suçlamalar

Saldırının ardından konuyla ilgili açıklama yapan Rusyalı yetkililer, “Ukrayna ordusunun Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sağladığı roketatarlar ile hapishaneye saldırdığını” söylemişti. Bölgedeki Rusya yanlısı ayrılıkçıların ve Rusyalı yetkililerin açıklamalarına göre, saldırıda 53 Ukraynalı savaş esiri hayatını kaybetmiş, 75 savaş esiri ise yaralanmıştı.

Ukrayna ordusu, bu iddialar karşısında Olenivka’ya roket veya füze ile herhangi bir saldırı düzenlemediklerini belirtti.

Deutsche Welle’nin (DW) haberine göre, Ukrayna ordusu “Rusya’nın hapishanedeki Ukraynalıları maruz bıraktığı işkence ve infazların üzerini örtmek için hapishaneyi bombardımana tuttuğunu” söyledi.

BM’nin araştırma misyonu hakkında konuşan Genel Sekreter Guterres de hem Ukrayna hem Rusya’nın saldırının araştırılması talebinde bulunduğunu hatırlatarak bu talepleri “çok ciddiye aldıklarını” kaydetti.

“Her iki ülkeyle de referans şartları konusunda anlaşma umudunu” dile getiren Guterres, araştırma misyonunda görev almak üzere “yetkin ve bağımsız kişiler aradıklarını” da sözlerine ekledi.

BM Genel Sekreteri, hapishanede “ne olduğu ile ilgili gerçeği açıklığa kavuşturmak için” savaşın tarafı olan ülkelerin misyonun erişimini kolaylaştırmasını ve gerekli verileri sağlamasını umduğunu söyledi.

Mariupol’de teslim olanlar da hapishanedeydi

The Guardian’ın haberine göre, Olenivka hapishanesinde uzun süre Ukrayna’nın güneyindeki liman kenti Mariupol’de Rusya ablukasında kaldıktan sonra teslim olan birliklerden de kişiler vardı.

2 bin 400’den fazla Ukrayna askeri Mayıs ayında Ukrayna ordusunun emriyle teslim olmuştu. Bunun ardından pek çok Ukraynalı asker Rusya’nın kontrolünde bulunan bölgelerdeki hapishanelere götürülmüştü. Bazı askerler Rusya ve Ukrayna arasındaki esir değişimleri sonrası ülkelerine dönebilse de diğer Ukraynalı savaş esirlerinin akıbeti net değil.

Ukrayna Savunma Bakanlığı da Olenivka hapishanesine ilişkin dünkü açıklamasında saldırının gerçekleştiği hapishanede tutulan savaş esirlerinin “zorbalık, fiziksel küçük düşürme ve moral bozma” gibi durumlarla karşı karşıya bırakıldığını, bunların esirleri “Rusya yanlısı propaganda videolarında oynamaya zorlamak için yapıldığını” söylemişti.

Bakanlık, saldırının işkenceye işaret eden ve sonrasında uluslararası yargı süreçlerinde kullanılabilecek bulguları ortadan kaldırmak için yapıldığını söylese de bu değerlendirmeye nasıl varıldığını açıklamadı.

Paylaşın

BM, Petrol Ve Doğalgaz Şirketlerini ‘Açgözlülükle’ Suçladı

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, enerji krizi sırasında dünyanın en fakir insanları üzerinden rekor gelir elde eden petrol ve doğal gaz şirketlerini “anlamsız açgözlülükle” suçladı.

Guterres, yılın ilk çeyreğinde en büyük enerji şirketlerinin toplam 100 milyar dolara yakın kar elde etmesinin “ahlaksızlık” olduğunu söyledi.

Bütün hükümetlerin elde edilen bu aşırı gelirleri vergilendirmesini isteyen Guterres, bu vergilerden elde edilecek fonların zor zamanlarda savunmasız insanları korumak için kullanılması çağrısında bulundu.

Dünyanın her yerinde insanların fosil yakıt sanayisi temsilcilerine mesajlar göndermesini isteyen Guterres, “anlamsız açgözlülük bizim sahip olduğumuz tek evi (dünya) tahrip ederken, en fakir ve en savunmasızları cezalandırıyor.” dedi.

Gıda, enerji ve finans gibi birbirleriyle bağlantılı krizlerle mücadele için kendi kurduğu Küresel Kriz Müdahale Grubu’nun hazırladığı raporun tanıtımı dolayısıyla düzenlenen basın toplantısında konuşan Guterres, doğal gaz ve petrol sanayi temsilcilerine sert eleştiriler yöneltti.

Daha önce gıda ve finans sektöründeki sorunlarla ilgili raporlar yayımlayan Küresel Kriz Müdahale Grubu, son çalışmasında enerji sektöründe yaşanan sıkıntılarla ilgili önemli saptamalarda bulundu.

Guterres, bu grubun çalışmaları sayesinde küresel gıda sorununun aşılmasında önemli adımlar atıldığını kaydetti.

Konuşmasında İstanbul’da kendisinin de katıldığı toplantı sonucunda varılan tahıl sevkiyatı anlaşmasına atıfta bulunan BM Genel Sekreteri, Ukrayna tahılının Karadeniz’deki Rus ablukası altındaki limanlardan gıda tedarikine ihtiyaç duyan dünya pazarlarına sevk edilmesini sağlamak için ilk olarak Rusya ve Ukrayna cumhurbaşkanlarına önerilen tahıl anlaşmasının eşdeğerini gerçekleştirmeyi hedeflediğini söyledi.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının önemine değinen Guterres konuşmasında, piller için depolama dahil yeni teknolojilerin “kamu malı haline gelmesi gerektiğini” ve hükümetlerin ham madde ve yenilenebilir enerji teknolojileri için tedarik zincirlerini büyütmesi ve çeşitlendirmesi gerektiğini savundu.

Küresel Kriz Müdahale Grubu’nun diğer önemli önerileri arasında, daha zengin gelişmiş ülkeleri özellikle enerji tasarrufu yapmak, toplu taşımayı ve doğaya dayalı çözümleri teşvik etmek yer alıyor.

Grubun raporunda, “yeşil enerji geçişi” için özel ve çok taraflı finansmanın artırılması da tavsiye ediliyor.

Raporda ayrıca, Uluslararası Enerji Ajansı’nın insan kaynaklı iklim değişikliğini engellemeye yardımcı olmak için 2050 yılına kadar sera gazı emisyonlarını “net sıfıra” düşürme amacı hatırlatılarak, buna ulaşmak için yenilenebilir enerjiye yatırımlarını yedi kat artırma hedefine güçlü bir destek veriliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Çin’in Nüfusu 2025 Yılından İtibaren Azalmaya Başlayacak

Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’de nüfusun, yaşlanma ve düşük doğum oranı nedeniyle 2025’ten itibaren azalmaya başlayacağı açıklandı. Birleşmiiş Milletler tahminlerine göre, küresel nüfusun Kasım 2022’de sekiz milyara ulaşması ve Hindistan’ın 2023’te dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i geçmesi bekleniyor.

Çinli yetkililer, 2016’da ülkenin katı “tek çocuk politikasını” gevşetmesine ve geçen yıl çiftlerin üç çocuk sahibi olmasına izin vermesine rağmen doğum oranının yine de rekor düşük seviyeye ulaştığını belirtti.

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu (NHC), 2021 ile 2025 arasındaki döneme atıfta bulunarak “Toplam nüfusun büyüme hızı önemli ölçüde yavaşladı ve ’14. Beş Yıllık Plan’ döneminde bir negatif büyüme aşamasına girecek” dedi.

NHC’nin son raporunda, “Şu anda ülkemizin doğum desteğine yönelik politikaları mükemmel değil ve nüfus gelişimi ile insanların beklentileri arasında büyük bir boşluk var” ifadeleri kullanıldı.

Toplam doğurganlık hızının son yıllarda 1,3’ün altına düştüğü belirtilirken, 2035 civarında ülke nüfusunun yüzde 30’undan fazlasının 60 yaşın üzerinde olacağı ciddi bir yaşlanma aşamasına gireceği ifade edildi.

Ülkedeki bu duruma neden olarak ise imkanların ve zenginliğin adil dağılmamasını gören toplumun çocuk yapmak konusunda hevesli görünmemesi gösteriliyor. Düşük bebek sayısının arkasındaki diğer nedenlerin ise yüksek yaşam maliyetleri ve insanların daha küçük ailelere alışarak kültürel bir değişim geçirmesi olduğu düşünülüyor.

Yeni politikalar için çağrı yapıldı

Sağlık komisyonu, ailelerin küçülmesiyle emekli ve çocuk bakımı işlevlerinin de “zayıfladığını” kaydetti.

Çocuk yetiştirme desteğinin iyileştirilmesi ve aileler üzerindeki yüklerin azaltılmasına yardımcı olmak için yeni barınma, eğitim ve vergilendirme politikaları konusunda çağrıda bulunuldu.

Çin’in bazı bölgelerindeki yetkililer, yavaşlayan doğum oranıyla mücadele etmek amacıyla şimdiden aile dostu politikalar uygulamaya başladı.

Örneğin, Doğudaki Hangzhou eyaletinde artık üç çocuklu aileler ilk kez konut fonu kredisine başvururken azami limit olan yüzde 20 üzerinde borç alabilecekler.

Tek çocuk politikası neydi?

“Tek çocuk politikası”, 1980 yılında üst düzey lider Deng Xiaoping tarafından, kırsal kesimdeki aileler ve etnik azınlıklar için yapılan bazı istisnalar dışında, nüfus artışını engellemek ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmek için uygulamaya sokulmuştu.

Birden fazla çocuk sahibi olan aileler vergilendiriliyor ve farklı cezalara maruz kalabiliyorlardı. Bu totaliter toplum mühendisliği yönteminin öngörülemeyen bir başka sonucu da ülkedeki kadın sayısında yaşanan düşüş oldu. Erkek çocuk isteyen aileler kız çocuklarının doğmasına engel oldu ve ciddi bir cinsiyet dengesizliği ortaya çıktı.(

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ukrayna’dan Kaçanların Sayısı 10 Milyonu Aştı

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre 24 Şubat’ta Rusya’nın işgalinden bu yana başka ülkelere sığınmak için Ukrayna sınırlarından çıkış yapanların sayısı 10 milyonu geçti.

İşgalin başlamasıyla artan silahlı çatışmaların sivillerin ölümüne ve sivil altyapının zarar görmesine neden olmasının halkı emniyet, güvenlik ve yardım arayışına ittiği belirtilen yeni veriler, bu amaçla ülkeden ayrılan mülteci sayısının 10 milyon 107 bin 957 olduğunu gösterdi.

Dün açıklanan BM verilerine göre, Avrupa’da bireysel olarak kayıtlı mülteci sayısının 6 milyon 162 bini geçti.  Avrupa’da Geçici Koruma ya da benzer bir ulusal koruma programına kayıtlı mülteci sayısının ise 3 milyon 745 bine yaklaştı.

Derlenen verlier, en fazla mülteci alan ülkenin Polonya olduğunu gösteriyor. 26 Temmuz’da açıklanan verilere göre şimdiye kadar 5 milyona yakın kişi Ukrayna’dan sınırı geçerek Polonya’ya ulaştı.

Macaristan, Romanya, Slovakya ve Moldova da en fazla sınır geçişinin yapıldığı ülkeler. Öte yandan Rusya’ya 1 milyon 857 ve Belarus’a da 16 binden fazla kişinin geçtiği bildirildi.

BM’nin rakamlarına göre Türkiye’de bireysel olarak kayıtlı Ukraynalı mülteci sayısı 145 bin.

Verilere göre 28 Şubat’tan bu yana 4 milyon 200 bin kişi de Ukrayna sınırından giriş yaptı. İşgalin başlamasından bu yana milyonlarca kişi de ülke içinde göç etti.

BM Ekonomik ve Sosyal İşler Bölümü’nüm 30 Haziran 2020 verilerine göre Ukrayna diasporasının sayısı dünya çapında 6,1 milyon, Avrupa’da ise 5 milyondu.

Ukrayna’daki sivil kayıplarda son durum

Öte yandan Rusya’nın 24 Şubat’ta başlattığı işgalden bu yana aylık olarak Ukrayna’da yaşanan sivil ölümleri rapor eden BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği temmuz ayının rakamlarını açıkladı.

Buna göre 1-31 Temmuz tarihleri arasında 355 sivil hayatını kaybetti, bin 100 kişi yaralandı.Ölümlerin büyük çoğunluğunun patlayıcı silahlar, az bir kısmının da mayınlar ve cephane kalıntıları nedeniyle yaşandığı bildirdi.

İşgalin başlangıcından bu yana yaşanan toplam sivil can kaybı 5 bin 327 olarak açıklandı. Sivil yaralı sayısı ise 7 bini geçti.

24 Şubat – 31 Temmuz arasında yaşanan sivil kayıplar arasında erkekler, kadınlar, çocuklar, kimliği ya da cinsiyeti tespit edilemeyenler bulunuyor.

En ağır kayıplar savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü Donbas bölgesinde yaşandı. Ukrayna’nın Rus işgali altında olmayan bölgelerinde ise can kaybı 2 bini, yaralı sayısı ise 3 bini geçti.

Paylaşın