IŞİD Liderlerinden Ebu Salem El Iraki Öldürüldü

Suriye ordusu IŞİD’in (Irak ve Şam İslam Devleti) üst düzey isimlerinden Ebu Salem El Iraki’nin Dera kırsalındaki Advan beldesinde düzenlenen operasyonda öldürüldüğünü açıkladı. 

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA’ya göre, Suriye ordusundan yetkili yaptığı açıklamada, IŞİD’in askeri liderleri arasında yer alan el Iraki’nin operasyon sırasında etrafının sarılması üzerine patlayıcılarla kendini infilak ettiğini aktardı. Operasyonda bir güvenlik görevlisinin de hayatını kaybettiği ifade edildi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) de yaptığı açıklamada Ebu Salem el Iraki’nin dün öldürüldüğünü doğruladı. Iraki, Suriye’de bir aydan kısa bir süre içinde öldürülen ikinci IŞİD liderleri arasında yer aldı.

Suriye’deki IŞİD liderlerinden Mahir el-Agal’ın ABD Merkez Komutanlığı’nın temmuz ayında Afrin bölgesinde düzenlediği operasyonda öldürüldüğü açıklanmıştı.

Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) veya 2014’ten beri kullandığı resmi isimle İslam Devleti ağırlıklı olarak Afrika’da, ayrıca Irak ve Suriye’de de etkinlik gösteren, bu bölgede hilâfet devleti kurmak amacıyla güvenlik güçlerine ve sivillere karşı eylemler yapan yasa dışı, silahlı ve ele geçirdiği topraklardaki meşruluğu hiçbir ülke tarafından devlet olarak tanınmayan Selefi cihatçı örgüttür.

Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ile aralarında ABD, Türkiye, Suudi Arabistan, Kanada’nın da bulunduğu pek çok ülke ve kuruluş tarafından terör örgütü olarak tanınmaktadır.

Örgüt genelde Sünni topluluklar olmak üzere Mücahidîn Şûra Konseyi, el-Kaide, Ceyş’ül-Fatihin, Cund’us-Sahaba, Katbiyan Ensar’üt-Tevhid v’es-Sünne, Ceyş’üt-Tayife’tül-Mansura gibi farklı isyancı gruplardan oluşur ve onların desteğini alır.

Örgütün kökenlerinin 1980’lerde Afganistan’da Sovyet destekli rejime ve Sovyet askeri müdahalesine karşı ABD tarafından bir araya getirilip Pakistan’da eğitim ve silah desteği verilen çeşitli radikal İslamcı örgütlere dek uzandığı, önce El Kaide’nin, ardından da benzer şekilde bu kez Suriye’de IŞİD’in bu şekilde türediği iddia edilmektedir.

Paylaşın

Tayvan Tatbikata Başladı, Çin ‘Geniş Özerklik’ Teklifini Geri Çekti

Tayvan dışişleri bakanlığından yapılan açıklamada, Pekin’in “bir ülke, iki sistem” modeli teklifinin reddedildiği duyuruldu. Bakanlık sözcüsü Joanne Ou, başkent Taipei’de düzenlediği basın toplantısında, yalnızca Tayvan halkının ülkenin geleceğine karar verebileceğini söyledi.

Ou, Çin’in ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Taipei ziyaretini “Tayvan halkının gözünü korkutmak için yeni bir normallik yaratma bahanesi” olarak kullandığını da sözlerine ekledi.

Çin ise adanın kontrolünü ele geçirmesi halinde Tayvan’a asker veya yönetici göndermeme sözünü geri çekti, Başkan Xi Jinping’in daha önce teklif edilenden daha az özerklik verileceğine işaret etti.

Daha önce geniş özerklik vaat edilmişti

Çin, 1993 ve 2000 yıllarında da Tayvan ile ilgili, “yeniden birleşme” olduğunda “Tayvan’a asker veya idari personel gönderilmeyeceği” söylenmişti.

Tayvan’ın Çin’in özel bir idari bölgesi haline geldikten sonra özerkliğe sahip olacağını garanti eden bu politika, yayınlanan ve ‘beyaz kitap’ adı verilen son belgede yer almadı.

Tayvan da kendi tatbikatlarına devam ediyor

Çin’in günlerdir benzeri görülmemiş askeri tatbikatları devam ederken Tayvan da kendi tatbikatlarını düzenliyor.

Tayvan da bir Çin işgaline karşı savunmayı simüle eden askeri tatbikatlar düzenliyor ve yıllık tatbikatlarının bir parçası olarak temmuz ayında “ortak müdahale operasyonu” adı verilen en büyük tatbikatı düzenlemişti. Bu şekilde denizden gelen saldırıları püskürtme egzersizleri yapıldı.

Tayvan Sekizinci Kolordusu sözcüsü Lou Woei-jye, perşembe sabahı savunma tatbikatının bir parçası olarak güçlerinin hedef fişekleri ve çok sayıda obüs ateşlediğini söyledi ve ekledi:

“Tayvan’ın en güneyindeki Pingtung ilçesinde tatbikat yerel saatle 08:30’da başladı ve yaklaşık bir saat sürdü. Kıyıdan içeri sokulan topçular yan yana sıralandı ve birliklerdeki silahlı askerler obüsleri birbiri ardına denize ateşledi.”

Lou tatbikatların önceden planlandığını ve Çin’in savaş oyunlarına yanıt verme amaçlı olmadığını söyledi. Yıllık tatbikatlara atıfta bulunan Lou, “Tatbikatlar için iki hedefimiz var, birincisi topçuların uygun durumunu ve bakım durumlarını belgelemek. İkincisi de geçen yılın verilerinden daha iyi sonuçlar elde etmek.” dedi.

Çin ordusu ise kendi tatbikatları sona erse bile Tayvan Boğazı’nda devriye gezmeye devam edeceğini duyurdu. Yapılan açıklamada “askeri eğitim vermeye ve savaşa hazırlanmaya devam edileceği” de ifade edildi.

Çin’in Tayvan İşleri Ofis’nden yayınlanan ayrı bir raporda da, “güç kullanımından vazgeçilmeyeceği” ve “gerekli tüm önlemleri alma seçeneğinin” saklı tutulacağı belirtildi. Raporda “Barışçıl yeniden birleşme için geniş bir alan yaratmaya hazırız, ancak hiçbir şekilde ayrılıkçı faaliyetlere yer bırakmayacağız” denildi.

Hong Kong modeli teklifi edilmişti

Çin’in iktidardaki Komünist Partisi, eski İngiliz kolonisi Hong Kong’un 1997’de Çin yönetimine geri döndüğü formüle benzer şekilde, Tayvan’ın “tek ülke, iki sistem” modeli altında yönetimine dönebileceğini öne sürmüştü.

Bu, demokratik olarak yönetilen Tayvan’a sosyal ve politik sistemlerini kısmen korumak için bir miktar özerklik sunacak gibi görünecekti ancak Hong Kong’un başına gelenler nedeniyle Pekin’in bu türden vaatlerini inandırıcı ve güvenilir bulan kimse kalmadı.

Tüm ana akım Tayvanlı siyasi partiler “bir ülke, iki sistem” önerisini reddediyor ve kamuoyu yoklamalarına göre bu formül 23 milyon nüfuslu ülkede neredeyse hiç halk desteğine sahip değil.

2000 tarihli beyaz kitapta, Tayvan tek bir Çin olduğunu kabul ettiği ve bağımsızlık aramadığı sürece “her şey müzakere edilebilir” diyen bir satır da en son yayınlanan beyaz kitapta eksik.

Tayvan’ın Anakara İşleri Konseyi, beyaz kitabın “yalanlarla dolu olduğunu ve gerçekleri göz ardı ettiğini” belirtti.

Tayvan, Mao Zedong’un Komünist Partisi’nin iç savaşı kazanmasının ardından mağlup Çin Cumhuriyeti hükümetinin adaya kaçtığı 1949’dan beri Çin işgali tehdidi altında yaşıyor.

(Kaynak: Euronews Türkiye)

Paylaşın

Öldürdüğü Adamı Nehrin Derinliklerine Çeken Timsahın Videosu Viral Oldu

Hindistan’ın batısındaki Gucerat eyaletinde bir timsah, nehre düştüğü bildirilen bir adamı öldürdü. Viral olan videodaysa sürüngenin daha sonra adamı suyun derinliklerine çektiği görülebiliyor.

Adının Imran Diwan olduğu belirtilen adamın cesedine, yetkililerin pazartesi günü nehri boydan boya saatlerce aramasından sonra ulaşıldı.

Hindistan basınında yer alan haberlere göre, 30 yaşındaki adamın pazar günü öğleden sonra Vadodara kentine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Padra bölgesi yakınlarındaki Sokhdaraghu köyündeki Dhadar nehrinin suyuna çekildiğini, yardımcı orman koruma memuru Ravirajsinh Rathod açıkladı.

Bölge halkının kaydettiği bir videoda, timsahın yüzerek uzaklaştığı ve adamın cesedini nehre çektikten sonra kaybolduğu görülüyor.

Bildirilenlere göre adam kendisini timsahtan kurtarmaya çalışmış.

Rathod, orman yetkililerine saldırıyla ilgili bilgi verildiğini ve bunun ardından yerel yönetimin yardımıyla bir arama operasyonu başlattıklarını söyledi.

Diwan’ın cesedine 22:00 sularında ulaşıldığını da ekledi.

Yetkili, ceset bulunduktan sonra yaptığı açıklamada, cesedin omuzlarının timsah tarafından parçalanmış olduğunu söyledi. Yetkililer adamın nehre nasıl düştüğü hakkında net bir fikre sahip değil.

Rathod, “Yerel halk saldırıya ancak kurban suya girdikten sonra tanık olduğundan, kurbanın nehre nasıl düştüğünü bulmaya çalışıyoruz” dedi.

Kurbanın akrabasına göre, Diwan nehir kıyısının yakınındaki bir mabede gitmişti.

Kurbanın kardeşi Javed Diwan, The Times of India gazetesine “Bence dergahın korkuluklarından kayıp nehre düşmüş olmalı. Sürüngen onu yakaladı ve sürükleyerek götürdü” diye konuştu.

Fakat yerel halktan birkaç kişi, adamın düzinelerce timsahın yüzdüğü nehre girip karşı kıyıya geçmeye çalışmış olabileceğini ve bu yüzden saldırıya uğradığını iddia etti.

Bildirilenlere göre Diwan, ardında karısını bıraktı.

Yerel halk, bölgenin ölümcül sürüngen saldırılarına açık olduğunu iddia etti ve geçmişte bölgede yaşanmış benzer birkaç olay bildirildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Japonya İlk Kez Türkiyeli Bir Kürde Mülteci Statüsü Verdi

Geçen yıl toplamda 74 kişiyi mülteci olarak alan Japonya, ilk kez Türkiyeli bir Kürde mülteci statüsü verdi. Japonya, göç politikası nedeniyle insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından uzun süredir eleştirilmekte.

Independent Türkçe’nin haberine göre; adı açıklanmayan adamın avukatı Koji Yamada dün yaptığı açıklamada, Sapporo Bölgesel Göç Hizmetleri Dairesi’nin, 28 Temmuz tarihli kararla Türkiye yurttaşı Kürdü mülteci olarak tanıdığını söyledi.

Asya ülkesine 2014’te kaçan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Kürt, aynı yıl mülteci başvurusu yapmış ancak 4 yıl sonra reddedilmişti. Türkiye yurttaşı Kürt 2019’da kararın iptali için dava açmıştı. 2019’da kararın iptali için dava açmıştı.

Sapporo Bölge Mahkemesi davayı reddetse de Sapporo Yüksek Mahkeme mayısta aldığı kararla Türkiye’de ayrılıkçı bir grubunun üyelerine yiyecek sağladığı gerekçesiyle “ordu ve diğerleri tarafından işkence gördüğü” iddia edilen kişinin gönderilmesinin zulüm riski doğuracağına hükmetmişti.

Tokyo itiraz etmeyince karar kesinleşti.

Hükümetten bir kaynak da geçen ay yaptığı açıklamada bu kişiye mülteci statüsü verilmeye hazırlanıldığını ifade etmişti.

Avukatı araçlığıyla yaptığı açıklamada mülteci, “Bu uzun savaşta neredeyse bütün gücümün tükendiğini hissettim. Umarım sağlanan bu adalet başkalarına umut verir” dedi.

Avukat Yamada ise kararın, mülteci konusunda kötü bir karnesi olan Japonya için “son derece büyük bir adım” olduğunu vurguladı.

Göç politikası nedeniyle insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından uzun süredir eleştirilen Japonya, mülteci kabul etmede elini sıkı tutuyor.

Geçen yıl toplamda 74 kişiyi mülteci olarak alan ülke, başvuruların yalnızca yüzde 1’ini kabul ediyor.

Paylaşın

Çin, Tayvan Çevresindeki Tatbikatlarını Sonlandırdı

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), Tayvan adası çevresinde başlattığı askeri tatbikatların sona erdiğini duyurdu. PLA Doğu Cephesi Komutanlığı Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Çin’in Tayvan çevresindeki sularda ve hava sahasında yürütülen tatbikatlardaki “görevlerin başarıyla tamamlandığı” ifade edildi.

Tatbikatlarla ilgili bilgi paylaşan PLA, “ordunun müşterek muharebe kabiliyetinin etkin şekilde test edildiğini” aktardı. Tayvan Boğazı’ndaki durumu izleyeceklerini de kaydeden PLA, “muharebeye hazırlık tatbikatlarını düzenli olarak icra edeceklerini” açıkladı.

Çin ve bir asırdan uzun bir süredir “bağımsızlık” ihtilafı yaşadığı Tayvan arasındaki gerilim Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Çin’in karşı çıkmasına rağmen 2 Ağustos 2022’de Tayvan’ı ziyareti ile yeniden yükselmişti.

Bu ziyaret sonrasında 4-7 Ağustos tarihleri arasında Tayvan çevresinde askeri tatbikatlar düzenleyen Çin, bu tarihten sonra da tatbikatlara devam etti. Bunun üzerine Tayvan da 9 ve 11 Ağustos tarihlerinde ülkenin güneyinde gerçek cephane ve mühimmatın kullanılacağı topçu tatbikatları yapacağını ve tatbikatın “savunma amaçlı olduğunu” açıkladı.

Çin’den Tayvan hakkında politika belgesi

Çin’in tatbikatları tamamladığı açıklaması ise bugün sabah saatlerinde Tayvan konusunda bir politika belgesi yayınlamasının ardından geldi.

Belgede Çin ve Tayvan arasında ideolojik ve sosyal farklılıkların tanınması temelinde “barışçı yeniden birleşme” hedefi vurgulanıyordu.

Çin Komünist Partisinin (ÇKP) Tayvan sorunun çözümünü ve Çin’in yeniden birleşmesini “tarihi görev” kabul ettiğinin belirtildiği politika belgesinde, “Barışçı yeniden birleşmeyi sağlamak için tüm samimiyetimizle ve elimizden gelen her çabayı göstereceğiz” ifadesi kullanıldı.

Ne olmuştu?

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından 9-11 Ağustos’ta askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna Üzerinden Avrupa’ya Petrol Sevkiyatını Durdurdu

Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, 167. gününde devam ediyor. Rusya’nın petrol boru hattı temsilcisi Transneft, Rusya petrolünün Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkinin durdurulduğunu açıkladı.

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Transneft, Rusya petrolünü Ukrayna üzerinden Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya taşıyan Drujba hattının güney kolu için Ukrtransnafta şirketine ön ödeme yapılmasının gerektiğini, fakat son ödemelerin Transneft’e geri döndüğünü söyledi.

Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’nın işgali sebebiyle Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar nedeniyle ödemenin yapılamadığını aktaran Transneft, gerekli ödemenin gerçekleşmemesi üzerine Ukrtransnafta’nın Transneft’e sevkiyat hizmeti sağlamayı durdurduğunu açıkladı.

Buna göre, Rusya petrolünün Ukrayna üzerinden Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya sevkiyatı 4 Ağustos itibarıyla durduruldu.

Transneft’ten yapılan açıklamada ayrıca şirketin Drujba hattının diğer kollarındaki sevkiyatının devam ettiği, Belarus üzerinden Polonya ve Almanya yönündeki sevkiyatlarda sorun yaşanmadığı belirtildi.

ABD, anti-radar füzesi gönderdiğini kabul etti

Öte yandan, Ukrayna’ya 1 milyar dolarlık yeni askeri yardım paketi açıklayan ABD, Ukrayna uçaklarının Rusya radar sistemlerini hedef alabilmesi için anti-radar füzeleri gönderdiğini ilk kez kabul etti.

CNN International’ın aktardığına göre, ABD Savunma Bakanlığı Savunma Politikalarından Sorumlu Müsteşarı Colin Kahl, ABD’nin Ukrayna’da kullanılması için “bir miktar” füze gönderdiğini söyledi.

Kahl, ne tür anti-radar füzesinin gönderildiği, kaç adet füzenin sağlandığı veya ne zaman gönderildiğine dair detay vermedi.

Daha önceki askeri yardımlarda söz konusu füzenin gönderildiği açıklanmasa da Kahl, Ukrayna’nın hava kuvvetlerinin güçlü kalmasını sağlamak için pek çok destek sağladıklarını söyledi.

ABD’nin, Ukrayna’ya Sovyet döneminden kalma Mig-29 savaş uçaklarının yedek parçaları gönderdiğine dikkati çeken Kahl, gönderilen füzelerin Rus radarları ve sistemleri üzerinde etkileri olabileceğini kaydetti.

Toplam 9,8 milyar dolarlık askeri yardım

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da dün (8 Ağustos) yaptığı açıklamada, ABD ordusunun envanterinden Ukrayna’ya verilmek üzere 1 milyar dolarlık silah ve mühimmatın ayrıldığını açıklamıştı.

Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, Ağustos 2021’den bu yana ABD’nin Ukrayna’ya 18 defada toplam 9,8 milyar dolarlık silah ve mühimmat sağladığını, en son yapılacak 1 milyar dolarlık yardımın ise tek seferdeki en büyük yardım paketi olacağını kaydetti.

Blinken, açıklamasında şöyle dedi:

“ABD, Rusya’nın saldırganlığına karşı Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasını desteklemek için hayati güvenlik yardımı sağlamada 50’den fazla ülkeden müttefik ve ortakla birlikte hareket ediyor.

“Bu savaş uzadıkça, Ukrayna ordusunun ve halkının cesareti ve gücü daha da belirgin ve olağanüstü hale geliyor.

“Birlikte, Ukrayna ile yakın şekilde istişare etmeye ve savaş alanında fark yaratmak ve Ukrayna’nın müzakere masasındaki nihai konumunu güçlendirmek için dikkatlice ayarlanmış ilave mevcut sistemleri ve yetenekleri artırmaya devam edeceğiz. Ukrayna ile birlik içerisindeyiz.”

2 tahıl gemisi daha Ukrayna’dan hareket etti

Ukrayna, Rusya, Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin 22 Temmuz’da İstanbul’da imzaladığı tahıl koridoru anlaşması ile birlikte Ukrayna limanlarından başlayan tahıl sevkiyatı da devam ediyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili bugün yaptığı açıklamada, tahıl taşıyan iki geminin daha Ukrayna’dan ayrıldığını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre, Güney Kore’ye 64 bin 720 ton mısır taşıyan Liberya bayraklı “Ocean Lıon” isimli gemi ve İstanbul’a 5 bin 300 ton dökme ayçiçeği küspesi taşıyan Türkiye bayraklı “Rahmi Yağcı” isimli gemi bu sabah Çornomorsk’tan hareket etti.

Gece saatlerinde İstanbul Ahırkapı açıklarına demirleyen dört geminin denetlemesi de ilerleyen saatlerde gerçekleştirilecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Çin, Tayvan’a Ne Zaman Ve Nasıl Saldırabilir?

Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler (ABD) Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin geçen hafta Tayvan’ı ziyaretinin ardından Çin, adaya yönelik askeri tatbikatlarına hız verdi. Tayvan, Pekin’in bu tatbikatları adayı işgale hazırlanmak ve Asya-Pasifik bölgesindeki statükoyu değiştirmek için kullandığı endişesi taşıdığını belirtti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping,Tayvan’ın anakara ile birleşimini “Çin ulusunun 2050’deki yeniden canlanma stratejisinin” bir parçası olarak görüyor. Pekin’in önümüzdeki 10 yıl içinde silahlı bir birleşim için hazırlıklarını sürdürdüğü tahmin ediliyor.

Ancak bazı Batılı hükümetler, Çin lideri Şi’nin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalindeki başarısızlıklarından ders çıkardığını ve bu nedenle Tayvan’ın işgalinin beklenenden daha erken bir tarihe alınabileceğini düşünüyor.

Çin ne zaman saldırabilir?

Diplomatlar ve uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre Pekin, Tayvan’ın işgalinde Moskova’nın Ukrayna’yı işgal girişiminden çıkardığı derslere göre hareket edebilir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta başlattığı işgal girişimine Batılı ülkelerin tepki verme süresinin yaklaşık iki günü bulduğunu belirten kaynaklar, Pekin’in bu süreyi dikkate alacağı düşüncesinde.

Moskova’nın 48 saat içinde Kiev’i ele geçirerek Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy’i devirememesinin Batılı ülkelerin desteğine kapı açtığını belirten uzmanlar Şi’nin bu hatayı terkarlamak istemeyeceğini ve 48 saatlik süre içinde “yıldırım hızıyla” bir saldırı planlayacağını düşünüyor.

Savunma ve güvenik alanında uzmanlaşan Londra merkezli düşünce kuruluşu RUSI uzmanları, İngiliz The Daily Telegraph gazetesine verdikleri görüşte, bu saldırının en erken 2023’te gerçekleşebileceğini öngörüyor.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun “halen evrimleşen bir güç” olduğunu belirten uzmanlar, işgalin başarısız olması halinde Şi’nin, Çin Komünist Partisi liderliğinde üçüncü dönemi kazanmasının zora girme riskini göze almayacağı görüşünde. Liderin seçileceği parti kongresi bu yılın ikinci yarısında yapılacak.

Çin Tayvan’ı nasıl işgal edebilir?

Çin’in Pelosi’nin ziyaretinin ardından bölgede yürüttüğü kapsamlı askeri tatbikatları yakından takip eden uzmanlar Çin’in Tayvan’ı işgali için hangi yolları kullanacağına dair ipuçları arıyor.

Çin’in daha önce görülmemiş “savaş oyunları” donanma ablukasından savaş jetlerinin sortilerine ve Tayvan plajlarına amfibi çıkarmaya kadar birçok yöntemi tatbik ediyor. Uzmanlar Çin’in bütün bu yöntemleri bir arada kullanarak Tayvan’ı topyekün işgal edebileceğini belirtiyor.

Ancak Pekin’in tam tersine aşama aşama gücünü arttırarak Tayvan’ı “bir yılan gibi yavaş yavaş boğmayı” ve Batı’dan topyekün savaş tepkisini çekmeye bir adım kala durmayı tercih edebileceği de olası seçenekler arasında.

Çin’in işgali için kullanabileceği dört seçeneğin avantajları ve dezavantajları?

1 – Çin Tayvan’ı abluka altına alabilir

Çin, dünyanın en büyük mikroçip üreticisi Tayvan’ı finansal, ekonomik ve işlevsel olarak yıpratmayı deneyebilir, Tayvan silahlı güçlerini uzun soluklu ve sürekli yüksek hazırlık seviyesinde tutarak yorabilir.

Çin, Tayvan adasının çevresindeki yedi bölgeye odaklanan tatbikatlarında Tayvan’ın dış dünyayla bağlantısını kesecek gümrük ve uçuşa kapalı bölgeyi hızla oluşturabileceğini gösterdi.

Uluslararası nakliye rotasını etkileyecek bu yöntem itiraza neden olsa da, dirençli bir uluslararası tepki yaratmayabilir.

2- Çin, Matsu ve Kinmen adalarını işgal edebilir

Çin, uzun süredir kendi toprağı olarak gördüğü ve bazıları anakaradan yalnızca 10 kilometre uzaklıktaki bu adaları işgal ederek bölgede kontolü ele geçirebilir.

Tayvan’ın kuzeybatısındaki Matsu adaları ile Tayvan’ın batısındaki Büyük Kinmen Adası’nın işgali Çin’e yalnızca 20 bin asker gibi asgari bir maliyetle Batı’nın tepkisini ölçme fırsatı da verebilir.

Bu adaların işgaline verilecek tepkinin zayıf kalması, tıpkı Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhakı gibi, Çin’e bu adaları ilhak etmek için cesaret verebilir. Bu adaların çok küçük olması sebebiyle birçok ülke tepki verme riskine girmek istemeyebilir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin Tayvan’la yaptığı ilişkiler anlaşması, bu adaları Tayvan’ın bir parçası olarak tanıyan Washington’u müdahaleye zorlayabilir.

Öte yandan, bu adaların işgali Çin’e “sınırlı bir ödül” karşılığında yüksek risk getirebilir.

3 – Çin Tayvan’a havadan ve anakaradan füze atışlarıyla saldırabilir

Çin’in elindeki bir diğer seçenek, Tayvan’ı hava saldırıları ve füze atışlarıyla zayıflatmak ve cezalandırmak olabilir. Çin ilk etapta Tayvan’ın kıyı savunmasını, radar ve havaalanlarını hedef alabilir, ancak müzakere masasında elini güçlü tutmak ve Tayvan halkının birlik içinde savunmaya teşvik etmemek için yoğun nüfuslu kentleri hedef almaktan kaçınabilir.

Bu seçenek her ne kadar askeri gerilimi tırmandırsa da, hedeflerin sınırlı olması uluslararası toplumu büyük bir tepki için kışkırtmayabilir.

Bu senaryoda ABD’nin bölgedeki, özellkle de Japonya’daki güçlerinin hazırlık düzeyini arttırması beklenebilir. Tokyo da ordusunu harekete geçirerek Çin’in balistik füze kapasitesini hedef almaya hazır konuma getirebilir.

RUSI uzmanı Sidharth Kaushal’a göre bu seçenek, her ne kadar Tayvan’da hasar yaratacak ve Batı’nın dikkatini bölgeye yönlendirecek olsa da, Tayvan’ı müzakere masasına zorlayacak bir yöntem değil, dolayısıyla da statükoyu değiştirmeye yetmeyecek.

Bu durumda Çin gerektiğinde tam kapasite tepki vermeye ve topyekün işgale hazırlık yapabilir.

4 – Çin Tayvan Adası’nı tamamen işgal edebilir

Topyekün işgale karar vermesi halinde Çin bu girişimi yaklaşık 110 kilometrelik Tayvan Boğazı boyunca füze ve savaş uçaklarının bombardımanı eşliğinde birliklerini stratejik noktalardan karaya çıkararak başlatabilir.

Çinli savaş gemileri ve denizaltıları, stratejik noktalara mayın döşenmesini önlemek amacıyla Tayvan donanmasını yok etmeye odaklanabilir.

Çin bir yandan Tayvan’ın savunma gücünü hızla alt ederek direncini kırmayı hedeflerken, diğer yandan siber saldırılarla Tayvan’ın iletişim kaynaklarını keserek halkı paniğe sürükleyebilir.

Uzmanlar ve diplomatik kaynaklar, Çin’in, Ukrayna’nın işgalindeki gibi Batı’nın tam teşekküllü tepki vermesine fırsat kalmadan 48 saat içinde işgali başarıya ulaştırmaya çalışacağı görüşünde.

Tam işgal durumunda Tayvan ne yapabilir?

Tayvan ise, ülkenin Çin tarafından işgale uğraması durumunda kentlerde, ormanlarda ve dağlarda gizli ekipmanla kendini savunmaya odaklanabilir.

Sivil güçleri, kıyı gözetleme, tanksavar ve füze savar savunma sistemlerini harekete geçirebilir ve gerilla savaşına yönelebilir.

Keşif uçakları, insansız hava araçları ve mobil radar platformlarıyla kıyıdaki hedefleri tespit ve yok edebilir.

Tam işgal halinde uluslararası tepki ne olur?

Tayvan’ın tam işgali, uluslararası toplumu harekete geçirebilir. ABD, Japonya ve muhtemelen Avustralya bu tepkiye liderlik edebilir.

Hindistan gibi diğer bölgesel güçlerin Çin’e karşı oluşan siyasi, ekonomik ve söylemsel tepkiye destek verebilir, ancak özellikle Hindistan’ın askeri müdahaleye dahil olması beklenmiyor.

RUSI uzmanı Kaushal’a göre “Çin’in ayağına basmaktan çekinen” birçok ülke Çin ile ABD arasında bir konum almaya çalışacak.

(Kaynak: Euronew Türkçe)

Paylaşın

Güney Kore’de Şiddetli Yağış Ve Sel: En Az 8 Ölü

Doğu Asya ülkesi Güney Kore’nin başkenti Seul ve çevresinde meydana gelen aşırı yağış, su baskını ve sellerde sekiz kişi hayatını kaybetti. Seul’ün bazı bölgeleri son 80 yılın en yüksek yağışını aldı.

Seul’de beş kişi yaşamını yitirirken Gyeonggi eyaletinde de üç kişi aşırı yağış ve seller sebebiyle hayatını kaybetti. Başkent Seul’de dört, Gyeonggi eyaletinde kaybolan iki kişiden ise haber alınamıyor.

BBC’nin haberine göre, dün (8 Ağustos) yaşanan ve 14 kişinin yaralandığı sellerde Seul’de pek çok yol sular altında kaldı, metro istasyonlarını su bastı ve Seul ile komşu illerde elektrik kesintileri yaşandı.

Güney Kore Meteoroloji Müdürlüğü’nün verilerine göre, Seul’ün bazı bölgeleri son 80 yılın en yüksek yağışını aldı.

En az 790 kişi tahliye edildi

Yerel medyaya yansıyan haberlere göre, üç yurttaş yaşadıkları yarı bodrum katlarından çıkmaya çalışırken yaşamını yitirdi. Arama kurtarma ekipleri, konuyla ilgili açıklamalarında, sel sularının bel hizasına geldiği sokakta bulunan eve ulaşamadıklarını kaydetti.

Yonhap haber ajansının haberine göre, batıdaki liman kenti Incheon ve Gyeonggi eyaletine bir gecede 10 santimetrenin üzerinde yağmur yağdı.

Seul’ün Dongjak ilçesinde kaydedilen saatte 141,5 milimetrelik yağış ise Güney Kore Meteoroloji Müdürlüğü’nün verilerine göre 1942 yılından bu yana ilçede kaydedilen saatte en yüksek yağış miktarı.

Sağanak yağışların toprak kaymaları ve su baskınlarını tetiklemesi ihtimali nedeniyle çok sayıda yol da kapatıldı.

Yonhap ajansı ayrıca Seul’de en az 163 kişinin yağış ve seller sebebiyle evsiz kaldığını, okul ve kamu binalarına sığındığını yazdı.

İçişleri Bakanlığı, başkent Seul ve çevresindeki kentlerde yaklaşık 800 binanın hasar gördüğünü ve en az 790 kişinin tahliye edildiğini açıkladı. Bakanlık, su baskınları izleme seviyesini “ciddi”ye yükseltti.

Orman Hizmetleri de ülke genelinde 47 şehir ve bölgede toprak kayması uyarıları yayınladı. Yağışların yarına kadar devam etmesi bekleniyor.

Paylaşın

Donald Trump: FBI Ajanları Evimi Bastı

Eski ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), Florida eyaletinde Mar-a-Lago bölgesindeki evine baskın düzenlediğini açıkladı. Donald Trump, yaptığı yazılı açıklamada, “Evim çok sayıda FBI ajanı tarafından işgal edildi” dedi.

Trump açıklamasında, “Böyle bir saldırı sadece üçüncü dünya ülkelerinde olabilir” ifadelerini kullandı ve 2024’teki başkanlık seçimlerinde aday olmasının önlenmek istendiğini öne sürdü.

FBI ajanlarının ellerinde arama izniyle gelerek evdeki kasayı da açtıklarını belirten Trump, “Bu baskın hem gereksiz hem de hiç uygun değil” dedi.

Trump ayrıca bugüne kadar her tür soruşturmada tüm hükümet birimleriyle tam işbirliği yaptığını vurguladı.

Eski ABD Başkanı baskın sırasında Florida’daki evinde değildi.

CNN Televizyonu’na göre Trump, New York’ta Trump Tower binasındaydı. Biden yönetinden yetkililer de baskın hakkında önceden bilgi sahibi olmadıklarını söyledi.

FBI ve ABD Adalet Bakanlığı’ndan henüz konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.

Amerikan medyasında ise baskının, Trump’ın geçen yıl Ocak ayında Beyaz Saray’dan ayrıldığında bazı gizli belgeleri almasıyla bağlantılı olduğu yönünde haberler yayımlandı.

Trump’ın oğlu Eric Trump, ABD Adalet Bakanlığı’nın soruşturmasının, babası Ocak 2021’de Beyaz Saray’da ayrıldığında götürülen bazı belgelerle ilgili olduğunu söyledi.

CBS Televizyonu da baskının, Trump’ın bazı resmi belgeleri kullanma biçimiyle ilgili soruşturma kapsamında yapıldığını bildirdi.

ABD Ulusal Arşiv Dairesi, Şubat ayında Amerikan Adalet Bakanlığı’ndan, bu konuda soruşturma başlatmasını istemişti.

ABD Başkanları ilgili yasa gereği görev süreleri boyunca yazdıkları tüm mektupları, görevleriyle ilgili resmi belgeleri ve elektronik posta yazışmalarını Ulusal Arşiv Dairesi’ne göndermek zorunda.

Trump’ın yasa dışı şekilde başkanlık döneminden kalma birçok belgeyi yırttığı iddia ediliyor. Ulusal Arşiv Dairesi, yırtılan bazı belgelerin yapıştırıldığını açıklamıştı.

Trump ise resmi belgeleri uygunsuz kullandığına yönelik iddialarla ilgili olarak, “Bunlar sahte haber” demişti.

Amerikan Kongresi de halen 6 Ocak 2021’de Kongre binasına düzenlenen saldırıyı soruşturuyor. Soruşturmanın odağında ise Trump bulunuyor.

Trump’ın saldırıyı televizyondan izlediği ortaya çıkmış; Temsilciler Meclisi’nde Demokratların öncülüğünde oluşturulan komisyonda ifade veren bazı eski Beyaz Saray yetkilileri, Trump’ın, çocuklarının ve yardımcılarının “kendisine müdahale etmesi için yalvarmasına” rağmen harakete geçmediğini söylemişlerdi.

Paylaşın

Tayvan Dışişleri Bakanı Vu: Çin, Tayvan’ı İşgale Hazırlanıyor

Tayvan Dışişleri Bakanı Joseph Vu, Çin’in 4 Ağustos’tan bu yana devam eden tatbikatları ile ilgili açıklama yaparak endişelerini dile getirdi. Bakan Vu, bugün (9 Ağustos) erken saatlerde başkent Taipei’de düzenlediği basın toplantısında, Çin’in “kendi toprağı” olarak gördüğü Tayvan adası etrafında sürdürdüğü askeri tatbikatlara ilişkin konuştu.

Bakan, “Çin’in asıl hedefi Tayvan Boğazı’nda ve Asya-Pasifik Bölgesi’nde statükoyu değiştirmek” diyerek Çin’in “Tayvan halkının moralini bozmak için büyük tatbikatlar düzenlediğini, füzeler denediğini, siber saldırılar düzenlediğini, dezenformasyon kampanyası yürüttüğünü” söyledi.

Çin’in “son tatbikatları ile birlikte Tayvan’ı işgale hazırlandığını” da sözlerine ekleyen Bakan Joseph Vu, “Batılı müttefiklerine Çin’in karşısında durdukları için” teşekkür ederek “Bu tavırla dünyaya net bir mesaj veriliyor: Demokrasi, otoriterliğe boyun eğmeyecektir” dedi.

Ada çevresinde 39 savaş uçağı, 13 savaş gemisi

Çin ve bir asırdan uzun bir süredir “bağımsızlık” ihtilafı yaşadığı Tayvan arasındaki gerilim Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Çin’in karşı çıkmasına rağmen 2 Ağustos’ta Tayvan’ı ziyareti ile yeniden yükselmişti.

Bu ziyaret sonrasında 4-7 Ağustos tarihleri arasında Tayvan adası çevresinde askeri tatbikatlar düzenleyen Çin, bu tarihten sonra da tatbikatlara devam etti. Bunun üzerine Tayvan da 9 ve11 Ağustos tarihlerinde ülkenin güneyinde gerçek cephane ve mühimmatın kullanılacağı topçu tatbikatları yapacağını ve tatbikatın “savunma amaçlı olduğunu” açıkladı.

Bu bağlamda bir açıklama yapan Tayvan Savunma Bakanlığı, Çin ordusunun askeri tatbikatlarının beşinci gününde (8 Ağustos) Tayvan çevresinde 39 savaş uçağı ve 13 savaş gemisinin görüldüğünü duyurdu.

Bakanlık ayrıca Çin hava ve deniz araçlarını elektronik takip araçları, devriye uçakları, gemiler ve füze sistemleriyle izlediklerini söyledi.

Ne olmuştu?

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

Paylaşın